|
YJA
Konferansına İlişkin Yapılan Ropörtaj
|
RÖPORTAJ
YJA 2. Konferansında kadınların yaşadığı toplumsal,
siyasal, ekonomik vb. konular nasıl bir çözümleme düzeyine tabi
tutuldu? Kadınların, genç kızların yaşamsal, toplumsal sorunları
sistemsel bir çözümlemeyle mücadele kapsamında nasıl ele alındı?
Evindar Ararat: Başta Kürt kadınları olmak üzere toplumdaki
kadınların çok yönlü sorunları vardır. Kapitalist modernitenin
ve feodal toplumun yarattığı erkek egemenlikli sistemin içinde
kendini yaşatmaya ve var etmeye çalışan kadının siyasal,
ekonomik, kültürel, sağlık vb birçok sorununun var olduğunu
biliyoruz. Bu sorunlar kadının içinde bulunduğu toplumun
siyasal, ekonomik, kültürel yapılanmasına göre farklılıklar arz
etse de özünde egemenlikli sistemin kadına dayattığı kölece
yaşamın yarattığı ve kadının özgür iradesiyle yaşamını idame
etmesini engelleyen sorunlar olmaktadır.
YJA’nın kuruluş ve çalışma esasını da bu sorunlara çözüm olmak
ve kadının bilinçlenmesini, örgütlenmesini sağlamaktır.
Konferansımızda da 2005’de kuruluşunu gerçekleştiren YJA’nın
geçen 4 yıllık süreçte kadının yaşadığı sorunlara nasıl bir
cevap oluşturduğu, hedefi olan kadının bilinçlenmesi,
örgütlenmesi ve ortak mücadelesini ne kadar gerçekleştirdiği
konularını ele aldık. Tartışmalarımızda hem şu an başta Kürt
kadınları olmak üzere genelde kadının toplumsal alanda yaşadığı
sorunların tespitini yapmak, hem de bunlara yönelik Kadın
Hareketi olarak nasıl çözümler üreteceğimiz konularına ağırlık
verdik. Kuşkusuz kadın olarak ortak sorunlarımız olmakla
birlikte dört parça Kürdistan, yurt dışı ve Türkiye zemininde
yaşayan, mücadele eden kadınların her birinin sistem, toplum ve
devlet siyasetlerinden kaynaklı özgün sorunları da mevcuttur.
Örneğin Avrupa’daki kadın ile İran’daki kadının veya Güney
Kürdistan’daki kadın ile Kuzey Kürdistan veya Türkiye’deki
kadının ortak sorunlarının yanı sıra farklı sorunları da vardır.
Bu gün İran’da kadın idam edilirken, Avrupa’da kadının biraz
daha hukuksal, yasal güvenceleri ve kazanımları vardır. Yine
Kuzey Kürdistan’daki Kürt kadını özgürlük mücadelesi konusunda
Güney Kürdistan’daki kadınlardan daha bilinçli, örgütlüdür ve
önemli bir tecrübeye sahiptir. Yine her alanın devlet
politikası, ekonomik düzeyi, toplumsal yapılanması kadının
yaşadığı sorunlar açısından kısmi farklılıkları, avantaj veya
dezavantajları da beraberinde getirmektedir. Ancak genel olarak
ele aldığımızda kadın, nerede olursa olsun şiddetin çok değişik
türleriyle karşı karşıya kalmakta, emeği açık veya örtülü
sömürülmektedir. Erkeğin ve egemenlikli sistemin kadını
köleleştiren uygulamaları ve politikalarıyla karşı karşıya
kalmaktadır.
Bu gün dünyanın neresine bakarsak bakalım kadın her an şiddete
maruz kalmaktadır. Anti demokratik devlet yapılanmalarından,
hukuksuzluklardan, toplumsal yoksulluktan en çok kadınlar
etkilenmektedir. Bunların birebir sonuçları ilk önce kadına
yansımaktadır. Bunun yanında geri toplumsal gelenekler,
egemenlikli anlayış ve yaklaşımlarla kadınlar karşı karşıya
kalmaktadır. Toplumsal cinsiyetçilikle evde, işte, sokakta,
kısacası yaşamın her alanında karşılaşmaktadır. Kadın en fazla
emeği sömürülen durumdadır. Yaşamda özne değil nesne
konumundadır.
Kürt kadını açısından bilinçlenme, örgütlenme, mücadele
yöntemleri, tecrübesi ve mirası açısından çok önemli tarihi bir
düzey yakalanmıştır. Kürt kadını olarak siyasette, toplumsal
değişim-dönüşümde, özgürlük inancı ve bilincini kazanmada,
demokratik toplumsal sistemin inşasında çok ciddi gelişmeler
sağlanmıştır. Ancak bununla birlikte aşılamayan, hala dönüşüme
uğratamadığımız toplumsal gerilikler, cinsiyetçi anlayış ve
yaklaşımlardan kaynaklı ağır sorunlarla da karşı karşıya
kalınmaktadır. Bir yandan ulusal inkar- imha siyasetinin Kürt
halkı üzerindeki baskı, şiddet uygulamaları, bir yandan da
toplumsal cinsiyetçi anlayışlar ve toplumsal geriliklerin
yarattığı ağır sorunlarla mücadele etmek zorunda kalmaktadır
Kürt kadınları. Bunun dil, kültür, yaşam, ekonomi vb boyuttaki
yansımaları yaşanan sorunları daha da ağırlaştırmaktadır. Bu
paralelde her parçada Kürt kadını hem ortak sorunlara hem de o
parçadaki devletin politikalarına göre şekillenen farklı
sorunlarla mücadele etmek durumunda kalmaktadır. Yani hem ulus
hem de cins olarak iki yönlü bir özgürlük ve demokratik yaşam,
toplum için bilinçlenmek, örgütlenmek, mücadele etmekle karşı
karşıyadır.
Bunlar içerisinde genç kadınların ve çocukların ise sorunları
daha farklılıklar içermektedir. Öncelikle kendi ana dili,
kültürü, toplumsal yapılanmasıyla büyüyememenin yarattığı
kişilik, ruhsal vb sorunları yaşamaktadır. Daha küçük yaşta
ulusal kimliği noktasında baskı, dışlanmalar karşısına
çıkmaktadır. Buna okuma, ekonomik sorunlar, asimilasyon
politikalarıyla kendine yabancılaşma, ötekileşme vb birçok
sorunla büyümekte, çelişkiler içerisinde kendini bulmaya
çalışmaktadır. Ailenin doğru yönlendirmesi olduğunda topluma
yararlı bir nesil olarak kendini belirlemeye çalışmaktadır.
Ancak biliyoruz ki, bizzat Kürdistan’a egemen devletler
tarafından özelde Kürt gençleri ve çocuklarına yönelik çok özel
politikalar uygulanmakta, fuhuş, uyuşturucu vb ne bulaştırarak
toplum teslim alınmaya çalışılmaktadır.
Kaba hatlarıyla ortaya koyduğumuz bu temel hususların yanında
daha ayrıntıda kadın, çocuk, gençliğin yaşadığı çeşitli sorunlar
konferansımızda tartışıldı. Tüm sorunların kaynağında öncelikle
bilinç, eğitim, örgütlenme yetersizliğinin olduğu tespit edildi.
Öncelikle bu sorunların aşılması ve doğru mücadele edilmesi için
birey, kuşak, cinsler ve bununla beraber toplumun
bilinçlendirilmesi, bunun için de eğitimlerin çok zengin
yöntemlerle yaygın örgütlendirilmesi gerektiği belirlendi.
Şimdiye kadar YJA olarak alanlarda yürüttüğümüz eğitimlerin
belli bir bilinçlenmeyi yaratmasına rağmen, bunun herkese
ulaşmadığı, ideolojik derinliği tam sağlayamadığı sonucuna
varıldı. Bunun için eğitim çalışmaların hem akademiler düzeyinde
hem de her evi bir akademiye çevirme esprisiyle uygun her mekanı
bir eğitim merkezi haline getirme hedef olarak belirlendi. Bu
konuda alanlarda eğitim birimlerinin örgütlendirilmesi, eğitim
materyallerinin hazırlanması, eğitim tarzının daha zengin
kılınması ve eğitim çalışmalarına derinlik, yaygınlık ve
sistemin kazandırılması planlandı. Eğitimlerde toplumsal
özgünlükler, çocuk, genç, kadınlar kadar erkeğe yönelik de
çeşitli eğitimlerin yapılarak toplumsal eğitimlerin hedeflenmesi
kararlaştı.
Eğitim ve bilinçlenme kadar örgütlülük düzeyinin geliştirilmesi
kadının yaşadığı sorunların aşılmasında belirleyicidir. Ne kadar
bilinçlenme olursa olsun örgütlü değilse özgürlük mücadelesinde
başarıya ulaşması, yaşadığı sorunlara çözüm bulması zordur.
Bunun için temel hedeflerin başına tek bir örgütsüz kadın
kalmamalı esprisiyle örgütlenme çalışmalarının hız
kazandırılarak yürütülmesi kararlaştı.
Ayrıca eğitim, bilinçlenme ve örgütlenmeyle beraber çeşitli
kurumsal güvencelerin de yaratılması gerektiği üzerinde
tartışmalarımız oldu. Özellikle ekonomik, sosyal sorunlar
karşısında toplumdaki kadına kendi yaşamını kendi iradesiyle
idame edeceği, geleceğini güvencede göreceği bazı
kurumlaşmaların sağlanması gerekmektedir. Bunun için öncelikle
ekonomik üretim mekanizmaların, çeşitli sosyal, kültürel,
sportif vb merkezlerin açılması üzerinde duruldu. Bu tür
çalışmaların gençler, çocuklar için de olması gerektiği
tartışıldı ve bu konulara yönelik bazı planlamalara gidildi.
Yani kısacası sorun yaşanan sorunların tespiti değil, asıl sorun
bunların köklü çözümünü getirecek sisteme alternatif, kadının
kendi öz gücüyle oluşturduğu mekanizmalarla yaşamını ve
geleceğini belirlemesidir. Bunun için gerekli olan bilinç,
örgütlenme ve mücadele gücü, organları kadar, buna yönelik güçlü
bir inanç, kararlılık ve iddia düzeyini yakalamasıdır. YJA’nın
önümüzdeki sürece yönelik hedefi de bu kapsamda belirlendi.
Geçen dört yıllık süreçteki zayıflıkların aşılarak toplumsal
alandaki kadının, bununla bağlantılı gençlik ve çocukların
sorunlarına daha etkili çözümler üretmesi, toplumun demokratik
örgütlenmesinde öncülük rolünü daha aktif yürütmesi yönünde
kararlaşmalara ulaşıldı. Bu konuda yaşanan zayıflıklara ilişkin
de gerekli öz eleştiriler verildi.
1- “Namusumuz Özgürlüğümüzdür” kampanyası son bir yıllık süreç
içinde eğitsel ve eylemsel olarak geliştirildi¬? Kampanya
ulaştığı düzey açısından nasıl ele alındı? Gelecek süreç
açısından kampanyayı nasıl sürdürmeyi planlıyorsunuz?
‘Namusumuz Özgürlüğümüzdür’ kampanyasının geçen 6 aylık süreçte
her parçada ve yurtdışında ne kadar amacına denk yürütüldüğü ve
bundan sonra nasıl yürütüleceğine dair kapsamlı tartışmaları
konferansımızda yürüttük. Geçen 6 aylık süreçte kampanya her
YJA’nın örgütlü olduğu her alanda aynı paralel ve yoğunlukta
yürütülmesinde zayıflıkların olduğu, eğitim, bilinçlendirme
ayağına yönelik belli çalışmaların yürütüldüğü ancak özellikle
zengin ve süreklileşen eylemsellik açısından yetersiz kaldığı
değerlendirildi. Ancak bu yetersizliklerine rağmen, genel olarak
kampanyanın toplumda önemli bir sorgulamaya yol açtığı kesin.
Özelde kadına karşı uygulanan şiddet, baskı, toplumsal
cinsiyetçilik ve erkek egemenlikli kültürün ve yapılanmaların
kadına dayattığı kölelik, yine erkeğin de özgürlük konusunda
değişim- dönüşüme tabi tutulması gerektiği konularında belli bir
uyarıcılığı yarattı. Yine kadın açısından yaşanan sorunların
aşılmasında bilinçlenme, örgütlenme ve ortak mücadelenin
gerekliliği, özgürlüğe, özgür kişilik ve yaşama ihtiyaç duyma ve
buna ulaşmada inanmanın önemini kavramada kampanya belli bir
sorgulamayı açığa çıkardı. Bu yönüyle eğitim ve bilinçlenme
çalışmaları her alanda aynı düzeyde olmasa da yürütüldü ve belli
bir sonuç da yarattı. Ancak çeşitli eylemlerle uyarıcı olmak,
genel bir sorgulamayı açığa çıkarmak, bunun üzerinden bir
örgütlenmeye ulaşmakta zayıf kalan yanları da söz konusudur.
Yine sadece kadına yönelik değil, erkeğe, aileye yönelik de bu
yönlü çalışmaların yürütülmesinin ihtiyacını da ortaya
çıkarmıştır. Bunun bir parçası olarak çocuklara yönelik de
değişik eğitsel, kültürel vb çalışmaların yapılmasının
gerekliliğini belirlemiştir. Bu yönüyle kampanya
yetersizlikleriyle birlikte kadının yaşadığı temel sorunlar,
bununla mücadele yöntemleri gibi konulara ilişkin önemli
sonuçlar açığa çıkarmıştır.
Önümüzdeki süreç açısından kampanyanın ağırlıkta eğitim,
bilinçlenme, örgütlenme üzerinden sürdürülmesi, ancak bunu
tamamlayacak çeşitli eylemselliklerin de özgünde olduğu kadar,
eş zamanlı, paralel biçimde, toplumda sorgulama ve değişime yön
verecek biçimde yapılması planlandı. Özellikle kadının yaşadığı
sorunlarla mücadele edecek bir bilinç, örgütlülük ve mücadele
inancını geliştirecek, bunun için gerekli bazı kurumsal,
örgütsel mekanizmaları oluşturacak tarzda kampanyanın
ilerletilmesi üzerinde duruldu. Kadınlar arası dayanışmanın daha
yükseltilerek kalıcılaşması, erkeğin de eğitimlere tabi
tutularak özgürleşme, toplumun, ailenin
demokratikleştirilmesinde sorumluluk altına sokulması yönünde
çeşitli çalışmaların yürütülmesi kampanya açısından
tartıştığımız hususlar oldu.
Kampanyanın 25 Ekim- 25 Kasım tarihleri arasında bir ay boyunca
final niteliğinde zengin eylemsellik ve belirttiğim eğitim,
bilinçlenme, örgütlenme temelindeki çalışmalarla
sonuçlandırılması kararlaştırıldı. Ayrıca kampanyanın bundan
sonraki aşamasının ‘ Önderliğin özgürlüğü, kadının özgürlüğüdür’
şiarıyla sürdürülmesi yaklaşımı esas alındı. Önderlikle kadının,
özelde Kürt kadınının özgürlüğünün birbiriyle bağının kampanya
boyunca etkili yansıtılması üzerinde duruldu. Bu amaçla çeşitli
etkinlik ve eylemliliklerin yapılması planlandı.
Kampanyanın kadının toplumsal sorunlarına parmak basma, çözümler
üretmede önemli bir adım olduğu ama bir kampanyayla tüm
sorunların çözümüne yetmeyeceği açıktır. Bundan hareketle
konferansımızda bundan sonra kadın olarak yaşadığımız çeşitli
sorunlara yönelik bu tür özgün dönemsel kampanyaların
sürdürülmesi ve daha sonuç alıcı kılınması gerektiği üzerinde
durduk. Bundan sonra da hem genel hem de alan veya sorunların
özgünlüğüne göre kampanyaların yürütülmesini kararlaştırdık.
Önümüzdeki süreçte bu kapsamda hem kadın olarak yaşadığımız
sorunlara kadın dayanışmasıyla ortak, kalıcı çözümler üretmek,
hem de özgürlük bilincimizi ve örgütlülüğümüzü derinleştirmek
için bu tür kampanyaları geliştirmek, yarattığı sonuçları kalıcı
örgütsel ve mücadele mekanizmalarına, kurumlaşmalarına
dönüştürmek üzere kararlara ulaştık.
YJA 2. Konferansında amaç, hedef ve örgütlenme tarzı açısından
bir yenilenme, farklılaşma oldu mu?
YJA açısından amaç ve hedefler konusunda Önderliğimizin son
savunmasındaki perspektifleri üzerinden derinleştirme, daha
somut ortaya koyma açısından bir tartışma oldu ve konferansa bu
kapsamda hazırlanan amaç ve hedefler belgesi onaylandı.
Özellikle demokratik sistemimiz örgütlenmesi, komün-meclis
örgütlenmesini derinleştirme, tabandan örgütlenmeyi yaygın
geliştirmeye yönelik amaçlar, çalışma esasları belirlendi. Yine
kadın, çocuk, gençlik, cinsler arası ilişkiler, ailenin-
toplumun demokratikleştirilmesi, doğa- ekoloji vb konulara
yönelik ideolojik, örgütsel perspektif belirlendi.
Örgütlenme açısından çok belirgin bir değişikliğe gidilmedi.
Ancak mevcut YJA örgütlenmesinin tüm alanlarda yaygın ve
derinlikli bir biçimde kalıcı bir örgütlenmeye dönüştürülmesi,
komün ve meclisler üzerinden kadının demokratik sisteminin
inşasının ertelenmeksizin pratikleştirilmesi kararlaştı. Yine
demokratik konfederal sistemimizin inşasında YJA olarak öncülük
misyonunun her açıdan yerine getirilmesi üzerinde duruldu.
Toplumsal değişim- dönüşümde daha etkili çalışmaların
yürütülmesi, ailenin, erkeğin eğitilmesine yönelik çalışmaların
yürütülmesine yönelik kararlaşmalarımız oldu.
Bunun yanında demokratik ulusal birlik stratejisinin amacına
ulaşmasında YJA öncülüğünde Kürt kadınları olarak daha etkin bir
siyaset ve çalışma içerisinde olmamız, genel olarak Kürt
sorununun demokratik çözümünde öncü düzeyde rol alınmamız
tartıştığımız ve bu konuda kararlaştığımız diğer önemli bir
konuydu. Bu açıdan üzerinde çalışılan ulusal konferansın
gerçekleşmesi için kadın cephesinden çeşitli girişimlerin
yapılması, bunun yanı sıra Kadın Hareketi olarak hedeflediğimiz
kadın konferansının çalışmalarında YJA olarak aktif yer
alınmasının gerekliliği üzerinde duruldu. Bunun yanında diğer
kadın örgütleriyle ittifak, dayanışma içerisine girerek kadının
yürütülen siyasetleri demokratik siyasete ve halkların lehine
dönüştürülmesinde daha etkili bir çalışma içerisinde olmamız
gerektiği üzerinde duruldu. Siyasete kadının iradesi, rengi ve
aklının daha etkin yansıtılmasına yönelik kararlaşmalarımız
oldu.
Gelecek dönem planlamalarında öne çıkan temel kararlarınız neler
oldu?
En temel kararların başında demokratik sistemimizin inşasında
ana halka olan komün ve meclis çalışmalarının tüm alanlarda
örgütlenmesinin geliştirilmesi ve işler kılınması, kadının kendi
iradesiyle sistemini oluşturmasına yönelik oldu. Bu kapsamda YJA
örgütlülüğünün büyütülmesi ve çeşitli kurumsallaşmalarla
güçlendirilmesine ilişkin de çeşitli kararlar alan özgüllerinde
alındı. Diğer önemli bir kararımız da 2010 yılına denk gelen 8
Mart’ın yüzüncü yıl kutlamalarına her açıdan etkili katılım
sağlanması ve bu kapsamda geçmiş yıllarda geliştirmeye
çalıştığımız toplumsal sözleşme çalışmasının Önderliğimizin son
savunmaları temelinde güncellenmesi ve 8 Mart’ta dünya
kadınlarının görüşlerine açılmasıdır. Buna yönelik çalışmaların
şimdiden başlatılarak bir taslağın hazırlanması planlanmıştır.
Bu kararların yanında tüm alanlarda kadında ve toplumda öz
savunma bilincinin geliştirilmesine yönelik eğitim vb
çalışmaların yürütülmesi de ele alınmıştır. Ayrıca din,
azınlıklar vb özgünlüklere göre farklı örgütlenmeler için
çalışmaların başlatılması ve bunun bir parçası olarak Alevi
Kadınlar birliğinin örgütlenmesinin hedeflenmesi kararlaşmıştır.
Yine genel olarak kadınlar arasındaki dayanışma ve ortak
mücadelenin geliştirilmesinde ilişki, ittifak çalışmalarına hız
kazandırılması yönünde kararlar alınmıştır.
Namusumuz Özgürlüğümüzdür kampanyası sürecinde Avrupa alanında
oluşmaya başlayan özgürlük mücadelesinde erkek inisiyatiflerinin
diğer alanlarda da geliştirilmesi kararlaşan diğer önemli bir
husus olmuştur.
Avrupa’da başlatılan İran’daki idamlara karşı kampanyada önemli
bir adımı ifade eden Zeyen Celali yan’ın idam kararına karşı
kampanyaya YJA olarak aktif katılım sağlanması ve etkin mücadele
edilmesi yönünde de karar alınmıştır. Toplumsal alana yönelik
kararlaşan konulardan biri de anadilde eğitim- öğrenim hakkını
kazanmaya yönelik yürütülecek olan tüm kampanyalara kadın
hareketi olarak öncü düzeyde katılımın sağlanması, anadilde
konuşma, okuma, yazmanın esas alınması ve buna öncülük
edilmesine ilişkindir. Ayrıca önemli bir konu olan ana- çocuk
sağlığına yönelik çeşitli çalışmaların yapılması ve
örgütlenmelerin geliştirilmesine yönelik de değişik kararlara
gidildi. Kararlaşan temel hususlar bunlar olmakla birlikte her
alana yönelik daha özgün değişik kararlaşma ve planlamalara da
gidilmiştir.
YJA 2. konferansı Kürt kadınlarından Kürt çocuklarına bir
hediye olarak açıklandı. Neden böyle bir yaklaşım belirlendi?
Kürt halkı açısından mücadelenin başından bu güne kadar Kürt
çocuklarının savaştan çok olumsuz etkilenmeleri, karşı karşıya
kaldığı baskı, işkence, tutuklamalar, katliamlar oldu. Yine Kürt
çocuklarının bu gün mücadelede küçük yaşlarına rağmen, bir
taşla, kendi iradeleriyle yaptıkları eylemler söz konusudur.
Mersin’de panzerlere taş atan üç yaşındaki kızın görüntüsü hala
belleklerimizde duruyor. Yine ayaklarındaki terlikleriyle
babasının yanında kanlar içinde yatan Uğur Kaymaz’ı Kürt halkı
unutmuş değil. Halepçe’de tüm dünyanın gözü önünde daha kundağa
sarılıyken kimyasalla şehit edilen onlarca bebenin görüntüsü
hafızalarımızda saklı duruyor. Suriye’de Amude sinemasında
yanarak can veren onlarca Kürt çocuğu, İran’da her gün idam
edilen çocuk yaştaki gençleri unutmak mümkün mü? Bu gün
Türkiye’de akıllara durgunluk verecek, tarihi utanç olarak
yazılacak olan cezalar çocuklara veriliyor. En son Hakkâri’de
kameralar karşısında dev cüsseli özel timin dipçikleriyle
dövülen, Newroz’da herkesin gözü ününde polis tarafından kolu
kırılan çocuğun görüntüsünü kim unutabilir ki? Bunlar Kürt
çocuklarını kendi kimliklerinden, dillerinden, halkının
mücadelesinden vazgeçirmiyor. Vazgeçirmediğini bu gün Kürt
çocukları küçücük yaşlarına rağmen, baskılara karşı
isyanlarında, Önderliğe olan bağlılıklarında ve eylemlerinde
ortaya koyuyorlar. Savaşsız, inkarsız bir dünya isteyen çocuk
yüzleri, çocuk gülüşleri bizlere de çok büyük sorumluluklar
yüklüyor. Her şeyden önce onların bu duruşlarına saygıyı ve
onlardan güç almayı gerektiriyor. Konferansımız da işte bu
sorumlulukla Kürt çocuklarının bu duruşlarına adandı. Onların
Önderlik rüyalarında anlam kazanan duruşlarına bir cevap olmak
için kararlaşmalara gitti. Bundan hareketle Önderliğimizin Amed
çocuklarını rüyasında gördüğü günü bir bayram gibi karşılamayı
kararlaştırdı. Bu günü özgür bir gelecek yaratarak Önderlikle
buluşma günlerine dönüştürmenin hedefiyle çalışmalarımızı
sürdüreceğiz. Herkesi bu hedefle çalışmaya, mücadele etmeye,
geleceğimiz olan çocuklara sahip çıkmaya çağırdı. Bu çağrımızı
burada da tekrarlamak istiyorum.
|