|
|
YÜREĞİMİZİN DİLİ VE ŞİİRLER
|
Anatolia’nın Asi Delikanlısı!...
|
Su Olmak Gerekirse...
|
Duydum ki
yüreğim de büyüttüğüm küçük çocuk, kocaman biri oluvermiş.
Öyle yakışıklıymış, öyle ışıl ışıl parlıyormuş ki iri
gözleri,…
Gören herkes, Tanrıça kültünün masallarını, iktidar olgusuna
karşı bir anarşistçe başkaldırının hikayesini kulağına
fısıldadığımızı, bir bakışta anlıyormuş.
Ürkütmüş bu gözler düşmanı. “Yok yok, dışarıda koymak –
özgür bırakmak olmaz” deyip, almış dört duvar arasına
seni...Devamı...
|
|
Dağlarda
Dağların uçurumlarında
Bulutların süzülüşünü izliyordum
Bir bulut doldu gözüme
Geldim diyordu
Yeryüzüne
Dayandım
Tomurcuk gülün kapısına
Günün sıcaklığı çağırdı,
Güllün güzelliği
İşte bir yağmur damlasıyım
Dayandım kapına... Devamı... |
Yine
yolculuklar zamanıydı. Bir kez daha uzun süre birlikte
olduğumuz arkadaşlardan ayrılacak ve yeni başlangıçlar
yapacaktık. Bir mekandan başka bir mekana yol alacak,
yaşadığımız alanı, arkadaşları, anıları, paylaşımları
bırakıp; yeni bir alanda, yeni çalışmalarda yer alacaktık.
Bunun için düşmüştük yollara. Hem yolculuklarla yeni
başlangıçlar yapmak, yaşamımızın bir parçası değil miydi
zaten?’97 yılının sonbaharında başlayan ve üç ay süren...Devamı...
|
|
|
Her biri
bir dağın asiliğini ve yüzlerce kadının umudunu, sevgisini
getirmiş yüreğinde. Her biri içinden geldiği toplumsal
çalışmalardaki anaların, genç kızların çözüm bekleyen
acılarını resmedip yüzüne öyle gelmiş... Yıllar her birinin
yüzüne kendi kafasına göre not düşmüş. Kiminin alnına,
kiminin dudak kıyılarına, kiminin göz kenarlarına not düşmüş
kiminin de saç tellerine bırakmış izlerini... Bu izler bu
kadınların yıllardır zorlu mücadele...Devamı...
|
|
|
|
Derin Olur Paylaşımı
Gerillanın...
|
Zagros’u Anlatabilmek,...
|
Ne çok
sevdiklerimizi bedel verdik bu kavgaya, ne çok insanları
yolcu ettik bu uğurda ve ne çok içimiz acıdı da sesimizi
çıkaramadık, karıştı çığlıklarımız gözyaşlarımızla birlikte
ruhumuzdaki sükûnet deryasına. Ama yılmadı direniş, yılmadı
özgürlük istemi kalbimizde. Evet, bu yola baş koyarken her
şeyini geride bırakır gerilla. Arkada kalır gelecek
planları, pembe hayaller ve yaşamındaki herhangi birileri.
Yaşamda olmazsa...Devamı...
|
|
Zagrosları gördünüz mü? Yâda doruklarına çıktınız
mı hiç? Her bir yolculuk gizemi çözmenin arayışlarını
yaratır, insanda. Doğanın çıplaklığı ve esen hoş kokulu
rüzgar insanı uyuduğu uykudan uyandırmak istercesine
yüzüne bir esintiyle çarpıverir ve esir alır seni. Bu
esaret gönüllü bir esarettir. Doğa tümden kendisini sana
adamıştır, sende kendini doğaya. Kutsal mekânlara
çıkarken aslında toprağın ve doğanın da bir ruhu
olduğunu hissedersin. Adeta konuşur seninle. Hele birde
Çarçela, en güzel...
Devamı... |
Bakışlar Donuk Kalmasın...
|
Keşke Saçınızın Bir Teli Olsaydım Da Sizinle...
|
Yüreğimin
ateşi bugün
Gözlerimde alevlendi
Alevler göklere yükselip
Mavi göğün okyanuslarına karıştı.
Elimde bir avuç toprak
Toprakta binlerce iz var
İzler hangi zamana ait bilmiyorum
Acısı yüreğimi yakıyor
Gözlerimdeki alevleri yükseltiyor...Devamı...
|
|
Bu söz 24
yaşındaki bir kadına ait. İki çocuk sahibi olan bu kadın,
çok mutsuz ve pişmanlık içinde bir evlilik hayatı yaşıyor.
Çocuklarının henüz çok küçük ve bakıma muhtaç olması onu
erkeğin her türlü baskı ve hakaretlerine mahkum ediyor. ‘‘
Keşke sizden biri olsaydım. Ya da şu an saçınızın bir teli
olsaydım da sizinle her yeri dolaşsaydım… Şimdiki aklım yedi
yıl önceki aklım olsaydı evlenir...Devamı... |
Yolcusu Olduğumuz Yol:
Patikalar...
|
İçimizde Ki Özgürlük İsteminin, Coşkusudur...
|
Bir
patikaya girersin, geri gelemeyeceğini bildiğin
yoldaşlarının tüm yüreğini kucaklayarak orada adımladığını
hissedersin, son gidiş gibi, yeniden buluşma olarak
düşünmeye başlarsın. Yollar ve yolculuklar hangi
duygularımıza yoldaşlık etme diki. Her adımda umudu biraz
daha yakınlaştırmıştır bize. Böğründe bıraktığı her izde,
bir geriye yolculuk bir gün olur mu acaba! İnsana
dedirtmeden edemez…
Dağlara alışkın insanlar olarak,...Devamı...
|
|
Bahar
yağmurları yüzümüzü hafiften ıslatırken, yeniden bir yaşamı
soluyor gibi hissederiz kendimizi. Bedenimize değen her
damlacıkta hiç anlaşılamayan ya da tanımlayamadığımız bir
ilişki kurarız. Kendimizden bir parçayı, gökyüzünden
bedenimize aktıktan sonra hissederiz. İnsan ve doğa
ilişkisini hiç fark etmeden bir daha yaşarız. Gökyüzünde ki
yıldızlar gün kararmadan gözlerimizde belirir...Devamı... |
İnadına...
|
Özlem İklimlerinin Çiçekleri...
|
Bizim de
bir zamanlar ışıkları ışıl ışıl yanan kentler de sıcak
yaşamlarımız vardı.
Özgürlüğe gebe, mahkum yaşamlardı. Karanlıklar kuşattı
zamanı tüm ışıklarımız söndü. Çok uzaklarda nöbetler de
izler olduk kentleri…
Bütün mahkumluklara inat!
Bizim de zihinler de gökkuşağı timsali rengarenk
ütopyalarımız gizliydi. Bağımsızlığı taşıyan hümanist
ütopyalardı. Betonlaşmış zihinlerin işkencehanelerinde
gerçeğin ütopyalarını his ettik, ellerimiz...Devamı...
|
|
Özlem
iklimleri!
Hangi duvardan geçerseniz geçin er geç ayrılık bulacaktır
sizi. Bu ne bir yazgı nede kaderdir. Sadece bir keder,
sadece sarı çizgili, ince dumanlı bir hüzündür.
Özlem iklimleri!
Bizim, yani ayrılığı sevenlerin, ayrılığı bilenlerin
iklimi. Kirpiklerinin ucunda o dağlayan tuzu, o değirmen
taşı ağırlığını, o atom...Devamı... |
|
|
|
|
Koca
Çınar Aram Tigran...
|
15 Ağustos, Dağların Kürde Yeniden Armağanıdır…
|
Aynı Düşe Sevdalanmak...
|
|
Yalın
söze melodiler söylendi. Zamanın en huzurlu anında hiç
tereddüt’ü olmadan, dolu dolu yaşayarak ayrılığına adım
attı. Birkaç gün önce koca bir çınar aramızdan ayrıldı.
Gözlerimiz koca çınarda. Her türküde, melodi de anımsıyoruz
onu.
Bir halk sanatçısı, her duygusunda bir gerçeği resmeder.
Özgürlükle sulanan, sanatın en güzel yerinde yaşar. Bir
insan için ömürlük yaşam nedirdiye sorulsa? Anlam
bulduğun, başkaların yüreklerinde hayat kurmak olacaktır
cevabı herhalde...Devamı... |
“Bir
varmış, bir yokmuş” diye başlar tüm masallar. Ve içinde
inanılması zor, gerçek yaşamlarımızla hiçbir ilgisi olmayan
anlatımlar yer alır. Okuduğunun ya da dinlediğinin,
yaşanmışlıklar olmadığını bilirsin. Sadece ana fikirden
hareketle çıkarsamalar yaparsın. Bazen de gerçek hayatta,
doğru olduğuna inanılması güç, oysaki üç maymunu
oynamayanlarca duyu organları ve vicdanla rahat
algılanabilecek...Devamı...
|
Hep aynı doruklarda aradığımız ve hep aynı göklerde
bulmak istediklerimiz, bizlere bir dil öğretir. Bu
dil, sessizliğin dilidir. Ateş gibi sıcaktır. Bu
alevin kıvılcımları göğe yükselir. Oradan da nasır
tutmuş ellerimize bir armağana dönüşmüş olarak
ulaşır. Bazen gecenin karalığını yırtan usulca
elimize ulaşan bir hatıra bu.
Dağlarda yaşanan her an, her saat, her zaman dilimi
çok farklı...Devamı...
TÜM
YAZILAR İÇİN
Tıklayınız
|
|
|