|
Cinsiyetçilik Ve Toplumsal Cinsiyetin Yansıması
|
—Beş bin yıllık erkek egemen sistemin yarattığı bir
toplumsal gerçeklik var. Bu toplumsal, geleneksel, geri
zihniyet ölçülerin özgürlük mücadelesine yansımasını
nasıl değerlendiriyorsunuz?
Derya Koçgiri: Beş binyıllık egemen erkek zihniyetinin
geliştirdiği yaşam kültürünün mücadelemize yansımasının
olmaması gibi bir durum söz konusu değildir. Çünkü
hareketin tüm militan kadroları bu yaşamın içinden
gelerek mücadeleye katılmışlardır. Doğal olarak
cinsiyetçi zihniyet yapısı, bunun yaşam anlayışı, ilişki
tarzı hareket içindeki mücadelenin gelişim düzeyini de
belirlemiştir. Kadının yaşama katılımındaki algılayış
mücadeleye katılımındaki algılayışı da belirlemiştir.
Mücadelenin ilk yıllarındaki bu bakış açısının, yine
bundan kaynaklı algılayışların ortaya çıkardığı
zorlanmalar ile bugünü değerlendirmek mümkün de değildir.
Çünkü ilk yılların yarattığı zorlanmalar ile günümüz
arasındaki zorlanmalar arasında farklılıklar olmakla
birlikte, aşılmış olan anlayış ve yaklaşımlarda vardır.
İlk yıllarda kadına olan güvensizlik, özellikle savaşta
yapamaz, dağlarda yürüyemez, fiziki olarak yetersizdir
biçimindeki yaklaşımlar artık yoktur. Çünkü kadınlar
belirttiğimiz birçok hususta gerçekliğin böyle
olmadığını göstermişlerdir. Gerilla savaşının
geliştirilmesinde, gerilla yaşam anlayışının
oturtulmasında cinsiyet ayrımının anlamsız olduğunu
ispatlanmıştır. Yine fiziksel ve biyolojik farklığın
kadın açısından dezavantaj olmadığı da görülmüştür. Yani
kadın askerlik yapamaz, strateji ve taktik belirleyemez,
dağların zorluk koşullarında yaşam iradesi ortaya
koyamaz gibi birçok hususta kadınlar düşünülen tersini
ortaya çıkarmışlardır. Bundan dolayı bu gibi konularda
artık kadın yapamaz anlayışı ve yaklaşımı yoktur. Fakat
çelişki ya da cinsiyetçi bakış açısının sonuçları sadece
kendisini gerilla savaşında ortaya çıkarmamaktadır. Hala
siyasette kadına güvensizlik vardır. Örgütlemede
kadınlar aktif yer almasına rağmen aynı düzeyde karar
mekanizmalarına katılım göstermemektedir. Karar
mekanizmaların oluşumunda cinsiyetçi anlayış baskın
çıkabilmektedir. Dini, aşiretçi, mezhepçi ve ailesel
anlayışlar kadınların mücadeleye katılımında yer yer
ölçü olarak dayatılmaktadır. Feodal ve dini anlayışların
ortaya çıkardığı çeşitli geri, geleneksel anlayışlarla
mücadele etmekte bu açıdan kolay olmamaktadır. Hatta
onlarca defa oluşmuş bu geri duvarlara çarpmak zorunda
kalınmaktadır.
—Toplumsal cinsiyetçilik kadro da daha çok hangi
noktalarda ve nasıl ortaya çıkıyor?
Derya Koçgiri: Mücadele içerisindeki kadrolarda
cinsiyetçi yaklaşımların kadın ve erkekteki yansımaları
farklı olmaktadır. Erkek kadrolarda en belirgin olarak
yansıma bulan yaklaşım özgürlük sorununun sadece
kadınlara aitmiş gibi ele alınması vardır. Erkeğin
özgürleşme sorunu yokmuş gibi bir yaklaşım mevcuttur.
Bundan dolayı kadınlar özgürleşmesi gerekenler,
erkeklerde kadınların özgürleşmesinde katkı sunması
gerekenler gibi bir algılayış var. Yani toplumsal
cinsiyetçi bakış açısının toplumsal bir sorun olarak ele
alma yoktur. Tüm toplumun özgürleşmesini içeren bu
mücadeleyi ele alış ve algılayış böyle olmayınca sorun
sadece bir cinsle ifadelendirilmektedir. Dolayısıyla bu
ifadelendirme mücadelenin de sadece kadın tarafından
yürütülmesi gerektiği inancını doğurmaktadır.
Mücadelenin uzun yılları içerisinde, yaklaşım bu tarzda
olmuştur. Önderlik anlayışında ve mücadele yönteminde
böyle bir algılayış olmamasına rağmen, bu tarz bir
yaklaşımın var olması da cinsiyetçi bakış açısından
kaynaklanmaktadır. Toplumsal bir sorun olarak ele
alınmadığında, doğal olarak erkek kendisine ait bir
mücadele olarak görmemektedir. Yine kadın açısından da
bu yaklaşıma benzer anlayış ve yaklaşımlar açığa
çıkmıştır. Kadın tarafından da özgürleşmeyi ele alış,
kadınla sınırlı tutulmuştur. Sanki kadınların sadece
ihtiyacı özgürleşmeye varmış gibi görülmüştür. Bundan
dolayı da mücadele kadın tarafından sahiplenmiş, erkeğin
mücadeleye çekilmesinin çalışması yeteri kadar
yürütülmemiştir. Kadınların özgürleşme mücadelesinde
vereceği çaba ve emek daha fazla olacaktır. Çünkü kadın
özgürleşme ihtiyacını hissetmesi kadar, bunun araçlarını
oluşturması dahi uzun yılları alan bir çalışmayı gerekli
kılmıştır. Kadının cinsine güvenmesi, inanması, sevmesi,
sahiplenmesi, dayanışma içinde olması ve destek sunma
bilincini kazanması dahi uzun yılları almıştır.
Geldiğimiz aşamada kadın ve erkekte mücadeleyi ele
alışta önemli bir düzey yakalanmış olsa da hala, erkek
tarafından mücadele içerisinde kendisini görme ve ele
alma zayıf olmaktadır. Kadın da ise mücadeleyi tek
taraflı ele alış aşılmayla birlikte, erkeği güç görme,
erkeğe inanma zihniyeti bir bütün giderilmiş değildir.
Kadının kendi örgütünü oluşturması, iradesel ve karar
mekanizmalarını oluşturması bu tür anlayışların önünü
almış olsa da hala erkek ve kadın kadrolar tarafından
eşit ve aynı düzeyde sorunu ele alış ve mücadele
ortaklığı sağlanmamıştır.
—Bunu aşmaya yönelik VII. PAJK kongresinde ne tür
mücadele anlayışı ve yöntemleri geliştirdiniz?
Derya Koçgiri: Özgürlük hareketinin tarihi aynı zamanda
kadın özgürlük tarihini ifade etmektedir. Kadın özgürlük
mücadelesinin her bir dönemi, mücadelenin daha
yükseltilmesini sağlamıştır. Kadını daha fazla örgütlü
kılmıştır. Daha fazla özgürlük mücadelesinin tüm toplum
tarafından sahiplenilmesini sağlamıştır. Yine binlerce
kadının özgür dağlarda yaşama istemini doğurmuştur.
Aslında dayatılan her gerici anlayış karşısında
kadınların özgürlük dağlarına gelmesini bir isyan ve
başkaldırı olarak geliştirmiştir. VII. PAJK kongremiz
mücadelemizin geldiği aşamayı değerlendirirken, kadın
özgürlük mücadelemizin ve örgütlülüğümüzün önemli bir
düzeyi geliştirdiğini ortaya koyarken, mücadele de
yansımasını bulan cinsiyetçi yaklaşımlara karşı mücadele
yöntemlerini yeniden ele alarak değerlendirmiştir. Erkek
egemen gerçekliği bir zihniyet yapılanmasını ve yaşam
anlayışını ifade ettiği, bunun karşısında örgütlü
olmanın olmazsa olmaz koşulunu yeniden belirlemiştir.
Örgütlü ve kendi iradesel kararlarıyla bu zihniyet
karşısında mücadelenin başarıyı geliştireceği nettir.
Kadınlar arasında ruhsal birlikteliğin önemine yeniden
vurgu yapılmıştır. Çünkü kadın olarak erkeğin baskıcı ve
tahakkümcü yaklaşımları karşısında aynı düzeyde mücadele
isteminin gelişmesi kadın özgürlük mücadelesi açısından
önemlidir. Aynı düzeydeki tepki kadının ruhsal
birlikteliğini daha fazla geliştirmektedir. Bu ise amaç
ve hedefte büyümeyi sağlamaktadır. Geri ve geleneksel
anlayış ve dayatmaların kadının iradesini kırmayı,
teslim almayı amaçladığı bilinmektedir. Örgütlü
mekanizmaların mücadele yönteminde başarıyı sağladığı
gibi, bilinçlenme çalışmasının da sürekli olarak
yürütülmesinin önemine yeniden belirlenmiştir. Yani
bilinçlenme olmadan, beş bin yıllık zihniyet ve yaşam
anlayışının dönüşümünün mümkün olmadığı bir gerçektir.
Bilinçlenme, örgütlenme, mücadelede ısrarlı ve kararlı
olma kadın özgürlük mücadelesinin gelişmesinde ve
toplumsal cinsiyetçi bakış açılarının giderilmesinde
temel olan ilkelerdir. Kongremiz bu hususlarda
partileşmede öncülüğün önemini yeniden vurgularken,
kadınların bilinçlenmesini sağlayacak öncü kadro
çalışmasının temel bir çalışma olarak kararlaştırdı.
Bununla bağlantılı örgütleme, eğitim çalışmalarında da
kararlaşmalara girildi.
—VII. PAJK kongresinde vermek istediğiniz mesaj nedir?
Derya Koçgiri: VII. PAJK kongremizi Önderliğin
komplosunun onuncu yılına giriş yaptığımız bir süreçte
yaptık. Yine Kürt halkının bir bütün imha ve inkar
politikasıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde
yapılmıştır. Yoğun hava saldırıların olduğu böyle bir
süreçte Önderliğimizin özgürlüğü, kadın özgürlüğüdür
şiarıyla yaptığımız kongre, her şeye inat yaşayacağız ve
yaşatacağız mesajını içermektedir. Önderliğimiz için
mücadele edeceğiz, mücadele içinde ne gerekiyorsa
yapmaya hazırız. Önderliğimizin özgürlüğü sağlanmadan,
kadınlarında özgür olamayacağını, Önderliksiz yaşamın
ise asla kabul edilemeyeceğini yeniden kararlaştırarak
mücadele kararlılığını yeniden belirlemiştir. Tüm Kürt
kadınlarının kongremizin kararlaşması ile mücadeleyi
yükselteceklerine inanıyor ve güveniyorum. Tüm militan
kadın yapımızın bu kararlaşma ile yeniden eleştiri ve
özeleştirisel yaklaşımı geliştirerek aktif olacaklarına
inanıyor ve kongrenin başarısı ile tüm kadınları
selamlıyorum.