DEĞERLENDİRMELER
DERİN OLUR PAYLAŞIMI GERİLLANIN...
Nüjiyan Erhan

Ne çok sevdiklerimizi bedel verdik bu kavgaya, ne çok insanları yolcu ettik bu uğurda ve ne çok içimiz acıdı da sesimizi çıkaramadık, karıştı çığlıklarımız gözyaşlarımızla birlikte ruhumuzdaki sükûnet deryasına. Ama yılmadı direniş, yılmadı özgürlük istemi kalbimizde. Evet, bu yola baş koyarken her şeyini geride bırakır gerilla. Arkada kalır gelecek planları, pembe hayaller ve yaşamındaki herhangi birileri. Yaşamda olmazsa olmaz sandığımız bir sürü ayrıntılar, fazlalıklar ve bağımlılık yaratan ucuz alışkanlıklar tuzla buz oluverir biranda. Tabiri caizse gemileri yakarda geliriz devrim mücadelesine. Ardına bakmadan, pişmanlık duymadan ve keşkeler yaşamadan ilerlersin bu patikalarda. Her an ölümü beklediğimizi düşünür bizim dışımızdaki birileri ancak biz yaşamı yaratmaya geliriz bu dağlara. Yeni bir başlangıç olsun diye insanlığa doyasıya akarız doğanın derinliklerine. Hiçbir başlangıç sancısız olmaz biliriz bunun bilinciyle kapıldık bu sevdanın seline. Ve oluk oluk aktık ülkemin dört bir yanına. Çığlık olduk yankılandık, nehir olup aktık, rüzgâr olup savrulduk dağlarda.
Dedim ya hepimiz gelirken bir şeylerin yanlış gidiyor olmasına dayanamadıkta kalkıp düştük yollara. Ve gelince anladık ki aslında karşı çıktığımız, anlamsızlaştırmak için kapitalist satış reyonlarının yarışa girdiği piyasaya sürülen ve bize reva görülen yaşamlarımızdı. Renkli reklam panolarıyla karşımıza çıkarılan holiwood’ın örnek yaşamlarını istemiyorduk ve bundandı güneşin ışınlarına sımsıkı sarılışımız. Biz yaşamın anlamını arıyorduk ve Halil yoldaşın kitaplarda bize anlatmak istediği noktaya varmaya ramak kalmıştı. Gerçekten dağlarda yaşamın dili başkaydı. Ki dağlara vurduk yüreğimizi de öyle anladık ölümsüz hevalimizi. Hayatımızda daha önce de var olduğunu sandığımız her şey daha bir anlam yoğunluğu kazandı, daha bir güzel göründü çevremizdekiler ya da biz daha bir güzel gördük çevremizdekileri. Baktığımız açılar değişmişti de ondandı bakılanın daha farklı görünmesi. Baktığın yerin, mekânın bakılan üzerindeki etkisini de burada öğrendik. Meğerse güzellikleri gözlerlerinde taşırmış insanoğlu. Yalnızca bakmasını bileceksin işi sırrı bu diyordu üstadımız. Ve insan sevgisi…
Hepimizin sevdikleri vardı ve çok sevdiğimiz insanlar oldu daha öncesinde de hayatımızda. Kan bağı olanlar, dost, eş, arkadaş ve etrafımızda adını koyamadığımız bir sürü kalabalık vardı bir zamanlar. Sevgi kıstaslarımız da tartışmalıktır oysa sistem sınırlarında. Neyi neye göre ve nasıl yaşardık çok fazla sorgulamazdık bunları. Belki de koca bir boşlukla karşılaşmanın korkusuydu bizi bu sorulara yaklaşmaktan alıkoyan.
Ancak gerillada daha bir coşkulu yaşanır sevgiler. Daha bir artar paylaşımlar. Yaşam alanları ve araçları ortaklaştıkça yanındakini, çevrendekini her gün yeniden keşfedersin. Keşfe çıkarsın insanoğullarını ve kızlarını. Aslında onlarla kendi tanımına varırsın ve anlarsın ki bütün insanlığın toplamıdır yaşamak. Ve sen her gün daha fazla sevdiğini hissedersin yoldaşını. Her şeyin olur bir anda yaşamda ihtiyacın olan ve yanında olmasını istediğin herkes. Hastalanınca doktorun, savaşta komutanın ve battaniyeni paylaşırken yaşam ortağın ve sıralayamadığın nice an hep yanı başındaki dava arkadaşın.
Gece boyu yürüdükten sonra annenin seni bıktırırcasına tekrarladığı tembihlerini hatırlayıp terli terli su içerken üzgünüm anne demek geçer içinden ve yoldaşının yorgun bedenine rağmen aydınlanmış yüzü içini ısıtır. Bir matarada su paylaşmanın keyfine varırsın. Soğuk bir gece de yıldız yorganı altında sırtında çantanla gerillanın deyimiyle xweva mırişka yaparken yanındakinin kefiyesinin bir ucunu da senin üstüne örtmeye çalıştığını görmenin keyfine varırsın. Kimi zaman sırtını yanındakinin sırtına dayayıp ısınırsın. Baharın vazgeçilmezi coşkun ırmaklardan el ele verip geçerken yaşamın zorluklarının o anda somutlaştığını ve ancak böyle tek vücutken bunları aşabileceğini düşünürsün. Çünkü tek başına suyun debisine karşı bir hiçken birlikte ona karşı var olabilirsin. Hele varlığı hala tartışmalık bir halk gerçeği dipdiri karşında dururken birlik olmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlarsın. Kendi kendine bir elin nesi var iki elin sesi var derken hafif bir gülümseme belirir dudaklarında ve sen deli olduğunu düşünecekler korkusuyla hemencecik toparlanmak zorunda kalırsın. Bunları hissederken avuçlarındaki eli sımsıkı tutarsın. Birbirine kenetlenmiş yüreklerle aşarsın devrim yollarına sıralanmış daha nice hırçın suları.
Yazın kavurucu sıcağında buram buram terler ve sırtında erzağın kayalara tırmanırken, 5.000 yıllık bir yükün omuzlarına çökmüş olması karşınsında bunun sana vız geleceğini düşünerek daha öfkelenirsin sistem gerçeğine.
Sonbaharın dur durak bilmeyen yağmurlarında katır peşindeysen eğer ıslanmanın özgürlük olduğunu anlarsın. Zaten ıslanmışsın paniğe ne gerek var dersin ve gerillaya ne kadar yakıştığını görürsün yağmur damlacıklarının. Tabi bu arada katırların inadının tutmaması için dua etmeyi ihmal etmezsin ki çamurda ne yaman şeydir bu talihsizlik bilir her gerilla. Hele birde Kürdistan’ın asi uçurumlarından geçmek zorundaysan o anda.
Sonbaharlar hazırlık süreçleridir buralarda. Kara kış gelip çatmadan sen topyekûn hazırlıklarına başlarken ilkokulda okuduğun hikâye kitaplarındaki karıncalara benzetirsin gerillayı. Dur durak bilmeyen bir koşuşturma canın içinde buluverirsin bir anda kendini. Erzak ve benzinlerin kamp yerine getirilmesi gerillanın tabiriyle çekmesi, odun toplanması, meyve kurutması derken yandan da kamp yerinin yapılması bir de bakmışsın ki elbirliğiyle bitivermiş üstlenme çalışmaları. Ve eğitim süreci başlar ki gerilla yaşamının vazgeçilmezlerindendir eğitim. Yaratılmak istenilen yeni yaşamın temelleri atılırken yapılması gerekenler tartışılır ve yeni adımlar atılır bu anlarda. Ama ard arda kırılan potlar, yapılan gaflar ve komik anlarda tuzu biberi olur kış günlerinin yani bunlarla renklenir eğitim süreçleri. Ancak kışın azizliğine uğradıysan bir yerlerde ve karda yol açmak zorunda kaldıysan eğer boyunun kısa, ayaklarının küçük olmasına kızarsın. Arkandaki için daha geniş bir patika açmaktan men eder seni bu özelliklerin. Yine de kısa olup da o bitmek tükenmek bilmez enerjisiyle karda debelenmesine ve yuvarlanmasına aldırmayarak yol açma girişiminde bulunan hevalinin çabaları tüm bu sitemlerinden alıp götürür seni. Beyaz fırtınayla mücadele ederken gerillanın savaşının yalnızca düşmanla olmadığını, bir yandan da doğaya karşıda çetin bir savaş vermen gerektiğini anlarsın yani bir yandan kendin ve sistemin insanlarda yarattığı geriliklerle diğer yandan doğayla mücadele vermek zorundasındır. Kışın fırtınadan, yazın zehirli hayvanlardan, yağmurlu havalarda kayganlaşan kayalıklardan ve azgınlaşan sulardan korunmak zorundasın en az mermi ve havanlardan korunduğun kadar. Ve bir kez daha seni, çevrendekileri ayakta tutanın irade, yaşama sevgisi ve Önderlik aşkı olduğunu görürsün. Mücadelesi gibi bağlılıkları da derin olur gerillanın. Tabi paylaşımları da…
 

 
 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır