|
|
Adı-soyadı: Halil Uysal
Kod adı: Halil Dağ
Doğum yeri ve tarihi: İzmir-31
Mayıs-1973
Mücadeleye katılış tarihi: 1993
Almanya
Şahadet tarihi ve yeri: 1 Nisan 2008 Besta Alanı |
|
|
|
Ş. VİYAN (LEYLA WALİ HÜSEYİN)
PORTRE |
|
Adı
Soyadı: Leyla Wali Hüseyin
Kod Adı: Viyan Karox
Doğum Yeri-Tarihi: 1981/Süleymaniye
Partiye Katılışı: 1997
Şahadet Tarihi: 11 şubat 06 da Haftanin'de
Önderliğe karşı geliştirilen komployu protesto için
kendini yakarak şehit düştü.
Devamı...
|
|
|
İletişim |
|
Site
hakkında Görüş ve Önerileriniz İçin |
|
|
|
NUDA KARKER'İN SÖZLERİ...
|
Halil
Dağ/ Botan
'Buralar tam inziva yerleridir, heval Xelil' dediğinde
sobaları yakma zamanı henüz gelmemişti ve su getirmeye
gidecek olanlar sabırsızlık içinde havanın kararmasını
bekliyorlardı. Sibirya soğuklarının Kürdistan dağlarını da
vurduğu şu günlerde henüz istediğimiz karlar yağmamıştı ama
biz kış kamplarımıza çekilmiş, tartışmalarımıza başlamıştık.
Takvimler ocak ayının yirmibirini gösteriyordu ve yer
altında kurduğumuz bu karanłık odalardaki hayatımız yerli
yerine oturuyordu.
Gaz lambasının kırmızı ışığında oturmuş Botan Eyaleti'nin
otuzyedi yaşındaki bu kadın komutanının simsiyah gözlerine
bakıyor ve Beritan filmini tamamladığımız o günden beri
böyle bir inzivaya çekilmeyi ne kadar çok istediğimi
düşünüyordum. Ama var olan bulgur ve pirincimizin bardak
bardak hesabını yaptığımız, çay şekerimizi teker teker
dağıttığımız, ekmeğimizi günlere bölerek paylaştığımız
gerçek bir inzivayı aklımın ucundan bile geçirmiyordum.
Bu düşüncelerimi ona anlatırken, geceler boyunca kan-ter
içinde uğraşarak, bir kilo unun bile hesabını defalarca
yaparak, birde bütün bunların ötesinde, Türk Ordusu'nun
bütün saldırılarını göğüsleyerek hazırladıkları bu kış
üslenmesinin büyüklüğünü vurgulamak istiyordum. Işıksız,
ateşsiz, güneşsiz bu mağarada yaşadıklarımızın, benim için
çok daha iyi ve çok daha anlamlı olduğunu dile getirmeden
edemedim. Çünkü, yaratıcı ve özgür ruhlu insanların en büyük
saldırılar karşısında en güçlü arınma ve direnmeyle karşılık
verilerek yaratılacağına bütün kalbimle inanıyordum.
Bu nedenle, daha önce bir minnet borcum olan Gülnaz
Karataş'ın bu en eski arkadaşına ikinci bir minnet borcumun
oluştuğunun farkındalığıyla aynı gaz lambasının ışığında ben
de susuyordum. Susarken aklımın labirentlerinden böyle bir
inzivaya, bu inziva içinde karşımda oturan Nuda isimli bu
kadın gerilla gibi susmaya ne kadar ihtiyaç duymuş olduğumu
düşünüyordum.
92' yılında Almanya'nın Mannheim kentindeki bir gece
okulunda başladığım ve Beritan filmini tamamlayıp kuzeye
yöneldiğim 2007 yılının temmuzuna kadar süren kameramanlık
hayatımı ve kameramanlığımla başlayan ve onunla paralel
yürüyen gerillacılığımı, sanat ve savaşın iç içe geçtiği bu
dağlarda merak ve heyecanla atıldığım çalışmalarımı, bu
çalışmalar içinde kurulan arkadaşlıklarımı, yoldaşlıklarımı,
ilişkilerimi, bu ilişkiler içinde yaşadığım doğrularımı ve
yanlışlarımı, yanlışlarımın ve doğrularımın toplamından
oluşan hayatımı karşıma koyup cesaretlice tahlil ettikten ve
acımasızca yargıladıktan sonra, şimdiye kadar yaptığım bütün
herşeyi bir kenara koyup, sanatıma ve savaşıma kendimi
tekrardan yaratarak, bir kez daha ve 'İbrahimhalil' ismiyle
başlamayı hep hayal etmiştim.
Bilgeliğin ve doğal toplum ruhunun halen hüküm sürdüğü Botan
dağlařının, Botan dağlarında sadece yaban keçilerinin
ziyaret ettiği bu kuytuluk uçurumun, bu kuytudaki
ellerimizle kazdığımız yer altı mağarasının, bu mağaradaki
bu soğuk odanın, bu odadaki kadın gerillanın karşısında
oturduğum bu sessizliğin otuzbeşimden sonra kendime bir kez
daha başlamak için en uygun yer olduğunu iliklerime kadar
hissediyor, yıllardır aradığım o başlangıcı bulmanın
sevinciyle heyecanlanırken, Botan'ın bu kadın komutanına
Beritan filminden sonra bir kez daha borçlandığımı
unutmuyordum.
Nuda Arkadaş sessizce oturduğu gaz lambasının bu kısık
ışığında bütün bunları düşündüğümden habersizdi, elbette.
ama O da, ben de yaşadığımız bu inzivanın bu topraklarda
yaşanan ne ilk, ne de son inziva olmadığını, bizden önce
binlerce yıl boyunca bilincin ve iradenin özgürlüğü için
Kürt insanının bu kuytuluklara sığındığını ve aydınlanmanın
önüne geçmek için Türk Ordusu'ndan önce nice orduların
ihtişamla kurulup bu topraklara seferler düzenlediğini de
çok iyi biliyorduk.
Beritan filminin çekimleri esnasında Gülnaz Karataş'ın
vurulduğu günden beri kayıp olan mezarının izlerini
bulduğumuz ve hiç beklemeden aramaya koyulduğumuz o
günlerde, Bertan'ın cenazesini nasıl teşhis edeceğimizi
düşünüyordum. Yıllar önce gizlice, sessizce yoldaşları
tarafından saklandığı gömütünü açtığımızda, Bertan'ın
kendini uçurumdan attığının işareti olan boynunda, göğsünde
ve bacaklarındaki kırılmış olan kemikleri gördüğüm halde
içim bir türlü rahatlamamıştı. Beritan'ın kayıp bedenini
bulup, O'nun toprak altındaki güzel yüzüne dokunmuş olsam
da, dokunduğumuzun O olduğundan tam olarak emin olmak
istiyordum. DNA testi yapma olanağımız yoktu ama ayağındaki
ayakkabılarından belindeki ştüğüne, sarı elbisesine kadar,
son fotoğrafındaki bütün izler birbirini tutuyordu. Yine de,
O'nu tanıyan birisinin son noktayı koymasını istiyordum.
Nuda arkadaş bu çelişkileri yaşadığımız sırada 'Beritan
benim arkadaşım' diyerek ansızın çıkıp geldi ve O'nu görmek
istedi. Beritan'ın gömülü olduğu mezarı bir kez daha onun
için açarken ben sessizce Nuda arkadaşı takip ediyordum.
Beritan'ın yüzüne onüç yıl önce kapatılmış olan beyaz örtüyü
kaldırdığımız o ilk anda Nuda arkadaşın yüzünde gördüğüm o
ifade benim için yeterli olmuştu. Yıllar sonra arkadaşının
gülen yüzünü ve o yüzü sevimli kılan gülümseyen ön dişlerini
hemen tanımıştı. Ve ilk defa o zaman filmimizi gerçeğe
çeviren bu ifadeye borçlandığımı hissetmiştim.
Şu gaz lambasının kırmızı ışığında O'nun yüzünde gördüğüm
gülümseme ve ondan daha derinde gördüğüm ise yine aynı
ifadeydi. Bu ifade nasıl Beritan'ın filminde içime su
serptiyse ve sinema alanında yaptığım son çalışmama hayal
ettiğimden daha büyük bir anlam kattıysa, ilk kez vurulduğum
ve ilk kez kanımın aktığı Botan Dağları'nın bu soğuk ve
ateşsiz gecelerinde sanata ve savaşa en baştan ve yeniden,
bir kez daha atılırken, karşımda duran aynı ifade hem
cesaret veriyor hem de anlamlandırıyordu.
Nuda Arkadaş kalkmak için davrandığı sırada ansızın durdu.
Daha önce bir kez minnet borcumun oluştuğu o ifadeyle yüzüme
bir anlığına baktı. Ve ne kadar sürdüğünü tam olarak
bilmediğim bu sessizlikte aklımdan geçen bütün bu
düşünceleri okumuşcasına şu sözleri söyleyip gittiğinde
heyecanlanmamak elimde değildi.
'Halil arkadaş, sen çok güzel çalışmalar yapacaksın.
|
|
|