Geri Dön

ÖZGÜRLÜK ŞEHİTLERİ  

 

Adı Soyadı: Meysa Baki
Kod Adı: Şilan Kobani
Doğum Yeri-Tarihi: 1971/Kobani
Partiye Katılışı: 1987 Halep
Şahadet Tarihi: 29 Kasım 2004 Musul'da
katledildi.

Ş. ŞİLAN KOBANİ ARKADAŞIN RAPORLARINDAN KESİTLER

Önderlik gerçeği karşısında ki duruşum kadın kurtuluş ideoloji ilke ve ölçüleri temelinde saf,temiz bir kişilik gerçeğini yaratmak için kendimle mücadele içerisinde olacağım.bu ilke ve ölçülerle erkek sistemi ve dayatmalarıyla oluşturulan kimliğimi yeniden yaratacak ve doğal özümle buluşacağım.

İdeolojik olarak girdiğim yanlış eğilim ve daralmalar kişiliğimin geri özelliklerinin başarmasına yol açtı.bununda nedeni benim güneşe dönük olmayan yüzümdür. Böylece gerçekliğimin diğer renkleri karanlığın içerisinde boğuldu. Kişilik muhabesini yapmak kendini aşan insanların harcıdır. Büyük cesaret,özgürlük tutkusu gerektiriyor,ve bende bu çaba içerisinde olacağım.

Önderliğin savunmalarını ilk okuduğumda kendi kadın tarihimi bütün boyutlarıyla yeniden keşfedip kedimi daha fazla içerisinde gördüm. Savunmalar kendi içerisinde hapsolduğum hapsin anahtarı oldu. Aynı zaman da düşüncelerdeki düğümlerin çözülmesine ve esir alınmış bilincin engellerden kurtulmasını sağladı.

demokratik uygarlık manifestosu temelinde kendimde özgür kimliği yaratma mücadelesine devam edeceğim. Bu kaynakla beynimi ve yüreğimi sulayacağım. Bununla ilham alıp duygularımı güçlendirerek özgürlük arayışımı Önderliğin “ben kimim?” sorusu temelinde daha derin ele alacağım. Önderliğe bağlılığım başarıda, umutta, amaçta, çalışmada hep benimle olacak. Amaçlarımda ne kadar başarıya ulaşacağımı bilmiyorum. Bildiğim bu yolda umudumu büyük ve güçlü tutacağımdır. Yetersizlik ve eksikliklerimi aşmak için bilimsel ve diyalektik bakış açısını esas alacağım.
Önderliğin savunmasında ortaya koyduğu öz eleştirisi benimde öz eleştirimin temelini oluşturacaktır. Öz eleştirimde doğmatik ve yüzeysel gerçekliğime itiraf ediyorum. Bu gerçekliğimiz ile önderliğin toplumu lanetlilikten kurtarma çabasını ve emeklerine boşa çıkardık. Nasıl ki Musa Yahudi toplumunu lanetli olmaktan kurtardıysa önderliğimizde bizi kurtarmak istiyordu. Bu kurtuluşta kadına öncülük misyonu yükledi. Ancak bu nokta kendime hep sınırlar koydum. Kendimde düşünsel ve ruhsal bir patlama yaratmadım. Her zaman yavaş bir rota da dönüşüme yürüdüm.
Bundan sonraki temel hedefim; geri ve feodal bir toplumdan gelen Kobanili bir kız olarak önderliğimizin çizdiği kadın kurtuluş projesini şahsımda başarıya ulaştırmaktır. Yani Kobani'li bir kız da özgürleşebilir. Bu değişimi gerçekleştirmek; toplumsal devrimi yaratmak ve önderlik felsefesini yaşamsallaştırmak anlamına gelir.
Küçük yaşlardan beri parti içerisindeyim. Bundan sonraki yürüyüşümde önderlik ideolojisini yeniden inşa etme temelinde olacaktır. Bunu kendimi abartmak veya öylesine söylenmiş bir söz olarak söylemiyorum. Bilinçli olarak önüme koyduğum bir iddia ve önderliğe, şehitlere, özgürlüğe verdiğim güçlü bir sözdür. Amacım ve sözümün ağırlığının farkındayım. Ama gerilik ve suçlarımdan arınmam için bu sözümü yerine getirmem gerektiğinin bilincindeyim. Bu amacıma büyük bir ciddiyet ile yaklaşıp gelişime karşı objektif olacağım.
Bu raporu 30 Haziran ile 14 Temmuz tarihleri arasında yazdım. Bilinçli olarak bu tarihi seçtim. Çünkü bununla kahraman şehitlerimiz Sema, Zilan, Fikri, 14 Temmuz şehit yoldaşlarımızın anıları önünde sözümü yenilemek istedim.

 

ŞİLAN GİBİ YAŞAMAK.....

Derya Koçgiri

Zamanı durdurmak isterdim. Gerilere Şilan arkadaşın şahadetinin onbeş gün öncesi birlikte olduğumuz ana ve Heval Şilan gitme. Yüreğimin sesini dinleyip gidişine engel olabilseydim. Zorunluluklar, devrimin ihtiyaçları ile tehlikeler karşısında hissettiklerimiz ikileminde kazanan yapılması gerekenlerdi tabi ki. Ama bir yerde bir ses bir şeyler olacak diyordu. Şilan ile ayrılırken “kendine dikkat et, kısa zamanda görüşeceğiz” diyerek ayrılmıştık. Bir araya gelme umudunu taşıyorduk. Ayrıldık ve acı bir haber ile irkilerek gerçekten ayrıldığımıza inanıp inanmama arasında günlerimizi geçiriyoruz.
İlk defa şahadetlerle karşılaşmıyoruz. Uzun soluklu mücadelemizin her döneminde şahadetler vardı.Her şahadetin bizlerde yarattığı etkiler farklı olmuştu. Kimi zaman öfkemiz adeta ayyuka çıkmış, kendimizi zapetmek de zorlanmışız. Kimi zaman başarı alternatifinden başka bir seçeneği kabul etmemişiz. Kimi zaman yüreğimizin duygularını, özgürlüğe ulaşabilmenin heyecanına dökerek yürüyüşümüzü hızlandırmışız. Kendi içinde farklı düşünce ve duyguları yaşasakta sonuçta mücadelenin akışı içinde yapılması gerekenler açısından coşkumuzu, iddiamızı kaybetmeden ilerlemişiz. Fakat öyle şahadetler olmuştur ki ne düşüncemize, ne duygularımıza “bu şehittir.” sözünü kabul ettirmekte sürekli kavga halinde olmuşuz. Yine bir kavgayı yaşıyoruz. Şilan hala içimizde bizden ayrılmadı. Ayrılmasını istemiyoruz. Çünkü Şilan özgürlük yaşamının kadınıydı. Hani denilir ya tam ona göreydi. Özgürlüğü aramakta tam Şilan’na göreydi. Özgürlük savaşçısı olabilmekte tam Şilan’na göreydi.
Onunla yaşamak,onunla özgürce düşünebilmenin iddiasını, kararlılığını paylaşmak oldukça öğreticiydi. Küçük yaşta Kobani gibi feodalizmin hakim olduğu bir şehirde özgür kadın olabilme arayışına girmesi onu hep ileriye dönük götürmüştü. Mücadelenin deneyimlerinden en iyi şekilde tecrübeler kazanabilme yeteneğini başarmıştı. Bazen insan çok şey yaşar fakat yaşadıklarından ya da yaşananlardan öğretici sonuçlara ulaşmaz. Şilan kendi yaşadıkları kadar yaşananlardan da kendisini donatabilendi. Özgürlük arayışına girdiği ilk andan itibaren kişilik dönüşümünü iliklerine kadar inanarak yaşayıp uygulamıştır. Yazdığı bir raporunda “kişilik muhasebesi yapmak kendini aşan insanların harcıdır. Büyük cesaret, özgürlük tutkusu gerektiriyor ve bende bu çaba içerisinde olacağım.” diyor. Kendini aşan insan olabilmek toplumsallığın gücüne inanmak, toplumsallığın gücünü açığa çıkarmak da, bireyin rolünü bilmekte ve bunun örgütlülüğünü yaratmaktan geçer. Şilan bu açıdan kendini aşan, bireysel istemlerini toplumsallığın önüne koymayan bir kişiliğe sahipti. Son dönemlerde örgütsel olarak yaşadığımız sorunlar karşısındaki tutumlarında da bunu net olarak ortaya koymuştu. Suriye devletinin yönelimlerine karşı militanca direnişten taviz vermeyeceğini her ortamda dillendirdi.Teslimiyet dayatmaları karşısında gerekirse militanın bedel vermesi gerektiğini söylüyordu. Sanki bunu yapmaya aday olduğunu anlatırcasına sürekli gündemleştirmesi, özgürlükteki kararlılığıydı.
Şilan çok yönlü bir yoldaş olarak içimizde tanındı, kendisini böyla tanıttı ve yine böyle yaşayacak. Kadının özgür iradeli olabilme de etkili adımlar atılabileceğini simgeleyen bir duruşa sahipti. Savaş da kişinin kendisini var edebilmenin resmini en iyi çizenlerdendi. Dağlarımızın vahşiliğini güzelliklere dönüştürebilen, kadın komutanlaşmasının özgür temsiline ulaşabilendi. Dağlara gelir gelmez kısa sürede kadın ordulaşma çalışmalarına katılarak, kadının savaşabileceğine olan inancı pekiştirmişti. Şilan kadın ordulaşmasının ilk ayakları olan özgür kadın birlikleri içinde yer almayı başarabilmiş, kadının kendi iradesi ve gücüyle savaşa katılmasında ısrarcı olmuştu.
Şilan’ı çok yönlü anlatmak, tanımlamak gerekir. Tüm özelliklerinin en başında gelenlerden, dikkat çeken tutkuyla sarıldığı Önderlik karşısındaki duruşuydu. O bir Önderlik aşığıydı. Önderliği anlamak özümsemek için çabasını her açıdan göstermiştir. Önderlikle küçük yaşta tanışmasının avantajlarını süreklileştirmiştir. Önderliğin kadın özgürlüğüyle amaçladığı kadının doğal özüne dönüşüne “ kadın kurtuluş ideoloji ilke ve ölçüleri temelinde saf, temiz bir kişilik gerçekliğini yaratmak için kendimle mücadele içinde olacağım.” sözleriyle tarif etmektedir. Kadının zayıf kişiliğine isyan ederek özgürlük arayışına girmişti. Onun içinde Önderlikle buluşmayan bir kadın gerçekliğini tanımak istemezdi. İlişkilerinde belirleyen Önderlik olurdu. Önderliği anlamaya çalışan kadın yoldaşları onun en önemli ilişkileri kapsamına girerdi. Önderlik eksenli düşünce sistemi onu özgürlük bilincinde derinleştirirken savunmaları en iyi anlamanın yoğunluğunu süreklileştiren bir seyir izlemişti. “Savunmalar kendi içinde hapsolduğum hapsin anahtarı oldu. Aynı zamanda düşüncelerdeki düğümlerin çözülmesine esir alınmış engellerden kurtulmasını sağladı.” biçimindeki tarifiyle iç dünyasında kendisiyle de ne kadar kavgalı olduğunu tanımlamaktadır. Kendisiyle girdiği kavgada da iradesizliği kabul etmemekte, güçsüzlüğü başka kılıflara sığdırmaya aman tanımamaktadır. Yapamam, başaramam, bu işi bilmiyorum, yeteneğim bu konuda yoktur, ya da şuraya gider şuraya gitmem gibi yaklaşımlara hiçbir zaman girmemiştir. Verilen her görevi büyük bir sorumlulukla almış, bilmese de tanımasa da özveri ve emekle yapma mütavazilğini sergilemiştir. Bu anlayışı devrimci bir ilke olarak kendisine uyguladığı gibi, bulunduğu ortamlara, birlikte çalıştığı yoldaşlarına da vermeyi kadının mutlaka yapması gereken bir sorumluluk olarak görmüştür. Kişinin her açıdan gelişebileceğine ve başarabileceğine olan inancı taşıyarak, kadının öncülük misyonunu esas almıştır. Yine riskler vardır diye bir çalışmaya girmemek onun literatüründe yoktu. Aksine kişinin gerçekliğini riskler, tehlikeler içinde gün yüzüne çıkabileceğine inanırdı. Ve son yaşananlarda dahil olmak üzere Şilan bunu 17 yıllık özgürlük mücadelesinde bir kez daha gösterdi. Yani Şilan yaşadıkları kadar kişiliğiyle öğreticiliğini bırakmadı. Hala öğretmeye de devam ediyor. Saldırıya uğradıkları gün yoldaşları gözü önünde vurulduğunda, hiç bir kaygıya kapılmadan onlara doğru koşarak kendinden sıyrılan, sevdikleri ve amaçları ile var olan Şilan, son dakikada dahi özgürlük militanı böyle olmalıdır diyordu. Kirli ve insanlığa sığmayan saldırı karşısında dediği gibi “ direniş gösterilmeli” tutarlılığından kopmayarak nasıl yaşanılması gerektiğini yeniden hafızalarımıza yazmıştır..
Şilan gerillanın yaratıcılık özelliklerini kendisinde birleştirebilendi. Yeri gelince askeri bir komutan olmuş, yeri gelince bir siyasetçi bazen de edebiyata gönül veren biri olarak kendisini yansıtmıştı. Her zaman kendisini başarıyla ifade edebilmenin yöntemini bulmuştu. Birçok gerilanın duygularını yansıttığı şiir Şilan için yaşamın kendisiydi. Özlemler, umutlar, acılar, sevinçler, kavgalar... Hepsini şiirde buluyordu. Yaşanılanlar ve gelecek şiirde gizliydi. Şiirle bütünleşmek özgürlüğü her an hissetmek, yaşamaktı. Ve Şilan özgürlüğü duyumsadıkça şiirin derinliklerine girendi. Yıllarca yazdığı şiirleri kendisine okumuş, yaşamını gözden geçirebileceği bir ayna olarak ele almıştı. "Ne zaman geçmişime dönüp bakıp neler yapmıştım, şimdi ne yapıyorum diye sorduğumda şiirlerim bana yol gösteriyor" demişti. "O zaman duygularını, yaşadıklarını tüm kadınlarla paylaşmalısın, ilk şiir kitabına çıkartalım" dediğimizde önce kabul etmemişti. "Kendime göre şiir yazıyorum, yayınlanacak nitelikte değil." Kabul etmeyip kitabın basım haline getirilmesini üç arkadaş üstlenmiştik. Şilan ise bir annenin nasıl bir çoçuk doğacak acaba heyecanıyla, an an bizi izlemişti. Kitabın basımıyla okunan şiirleri beğeni kazanmış ve O artık kadının duygu yüklü yüreğiyle de gerillanın tarihi sayfalarına adını yazdırmıştı.
Şilan şimdi aramızda değil. Ayrı mekanlarda yaşıyoruz. Yapmak isteyipte yarım bıraktıklarını ise bize devretti. Çünkü O her zaman kadının yapacağına olan güvenini korudu. Kadının geleceğe olan dönük yüzü, hayallerini taze tuttu. O hayaller ki bizi birbirimize yakınlaştırmış birimiz olmasa da diğeri mutlaka hayallerimizi yaşanılır kılmak istediğimizi gerçekleştirecek. Acımız derin, öfkemiz çok kabarmış. Ama Şilan'a olan bağlılığımız dingin olmamızı bize hatırlatıyor. Şilan gibi yaşamaktan Şilan gibi direnişçi olmaktan başka hiçbir şey bizi özgürlüğe götürmeyecek. Şilan kadından sürekli bunu istedi. Şilan'ı yaşamak, hissetmek, anmak ve yaşatmak...Şilan'ın özgürlük çizgisinde olmaktır. Özgürlüğe gönül vermiş tüm kadınlar, yoldaşları Şilan'ın emekle yaratabilen kadın gerçeğine koşmalıdır.

 

NEFES NEFESE BİR YAŞAM

Baran Bingöl


Şilan.....
Sözüne sadık bir yaşam
Şilan ... 33 yıla sığdırılan özgürlük savaşçısı....
Şilan ... gururla donanmış yüreğin sahibi ...
Şilan... ortadoğunun yıkılmaz dogmalarını aşan yenilikçi sesin sahibi...
Şilan....Kürt kadınının özgürlük savaşının işçisi, savaşçısı, yürüteni, komutanı...
Şilan...istikrarın, sadakatin, militanlığın eşsiz temsili...
Şilan... karanlığın bitim noktası, aydınlığın yüzü...
Şilan...gericiliğe korku salan,yiğit insan...
Şilan...Kürdistan’da şimdi bir destan...
Şilan... bir sembol...
Şilan...Barışın haykırışı...
Şilan...Halkların birlikteliğinin adı....
Şilan...Kadını has olan...
Şilan.....
Anlatır mı bu kelimeler seni? Tarif eder mi? Tanımlar mı? İfade eder mi?
Bilinmez ........
Seni toprağa verdiğimiz gün geliyor aklıma. Çok düşünmeden, hani çok kafa yormadan ve buna kafa yoracak bellek henüz yerli yerine gelmediği bir zamanda yüreğimiz konuşmuştu... yürekten çıkan haykırışlar seni tanımlamıştı. Belki de en yalın, en gerçek olanıydı o haykırışımız... Hani derler ya , ‘gerçek basit ve yalın olandır’ diye. Yürekten gelen sestir diye...İşte o gün yüzlercemiz hep birden ‘ŞİLAN JİYANE’ dedik çok düşünmeden..dinlediğimiz tek yer yüreklerimizdi. Ve yürek bunu haykırdı Şilan...’ ŞİLAN JİYANE’ dedi.
Sonrasında anladım. Anladım ki sen hepimizin yüreğinin JİYAN’ıymışsın...Yaşamıymışsın... Yüzlerce insanın ilk refleksi , ilk iç tepkisi bu olmuştu şahadetine... ve imrenilecek bir yaşam dedim....imrenilecek bir insan, ilk hatırlattığı ‘ yaşam’ olan bir imrenilecek bir kadın...
Seni en güzel bu ahlattı sanırım.Evet...
Şilan .... Jiyan....

***
Olanca gericiliğiyle birleşen güçlerin ortak saldırısıyla gerçekleştirdikleri,insanlık ayıbı, katledilişiniz, hiç durmadan kanayan bir yaradır yüreğimizde... Gündüz ortası . Musul meydanın da kurşuna dizilmek ... Tüyler ürperten bu dakikaları anmak dahi insan olanın kanını dondurmaya yeter. Neydi son yaşadıkların.... Neleri düşündün... Neler hissettin... Yaşamının film karelerinden hangisine takılı kaldı gözlerin... Şilan ‘ım... Yüreğin nasıl yandı...Nasıl çalıştı belleğin...
Bunları düşündükçe kan beynime ,öfke yüreğime damlıyor.. İnsan olanın insanlığından utanası geliyor.Düşün ki, 21. yüzyılda, düşün ki insanlık savaşçıları , şehir meydanlarında kurşuna diziliyor... Hiçbir savaş kuralında, hukukunda, olmadık bir şekilde, ortaçağ vahşetine taş çıkartırcasına, sorgusuz sualsiz kurşuna diziliyor...Suçları , insan olmak... Suçları, özgür yarınlara gönül vermek.... Suçları, ortadoğu halklarına dayatılan emperyal çözüme karşı durmak... Suçları, ihanetin gericiliğin karşısında onuru korumak ... Suçları,halkların birliği için çalışmak... Suçları,halkını savunmak.... Cezası...... Yargısız İnfaz....
İşte suç... İşte ceza....Dostoyevski yaşasaydı sanırım yeniden alırdı kaleme SUÇ VE CEZAYI...
Yürekteki acısı beterdir şüphesiz ... Ama, biz bilincimizle, yüreğimizin acılarını dindirmedik mi bunca yıl ... Özgürlük andımızla , yürümedik mi kararlılıkla ... Şilan ve arkadaşlarından öğrenmedik mi bu gerçeği... Beter olan bu acının dindirilmesinin Şilan olmaktan , yaşam olmaktan , özgür yaşamı yaratmaktan geçtiğini bellemedik mi....
İşte bu yüzden acımız büyük ... Ama kararlılığımz bir o kadar daha büyük...
Çünkü.... Şilan.... Jiyan.....

33 yıla sığdırılmış nefes nefese bir yaşamdır Şilan yoldaş... Bu kısa ama dolu yaşamdan öğrenilecek çok şey var. çünkü gerçekten de insanlığın özgürlük mücadelesine mal olmuş kahramanlardandır Şilan yoldaş...
Şilan yoldaş 1971 yılında Güneybatı Kürdistan’ın Kobani şehrin de dünyaya gelir. Babası Barazi aşiretinin Ketikan kolundan, annesi Zerki aşiretindendir. Kürdistan’ın büyük aşiretlerinden olan Baraziler Kobani, Birecik, Suruç yörelerinde yaşarlar. Ketikan’ lılar ağırlakta Kobani’ de yaşarlar. Aşiretçi feodal kültürün , dinin ağır etkilerinin yaşandığı Kobani, oldukça kapalı bir yerdir. Feodalizmin, dogmatikliği her açıdan kendisini hissettirir. Gücü de güçsüzlüğüde dogmatizmindedir. Gururlu bir yapılanmaya sahip olan Keti kan’lar hangi tabakadan olurlarsa olsunlar, hiç bir şekilde devletle bütünleşmezler. Bu yüzden işbirlikçilik, ihanet kültürlerinde yoktur. Aslolan direnmek, başı dik durmak , kimseye boyun eğmemek, cesaret ve savaşkanlıktır. Diğer yandan kapalılığın , dini dogmaların getirdiği gericilik, özelde kadına katı kuralları dayatır. Kadın feodal zihniyetin tüm geriliklerine maruz bırakılır. Kobani gerçeğini bütün derinliğiyle hisseden tanık olan Şilan arkadaş, bu gerçekliğin olumlu özelliklerini kişiliğinde taşırken,gericiliği karşı da mücadeleyi sürekli temel bir yaklaşım olarak görmüştür. Özünü inkar etmeden, özüne bağlı , yeniliğe açık taze bir yürek olarak yaşamıştır. Bu gerçeği şu sözlerle ifade etmiştir:’Koban’ de kadının kurtuluşu için tek çözüm cins devrimi , sosyal ve kültürel devrimi gerçekleştirmektir.’
Ailenin ilk çocuğu ve ilk torunu olmasından dolayı oldukça sevilen, kadri bilinen bir çocukluk yaşar. Beş yaşına kadar Kobani’de kalır daha sonra Halep’ e yerleşirler. Çevresinde tanık olduğu gerçek ise onu erkenden çelişkilere sürükler. Kadına uygulanan şiddet, berdel vb gelenekler, daha çocuk yaşta derin çelişkiler yaşmasına sebep olur. Yıllar ilerledikçe arayışlara sevk eder. İlk öğrenimine Halep’te başlar. Başarılı , zeki bir öğrencidir. Halep ortamında Kürt-Arap çelişkisine tanık olur.
1980 yılında PKK’nin alanda çalışmalarını başlatmasıyla,ailesi aracılığıyla ilk kez PKK’lileri tanır. Kobani açısandan bu bir ilktir. O güne kadar herhangi bir siyasal örgütle ilişkileri olmamıştır. Özde var olan yurtseverlik duygularıyla PKK’ye dost olurlar. Şilan yoldaş için artık yeni bir dünyanın kapıları açılmıştır. Çocukluğu devrimcilerle birlikte geçer.Büyük bir heyecanı yaşar.Diğer yandan zekası onda yeni çelişkileri de uyandırır. Ailesi ve çevresi devrimcilerle ilişkilidir ama gelenekler değişmiyordur. Bu , yaşadığı temel bir çelişki olarak belirir. Ve geleneklerin değişmesinin kolay olmadığını zorlu ber mücadele gerektirdiğini daha çok genç yaşta fark eder. Ve bu fark ediş onun bütün yaşamının ısrarlı, tutkulu , yılmaz yürüyüşünün temelini oluşturur. Yaşam değişmelidir. Ama bu kolay değildir, zorlu bir mücadele gerektirir... ve bu mücadele her ne olursa olsun mutlaka verilmelidir.
Yaşı ilerledikçe bazı çalışmalara katılmaya başlar. 1984 yılında Halep’teki kültür çalışmalarında –koma agiri- yer alır. Artık aktifleşme yolandadır.diğer yandan öğrenci örgütlenmesi çalışmalarında da yer alır. Çalışmalarıyla kısa sürede beğeni toplar, güven verir.Öğrendiklerini, yoğunlaştıklarını evde babasıyla da tartışır. Babası yurtseverdir. En çok kadın konusuna ilişkin yaşadığı çelişkileri ve ulaştığı sonuçları tanık olduklarıyla kıyaslayarak tartışır. Babası bu tartışmalardan birinde ‘sen kadınların avukatımısın?’ diye takılır ona. Ve bir süre sonra tanıdıkları diğer arkadaşlarda böyle seslenirler ona. ‘O zaman çevremdeki tüm erkeklerin devrimci bile olsalar kadın konusunda farklı düşündüklerini anlamıştım’ diyor yazdığı bir yazısında. Partiyi tanıdıkça bakış açım genişliyordu kadına , erkeğe yaklaşımım farklılaşıyordu diye anlatıyor.
Öğrenci çalışmalarıyla birlikte kitle çalışmalarını da yürütür.1988yılında ise profesyonel olarak partiye katılma kararını alır. Bu kararlaşmasında şehit Yıldız Durmuş(Jiyan arkadaş) arkadaşın yoğun etkisi olduğunu belirtir. Yine şehit Dicle (Aynur) arkadaşında etkisi yoğundur. Dicle arkadaş, Kobani'den saflara katılan ilk kadın devrimcidir. Aşiretin ve ailenin yoğun baskısı, işkenceye varan zulmüne karşı, evleniyormuş gi.i yaparak düğün gecesi partiye katılmıştır. Daha sonra ülkeye geçerken, pusu da şehit düşmüştür. Dicle arkadaş, Kobani’ de bir ilktir. Sembolleşen bir isyan gülüdür. Şilan arkadaş, onun yaşamından, inatçı , ısrarlı katılım tutkusundan derinden etkilenir. O’nu bıraktığı yerden takip etmeye karar kılar ve Şilan’da sembolleşen bir diğer isyan çiçeği olur....
1988yazında Mahsum Korkmaz Akademisine gider. Akademi ortamında, ciddi bir eğitim alır. Ve önderlik gerçeğinden derinden etkilenir. Tutkulu yürüyüşü büyük bir ivme kazanır. ‘ Akademi ortamında en çok yoğunlaştığım konu ihanet olmuştu ‘ der. O süreçte , parti içinde yaşanan ihanetlere ilk olarak tanık olur. Ama bunlar karşısında geri adım atmaz. Tam tersine yoğun tartışmalarla anlam vermeye çalışır ve tutumunu berrak bir su kadar net koyar. İhanet, Kürd’ün tarihinde vardır belki ama Şilan’da asla olmayacak olandır. Bu biı ilke , bir yaşam duruşudur onun için...
1991 yılına kadar yaz aylarında Mansum Korkmaz Akademisinde , diğer aylarda ise okulda ve kitle çalışmalarında yer alır. Şilan, büyüyen bir devrimcidir artık. Halkına güven veren, öğrencileri örgütleyen, kadınların avukatı olan bir militandır. Diğer yandan ise, parti içi mücadelenin önemini ve gereğini giderek kavramaktadır. Çizgi mücadelesi, ihanete karşı duruş kişiliğinin belirginleşen yanıdır.
1991 yılında Akademi’ de üçüncü devresini tamamlar. Katıldığı son eğitim devresinde, Şener tasfiyeciliğine tanık olur. Bu, onun için kararlaşmanın doruğudur. İç mücadelenin çetinliğini ‘kendimi kurtlar sofrasında bir kuzu gibi görüyordum. Ama kolay yenilecek bir kuzu olmamaya kararlıydım’sözleriyle ifade eder. Şilan artık ülke yolcusudur. Dağlara ,özgürlük savaşına koşan taze bir gerilladır. 18 Eylül 1991 ‘ de ülkeye , Botan’ a geçer. Aynı yıl şenit düşen Mizgin (Gurbet Aydın), Zekiye Alkan yoldaşlar, savaşma kararını bileyen belirgin olaylardır.
Botan yeni bir yaşam, yeni güzellikler, yeni zorluklar olarak karşısında tüm çıplaklığıyla durur. Gerilla yaşamının bütün güzelliklerini, sevinçlerini doyasıya yaşadığı kadar , bütün zorluklarına ve acılarınada tanık olur.Özellikle,bir kadın olarak gerilla olmanın, savaşmanın, her türlü iç ve dış sancılarını iliklerine yaşar. Ama pes etmez. Kolay yenilmeyecek bir kuzudur O. Gururu , bilinci,cesareti, savaşkanlığı, yoldaş canlılığı, fedakarlığı, azmi ve kararlığıyla tüm zorlukları bir bir aşar. Kısa sürede komutanlaşır. Gericiliğe karşı amansız mücadele eder. Kadın arkadaşlarını korur. Çünkü O , kadınların avukatı olmaya gerilla yaşamında da devam eder.
Kadın özgürlük hareketinin her aşamasını yakinen yaşar. İçinde yer alır. Bir anlamda, onun yaşamı özgürlük hareketinin tarihiyle birlikte geçer. Tüm yaşamını buna adar. 1993 yılında kadın ordulaşması , sürecinde sorumluluk alarak, ordulaşmanın ilk komutanlarından olur. 1995 yılında ilk kadın kongresini hazırlık komitesinde yer alarak kongre çalışmalarını yürütür. YAJK’ın kuruluşunda yer alır ve yoldaşları onu YAJK merkez komitesine seçer.
Botan’ın, güney sahasının Zagros’ların tüm alanların da faaliyet yürütür. Savaşır, komutanlık yapar. Karış karış ülkenin dağlarını dolaşır....
97 yılında Önderliğin çağırmasıyla tekrar akademiye gider.... yaşam ve savaş tecrübesi giderek yoğunlaşmıştır. Akademide aldığı eğitimle, bilincinde sıçrama yaratır. Giderek derinleşen donanımı kazanan belleği, mücadelesini zenginleştirir, ivme katar..... 98 yılında tekrar ülkeye uzanır... erkek egemenliğine, kadın gericiliğine karşı sürekli özgürlükçü duruşu esas alır. Savaşımında cesaret, gururlu yürümeye devam eder.
99 yılında partileşen kadın hareketinin, PJKK’nin çalışmalarına katılır. PJKK’nin de merkez komitesinde yer alır. Mücadelenin içinden geçmekte olduğu hassas bir süreçte en dirayetli, en net duruşu sergileyenlerden olur. Büyük bir azim ve kararlılıkla yürür. Ve iç dış saldırılara karşı, sesini sürekli yükseltir. Stratejik değişimi en erken ve en yalın anlayan, bunun kararlılığını gösteren militanlardan biri olur. PKK’nin değişimini somut adımlarından olan KADEK sürecinde yer alır. Ve KADEK merkez yönetim çalışmalarına katılır.Stratejik dönüşüm sürecinin tüm çalışmalarında olanca aktifliğiyle yer alır. Hem kendisini hem de çalışmaları büyük oranda geliştirir. Askeri çalışmalarda, ideolojik çalışmalarda, kadın çalışmalarında ihtiyaç olan her çalışmada tereddütsüz yer alır. Gönül verdiği aydınlanma çalışmaları onun en çok sevdiği çalışmalardır. 2002 yılında YRD (yekitiya rewşenbira demokratik) çalışmalarının sorumluluğunu alır. Ve başarı ile yürütür.
2003 yılında Kongre Gel oluşumuyla birlikte, kongre çalışmalarına geçer. Kongre Gel Yürütme Konseyinde görev alır. Sancılı gelişen Kongre Gel sürecinin aktif militanıdır. Geliştirilen provokasyonlara, dayatılan ihanet çizgisine, inkarcı eğilimlere karşı amansız mücadele verir. Net bir duruş sergiler. Hiçbir konuda taviz vermez, ihanetçi çizginin kadın özgürlük çizgisini revize etme dayatmalarına karşı tereddütsüz net duruş sergiler. Her koşul altında çizginin temsilcisi, savunucusu olur....
Kongre Gel çalışmalarının iş bölümünde Suriye koordinasyonun da görevlendirilir. Tasfiyenin dayatılmak istendiği bu çalışmalara, tüm zorluklarına rağmen kabul eder. Çalışmalarda önemli bir toparlanma, gelişme yaratır. Bu çalışmaları yürüttüğü süreçte 2004 yılının 29 Kasım’ında, alçakça bir saldırıyla katledilir.

***

“ Kobani’li bir kız da özgürleşebilir. Ben bunu göstermek, bu kararlılık ile yürümek istiyorum.” Diye yazmışsın. 14 Temmuz 2003 tarihli parti raporunda ...
Evet Şilan!.... Nefes nefese yaşamın, özgürlük kokuyor.
Mücadelen bizleri sana öykündürüyor.
Kobani’nin gerçeğinden yükselen bir sembolsün sen...
Daha çocuk yaşta başladığın “ kadın avukatlığın,” kadın savaşçılığına, komutanlığına, yürütücülüğüne, çizgisine dönüştü.
Gururun, esin kaynağımız
Azmin tutkun, yaşam kararlılığımız
Duruşun, örnek aldığımız militanlık
Ve yoldaşlığın, temiz yüreğin,
Asla unutamadığımız........

ŞİLAN.....JİYAN......
Nefes Nefese Jiyan

Geri Dön

 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır