|
“ÖZGÜRLÜK KOLAY OLSAYDI RONAHİ VE BERİVAN KENDİNİ YAKMAZDI”
|
Zelal UMUT- Asmin ÖZLEM- ANF
23.03.2007- KANDİL; 21 Mart 1994 tarihinde PKK’ye katılmış iki
genç kadının kendi yaşamlarını Halk ve Önderlikleri için
sıkılmadan, utanmadan ve özgürlük için kendi bedenlerini cayır,
cayır yakarak Kürt halkı ve dünya tarihine girmeyi başardı.
Ronahi ve Berivan hareketin ve halklarının özgürlük savaşçısı
olurken onların ardılları oldukça etkilenmiş ve ölüm yıl
dönümlerinde onları bizlerle paylaşarak andı. Koma Jınen Bılınd
Yürütme Konsey üyesi Elif PAZARCIK onları anlatırken oldukça
duygusal anlar yaşandı. Sanat ruhu ile yaşamlarını örgütleyen ve
yaşayan iki genç kadının öyküsü oldukça çarpıcı.
Siz Ronahi ve Berivan'ları nasıl tanıdınız?
Ronahi arkadaş bir yıllık bir katılımı sonucu bu eylemi
gerçekleştirmişti. Berivan arkadaş ise 8 aylık bir katılıma
sahipti. Ronahi arkadaş katılmadan önce onu tanımıştım. Birazda
ben üzeri katılım sağlamıştı. Ronahi arkadaş Maraş’ın Elbistan
ilçesindendir. Berivan arkadaş Dersim’lidir. Oda 8 aylık bir
katılım sahibiydi. Ronahi arkadaş 3 yaşında Avrupa’ya geçmişti.
İsviçre de yaşıyorlardı. 4 kardeştirler. Kendisi evin tek kız
çocuğudur. Ailesi oldukça yurtsever bir aile olduğu için babası
onlar daha çocukken sanat faaliyetlerine katmıştı. 4 kardeş
birlikte bir müzik gurubunu oluşturup birçok eğlence ve düğüne
katılırlardı. Bunu da kendi halkları için yaparlardı. Ayrıca hem
okul okurdu hem de meslek edinmek için kuaförlükte yapıyor.
Ailesi üzerinden tanıdım Ronahi arkadaşı. Ronahi kendi
kararlarını ve yaşamını belirleyip her türlü kararlaşmasını
kendisi verebilen bir iradeye sahipti. Her şeyi çok inceleyen ve
her söyleneni hemen kabul etmeyen bir yapısı vardı. Yoğun
çelişkiler yaşardı. Ve onları anlamlandırıp yaşamına yön vererek
yaşardı. Avrupa gerçekliği içinde yaşayan biriydi ve bununla
birlikte hem Kürt, hem de kadındı. Bu temel 3 çelişki üzerinden
kendisini oldukça çelişkiler ve sorular ile yaşamına yön vererek
katıldı bizim mücadele saflarına. 1993 sonlarında katılım
sağladı. Berivan ise, oda aynı dönemlerde katıldı. Oda Türkiye
den zorunlu bir evlilik sonucu Avrupa’ya gelmişti. Kendisi içsel
olarak bu evliliği kabullenmediği ve erkeğin denetimine girmemek
için bizim harekete katılım sağlamıştı. Avrupa’nın verdiği
bireysel yaşam olanakları ve bunun karşısında bir halk olarak
yaşadıkları sonucu göçen, kadının yaşadığı yoğun çelişkilerdi
onlar bu denli sorgular kılan. Bir kadın nasıl yaşamalıdır?
Özgürlük nasıl yaşanılır? Özgür kadın kimdir? Ben nasıl bir
kadınım ve nasıl olmalıyım? Vs soruları yoğundu.
Hareketinize katıldıktan sonraki süreçte, örgütlü yaşama
katılımları nasıldı?
1993 yılında sıcak savaşın yoğunlaşması ve Avrupa da yaşayan
halkın kendi içinde yaşadığı örgütlülük ve direnişlerini
Kürdistan toprakları ile yeniden inşaya katılmaları için ve
Avrupa ülkelerinin Kürt halkını kıyasıya inkar ve imhaya tabi
tutmaları sonucu Önderliğimizin Avrupa ülkelerinde yaşayan Kürt
halkına atfen bir çağrısı söz konusuydu. “ Herkes yönünü ülke
topraklarına versin ve temel kaynak bu dağlarda ve
topraklardadır” diye birkaç çözümlemesi olmuştu. Ondan sonraki
süreçte bir konferans çalışması örgütlemiştik. Ronahi ve Berivan
arkadaşlarda katılmışlardı bu konferans çalışmasına. İkisinin de
bir biri ile yoğun diyalogları vardı. Bizim dikkatimizi de
çekmişti bu diyalogları. İkisi de gelip benimle tartışmak
istediklerini söylediler. Onlarla tartışma talepleri üzerine
tartıştım. İkisi de bana şunları söyledi. “Biz ya Önderlik
sahasına ya da ülke sahasına gitmek istiyoruz” dedi. Avrupa’nın
çalışmalarından ötürü kabul etmedik bu istemlerini çünkü
çalışmalarda da oldukça aktif ve katılımcıydılar. Amaca
kilitlenme çok fazlaydı onların yaşamlarında. Önderliğin
çağrıları vardı ve bizlerde nasıl cevap olabiliriz sorusu ile
kendilerini kilitleyip yaşıyorlardı. Önderliğin çağrılarına
cevap verebilmek için de hep bir arayış içindeydi ikisi de. Daha
sonra anladık ki ikisi de bu konferansta tartışıp bir çıkış
yapmak istiyorlar. Bu genel konferanstan sonra Köln de kadın
konferansı gerçekleştirdik. Bu konferansa da katılmışlardı. Çok
yoğun tartışıyorlardı ikisi. O konferanstan sonra 21 Mart’a
yaklaşıyorduk. Manyheim da bir araya gelmişlerdi. Her ikisi ayrı
bölgelerde olmasına rağmen çok sık görüşüp telefon üzerinden
konuşuyorlardı. En son orada bu eylemi planlıyorlar. Ve zaten
orada planlayıp uyguluyorlar. 20 Mart’ı 21 re bağlayan gecede.
Eylemi yapmadan önce 21 Mart 1994 Newroz çalışmaları oldukça
kapsamlı ve yoğun geçecekti. Bu örgütleme içinde ikisi de
oldukça katılanlardandı. Hem örgütlemesinde hem de
pratikleştirmesinde çok aktif katılım sağladılar. Manyheim de
bir ormanlık alan vardı bizim derneğe yakın bir yerde. Kendileri
birlikte oraya gidiyor ve eylemi orada yapıyorlar.
Yani diyorsunuz ki, özgürlüğü her şeye rağmen genel şehirlerde
değil de ormanlıklarda dağları anımsatan ortamlarda yaptılar
öyle mi?
Evet öyledir. Çünkü onların dağlara olan özlemi hiç bitmedi. Her
anda dağların özgürlüğünü soluyup yaşarlardı. Ortak bıraktıkları
mektup vardı bu mektupta temel iki mesajları vardı. Birincisi
“Avrupa da yaşayan Kürt halkı ve Kadınlarının yönlerini ülke
topraklarından ayırmadan yaşayıp kendilerinin bilincinde
olmalarına dönüktü. Diğeri ise, Önderliğin Kadın özgürlük
mücadelesinde verdiği çabalara cevap olduğunu dile
getirmişlerdi.
Avrupa’yı yaşam tarzını ters tepip kendi kadın tarihlerini
yazdılar eylemleri ile. Bu gerçekliği nasıl yorumlamak
gerekiyor?
Eylemlerinden sonrada oldukça değerlendirilen bir realite oldu
iki arkadaşta. İkisinin de oldukça yoğun ortak özellikleri
vardı. Ama bununla birlikte ikisinin de Önderliğe bağlılığı ve
kadın mücadelesi onları çok sarmıştı. Önderliğin kadın ile
ilişkileri üzerinden çok yoğunlaşırlardı. Eğer özgür bir yaşam
olacaksa Avrupa ülkelerinde kalınmaması gerektiği ve insanın
kendi topraklarında her türlü emeği harcaması gerektiği
konusunda hem fikirlerdi. Amaca kilitlenme ikisinin yaşam
felsefesiydi.
Amaca kilitlenme ortaklığından söz ettiniz. Bununla birlikte
onlar ortaklaştıran diğer gerçeklikler nelerdi?
İkisini ortaklaştıran bir diğer konu ise kadının yaşadığı
acıları hüzünleri ve mutlulukları çok yoğun yaşamalarıydı.
Kadını yaşamak vardır, birde hissederek yaşamak vardır. Bu
açıdan çok derin yaşayan ve yaşattırırlardı. Berivan arkadaş bir
kadın olarak oldukça acı çekenlerdendi. Zorunlu olarak bir
evliliğe tabi tutulup onu kendi vatanından ayırması ona oldukça
ağır gelmişti ki, bu denli yaratıcı ve direngendi. İkisi de
kadın çalışmalarında yer alırlardı. Ve bu çalıştıkları
derneklerde kadınların odalarını toplantı yerlerini ayrı yapıp
kadının kendisine ait özgür bir ortamlarının olması gerektiği
düşüncesindeydiler. Her akşam “biz kadın için bu gün ne yaptık
ve kim daha fazla çalıştı” diye bir birleri ile konuşur bir
birlerini haberdar ederlerdi. Kadın için büyük bir rekabet
içindeydiler. İkisinin her koşulda o kadar ortaklaşan yanları
var ki ne yana dönsek ikisinin ortaklaşan kadın özgürlük
mücadelesi söz konusudur. Hala kafamda bir çelişki ya da bir
soru işaretidir. “Acaba bu eyleme giderken ilk başta hangisi ilk
kararlaşmayı gösterdi veya ilk hangisi girişim de bulundu?”
ikisinin hissedişi onları bir birine yakınlaştırdı. Bu açıdan da
bu tarzda eyleme koyuldular. Şunu diyemiyorum. İlk Ronahi yaptı
ya da ilk Berivan yaptı diye.
Eylemlerinden sonra ki süreçte Avrupa ve diğer ülkelerde yaşayan
insanlar üzerinde nasıl etkide bulundular?
Eylemlerinden sonraki süreçte oldukça önemlidir. Oradan
ayrıldıktan sonra öğrendim ki bu arkadaşların eyleminden sonra
yüzlerce genç kadın katılmış ve birçoğu Ronahi’nin Berivan’ın
adını almıştı ve dağlara gelmişlerdi. Onların ardılları olarak
da gelip şehit düşmüşlerdi. Yaptıkları eylem ile amaçlarına
ulaştılar. İkisi de özgürlük mücadelesinin çok kolay olmadığının
farkındaydılar. Bu bilinç ve hissedişle ilerliyorlardı. Bu
gerçeklik eylemlerinden öncede yaşamlarına ve örgütlülüklerine
yansıyordu. Özgürlük için büyük bedellerin ödenmesini
hissediyorlardı. Bunun için Önderlik bu eylemlerini
değerlendirirken şunları demişti. “Eğer özgürlük kolay olsaydı,
Ronahi ve Berivan kendisini böyle yakmazdı. Kadın özgürlüğüne,
bedeller ile ulaşıp yaşatabilir. Çünkü özgürlük denen gerçeklik
hiçte öyle sanıldığı gibi kolay değildir. Kendi özgürlüklerini
ve özgürlüğe bağlılıklarını eylemleri ile ortaya koydular”.
Sosyal alanda başka ortak hangi yanları vardı?
Onlar insanlarla ilişkilerinde de çok güçlüydüler. Konuşup
sohbet ettikleri her insanda mutlaka bir etki bırakırlardı.
Ronahi çok güzel resimler de çizerdi. Berivan ise çok güzel
şiirler yazardı. Edebiyat ve sanata çok ilgiliydiler. Ronahi’nin
çocukluktan sanata ilgisi yüksekti. Ancak babası yaşamın
yitirdikten sonra bırakmıştı. Fakat her fırsatta resim çizer ve
enstrumantel çalardı. Dediğim gibi oldukça gelişkin ve bilinçli
yaşayan insanlardı. Yaşamı hissederek yaşamak anlamak ve
anlamlandırmak her insan açısından önemlidir. Bu anlam ve önemle
yaklaşırlardı yaşama. Bizim yaşamımızda da hep belirgin önder
kadınlar oldular. Onları anmak ve onların umutlarına gelişir bu
kadın hareketi. Onlar bizde biz onlarda yaşam buluruz. Özgürlüğü
ortaklaştırıp yaşatırız. Hiçbir güç bizi özgürlük yolundan
caydıramaz vazgeçirtemez.
|