|
Tarihi Köklerinden Kopmadan, Yaşam Kavgası Veren
Üveyş Ana
|
Önderimiz
Başkan APO’yu dünyaya getiren Üveyş Ana, 11 Nisan 1993’de
yaşamını yitirdi. Dünyaya getirdiği evladı bugün hiçbir
insanın gerçekleştirmediği özgürlük armağanı gibi kutsal,
anlam dolu değer yargısını insanlık için geliştirdi.
İnsanlığın kaybettiği özü, kominal değer yargılarını,
eşitliği, özgürlüğü tekrar yaratabilmek için soluksuz bir
mücadele savaşımına girişirken özünde en büyük armağanı
Üveyş ana içindi. Önderlik, kendi özünün yeşerticisi kadının
tarihi köklerinden kopmadan yaşamak isteyen, bunun için
yaşam kavgası büyük Üveyş Ana’ya atfen Kadın Özgürlük
Hareketini geliştirdi.
Önderliğimizin ilk şekillenmesinde etkili olan karakter
Üveyş ananın kişilik özellikleri nelerdi? O’nun şahsında
neolitik uygarlığın izleri ve en derin bilgeliğine, Rêber
APO’nun Kadın Özgürlük Hareketini bu anlamda nasıl
geliştirdiğine ilişkin Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi
Koordinasyon üyesi Zekiye Nur¬hak sorularımızı yanıtladı:
Tanrıça Zilan: Üveyş ananın vefatının 16. yıl dönümü,
analık kavramına nasıl bir anlam yüklüyorsunuz? Analığın en
temel toplumsallaştırıcı gücü sizce nedir?
Zekiye Nurhak: Başta Üveyş Anamızı bu yıl dönümünde
saygıyla anıyor yarattığı en büyük değere sahip çıkmanın
gururunu biz Kürt Kadınına bahşettiği için minnettar
olduğumuzu belirtmek istiyorum. Analık kavramı günümüzde en
bilinen, en çok kullanılan bir kavram olmasına rağmen belki
de en az kavranmış, en çok inkara uğramış bir kavramdır.
Oysa Analık olgusu doğurganlık özelliğinden kaynaklı olarak
kendini var etmedir. İnsanı insan yapan toplumsallaşma
gerçekliğinden yola çıkacak olursak, kadın doğurganlık
özelliğinden kaynaklı insanlığı var etmiştir. Toplumsallığın
temel değer yargılarını bağrında taşıyan kadın doğurganlığı
ile tarihsel süreç içerisinde bu eylemiyle insanlığı var
ederek, günümüze kadar bu kutsallığını sürdürmüştür.
İnsanlığın toplumsallaşmasını geliştiren temel özelliklerin
başında saygı, sevgi, hoşgörü, eşitlik, paylaşımcılık gelir.
Kadın bu özelliklerini bağrında taşıyarak büyüttüğü çocuğuna
aktararak kendisi ile birlikte toplumsallığı yaratarak
kendisini var eder.
Üveyş anamız her şeyin emekle yaratılıp, eşitlikten,
özgürlükten, barıştan yana olan yaşamın tohumunu yüreğinde
barındırarak, bu kutsal özelliklerini koruyarak, 4 Nisan
günü tüm insanlığın değer yargılarını Önderimiz Başkan
Apo’ya aktararak, toplumu yeniden yaratacak bir Önderi
dünyaya getirir. Bu gerçeklikten yola çıkacak olursak
bağrında taşıyarak var ettiği, Önderliğimize sarf ettiği
emek ile bizleri yani Kürt kadınını yeniden doğuran ve
yaratan anamıza minnettar olduğumuzu belirtirken anısı
önünde saygıyla eğiliyorum.
Tanrıça Zilan: Önderlik “Üveyş Ana bilinçsiz bir isyan
doğurucusudur” derken Üveyş ananın hangi yönlerini ortaya
koymaktadır?
Zekiye Nurhak: Üveyş Ana doğal toplum özelliklerini
taşıyan son kadınlardandır. Tarihi köklerinden kopmadan
yaşamak isteyen, bunun için yaşam kavgası verendir.
İnsanlığın, toplumsallaşmanın geliştiği, oradan tüm dünyaya
yayıldığı coğrafyanın kadını olarak kendi diliyle, rengiyle,
kültürüyle hep toprak anaya sadık kalmak istedi. O topraklar
ki, kadın renginde özgürlüğe dayalı bir yaşamın
yaratıcısıydı. Bu gerçeklikten kaynaklı ailede otoriteyi
elinde tutan bu temelde kendi varlığını hissettiren bir
gerçekliği var. Kadın özü itibarı ile yaşamın kaynağıdır.
Yaşamı oluştururken kendisinden ödün vererek her an yaşam
kaynağı durumundadır ve bu onun emeğini ifade eder. Üveyş
Ana kendi doğallığında özünü yaşama taşırken, yarattıklarına
güçlü sahip çıkarak otoritesini oluşturmaktadır. Ancak bu
otorite içinde yaşadığı aile ve köy ortamı sınırlarına
sıkıştırılmıştır. Mezopotamya topraklarında kadın eli ile
oluşturulan toplum ve yaşam insanlık tarihinin uzun bir
zaman dilimini oluştururken günümüzde bu özellikler aile
sınırlarına indirgenmiştir. Üveyş Ana kendi doğal
özelliklerini yaşama taşırken kendine rağmen oluşmuş toplumu
ve insanlığı yok olmaya doğru götüren sistem gerçekliğinin
bilincinde değildir. Önderliğin yedi yaşından itibaren
içinde yaşadığı ortamın çelişkilerini çözümleyerek yaşamı
anlamlandırma gerçekliğini ele alacak olursak bu bilinçsiz
ama doğallığı ile kendini var eden anne gerçekliği ile
yürüttüğü savaş sonucunda bir isyana yol açacak özellikleri
var etme gerçekliği yatıyor. Üveyş Ana, Önderliği sürekli
irade olmaya kendi gücünü esas almaya iter. Bu konuda
Önderlik büyük bir arayış ve mücadele içerisine girer. Yaşça
kendisinden büyük olan ve onu baskı altına almaya çalışan
çocuklara karşı kendini savunma arayışı içerisinde kendini
var etmenin eylemini gerçekleştirir. Üveyş Ananın sevgi ve
koruma anlayışı yetiştirdiği çocuğun kendini savunacak
düzeye getirilmesine yol açar. Önderlik küçük yaştan
itibaren annesinin otoritesine karşın onunla yürüttüğü savaş
sonucunda özgürlüğe yol açacak özellikler edinir. Ancak
doğal analık duyguları oldukça güçlü olduğu için kendisi ile
çelişmeye başlayan bu insanı sürekli kendi yakınında
tutmanın çabası içerisinde olmuştur.
Tanrıça Zilan: Apocu felsefe ve Kadın Özgürlük
Hareketinin gelişiminde Üveyş Ana’nın kişiliğinin etkileri
nelerdir? Önderliğimiz Kadın Özgürlük İdeolojisini
Yaratırken Üveyş Ana’yla olan ilişkisini nasıl çözümlemiş ve
Kadın Özgürlük Hareketine mal etmiştir?
Zekiye Nurhak: Önderliğin içinde yaşadığı aile
gerçekliğini iyi görmek gerekiyor. Anne otoritesi karşısında
kendi varlığını hissettirmeye çalışan bir baba gerçekliği
var. Ancak babanın yeterince etkili olamaması durumu
çelişkili ve çatışmalı bir aile ortamına yol açıyor.
Önderlik bu çelişkiyi erkenden çözümleyerek bir yandan anne
şahsında kadının gücünü görür, diğer yandan aile
gerçekliğini çözümleyerek kendi iradesini esas alarak var
olma mücadelesini esas alır. Bu yaklaşım Önderlikte
çelişkileri daha iyi görme ve çözümleme tarzını geliştirir.
Önderlikte çok küçük yaşlarda erkek egemen sistemin kendini
aile üzerinden kurumsallaştırdığı ailenin klasik-geleneksel
değerlerini sorgulamaya dönük kuşku ve şüphe gelişir.
Annenin otoritesini hissettirmesi yoğun bir çatışma ortamına
yol açıyor. Bu durumda annenin Önderlik üzerindeki etkisi
daha büyük olur. Bu aile gerçekliği karşısında Önderlikte
henüz küçük yaşta kendini ruhsal anlamda ailenin kişiyi
bağımlılaştıran, kendi gücünü esas almayan, bu doğrultuda
uydu, bağımlı ve iradesiz bir kişilik yapısının yerine,
Önderliksel özelliklerin gelişimine yol açar.
Önderliğin anne ile yürüttüğü savaşı bu noktada iyi görmek
gerekiyor. Özgürlüğün ilk adımını Önderlik bu temel
çelişkiyi çözümleyerek atar. Üveyş Ana’nın gücü ve etkinliği
Önderliğin kişilik şekillenmesinde belirleyici bir rol
oynar. Önderliğimiz Üveyş ana şahsında kendisini gösteren
toplumsal gerçekliğe ait yönlerle savaşımı olurken, bu
anadan kopmaya, inkara gitmemiş. Tam tersi birbirinden
uzaklaşan, kopan bağların yeniden yaratılması temelinde bir
sorgulama olmuştur. Kavgacı karakteriyle bir başkaldırı
yaşayan Üveyş ana belki neyi reddettiğini, hangi kültürü
taşıdığını tümüyle ifade edebilme gücüne sahip değildir, ama
hisleri ve davranışlarıyla, bin yılların yaşam tecrübesinin
bilgeliğiyle köleleştiren, kadını ezen yaklaşımlara karşı
bir duruşu, reddi vardır. Aslında onun şahsında neolitik
uygarlığın silinmez izleriyle, köleliği geliştiren sistemle
çatışmasını görebilmek mümkündür. Üveyş ananın savaşımı
bilimsel, ideolojik bir düzeyde değildir. Fakat derin bir
bilgeliği taşımaktadır. Yaşamın gerçekliği, çelişkileri,
zorlukları ona bunu öğretmiştir. Üveyş ana şahsında bu
bilgeliğin getirdiği köleliğe karşı savaşım söz konusudur.
Önderlik kişilik şekillenmesini çözümlerken kendini bu gücün
ekseninde ele alır. Bu yaklaşım kadının gücünü ve
etkinliğini yoğun hissetmesiyle bağlantılıdır. Önderlik
Ana’nın gerçekliğini çözümledikçe kendini çözümledi, kendini
çözümledikçe Ana’ya nasıl doğru layık olunurluğu ortaya
koydu. Bu doğrultuda onun gücünü temel alarak kadın ile
nasıl doğru yaşanılırlığın öğretisini, yaşam felsefesini
geliştirdi. Daha sonra kadını örgütlü bir yapıya
kavuşturarak kadın ordulaşması yarattı. Günümüzde bir
harekete ulaştırdı. Önderlik Üveyş Ana’yı tanımlarken ona
layık olduğu gerçek kimliğini iade etti. Doğal toplum
özelliklerini şahsında koruyan bu özelliklerin son
temsilcisi olarak kendini yaşamsallaştıran bir kadın olarak
ele aldı. İnsanlığın yitirdiği kominal değer yargılarını
yeniden kendi şahsında yaşama dönüştürerek, kadını bu değer
yargılarını yeniden kişiliklerinde açığa çıkarmanın
mücadelesine sevk etti. Önderliğimiz kendini var eden
anamızın özelliklerini güçlü sahiplenerek, anamız şahsında
bir kadın hareketine dönüştürerek Üveyş Ana’mızı layık
olduğu mertebeye ulaştırdı.
Tanrıça Zilan: Rêber APO “O benden iki metre kumaş
istedi, ben almadım. Fakat ona Kadın Öz¬gür¬lük Ha¬reketini
armağan ettim” diyor. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Üveyş Ana şah¬sın¬da Kadın Öz¬gürlük Hareketinin gelişimini
nasıl değerlendiriyorsunuz?
Zekiye Nurhak: Önderliğimiz biz kadınları eğitirken daha
iyi sonuç çıkarmamız için yaşam öyküsünden, çocukluğundaki
çelişkilerden sürekli çarpıtıcı örneklerle dile getirirdi.
Bu noktada Üveyş Ana ile olan ilişkisini çözümlemeye büyük
önem verirdi. Önderliğimizin tüm çözümlemeleri mevcut
toplumsal zihniyet ve yapılanmayı tahlil eden
çözümlemelerdir. Anası şahsında tüm kadınların durumunu
çözmektedir. Önderliğimiz bu sözüyle Analara, kadınlara
verilmesi gereken değeri belirtmiştir. Analara hep yapıldığı
gibi küçük maddi hediyelerle oyalama yerine asıl büyük
saygıyı, yüceltici yaklaşımı Kadın devrimini geliştirmekle
cevap verdiğini dile getirmektedir. Bu gerçektende tüm
kadınlara verilen en büyük özgürlüktür. Önderliğimiz dışında
kimse kadınlara bu düzeyde özgürlükçü yaklaşmamıştır. Bundan
daha büyük hediye olabilir mi? Önderliğimiz Analık olgusunu
en derinden çözümleyerek kendisini var eden kutsal değere en
güçlü cevabı verdi. Anaya laik olmak onun emeğine emek
katmaktan geçer. Önderliğin aile olgusunu çözümleyerek
kendini toplumsallaştırma gerçekliği karşısında bu
gerçekliği yeterince anlamlandıramayan Üveyş ana büyük bir
hüznü yaşamış olmalı. Üveyş Ana’nın Önderliğe dayatmış
olduğu geleneklere sığmamasına anlam verememesini görmek
gerekiyor. Önderlik henüz yedi yaşında iken anne çocuk
ilişkisini bir tavuk civciv ilişkisine benzeterek onun
kalıplarını ve dayatmalarını ret etmesi sonucunda bu ilişki
konusunda özgür yaklaşımını ona hissettirmiş olur. Önderlik
bu ilişkiyi çok keskin bir tarzda çözümlerken ve ret ederken
özde de yeni ve dönüştürücü değer yargılarını geliştirir. Bu
değer yargılarıyla Ana’yı var eder. Ona belki iki metre
kumaş almadı ama onun temsil ettiği doğal toplum
özelliklerini kendine esas alan ve kendini onunla var etmeyi
esas alan bir Kadın gerçekliği yarattı.
Bugün Önderliğimizin yoğun emekleri sonucu biz Kürt
kadınları büyük özgürlük imkanına sahip olduk. Özgür Kürt
kadının doğuşu gerçekleşmiştir. Binlerce militan kadın
gerçekliği yaratılmıştır. Kadınlar akın akın dağlara
çıkmıştır. Binlerce kadın yoldaşımız özgürlük uğruna tüm
zorlukları, baskıları yıkma cesaretine kavuşmuştur. Binlerce
kadın şehidimizin olması özgürlük davamızın büyük bir değer
yarattığını, izlenen yolun doğru olduğunu göstermektedir.
Bugün Kürdistan Kadın Özgürlük hareketinin erkek egemenlikli
sistemle mücadele edeceği tarihi kazanımları ve mevzileri
vardır. Kadın kurtuluş ideolojisi, kadın militanlığı, kadın
partileşmesi, toplumun her alanında özgün kadın örgütlenmesi
ve meşru savunma gücü olarak da kadın gerilla ordusu bu
mevzilerden en önemlisidir. PKK hareketinin çıkışıyla
paralel olarak kadın özgürlük mücadelemizin de önemli bir
tecrübesi ve deneyimleri olmuştur. Bugün görüldüğü gibi her
gün Kürt kadınları serhıldanlarda öncülük yapmaktadır.
Dünyanın hiçbir kadınlar bu düzeyde dinamik, örgütlü,
iradeli bir duruş sahibi olmamıştır. Bundan sonrada özgürlük
mücadelemizi geçmişimizin tecrübelerimizden ve özgürlük
mirasımızdan hareketle daha fazla geliştireceğiz. Toplumu
demokratik- ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü bir temelde
kadının öncülük yaratacağına inanıyoruz.
Tanrıça Zilan: Son olarak Kadın Özgürlük hareketi olarak
Üveyş Ana şahsında tüm Kürt analarımıza kısaca mesajınız
nedir?
Zekiye Nurhak: Üveyş Ana’nın ölüm yıl dönümü vesilesi
ile bir kez daha onun yarattığı değeri anlamak ve bu temelde
Kadın olarak gerçek özünü yaratarak ona ve onunla kendini
var eden Önderliğimize laik olabiliriz.
Üveyş ana’ya ve onda var olan neolitik öze bağlılık, ancak
tüm anaların ve diğer tüm kadınların üzerinde geliştirilen
erkek egemen zihniyete karşı verilecek mücadeleyle
olacaktır. Güçlü bir biçimde özgürlük mücadelesi vererek,
böylece zihinde ve yürekte aydınlanmayı sağlamak
gerekmektedir. Analara layık olmak, onların şahsında yaşayan
tanrıça kültürünü yaşatmakla ve kader diye empoze edilen
geri-geleneksel yaklaşımlara karşı durmakla olacaktır.
Analarımız ve Üveyş ana şahsında özellikle ortaya çıkan
anaların isyanını, özgürlük mücadelemizi yükselttikçe
onların özgürlük istemini de yaşamsallaştırmış olacağız.
Dolayısıyla kadın olarak gerçek gücün kaynağını tespit etmek
ve bu gücü açığa çıkartarak kendini var etmek bu gücü
örgütlülüğe dönüştürerek emek ve çaba içerisinde olmak bunun
mücadelesini yürütmek kadının temel görev ve sorumluluğudur.
Günümüzde kapitalist sistem kadını basit bir doğum makinesi
du¬rumuna düşürmüş. Kadının rolü salt çocuk doğurmaya
indirgenmiş. Geçmişini bilmeyen, geleceğini planlayamayan
bir kadın gerçek yaşamı da oluşturamaz. Kendini bile var
edemeyen, öz kimliğini yaratamayan kadın, yaşamdaki rolünün
bilincinde olmayan bir kadın, doğuracağı çocuğa hiçbir
gelecek sunamaz. İnsanı yok olmaya doğru götüren onu ruhsal,
kişilik olarak kendi çıkarları doğrultusunda kullanan birer
nesne olarak tüketen kapitalist sistemin insafına
bırakmaktansa hiç doğurmamak daha iyi olsa gerek. Bugün Kürt
kadını örgütlü yapısı, iradeli duruşu, öz kimliğiyle çok
önemli mevziler kazanmış diyebiliriz. Üveyş Anamızı 16. ölüm
yıl dönümünde bir kez daha anarken, onun toplumsallaşmamıza
bununla birlikte kimliğimizin bilincine ulaşmamıza kattığı
emeğini görmek ve bu temelde özünü yaratarak var olmanın
bilinci ile Önderlimize sahip çıkmak temel görevimiz
olmaktadır. Güneşin Kızları ve Kürt kadını olarak yaşam
kaynağımızın doğum gününü kutluyor, Üveyş Ana şahsında tüm
analarımızın özlemlerinin mücadelesini verme kararlılığını
yineliyoruz.
Analarımızın hayırlı birer evladı olmak için tüm güzel
insanlık değerleri ve barış içinde bir yaşam için daha fazla
özgürlük mücadelemizi yükselteceğimizin sözünü yineliyoruz.