|
Tiyatro Ve Kadın
Jinda Asmin
Tiyatro ve doğanın doğurgan özeliklerini kısmi
olarak ele almıştık. Yine doğurgan özelliğine en
açık sahip olan kadında bu noktada büyük bir neme
sahipken, yaşamı her zaman yenilemeye çalışıp, seven
güzellik yasasını işlemeye çalışır.
Kadının doğum sancıları yaşamın sancılarıyla
benzerdir. Doğa da her şey sancılarla yenilenir ve
olgunlaşır. Kadın sancılarını bir duygu ve düşünme
çerçevesinde yaşarken bu sancılar kadını yeni şeyler
yaratma eğilimine itekler. Böylelikle kadın derinsel
olarak, yani yaşamını ayrıntılarıyla yaratma
eylemini, devingenliğini sancılarıyla derinden yaşar
yaratımları yaşamak bütünleşip kendini yenileyen bir
kalıcılık kazansın. Kadının insanda doğru ve güzel
gelişimini yaratabilme çabasıdır işte bu noktada
tiyatronun felsefesiyle bir bütündür. Bu da şunu
bize söyletiyor ki, doğa, tiyatro ve kadın
toplumlarında yaratıcısıdır. Her zaman toplumları
yeni duygulara, düşüncelere, buluşlara itme gücünü
taşırlar.
Tiyatro ve kadın ortak sorunlarıyla yaşamı, insan
özüyle yaratma başlıca değişimleri olup bir bütün
insana ait sorunlar, düşünceleri, duyguları yine
çelişkileri, çözümleri, konuları, olgu ve olayları
muhataplarıyla buluşturur, çünkü her insan yaşam
sorunları karşısında birer muhataptır.
Tiyatro ve kadının buluştukları doğurganlık
özelikleriyle yaşamı sorunlarını ele alış yöntemleri
de birbirini çekmektedir. Örnek olarak, insan
yaşamında, kadın kötü, iyiyi birbirinden ayırt edip,
dışlamadan kadının bir şeylere reddi, değiştirip,
dönüştürmesi yaşam doğrularına göre yaratma çabası
en güçlü yanlarındandır. Kadında ki bu özelik
tiyatronun da en belirgin olanve sonuç alan
özeliklerinden biridir.
Tiyatro ve kadının yaşadıkları sancılar onları,
sorunları karşısında daha açık ve dürüst olmaya
iter. İnsanla paylaşıp hissetme çabalarıyla da
tiyatro-kadın, kadın- tiyatro gelişimini sağlatır.
Bu çarpıcılıkla birbirine de en benzer-
yakışanlardır.
Bunlar karşısında saygıyla olmamak insan ahlakına
sığmayacak bir yaklaşım olsa gerek. Bunun için,
tiyatroyu kadın olmadan düşünemeyiz. Bu ihtiyaç
kendisini Shekspear döneminde de çok açık bir
biçimde hissettirip yaşamsallaştırmıştır.
Şunu ortaya koymak gerekir. Sanatın tiyatronun
yaşamı, doğayı insanı yaratma felsefesi kadının
yaratma felsefesiyle, duygu ve düşünce sancılarıyla
buluşan birbiriyle bir bütünlük sağlayan çarpıcı bir
bakıştır. Bu nedenle her zaman tiyatro var olmuştur.
Tiyatro ve İzleyicisi
Tiyatro seyircisi ile hayat bulur. Tiyatro
seyircisini esas alarak devinimlerini
gerçekleştirir.
Tiyatronun seyircisi ile yaşamsallaşması, insanın ve
insanla paylaşma ihtiyaçlarını esas almasından
doğuyor. İnsanın yaşam ihtiyaçlarının zorlukları,
hataları ve doğrularıyla, iyi- kötü, güzel-çirkin,
hayat ve gerçek arasında ki bağlantıları
seyircisiyle birlikte değerlendirip, yaşamda
şekillenmenin ihtiyaçları doğrultusunda solumayı
tiyatro ve seyirci ilişkisinde topluma güçlü bir
bakış kazandırır. Birçok değişik düşünce duygu ve
sistemde ki ayrıntıları kapsar ve tartışmaya açık
bir ortam sağlar.
Tiyatro seyircisine seçtiği konuları sunarken
eleştirilerini, kabul ettiği doğru-yanlış yönleri
bir yoruma kavuşturarak seyircisi ile paylaşır.
Seyircisi de kendi yorumu ile ele alır ve etki-tepki
olayı ile bir paylaşım akımı içerisine girilir.
Tiyatroda oyuncu, sorunları dile getirirken bir
rolle ifade eder ama kendisini de sorunların başlıca
sorumlusu sayar ve seyirciyi de bu sorumluluğa
katarak sorunları paylaşmış olur. Seyircisinin de,
sunduğu olayların bir parçası olduğunu dile getirir.
Tiyatro yaşama farklı düşünceleri-duyguları,
hayalleri sunarak bir olgunluk katar. Duygu ve
düşüncelere gelişen tepkilerle seyirci var olur.
Tiyatro kendi içerisinde yaratmış olduğu tarzlarla,
seyircisini yaratır ve kapsar. Yani tiyatro ve
seyirci birbirleri için var olurlar.
Tiyatro seyircisi ile toplumsal değer yargılarını
yaşama mal etmeye çalışır. Geçmişten şu ana ve
geleceğe dair idealarını tartışır, yenilenir ve var
olur. İnsana ait değerleri doğa ile de yoğurarak bir
bütünselliğe kavuşturur. Yani yaşam değerlerine daha
bir değer kazandırır.
Tiyatro bu nedenle her zaman yaşar, yaşatır.
Geri Dön
|