Dağlarda
Dağların uçurumlarında
Bulutların süzülüşünü izliyordum
Bir bulut doldu gözüme
Geldim diyordu
Yeryüzüne
Dayandım
Tomurcuk gülün kapısına
Günün sıcaklığı çağırdı,
Güllün güzelliği
İşte bir yağmur damlasıyım
Dayandım kapına
Doğma zamanı
Güne, gül yüzünü
Gösterme zamanı
Güzelliğin özlemiyle
Su, insanlar için olduğu kadar bütün bir evren için de
vazgeçilmez yaşam kaynağının bir parçasıdır. Toprağı
süslemek, can vermek için bitkilerle toprağı
birleştirir. Toprağa can verirken bitkilerin toprağa kök
salarak güneşle buluşmasına yardım eder. Yaşamın yüzüne
bir gül çizer, insanı ve doğayı dinginleştiren. Buhar
olur yükselir gökyüzüne. Mavinin sonsuzluğuna
milyonlarca desen çizerken bulutlarla susuz topraklara
rüzgârlarla yol alır durmadan. Ayrıca çok da karşılık
beklemeden merhametlice bırakır damlalarını çatlayan
toprağın tenine. Toprağın üstündekiler de can bulsun bu
yaşam kaynağından diye akarsulara, göllere, denizlere
dönüşür. Suyun dinginliğine eğilir aslan.
İnsanlar içinde yaşam kaynağının büyük parçalarından
biridir su. Ama insan onun anlamını bilmeden kullanır,
onun anlamını yitirdiği oranda da kendi anlamını
yitirir. Suya anlam yüklemek özgür, eşit yaşama anlam
verebilmektir ki bu anlam belleğimizde siliktir. Çoğu
zaman, suyun anlamına verdiğin büyüklük oranında su
olmanın büyüklüğüne erişir gönüllerdeki denizlere doğru
yol almayı bilirsin. İnsan beyninde umutlu inanç ve
biraz eşitlik serpmek, çorak çöllere yağmur olmak
demektir. Eğer sen insan için su olacaksan çiçek açan
bir su olmalısın ki anlam deryasına kapı aralayasın.
Yoksa, kendinle beraber onlarda da anlam yitimi olursun.
Bir düşün? Sen insana doğru akmayan bir sussun. Çok
güzel olabilirsin çünkü sussun. Ama eğer çorak bir çölün
ortasındaysan ve insanlar sana ulaşmak isterken sana
ulaşmadan can veriyorlarsa; o kuyuda su olmanın anlamı
yoktur ve o yok olmaktır. Eğer su toprağa, insana ve
yeşilliğe yol alıyorsa anlamlıdır, ılık bir suyun
kenarında biter kır çiçekleri, tatlı bir suda kulaç atar
balıklar. Ama kimsenin ulaşamadığı, olmadığı kuyu
dibindeki su güzel olsa da kimseye yaşam kaynağı
olamadığı için bilinmez su olduğu için o uzaktır düşlere
ve yaşama. O zaman su olacaksan, nasıl bir su olman
gerekiyor iyi düşün! Parlaklığın güne ışınlarıyla,
gökkuşağına mı dönüşmeli, yoksa bir kuyunun dibinde
çürümeli mi? İyi düşün, suyun çürüdüğü nokta bitim
noktasıdır.
Çünkü su yaşamın yüzde seksen beşidir. Kuyuda bekleme
ila ki birileri oradan geçsin ve seni keşfetsin diye.
Buhar ol. Yüksel gökyüzüne, yağmur ol dayan tomurcuk
günülün kapısına. Korkma karış toprağa ki birikesin.
Biriktikçe bir çağlan ol, ak toprağa umudu çizerek.
Belki dolunay düşer yüzüne, insanların bakışları özlemle
takılır akışına. Kenarında çiçekler boy verir.
Kelebekler toplanır baharına. Aslanlar eğilir
dinginliğine, insanlar dünyasına anlamın kapısını
aralarsın. Bir şarkı varsa içinde o zaman sesin olacak.
Seslerimizin birbirine karıştığı coşkulu bir türküde
buluştuk ve görüşmeye devam edeceğiz.
Ne yürekler gördüm
Göz ufkunda hapsolmuş
Kanmamak için
Tutsak sevdalara
Göz ufkumu parçaladım
Yalancı aşklara inat
Kestim saçlarımı
Yüreklerin tutsaklığına inat
Kapadım gözlerimi
Yüreğimin sevdasıyla
Açtım sınırsız kapıları
Bin yalanla kapansa da
Yüzüme kapılar
Unutmadım mavi alevlerin dansını
Beritan- Gulan