|
|
Adı-soyadı: Halil Uysal
Kod adı: Halil Dağ
Doğum yeri ve tarihi: İzmir-31
Mayıs-1973
Mücadeleye katılış tarihi: 1993
Almanya
Şahadet tarihi ve yeri: 1 Nisan 2008 Besta Alanı |
|
|
|
Ş. VİYAN (LEYLA WALİ HÜSEYİN)
PORTRE |
|
Adı
Soyadı: Leyla Wali Hüseyin
Kod Adı: Viyan Karox
Doğum Yeri-Tarihi: 1981/Süleymaniye
Partiye Katılışı: 1997
Şahadet Tarihi: 11 şubat 06 da Haftanin'de
Önderliğe karşı geliştirilen komployu protesto için
kendini yakarak şehit düştü.
Devamı...
|
|
|
İletişim |
|
Site
hakkında Görüş ve Önerileriniz İçin |
|
|
|
BİR ŞAHİKALAR DESTANI: DERSİMLİ ZARİFE
|
Zin Evinawelat
Elbette vardır bir diyeceği, bir haberi
Bir kaçağa çay sunan kürt kadınlarının
Dağlar dilsizdir yalçındır
Ama gün gelir bir diyeceği olur onların da
Ve dağlar, ıssız tarlalar başladı mı konuşmaya
Susmazlar bir daha, söz onlarındır artık.
Şahika, kelime anlamıyla ‘nefesin kesildiği yer yani zirve,
doruk’. Ve o nefes kesen dorukların daimi direnişçileri:
Kürt Kadınları… Ve Kürt Kadınlarının çığlığı ile yazılan
destanlardan biri: Şahikalar Destanı…
“Merhaba Yaşam” dedi aynı anda Alişer ve Zarife. İmranlı –
Azgêr Köyünde, bu günkü ismiyle Atlıca’ da 1882 yılında
dünyaya geldiler. Aslen Hesenanlılardan olan Alişer ve
Zarife, Sivas’ da eğitimlerini tamamladılar. İlk gençlik
yıllarında yaşamlarını birleştiren çift, ideolojik
tartışmaları en kapsamlı birbirleriyle
gerçekleştiriyorlardı. Onlar için Kürdistan denildi mi akan
sular dururdu. Evlilikleri de öyle bilinen evliliklere hiç
benzemiyordu. Bir birlerine “Hevalê” yada “Reheval” diye
hitap etmeleri, çevredekiler tarafından oldukça dikkat
çekiciydi.
Evlilikleri süresince, halka karşı sorumluluklarını nasıl
yerine getirebilecekleri konusunda yoğunlaşan ikili, I.
Emperyalist Paylaşım Savaşı sırasında ilk kez mücadelelerini
aktifleştirme imkanı buldular. Rusya ile görüşerek,
Ermenilerle ilişki kurdular. Bir direniş mücadelesinin
olmazsa olmazı örgütleme faaliyetini hiç ara vermeden
sürdürdüler. Sivas ( Sêwaz ), Malatya ( Meleti ) ve Dersim
bölgelerinde çalışmaların sorumluluğunu alarak, 1914 de
özgür bir Kürdistan için çalışmaları başlattılar.
Kürdistan Teali Cemiyetine 1919 yılında bir mektup
göndererek, Dersim ve Koçgiri Kürtlerinin, cemiyete bağlı
olduğunu bildirdiler. Alişer ve Zarife, Koçgiri Halk
Ayaklanmasında oluşan ordunun Komutanlığını büyük bir
titizlikle üstlendiler. Bu yüzden yazdı ya ozan şarkısını:
“Dağ unutmaz Alişer'i
Rüzgarda saklar
Gül unutmaz Zarife'yi
Şebnemde saklar”
I. Emperyalist paylaşım Savaşının sona ermesinden sonra
tekrar Koçgiri’ye dönen Alişer, değişen koşullar nedeniyle
Mustafa Paşanın oğlu Alişan Beyin katipliğini yapdı. Koçgiri
aşiret reisi Mustafa Paşa, Alişer ve Zarife’yi Dersim ve
Koçgiri aşiretlerini örgütlemekle görevlendi.
Koçgiri Halk Hareketinin yenilgiye uğramasından sonra Zarife
ile eşi ve yoldaşı Alişer’ in Koçgiri’de kalma koşulları
yoktu. Ama onlar halakı bilinçlendirme faaliyetlerinde sınır
tanımadılar. Zarife ve Alişer, Dersim’e gittikten sonra
halkı sazı ve deyişleriyle bilinçlendirme çalışmaları
yaptılar. Şiirleri dilden dile dolaşır. Halkı birliktelik
yönünde eğitirken, bir yandan da Dersim aşiretleri arasında
varolan kan davalarını ortadan kaldırmak için çalışmalarında
hiç durmadılar. Aşiretler arası sorunların çözümünde görev
çoğunlukla Zarife’ deydi. Çünkü Zarife, onurlu duruşu ve
halka verdiği güvenle, toplumda saygın bir yer edinmişti.
Zarife, eşi ile ilişkilerinde son derece saygılı, ona
yoldaşça yaklaşan ve tüm yaşamlarını halkının özgürlüğüne
adayacak denli kararlı bir Kürt kadınıydı. Hem Kürtleri,
Kürdistan’ı çok severdi. Uzun süre Zarife ile aynı evde
kalan ve Dersim isyanın da kardeşi şehit olan Zarife’nin
yakın arkadaşı, dostu Gulşa Akkuş, şöyle anlatıyor
kahramanımızı:
“Alişer Zarife’nin ismini kullanmaz, ona hep Hevalê derdi.
Öyle çağırırdı. Kürtleri, Kürdistan’ı ne kadar çok
seviyorlardı ? Bunu ben biliyorum. Çok, çok büyük bir
bağlılıkları vardı. Her şeyleri Kürdistan’dı. Başkalarının
tayyarelerinin üzerinde uçmadığı bir Kürdistan onların bütün
isteğiydi. Bir seferinde Zarife’ nin yanındaydım. Çiyaye
Munzur'un Zeranik (Yeşil yazı) tarafına bakarak, bir yandan
da benimle konuşuyordu. ‘ Bu dağlar umut dağlarıdır. Bizim
isteklerimizin gerçekleşmemesi diye bir şey olmaz ‘diyerek
konuşmasını sürdürdü. Kürtlerin başarılı olacaklarına,
kazanacaklarına kesin gözüyle bakıyordu. Benim sorularıma,
bizlerin sorularına tane tane yorulmadan cevap verirdi.
Cevap vermekten bıkmazdı. Zevk alarak anlatırdı.”
Misafirperverliği de dillere destandı Zarife’nin. Sık sık
görüşmeler yaptıkları Dersim’in aşiret temsilcileriini
zevkle misafir ederdi. İnsanlarla görüşmek, sorunlarına
cevap bulmak onu mutlu ederdi. Onun bir diğer yanı
nişancılığıydı. İyi bir silahşördü. Tabancasını hep yanında
taşırdı. Zarife’ nin arkadaşı Gulşa, şöyle devam ediyor
anlatımına; “Her zaman ‘Kollık pusti’ sını (tabancasını)
beraberinde taşırdı. Kütüklüğü çapraz bağlardı. Kütüklüğü
hep mermi doluydu.Bir gün Zerenik'te (Yeşil yazı) Kem
oğulların harmanın da atış yapılacaktı. Atıcılar, nişancılar
arasında Zarife'de vardı. Bizim insanlar zaman zaman atış
yaparlardı. Çevredeki aşiretlerden de atış için gelirlerdi.
O gün harmanın öbür ucuna, loğun üzerine bir şişe koydular.
O şişeye nişan alınacaktı. Kadın, çoluk çocuk herkes
izlemeye geldi. İlkin Zarife atış çizgisine geçti. O, kollik
puşt isi ile ilk atışın da şişeyi vurdu. Seyredenler de
çığlık koptu. Ve bir süre aralıksız mermiler sıkıldı.
Kendini kabul ettirmiş bir kadındı. Onun yeri ayrıydı. Bir
seferinde kendisine neden hep burada kalıyorsunuz? Köyünüze
gitmiyecek misiniz? dedim. Gülerek ‘Biz artık Dersim’ liyiz.
Dersim, Koçgiri Kürdlerinin yaylasıdır. Bu dağlar da bizim
cenazelerimize de yer var’ dedi.”
Zarife ve Alişer, yaşamları boyunca sadece halk isyanlarında
yer almadılar. Ayrıca çok sayıda Türkçe, Kürtçe’nin Kırmanç
ve Zazaki lehçelerinde şiir ve halk hareketi üzerine olan
görüşlerini kaleme aldılar. Onlar, çok iyi birer ozan ve
Kürdolog olarak da nam salmışlardı. Ondan yazıldı ya
Şahikalar Destanı:
Ali boğaz göklerinde
Barut sıcağı
Bir dağ geçidini tutmuş
Tutmuş Alişer
Kayadan kayaya anam mavzer yankısı
Zulme yurdum demez Alişer
Ferman dinlemez
Kurumuş kan ortasında…
Ve gün geliyor, iç ihanet baş gösteriyor Kürtlerin orta
yerinde. Ahmed-i Xani’nin Mem û Zin’in deki Bekolardan biri
daha yani. Komutanı oldukları Koçgiri İsyanı’n da düşünsel
bağlılıklarıyla en çok değer verdikleri Dersim halk
önderlerinden Şex Hesenan aşiretinin yukari Abbasan koluna
mensup olan Seyit Rıza’nın kardeşinin oğlu Reyber Qop çıktı
tarih sahnesine. O, devlet güçleriyle Dersim’ de ki halk
örgütlenmesine karşı anlaşmış ve ajanlık görevini
üstlenmişti. İşbirlikçi Kürdü yaratmak için aktif çalıştı.
Reyber ilk olarak Seyid Rıza’ nın koruması altında büyüyen
Zaynet Top’ u hedef seçti. Zeynel, daha önce Sin ve Hozat
arasındaki Dersim Halk Hareketindeki silahlı birlikte yer
almıştır. Dersimliler adına devlete yapılan saldırılarda
aktif yer almıştır. Çok güçlü ve iyi silah kullanan biri
olarak ün salan biri olduğudan dolayı da Reyber’ in gözü
Zeynel’ deydi. Reyber, O’ nu çeşitli vaatlerle ve
korkutmalarla ikna ederek, düşmanla ilişkilendirdi. Zeynel'e
“ Durumun ordu güçlerince biliniyor. Bir şeyler yapmazsan
seni af etmezler. Devlet Alişer'in peşinde. Onun ortadan
kalkmasıyla Dersim'in durumu da düzelir ” dedi. Reyber’in
amacı Zeynel'in eliyle bu çifti ortadan kaldırmaktı.
Böylelikle Abbasan aşiretiyle Seyd Rıza'nın da arası
açılacaktı. Ve sonuçta Zeynel'i ikna etti. Ali Boğazı’n daki
mağarada yapılacak görüşme için, Zarife tedirgindi. Alişer’
e bu görüşmenin yapılmaması konusunda uyarılarda bulundu.
Çünkü görüşme Reyber tarafından ayarlanmıştı. Ve Zarife
Reyber’ e hiç bir zaman güvenmemişti. Ancak Alişer, Zarife’
nin bu tutumunu eleştirdi.
Alişer: Heval Zarife, sonuçta o Dersimli bir Kürttür. Sen
nasıl kendi insanından böyle şüphelenirsin.
Zarife: Heval tedirginim. Ona hiç bir zaman güvenmedim. Bu
görüşme sağlıklı değildir. Ama beni dinlemeyip, illede
görüşeceksen, o zaman ben senin yakınında olayım. Ve ne
olursa olsun bana söz ver, ona arkanı dönmeyeceksin.
Alişer inanmak istemez yol arkadaşı Zarife’nin sözlerine.
Bir yandan da “Hevalim ne söylediyese bu zamana kadar hep
gerçek çıktı. Hiç yanıladı. Ama yok, sonuçta Reber bir Kürt,
bizim insanımız. Güvenmeli ve güven vermeliyim.” diye
geçirdi içinden.
Takvim yaprakları 9 Temmuz 1937 Cuma gününü gösteriyordu. Ve
Reberi Qop’un gönderdiği Zeynel, Usê Xıdêy Murt, Efendi yê
Wank ê, Mıst ê Torn ê Surê, Celoy Us ê Feri, Palaxine'de ki
mağaraya doğru yola koyuldular. Kafat köyü yakınlarında ki
mağara da Alişer, yeğeni ve Zarife hazır bulunuyordu. Ancak
Zeynel görüşmeye katılmayarak, mağarının biraz ilerisinde
hazır bekledi. Sonra beklenilen görüşmeye geçildi. Kısa
süren konuşmalar ardından Alişer’in masadan kalkması ile
Mistoy Surê ilk silahını çeken oldu. Ve Alişer’i yakın
mesafeden sıktığı kurşunla öldürdü. Alişer’ in yere
yığılması ile Zarife’nin atik bir şekilde silahını
ateşlemesi ile saldırgan guruptan biri ölmüş, iki kişi de
yaralanmıştı. O yüzden kaleme sarıldı ya şair:
Zarif'in yüzü
Ay giyinmiş acısını
Ağlayıp gezer
Alişer'e ölüm neki
Bundan gayrısı
Etinde bir kurşun gibi
Siperler susar…
Zarife, Misto’nun da üstüne atladı. Misto'yla Zarife bir
süre kavga etti. Her ikisinin elinde de tabanca vardı. Yerde
birbirlerini vurmak için uğraştılar. Sesleri duyan kapı
önünde ki Zeynel mağaraya doğru yöneldi. Bir terslik
olduğunu fark etmişti. Alişer'in yeğenini ve yerde Mistoy'la
boğuşan Zarife'yi görünce, hemen tabancısını ateşledi. Ve
hem Alişer’ in yeğenini, hem de onurlu Kürt Kadın Direnişçi
Zarife’yi vurdu. Ve devam etti ozan:
Şahikalar kardı
Çayırlar sümbül
Yamaçlar kavaldı
Yamaçlar keklik
Dağ unutmaz Alişer'i
Rüzgarda saklar
Gül unutmaz Zarife'yi
Şebnemde saklar…
İhanetçiler, Zarife ve Alişer’in kafalarını keserek,
mağarayı tümden aradılar. İkiliye ait olan değerli eşyaları,
doküman -belgeleri, kitap ve defterleri de almayı da ihmal
etmediler. Olayın sonucunu Mezikê'de sabırsızlıkla bekleyen
Reyber ê Qop, Zeynel geldikten sonra Tilagê' ye, oradan da
Askeri Karargaha gittiler. Üstteğmen Nazmi Sevgen, onları
kapıda karşıladı. Zarife ve Alîşêr’i katledildiği aynı gün
devlet tarafından kendisine 100 altın verilen Zeynel, kısa
bir süre sonra, “Kendi halkına ihanet eden, bize de ihanet
eder” diyen Nurettin Paşa'nın damadı olan ve Dersim’in adını
"Tunceli" olarak değiştiren Abdullah Alpdoğan’ın emriyle
idam edildi.
Her iki kahramanın başı Abdullah Alpdoğan’ a teslim edildi.
Kontur-gerilla bugünkü adıyla da JİTEM olan katliam
çetesinin o dönemde komutanlarından Nazmi Sevgen, Zarife ve
Alişer’ e ait belgelerin, şiirlerin, onların tarafından
kaleme alınan Dersim Destanı adlı çalışmanın ve kendilerine
ait çok sayıda fotoğrafın yer aldığı sandığı, Genel Kurmay
yetkilililerine teslim etti. Gerisini, kesik başların
fotoğraflarını çekip yayımlayan Nazmi Sevgen, anıları kaleme
aldığı evraklarda şöyle aktarıyor: “Alişêr’in kesik başının
resmini ben aldım. Fakat kesik başın resmini alırken
ürperdim, tüylerim diken diken oldu. Günlerce o baş gündüz
hayalimde, gece rüyamda yaşadı.” (Yeni İnci, Sayı: 44/ 1953)
Zarife ve Alişer, bu gün hala bölgede kulaktan kulağa
aktarılan şiirlerinde bile, Kürt birliğinin önemine vurgu
yaptılar. Kürt kahramanlar Zarife ve Alişer,
katledilmelerinden 2-3 yıl kadar önce, Dersim’i bekleyen
felaketi o diplomatik kimliği ve sanatkarane sezisiyle
önceden görerek şu dizeleri yazmışlardı:
Ol Yezid’in fikri Dersim’i vura
Silahlar toplanıp çöllere süre
Zâlimler, zannetme bu size kala
İnşallah bir eroğlu meydana gele
Hak yolunda intikam ala…(20)
Onların yazdığı şiirlerinde “azınlık içinde azınlık”
statüsündeki Aleviler ve Kürtler’in duygu ve düşünceleri tüm
çarpıcılığıyla görmek mümkündür. Daha, 1930’lu yıllarda
İstanbul Konservatuarı’nın türkü derlemeleri sırasında onun
üç türküsü de taşplak yapılmıştı. Öte yandan, Nazmi Sevgen,
onun Dersim’e ilişkin manzum bir destan yazdığına da Alişer
ve Zarife ile ilgili anlatımları arasında yer verdi. Herşeye,
herkese rağmen Şahikalar Destanı durmaz, akar dedi sanatçı:
Ali boğaz göklerinde
Barut sıcağı
Bir dağ geçidini tutmuş
Tutmuş Alişer
Kayadan kayaya anam mavzer yankısı
Zulme yurdum demez Alişer
Ferman dinlemez
Kurumuş kan ortasında…
Alişer ve Zarife’ nin katlinden sonra ele geçirilen sandığa
ilişkin genel bilgilerin yer aldığı Fırat Haber Ajansı’ndan
Ali Güler imzasıyla 22 Mart 2009 tarihinde yayımlanan
röportajda konuşan Kürdoloji ile ilgili çalışma yürüten
Araştırmacı-Yazar Mehmet Bayrak, konuya ilişkin şunları
açıkladı:
“- Ben hiç bir zaman belgesi, bilgisi, bulgusu olmayan
birşey söylemem. Bunların belgesi zaten var. Koçgiri'yi
vuran, Alişer'in sandığına el koyan Jandarma Albayı Nazmi
Sevgen bunları söylüyor zaten. Nazmi Sevgen bunları
çıkardığı "Tarih Dünyası" isimli dergide yazıyor. 1950
tarihli bir dergi. Yazının başlığı ise şöyle: "Yakın Tarihin
Sırlarla Örtülü Hadiseleri ve Koçgrili Alişer.” Alişer ile
ilgili bir devlet kalemşörünün yazdığ ilk yazı budur.
Sandıktan ele geçirdikleri birçok fotoğrafı burada
yayınlıyorlar. Alişer'i öldüren Zeynel'in fotoğrafından
tutun da, Alişer ile Zarife’nin elele tutuştukları
fotoğrafına kadar...
ANF: Zarife ile Alişer'in bilinen fotoğrafı mı?
- Evet, şu anda her tarafta olan fotoğraf. Ben bu dergiden
buldum ve yayınladım. Daha sonra afiş haline geldi. Yine
Alişer'in kesik başının fotoğrafı var. Bu fotoğrafı da Nazmi
Sevgen çekmiştir. Burada daha açıklayamayacağımız birçok
fotoğraf var. Yine Sevgen o yazıda, "Alişeri ve Zarife’yi
öldürdüklerinde sandıklarında birçok belge ve hiçbir yerde
yayınlanmamış yazılarına el koyduklarını ve bunların içinde
Dersim’ e ilişkin bir destanın da bulunduğunu“ yazıyor.
Bunları genelkurmaya gönderdiklerini belirtiyor.”
Daha katledilmeden bir efsaneye dönüşen ikiliye, ünlü
eserinde Kürt kadınının kahramanlığını anlatırken yer veren
Nuri Dersimi; “Zarîfe, kocası gibi Kürt milli davasına
bağlı, aynı yüksek gayeleri takip eden, eşsiz bir Kürt kızı
olduğunu, hayatında doğrudan isbat etmiştir. Zarîfe, Kürt
kadınları arasında milli uyanış için eşsiz bir propagandacı
olmuş ve Alîşêr’in milli faaliyetlerinde, onun sağ kolu ve
iş arkadaşı olmuştur. Zarîfe, Alîşêr’e daima, Kürtçe’de
(arkadaş) anlamına gelen (heval) sözüyle hitap ederdi. Ne
yazık ki, fikir ve duygu itibarıyla tam bir birlik olan bu
ailenin bir çocuğu olmamıştır. Zarîfe, uzun boylu iri-yarı
ve her konuda bir Kürt fizyonomisine sahip, simasında
cesaret ve yiğitliği okunan, eşsiz bir Kürt kızı idi. Her
yıl Dersim’e gider, milli gayeler hakkında nutuklar söyler
ve aşiretler arasındaki çelişkileri ciddi bir hâkim gibi
hallederdi.” diyor ve ekliyor:
“O aslan ki kendi döneminde okuma- yazma bilen, hem siyasi
hem de askeri bir Kürt kadınıydı. Çok sefer Alişer bir şey
yapmadan önce onun düşüncesini sorar, fikrini alırdı. Ona
sormadan karar vermezdi. Zarife savaşçıydı. Çok sayıda bayan
da onunla birlikte savaştılar. Onlar da silahlıydılar.
Çarpışmalar başlamadan önce silahlı eğitim aldılar,
yaptılar.”
Ne sayfalar yeter Alişer ve Zarife’ yi anlatmaya, ne
saatler. Ne de her hangi bir edebiyat dili bulabilir o yüce
kahramanlığı anlatacak sihirli kelimelerin anahtarını. Belki
yöre halkı arasında o günden sonra yaygınlaşan “Hükümetin
tası dolu bal da olsa parmağını batırma! ” sözü, bu
öğretinin gücünü gösterir. Ya da en doğrusu Dersim’den,
Koçgiri’den, Amed’den, Afrin’den, Wan’dan, Maku’den,
Adıyaman’dan, Qamişlo’dan, Nusaybin’den, Selmas’dan
Mezopotamya dağlarına taşıyan Kürt kadınları taşıyordur
Zarifenin mirasını, silahını, ondan önceki Kürt kadın
direnişçlerden kalan herşeyi. Hem de aynı inanç ve iddayla,
biriktirilen mirasla daha güçlü, daha çok yaklaşarak ‘özgür
kadın’ a, ‘özgür bir halka’ ve ‘özgür yarınlara’. Sonra son
sözü en humanist duygularla müziğin tınısına ekledi ozan:
Aynı mavi göğün altındayız
Aynı güneş ısıtıyor bizi
Geceleri aynı ay
Niye öldürüyorsunuz ki.
|
|
|