|
|
Adı-soyadı: Halil Uysal
Kod adı: Halil Dağ
Doğum yeri ve tarihi: İzmir-31
Mayıs-1973
Mücadeleye katılış tarihi: 1993
Almanya
Şahadet tarihi ve yeri: 1 Nisan 2008 Besta Alanı |
|
|
|
Ş. VİYAN (LEYLA WALİ HÜSEYİN)
PORTRE |
|
Adı
Soyadı: Leyla Wali Hüseyin
Kod Adı: Viyan Karox
Doğum Yeri-Tarihi: 1981/Süleymaniye
Partiye Katılışı: 1997
Şahadet Tarihi: 11 şubat 06 da Haftanin'de
Önderliğe karşı geliştirilen komployu protesto için
kendini yakarak şehit düştü.
Devamı...
|
|
|
İletişim |
|
Site
hakkında Görüş ve Önerileriniz İçin |
|
|
|
Sarya
Onur
Hep aynı doruklarda aradığımız ve hep aynı göklerde bulmak
istediklerimiz, bizlere bir dil öğretir. Bu dil, sessizliğin
dilidir. Ateş gibi sıcaktır. Bu alevin kıvılcımları göğe
yükselir. Oradan da nasır tutmuş ellerimize bir armağana
dönüşmüş olarak ulaşır. Bazen gecenin karalığını yırtan
usulca elimize ulaşan bir hatıra bu.
Dağlarda yaşanan her an, her saat, her zaman dilimi çok
farklı. Yaşanan her şeyi unutulmaz kılan büyülü bir sır var.
Unutamadıklarımız ve geleceğe dair kurduğumuz hayalleri
saran güzelliklerdir bunlar.
Dağlar, asırların sırına taşırır bizi. Çağların, zamanın taa
ötesine…
Çünkü, yaşanan her an çok değerlidir. Unutulmazdır,
kalıcıdır. Armağanlar ulaştığında ellere, işte o an
kalplerden yayılan ışık, sarıverir dağların doruklarını.
Gerillanın, gecenin son çayını yudumlarken, bir düşe dalması
gibidir alınan armağanlar. Hasret kokan, sevgi kokan,
Kürdistan’dan bir parça olur dokunduğumuz.
Gelen hediyeler, özlediklerimizin sesi olur, hasreti olur.
Ve büyüdükçe büyür. Sonra zamana yolculuk başlar. Sınırları
aşmak ve dokunmak tüm özlemlere.
Ve bir gerilla, heybesinden çıkardığı Cudi taşını uzatır
arkadaşına. Şimdiye kadar hissetmediği, garip ama sıcak bir
tılsım olur hayal ettikleri.
Büyük bir hayali gerçekleştirir gibi dokunur, zamanın tüm
güzelliğine. Ateşin önünde çaylarını yudumlarken, kelimeler,
sözler, göz göze gelişler, yerini derin bir sessizliğe
bırakır.
Hiç bilinmeyen bir dilin sırıdır, bu sessizlik. Hepimizin
hissettiği ama konuşamadığı bir dildir.
Bazen yüceliklerde susmak, rüzgara kapılan bir dansçının
cesur figürleri olur. Uğurladıklarımızın ve özlediklerimizin
bizlere bıraktığı, en güzel armağandır bu.
O, unutulmamış olandır, o, asırlar boyu yolculuklarımıza,
ayrılıklarımıza, buluşmalarımıza ortaklık edendir.
Görkemli ve heybetli bir dağın sesidir aldığımız armağan.
Gözlerimizin görmediği, dilimizin tarif etmediği,
kelimelerimizin yetmediği, eksik bıraktığı en güzel
armağandır, gerillanın heybesinden çıkan. O yüzlerce,
binlerce dağ çiçeğinin sesidir, aldığımız armağan.
O hep bir akıştır, ellerimizden akıp anlamına ulaşan. Ve
gözlerimiz hiç unutmaz gördüğü o en güzel yadigârı.
Ellerimiz sıcaklığını hep hisseder.
Yüzlerce koreografinin anlatımıdır bu. Dağları saran buğuyu,
sis bulutlarını iten bir maviliktir bu.
Elleri, hep aynı yeri işaret eder. Gözleri, hep aynı
yükseklikte. O hep aynı zirveye yürür.
Yürüdükçe, ayaklarının altında kayıp giden toprağın
derinliklerinde bulmak istercesine ilerler adımları.
Her gerilla aynı düşe sevdalanır. Ve her gerilla aynı düşe
akmak ister. Tıpkı Xezal ve Pınarın aşkı gibi. Bir hikâyeyi
dinler gibi dinler, rüzgarın uğultusunu. O esintiye karışır
ve duyduğu sesin ritmine kaptırır vücut kıvrımlarını...
Hasret kokan ülkemin çiçeklerini sarar gerilla. Kürdistan,
bir uçtan diğer uca, bütün bir evrenin dilini konuşur,
sonra.
Gerillalar, aynı ülkenin esmer topraklarında bir araya
gelir. Elinde ki armağanlarla yürür bildiği ve bilmediği,
duyduğu ve duymadığı bütün zaman kıvılcımlarına…
İnanır ki, tüm yolların ve zamanların sonunda ulaşacağı,
yarınlardır. Lekelerden temizlenmiş yarınlar.
|
|
|