Geri Dön

ÖZGÜRLÜK ŞEHİTLERİ  

ŞEHİTLERİMİZ İÇİN BİRKAÇ SÖZ

Zin Yezida Tamara

Kimini tan yeri ağaranda, kimini gecenin yarısında uğurladık. Kimine bir toprak parçası bulunabildi ama kimileri de hiç bilinmeyen yer ve zamanda kaldı. Bir tepeye, bir dağa isim oldular. Söyledikleri son sözler dilden dile dolaştı ve onların takipçileri olanlar, onların anılarına bağlı olmanın bilinciyle yollarına devam ettiler.
Basya’da, Dersim’de, Besta’da, Mava’da ve yurdumun diğer yerlerine tek tek isimlerini yazdılar. Bir tarih gerçeği haline geldi hepsi de. Onlar bilerek yola çıkanlardı ve inandıkları dava uğruna da toprağa düştüler. Son mermisine kadar savaşıp, son mermisini kendine kaldıran kaç kişi sayılabilir dünyada? Ama bizim kahramanlarımız, düşmanının kendisine vuracağı mermiden de nefret ederlerdi. “Ölürsek onurlu, kalırsak başı dik olalım” diyorlardı. Tarihin çok az tanıklık edeceği bir mücadelede, hem onurlu hem başı dik göç ettiler öte dünyaya.
Her insan gibi onların da güzel hayalleri vardı yarınlara dair. Hepsi de barışın, mutluluğun, sevginin tüm dünyaya hakim olacağı günü görebilmeyi umut ediyorlardı. Yarının yaşanabilir bir yaşama dönmesini istiyorlardı. İhanetin, sömürünün kalktığı bir dünya görmeyi hayal ediyorlardı. Buna karşı savaştılar ve dağ doruklarında şahin olup uçtular. Kimi Beritan oldu, kimi Akif oldu ihanetin beynine vurdu. Kimi Mazlum oldu Newrozların ateşini harlandırdı. Kimi Deniz, Mahir, Hüseyin oldu darağaçlarında tekrardan doğdu. Yarının umudu gencecik bedenlerdi bunlar ve özgürlük ateşinin onları kavuracakları günlerin heyecanıyla yılmadan yürüdüler.
Sevdalarını haykırmak için tüm karaçalıları kaldırdılar. Sevgi tohumları ektiler her karış toprağa ve suladılar kanlarıyla. Yarınlara bırakacakları güzel bir yaşam uğruna, gülerek yürüdüler ölüme. Bitmeyeceklerini, her ananın sloganında yeniden yaşayacaklarını, köz başlarındaki sohbetlerde, içilen çaylarda hatırlanacaklarını biliyorlardı. Gerilla halaylarında söylenen türkülerde ölümsüzleşeceklerinin bilincindeydiler.
Analar ve babalar onlardan gururla bahsediyorlar. Onların davalarının haklılığına kendilerini de inandırarak yaşıyorlar. Kürdistan halkının acılarının şehitlerin yolundan yürümekle bitebileceğinin inancıyla sloganlarını daha gür bir sesle haykırıyorlar. İnananların davalarına sahiplenmek, onların kanının boşa akmadığının göstergesi olmaktadır. Bu inançla kendilerini daha sorumlu görmektedirler.
Acılarını kalplerine gömenler, yaşanılır bir dünyada yaşamaya başladıklarında anlayacaklar bu acıları neden çekmek zorunda olduklarını. Çünkü hiçbir şey bedelsiz elde edilmiyor. Eğer daha onbeşinde, yirmisinde canlar toprakla buluşuyorsa, bu ödenmesi gereken bir bedelin olduğunu insanlığa göstermektedir.
Bir evlat büyütmenin ne kadar zor bir iş olduğu bilinir. Açlıklara, çıplaklıklara rağmen büyütülür. Büyük zorluklara dayanılarak devrime verilir bu evlat. Devrim yolunda evladını şehit vermenin gururu da bir o kadar büyük olur.
Önderliğimiz PKK’yi “şehitler partisi” olarak ilan ettiğinde, onların anısına olan bağlılığını bir kez daha dünyaya duyurdu. Kimsenin tasarruf geliştiremeyeceği bu mücadelenin öncülüğünü şehitlere verdi. Haki Yoldaşın şahadetiyle nasıl ki bir özgürlük partisini kurduysa, şehit düşen onbinlerce şehidin anısına da barış ve demokrasinin yaratılacağı bir dünya kuruyor.
Şehitlerimizin anısına bağlı kalmak onların gittiği yol uğruna kendimizi de birer barış kişiliği haline getirmekle mümkün olacaktır. Onların anısına bağlılık bu devrimin sonsuza dek yaşaması anlamına gelecektir.
Bilinmeyen yer ve zamanda göçüp gidenler, mutlaka yüreklerde yer edeceklerdir.

Devrimci Selam ve Saygılarla

Geri Dön

 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır