|
APK HÜKÜMETİNİN DİĞER YÜZÜ…
|
AKP’nin Zenderlioğluna “İnsanlığımdan utanıyorum”
dedirten zihniyeti Zelal Edesa değerlendirdi.
- AKP’nin son siyasal gelişmelerle birlikte kimyasal
olaylarla da kendini zirveye ulaştıran zihniyeti nasıl
ele alıyorsunuz?
Zelal Edesa:
AKP Hükümetinin Diğer Yüzü
Dünyada ve bölgesel alanlar açısından çok sıcak
gelişmelerin yaşandığına tanık olmaktayız. Her yerde bir
sistem ve statüko değişimi söz konusu. Avrupa ülkeleri
açısından yaşanan değişimler daha farklı seyirler ve
sonuçlarla gerçekleşse de Ortadoğu’da değişim halklar
açısından kanlı bir şekilde sonuçlanmaktadır. Bunun
nedenleri elbette net ve ortadadır. İnsanlığın gözdesi
olan Ortadoğuya hep savaş, yangın ve katliam reva
görülmüştür. Büyük Ortadoğu projesinin pratik
uygulanmasının günümüzde geldiği aşama bu gerçekliğin
bir sonucu olmaktadır. Geçen süreçte Arap baharı ile
halkların içerisinde iç savaş çıkartarak, birbirine
kırdırarak rejim değişikliğini dış güçler istedikleri
gibi gerçekleştirdiler. Ortadoğu açısından dış güçlerin
istediği sonuca henüz ulaşamadığından bu durum halen
devam etmektedir. Özellikle Kürdistan coğrafyasında bu
politika dış güçler tarafından istenilen sonuca
ulaşamamıştır. Çünkü bölgede PKK öncülüğündeki Kürt
özgürlük hareketi önemli bir güç konumundadır. Bölgenin
demokratik değişiminin en temel gücüdür. Bu gücü
etkisizleştirmek için üç aydır başta Önderliğimiz olmak
üzere ağırlaştırılmış tecrit ve zoru içeren
uygulamalarını daha da yoğun devreye koymaya başladılar.
Buna paralel dış ve bölge güçlerinin desteğini almaya
çalışarak ikinci bir uluslar arası komplo planı ile her
alanda Kürt özgürlük hareketini boğmak, Kürt halkını
sindirmek için her türlü yol ve yöntemle saldırılar
geliştirilmeye başlandı. Bu gün AKP hükümeti ele
geçirdiği ordu, sivil ve medya güçleri ile Kürtlere
yönelik büyük bir zulüm gerçekleştirmeye çalışmaktadır.
Yaşanan bu vahşetin temel kaynağı AKP hükümetinin
zihniyetidir.
Son dokuz yıldır AKP hükümetinin zihniyetinin ve pratik
politikalarının iyi anlaşılarak görülmesi gerekmektedir.
AKP zihniyeti bu gün uyguladığı vahşetle Nemrutların,
Firavunların, Hitler faşizminin günümüzdeki başka bir
versiyonu olduğunu ispatlamıştır. Kürtlere yönelik
soykırım zihniyetini, iktidara geldiği günden beri
korumaktadır. İlk başlarda kendini farklı göstermeye
çalıştı. Kürt sorununu sahiplendiği izlenimini vererek
bölgede oy alma çabası içerisine de girdi. Halkımızın
bir kısmı buna kanarak oy verdi. Ancak son seçimlerde
AKP‘nin gerçek yüzünü gören Kürtler ona oy vermediler.
Hükümetin Kürdistan’da oy kaybetmesi Erdoğan’ın aklını
başından aldı. Büyük bir hırs ve öfke ile Kürtleri
sindirmenin, yok etmenin planlarını geliştirdi. Her ne
kadar Önderliğimiz ve Kürt özgürlük hareketiyle dolaylı
diyalogları olsa da özünde son dakikasında imha yüklü
bir politikadan vazgeçilmedi. Yaşanan tecrübeler
göstermiştir ki, hükümet ne zaman bir diyalog girişimi
başlatmışsa arkasında büyük bir komplo planı olduğu
ortaya çıktı. Kürt özgürlük mücadelesini yok etme
planlarını hayata geçirmek için başta önündeki engelleri
sırasıyla kaldırdı. İlk yaptığı şeylerden bir tanesi de
askeri kanat içerisinde ona engel olanları
etkisizleştirmek ve kendi zihniyetine hizmet edecek
kişileri getirmek olmuştur. Bu nedenle Işık Koşaner daha
bir yıllık görev süresi varken oldu-bittiye getirerek
istifa ettirdiler. Katliam politikaları için en uygun
kişi Necdet Özel oldu. Çünkü karanlık bir tarihi vardı
ve Erdoğan’ın karanlık yüzüne hizmet edebilecek biriydi.
Geçen savaş sürecinde birçok defa insanlık suçu
işlemişti. Uluslar arası savaş hukukuna aykırı olan
kimyasal silahları Kürt özgürlük savaşçılarına karşı
kullanmıştı. Çünkü normal savaş koşullarıyla gücü
özgürlük savaşçıları gerillaya yetmemekteydi. Son dört
yıldır geliştirilen sınır dışı operasyonlar ve sayısız
hava saldırısı ile istediği topyekün imha amaçlarına
ulaşmamıştı. Bunun için de ölüme ve savaşa susamış bir
canavar gibi en insanlık dışı yöntemlere başvurmaya
başlamıştı. En son akıllara durgunluk veren gerilla
katliamları AKP hükümetinin gerçek ve insanlık dışı
yüzünü bir daha göstermiştir. 22-24 Ekimde Kürt özgürlük
savaşçılarının bir bölüğüne karşı geliştirdiği katliamı
anlatmaya ne sözler ne de duygular yetebilir. Tanınmaz
hale gelen cenazeleri görenlerin olayı adlandırmaya,
ifadelendirmeye güçleri yetmedi. Kimileri de,
Zenderlioğlu gibi “insanlığımdan utanıyorum” dedi. Çünkü
geliştirilen katliam insanlık açısından hiçbir yere
sığdırılamazdı.
- KCK operasyonu adı adlında yapılan halk saldırılarını
nasıl ele alıyorsunuz?
Z. Edessa..: Savaşın da kuralları var, ahlaki ölçüleri
var. Tarihinin neredeyse son 5 bin yıllık bir sürecini
savaşlarla geliştiren devlet sistemleri, nihayetinde
çağımızda savaşları bitirmemiş ancak ona ölçüler
koymuştur. Belli amaçlar için geliştirilen savaşa,
savaştaki ölmeye ve öldürmeye bazı kurallar konulmuştur.
Bu hukuku en çok ihlal eden, savaşın yakınından bile
geçmeyen Erdoğan ve onun hükümeti olmuştur. Çünkü bu
vahşetin arkasında güçsüzlüğü vardır. Mertçe savaşmaya
gücü yoktur. Amacı onurlu bir yaşamın amansız
savaşçılarının, cesareti ve fedakârlığı karşısındaki
güçsüzlüğünü kimyasal kullanarak insanlık suçunu
işleyerek başarılı göstermektir. Yıllardır zaten üstün
bir teknoloji ile tonlarca silahlarla bir ülkenin
coğrafyasını, ekolojik dengesini yok eden canavarın
azgınlığı yok etme çılgınlığına dönüşmüş.
Uyguladığı vahşetten, şiddetten doyuma ulaşmayan faşist
AKP sivil halka yönelmede de aynı yüzünü göstermektedir.
Her gün KCK operasyonları adı altında sivil halkı
zindanlara koymaktadır. Kürt halkının geliştirdiği
demokratik eylemlerine gaz bombaları, saldırılarla
sindirmeye çalışmaktadır. Aslında bu AKP’nin Kürtlere
karşı geliştirdiği askeri soykırımın bir parçası olan
siyasi soykırımdır. Bir halka askeri, siyasi, toplumsal
yönden pervasız bir saldırı geliştiriliyorsa burada bir
yok etme olayı vardır. AKP’nin gözünde kendi kimliğini,
kültürünü sahiplenen her Kürt teröristtir. Sormak
gerekiyor, anadilinde, kendi kültürü ile yaşama
mücadelesi veren bir halkın hepsi nasıl terörist oluyor?
Ne yazık ki iktidar hırsının kör ettiği bir hükümet
gerçekliği ile karşı karşıyayız. Dayatılan hiçbir
şekilde Kürtlüğe ait bir politika, demokratik siyasal
duruşun olmamasıdır. Bunu yaparken de açıktan yapıyor.
Her gün Kürt halkına savrulan tehditler, yeni depremin
öncü sarsıntıları oluyor ardından büyük felaketlere kapı
aralayan sarsıntılara yol açmaktadır. Kürtlere susmak
dışında hiçbir seçenek bırakılmak isteniyor. Yine Kürt
gerçekliğini kendilerine zarar verecek bir varlık olarak
ele alma var. Bu durumda Kürtlerin önüne iki seçenek
bırakılmaktadır. Ya teslim olursunuz ya da sizi
katliamdan geçirerek bitiririz seçeneklerdir.
Egemenlerin göz-ardı ettikleri bir gerçek var ki, Kürt
halkının toplumsal genlerindeki özgür yaşam direnişin bu
gün en güçlü seviyede olmasıdır. Kürtler eski Kürtler
değildir. İhanetçilikten, düşmanlarının kandırma
politikalarından çok ders çıkarmış olmalarıdır bunun
sebebi. Özellikle Önderliğimiz PKK hareketi ile Kürtleri
gerçek özüne kavuşturmuştur. Hiç şüphesiz her dönem gibi
bugün de ihanetçiler çıkabilir. Ama özgür yaşam
duruşunda ısrar eden Kürtler ne pahasına olursa olsun
mücadeleden vazgeçmeyeceklerdir. Ne olursa olsun Kürtler
özvarlığını, insanlığını korumaktan vazgeçmeyeceklerdir.
Kürtler AKP hükümetinin gerçekliğini çok acı yaşayarak
görmüştür. Her gün vahşice katledilen evlatlarının
tanınmaz cenazelerinde, gaz bombaları ile katledilen
çocuk, kadın ve gençlerine yönelik geliştirilen
saldırılarda görmüştür, onun saldırgan yüzünü.
Katliamcı, sahtekâr bir hükümettir AKP hükümeti.
Halkımız özel savaş politikalarını da çok iyi çözmüştür,
basının yalanlarına da inanmamaktadır. Biliyor ki Türk
basını da Erdoğan Hükümetinin egemenliği altında
gelişimini sağlamaktadır. Basın hükümetin çirkin yüzüyle
birlikte yaptığı vahşetleri gizleme aracına dönüşmüştür.
Biliyoruz ki basına sürekli ikazlar geliştirme fobisi
oluşmuş. Basını kuşatmaya almış durumda ‘şundan söz
etmeyin bundan söz etmeyin teröre hizmet edersiniz’
uyarılarıyla basın camiasına da ciddi ikazlarda
bulunmaktadır. Nitekim bazı haber kanallarında olayları
farklı boyutlardan ele almak isteyen spikerlerin
akıbetini de biliyoruz. Kısacası her şey Kürtlere
düşmanlık temelinde bir formata kavuşturulmaya
çalışılmaktadır.
Ne yazık ki Türk kamuoyu egemen zihniyetin yarattığı
körler, sağırlar, dilsizler oyununu devam ettirmektedir.
Bir kısmı faşizan zihniyetle bütünleşmiş, bir kesim ise
gerçekleri görseler de bunu dillendirme cesaretleri yok.
Birbirini kandırma oyunu devam etmektedir, yaşanan
sayısız örneklere rağmen realite değişmiyor. Kürtlerin
isyanını ve haklı direnişini Kürtlerden başka gören yok.
Bu nasıl bir dünyadır demeden insan geçemiyor. Bu nasıl
bir insanlık? Özellikle her gün insanlıktan ve
demokrasi, insan haklarından söz eden Avrupa devletleri
ve bu zulmün amansız uygulayıcısı olan Türkiye devletine
sormak gerekiyor. İnsanlık anlayışınız nedir? Siz
insanlığın neresine kendinizi koyuyorsunuz?