|
BAKIŞLAR DONUK KALMASIN...
|
Yüreğimin ateşi bugün
Gözlerimde alevlendi
Alevler göklere yükselip
Mavi göğün okyanuslarına karıştı.
Elimde bir avuç toprak
Toprakta binlerce iz var
İzler hangi zamana ait bilmiyorum
Acısı yüreğimi yakıyor
Gözlerimdeki alevleri yükseltiyor
Toprağın üstünde bana getiriyor.
O zaman saçlarım akan zamandan değil, kahırdan
aklaşıyor. Zaman benden uzak, ben onun peşindeyim. O
sağır. Benim yürek atışlarım zamana sığmaz. Ondan
yabancısı olmadığım bir avuç toprak istiyorum. Yüreğim
varsa, atışını istiyorum.
Kendi yürek atışımı dinlediğim bugünlerde, binlerce
yüreğin benimkiyle attığını duyumsuyorum. Bu atışları
bazen meydanlarda haykırırken elinde salladığı sarı
kırmızı mendilden, bazen mor mendilden. Yaşama ve yaşama
özleminin meydanlardan taştığı bu günlerde;
haykırışlarda yabancılığı değil kendimi dinliyor
gibiyim. Yüzünde tarihin çizgilerini taşıyan kadınların
yüz kıvrımlarında, kendi yüz hatlarımı görüyorum.
Özlemimi, toprak hasretimi. Saçlarının ak telleriyle
meydanlarda haykırırlarken tarihten tenim benzerliğinde
toprağın kokusunu duyumsuyorum.
İnsanlar iradelerini isterlerken; karanlığından yazılı
olup olmadığı belli olmayan tarih sayfalarına
kalplerindeki gümbürtünün ışığını sığdırmak istiyorlar.
Yabancısı olduğu insanlığı yeniden duyumsamak
dolayısıyla teninde esen rüzgarı hissetmek istiyorlar.
Bunun yanında insanın öldürülmesine göz yumup hüküm
sürmek için bir karış toprağı elde edebilmek için uçak
kalkışlarını tartışanlar var.
Nereye vursun uçaklar?
Biraz kendini duyumsayan mor mendili hala var mı? Yoksa
sarı mendili taşıyan halka mı? Veya uçağı hiç yakından
görmemiş köylere mi? Kenda Kole’de vurulanların
bakışları hala o yakından göremedikleri ama ölüm
fermanlarını gökten indiren uçaklara asılı kalmış.
Bakışlarında kim bilir ne vardı. Korku mu? Umut mu?
Hayallerinde ne vardı, kimse bilemez artık. Anaların
yüreklerindeki kor ateş gözlerinden parçalanmış
bedenlerin üzerine akış buldu. Tuzlu yağmurlarda
birleşti acılar. Dün Kenda Kole’de idi, yarın nerede
olacak, meçhul.
Onların ve daha bir çoklarının özlemleri donuk kalan
bakışlarıyla sonsuzluğa götürdükleri insanlık
özlemlerini bugün kadınlar vicdanlının sesleriyle
ellerini birleştiriyor.”Her türlü eşitsizliğin yıkılışı
için sesimizi duyun” çığlıklarını yükseltiyorlar. Daha
kaç saç teli aklaşacak kaç bakış donuk kalacak
bilemiyorum.
Ama kadınların toprağın kokusunu artık kaybetmek
istemediklerini, yani seslerini yitirmek istemediklerini
biliyorum. Çünkü yürek sahibi, “gelecek savaşta değil,
barıştadır” çağrısını yineliyor. Bunun için de attıkları
adımların binlerce, milyonlarca insanın yüreğine
ferahlık, çocukların yüzlerindeki gamzeli gülüşün
garantisi olduğunu biliyorum.
Bu gün burada Kenda Kole de, yakın ailesinin uçaklarla
vurulan bir ananın bakışları dolaşıyor. O günden arıyor,
kaybettiği ailesini. Böyle başlıyor aklar ve geride
kalan hatırlar. Ama yine de bize dönüp baktığında
gülümseyen iki dudak arasında çıkan sesle “güzel günler
göreceğiz demi” demeden edemiyor.