|
TUVAL
Roza Hêlîn
Özgürlüğün rengiydi, güneşin tuvali
Ve ben,
bu renklerin arasındaki
Kutsal anayım.
İnsanlık tarihinde ilk çağın
bereketiyim…
Bereketimin tohumlarını
doğanın ahengiyle kutsayanım.
***
Evet, Olgundum, çünkü;
Komün yaşamın,
eşitliğin
ve adaletin yaratıcısı
Tanrıçaydım.
***
Analık hukukunun kabul edilmediği dönemlerde çalındı
104 Me’ lerim
O gün sustu su, susturuldu tüm bilge kadınlar,
Cadı kazanlarında.
Sustu tüm ağaçlar
Ve sadece rüzgar konuştu bugüne dek.
Anlattı insanlığa her esişinde,
Bu gün rengi siyaha çalan güneşin,
aslında bir zamanlar, özgürlüğün rengiyle
suretine kondurduğu tebessümü…
***
Esen yel fısıldamayı hiç bırakmadı, sesi duyulana
dek!
Ve bu dem, kapitalist döneme kadar devam etti.
Şimdi;
Kapitalizmin eğlence masasında sunulan bir meze
oldu, kutsalite.
Kalbimin varlığından habersiz gibi duran zorbaların,
Özgürlük betimlemesinde sunulan tutsaklık kafesi…
Kapitalistlerin özgürlük masalı, karanlığın
içerisinde boğulmaya başlarken,
Doğa içerisinde veya güneşin içerisinde uzanan bir
yel,
Dağların yücesindeki uçurumun kıyısında duran
Beritan’ ın kulağına
‘Özgürlüğü’ fısıldadı.
Evet,
gördü Beritan güneşin tuvalindeki gerçek rengi,
Işığı…
Ve göstermek için dünyanın her yerindeki tüm
kadınlara,
Çığlığını yaydı, sonsuzluğa….
Sevgi, çaba, emeğin değerini öğretti, geride
kalanlara
Ve ileriye bakanlara…
***
Bu silkinişle
bende, diğer tüm direnişçi kadınlar gibi,
Tenimin rengini aldım ondan.
Köreltilen kadının umuduyum şimdi.
Tanrıçanın tarihte susturuluşunun, intikamı,
yeniden varoluşun sembolüyüm,
eril zihniyetin biliminden, kültüründen,
iktidarından
hesap soran,
Kendimi gerçekliğimde arayan bir
Sevda Kadınıyım
Geri Dön |