GERÇEK AŞK…
Şerda Mazlum
Her birimiz
yaşama ayrı ayrı anlamlar yükleriz. Yaşama verdiğimiz en değerli
anlam gerçeğe ulaşmaktır. Gerçek dostluk, gerçek bağlılık ve
gerçek aşk. Milyonlarca olasılık içerisinden sıyrılarak yaşama
sırrına ulaşan ve koskoca evrende küçük bir zerre olan insan,
varoluşuna verdiği anlamla insan olur. Ve yaşama verdiği bu
anlama göre yaşadığında yaşamış sayılır. İnsanın insan olduğunun
ayırtına varması, yaşayış tarzının anlamına varmasıyla
mümkündür. Ancak yaşayış tarzı insanın insan olmasının evrendeki
başarısını gösterir. Bunu gerçekleştiren insan küçük bir zerre
olmanın sınırlarını aşar ve anlam derinliğine ulaşır. İnsanın
kendi olma arayışı ve buna aşk düzeyinde bağlılığı ötelerden
beri varolagelen ama çok da fazla gün yüzüne çıkamayan erdemli
insanların aşkıdır. Bu aşk çokça bilindiği gibi bedensel bir aşk
değildir. Özgür yaşama aşk düzeyinde tutkuyla bağlı olanlar
kendi aşklarıyla yanarlar. Bunun için de onlar yaşadıkları
zamanda çok da fazla anlaşılamazlar. Özgür yaşam ve hakikat
âşıklarının ne kendileri ne de özgürlüğe olan aşkları herkes
tarafından hak ettiği biçimde tanımlanamaz. Teneke yürekli
insanların yaratıldığı çağımızın duyumsama biçimiyle bu aşkın
anlaşılmasını beklemek büyük bir yanılgıdır. Çünkü böylesi bir
çağda ancak insanların birbirlerine âşık olması doğal olarak
görülür. Özgürlüğe, hakikate ve özgür insana âşık olmak, bu aşk
için her şeyi göze almak ise çağın bilme sınırlarıyla
anlaşılamaz. Oysa cinsel ilişkilerle sınırlandırılan aşkı
basitleştirici ve insanlık açısından yüz kızartıcı gerçekliğin
ifadesi olan aşk tanımlamalarını aşma savaşımını verenler dün
olduğu gibi bugünde varlar ve varolmaya devam edecekler.
Kimileri güdüleri için yaşadıklarından, kendilerini
kandırdıklarından, şehrin, bir erkeğin, kadının, sistemin
kendilerini kandırmasına izin verdiklerinden insan olmaktan da
uzaklaşırlar. Bu kişiler yaşam içerisinde bir metabolizma olarak
kalmaktan kurtulamazlar.
İnsan yaşamı düşünebildiği, yaşam için düşünce üretebildiği ve
düşüncelerini eylemselleştirebildiği, davranışlarıyla
somutlaştırabildiği oranda ve böylece düşünceleriyle yaşamı
geliştirebildiği ölçüde insandır. Aşk karşımızdaki insan
karşısında ayaklarımızın yerden kesilmesi, yemeden içmeden
kesilme değildir. Aşk düşünce sistemimizde ve yüreğimizde akan
enerjidir. Her şeyin içinde aşk vardır. Bu aşkı neye
yönelttiğinle anlam kazanırsın. Bazıları bu aşkı doğaya,
bazıları karşı cinse, bazıları da ülkelerine ve özgürlüğe
yöneltirler. Kişinin aşkının büyüklüğü kendisinin büyüklüğü iken
küçük ve dar sınırlarda takılı kalması kişinin küçüklüğüdür.
Özgürlük savaşçıları için Önderlik gerçeğine âşık olmak en büyük
aşktır. Bunu kavramanın aşk düzeyinde olması burada vurgulanan
kutsal aşkın anlamını daraltmadan doğasına uygun kavramak
önemlidir. Tüm çağlar boyunca insanla birlikte varolan ve günlük
yaşama olduğu kadar edebiyata, dine hatta bilimsel araştırmalara
konu olan aşk, tensel ve tinsel olarak iki düzlemde
gelişmektedir. İnsana sadece köle olarak yaşama imkânının
verildiği bir zaman ve uzamda aşkın çok uzağına düşer ten ve
tin. Eğer aşkı yaşama istemi tutku düzeyinde gelişirse ve
kişinin tüm düşünce ve duyguları, eylem ve yaşantılarının hepsi
toplanıp ondaki aşkı harekete geçirirse ya tenden vazgeçmek
gerekir ya da tinden. Tinden vazgeçerek tensel aşkı yaşayan
kişi, kendi ruhunun özgürleşme olasılığını atıp bir tarafa,
bedensel arzularının ona çizdiği sınırın içinde hapsolur. Çağ
gerçekliğinde olduğu gibi Kürdistan koşullarında da bu konum,
bir düşüşü, sınıflar itibariyle kölelikten daha geri bir durumu
ifade eder. Kürt bireyinin özgürlük mücadelesi içinde Önderlik
çözümlemelerinin gelişmesine kadar yaşadığı durum, o sınırın
içinde zihniyet çürümesi yaşamaktır. Tinsel aşkı yaşayan kişi de
bedeninin ona sunacağı ve çağ insanını onursuz bırakan hazlardan
uzak bir yaşama karar kılmıştır. Tinsel aşkı yaşamanın bedeli
tarihte görülen örneklerin bize gösterdiği gibi ağırdır. Beden
de tinsel aşkın bedeli olur. Devrimimizin en değerli
militanlarının bir ömrü feda ederek yaşadıkları, yarattıkları
tinsel aşk, kutsal aşk en güzel ifadelerini şehitlerimiz
şahsında bulur. Ortaçağın karanlık günlerinde kendi varlığını
adadığı bireysel aşkından bir sonuç alamayan ve aşkına
ulaşamayan kişi ilahi aşka yönelirmiş. Birçok edebiyatçıyı
edebiyatçı, sanatçıyı sanatçı yapan aşklarıdır. Ama bizdeki
özgürlük savaşçılarında yaşanan aşk bir umutsuzluk sonucuyla
değil, aşk bilgisine, aşk yoluyla evrenin sırlarına ulaşma
amacıyla tinsel aşkı tercih etme görülür. Âşık olunan
Önderliktir ve Önderlikte halkın umutlarını, şehitlerimizin son
isteklerini ve Kürdistan ülkesinin özgürlüğünü görürler. Son
tahlilde tenden vazgeçiş tine yöneliş vardır. Bilgiye âşık olup,
bulduğu bilginin sırrına ulaşan bir bilge nasıl ki o bilgi
somutunda bilgiyi yaratan tüm emek, değer ve çabaya âşık
oluyorsa, tinsel aşklarda da âşık olunan öznede toplanan
değerler büyük önem taşır. Zilan arkadaş şahsında Önderliğe olan
sevginin aşk olarak nitelenmesi ve Önderlik şahsında şehitlere,
halka ve insanlığa olan sevgisini toplaması bunun en anlamlı
örneğidir. Bu doğrultudan baktığımızda kendi kişiliğinde
kördüğümü çözmek, aşkın verili ölçülerini keskin bir retle aşmak
ve kendinde yeniyi yaratmaktır.
Özgürlük aşkı en büyük aşktır ve bireyi yüceltir. Özgürlük aşkı
doğru olanın inancı ve bilinciyle yoğrulma bu bilinç ve inancı
insanlığın hizmetine sunma mücadelesidir. Bu aşk ve özgürlük
felsefesini insanlara taşırabilmek için ölümü göze alacak
yürekliliğe sahip olan bunun için çile çekenler tarihsel akış
içerisinde çarpıcı örneklerdir. Bugün ideolojide, felsefede,
bilimde, sanatta, kültürde, ahlakta ve insan yaşamını
ilgilendiren ne varsa hepsinde bir düzey sahibi isek bunu
kesinlikle bu özgürlük kahramanlarına borçluyuz. Akışkan ve bu
hep birbiriyle bağlantılı olan tarihin diyalektiğini zamanın
ruhuyla, zorluklarıyla, acılarıyla ve kahramanlıklarıyla
kavrayabilmek özgürlük savaşçıları açısından da en temel güç
kaynağıdır. Apocu felsefe bunu bir yaşam ilkesi olarak temel
alarak militanlarını da hep bu yaşam felsefesiyle
insanlaştırmaya çalışmıştır özgürleşme bir süreç işidir. Apocu
felsefe ve yaşamla tanışma özgür olmayı istemenin ilk adımıdır.
Özgür olmakla özgür olmayı istemek ayrı şeylerdir. Biri bir
yetkinliktir diğeri ise bir eğilimin belirtisidir. Özgür olmak
yetkinliktir özgür olmayı istemekse yalnızca özgür olma
eğiliminin belirtisidir. Kişide özgürlük ilkelerine bağlılıkta
ve bu ilkeleri yaşamsallaştırıp somut ifadeye kavuşturmada bir
tutarlılık olmadığı zaman birey ne ölçüde özgürleşebileceği
olanaklardan yola çıkmış olursa olsun tam anlamda özgürleşme
yetkinliğine kavuşamayacaktır. Salt özgürlüğün ya da erdemin,
onurun, hakikatin ne olduğunu bilmek yetmez. Onu yaşamak ve
uygulamak gerekir. Özgürleşmek kendini, yaşamı, evreni, doğayı
anlamak demektir. Anlamak ise uygulamaktır. Davranışlarımızla
bildiklerimizi eylersek onu anlamışız demektir. Bu yüzden
özgürlük insanı tüm varlığıyla kaplayan bedenin dış yüzünden
ruhunun derinliklerine kadar ele geçiren zamanın her anında
insanı düşündüren bir etkinliktir. İnsan etkinliğini seçimiyle
düzenler. Seçim yapmak en basitinden en karmaşığına bir şeyi
diğerinden ayırt etmektir. Yalnız insan tercih yapabilir. Bir
kuş uçmak istemiyorum diyemez. Ya da güneş benim canım keyfiyet
yapmak istiyor bugün doğmayacağım demez. İşte bu nedenlerle
insanların yaşam ve ilişki tercihleri kişiliklerini ele verir.
Sahte olanın ve doğal olmayanın reddi özgürleştiricidir. Bu
enerji vericidir. Hepimizde varolan enerjiyi hepimizi aşan bir
biçimde kullanmak kişilikte sivrilme yaratır. Özgürlük ilkeleri
ve amaçlarıyla dolaysızca ilişkilenme özgürlükle kendi arasına
hiçbirşeyin girmesine izin vermeme özgür kişilikleri yaratır.
İlkelerin ve amaçların belirleyiciliği çerçevesinde insanların
edimleri belirlenir. Gerçeğe her yönelişimiz ilkeli olmalıdır.
Güçlü bir felsefi dayanağımız ve dünya görüşümüz yoksa
eylemimizde sıradan olur. Güçlü bir felsefesi olan insanlar
doğru düşünceler ve eylemler üretebilirler. Apocu felsefe
yaşamın ve insanın özüyle ilgilenir. Elbette ki kişinin temel
gücünü Apocu felsefeye dayandırması onu güçlü kılar. Ve hiçbir
genel doğru, klasik sınıf tahlili, mekanik ve analitik düşünce
biçimi bu insanların gerçekliğini açıklamaya yetmez. Bir insanın
kendini bomba haline getirmesini, ondaki duygu yoğunluğunun kaç
bin ton ettiğini, yürek haritasını hangi bilim anlatabilir?
Hangi bilim bir insanın kendini yakmasını, kendi küllerinden
kendini yeniden yaratmasını izah edebilir?
Şahadete ulaşan birçok yoldaşımız yaşamın ve ölümün mevcut
dünyadaki, verili toplumsal sistemlerdeki konumuna müdahaledir.
Yaşamak onlar için nefes alıp vermek değildir. Ölmekte artık
nefes almamak değildir. Zira binlerce yoldaşımız bunu yaşam ve
ölümleriyle kanıtlamışlardır. Amaçları için ölüme gülerek ve
koşarak gitmişlerdir. Zilan, Sema ve Gulan arkadaşlarımızda bu
arkadaşlarımız içerisinde çizgileşen fedai komutanlarımızdır.
Zilan arkadaşı en doğru ve en anlamlı biçimde hakkını vererek
tanımlayan Önderliğimizdir. Önderliğimiz Zilan bizim
komutanımızdır biz onun emir erleriyiz demektedir. Zilan
arkadaşın eylemi mektuplarındaki coşku, heyecan, eylem
kararlılığı, yaşam iddiası ve Önderlik aşkı klasik tüm
tanımlamalara bir darbedir. En çok da ucuz yaşam ve kişiliklere
bir darbedir. Zilan arkadaş yaşamı bir bedene hapsetmeyecek
düzeye ulaşmış ve yaşamın şifresini çözmüştür. Ki bu bilmeceyi
çözen fark eden, özgürlük bilincini ruhsal ve bedensel olarak
kendinde bütünleyen insanın mevcut yaşamı sürdürmesi bir
kandırmaca olacaktır. Apoculukta karar kılmış bir kadının
yüreğine, beynine, ruhuna akan bilinç, yaşam tutkusu, anlamlı
yaşama kararlılığı bunun düşünsel ve duygu derinliğini yaratması
kendini özgürlüksel bir tavra dönüştürecektir. Zira Zilan
arkadaşta gerçekleşen budur. Özgürlüğün en temel ilkelerinden
biri olan kendini bilme ve tanıma istemi Onda doruklaşmıştır,
arayışları bu anlamıyla son derece güçlüdür. İnsana olan ilgisi
üniversitede okuduğu bölüm olan Rehberlik ve Psikolojik
danışmanlık bölümünden de anlaşılmaktadır. Toplum ve insan
yaşamına olan ilgisi bu tercihinden de anlaşılmaktadır. Topluma
ve insana karşı olan bu ilgisi onu sosyalizme yakınlaştırmıştır.
Kendini ancak sosyalizmde bulabileceğini görmüş ve sosyalizm
mücadelesine olan bağlılığı Onu insan olmadaki ısrarı geliştiren
PKK ile tanışmaya götürmüştür. Zilan arkadaşın mektuplarından da
anlaşılacağı üzere Onda yurtseverlik ve toprağa bağlılık
sosyalist anlayışla buluşmuştur. Önce cephe çalışmalarında yer
alan Zilan arkadaş daha sonrasında 1995 yılında gerilla
saflarına katılmıştır. Sistemle tüm bağlarını koparmak için
kendisiyle kıran kırana bir mücadele yürüten Zilan arkadaş,
sistemin tüm nimetlerine sırt çevirmiş, iyi bir eş, iyi bir iş,
sıcak bir yuvanın kendisini kandırmasına izin vermemiştir.
Önderlik ve özgürlük aşkı onu mücadelenin daha keskin olduğu
ordu saflarına getirmiştir.
Zilan arkadaş tıpkı Beritan arkadaş gibi Önderliği anlamak ve
derinden hissetmek için Önderliği görmenin şart olmadığını,
Önderliğe olan bağlılığın sınır ve mekân tanımadığının kanıtı
olmuştur. Önderlik gerçeğinin şehitlere, kadına, özgürlüğe
yaşama yaklaşımını anlamıştır ve anladığını da uygulamadan geri
durmamıştır. Zilan arkadaş Önderliğin insanlığın umudunu temsil
ettiğinin bilincindedir. Önderliğin yarattığı yeni yaşam ve
özgür kadın kişiliğini çok net görebildiği için Önderliğe 6
Mayıs komplosu geliştiğinde tavrını bu bilinçle ortaya
koymuştur. Önderliğimize karşı geliştirilen suikast girişimi
başarısızlıkla sonuçlanmasına rağmen Zilan arkadaş bu girişimi
hazmedememiş, düşmanı bu komployu gerçekleştirdiğine pişman
etmiştir. “ süreç intihar eylemlerini gerekli kılıyor. Bu hem
bir taktiksel çıkış olacak hem de bizim açımızdan büyük moral
etkileri olan bir eylemlilik olacaktır. Düşmanın Önderliğimize
suikast girişiminde bulunarak sonuç almaya çalıştığı bu süreçte
düşmana verilecek en iyi bir cevap olacaktır” diyerek Önderliğe
bağlı kadın militanın, iki çizgi savaşımının Zilanla cesaretle
taçlandırılması olmuştur. Ve Zeki çizgisi karşısında kazanan
Zilan arkadaşın çizgisi olmuştur.
Zilan arkadaş duygu, düşünce yoğunluğuyla yarattığı kişiliği ile
fiziksel zorlanmalarına rağmen gerillacılığın fizik değil, irade
ve bağlılık olduğunun kanıtıdır. Zilan arkadaştaki gerillacılık
tanımı en derinden yaşama, hissetme ve hissettiklerini
yaşamsallaştırmadır. O eyleminin kendisini yaşatacağına
inanmıştır. Zilan arkadaş bilinciyle, iradesiyle, cesaretiyle
Önderlik sevgisiyle eyleminden sonra bir bilince, yaşam
hücresine dönüşmüştür.
Zilan arkadaşın eylemi salt duygularla açıklanabilecek bir eylem
değildir. Zilan arkadaşta erdemli ve soylu insanın duyguları
olmakla birlikte keskin bir bilinçte, ideolojik derinlikte
vardır. Sosyalist teorinin insan ve kadın yaklaşımının önemine
rağmen sosyalizmin pratikleşen durumunu çözümler ve mektubunda
kadın özgürlük savaşçılarına şöyle seslenir: “ insanlığı her
alanda özgürleştiren sınıflar arasındaki çelişkileri ortadan
kaldırmak eşit, özgür yaşam olanaklarının oluşturulması
anlamında olan bilimsel sosyalist teori, kadının insanca yaşam
olanaklarına kavuşturulması gerektiğini savunmaktadır. Ancak
gerçekleşen sosyalizm, her ne kadar kadını bu yönlü
biçimlendirmeye çalışmışsa da, sosyalizmin bilimsel esaslarından
sapma, kadın özgürlüğünün özgür bir temelde ele alınmayıp, bütün
insanlık sorunlarıyla birlikte ele alınması gibi nedenlerle
kadını özgürleştirme çabaları sınırlı kalmıştır” Zilan arkadaşta
Önderliğin kadına, kadın özgürlüğüne verdiği emek, değer ve
çabaları anlama düzeyi onu kişilik olarak çizgileştirmiştir.
Zilan arkadaş salt eylemiyle çizgileşmemiştir. Yaşam iddiası ve
kararlılığıyla Önderliğe olan aşkıyla çizgileşmiştir. Zilan
arkadaş en iyi kendisi kendisini anlattığından mektubundan
alacağımız bu bölümle bu çarpıcılığı daha derinden göreceğiz
“Başkanım!
Kendimi intihar eylemini gerçekleştirmek için aday görüyorum.
Bizler, sizin bitmez, tükenmez emek ve çabalarınıza karşılık,
canımızı bile versek yeterli değildir. Keşke canımızdan başka
verecek şeylerimiz olsaydı. Siz yaşamınızla bir halkı yeniden
yarattınız. Bizler sizin eseriniziz. Tüm Kürdistan halkının ve
dünya insanlığının geleceğinin teminatısınız. Yaşamınız bize
onur veriyor, sevgi, cesaret, inanç veriyor. Tüm Kürdistan halkı
ve milyonlarca insan size ölümüne bağlıdır. Sizin bu
çekiciliğiniz bizi de oldukça etkilemektedir. En zorlandığımız
anlarda sizin bizlere olan sevginizi düşünüyor ve manevi güç
alıyoruz. Şehide en çok bağlı olan sizsiniz. Bu temelde gözümüz
kesinlikle arkada kalmayacaktır. Bu eylemi gerçekleştirmem
gereken bir görev olarak görüyor ve kendimi sorumlu
hissediyorum. Mevcut geriliklerimi aşmanın, özgürleşmenin ve
kendimi gerçekleştirmenin yolunun savaştan geçtiğini ve bu
savaşında gereğinin yerine getirilmesi gerektiğine inanıyorum.
Mazlum, Kemal, Hayri, Ferhat, Bese, Beritan, Berivan ve Ronahi
yoldaşların direnişlerine sahip çıkmak ve onların takipçisi
olmak istiyorum. Halkımın özgürlük isteminin ifadesi olmak
istiyorum. Emperyalizmin kadını köleleştiren politikalarına
karşı, bombayı kendimde patlatarak hıncımın ve öfkemin
büyüklüğünü göstermek ve Kürt kadınının dirilişinin sembolü
olmak istiyorum.
Yaşam iddiam çok büyük. Anlamlı bir yaşamın ve büyük bir eylemin
sahibi olmak istiyorum. Başkan Apo Önderliğinde yürütülen Ulusal
Kurtuluş Mücadelemiz çok yakında zafere ulaşacak ve mazlum
halkım dünya insanlık ailesi içersinde hak ettiği yerini
alacaktır.” Zilan arkadaş bir sevgi çağlayanı ve özgürlük
okyanusu olmuş bu mecrada akan özgürlük aşkıyla birçok genç kız
Zilanın ardılı olmuştur.
Kürdistan özgürlük mücadelesindeki sayısız kahraman şehidin ve
direnişçi kadın militanın emeklerinin zirveleşmiş ifadesi olan
Zilan çizgisine, Onun kendini yaratma gerçekliğine girebilmenin
savaşımını verir Sema arkadaş. Kadın kurtuluş ideolojisinin ilan
edilmesi ardından eylem gerçekleştirerek bedeniyle 8 Mart’tan 21
Mart’a uzanan ateşten bir köprü olan Sema arkadaş Zilan
arkadaşın yarattığı çizgiyi sahiplenmenin ilk adımıdır. Sema
arkadaşta çok derin bir savaşım kendi kişiliğini ve mücadeleyi
stratejik ele alma vardır. Mektupları ve raporları bu savaşımın
ayrıntılarını anlatan tarzdadır. Duruş ve zihniyet olarak erkek
egemenlikli sistemin zihniyetinden, duygularından kurtulma,
bunları kendi kişiliğinde en derinlerde çözerek kendini
özgürleştirme çabasının en zirvede verildiği örnektir. Sema
arkadaşın kişiliğinde gerçekleşen meydan muharebelerini
aratmayacak bir savaştır. Onun şahsında geri-geleneksel kadın
ile özgürleşmeye yönelen kadının derin bir iç mücadelesi vardır.
Kendisinin de belirttiği “ sonuç olarak kendimdeki iç savaşın
adını, kadın olarak özgürleşme isteği, iddiası ile birçok
geleneksel dürtü ve -eğilim arasında gidip-gelen bir kadının iç
savaşı olarak tanımlıyorum” bu sözleri onun kendini
kandırmaktan, duygusallıktan uzak, acımasızca kendini ele
alışının, yüreğinin, vicdanının sınırlarını zorlayarak kendine
yöneldiğinin göstergesidir. Kendini ulaştırdığı iç sorgulama
düzeyinin zirvesi, kendini tüm beşeri zaaflarından arındırdığı
ve partileşmeye karar verdiği an olarak değerlendirir ve kendini
kendi küllerinden yaratma kararlılığına ulaşır.
Sema arkadaşın mektuplarını, raporlarını incelediğinizde onda
yaşanan hiçbirşeyin sıradan ve yüzeysel olmadığını görürsünüz.
Sema arkadaşta her şey derinliklidir, derinlerdedir.
Yoğunlaşmalarının derinliği, çelişkilerinin sürekliliği ve
bunları zirvede çatıştırması, bağımlı olan, farklı merkezlere
kendini bağlayan, zaaflarına yenilen kadının savrulacağının,
yenilgiye mecbur kalacağının en somut göstergesidir. Özgürleşme
isteğini aşk düzeyinde yaşadığından eylemi de büyük olur. Sema
arkadaşın eyleminde yaşama aşk düzeyinde bağlanma, özgür
yaşamaya kilitlenme ve bunun eylemine adanma gerçeği vardır.
Yaşadığı ve beşeri zaaflar dediği çelişkileriyle yüzleşme
konusunda büyük bir cesaret göstermiş ve ilkesi örgütsel çabası
olmadan büyük yaşanmayacağı sonucuna ulaşmıştır. Binyılların
çatışmasını kişiliğinde hissetmek derin bir tarih bilincine ve
köklü bir özgürlük istemine bağlıdır.
Önderliğin kadın kurtuluş ideolojisini ilan etmesi Sema
arkadaşta derin bir etki bıraktığı gibi kendi yoğunlaşmalarını
da bu eksende toplayıp Zilan arkadaşın yarattığı çizgide
yürümenin gereklerini oluşturur. Yaşam akışında günlük olarak
ortaya çıkan tüm gerilik ve yanılgılara rağmen insanın kendini
büyütebileceği, kendi kişilik çatışmalarından güçlü bir
kararlaşmayla soylu bir eylemin sahibi olabileceğinin ifadesi
olmuştur. Zilan çizgisinde Zilan tarzında gerçekleştirmek
istediği eylemini, koşulların bireyde yarattığı sınırlardan
dolayı zindanda ve kendini yakma tarzında gerçekleştirmiş ve
Önderliğe aşk düzeyinde bağlılığın öncüleşen kadın
militanlarından olmuştur.
Haziran ayı içerisinde şehit düşen bir diğer kadın yoldaşımız da
Gulan arkadaştır. Gulan arkadaşı ve şahadetini değerlendirirken
tarifi tanımsız acılar yaşadığımız bir gerçektir. Böylesi bir
şahadet karşısında derinden sarsılmamak için vicdansız olmak
gerekir. Gulan arkadaş IV. Kadın Kongresi sürecinde hain bir
saldırı sonucunda katledildi. Gulan arkadaş şahsında fedaileşen
kadın gerçeği ve Önderliğe aşk düzeyinde bağlılık hedef
alınmıştı.
Gulan arkadaş mücadele yaşamı boyunca birçok zorlukla
karşılaşmış ancak hiçbir zaman geri adım atmamış bir arkadaştır.
Gulan arkadaşta fedai ruhla özgür kadın bilincini güçlü
temellerde birleştirme yaklaşımı hakimdir. Katledilmesiyle
amaçlanan da kadının bu gerçekliğini ve gelişme düzeyini
katletmektir. Gulan arkadaş komuta duruşu açısından ele
aldığımızda kendisini günlük sorunlarla boğuntuya getirmeyen ama
günlük sorunlara da pratik çözümler üreten, sorunlara ertelemeci
yaklaşmayan bir duruşa sahiptir. Eksikliklere karşı tavrını ve
refleksini kaygısızca ortaya koyan Gulan arkadaş hem çizgi
savaşımında hem de yaşamda fedailiğin özü olmuştur. Zilan ve
Sema arkadaşta gördüğümüz gibi Gulan arkadaşında en temel yönü
Önderlikle yaşamının her anını dolu dolu geçirmesi ve aşk
düzeyinde bağlılıktır.
Zilan, Sema ve Gulan arkadaşların yaşamlarını, şahadetlerini
salt duygusal bir yaklaşımla ya da soyut teorik belirlemelerle
ele almak son derece yetersiz ve eksik olacaktır. Bu
arkadaşların anılarına bağlılığın gereği olarak onların somut
kişilik ve duruşlarını esas almak, kendimizde yaşamsallaştırmak
sürece cevap olmakla olur. Tıpkı bu arkadaşlar gibi
Önderliğimize karşı dayatılanın ne olduğunu çok derinden
hissedip anlam vermemiz ve fedai kadın çizgisinde buna cevap
olmamız ancak anlamlı olacaktır. Bunu salt pratik bir duruş
olarak ele almıyoruz. Yüreği özgürlük için atan kadınlar olarak
nerede olursak olalım, hangi çalışmada bulunuyorsak bulunalım,
yetkimiz ne olursa olsun özgürlükçü çizginin militanlığını
sergilememiz bu şahadetlere verilecek en derin anlamdır.
Önderliğimize aşk düzeyinde bağlılık ancak Zilan, Sema ve Gulan
arkadaşın duruşuyla mümkün olabilir. Zira Önderliğimize ve
özgürlük mücadelemize karşı dayatılan komplo gerçekliğine Zilan,
Sema ve Gulan arkadaşlar gibi yanıt olabiliriz. Onlar yaşamı
tarihsel anlamıyla bütünleştiren fedai komutanlarımızdır.
Özgürlüğü katletmeye, boğmaya ve yarım bırakmaya çalışan egemen
güçler karşısında her gün çoğalmak, şehitlerimizin yol
göstericiliğinde aydınlanmak onur borcumuzdur. Zilan çizgisinde
kendimizi yetkinleştirmek, fedaileşmek ve kendimizi adamak esas
bir yaklaşım olarak önümüzde durmaktadır. Sonuç olarak kadın
özgürlük hareketinin savaşçılarının bu şahadetlere vereceği
anlamlar düşmanın yapmak istediklerini bilerek, anlam vererek,
siyasal, felsefi ve askeri anlamlar yükleyerek cevap vermek
olacaktır. Gerçek aşk budur…
|