ANASAYFA

 
GERİLLALAR KÜRTÇE DİLİNİ ÖĞRENİYOR VE ÖĞRETİYORLAR

Şilan Aras/Rojda Amanos

3. Kongra-Gel genel kurulundan sonra çalışmalarına başlayan Dil ve Eğitim komitesi, KKK’nin 11 komitesinden biri. Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla gerçekleştirdiği son görüşmelerinde Kürtçe dili için verdiği perspektifler çerçevesinde kurulan Dil ve Eğitim komitesi (sazya ziman û perwerdê) kurulduğu süre içerisinde bir eğitim devresi düzenledi ve birçok insanı mezun etti. Kürtçe dilinin halen de egemenlik altına alınmaya çalıştığı günümüzde, yaşadığı birçok sorunların yanı sıra Kürt halkı içinde de Kürtçe kendi birliğini sağlayamadığı bir gerçeklik olarak süregelmektedir. Kürtçe dilinin yaşadığı sorunları ve çözüm olasılıklarını; Kürt dil ve eğitim komitesi başkanı ve çalışanları bu çerçevedeki sorularımıza yanıtlarıyla amaçlarını ve hedeflerini ortaya koydular.

Komite başkanı Sayın Kara Ömer, Kürt dili ve eğitimi komitesi çalışmalarına ne zaman ve hangi amaçla başladı, ayrıca Kürtçe dilinin  yaşadığı sorunlar nelerdir?

Kürtçe dil çalışmaları daha öncesinde de vardı. Fakat bir dil komitesi olarak, resmi anlamda 3. Kongra-Gel genel toplantısından sonra, Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan’ın perspektifleri çerçevesinde çalışmalara başladı. KKK’nin 11 komitesinden biri de Kürtçe dil ve eğitim komitesidir. Hem yurt içi hem yurt dışında birçok çalışmalarımız var. Fakat akademik anlamda halen emek isteyen bir gerçeklik  de söz konusu. Yine en büyük sorun Kürtçe dili arasında birliğin olmayışı. Diğer bir sorun çalışanlarımızın, kurumlarımızın Kürtçe Kürtçe dilini biraz da kendilerine göre ele alıyor olmalarıdır. Kimin haklı olup olmadığı tartışma konumuz değil. Fakat Kürtçe dilinin bir birliğe ve açıklığa ulaşması büyük önem taşırken, bu görev omuzlarımıza yüklenmiş.

Şöyle de ifade edebiliriz; KKK yeni bir sistem olup, Kürt halk Önderi perspektifleri çerçevesinde geliştirildi. Bu sistemin geliştirilmesinde Kürtçe dil kurumu büyük önem taşımakta. Şüphesiz bir komite olarak çalışmalarımız devam ediyor. Bunun yanı sıra bazı yönlerden zorlanmalar yaşanabiliyor olsa da, dil kurumumuza büyük bir ilgi olması moral veriyor. Hem eğitim vermek, hem de almak için birçok kişinin büyük ilgisi var.

Bana göre en büyük sorun ise; Kürtçe dilinin yaşam dili olmaması. Bu yönlü birçok eleştiri var. Bu açıdan halkımızın kurum çalışmalarımızı gözetmesi önemli. Çünkü Kürt halk Önderi; Kürtçe dilini son süreçte özellikle gündemimize koydu. Bilindiği gibi Kürt halk Önderinin son görüşmelerinde devlet bir tavır olarak ailesiyle Kürtçe konuşmasını yasakladı. Kürt halk Önderinin de gündemimize koyduğu gibi, Dil ve eğitim komitemizin yapmak istediği en kapsamlı çalışmalardan biri, Kürtçe dilini yaşam dilimiz haline getirme. Fakat bunu yaparken başka dilleri kullanmayalım anlamına gelmiyor. Bundan dolayı da dilimizi yaşamın her yönünde kullanmamız ve öğretmemiz gerekiyor. Şu an dilin teorisini yapmıyoruz, yani dil insanın özüdür vb. şüphesiz bu başka bir konuya giriyor. Fakat biz komite olarak; Kürdistan’ın dört parçasında ve yurtdışında açık, anlaşılır bir Kürtçe için ön açıcı olmak istiyoruz.

İlk eğitim devrenizde kaç kişi vardı ve bundan sonraki süreçte neler yapmayı düşünüyorsunuz?

Komite çalışmalarımız yaklaşık altı aydır başlamış. Bu süreç içerisinde ilk etapta bir eğitim devresini açtık. Bu devreden 27 arkadaş mezun oldu. Şu an ikinci bir devre çalışmalarını yapıyoruz. Bu ikinci devrede de eğitileceklerin birçok yerde eğitim verecek şekilde bir eğitim sistemine tabii tutmayı düşünüyoruz. Yine örgütümüzün birçok belgeleri genelde Türkçe ağırlıklıdır. Biz bundan sonra belgelerimizi Kürtçe yazmayı ve halkın bunlardan daha fazla yarar sağlaması gerektiğini düşünüyoruz. Yani çalışmalarımız üç ayak üzerinde çalışmalarına devam edecek. Birinci ayak öğretmen yetiştirmek, bununla yetişen öğretmenler Kürdistan’da ve yurtdışında yaşayan halkımıza eğitim verecek. İkincisi varolan dil kurumlarıyla bir birliği yakalamak. İşte İstanbul enstitüsü, Amed enstitütüsü var, hem Kürdistan’da hem de Kürdistan dışında birçok yerde Kürtçe yayınlarımız var bunlarla bir birlik yaratmak. Güney Kürdistan’da, Doğu’da, Rusya veya Kafkasya’da böylesi çalışmalar var, Buralarla doğru bir anlayışın sağlanması gerektiğini düşünüyoruz. Üçüncüsü Kürtlerin yaşadığı her yerde dil kursları açmak. En büyük amacımız ise; Kürtlerin yaşadığı her şehirde, her semtte, mahallede hatta her evde Kürtçe dilini öğreten bir odanın olması. Bundan dolayı da her yere ulaşacak öğretmenler yetiştirmek ve bunları her alana yerleştirmek ve böylece bir dil seferberliğini yaratmak istiyoruz. Her ne kadar bu uzun süreli bir planlama olsa da, adımlarını atıyoruz. Bunların kadrolarını yaratmak ve sözünü ettiğimiz üç ayağını oturtarak, yerel bir dil değil de ulusal bir dil yaratmak ilk hedeflerimiz arasında.

Sizce Kürtler arasında dil birliği nasıl sağlanabilir?

Bu konuda rolünü oynayabilecek olan medyadır. Çünkü yayınlarımız her yere, herkese ulaşabilir. Mesela Roj TV’yi herkes izleyebiliyor ve herkesin dil bakımından onu esas alması önemli. bu gelişiyor da. Buna ilişkin bir örnek vermek gerekirse; mesela öncesinde Türkçe dili yoktu, Osmanlıca vardı ve yarısı Arapça, yarısı Türkçe, Farsçaydı. Fakat Atatürk Türk dil kurumuyla Türkçe dil birliğini yarattı, Türkçe alfabeyi geliştirdi. Bizim de başlangıç olarak her yönlü örgütlenmiş olmayabiliriz, fakat zemin yaratma açısından Kürtçe dili ve eğitim komitesi olarak önemli bir çalışma olmakta.

Şu ana kadar yaptığınız diğer çalışmalarınız neler?

Felsefe sözlüğünün yanı sıra, Kürtçe alfabe kitapları çıkardık, ayrıca Maxmur’da dil çalışmalarını oturttuk, orada da kitap çalışmalarımız var, okul kitapları çıkarmakta.

 “Duygularımı Kürtçe kelimelere dökmek en büyük hayalimdi”

Düşünmenin aracı olan dili, gelişmesi için güçlü kullanmak gerekiyor. Dağlarda kurulan Dil ve eğitim komitesi birinci eğitim devresi ardından şu an küçük bir gruba Kürtçe dilini öğretmekte. Bu eğitimde kalan Hewler Esmer ise bu öğrencilerden biri. 

Kürtçe eğitime hangi amaçla geldiniz ya da amaçlarınıza ulaştınız mı?

Dilimi öğrenmek benim hayalimdi. Amacım sadece dilimi konuşmak değil, yazabilmek, edebi anlamda derinleşebilmekti. Çünkü Kürtçe çok geniş bir dil. Düşüncelerimi, duygularımı Kürtçe yazmak istiyordum.

Duygularımı Kürtçe kelimelere dökmek, edebiyat anlamında derinlik sağlamak ve Kürtçeyi yazım dilim yapmak kısa sürede oluşacak bir şey değil. Fakat geçen süreçte konuşma ve yazım dilini öğrendim. Daha önce düşündüğüm, fakat yapamadıklarıma bu eğitimle amacıma ulaşmak benim için çok anlamlı. Her şeyden önce dil, bireyin kimliğidir. Kürtçeyi yaşamda bir kültür olarak oturtmak önemli.

Hangi dersleri aldınız?

Kürtçe gramerini öğrendik. Kürtçe grameri öğrenirken bayağı zorluk yaşadık. Çünkü Kürtçe dili çok zengin bir dil, insan içine girince bunu daha net görüyor. Sesli harfler bizim için zorlayıcı oldu, daha önce Türkçe konuşan arkadaşlar e ê harflerinde zorlanıyordular. İ ve î’yi karıştırıyordular.

“Her insanın kendini tanıması, dilini tanıması ve sevmesiyle gerçekleşir!”

Dil ve eğitim komitesine öğrenci olarak gelen, öğretmen olarak mezun olan ve şu an ders veren Diljin Ümit genç yaşta olmasına rağmen, birçok kişiye Kürtçe dersi vermekte ve bunu çok severek yaptığını her defasında vurgulayan öğretmenlerden biri. Genç öğretmen Diljin Ümit, sorularımızı şöyle yanıtlamakta.

Eğitime hangi duygularla geldiniz?

Buraya gelirken öğretmen olarak geleceğim gibi bir düşünce yoktu. Fakat eğitime gelmeden önce de Kürtçe dilini kullanabiliyordum. Çünkü Etruş kampında bir yıl Kürtçe dili almıştım. Her ne kadar anadilim dışında diller biliyor olsam da, Kürtçe dili bana daha ilginç geliyordu. Çünkü ailende anan Kürtçe dilini konuşuyor, Kürt toplumunda yaşıyorsun. Bu gerçeklik içinde Kürtçe’yi kullanman gerekiyor. Peki Kürtçe’yi nasıl kullanacaksın, konuşma ve yazma diliyle. Hem öğrenerek, hem de öğreterek kullanırsın. Bir toplum, dilinin ne kadar geliştiği ya da dilinin ne kadar ezdirildiğiyle orantılı olarak ele alınır. Her şeyden önce Kürtlerin dili ezdirilmiş, parçalanmış. Dil kurumuna gelirken belli bir düzeyde zaten Kürtçe biliyorum, o zaman bildiğimi öğreteyim gibi bir düşüncem de vardı ve bu konuda istemim de vardı. İnsanın istemi olunca her şeyi yapabileceğine inanıyorum. Ve her insanın kendini tanıması için her şeyden önce dilini bilmesi gerekiyor. Mesela ben bir kadınsam dilimi bilmem gerekiyor. Eğer bir Kürt’sem ve düşüncelerimi, duygularımı Türkçe ifade ediyorsam, demek ki Kürtlüğümü sevmiyorum. Arap’san Arapça’yı, Türk’sen Türkçe’yi iyi bilmen gerekiyor. Eğitime gelmekle ve eğitim vermekle dört dörtlük her şeyi bildiğim anlamına gelmiyor. Fakat gelişme konusunda büyük bir istemim var.

İki yıl önce bana Kürtçe biliyor musun? diye sorsalardı evet biliyorum derdim. Fakat dil bilmek sadece konuşmayı becermekle bitmiyor. Bunun yazım dili var, bunun edebiyatı var, tarihi var ve en önemli anadilinle düşünmeyi gerektiriyor. Daha önce zaten Kürtçe’yi biliyoruz, yeniden öğrenmemiz gerekmiyor diyordum. Ama kendime göre bir Kürtçe biliyordum. Bir de hep Türkçe düşünmüşüz, bu yüzden zaten Kürtçe’yi konuşabiliyorum demek ki Kürtçe’yi biliyorum diyordum.

Eğitimden ne gibi sonuçlar çıkardınız?

Birkaç ayda Kürtçe’yi çok öğrendiğimizi ya da öğrettiğimizi söyleyemem, fakat gelişim gösterme açısından bir zemin oluştu. Önemli olan bu zemin üzerinden gelişim yaratmak. Kürtçe’yi öğretmek o kadar kolay değil, mesela öğrenciysen bir kez kendini yorman gerekirken, öğretmensen iki kez kendini yorman gerekiyor.

Eğitime başladığımızda biraz kaygılı yaklaşım vardı, fakat eğitimden sonra mezun arkadaşlar görev alanlarına gittikten sonra güven oluştu ve eğitime girme talebine ilişkin birçok rapor geldi.

Ayrıca Kürtçe dili kadınların ilgisini daha çok çekiyor. Şu an bile kadın arkadaşların sayısı erkeklerinkinden daha fazla. İlk devrede de kadın arkadaşların sayısı daha fazlaydı.

“Kürtçe’yi bireysel ya da tüzel çıkarlar için kullanmamak gerekiyor”

Kürtçe dil ve eğitim kurumuna dilini geliştirme ve Kürt dili üzerindeki baskıların nasıl ortadan kaldırabileceğine ilişkin araştırma yapmak amacıyla gelen Hasan Welat devam eden eğitime katılan öğrencilerden biri. Hasan Welat’a Kürtçe dilinin yaşadığı sorunların nasıl çözülebileceğine ilişkin sorularımızı şöyle yanıtlamakta”

Kürtçe dilinin yaşadığı sorunların çözülmesi için neler yapılması gerekiyor?

Toplumsal tarihte devlet dilde gelişmiş. Kürt toplumunda bu gelişmemiş. Bu talihsizlik ya da talihlilik anlamında değil de ama bir gerçeklik, bir realite. Kürtler arasında dilde bir norm oluşmamış. Kürtçe uygarlıktan uzaklaşmış ve bir dağ dili gibi kalmış. Ve Kürtçe’nin zayıflamasında kurulan egemenlikler bunun en büyük nedeni olmuş. Bundan ziyade dilin gelişmesi aşiretler, aileler çerçevesinde kalmış. Bu nedenler Kürtçe’nin zenginliğinden, kapsamlılığından uzaklaşmasına ve dar kalmasına neden olmuş, her şeyden önce bunun anlayışta düzeltmesi gerekir. Ortadoğu’da, Avrupa’da, Suriye’de vb. birçok yerde dilbilimciler, toplumbilimciler olmasına rağmen, Kürtlerde bu yönlü bir norma ulaşmamış. Bu da bana göre normal bir şey. Çünkü Avrupa dilleri bile yüzyıllık süreçlerden sonra belli bir norma ulaşmış. Her  dil böyledir. Bu yönüyle bu bir realite olurken, diğer yönüyle nasıl değiştirebiliriz sorusu var? Kürtçe yazım, Kürtçe konuşma diline dair, Kürtçe alfabe için, gramer için birçok tezler, farklı farklı düşünceler var. Her bölge bunları farklı dile getiriyor, farklı aksanlar farklı telafuzlar var,  bunlar bir dil birliğinin yaratılmasında zorluklar ortaya çıkarıyor.

Sizce Kürtçe dili üzerinde ne gibi söz konusu siyasi çıkarlar var?

Her şeyden önce politik çıkarlar, Kürtlerin de dünya sahnesine çıkmasını gerektiriyor. Dünya konjektürü de bunu gerektiriyor ve istiyor, bu açık. Böyle olunca Kürtçe ve kültürü için birçok girişim, birçok tavır gelişiyor. Kürtçe’nin gelişmesi için birçok girişim oluyor. fakat aslına bakıldığında bunun temelinde birçok çıkarlar yattığı görülüyor, mesela Güney Kürdistan, bu ilginç bir örnek. Kuzey Kürdistan ve Türkiye buna örnek. Birçok kurum kuruluş ve şahsiyet, Avrupa’da ve diğer parçalarda, yine Kafkasya, Orta Asya taraflarında Kürtçe dil istemi var, fakat temelinde başka çıkarlar yatıyor.

Kürtçe’yi bireysel ya da tüzel çıkarlar için kullanmamak gerekiyor. böyle yapılması etik de değil ve kendisiyle birçok sorunu da yaratır. Kürtçe geçmişte bir araç gibi görüldü ve Türkiye’de yapılmak istendi ama başarısız çıktı. Bunun bir örneği Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da açılan dil kurslarıydı. Yani toplum nasıl bir gerçeklikse, dile de o gerçeklik çerçevesinde bakmak ve öyle de bilmek gerekiyor.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Önderlik dil konusunda perspektifini vermişti. Hem uygarlık, kültür ve dil konusunda. Dilin gelişimi konusunda içeriğine böyle bakmak gerekiyor, yeni paradigmaya göre dilin önemeni kavramak ve geliştirmek gerekiyor, yani ne asimilasyona gelmek ne de milliyetçiliğe girmek gerekiyor. Bunların arasında ince bir çizgi var, bu çizgiyi görmek ve çalışmaları buna göre yürütmek gerekiyor. dilin gerçekliğini ortaya çıkarmak ve öğrenmek benim için en önemlisi. 

 

PAJK MENÜ

 


 


 


PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006. Tüm hakları saklıdır