|
SEN, BU KAVGANIN GÜZELLİĞİ MİSİN YOKSA?...
|
Dünyaya gözlerimizi ilk açtığımızda, bir kavganın içinde
bulduk kendimizi. Kürttük. Çocukluktan gençliğe, çok
hızlı oluyordu geçişimiz. Çünkü dağlarımızın
doruklarında yakılan isyan ve özgürlük türküsünün ardılı
olma görevi duruyordu önümüzde. Kimsenin acısını
sahiplenmediği topraklarda, Beritan’ la karşılaşıp,
ondan etkilenmemek mümkün görünmüyordu. Çıkış öyle
olmalıydı, savaş öyle. Hem içte, hem dışta, hem
kuşatmada, hem zindanda ve de kutsal dağlarda. . . .
Mezopotamya’da bir kadın olarak, kolay mı Kürt halkının
avazı olmak, kolay mı direnişin adı olmak? Sen oldun
Beritan. .. Büyük mücadelenin tam da orta yerinde,
kavganın güzelliği oldun. Bu güzelliğe kim istemezdi ki
ulaşmak? Ama gerçek aşkla tanışmak, güneşin soluğunu
hissetmek, bağlanmak nasip olmuyor herkese.
Silahımı bir ağaca dayayıp, uçuruma yaklaşıp, kollarımı
açtım. Ne düşündüğünü anlamaya çalıştım. İhanetçi Kürde
silah bıraktıran, onu utandıran eylemini nasıl yaptığını
duyumsamak istedim. Çok güçlü bir rüzgar esiyordu.
Uzaklardan gelmişti. “O’nu unutma, Beritan’ı, Bese’yi,
Zilan’ı, Nuda’yı, Gülbahar’ı… Halkının yarım kalan
türküsünü söylemeye devam et. Zafer yakın, Zafer seni
onlara götürecek.” Dedi.
Hemen silahıma koştum, omzuma taktım. “Hazırım” dedim.
Peki Beritan, bu rüzgar senin kulağına ne fısıldamıştı?
O unutulmaz zılgıtını çekinceye kadar ki sürede, neler
hissetmiştin? Ne kadar merak ettiğimi bir bilsen? Bu
dağlarda en çokta rüzgarı dinliyorum. Çünkü o, sana
anlattığını bir gün bizlere de söyleyecek, biliyorum!
Şimdi bir kuş, salınarak geçiyor başımızın üzerinden.
Ey! Doğan her küçük kız çocuğun adını veren Beritan; O
kuşa sesleniyorum şimdi. ‘Ben özgürüm’ dercesine kanat
çırpışına, imrenerek baktığımı düşünüyor, tutsak bir
halkın kadını olduğum için.. Yanılıyor oysa!..
- Bizi mi kıskandırıyorsun? Neden özgürlüğün kadın
savaşçılarının üstünde, rüzgarla dans edip, uçuyorsun?
Çaban boşuna güzel kuş. Bu uçuş savaşçı kadınlara, bu
özgürlük Beritan ve Bese’lere senden daha çok yakışıyor
çünkü..
Beritan; güneşten, senden ve güzelleşmek için verdiğimiz
mücadeleden aldıkları güçle, kavganın içinde açan
kardelenler olmaya devam ediyor yoldaşların.
Diyor ya şair:
Toprağın ilk sancısından beri,
Kaç ihanet gördü, kır çiçekleri,
Kaç güzelliği kurban verdik çığlara,
Ne yıllar tükendi, ne baharlar…
Bitmedi, daha sürüyor, o kavga,
Ve sürecek,
Yeryüzü, aşkın yüzü oluncaya dek.