DEĞERLENDİRMELER
TARİHİ MİSYONLA BİR ARAYA GELEN KÜRT KADINLARI...
Şinda Herekol

2011 yılının baharında Kürdistan dağlarında bir araya gelen 120 yakın kadın, tarihi bir misyonla PAJK 8. Kongrelerini gerçekleştirdiler. Birçok konuda kararlara giden Kürt kadınları toplumu ve egemen sistemi her boyutuyla değerlendirmeye tabi tuttular. Kapitalist uygarlığın ters yüz ettiği kavramları yeniden içeriğine kavuşturarak gündemlerine aldılar. Kadın özgürlüğünün felsefik-teorik ve bilimsel çerçevesi, kadın özgürlüğünün toplumla olan bağları, kadın özgürlüğünün ve direnişinin tarihsel gelişim çizgisi, akademik yapılanmalar bilgi yapısının kadın eksenli eleştirisi ve alternatif sosyal-bilim anlayışının kadın özgürlüğü ekseninde yapılan değerlendirilmeleri Ruken Bingöl arkadaşımız bizlerle paylaştı.

_PAJK 8. Kongresini gerçekleştirdiniz. Süreci belirleyecek kararlar aldınız, Jineloji ve akademik çalışmalara dönük yoğun tartışmalar yürüttünüz bu tartışmaların düzeyi neydi hangi boyutlar ele alında?

Öncelikle PAJK 8. Kadın Kongresi ( Partiya Azadiye Jin a Kürdistan) uzun süredir kadın hareketinin toplumsal alana dair yürüttüğü çalışmaların zirvesi olarak gelişti diyebilirim. Aslında kadın olarak iki binden bu yana toplumsal alana dönük yoğun çabalar vardı. Akademi çalışmaları vardı. Halk eğitimleri, komin, meclis örgütlenmelerine ilişkin bir bütün olarak toplumun inşa çalışmalarına dönük sürekli bir yoğunlaşma vardı. Gündemimizde olan konulardı. Ancak gelinen aşamada kadının toplumsal çalışmaları bu gün daha görünür kılındı diyebilirim. Özelikle Önderliğimizin son savunmalarında yer alan Jineloji kavramının güncellenmesi ya da Jineloji kavramının gündemimize gelmesi oldukça önemli bir konudur. Jineloji Kadın hareketi olarak esas gündemimizde olan konuların başında gelmektedir. Kongremizde de bu noktalarda ortak yoğun tartışmalar yürütüldü. Jinelojiyi salt bir disiplin olarak da ele almadık. Önderliğimizinde savunmalardan da belirttiği gibi Jineolojiyi Kadın bilimi olarak yeni paradigmanın Sosyal-Bilim perspektifine oturtarak, onu Özgürlük Sosyolojisinin bir dalı olarak tartıştık. Bilim, evrendeki olay ve olguları sistemli araştırma, sezgiler, varsayımları da dıştalamayan, deneye dayalı düşünsel etkinliktir. Özünde felsefenin kesinleşen bilgilere ulaşmış, küçük bir bölümüdür. Jineoloji’nin en uzun süre kapsamında kültürel sosyoloji, yapısal sosyoloji, pozitif sosyoloji ve özellikle özgürlük sosyolojisi çerçevesinde güçlü bir sosyal-bilimsel konumlanmayı gerçekleştirmesi gerekiyor. Jineoloji’nin bu sosyolojik bakış açısına güçlü bir şekilde oturması, onu alternatif sosyal-bilimler içerisinde hem en dinamik ve hem de özgürlük ölçüsünde gerçekleştirecek olanın kadın olacağından en derinlikli biçimde geliştirilmesi gerektiği yoğunca tartışılan konuların başında geliyordu.

Gündemlerimiz çok yoğundu, kadınlar olarak yürütülen tartışmalar da derinlikli olarak sistemsel boyutları ele alındı. Bunların başında gelen konulardan biride demokratik modernitenin gelişme sorunları ve inşa biçimi oldu. Kadın boyutuyla nasıl ele alınabilir. Toplumun ahlaki politik zihniyetinin tekrardan yaşamsal kılınması topluma mal edilmesi değerlendirildi. Toplumun ahlaki-politik özünün kazanılmasına dönük, zihniyet çalışmalarının önemine yoğunca değinildi. Bu zihniyet çalışmalarının en önemlisi de akademi çalışmaları olmuştur. Akademileri klasik sosyal bilimler içerisinde ele almadık. Sosyal bilimlerde insanlar belli bir eğitim sisteminin içerisinde kalır ve en üst düzeyde yani üniversite de eğitimini görür. Bu yöntem aslında ağırlıkta devlet zihniyetli olduğu için çok toplumsal olamıyor. Ancak bu gün görüyoruz ki demokrasi ve barış çadırlarında akademiler halka kadar inebiliyor. Kendini yönetebilme, kendi kendine siyaset üretebilme, üretme alanları olabilmeli. Demokrasi çadırları aslında tamda düşündüğümüz biçimde halka inme, halkla birlikte eğitim, akademi çalışmalarını yürütme biçiminde oldu. Aslında klasik akademi sistemine devrimci bir müdahaledir de diyebiliriz. Önderliğimizin önerisiyle demokrasi çadırları doğal gelişti. Halk kendi ihtiyacı olarak gördü hemen sahiplendi. Halka nasıl gidilebileceğinin de bir göstergesi oldu.
Tüm bunlarla kongremizde açığa çıkan bir tartışma düzeyi derinliği vardı. Heyecan yaratan bir tartışma düzeyi oldu. Kadınlar olarak toplum içerikli birçok konu tartıştık. Toplumda en küçük birime kadar aileden, aile içerisinde çocuktan, gencine, yaşlısına, kadınına kadar bir bütün akademiler sistemi tartışıldı. Akademiler sisteminde çocukların kendi eğitim sistemlerine ve toplumsal rolleri üzerine, gençlerin her anlamda potansiyellerini açığa çıkarmalarına, yaşlıların toplumsal birikimlerini tecrübelerini gençliğe aktarabilecek, toplumsallık gücünü açığa çıkarabilecek bir sistem olan akademiler tartışıldı. Bunu 8. Kongremiz tartıştı ve kararlaşmalara götürdü. Toplumsal alanlarda çalışan bizlere bu anlamda daha büyük roller düşüyor. Halkımız bu konuda her zaman hazırdır.
Akademileri aslında bir öz savunma yaklaşımı olarak da geliştirmek, güncellemek gerekiyor. Çünkü bir halkın bilinç düzeyinin gelişmesi, kendi demokratik sistemini ortak tartışması, ihtiyaçlarını neden ve sebepleriyle ele alma yeri mekânıdır. Bu da bir anlamda bir öz savunma yaklaşımıdır diyebiliriz. Tüm bu tartışmalar biz kadınlara umut ve heyecan verdi. Sorumluluk yükledi diyebilirim.

Birde toplumsal alana dönük tartışmalar yürüttünüz, bu tartışma konularından biri siyasal gündemdi. Tüm bunlarında yanı sıra Kürt halkı aynı zamanda demokrasiyi inşa sürecindedir. Bu anlamda PAJK 8. Kadın kongresi böylesi bir sürece de denk geliyor, süreci nasıl etkileyecek sizce?

Devrimci halk savaşının tartışıldığı, demokratik özerkliğin tartışıldığı, barışın tartışıldığı çok yoğun bir süreçten geçiyoruz. Önderliğimizle görüşmelerin yapıldığını ve özelikle vurgu yapılan noktanın demokratik siyaseti geliştirmenin olduğunu biliyoruz. Demokratik siyasetin önü Önderliğimizin çabaları ve emekleriyle ancak kısmi açılıyor. Bu durumda bizim bazı eski handikaplarımız vardı. Aşamadığımız önümüzde engel olan. Biz bireylerden kaynağını alan yetersizlikler vardı. Bunlar kongremizde yoğunca tartışıldı. Yani Önderliğimizin demokrasi ve barış çabaları karşısında bizim kadınlar olarak daha fazla mücadeleye kendimizi kilitlememiz gerektiği ihtiyacı bir daha ortaya çıktı diyebilirim. Bizimde yoğun emeklerimiz ve katılımımızla bundan sonra komin, meclis halk örgütlenmeleri daha da güçlü geliştirilecektir. Kongremiz ideolojik ve düşünsel anlamda bir derinliği yarattı. Bu derinlik halka taşırılabilinirse siyasal anlamda halkın daha fazla sahiplenmesini de kendisiyle ortaya çıkaracaktır. Toplumun yaşanılır kılınması erkek egemen sistemden ayrıştırılması ve demokratik sistemi kurma rolünü kadınlar olarak kongremizde bir daha değerlendirdik. Bu gün kadınlarımız her tür şiddete ve zulme maruz kalıyorlar. Bu sömürü karşısında kendilerini savunacak bir sistem kurulması gerekiyor. Buda ancak demokratik toplum yaklaşımıyla olur.
Yaşanan siyasal durumu göre halkımız devrimci bir karşı koyuşa yani devrimci halk savaşına kendisini hazırlamaktadır. Kürt halkı her zaman için savaşı ancak özgürlüksel bir barış getirmek için ortaya koymuştur. Yani demokratik

_Kürt kadınları için bir irade-temsil durumunu da açığa çıkarıyorsunuz. Bu kongrenizde diğer halklardaki kadınlarla ilişki ve ittifakı nasıl değerlendirdiniz. Egemen sisteme karşı mücadele eden farklı kurum ve örgütlerde yer alan kadınlar var, bu kongrenizde onlarla nasıl bir bağ içerisinde olmayı kararlaştırdınız neler tartıştınız.

Orta doğuda kadın hareketleri içerisinde Kürt kadın mücadelesi (PAJK) belli bir kabul edilme durumunu yaşamaktadır. Kürt kadın özgürlük hareketi yirmi altı yıllık mücadelesiyle ortaya çıkardığı değerleriyle belli bir görünürlülük sağlamıştır. Bu güne kadar belki görünürde Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesi olarak ele alınıyordu ama son yıllarda Batıda, Zapatalar, Tamil kaplanları farklı örgütlerin içerisinde yer alan kadınların bizim mücadelemizi yakından takip ettiklerini öğrendik. Ortadoğu ve Türkiye’de ki kadın cephesi feminist, sol-sosyalist çevrelerdeki kadınlarında Kürt kadın hareketini yakinen takip ettiklerini görüyoruz. Kadın kurtuluş mücadelesinde Kürt kadınların bu gün öncülük etmede belirgin bir rol oynadıklarını kadın hareketleri de kabul etmiş durumdalar.
Kürt kadınları olarak çok zor süreçlerden sonra bu güne geldik. Düşe kalka, deneyim ve tecrübe kazandık. Tüm bunları diğer kadınlarla paylaşma bir araya gelme tartışmaları yürütüldü. Kadınların kim ve nerede olursa olsun özgürlük için belli bir paydada buluşması gerektiği ele alınan konuların başında gelmekteydi. Ortak mücadele zeminleri oluşturma, özsavunma anlayışıyla dayanışmanın geliştirilmesi önemli hususlardandı. Biz Kürt kadınları olarak geçmiş özgürlükçü kadın tarihini kendimize miras alıyoruz bu açıdan bu gün bizlerde kendi yaşadığımız tecrübeleri ve deneyimleri diğer kadınlarla paylaşmayı kadının toplumsal ve özgürlüksel yaklaşımı olarak ele alıyor değerlendiriyoruz. Kongremizde bu anlamda kadınca olan ve demokratik, sosyalist, yenilikçi olan tüm kadın yapılanmalarıyla ortak çalışma ve eylemselliklere gitme yaklaşımımız eskiden olduğu gibi bu günde dile gelmiş değerlendirilmiştir.
 

 
 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır