ŞİRİN ELEMHULI'DEN BİR MEKTUP...
Evin
Cezaevinden
Şirin Elemhuli 1984'te Maku'nun Demkişlak köyün’de doğmuştur.
2008 yılında İran'ın pastarları tarafından Tahran’da
tutuklandı.İlk 25 gün, yeri belli olmayan bir yerde yüksek bir
siddetle fiziki ve pisikolojik bir işkenceden geçmistir. Bu 25
günlük süreçten sonra evin cezaevine 209.bölümüne
gönderilmiştir.Burada da 6 ay tutulduktan sonra nesvan bölümüne
gönderilmistir.Oradan bir yil sonra İrandan Tahran şehrinin
devrim mahkemesinin 15.bölümüne gönderilerek mahkemesi savcı
Selevati tarafından yapılmıştır. Bu mahkeme'de Şirin
Elemhuli'nin sınır dışına kanun’sız çıkışı nedenile iki yıl
ceza, PJAK 'ile olan ilişkisinden dolayi idam hükmüne karar
vermiştir. Bu hüküm ocak ayında avukatları tarafında 2009
yılında ilan ediliyor. Ancak bu hüküm yasalar çerçevesinden
olmadığından avukatı tarafında yeniden yargılama talebi
istenilmiştir.Şirin Elemhuli'nin ilk mektubunda ona yapılan
işkence açık bir şekilde yansıtılmıştır.
ŞİRİN ELEMHUYI'nin Mektubu
Tutukluluk sürecim üç yıla doğru gidiyor. Yani üç yıl boyunca
zorlu bir yaşam içerisinde geçti. Evin cezaevinin demir
parmaklıkları ortasında, iki yıl boyunca avukat’sız ve hükümsüz
yeri belli olmayan muğlak bir yerde yaşadım. Bu muğlaklık
esnasında pasdar güçlerinin işkencesinin altında oldukça acılı
günler geçirdim. Bu süreçte her gün yargılamam hakkında verilen
kararın belli edilmesini istememe rağmen, bu talebim cevapsız
bırakılmıştır.Yargılamam sonucunda adaletsiz bir şekilde idamıma
karar verilmiştir.
Tutuklanışımın sebebi nedir? yada neden idama doğru gidiyorum?
Acaba sebebi Kürt olmamdan mıdır? Eğer öyle'ise ben'de diyorum
ki anamdan Kürt olarak doğdum. Kürt oluşum neden'ile cok
zahmetli bir yaşam içerisinde her şeyden mahrum bırakıldım.
Dilim Kürtçedir bu dil'ile ailem, arkadaşlarım ve tanıdıklarımla
ilişiki geliştirdim ve bu şekilde büyüdüm. Bu yol ilişkilerimin
köprüsü oldu. Şimdi de kendi dilim ile konuşmam yasaklanmıştır.
Kendi dilim'ile okuyamıyor ve yazamıyorum. Bana Kürtlüğünü inkar
et diyorlar, ben de diyorum öyle bir şey yaparsam kendi
varlığımı inkar etmiş olurum.
Sayin savci ve yargic:
Soruşturmamı yürüttüğünüzde kendi dilimle konuşma hakına bile
sahip değildim. İki yıl tutukluluğum sürecinde, Evin cezaevinin,
kadın bölümünde arkadaşların yoluyla Fars’ça dilini öğrendim.
Ancak siz kendi dilinizle beni soruşturup mahkememi yürüttünüz
ve yine kendi dilinizle hükümümü belirlediniz. Bu öyle bir
şekilde geçti ki etrafımda nelerin olup bittiğini bile
bilemiyordum. Ve savunmamı yapamıyordum. Bana karşı yürüttüğünüz
işkence gece uykularımın kabusu olmuştur. Bu soruşturma
esnasında her gün yaşadığım acılı günler şimdi de benimle
birlikte devam ediyor. İşkence esnasında kafamda aldığım
darbeler nedeniyle kafamda hastalıkların oluşumasına yol
açmıştır. Bazen bu ağrılar şiddetlenince etkisini gösteriyordu.
Kendimden-geçip etrafımda nelerı olup bittini bilmiyor ve
saatlerce öyle kalıyordum.
Bu başımdaki darbeler ağır hastalıklara neden olurken, burun
kanaması geçiriyordum. Bu kanama sonuncunda kendime geliyor ve
normal halime dönüyordum. Bu işkenceler esnasında bende oluşan
hastalıkların diyer bir etkisi, gözlerimin görme oranı
düşürmüştür. Bu oran gidikçe düşüyor, gözlük istememe rağmen bu
talebime çevap verilmedi. Zindana ilk girdiğimde şaçlarım
simsiydı, ancak her geçen gün saçlarıma aklar girdiğini gördüm.
Biliyorum bunu sadece bana ve aileme karşı yürütmüyorsunuz. Bu
işkenceleri bütün Kürt çocuklarına karşı (Zeynep Celaliyan,Ronak
Seferzade vs…)yürütüyorsunuz. Kürt anaları her gün çocuklarınını
akıbetini merak ediyorlar. Her telefon çalışında çocuklarının
idam edildiğinin haberini duyma korkusuyula yaşıyorlar. 2010 da
beli bir süreçten sonra soruşturma icin tekrar Evin cezaevine
gönderildim. Soruşturma icin tekrar Evin cezaevine gönderildim.
Bana yönelik yürütmüş oldukları asılsız töhmetlerine devam
etmişlerdir.
Onlarla işbirliği yapmamı istediler. Bunun karşısında idamımın
kaldırılabileceğini söylediler. Bu talepleri hangi anlama
geliyor bilmiyorum. Daha önce onlara söylediklerim dışında farlı
bir şey sölemiyorum. En sonun da onların dile getirdiklerinini
tekra etmemi istediler. Ancak bunu yapmadım. Yargıç bana biz
geçen sene seni bırakacaktık ancak ailen bize yardımcı olmadığı
için şimdi sen burdasın demişti. Yagıç tarafında şünlar
söylenmiştir. Ben onların elinde bulunan bir tutuklu olarak,
amaçlarını gerçekleşmiyene kadar, beni bırakmıyacaklarını, ya da
idam edeceklerini söyleyerek “asla özgürlük” sözlerini dile
getirmişdir. Serkeftin.
03.05.2010
ŞİRİN ELEMHULİ
Geri Dön
|