RÖPORTAJLAR
Her Kadın Bir Sanatçıdır
KJB Basını

Kadın hareketinin çalışma alanlarından birini de kültür-sanat çalışmaları oluşturmaktadır. Bu çalışmalarda kadının ne gibi etkiler yarattığını, kadın sanatını nasıl geliştirdikleri konularındaki sorularımızı TEV --ÇAND yönetiminde yer alan Dilan Malatya’ya sorduk.

__Kadının özgün duruşu kültür-sanat çalışmalarınıza nasıl yansımakta ve etkileri neler olmaktadır?
Dilan Malatya: En başta şunu belirtmek gerekiyor. Bizim kadın hareketi olarak şimdiye kadar kültür sanat çalışmalarına dönük çok yoğun bir çalışmamız olmadı. Hareket olarak bunu ciddi bir yetersizlik olarak görüyoruz. Kadın hareketi kültür sanat üzerinde gelişmesi gereken bir hareket iken bu yönlü çok yoğun bir çalışma gelişmedi. Kadın Kurtuluş İdeolojisi kendi özünü kadının yaratmış olduğu sanattan almaktadır. Neolitiğin kültürünü sanatını yaratanın kadın olmasına rağmen, kadın hareketi olarak bu konuda çok ciddi bir sahiplenmeyi yaşadığımızı söylemek zordur. Bunun öz eleştirisini vermek gerekiyor.
Her ne kadar kültür sanat konusunda özgün bir örgütlenmeye gitmemiş olsak da bu çalışmada yer alan arkadaşların çoğunluğu kadındır. Bir TEV-ÇAND hareketi var. TEV ÇAND hareketinin direk yönlendireni kadındır.
Özgünlüğü aslında biraz daha doğru ele almak gerekiyor. Bizim için bir kadın nerede çalışma yürütüyorsa o aynı zamanda özgün bir çalışmadır. Kadın, kendi düşüncesini rengini ve bakış açısını o çalışmaya yansıtmaktadır. Yani biz karma gruplarla da olsa rengimizi oraya yansıtıyoruz.

__Kadının kültür-sanat çalışmalarında özgün örgütlenmesi önünde yaşanan en temel engel ne oldu?

Dilan Malatya: Sonuçta dünya erkek egemenlikli sistemle oluşan ve kadını yok sayan bir sistemdir. Kadını kimliksizleştirmek isteyen bir sistem olduğu için kadının yaratımlarını da yok saymak istiyor. İlk kültürü yaratan kadın olmasına rağmen bu sistem bunu ret ediyor. Bizim için de en büyük engel hiyerarşik, devletçi zihniyetten kaynaklanan engellerdir. Kadının yaratmış olduğu kültür ve sanatı kolay kolay kabul etmeyen bir sistemdir. Biz buna karşı sessiz kalmıyoruz. Buna karşı kendi sanatımızla kültürümüzle mücadelemizi yürütüyoruz. Sanat, insanın içindeki güzellikleri yansıtan bir olgu olduğu için kadın da kendini en iyi bu şekilde ifade ediyor. Bu şekilde mücadele ediyor.
Sistem olarak böylesi bir engel söz konusudur. Fakat bizim kendi içimizde de bir takım sorunlar oluyor. Özgür kadın hareketi olarak demokratik ekolojik cinsiyet özgülükçü paradigma temelinde örgütleniyoruz. Ama bizim içimizde de bir takım gerilikler doğabiliyor. Önderliğin yeni paradigmasını benimsemekte zorlanan ve bu konuda kendini dayatan anlayışlar tabi ki çıkıyor. Yenilikleri kabul edemeyen yaklaşımlar oluyor.
Kadın hareketi olarak da kültür sanat çalışmalarını ideolojik ele alıyoruz. Ancak sanatın inceliklerini kültürün inceliklerini doğru yansıtamadık. Bunun Kadın Kurtuluş İdeolojisiyle bağını doğru kurabilseydik bu gün daha güçlü bir kültür sanat çalışması yürütebilirdik. Kadının rengini daha güçlü yansıtabilirdik.

__Halkların kendi kültürel değerlerini koruması açısından her zaman kadının önemine vurgu yapılır. Kadın, hangi özelliğinden kaynaklı kendi toplumunun kültürünü koruyan ve geliştiren güçtür?

Dilan Malatya: Kültürel değerler bu güne kadar kadının emeğiyle ve öz varlığıyla yaratılmıştır. Egemen sistem kadını köleleştirmek için ilk olarak kadının kültürel değerlerine saldırmıştır. Kadının yaratımları insanlığa mal olan değerlerdir. Halklar kendi kültürleriyle var olur. Sen bir halkın kültürünü katledersen, yok sayarsan o halk kendini var edemez.
Önderlik halkların kültürünü en çok koruyanın kadın olduğunu söylemiştir. Kürt halkı olarak da kültürümüzün, ana dilimizin inkâr ve imha politikalarına çok yoğun maruz kalmasına rağmen bu günlere gelebilmesinde en belirleyici rol oynayan kadındır. Bizim dengbejlerimizde, şiirlerimizde, ağıtlarımızda hep kadınlar vardır. Kürt kadını var olan sisteme karşı hep kendisini korumuştur. Bu özelliğinden kaynaklı kültürümüzü bu günlere kadar getirmiştir. Çok katledilmiştir ama kesinlikle kendi kültüründen vazgeçmemiştir.
Kültürel değerleri koruma konusunda kadın sadece Kürt halkı açısından değil bütün halklar açısında aynı role sahiptir. Hep kadın bunun öncülüğünü yapmıştır. Egemen sistem halkları denetimine almak için kültürel saldırıları temel silah olarak kullanmıştır. Egemen zihniyet yok eden ve tüketen bir zihniyettir. Kadının yaratmış olduğu anaerkil sistem ise tam tersine değerleri yaratan, bunları koruyan ve sürekli geliştiren bir sistemdir. Her yere bulaşmış bir egemen sistem kültürü olsa da kadın, kendi özünde bu değerleri korumuştur. Yabacılaşan yönler olsa da kadın kültürel genlerini bu güne kadar getirmeyi başarmıştır. Kadının doğası buna yatkındır. Kadının doğası yok etmiyor, yeniden yaratıyor. Bunu kültürel boyuta uyarladığımızda kadın var olan kültürü daha da geliştirip, çağdaşlaştırarak bunu üst bir aşamaya sıçratmaktadır.
Biyolojik ve toplumsal olarak kadının etkisini bu şekilde dile getirmek mümkündür. Kadın, erkek egemenlikli sistem karşısında yürüttüğü mücadeleyi bu güne kadar getirmişse bunu kültürüne ve özüne bağlılığıyla yapmıştır.
Özgürlük dağlarındaki mücadelemiz açısından da kendini her alanda örgütleyen kadın, sadece silahla savaşmıyor. Bu gün en büyük mücadeleyi kültür-sanat alanında veriyoruz. Kadın için en güçlü mücadele silahı kültür ve sanatını koruması ve ileriye taşırmasıdır. Kadın kendini, kültür ve sanatıyla yaratıyor. Kadının dili, rengi, düşüncesi oradadır. Öz varlığı odur.

Sizce kadın sanatı denildiğinde bunu nasıl yorumlamamız gerekiyor?
Dilan Malatya: Egemen sistemin insanlığı kendine yabancılaştıran kültürel yaratımları karşısında kadın sanatı kendi özüne dönüştüren bir bakış açını geliştirir. Yaşamın güzelliklerini ortaya çıkartır. Kadının yaratmış olduğu bütün yaratımlar aslında sanatsaldır. Kadın, sanatsal bir varlıktır. Bu anlamıyla kadının doğası sanatı yansıtır. Kadın için sanat bir mücadele aracıdır. Kadının doğasında adalet, eşitlik, doğallık olduğu için bunu kendi sanatına yansıtır. İnsanlara umut veren bir olguyu ortaya çıkarır kadın sanatı. İnsana değer veren, insanı yücelten bir sanattır. Kadın sanatını var olan sanat anlayışından ayıran temel farklar bunlardır diyebilirim. Egemen zihniyete hizmet eden bir sanat da vardır. Bu insanı yozlaştıran, insanlığı hiçe sayan bir sanattır. Kadın sanatı ise halka hitap eden, halkla bütünleşen, halkı yansıtan bir sanattır. İnsanlığa umut veren, insanlığı yücelten bir sanatı ortaya çıkartır. Bu açıdan kadın sanatı daha inceliklidir. Kendi zekâsı ve duygusuyla bunu daha iyi yorumlayabilir.
Ben biraz da bizim gerçekliğimizle yorumlamak istiyorum. Bu gün PKK saflarında, özgürlük dağlarında mücadele eden gerilla kadın yoldaşlarımız var. En güzel sanat budur. Ama bu bizim kültür sanat çalışmalarımıza yeterince yansımamış. Sanatı biz dar ele alamayız. Sadece bir şiir ya da müzikle ele alamayız. Devrimcilik bir sanattır. Yine bizlerin en büyük sanatı kendimizi yaratmaktır. Kendi kişiliklerimize karşı yürüttüğümüz savaşım sonucu ulaştığımız yaratımlardır. Erkek geriliğine ve geri kadına karşı yürütülen mücadele bir sanattır.
Gerilla olarak dağlarda yüzlerce bayan arkadaş var. Duygu yönünde büyük ruhsal dönüşümü bu dağlarda yaşadık. Sistem içerisinde bu gün çok güçlü duygulanmalar yaşamayız. Çok güçlü sanat eserleri yaratmak için buralarda aldığımız ilhamı alamayız. Önderliğimiz hep en büyük sanat özgür insanı yaratmaktır derdi. Bu açıdan Önderliğimiz özgür kadını yaratmakla tarihe büyük bir sanat değeri bıraktı. Buradan yola çıkarak Önderliğimiz büyük bir sanatçıdır diyebiliriz. Kadının sanat yaratımı da insanla, insanı yaratmakla başlıyor. Kadın sanatı dediğimiz en başta budur. Öyle çok basit bazı kalıplar içinde kadın sanatını değerlendirmek yeterli olmayacaktır. Bu gün özgürlük dağlarında da her kadın arkadaş bir sanat dalında kendini geliştiriyor. Sanat en başta duyguyla üretici olur ve en büyük duygu boyutu bu özgürlük dağlarında yaşanıyor. Nerede olursak olalım kadınların hepsi birer sanatçıdır. En temelde insanı yaratmak bir sanat olduğundan ve kadın insanı yarattığından, her kadın bir sanatçıdır demek yanlış olmaz.

__3. Özgür Kadın Kurultayı ile birlikte kadının kültür sanat çalışması için ulaştığınız kararlar nelerdi? Bundan sonra ne gibi yenilikler yapacaksınız?

Dilan Malatya: Kendi açımdan kurultayda bir heyecan yaşadım. Burada 130’a yakın bayan arkadaş bir araya geldik bazı sorunlarımızı tartıştık.
Kültür sanat çalışmalarımızı da ele aldık. Kültür-sanat için kararlaştırdığımız temel kararlaşma şudur. Önderliğin yeni paradigması temelinde güçlü üretimlerin olacağı kültür-sanat çalışması geliştirmek. Önderliğin yeni paradigmasını biz yeterince yansıtamadık. Bu nedenle çok ciddi sorunlarımız çıktı. Bunu kültür-sanat çalışmalarımız için de bir eksiklik olarak ele alıyoruz. Bundan sonrası için de demokratik, ekolojik, cinsiyet özgürlükçü paradigma temelinde çalışmalarımızı örgütlemek zorundayız.
Geçmişte bizim bir stratejimiz vardı. Dolayısıyla yeni paradigmaya göre çalışmalarımızı uyarlamak kendisiyle çeşitli zorlanmaları getirdi.
Alternatif bir kültür yaratmak istediğimizi söylüyoruz. Kadını metalaştıran, cinsel bir araç olarak gören sisteme karşı alternatif kültürümüzle cevap olacağız diyoruz. Demokratik komünal kültür kadın eksenli sistemin yaratmış olduğu kültürdür. En temelde bunu bütün üretimlerimizde geliştirme kararımız var.

__Kültür-sanat çalışmaları açısından şimdiye kadar yapamadıklarınız nelerdi? Bundan sonra yapacağınız çalışmalar neler olacak?

Dilan Malatya: Kültür sanat çalışmalarında yaşadığımız şöyle bir zaaf var. Bu çalışmayı hep kurumsal olarak örgütledik. Bu anlamada toplumla bir bütünleşmeyi yaşamadık. Biraz daha kendi içine büzüşen, kurumlarda sınırlı olan bir pozisyonda kaldık. Halkın kültürünü çok iyi yansıtan bir çalışma yürütmedik. Bu güne kadar biraz da sistemin yedeğine düşen bir çalışma oldu. Bunun öz eleştirisini verdik. Kendi özünden kopan bir sanat ve kültür bize ait olamaz. Bizim sanatımız özgür kadını yansıtmak zorundadır. Kür analarını, Kürt kadınlarını, bunların yaşamış olduğu zorlukları yansıtmak zorundadır. Mesela kadın intiharlarını çok tartışıyoruz. Bu kadınların sorunlarını kendi sanatımızda yansıtmak zorundayız. Neden kadın intihara gidiyor. Niye bunu doğru bir şekilde ele almayalım. Kürt kadınının intiharını, Kürt kadının ezilmişliğini bir sinemada işlersek o sanat halka mal olur. Biz bunu yaratmak istiyoruz. Toplumsal sorulara karşı, halkın ve kadınların yaşadığı sorunlara karşı sanatımızla mücadele etmek istiyoruz. Ama böyle gelişmiyor. Bizim şu an yapmamız gereken budur.
Sanat, insanın kendini en iyi ifade edebildiği dildir. Mesela Kürt kadını kendi yaşamının zorluklarını ağıtlarıyla yansıtıyor. Bizim sanatçılarımız bunların duygularını hissetmelidir. Eğer bir ananın yüreğini hissedemezse onun sanatını yapamaz. Diyarbakır’da şehit edilen bir çocuğun duygularını, oradaki halkın yaşadığı duyguları anlamazsak biz bu halkın sanatını yapamayız. Mesela Diyarbakır’da Uğur Kaymaz şehit edildi. Bir çocuktu. Bizim sanatçımız buna ilişkin bir duygu yoğunluğu yaşamalıdır. Sanat, bunun için vardır. Sanat halkın duygularını, halkın yaşadığı trajediyi yansıtmak için vardır. Sen bu gün, bir müzikle bir türküyle halkı siyasetten daha çok etkileyebilirsin. Yüzlerce kadını bir sanat eseriyle intihardan kurtarabilirsin.
Planlamalarımız açısından da özgün kadın gruplarını oluşturma hedefimiz var. Özgün olarak müzik alanında Koma Amara grubumuz var. Tiyatro, sinema gibi alanlarda da böyle gruplar yaratmak istiyoruz. Sadece kadınların yaratmış olduğu eserler var fakat bunu biraz daha örgütlü kılmak gerekiyor. Daha genel ve kapsamlı projelerimiz de var. Albüm çalışmalarına dönük planlamalar var. Alanların kendi arasında planlamaları var. Kadın olarak da bizim kültür alanında bir örgütlülüğe ihtiyacımız var. En temelde bunu oluşturmaya çalışacağız. Şu an Ş. Sefkan okulunda bir özgün grubumuz var. Albüm çalışmaları olacak. Yine sinema ve tiyatro çalışmalarımız olacak.
Bu planlamaların yanı sıra önemli olan anlayışı oturtmaktır diye düşünüyorum. Ürün zaten olur ama çıkaracağımız ürünlerin bizim anlayışımıza uyması önemlidir. En temel hedef demokratik komünal kültürü yaratmak ve bunun öncülüğünü yaratmaktır. Tüm Ortadoğu’da bunun öncülüğünü yaratmayı hedefliyoruz. Ortadoğu’da demokratik, komünal kültür ve sanatı geliştirerek ikinci bir Rönesans’ı yaratmak temel hedefimizdir. Biz bu misyona soyunduk. Önderliğimizin yaratmış olduğu ideoloji büyük olduğu için bizim kendimizi daha güçlü örgütlememiz gerekiyor. Bu temelde kültür sanat çalışmalarında hamlesel çıkış yapma amacımız var. Kadının rengi ve diliyle bunu yapacağız.
 

 Geri Dön

 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır