|
Hazırlayan Arya Amed
*Gül bayramı sizin
için neyi ifade ediyor? Gül bayramına yönelik vermek
istediğiniz mesaj nedir?
Kinda Zin: Gül
bayramı vesilesi ile gül üzerine olan yoğunlaşmamı
paylaşmak istiyorum. Çiçeklere karşı çok daha farklı
bir özel ilgim söz konusu ancak bunların içerisinde
gülün benim için çok daha büyük bir anlamı var. Gül
bayramı olarak bugünün kutlanması ise çok daha anlam
içeriyor.
Gül aynı zamanda
özlemlerin sevgilerin ifadesi olur, çocuğun anaya
bağlılığının ifadesi olabiliyor. İki sevginin bir
birine karşı ifadesi olabiliyor. Çok güçlü bağların
ortak can damarı gibi bir anlam ifade ediyor. Birde
kırmızı gülün anlamı çok daha farklı oluyor. Kırmızı
gül güllerin arasında en gözde bir çiçektir. Belki
de bir diğer anlamda mücadelelerin bir simgesi
haline gelmiştir. Yaşamımızda birçok renge bir anlam
yükleriz. Kırmızı gül renginin de yaşamda bir anlamı
ve simgesi vardır.
Gül bayramını şimdi
daha derinlikli düşünüp kutlama gereğini
hissediyorum. İlk önceler çok fazla kafamda
oturtamadığım duyguları şimdi daha farklı bir
ifadelendirmelere kavuşturabiliyorum. Çünkü birçok
noktada düşüncelerimiz gelişti.
Rengin olmadığı yerde
baharın olmadığı yerde, hayatın bittiği yerde, çok
fazla mücadele gerekçeleri zaten olmaz. Gül rengin
açılışı, baharın gelişi, güçlü mücadelelerin
gerekçesi de olabiliyor. Tıpkı gül devrimleri gibi,
bizim devrimde acılar içerisinden süzülerek gelen
bir gerçek olmaktadır. Acıların yanı sıra
güzellikleri de nakış etmesini bilen Önderliğimiz
bize böylesi bir anlam dolu gül bayramını
geliştirdi.
Bazen yaşamda o kadar
monoton, sıradan, yaşıyoruz ki; çevremizdeki
güzellikleri dahi fark etmiyoruz. Yaşadığımız
şeylerin hislerini dahi çok fark edemiyoruz. Yaşamın
neresinde, neyi anlamlandırıp, adlandıracağımızı çok
fazla ifade edemiyoruz. Fakat Önderliğimiz bu
noktada en güçlü duyguları bazen kısa bazen uzun
mesajları ile birçok defasında ortaya koydu ve
anlatmaya çalıştı. Gül bayramı da bunlardan biri
olmaktadır.
Gül bayramı en çok da
kadınları kucaklıyor. Kadınlar bilindiği gibi hep
çiçekler ile özdeşleştirilirken, çevremizde birçok
kız çocuğunun ismini de gülden aldığını görürüz. Bu
bir tasvirdir. Ama çevreyle yaşamak ve çevrendeki
güzellikleri hissetmek, her insanın yapabildiği bir
şey değildir. Renk insanı psikolojik olarak da
rahatlatan bir olgudur. Sevgilerin ifadesi olarak da
ele alındığında bizim en güçlü dayanağımız
Önderliktir.
Önderliğin bize
sunduğu gül bugün tüm insanlığa sunulmuş bir gül
olmaktadır. Analar suya yani denizlere gül
bırakıyor. Fakat bunlar ulaştırılması gereken
yerlere ne kadar ulaştırılabiliyor veya ne kadar
izin veriliyor. Bu güllerin ne kadar ulaşmasına izin
verilmese de sonuçta anaların-barış analarının
sesleri, yüreklerindeki sevgiler istenilen yere
ulaşıyor. Anaların yüreğinden kopan bir çiçek gibi
ulaşıyor. Bu analar ki; evlatlarını verdiler, bu
mücadele için ve bekli de şehit düştüler. Şehit
düşen her evlat, anası için bir güldür. Bahçede en
nadide çiçeklerin sevgisi anlatılamaz. Bu anlamda
gül bayramını tüm insanlara ve analara kutluyor ve
sevgilerimi iletiyorum.
Ciran Sterk:
Gül bayramı Önderliğimiz tarafından özellikle
Türkiye’de idamın kaldırılmasının ardından bir
bayram olarak Kürt halkı tarafından kutlanılması
için ilan edildi.
Gül bayramı bence
sıradan normal bir bayram olarak ilan edilmedi.
Tamamen Barış, sevgi ve güzellik felsefenin
doğrultusunda olan bir bayramdır. Bu kana dayalı
siyasete, savaşa, kavgaya, intikama, nefrete,
hoşgörüsüzlüğe karşı yeni yaşam felsefesi ve
ilişkilenme anlayışını öngörmektedir. İnsanların
kendisiyle barışmasını tüm toplumun kendi arasında
ve dünya toplumları ile barışa ve sevgiye dayalı
yaşamsını şart kılan bir anlayış. Sona kadar sevgi,
dostluk, güzellik, paylaşım ve yardımlaşma anlayışı
eksiksiz demokrasi, adalet anlayışı canlı doğayla,
yeşille, suyla, temiz havayla hayvanlarla dost olma
anlayışı. Kurban bayramında da hayvanların kesilip
kurban edilmesinin yerine birbirine kırmızı güllerin
verilmesini de rehberimiz bu yüzden istemişti.
Kurban ve kurban verilme anlayışından insanların
kendisini tamam arındırmasını gülün ideolojisiyle
donatılmasını istemişti. Bir güzelliğin yaşanması
için bir kurban verilmesi kaderini değişmelidir aynı
zamanda. Çünkü bu güne kadar bu anlayışla
yaklaşılmıştır hep. Bu anlayışın izlerini taşıyan şu
sözlerde de görmek mümkün “özgürlük bedel ister”
veya “güzellik ancak bedel verildiği oranda gerçek
anlamına kavuşur.”
Pratik sonuç
anlamında günümüz sömürü sistemleri böylesi bir
sonucu şart kılmıştır. Ancak giderekte bir anlayışa
bürünmeye yüz tutan bir durumdur da. Oysaki
özgürlükler ve de güzellikler kavramında kendi
özünde koruduğu gibi hiçbir kurban ve bedeli ön
görmez, kabul etmez özgürlük ve de güzellikler ancak
kendi hammaddeleri ile örüldüğünde gerçek anlamını
bulur. Kanla değil, yani tam aksine kan
sömürgeciliğin anlayışı doğrultusunda en basitinden
en karmaşığına kadar ön görülen işlerde ilk
başvurulduğu hammaddesidir. Kanla beslenen bir
sistem ve anlayışında ise sevgiye, insanlığa adalete
dayalı hiçbir şey yoktur. Orada her şey insanlığın,
sevginin, dostluğun ve doğanın baş düşmanıdır
zahiridir.
İşte Önderliğimiz 2
ve 3 Ağustos günlerini Kürt halkının Gül bayramı
olarak kutlamasını isterken sadece biçimsel sembolik
birbirine gül vermeyi kast etmedi. Bunun gerçek
anlamdaki anlayış ve felsefesinin geliştirilmesi ve
de içselleştirilmesini istedi.
Diğer yandan Türk
medyası tarafından ki-buda zorda kalmış olmalarından
kaynaklıydı- idamın kaldırılması durumu uluslar
arası komplonun önemli bel kemiğinin kırılmasında
adı oldu. Gül bayramı ilanında bu boyut da
temeliydi. Kara komplonun perdelerinin yırtılıp
atılması ve onun yerine kırmızı güllerle örülen bir
bayramın renklerinin tüm Kürdistan’a yayılmasını ve
Kürt halkının gök kuşağı renginde bir halaya
tutuşmasının ifadesi olur gül bayramı.
İçinde bulunduğumuz
süreçte Erdoğan hükümetine karşılık olarak tüm
insanların ve Kürt halkının gül bayramları yaygın ve
güçlü sarmaşık gülleri gibi örgütlenerek güçlü
cevaplar verebilir. Bu temelde bende Reber APO ve
halkımızın gül bayramını kutluyor özgürlüklere bir
adım daha yakınlaştırmasını temini ediyorum.
Piray Ardıl:
İki Ağustos gül bayramı, sevdiklerimize gül verip
mutlu etme bayramı ve Kürt mücadelesinin geldiği
aşamayı ifade eder. Bir bütünen bu olmadığını
düşünüyorum. Sistemin insanoğlunda yaratığı
tahribatları küçümsenemeyecek düzeylerdedir.
Halkların yaşadığı ekonomik, toplumsal ve özelikle
de ruhsal bunalımların kaynağını, kendine
yabancılaşan bireyin topluma ve doğaya
yabancılaşması paralel bir şekilde gelişmiştir. O
zaman doğaya dönüşle bireyin kendine ve
toplumsallığa dönüşü olacaktır. Bir güllün insanda
yaratığı heyecan, doğayla yaşamanın daha anlamlı,
sakinleştirici ve güzel olduğunu hissetmenin
başlangıcıdır gül bayramı. Bireyin toplumun,
toplumunda doğanın bir parçası olduğu gerçeğinden
yola çıktığımızda. Birey denizde bir damla
misalidir. Doğanın insandan daha üstün akıl ve
sezgisel güce sahip olduğunu göreceğiz. Böyle bir
gücü inkar etmek akıl gücü olmadığı gibi onunla
yaşamayı bilmek. Daha barışçıl ve insanca bir
yaklaşım olacaktır. Doğa anaya canlılık bakış
açısıyla bakabilmeyi ve içinde barındırdığı
zıtlıkları anlaya bilmek yaşamı kolaylaştırır. Yanı
ölümle yaşam, aydınlıkla karanlık, acıyla mutluluk,
hüzün ile sevinç bu sözcükleri doğa yasaları olarak
elle alabilmeyi ve bilinçle üzerine gidebilmek
insanoğlun merkez olmadığını da bize gösterecektir.
Bir çiçeğin bir ağacın, bir ırmağın vb. gibi birer
parçası olarak ele almak insanlık ve gezegenimiz
acısından önemlidir. Bu temelde gülfidanlarını
toprağa ekmek ve Dicle ile Fırat’tan birer avuç
suyla sulayıp. Nisanın rüzgarları ve yağmurlarıyla
boy vermesini beklemek bir çocuğun büyümesini anı
anına izleyip hecan duymaya benzer. Fidanlarımız boy
versin. Tomurcuklar gülleşin. Emeğimizle
büyüttüğümüz gülleri sevdiklerimizin yanı sıra
etrafımızdaki bütün insanlara da vermeyi ihmal
etmeyelim, onları da mutlu etmeyi bilelim. Ekolojik
bir toplumda bayramlaşmak dileğiyle. Kadın yüreğinde
boy veren özgürlük güllerinin coşkusuyla gül
bayramınızı kutluyorum.
|