|
4500 yıl önce prenses, Başrahibe olan tarihin ilk
kadın şairinin dizeleri.
İlk Şiir
Tanrıça İnanna me’ lerin hanımı olarak öğülüyor
Bütün me’lerin kraliçesi, görkemli ışık,
Parıldayan giyisi içinde görkemli kadın,
Gök ve yerin sevgilisi,
An’ın (gök tanrısı) fahişesi, mücevherle
donanan,
Yüksek rahibeliğe uygun olan,
Tiara giyisi içinde çekici olan,
Elinde 7 me tutan,
Bütün me’lerin koruyucu kraliçem!
Sen dağlardan tufan getirensin!
Sen İşkur (fırtına tanrısı) gibi gürlersin
Göğün ve yerin İnannası, sen biriciksin!
Ülkeye ataş, alev gibi yağmur olan
An’ın kutsal emri ile tanrısal sözleri söyleyen,
Yabancı ülkeleri yıkan
Fırtınaya kanat takan
Enlil’in sevgilisi
Sen ülkede uçarsın!
Şahlanmış Sin’in (Ay tanrısının diğer adı)kızı
Sen An’dan da yücesin
Başkaldıran bir dağın yola getirilmesi
Saygı göstermeye dağda
Bitkileri lanetledin,
Onun yüce kepısını küle çevirdin!
Onun nehirlerinden kan akıttırdın
Onun ordusu sana gönüllü tutsak oldu
Dağılan güçleri isteyerek sana geldi.
Onun güçlü adamları isteyerek önünden geçit yaptılar
Kentin eğlence yerleri kargaşalıkla doldu.
Onun delikanlıları tutsak olarak sana getirildi
Başkaldıran Uruk şehri ve İnanna
“bu ülke senindir” demeyen şehir!
“seni meydana getiren babanındır” demeyen şehir!
Senin söylediğin kutsal emri ,senin yolundan
döndürdü,
Onun dölyatağından uzaklaştın!
Onun kadını kocasına sevgisini söyleyemedi.
Gece onlar çiftleşemedi
Kadın kalbinin kutsallığını kocasına açamadı.
Şahlanmış inek, Sin’in büyük kızı,
Kraliçe! Sana saygı gösteren An’dan da büyüksün!
Kraliçelerin büyük kraliçesi
Kutsal dölyatağından çıkar çıkmaz doğuran annenden
de büyüksün!
Bilgili, akıllı, bütün ülkelerin kraliçesi
Yaşayan canlıları ve insanları çoğaltan senin için
Bu kutsal şarkıyı söylüydrum
Enheduanna’nın Uruk’dan sürülmesi
Kutsal giparu’dan önüne geldim.
Ben yüksek rahibe, ben Heduanna,
Tören sepetimi taşıyarak bir neşeli şarkı söyledim
Fakat senin meydana getirdiğin o yerde oturamıyorum
artık
Günün ışıkları yaklaşıyor
Benim üzerimdeki ışık yok oluyor
Gölge ışığa yaklaşıyor
Ve kum fırtınası gibi onu kaplayacak.
Benim tatlı sesim bozuldu,
Bana zevk veren herşey toza döndü.
Ey Sin!göğün kralı! Bana ne yaptı bu Lugalanne?
An’a söyle,İnanna beni kurtarsın!
O, Lugalanne’nin erkekliğini alsın!
Dağlar ve tufan onun elinde, o beni ve şehri
titretti.
Ona söyle! kalbi benim için sakinleşsin!
Ben Enheduanna ona bir dua yapayım
Gözyaşlarımı tatlı bir içki gibi İnanna için
akıtayım
Ona bir selam, diyeyim.
Uruk şehrinin lanetlenmesi
Lugalanne An’ın bütün törenlerini değiştirdi
An’dan Eanna’yı(An’ın mabedini)aldı
Güzelliği bozulamayan, sonsuz çekici evi
Lugalanne harabeye çevirdi.
Yüce An’dan korkmadı
Uruk! Nanna’ya karşı başkaldıran!
An onu terk etsin!
Şehir An tarafından parçalansın!
Enlil tarafından lanetlensin!
Ağlayan çocuğu annesi susturamasın!
Ey hanımım! Ağıt gemisi düşman toprağına yanaştı
Orada kutsal şarkımı söylerken öleceğim
Çok kabaca bana saldırıldı,
Vaktiyle zafere erişen ben, mabetten atıldım
Bir kırlangıç gibi pençereden uçurdu beni.
Yaşamım yitirildi
O beni dağlara sürdü.
Yüksek rahibelik tacımı başımdan çıkarttı.
Tanrıça İnanna’ya yakarış
Çok değrli hanımım, An’ın sevdiği,
Senin kutsal kalbin yücedir,
Benim için o sakinleşsin!
Uşumgalanna’nın (tanrıçanın kocası Dumuzi) sevgili
gelini
Sen göğün temelinden tepesine kadar kıdemli bir
kraliçesin
Büyük tanrılar, Anuna’lardan nasıl büyüksün sen!
Ey İnanna! Sen gök gibi yücesin, bilinsin!
Sen yer gibi genişsin, bilinsin!
Sen ülkede kükreyensin, bilinsin!
Sen başları vuransın, bilinsin!
Cesetleri bir köpek gibi silip süpürürsün, bilinsin
Sen birçok zaferleri kazanansın , bilinsin
Benim sözüm henüz bitmedi.
Bana düşmanca bir yargı geliyor
Benim ellerim kavuşamıyor.
Tören yastığında, Ningal tarafından söyleneni
O adama açıklayamam
Ben Nahha’nın parlak ve yüksek rahibesiyim
An tarafından sevilen kraliçem,
Kalbin bana acısın!
Geri Dön
|