KENDİNİ ÜLKESİNE ADAYAN BİR YÜREK...
Sozdar Avesta
Adı Soyadı: Yıldız
DURMUŞ
Kod Adı: Jiyan
Mücadeleye katılış tarihi ve yeri:
Doğum yeri ve tarihi: Komık ( yeni köy) köyü Karakoçan 1963
Şahadet tarihi ve yeri: Ağustos 1995 Bingöl
Anlatılmak istenip de anlatılamayan ne çok yürek vardır,
ertelediğimiz kahraman masallarında. Ki onlar, o yürekler değil
midir, bize kalın hüzünler bırakarak yüzlerinde tılsımlı bir
tebessümle veda edenler. Onlar değil midir her bir çocuğun göğe
çevrilmiş bakışındaki kıvılcımdan volkanlar yaratan ve kendini
erteleyerek, tüm sadelikleri ve doğallıklarıyla bir ananın
gözyaşında arınmayı dileyen… Param parça bedenleri tarih
yazarken, “keşke canımdan gayrı bir varlığım olsa da bu halk
için feda etsem” diyerek halkına olan aşkını ifade eden yürekte
onlarındır. Bu yürekleri anlatabilmek için hangi vakanüvisin
kadim kitabında tanım aramak gerek bilinmez. Çünkü o yürekleri
anlatacak olanlar ne kadim kitaplar ne de yazıcılarıdır. Onları
ancak, seher vakti gül yaprağında kalan çiğ tanesi, gülüşlerinin
çınladığı uçurumlar, ayaklarının değdiği topraklar ve son
fısıltılarını ardıllarına ulaştıran dağ rüzgârları anlatabilir.
Bu yüzden anlatılmak istenen her şehit bir yarımlık bırakır
sayfalarda. Tüm bir insanlık sevgisi adına çarpan yürekleri
sığmaz beyaz sayfalarına defterlerimizin. Bundandır kalemimizin
kırılganlığı, bundandır yazmayı erteleyişimiz…
Nice ertelenmişliğin bir özeleştirisi olarak çok değerli ve
onurlu bir kadın militanı, Yıldız Durmuş (Jiyan) arkadaşı
anlatmak istiyorum.
Bu onurlu ve güzel yürekli yoldaş, özgürlük mücadelemizde
duruşuyla, katılımıyla, militanlığıyla, kahramanlığıyla,
günümüzde çok fazla tanınmamış bir arkadaş olmakla birlikte
yaratılan mücadele değerlerimizde ilklerden biridir Jiyan
arkadaş. Kürdistan özgürlük mücadelesinde ilk kadın gerilla, ilk
kadın savaşçı ve ilk kadın komutanlardan biridir. Çok
bilinmemekle birlikte, Yıldız Durmuş arkadaş Ş. M. Hayri ve
Hüseyin Durmuş arkadaşların kız kardeşidir. Küçük bir yaşta
özgürlük mücadelesiyle tanışıyor. Mehmet Hayri Durmuş arkadaşın
mücadeleye katılımı, kurucu üye niteliğinde olmakla birlikte,
daha PKK kurulmadan, ailede Önderliğin düşünceleri ile
tanışmıştır. Yıldız Durmuş arkadaşın daha o yaşta arayışları
güçlüdür. Aile içerisinde yürütülen tartışmalar ve M. Hayri
Durmuş arkadaşla yaptığı paylaşımların kendisinde bıraktığı
derin etkilerle harekete karşı bir sempatisi gelişiyor. Bu
şekliyle aslında çekirdekten başlıyor gelişmeye ve tanımaya.
Devrimci bir aile geleneğinden gelmesi ve M. Hayri Durmuş
arkadaşa olan kardeşlikten öte bağlılığının da bu arayışlarında
etkisi vardır.12 Eylül faşist darbesinde M. Hayri Durmuş
arkadaşın yakalanmasının ardından Yıldız arkadaşta yakalanıyor.
Düşmanın adeta zindanlarda katliam amaçlı yönelimlerine karşın
Yıldız arkadaş direnişçi bir halkın geleneğini sürdürerek büyük
bir direniş sergiler. M. Hayri arkadaşın ailesinden olması
yakalanmasında etken oluyor. Ancak hem üzerinde bir şey
bulunmaması hem de örgüt yöneticisi olmadığından dolayı birkaç
yıl zindanda kaldıktan sonra çıkıyor. Fakat zindanda kaldığı
süreç zarfında hem düşman gerçekliğini daha yakından tanıma hem
de özgürlük çizgisi ve sosyalizm bilimiyle tanışmasıyla aslında
Jiyan arkadaş örgütü daha çok bilinçle yoğrulmuş saf
duygularıyla tanıma yoluna giriyor. Bu nedenle Jiyan arkadaş
küçük bir yaşta girdiği arayışlarla güçlü bir kararla özgürlük
mücadelesinde yerini alıyor. Jiyan arkadaş zindandan çıkınca
hemen Önderlik sahasına geçiyor. Sahada güçlü eğitimlerden
geçerken aynı zamanda Önderlik o dönemde Jiyan arkadaşı Güney
batı Kürdistan faaliyetlerine hazırlıyor. Eğitimini bitirdikten
sonra bu çalışma sahasına geçiyor. Güney Batı Kürdistan’da
birçok alanda çalışma yürütüyor. Yeni açılan birçok alanda öncü
bir rol oynuyor. Şilan Kobanê arkadaş gibi birçok arkadaşta
Jiyan arkadaştan etkilenip katılıyorlar. Ve yine onlarca genç
kadın ve erkek arkadaşın katılımında büyük bir emek ve çalışma
yürütüyor. 1988’e kadar bu alanda çalışmalar yürütüyor. Bir kaç
defa Önderliğin yanında bulunuyor. Öndelik Jiyan arkadaşla
yakından ilgileniyor. Halk çalışmasını yürüttüğü dönem özellikle
Önderliğin tarzı, halkçı yönünü ve halk örgütlenmesindeki
argümanları bire bir Önderlikten öğreniyor. Ve Önderliği
yakından takip ederek uygulayıcısı olma çabasına giriyor.
Önderliğin yaşam tarzını, yoğunlaşmalarını ve Önderliğe karşı
üzerine düşen sorumluluğu ne şekilde yerine getirebileceği
konularında yoğunlaşıp çalışmasına bu temelde yaklaşıyor.
Önderlikten aldıklarını bu şekilde gittiği yerlerde anladığı
kadar uygulamak ve halka mal etmek istiyor. Bu nedenle Jiyan
arkadaş gittiği her yerde halk içerisinde başarılı oluyor. Çünkü
doğrudan Önderliktir Jiyan arkadaşın ölçüsü. Yani Jiyan
arkadaşın öğretmeni Önderliktir. Jiyan arkadaşın bu halkçı
anlayışı tarzında çok büyük bir etki yaratmıştı. Jiyan arkadaşı
o kadar halka sevdiren de bu anlayışı olmuştu.
Jiyan arkadaşı tanımam 1988’de Avrupa’ya gelişiyle gerçekleşti.
Avrupa’ya geldiği dönem hareket olarak çok zor bir süreçten
geçiyorduk. Tasfiyeciler, ihanetçiler ve provokatörler o dönem
Avrupa’da etkindiler. Hüseyin, Kesire Yıldırım, Nadire ve bunlar
gibi birkaç kişi özgürlük mücadelesine darbe vurmak için bir
aradaydılar. Hep tekrarlanan ve özgürlük mücadelesiyle hep
birlikte yürüyen ihanetin adresi bu sefer Avrupa’ydı. Tabi yine
hep olduğu gibi bunların da dış desteği vardı. Bunlar Almanya,
Fransa ve genelde de NATO ülkeleri ortak bir konseptle bu
provakasyonu hazırlamışlardı. Daha çok hareketi karalama,
parçalama ve kendisiyle uğraştırma gibi politikalar devredeydi.
Avrupa’nın bu rolü eskiden beri biliniyor zaten. 1984’te
özgürlük hareketi silahlı mücadeleye başladıktan sonra 1985’te
Avrupa NATO öncülüğünde özgürlük hareketine karşı ilk müdahaleyi
başlattı. Böylece 1985’te fiili müdahale ile özgürlük
hareketimizi kriminalize ederek karalamak istediler. Bu konsepte
Avrupa’da devam ettiler. 1988 yılında da Kesire ve Hüseyin
Yıldırım öncülüğünde bu ihanetçi ve tasfiyeci çizgiyi
sürdürdüler. Bununla birlikte birçok kadroyu da etkileyerek
kendileriyle götürmek istedikleri bir dönemdi. Hareket olarak
böylesine zorlu bir süreçten geçerken, Jiyan arkadaş yanındaki
birkaç arkadaşla birlikte müdahale olarak Önderlik tarafından
Avrupa’ya gönderilmişlerdi. Ben ilk kez Jiyan arkadaşı
Almanya’nın Suttutgard kentinde tasfiyeciliğe karşı yapılan
kadro toplantısında gördüm. Bu aynı zamanda tasfiyeciliğe karşı
bir yürüyüştü. Avrupa’da Önderliğin ve hareketin etrafında,
dürüst yerel kadrolar bu şekilde bir birlik oluşturmuşlardı.
Bunlar provakatörlerin etkisinde olmayan kişilerdi. Hatta bu
provakatörlerin oyunlarından haberleri de yoktu. Önderliğin ve
hareketin etrafında adeta kenetlenmişlerdi diyebiliriz.
Bu dönemde ilk defa “bi can bi xwîn em bi terane ey serok” şiarı
Önderliğin posterleri etrafına yazılarak yürüyüş düzenlendi. Bu
bir tutum, bir duruştu provakasyon ve tasfiyeciliğe karşı.
Hareketimiz her zaman olduğu gibi o dönemde de tasfiyeci ve
provakasyoncu anlayışlara karşı bağlılıklarıyla,
militanlıklarıyla boşa çıkaran ideolojik duruşlara sahipti.
Sözünü ettiğim kadro toplantısı ve öncesinde de Jiyan arkadaşın
çalışmaya hakimiyeti, organizedeki inisiyatifi ve yetkinliği çok
dikkat çekiciydi. Orada iş kabiliyeti hemen öne çıkıyordu. Daha
sonrasında kadro toplantısına geçilirken, Jiyan arkadaşın da
divanda yer aldığını gördüm. Ayağa kalkıp saatlerce
provokasyonları çok yönlü hem tarihsel, sosyolojik, sınıfsal,
bölgesel hem de bunun Kürt toplumunda nasıl geliştiğini ve
özellikle PKK’de provokasyonların nedenlerini, amaçlarını ve
doğurduğu sonuçlar boyutuyla ilk olarak geniş bir çerçeveyle
ortaya koydu. Bunları tarihten örneklerle değerlendirerek, Kürt
tarihinde provokasyonların rolünü oldukça açıklayıcı bir şekilde
ifade etti. O zaman büyük bir hayranlıkla onu dinlediğimi
hatırlıyorum. Yaptığı değerlendirmede, net tutumu ve taviz
vermeyen kararlılığıyla şu ana kadar da bende etkileyiciliğini
koruyor. Değerlendirmeleri doyurucuydu, ikna ediciydi,
bilimseldi, ideolojik altyapısı vardı. Bu değerlendirmeleri
dinleyen yüzü aşkın seçilmiş kadro bulunuyordu. Bu toplantıyı
dinledikten sonra kadro arkadaşlar da bir netleşme ve kararlaşma
gelişti, çelişkilerini çözdüler. Ve o toplantıda
provakasyonculara karşı kadro bir kararlaşmaya gidip mücadeleyi
yükselterek, çalışmalara devam etti. Jiyan arkadaşın o
toplantıda ki üslubu, değerlendirmeleri, vurguları dinleyenlerde
müthiş bir etki bırakıyordu. Duruşu, mimikleri, bakışları
ölçülü, konuşmaları karmaşık ve anlaşılmaz değildi. Düşünce
sistematiği güçlüydü. Nerede başlayacağını, nerede duracağını,
nerede sonuç alacağını bilerek ve ölçerek konuşuyordu.
Hitabında, duruşunda bir heybet vardı. Bu şekilde tasfiyeciliğe
karşı kadroya ve orada bulunan tüm arkadaşlara büyük bir umut
veriyordu. Yani Jiyan arkadaşın öncülüğünde insan her şeyi
yapabilir inancına kapılıyordu. Tüm ihanetçi ve tasfiyeci
çabalara karşın Önderliğe, çizgiye bağlı, kadrosal duruşuyla,
Jiyan arkadaşın varlığı bize büyük bir güç vermişti. O zaman
Jiyan arkadaşı tanımıyorduk ancak onun gerçek bir PKK’li
olduğunu görmüştük. Onun şahsında PKK’li kadının nasıl olması
gerektiğini öğreniyorduk.
Diğer yandan Avrupa’da sorumlu düzeyde çalışmalara başladı.
Avrupa yönetiminde yer alıp aynı zamanda ülkeyle bağlantılı
çalışmalara da bakıyordu. Yine provakasyonlar sürecinde kadın
hareketi de oldukça yıpratılmıştı. O dönem kadın hareketinin
sorumlusu provakasyoncularla hareket ederek o da tasfiye
olmuştu. Jiyan arkadaşın kadın özgürlüğü boyutundaki duyarlılığı
ve çabalarıyla yeniden bir hazırlık komitesi kuruldu. Israrla,
yeniden bu çalışmanın hayata geçirilmesi gerektiğini
vurgulayarak, gerekirse baştan başlayarak bu çalışmanın
örgütlemesini Önderliğin talimatıyla başlattı. Daha öncesinde
hem çalışmanın yeni olması hem de yönetiminde yer alan kişiler
tam olarak bu çalışmada ikna olmadıklarından dolayı olması
gereken çalışma yürütülememişti. Salt bir talimat boyutunda ele
alıp yaklaştıklarından dolayı başarıya ulaşamamışlardı. Dönemin
Avrupa kadın hareketi çalışmalarında en çok emek veren
arkadaşlardan biri Mizgin (Gurbet Aydın) arkadaş bir diğeride
Jiyan (Yıldız Durmuş) arkadaştır. Mizgin arkadaş zor süreçlerde
büyük bir çaba ve emekle kongre yaparak bu alanda bir adım attı,
geliştirmek istedi ve bir yönetim oluşturdu. Ancak o yönetim
istenilen çalışmayı yürütemedi. Jiyan arkadaş Mizgin arkadaşın
başlattığı bu çalışmayı ikinci kez bir müdahale biçiminde
yeniden örgütledi. İkinci kongrede bizzat yer aldı. Salt bir
yönetimden ziyade yapılan tüm yönetim toplantılarına kendisi
mutlaka katılıyordu. Perspektif veriyordu. O çalışmada yer alan
bir grup arkadaştık. Yapılan toplantılar da tek tek kişilik
çözümlemeleri yapıyordu. Tarzımızı, üslubumuzu,
yaklaşımlarımızı, duruşumuzu, yoğunlaşma düzeyimizi, ideolojik
duruşumuzu tek tek ele alarak nedenlerine iniyordu. Sınıfsal,
mezhepsel, toplumsal ve geleneksel yaklaşımlarımızın kişiliği
etkileyen boyutlarını değerlendirerek bunların aşılması
noktasında, ön açıcı nitelikte yaklaşıyordu. Bu yaklaşımlarından
kaynaklı etrafında her zaman kadro yaratılıyordu. Etrafını
harekete geçiriyor, inanıyor ve yaratıyordu. Jiyan arkadaşın
şahsında Önderliğin kadroya yaklaşımını kavrıyorduk. Kendiside
her zaman, “Önderlik olsa bunu yapardı, böyle yaklaşırdı, bunu
doğru bulurdu, bunu kabul etmezdi, böyle eleştirirdi” derdi. Bu
anlamda her zaman ölçüsü Önderlikti. Başka yaklaşımları kabul
etmiyordu. Bu yüzden tüm yaklaşımlarında her zaman ölçünün
çıtasını yükseltiyordu. İdeolojik boyut, katılım, yaşam,
örgütleme ve her alanda ölçünün çıtası yüksekti onun tarzında.
Her alanda ölçü Önderlik ve yaratılan değerlerdi. Ve buna göre
de bu ölçüleri her zaman koruyordu. Karşılıklı tartışmalarda
Jiyan arkadaş yaratılan değerlerin nasıl imkânsızlıklarla, zor
koşullarla bu günlere ulaştırıldığını her zaman vurgulayarak
buna göre bir yaklaşımın esas alınması gerektiğini dile
getirirdi. Önderliği yaşamda keşfetmişti ve bir insan ancak
Jiyan arkadaş kadar önderliği yaşamsallaştırabilirdi. Jiyan
arkadaş bu anlamda örnek bir kişilikti. Bireysel olarak da benim
için bir öğretmen niteliğindeydi. Önderliğin yaşamda bir temsili
olarak değerlendiriyordum ve gerçekte de öyleydi…
Jiyan arkadaşın halkçı yanından bahsetmiştim. Özellikle
Avrupa’daki halkımız provakasyonculardan sonra her kadroyu
dinlemiyordu. Hatta beğenmiyordu. Ancak Jiyan arkadaşın böyle
bir sorunu yoktu. Tam tersine nerede bir seminer varsa halk
Jiyan arkadaşın katılmasını öneriyordu. Mutlaka Nihal gelsin
diyorlardı (Avrupa’da adı Nihal’di). Biz bir seminer
düzenlediğimizde merkezi olarak biri gelecekse biz Jiyan
arkadaşın gelmesini istiyoruz diyorlardı. Bunun nedeni, ciddi
bir birikimi olmakla birlikte, yorum gücünün gelişkinliği,
halkın sorunlarını dinleyip anlaması ve perspektif sunması,
izahlarının güçlü ve doyurucu olması kısacası halkla
bütünleşmesi idi. Bu anlamda halk üzerinde pozitif bir etkisi
vardı. Yine kadro arkadaşlarda da bu anlamda olumlu bir etki
bırakıyordu. İnsanlarla saatlerce tartışabilir, ikna edebilirdi.
Herkes rahatça onunla diyalog geliştirebilirdi. Avrupa
çalışmalarının o kritik döneminde çok ciddi bir emeği oldu.
Jiyan arkadaş bir dönem Avrupa’da kaldıktan sonra Türkiye’ye
geçti. Ailesi biliniyor, iki kahraman şehidinin olmasının da
etkisiyle bırakalım yakın çevreyi genel Bingöl çevresinde bile
düşman korkuyordu. Ailenin kendisi deşifreydi. Jiyan arkadaş bir
dönem zindana girmişti, tanınıyordu ve 1990 başlarında
Türkiye’de tutuklamalar yoğundu. Tüm bunlara rağmen gelişmeler
yavaş ilerliyordu ve müdahale gerekiyordu. O dönem Avrupa
yönetimi iş bölümü yaparak Jiyan arkadaşı Türkiye’ye gönderdi.
Gittikten hemen sonra zaten pratikleşme sorunu yoktu hemen
çalışmalara girmişti.
Azimli, girişken ve üzerine düşen görevi mutlaka başarmalıydı.
Bir işten başarılı olmadan dönmesi imkansızdı. Çünkü onun
ölçüsü, başarı ölçüsüydü. Türkiye metropollerine gidişiyle, var
olan sorunlara karşı çalışmalar başlatması ve toplumun
örgütlenmesinde fiili olarak hemen kendisi dahil oluyor ve kısa
bir süre sonra ikinci kez yakalanıyor. Birçok işkencelerden
geçmesine rağmen büyük bir direniş göstererek onları boşa
çıkarıyor. Düşmana karşı nasıl bir duruşla duracağı noktasında
çok netti. Kendine biçtiği misyon belli düşmana karşı tavrında
ikna idi. Sorguda bir şey konuşmaması ve üzerinde de bir şey
bulunmamasından iki yıl tutukluluk sürecinden sonra bırakıldı.
Bırakıldıktan sonra yeniden Şam’a Önderliğin yanına geçti.
Önderliğin yanında, ideolojik, örgütsel ve büyük özlemini
duyduğu ülkeye hazırlık temelinde kapsamlı bir eğitim gördü. O
dönem Önderlik daha çok kadın ordulaşması boyutunda hazırlıklar
yapıyordu. Yeniden nasıl yaşanabilir sorusuyla başlayarak kadın
özgürlük mücadelesi temelinde kadın nasıl bağımsız
örgütlenebilirdi? Askeri, toplumsal ve siyasi boyutta kadın
hareketini örgütlemek için, Önderlik o dönemde yoğunlaşmalarını
derinleştiriyordu. Daha çok kadın ordulaşması çözümlemelerini
derinleştiriyordu. Böylesi bir dönemde Jiyan arkadaş yeniden
Önderlik sahasındaydı…
1993 yılında derin bir yoğunlaşma, güçlü irade ve hazırlıkla, o
özlemini derinden duyduğu mekanlara, gerilla saflarına bir grup
arkadaşıyla birlikte geçti. Artık uzak değildi dokunmak istediği
nergisler, her yağmur sonrası kokusunu ciğerlerinin ta en
derinine çekeceği toprak artık bir hayal değildi. Tüm öfkesini,
kinini ve nefretini kusacağı düşman, demir parmaklıklar ardından
halkına hakaretler yağdıran değil, artık bir soluk alışı kadar
yakınındaydı, bir mermi sesi kadar keskin olan savaşın
yakıcılığında. Ve Bingöl! Anlatırken hasretinin yüreğinden taşıp
dinleyenlerin hayallerinde davetkar bir biçimde kendine yer
edinen Bingöl… Jiyan arkadaş gerillaya geldiğinde hemen Bingöl
bölgesine geçti. Bu alana, coğrafyasına, halkına yabancı
değildi, iyi tanıyordu. Toprağına, taşına aşinaydı, çocukluğunun
neşeli gülüşlerini saklayarak onu bekliyordu. Hayri’nin,
Hüseyin’in ve yüzlercesinin ilk anıları, sevinçleri, coşkuları
ve onun ki ile birlikte şen çocuklukları onu bekliyordu.
Bundandı Bingöl deyince yüzünün aydınlanması, bir ömre bedel
tebessümlerle bakışlarının uzaklara dalması… Bir coğrafyadan
öteydi onun Bingöl’e sevdası. Jiyan arkadaşla Avrupa’dayken
bazen gerillaya geçmeye yönelik sohbetlerimiz oluyordu. Bana
nereye gitmek istediğimi sorduğunda, benim için fark etmediğini
söylerdim. Çünkü ben henüz ülkeyi görmemiştim. Onun doğasını,
güzelliklerini ve farklılıklarını bilmemekle birlikte, nerde
nasıl gerillacılıkta daha iyi rol oynanabilir pek bilmiyordum.
Ancak Agit arkadaşın şahadetinden dolayı sorduğunda, ben hep
Botan derdim. Oda “taman, birlikte Botan’a gidelim ama daha
sonra Bingöl’e geçelim” derdi. Ve ardından başlardı anlatmaya.
Şerafeddin dağlarına çıkıp Bingöl’ün izlenmesinin nasıl bir
coşku yarattığını, Bingöl’ün dillere destan bin gölünün
olduğunu, zozanlarının küçük göllerle dolu olduğunu, gece ay
ışığı vuranda görmelisin diyerek, Bingöl’e olan hasretini ve
sevgisini edebi bir dille anlatırdı. Yani iliklerine kadar
işleyen bir bağlılık ve özlem kokuyordu sözleri Jiyan arkadaşın.
Öyle ki, bu anlattığı güzellikleri onun fizik yapısındaki
yansımasında görebilirdi insan.
Jiyan arkadaşın uzun bir ayrılıktan sonra Bingöl’e geçtiği
süreçte, ben Botan’daydım. Bana bir not yazmıştı. Alanından
geçerken bizi göremediğini söylüyordu. Bu şekilde bize Bingöl’de
olmasının verdiği coşkuyla bir selam vermiş oluyordu. Yerine
geçtikten sonra, (1993’te) takım komutanı olarak göreve başladı.
Aynı yılın sonunda kadın ordulaşması ilan edildi. Kadın
ordulaşmasında öncü bir rol oynayacak bir arkadaşta Jiyan
arkadaştı. Örgütleme de doğrudan sorumluluk alarak yer aldı.
Kendini hiçbir zaman geri tutmayan, sorumluluk ruhuyla bu görevi
de yerine getirmede tereddüt yaşamadan üstlendi. Kadın
arkadaşların sayısı o zaman alanda bir bölük sayısındaydı. Bölük
komutanıda Jiyan arkadaştı. Ordulaşma çalışmalarında aktif yer
aldı. O dönem onun bölüğünde savaşçı olarak yer alan arkadaşlar,
şimdi özgürlük hareketinde önemli kademelerde sorumluluk alan
arkadaşlardır. O arkadaşlar halende unutulmaz bir anı olarak o
bölükten ve Jiyan arkadaştan söz ederler.
Jiyan arkadaş sonuna kadar disiplinli, düzenli, tedbirli bir
komutandı. Bir birlikle tek başına, Bingöl gibi bir yerde
üsleniyor. Kış mevsimidir. Koşullar zorlayıcı olmasına rağmen
hem bu birliğin güvenliğini sağlama hem eğitim boyutunda
yapısını geliştirmede yetkin bir arkadaştır. Bu sorumluluklarını
yerine getirerek etkili bir rol oynuyor bu anlamda. Moral,
motivasyonda zaten bir sorunu yok, katı kuralcılıktan çok
ideolojik anlamda bir ikna gücüyle yaklaşarak yapısını motive
etmede etkilidir. Bu anlamda Jiyan arkadaşın yanında bir sorun
yaşadığı halde bunu gizleme, moralsiz düşme durumu yaşayan kimse
olamazdı. Böyle bir durumda mutlaka bunu hisseder, anlar, destek
olmaya çalışır ve çözümlerdi. Bu anlayış düzeyi ile farklılığını
koyardı. 1994 yılının koşullarının zorlayıcı olduğu ve ağır
kayıpların verildiği bir yıl olmasına rağmen (Bingöl alanında da
büyük kayıplar verilmişti) Jiyan arkadaş, 1995’e kadar Bingöl
alanında bir kadın komutan olarak sorumlu düzeyde kalmaya devam
etti. Ancak 1995 yılının başlarında YAJK kongresinin yapılma
kararı alınınca, merkezi düzeyde bir arkadaş YAJK meclisine
önerildi. Bu tür merkezi kadın hareketi çalışmalarında öncelikli
olarak ele alınan arkadaşlardan biriydi Jiyan arkadaş.
Arkadaşların öngördüğü merkeze yakın bir konumlanma ya da
karargâha çekilmesi idi. Hatta arkadaşlar, Önderlik sahasına
yeniden çekmeyi düşünüyorlardı. Ülkedeki yoğun bir pratikten
sonra hak ettiği biçimde bir yoğunlaşma sonrasında merkezde bir
rol oynaması gerektiği düşünülüyordu. Ancak tüm bu
düşünülenlerden önce baharın başlangıcındaki bir operasyonda
Jiyan arkadaş yaralanıyor. Yaralandıktan sonra hastanede tedavi
olurken aynı zamanda orada bulunan yaralı arkadaşlarla da
ilgileniyor burada da sorumluluğunun farkında bir militan olarak
üzerine düşen görevi yerine getiriyor. Daha tedavisi
tamamlanmadan adeta bir illet gibi Kürt halkının peşini
bırakmayan ihanet yine çirkin yüzünü gösteriyor. Kendini,
değerlerini, insanlık onurunu yitirerek soysuzlaşan ve ardına
bakmadan ihanetin kuytu gölgesine koşan biri hastane yerini
deşifre ediyor. Yüzyıllardır hep yan yana Kürd’ün mücadele
gerçekliğinde at başı yürüyen ihanet ve kahramanlık bir kez daha
en yalın haliyle yaşanıyor Kürdistan dağlarında. Yerleri deşifre
olduktan sonra hastanede bulunan arkadaşlarla birlikte son
mermisine değin çatışıyor. Kurtulma olanağı bitince ve düşman
her taraftan çemberi daraltınca, Jiyan arkadaş son mermisine
kadar çatışmada kullandığı silahını taşlara vurarak parçalıyor.
Bu şekilde bile olsa, düşmana herhangi bir fayda sağlayacak bir
silahı geride bırakmamanın devrimci gururunu yaşıyor. Orada, o
çatışmada, düşmanın ve ihanetin birlik olup onları yok etmek
istediği gerçeğine karşın Jiyan arkadaş, Ş.Beritan arkadaşın
geleneğini sürdürerek bir kez daha uçurumlarda çığlıklarını
bırakarak, teslimiyetin ve arkadan vurmanın yüzüne bir tokat
gibi ineceği, Kürt kadınının onurlu direnişini pratiğiyle ortaya
koyuyor.
Tarihe ve Kürt özgürlük mücadelesine onurlu bir kimlik
bırakarak, kendi bombasını kendinde patlatarak şehitlik
mertebesine ulaşıyor. Artık çocukluğun da bıraktığı gülüşlerle
buluşmanın ve Hüseyin ile Hayri’nin kendisine bıraktığı bayrağı
ardıllarına bırakarak ölümsüzlüğün diyarına yol alma zamanıdır.
İşte o çatışma gününde, son zılgıtlarını yücelere armağan ederek
vedalaştı bizimle...
Jiyan arkadaş, 1980 yılından 1995 yılına kadar 15 yıl boyunca
özgürlük hareketinde yer alarak büyük bir militanca duruşla
katılan ve en son büyük bir kahramanlık sergileyerek, tanrıçalar
diyarı Mezopotamya da ölümsüzleşti. Direnişi, çabası, mücadelesi
büyük oldu.
Daha büyük çalışmalarda yer alarak yetkinleşeceği bir dönemde
şahadeti bizi bir boşluğa sürükledi diyebilirim. Salt bir üzüntü
duymak değil genel hareket olarak, özellikle kadın hareketi
boyutunda öncü bir kadroyu yitirmek bizi çok zorladı. Bu bizim
için büyük bir kayıp oldu. Her şahadette aynı yeri
doldurulamayan boşluğu yaşama sebebimiz, yitirdiğimiz hiçbir
yoldaşımızın bir daha asla gülüşünü göremeyecek olmamızdır.
Ancak PKK yoldaşlığının kanıtladığı bir gerçek var ki
yitirdiğimiz her yoldaşımızın her zaman her an yüreğimizde ve
eylemlerimizde bizimle olduklarıdır. Bu gerçekler ışığında Jiyan
arkadaşı tanımak ve tanımlayabilmek için onunla yaşamak
gerekiyordu. Onu anlatmak kolay değil.
Jiyan arkadaş gerçektende, Jiyandı!.. Yaşam doluydu. Yaşam
sevgisi, yaşam felsefesi, yaşam coşkusunda her zaman bir
canlılık, bir farkındalık vardı. Gelişme vardı, bir akışkanlık,
hareketlilik vardı. Yaşamı dolu doluydu. Jiyan arkadaşın yanında
pasif, hareketsiz, çalışmadan durmak, ne yapacağını bilmemek bir
yana, tam tersi her zaman gündemi ve yaşamı doldurduğu için
etrafındakileri kendisiyle birlikte bu akışkanlığa sürüklerdi.
Onunla yaşam daha bir canlanır daha bir anlam bulurdu.
Bu anlamda, birey olarak her zaman Jiyan arkadaş gibi yiğit bir
Kürt kızını tanıma fırsatı bulduğum için kendimi şanslı
görüyorum. Örgütü ve özellikle kadın hareketini tanımam bu
arkadaşlar sayesinde oldu diyebilirim. Adeta her zaman yol
gösterici bir pusula gibi öndeydiler. En kritik yıllarda, en
fazla iniş-çıkışların olduğu zamanlarda bile bana güç veren
Jiyan arkadaşın emekleriydi. Bu nedenle kendimi her zaman bir
yoldaşı olarak ona borçlu görüyorum. Yaşamda, çalışmalarda ne
kadar zorlanmalarımız olsa da Jiyan arkadaş desteğiyle, ön
açıcılığıyla güç vererek adeta çalışma aşkını yaratıyordu bizde.
Bu anlamda onun emekleri ve çabalarına karşın kendimi ona tarihi
bir sorumlulukla görüyorum…
Jiyan arkadaşla ilgili hiç unutamadığım yaşanmışlıklar,
anılarımız da oldu.
Avrupa’da ilk dönemlerde sorumlu düzeyde arkadaşları çok
tanımıyorduk. Bu konularda soruda soramıyorduk. Ancak herkesten
farklı bir yönetici olarak kendini yansıtmadan çok bir yoldaş
sıcaklığıyla yaklaşımlarında güven veriyordu, çözüm üretiyordu.
Genelde zorlandığım zaman onunla bağlantıya geçip görüşmek
istediğimi söylüyordum. Onun çalışmaları da olsa mutlaka
gelirdi. Durumu sorar, anlattıklarımı saatlerce dinler, buna
göre olması gereken yaklaşımı belirler, bunun perspektifini
sunardı. O anlatınca, anlattıklarının bazılarını aslında
bildiğimi düşünüyordum. Ancak bunları Jiyan arkadaş söyleyince,
ondan dinleyince bildiklerimde netleşiyordum. Kendim düşününce,
acaba doğru mu yanlış mı diye ikilem yaşardım. Ancak Jiyan
arkadaş söyledikten sonra benim doğruluk ölçüm olurdu. Yine
kadın ve halk çalışması boyutunda hem bana hem çevresine ilkeli
bir yaşam duruşunun nasıl olması gerektiği noktasında, Önderlik
anlayışı boyutunda bir ölçü sunuyordu.
Jiyan arkadaş ve onun gibi binlerce kahramanın bu topraklarda
yeni bir yaşam yaratma arayışlarını anlamak isterken,
imkansızlıklarla nasıl kendilerini yoktan var ettiler? Nasıl
yaratıldı bu hareket? Nasıl bu kadar bağımsız kişiliklerini
korudular? Bu sorular her zaman bizim için özgürlük arayışımızda
temel olmalıdır bana göre. Özgür iradeyi, özgür ruhu, özgür
duruşu, bağımsız ve özgünlüğünde ısrarını Jiyan arkadaş şahsında
görebiliriz. Asla ilkelerinden taviz vermez tüm benliği ile
mücadele ederdi. Karşısında kim olursa olsun özeleştirisiyle,
eleştirisiyle, radikalliğiyle sorunların üzerine gitmede çok
kararlı ve kendine güveni tam bir şekilde yaklaşım belirlerdi.
Bu yüzden yanlışların üzerine gitmede, ikilem yaşama, geri
çekilme, tereddütlü yaklaşım asla yaşanmazdı onun şahsında. İşte
bu yüzden bugün bizden istenen, sonuna kadar örgütlü, kendine
güvenen, kaygısızca sorunların üzerine gitmede kararlı bir duruş
sergilememizdir. Bu arkadaşların duruşlarını, mücadele
tarzlarını bunun için örnek almamız gerekir. Yani Berivanlar,
Mizginler, Beseler nasıl bir yöntemle yaşama, mücadeleye
yaklaştılarsa Jiyan arkadaşta onlardan biriydi. Bu nedenle bana
göre her özgürlük savaşçısı Jiyan arkadaşı tanımalıdır.
Gerçekten Jiyan arkadaş (Yıldız Durmuş) kimdi? Katılımı,
kişiliği, bu devrimde ki emeği, mücadelesi, duruşu ve çabaları
neydi? Bunun bilinmesi önemlidir. Tanımayanlar çok şey yitirmiş
demektir bana göre. Bu anlamda onu tanıyanlar şanslıdır.
Jiyan arkadaşı anlatırken, ondan bir anı olarak hep hatırladığım
bir şeyi paylaşmak istiyorum. Jiyan arkadaş sigara içmezdi.
Özellikle gündüz hiç içtiğini görmezdim. Biz pratikteyken yoğun
hareketliliğin olduğu dönemlerde içiyorduk ancak o içmezdi.
Toplantılarda bir araya gelince, sohbetlerimiz, paylaşımlarımız
oluyordu. Ve geceleri her zaman uyumadan önce iki sigara üst
üste içerdi. Bu durum benim çok ilgimi çekmişti. “Bu Jiyan
arkadaşa özgü bir tarz mı?” diye merak ediyordum. Ya da “acaba
Apo’cular böyle midir” diye düşünüyordum. Yani bu sigara içmesi
bende müthiş bir merak uyandırmıştı. Bir gün sordum, önce
söylemek istemedi. İşte “gündüz içmiyorum, geceleri içiyorum”
dedi. Tabi ben ısrar ettim. İlgimi çektiğini, neden iki tane üst
üste içtiğini merak ettiğimi söyledim. Bunun üzerine anlatmaya
başladı. Kendisi ile M. Hayri Durmuş yoldaşın daha önce birlikte
sigara içtiklerini söyledi. “M. Hayri Durmuş yoldaş
yakalandığında onu ziyarete gittim. Onunla birlikte içtiğimiz
zamanlardaki gibi her sigara içişimde bir tanesini de kendisi
için içmemi istedi. Bende o günden bu yana sigarayı bıraktığım
halde her gece uyumadan önce bir kendim bir de onun için birer
tane içiyorum” dedi. M. Hayri Durmuş yoldaşa ilişkin sadece bu
anısını duymuştum Jiyan arkadaştan.
Jiyan arkadaş, her ne kadar düşmanın tüm tutuklulara olduğu
gibi, M. Hayri Durmuş yoldaş karşı girdiği hunharca
yaklaşımlarına, işkencelerine karşı, büyük bir kin, nefret,
intikam ve hırs duygularıyla dolu olsa da bunu asla kendini
dayandıracağı, bunun üzerinden bir isim yaratacağı, kendini
ifade edebileceği bir olgu haline getirmedi. Onu çok yakından
tanıyan birçok arkadaş dahi Jiyan arkadaşın M. Hayri Durmuş
yoldaşın kız kardeşi olduğunu bilmiyordu. M. H.Durmuş arkadaş,
Jiyan arkadaş için Apo’cu ilke ve ölçüleri çerçevesinde her
şeyden önce bir yoldaştı. Ve Jiyan arkadaş Hayri yoldaşı bu
temelde ele alıp, yaklaşımını buna göre belirliyordu. Kendi
emeğiyle, katılımıyla, duruşuyla, yaşamıyla, çabasıyla var olan
bir arkadaştı. Kendine has ve bağımsız bir kişiliği vardı. Bu
kişiliği ise çok az insanın kendinde toplayabileceği
özelliklerle donatılmıştı.
Jiyan arkadaşı bu şekilde değerlendirirken, eksik kalacağını
biliyorum. Ancak demiştim ya onu tanımak, gelecek yeni nesillere
böylesine bir özgürlük abidesini tanıtmak, Jiyan arkadaşın
yoldaşları olarak bizim görevimizdir. Benim için Jiyan arkadaş,
her zaman temel bir örnek olarak ilkeleriyle, özgürlük
anlayışıyla, duruşuyla, mücadele tarzıyla esas alacağım bir
kişiliktir. Kürt özgürlük mücadelesinde bir kadın devrimci ve
özgürlük arayışıyla, insanlık adına en yüce ereklere doğru
koşarken adını dillerinden düşürmeyecekleri genç savaşçılara
bıraktığı mirasla, zaman ve mekânın asla silemeyeceği
yoldaşlıklar ışığında bizimle yol almaya devam edecektir…
Jiyan arkadaş şahsında tüm özgürlük hareketi şehitlerimize
sözümüz, onların bize devrettikleri bayrağı sonuna kadar
dalgalandırmak ve Kürt halkına armağan etmektir…
|