GABAR’DA KENDİNİ YARATAN VE GABAR’IN KIZI
OLMAYI BAŞARAN ADAR ARKADAŞ...
ŞERDA MAZLUM
Heyfa Te Bu
Heyfa Muhammed Heyfa Te, Hina Pir Zu Bu Heval, Hina Pır Zu Bu
Yağmurdan ya da doludan can havliyle kaçarlar ya insanlar kaç
zamandır kaçıyorum seni yazmaktan. Oysa bir zamanlar yağmur
altında ıslanmayı ne kadar da severdim. Yazarsan belge olur
resmileşir ya yaşananlar. Senin şahadetini resmileştirmekten,
artık olmadığını ve bir daha hiç olmayacağını kendime itiraf
etmekten duyduğum korku buna neden oluyor. Her gelen grupta seni
arıyor gözlerim. Geçen yıldan beri eğitime giren her arkadaşı
gördüğümde seni görmeye çalışıyorum. Biliyorum sen olsaydın
gelişimin çok farklı olacaktı. Diploma törenlerinde senin adını
duymak istiyorum. Ve büyük bir kırgınlık ve hüzün bırakmıyor
peşimi. Çünkü beklediklerim gelmediler ve bir daha da hiç
gelemeyecekler. En çok seni bekledim Adar hoşçakal bile demeden
ayrıldık. Yaşarken bizler için ne anlam ifade ettiğini yeterince
sana ifade edemedik demeyeceğim bu kez yaşarken de sevdiğimizi
belli etmeyi başarmıştık. Ama sen katılımınla, yaşamdaki
fedakârlığınla, dürüstlüğünle bunu kendin yarattın.
Adar arkadaş 1998 yılında mücadele saflarına katılır. Halep’te
çalışmalarda yer alır. Daha sonra 2001 yılında ülke sahasına
gelir. Maddi olarak oldukça fakir ancak yüreği tüm güzellikleri
içerisine alabilecek kadar zengin yurtsever bir aile içerisinde
büyür. Adar arkadaşın kişiliğinin şekillenmesinde, örgüt
kültürünü bu kadar çabuk kavramasında ve örgüt ahlakını yaşamda
her tavır ve davranışında yansıtmasında aileden özellikle de
annesinden aldığı ilk eğitimlerin etkisi belirleyicidir. Ülkeye
geldikten kısa bir süre sonra güney sahalarından ayrılarak 2003
baharıyla birlikte kuzeye yeniden yönelen kadın arkadaşlar
içerisinde yerini alır. Fiziki olarak zorlanan Adar arkadaşın
gerillacılıkta kısa süre içerisinde büyük bir gelişim sağlaması,
Gabar görevlerinin aranan arkadaşı olması, arazide öncülük
yapması gerillacılıkta inat ve ısrarının sonucunda gelişmiştir.
Adar arkadaş bir insanın gerçekten isterse ve inanırsa başarılı
olacağının kanıtı olmuştur. Gabar’da zaman zaman basitliklere
daraldığımızda bizlere umut veren, duruşuyla gerçeği anlatan
Adar arkadaş yaşam masalımızın en sevilen kahramanlarındandı.
Kişiliğini yeni yeni bulmaya çalışırken meraklı soruları ve
yoğunlaşmalarındaki derinlikle kendini Gabar’da yeniden yarattı.
O yaşamıyla tam anlamıyla Gabar’a layık olduğunu kanıtladı.
Bal gözlü melek kız, biz görevlerden yorgun argın geldiğimizde
doğru uyumaya koşarken eline dürbünü alır araziyi ayrıntılarda
tanımak için araziye çıkar dolaşırdı. Kısa sürede gösterdiği bu
çaba sonucunda herkesin kaybolduğu bu coğrafyada öncüleşmeyi
başardı. Eylemlere katılan Adar arkadaş gün geçtikçe
güzelleşiyor, derinleşiyor ve olgunlaşıyordu. Militan duruşuyla
geleceğe dair umut vaat ediyordu. Adar Gabar’ın her şeyi
olmuştu. Gitmediği görev, keşif, eylem yok denecek kadar azdı.
Bu güveni ve sevgiyi kendi emeğiyle yarattı. İnsan emek
harcadığı yeri sever ve bağlanır. Adar Gabar’a deliler gibi
bağlanmıştı. Bir gün bile bu topraklardan koparak
yaşayabileceğine inanmıyordu. Yiğitlerin mekânı Gabar kişilerin
kendilerini tanımaları ve yaratmaları açısından bir gerilla
akademisi niteliğindedir. Ne herkes bu akademinin öğrencisi
olabilir ne de buradaki yaşam sınavından güçlü bir biçimde
çıkabilir. Adar ise hem Gabar’ı yüreğine sığdırmayı başardı hem
de Gabar’ın yüreğinde yer edinerek Agitlerin diyarında silinmez
izler bıraktı. Şimdi Gabar’In her patikasında, her noktada
Adar’a dair bir iz, bir anı var. Gidilen her kanide, içine
girilen her sarnıçta, koparılan her meyvede Adar’ı anmamak
imkânsız. Yaratıklarıyla Gabar’da izler bırakan Adar Gabar’dan
hiç kopamadı şimdi de Gabar bu yiğit kızı tanımanın, Onu
yaratmanın onurunu yaşıyor.
Gabar da doğal komutan olan bal gözlü küçük melek belli bir
hâkimiyeti geliştikten sonra komutan oldu. Herkes Adar arkadaşın
timinde kalmak istiyordu. Yoldaşlık Onun için her şeyden daha
değerliydi. İnsana insan olduğu için değer verilmeliydi.
Arkadaşları saatlerce dinler, arkadaşların sorunlarını çözmek ve
yoğunlaşmalarını derinleştirmek için adeta kafa patlatırdı.
Tertemiz duru su gibi bir yüreğe sahip olan Adar size bakınca
içinize akardı, konuşunca yüreğinizi sızlatırdı, gülünce
dünyanın en güzel, en içten ve en sade gülen insanını
görürdünüz. Bir de sessiz gecelerde çarber başında o yumuşak
sesiyle Can te çı jı mın re kır parçasını söyledi mi Adarla
türkü tadında yaşamanın ne olduğunu anlardınız. Afrinli olan
Adar arkadaş tüm alevi deyişlerini bilirdi. Onunla yaşamak
güzel, güzel olduğu kadar sürprizlerle doluydu. Her gün Adarın
yeni bir özelliğini keşfedebilirdiniz. Adar yaşamı, insanları,
hayvanları tüm varlıkları duyumsuyor kendini onların yerine
koyuyor, kendini doğanın bir parçası olarak ele alıyordu. 2004
kışında kampımızda Önderliğimizin Bir Halkı Savunmak adlı
savunmasını okuyor ve tartışıyorduk. Fareler ve yılanların
ekolojik dengenin bozulmaması için birbirlerini yemeleri
gerektiğini Ona bir türlü kabul ettiremiyorduk. Adar farelerle
yılanlar arasında sevgi geliştirilebileceğini, bunların
birbirini yemesinin zorunluluk olmadığını dayatıyordu. Kimse
Adarı ikna etmeyi başaramadı. Kişiliğindeki tüm varlıklara değer
verme anlayışı her davranışına, yaklaşımına ve bakış açısına
etkide bulunuyordu.
Her şeyin en zorunu kendisi için isteyen en güzelini yoldaşı
için düşünen Adar arkadaş bu dünyaya göre fazla iyiydi. Toprak
Onu bizlerden daha çok sevdi. O doğanın kızıydı. Erzak
görevlerinde yükün en ağırını kendisi için alır, yükünün altında
görülmezdi. Koskocaman beyaz çuvalın altında sadece küçük iki
ayak görülürdü. Kendinden büyük yükler taşırdı. Her zaman
kendinden büyük işler yapıyor ama bu işlerinde üstesinden
geliyordu. Onun için işin büyüğü güzeli, insanın güzeli çirkini
yoktu herkes önemliydi. İçimizde bulunan herkesin sevilmeye
değer yanları olduğuna inanıyordu. Ayrıntılara çok önem veren
Adar en ince ayrıntılarına kadar düşünüyor her zaman en iyisini
yapmaya çalışıyordu. Oldukça düzenli ve disiplinliydi. Yaşadığı
alana estetik kazandırmak Onun için bir görevdi. Nasıl olursa
olsun yaşarım mantığına ve günübirlik yaşam anlayışına karşıydı.
Bir yerde bir saat dahi kalınacaksa kişi en güzel biçimde
yaşamalı, yaşadığı kutsal toprakların kutsallığına leke
düşürmemeliydi.
Adarın özü kirlenmemişti özünün güzelliği yüzüne ve gözlerine
yansıyordu. Ona bakarken bu arkadaş mutlaka yaşamalı, korunmalı
diye düşünmeden kendinizi alıkoyamazdınız. Örgüt içerisinde
militanlaşabilecek, Önderliğe ölümüne bağlı, inandıklarına ve
bildiklerine göre yaşamaya çalışanlardandı. Pek çok kez kıl payı
ölümden kurtulan Adar arkadaş’ı Gabar toprakları bir ana gibi
koruyordu. Gelirken gözümüz arkada değildi çünkü Adar’ı Gabar
topraklarına teslim etmiştik. Adarla Gabar arasında kopmaz ve
farklı bir bağ vardı. Bir grup arkadaş göreve gitmişti bu
görevde Adar arkadaşta vardı. Düşman komplo hazırlamış
arkadaşları bekliyordu ve Adar arkadaş bu komplodan zor
kurtulmuştu. Burada şehit düşen Sipan arkadaşın şahadetinin
altında her zaman bir eziklik yaşadı. Sipan arkadaş genç ve
oldukça aktif katılan bir arkadaş olduğundan herkes tarafından
çok seviliyordu. Adarla Gabar’a ulaştığımız ilk günden itibaren
beraber kalmışlardı. Adar kendi yanında neden Ona değil de
Sipan’a kurşun değdiğine öfkeleniyordu. Sipan’ı geride bırakıp
geldikleri için kendine öfke duyuyordu. Adar arkadaş daha sonra
Sipan içinde yaşayacağını ve Onun gibi katılacağını belirterek
soy ismi olarak Sipan arkadaşın ismini aldı. Ve o günden sonra
kendisini çok çok daha fazla zorlamaya başladı.
En son Besta'ya geçen Adar arkadaş baharla birlikte Gabar’a
yeniden dönmek için kendisini hazırlarken, yeniden kendini
yarattığı topraklara dönmenin sevincini yaşarken sevinci
kursağında kaldı ve hiç te hak etmediği bir biçimde Besta’da
girilen bir çatışmada şahadete ulaştı. Gabar Mem olmuştu Adar
ise Zin. O aşk düzeyinde tutkuyla bağlıydı Gabar’a ancak
karaçalılar bırakmadı sevdalısına ulaşmasına izin vermedi. Ama O
Gabar’a göre yaşamayı, Gabar’ın kızı olmayı başardı.
Adar’ı anlatmaya gücümün yetmediğinin, kelimelerin Onun
gerçekliği karşısında kifayetsiz kaldığının bilincindeyim. Hani
Adarın şahadet haberini duyunca kalp krizi geçiren Adarın annesi
var ya inanıyorum ki birçok arkadaş Adarın şahadetini duyunca
aynı acıyı hissetti. Adarı kaybetmek bizlere çok zor geldi hepte
öyle olacak. Sen gidince Gabar ağladı. Sen gidince Gabar kanadı.
Şimdi gidilen her görevde içine girilen her eylemde Adar olsaydı
her şey daha farklı olurdu demekten alıkoyamıyor kimse kendini.
Adar olsaydı her şey daha farklı olacaktı artık Adarımız yok.
Gül yüzüyle yüzümüzde güller açtıracak, yaşamıyla, emeğiyle,
katılımıyla bizlere örnek olan, yaşadığımız basitlikleri bize
kendi yaşamıyla söz söylemeden gösteren, gücünü zorlamayan,
hesapçı katılanları bile utandıran güzel insan yok artık. Ama O
hepimizde bir iz bıraktı ve her zaman yaşayacak. Onu unutmak
kendimizi unutmak olacaktır. Sana layık olmak Gabar’a Onun
yoldaşlığına layık olmaktır. Senin topraklarının kirletilmesine
asla izin vermeyeceğiz. Seni çok seviyor ve çok özlüyorum güzel
kız.
|