|
PAJK 8. KONGRE İZLENİMİ...
|
Her biri bir dağın asiliğini ve yüzlerce kadının
umudunu, sevgisini getirmiş yüreğinde. Her biri içinden
geldiği toplumsal çalışmalardaki anaların, genç kızların
çözüm bekleyen acılarını resmedip yüzüne öyle gelmiş...
Yıllar her birinin yüzüne kendi kafasına göre not
düşmüş. Kiminin alnına, kiminin dudak kıyılarına,
kiminin göz kenarlarına not düşmüş kiminin de saç
tellerine bırakmış izlerini... Bu izler bu kadınların
yıllardır zorlu mücadele koşullarına direndiklerine
tanığı olup konuşur sizinle, gözünüzün içine içine
bakar, kendini anlatır. Bazıları 20’li yaşlarına
varmadan, birçoğu 20’li yaşlarının başında çıkmış
dağlara, içlerinde bastırdıkları özgürlük çığlıklarını
dağların asi zirvelerinde koyuvermişler, sınırsız...
Kimi Botan’ın, kimi Dersim’in Erzurum, Amed, Bingöl’ün
kimi İran’ın dağlarını kimi Zağros’un karlı zirvelerini,
dört mevsim güzelliklerini, adımlamış, güzelliklerini
yudumlamış.
Zaman nasıl iz bırakmışsa yüzlerine,
adımladıkları–yudumladıkları bu güzellikler ve asi
coğrafyalarda öyle cömert yaklaşmış bu güzel
kadınlara... Kimisi Botan’ın direngenliğini ve
zenginliğini sunar size gülerek bakan gözlerinde...
Kimisi Zağroslar’ın, Avaşin’in, Çarçella’nın muhteşem
güzelliğinde ve zaptedilmez görkemiyle kucaklar sizi,
size sarılırken o güzel coğrafyanın havasını alırsınız.
Ve hepsi arkanızı vereceğiniz dağların güvenini aşılar,
elinize dokunduğunda. İçtenlikli-sıcak bakışlarında...
Ve her birini farklı farklı karelerde resmedersiniz. Ve
karşınıza Kürdistan’ın sosyolojik tarihi çıkar. Kimisi
‘38’in bir ağıdı olup ağlatır sizi, bir dokunaklı ses
tonuyla konuşurken... Birisi Halepçe’de kavrulmuş
binlerce çocuğun-kadının açık kalmış gözleri olup boyun
büktürür size, içten bir ‘heval’ diyen masum sesiyle...
Bir esmer tenli, yanık yüzlü Mardin kadını... Bakmayın
Mardinli olduğuna Dersim’in asiliklerinde gezinmiş ruhu
ve isyan tarihini adımladığı o büyülü coğrafyanın gücünü
biriktirmiş gözleriyle size her baktığında 7 yıl kaldığı
Dersim’in güzelliğini Munzur gözelerinden içirtir
size...
Birçoğunun HATLARINI iyi izlerseniz, yolunuz Şaho’nun
gizemli derinliklerine, Botan’ın , Zağros’un kadim
sırlarına Dersim’in büyülü güzelliklerine düşer yolunuz.
Ve dimdik ayakta kalan bu kadın bedenlerinin taşıdıkları
ruh sarar sizi, hayran bıraktırır kendine... Bir büyünün
etkisinde bakakalırsınız onun adımladığı güzellikleri
yüreğine bu kadar ustaca damıtışına... Ve hepsinin
yüzünde kayaları çatlatan bir sabrın, özgürlüğün soylu
damarlarının ve hep genç kalan bir ruhun, gururun
güzelliğinin sentezini içersiniz. Tabii bakabilecek
gönül gözünüz ve yudumlayabilecek sabrınız varsa...
Onlar çok sabırlı, kopan parmaklarına, bacaklarına,
bedenlerini defalarca delip geçen kurşunların
rüzgârların, yağmurların, soğukların-sıcakların
bıraktığı acılara inat sabırla bir halkın umuduna,
heyecan ve coşkusuna, mutluluğuna ve yürüttüğü özgürlük
mücadelesinin zaferine kilitlenmiştir. Gönül gözleri hep
buna açık, yıllardır olduğu gibi... Ve sabırları bu aşk
uğruna daha nice acıları ve güzellikleri aynı yolun
kâsesinden yudumlamaya hazırlar.
Onlar şimdi bu salonda- günler süren hummalı bir çalışma
ile bir mağaradan salona çevrilen bu salonda-
kendilerinin bu mücadelede bunca emek ve ısrarına rağmen
yine de eksik kalan yanlarını tartışmaya gelmişler.
Kendileriyle, birbirleriyle geri-egemen erkek
yaklaşımlarıyla cesurca yüzleşmeye gelmişler. Öncülük
yapacakları özgürlük mücadelesinin yeni ve riskli bir
aşamasının eşiğinde gerçekleştirilen 8. PAJK kongresini
başarıyla yürütmeye gelmişler. Bu kadınlar 8. PAJK
kongresinin delegeleri...
İçlerinde emektar sağlıkçılar, basıncılar, siyasetçiler,
örgütlenmeciler ve yılların gerillaları var. Hepsinin
emektarlığı özgürlüğe dair... Ve bu yüzden hep umut,
sempatik- sıcak bir gülüş var gözlerinde... Hangi
kelimelere başvursam da size bu kadınların taşıdığı
ruhun sıcaklığını ulaştıramam. En sert rüzgârların
estiği Çarçella yamaçlarında büyük bir dirençle
tutunurken zarafetlerinden taviz vermeyen lacivert küçük
çiçekler gibiler. Nisan yağmurlarının bereketi dışarıda
toprağı işlerken, bu kadınlarda bulundukları kongre
salonunda yüreklerindeki sonsuz sevgi ile yaşamı taşımak
istiyorlar; dünyanın eril ellerde solan cansız
bedenine... Panzerlere taş atarak direnen çocuklarla bu
salondaki kadınların ruhu aynı samimiyeti ve heyecanı
taşıyor. İşte bu kadınlardan bazıları...
|
 |
NALİN BERİWAN: kızıl saçlı, 20 yaşlarındaki
gerilla 3 yıl önce İran pasdarlarının pususunda yaşamını
yitiren Nalin kod adlı kadın gerillanın kızı. Ve
annesinin emaneti bu salondaki tüm kadın gerillalara...
Çok uzun yıllar önce de bu mücadelede babası yaşamını
yitirmiş. Annesinin mücadeledeki boşluğunu
hissettirmemek için onun silahını ve ismini kaldırarak
katılmış gerilla saflarına... Mücadele içinde basın
alanında eğitiliyor kadın yoldaşları tarafından... Bu
kongrenin delegesi olduğu gibi fotoğraf çekiminden
sorumlu üç kadın gerilladan biri. Hem öğreniyor hem
mücadelede adım adım gelişiyor. Kocaman yuvarlak
kahverengi gözleriyle size baktığında bazen bağrınıza
basmak istediğiniz masum bir çocuk görürsünüz ve
yüreğiniz annesinin-babasının boşluğunu doldurma
istemiyle dolar... Ama başka bir anda o kahverengi
gözlerden size müthiş kararlı-isyankar ve bağımsız bir
ruhun enerjisini iletir. Ona bir gerilla gibi
yaklaşmanızı emreder. Uyarsınız!
Nalin kongre tartışmalarını büyük bir ciddiyetle
dinleyip anlamaya çalıştığı gibi elinde fotoğraf
makinasıyla kadın yoldaşlarının fotoğraflarını da
çekiyor. Kongrenin havasını yansıtacak çok ciddi fotolar
çektiği gibi anne-babasının ve şimdi de kendi
yoldaşlarının komik bulduğu pozlarını da çekerek işin
espiri yanını da yakalıyor. Ve böyle anlarda ona bakan
yoldaşlarına göz kırparak gülümsüyor. Ve o artık önce
dağlara sonra kadınlara emanet büyüyen bir özgürlük
savaşçısı...
|
 |
EMİNE ERCİYES:O Türkiyeli bir kadın gerilla. Kürt
özgürlük mücadelesinde PAJK Kongresinde divana seçildi.
Yani kongrenin gidişatından sorumlu olacak dört kadın
yoldaşı ile birlikte. Simasına Zağros da dahil olmuş.
Yüreğine Nevşehir’in Peri Bacaları kadar Çarçella’nın
dörtlü zirvesini de yerleştirmiş. Dört mevsimi bir günde
sunan Çarçella’nın asiliğiyle bakar size. ‘Adını niye
Emine koydun’ diye sorduğunuzda ‘dikkat ettim de Kürt
kadın gerilla arkadaşlarımın aldığı isimler Bese, Xezal,
Beriwan gibi Kürt kadınlarının aldığı sıradan isimler.
Ama bu sıradan isimlerin her biri kadın gerillaların
duruşlarıyla kahramanlaştı. Ben de Türkiyeli kadınların
sıradan isimlerinden biri alıp anlam katmak istedim’
diyerek mütevaziliğini sergiler gönül gözünüze...
Kongre tartışmalarına yer yer katılıyor ve aldığı
sorumlulukları ne kadar yerine getirdiğini kongrede
gerçekleştirilen özeleştiri platformunda izah ediyor
kadın yoldaşlarına... Kongre sonrasında aynı salonda
gerçekleştirilen moral etkinliğinde Emine yarım saatlik
tek kişilik bir tiyatro sergiliyor yoldaşları için...
Kürt Önderi Abdullah Öcalan’ın savunmalarından
esinlenerek yazılan Ortadoğu adlı tek kişilik oyunu
başarıyla sergileyip yoldaşlarından yoğun alkış alıyor.
Emine geçmişte kültür sanat çalışmalarının tiyatro
alanında yer almış. Daha sonra ise gerilla alanında
Zağros’a çevirmiş yüzünü...
PAJK kongresine, Zeynep Kınacı Akademisindeki eğitim
devresinden gelmiş Emine. Ruhuna-yüreğine yeni izler
düşürecek hangi gizemli coğrafyada özgürlük yürüyüşüne
devam edeceği ise eğitim sonunda belli olacak...
VİYAN AFRİN:Esmer tenli, dalgalı uzun saçlı bir Kürt
kadını. Suriye’den Kürdistan dağlarına yolculuğunun ilk
mekanı Zağroslar’da ilk özgürlüğü soludu. Orada yıllarca
gerillacılık yaptıktan sonra o gönlündeki başka bir
arayışa kulak verdi. Dağların görkeminde güvenli
koynunda sanatla yaşamaya. Sanatsal üretime ve katılıma.
Mücadelenin değerlerini kültür sanat yoluyla
aktarmaya...
O zamandan beri 11 yıldır kâh dağlarda kâh toplumsal
zeminde bu çalışmayı yürütüyor. Şimdi bu kongre
salonunda... Ve kendi alanı da dahil kadınların
mücadeledeki ideolojik sorunlarını tartışmaya, çözüm
arayışına dahil olmaya gelmiş... Üstelik çekimlerini
yeni bitirip montajına devam ettikleri Rêwiyên Şad
filminin çekim setinden ayağının tozuyla gelmiş...
Filmde o da bir kadın karakteri canlandırıyor. Özgürlük
sorunlarına arayışlarına dönük kültür-sanat alanında
daha iddialı ve kararlı bir duruş için bu kongreden güç
almaya gelmiş. Tartışmalara aktif katılan kadınlardan
biri...
|
 |
ESMA SEMSUR: Bu salonda oturan en eski kadın
gerillalardan biri. 1983 yılında katılan eniştesi ve
1985 yılında katılan ablasının ardından o da 1986
yılında Avrupa alanından katılıyor mücadele saflarına.
Katıldığında ne Kürtçe ne Türkçe bilmiyor fazla,
diplomasi çalışmalarında yer alıyor. Bir kaç yıl sonra
Mahsum Korkmaz Akademisi devresine gidiyor ve burada 9
aylık bir eğitim alıyor. 1991 Mayısına kadar Şam’da Kürt
halk önderi Abdullah Öcalan’ın yanında gideceği alan
için özel bir yoğunlaşma yaşıyor. 91 Mayısında Güneybatı
eyaletine gerilla olarak gidiyor. 91 Mayısında o yola
devrim görevlerinin heyecanı kadar 3 yıldır görmediği
ablasını dağlarda görmenin coşkusunu da yaşayarak çıktı.
Onunla birlikte Güneybatı alanına görevlendirilen Cahide
Afrin gibi. Esma, ablası Nezihe’ye, Cahide ablası
Fidan’a kavuşacaktı. Kısa buluşmalar olacaktı belki ama
birbirlerinden güç ve moral alarak devam edeceklerdi
yollarına. Ancak yaşamın bu güzel insanlara, onlardan
habersiz hazırladığı maalesef bir trajedi olacaktı.
Üstelik her ikisine birden, aynı anda ve aynı acıyı
verecekti yaşam. Sanki birbirlerini teselli etmelerini
bile istemez gibi... Onlar yaşamlarının sonuna kadar
kaybedeceklerdi ablalarını, alana ulaşmalarından bir gün
önce yaşanan bir çatışmada... Alanda bulunan ablasına
‘Esma alana gelmiş’ diyenlere ‘görmesem inanmam’ diyerek
kız kardeşini görmek için yola çıkan Nezihe ile birlikte
Fidan da girdikleri çatışmada şehit düşerler. İki kız
kardeşin onları görme heyecanı ile atan yüreklerine bir
gün sonra düşecek acıyı hiçbir kelime taşıyamaz. Esma 6
ay önce kaybettiği eniştesinin acısına alışamadan şimdi
de ablasını kaybeder. İkisinin acısını bir intikama
dönüştürür. Bu intikam, 92 Ocak ayında Adıyaman şehir
çalışmalarında eyalet cephe sorumlusu iken yakalandığı
günden 2004’e kadar Malatya-Amasya-Sivas zindanlarında
direniş olur. 2005’den beri ise dağlarda bir bilge,
birikimli, arayışçı kadının özgürlük sevdası olarak
akıyor, direniyor ve zafere kilitlenmiş bir umut olarak
yaşıyor. PAJK 8. Kongresinde minyon tipi, yeşil gözleri
ve dingin ruhu ile apayrı bir renk olduğunu, Esma
görüşlerini ifade ettiğinde anlıyorsunuz.
|
 |
SARA-SAKİNE CANSIZ: Bu salonun en fazla dikkat çeken
simalarından birisi. Kızıl kıvırcık saçları, 50’li
yaşına rağmen dinç-atletik vücudu, asaleti ile ve
kongrede belirttiği görüşlerindeki kadın duyarlılığı ile
dikkat çekiyor. Kesintisiz 35 yıldır Kürt özgürlük
mücadelesinin militanlığını yapıyor. Diyarbakır
zindanlarını vahşeti bile güzelliğine işlememiş.
Zarifliği sadece bedensel değil ruhsal bir enerjinin
estetiğini dokuyor onun kişiliğinde. Yıllara ve
savaştığı tüm çirkinliklere meydan okuyan bir güzellik
abidesi gibi canlandırıyor bu salonu... O PKK’nin
kuruluş kongresine katılan çok az kadından biri... Ve şu
anda Kadın hareketinin 8. Kongresinde Kadınların
direngenliğinin ve özgürlük ısrarının sembolü olarak
herkese bir enerji veriyor. Kongre boyunca sadece bir
konuda gerginleşiyor. Sigara. Ve kongre sonunda sigarayı
bırakma kampanyası öneriyor. Kongre delegeleri
tarafından kabul ediliyor.
|
 |
EVİNDAR RENAS: Bu salondaki ilginç simalardan
birisi. Kız kardeşiyle birlikte yıllardan sonra bir
çalışmada birlikte yer almanın sevincini yaşıyorlar.
Güzel Siyah gözleriyle Evindar yumuşak ama etkin bir
ruhu taşıyor, su gibi... Aslen Vanlı ama İran’da Doğu
Kürdistan’da büyümüş. Mücadeleye iki kız kardeş birlikte
katılmışlar. Ama onlardan 2 yıl önce iki erkek
kardeşleri Kürt Önderi Abdullah Öcalan’a karşı
gerçekleştirilen uluslararası komploya cevap olmak
isteyen binlerce Kürt genci gibi yüzünü dağlara döner.
Dağlara ulaşamadan pusuda ikisi birlikte şahadete
ulaşır. İki kardeşin acısını ve anılarını
mücadelelerinde yaşatma arayışını bu iki kız kardeşin
sesiz ama ruhunuza işleyen gerçekliğinde hissedersiniz.
Doğup büyüdüğü Kürdistan parçasına yönelik çalışmalarda
kadın özgürlük mücadelesini yürütüyor Evindar. Kongre
boyunca kız kardeşi ile birlikte aynı salonda olsalar da
örgütsel çalışmaların gereklilikleri öncelikli. Her
yoldaşla aynı sevgi ve ilgiyle paylaşımları dikkat
çekiyor. Kongre sonrası kalan bir günlük zamanda ise
ayrılmadan önce hasret giderebildiler. Onlar yine de
daha şanslı belki, bu kongreye katılan diğer iki kız
kardeş grubundan. Onlardan biri Dicle ile Sema, küçük
kardeş 6 yıllık Zağros deneyiminden sonra kuzeyin
yolcusu, abla ise toplumsal alan çalışmalarında yer
almaktadır. Kim bilir belki bir daha hiç kesişmeyecek
yolları... Ama mücadelenin kazanacağına olan inanç, Kürt
halkının zaferine olan kilitlenme ile konuşuyorlar
çevrelerindeki kadın yoldaşlarıyla. Şimdilik bu ayrılığa
fazla takılmadan... Diğer kız kardeşler ise Sarya ve
Jiyan... Onlar da çok uzun süren hasretin ardından aynı
çalışmada yer alıyorlar. Kısa süre sonra yollarını
mücadele belirleyecek ve çok büyük bir ihtimalle
paylarına düşen yine uzun bir ayrılık olacak... Ama
onlar da tıpkı Evin ve Evindar gibi takılı değiller bu
ayrılıklara. Diğer tüm kadın yoldaşları gibi mücadelenin
kendilerinden beklediği görevlere kilitlenmiş,
hazırlanıyorlar... Kongre bitiyor, Evindar ve Evin
gözlerinde kardeşlerine ait bir hüznü taşıyarak ama
yüreklerinde bir halkın özgürlüğünün umuduna âşık olarak
ayrılıyorlar birbirlerinden. Yılların hükmedemediği bu
kadınların direngenliğinde kıskanılacak kadar büyülü bir
güç sarar sizi, gözlerinize iki damla yaş bırakıp yoluna
devam eder. Tıpkı onlar gibi...
|
 |
ŞİLAN ÇELE: Uzun gür kumral saçları, incecik narin
bedeni ile onun 18 yıldır bu dağlarda yaşadığına
inanmanız zor. Ama o Hakkâri’nin suyunu içmiş, Sümbül-Semader’in
özgürlük soluğunu solumuş, Zağroslar'ın İskender’i
durduran zirveleri kadar inatçı bir ruh almış doğup
büyüdüğü topraklardan... Eğitim için gidip 2-3 yıl
kaldığı Önderlik sahası dışında Behdinan-Zağros
dağlarında kalmakta ısrar etmiş. Zap-Avaşin’in
çağlayanlarını, bereketli yağmurlarını, Belkıs-Mate-Perixane’nin
gizemli ruhunu zirvelerin yamacında büyük bir dirençle
tutunan lacivert çiçeklerin direngen narinliğini işlemiş
zaman onun yüzüne ve ruhuna... Onlarca yoldaşının
arasında bu güçle göze batan bir zozan pınarı gibi
akıyor. Özgürlük tartışmalarıyla buluşmaya ve ondan
içmeye kararlı bir enerji size ruh verir sürekli, güzel
yeşil gözleriyle.