Zagros Anlatır Sizleri
Bahar Irmak
Dağlar ki bir tek özgürlüğe tutkun yüreklere açar kapılarını.
Çünkü bir tek özgürlüğe tutkun yürekler anlar dağları… Bir tek
onları basar bağrına ve korur, paylaşır her şeyini. Köleliğe
isyan ve başkaldırıdır dağlar. Bu yüzden zalime geçit vermez ve
köleliğe boyun eğmez. Zagros da İskender’e geçit vermemiş,
Timur’u barındırmamıştır. Bu diyarlar doğuşundan bu yana
özgürlük mekânı olmuş, cenk meydanlarında özgürlük savaşçılarını
bağrına basmıştır. Bugünde ateşin ve Güneşin çocuklarına
kapılarını sonuna kadar açmıştır.
Onlar engin dağların savaşçıları ve dağların çocuklarıydılar.
Yeni yaşamı yaratanlar güneşten besleniyor, Zagroslar’dan
sesleniyorlardı tüm insanlığa. İnsanlığı gerçek özlerine çekmeye
yeminliydi savaşanlar. Bu yemine bağlı kalarak 2010 baharında
Çarçela’nın engin coğrafyasında yeniden yaşam yaratılıyordu. Kış
giydiği beyaz gelinliği üzerinden sıyırıp atmış rengârenk
çiçeklere bezenmişti. Eriyen kar tanecikleri köpük köpük akan
şelalelere can vermişti.
Kış boyunca hazırlanan toprak ana, baharla birlikte merhaba
dercesine dünyaya kocaman açmıştı kollarını… Gerilla içinse
baharın gelişi yeni bir yaşamdır, yeniden diriliş, yenilikler
başlangıcıdır.
Gerilla kış boyunca Önderliğin savunmalarından beslenmiş, güç ve
moral kazanmış ve bahara hazırlanmıştı. Baharın gelişiyle
doğayla bütünleşmiş ve yeni döneme merhaba demişti.
Önderliğimizin başlatmış olduğu 4. hamle süreci Kürt varlığının
kabulünün tek yolu olmuş ve bunun öncülüğü de gerillaya
düşmüştü. Bunun sorumluluk ve bilinciyle ilkbaharı selamlayan
gerilla sürecin gerektirdiği fedai ruhla katılma çabasını
göstermiştir. Yeni dönem yeni kahramanlıklara ve yeni başarılara
gebeydi artık. İşte bu sürece cevap olma temelinde Zagroslarda
şehit düşen 17 arkadaşı saygıyla anıyoruz.
Artım ile başlayıp zılgıtlarla onun takipçisi olan Esra ve tüm
devrim şehitleri anısına… Gök gözlü Avaşin, Kobaninin asi kızı
Melsa, Kürdistan aşığı Ronahi, fedailik timsali Sarina ve
Beritan kadın hareketinin öncülerini takip ederek bu meşaleyi
onurluca taşıdılar. Cudi, Laleş, yaşının ilerlemesine aldırmadan
genç ruhunu hiç kaybetmeyen ve savaşta en önde yer alan Tekoşer,
adı gibi yüreği derya olan Dilgeş, Serhatın asi çocuğu Murat,
Harun, Diyar, Güney Kürdistan’ın yiğit savaşçıları Dilocan ve
Başur. Hepsi ayrı bir destan, hepsi ayrı bir kahramanlık
abidesi.
Çarçella ülkenin farklı yerlerinden bir araya gelen 17 dağ
çiçeğini Şemzinan’ın yüreğine sakladı. Sonsuz bir zaman
yolculuğuna uğurluyordu çocuklarını. Ve ülkemin kederli yüzleri,
nasırlı elleri Şemzinan da hiçbir zaman yüzlerini görmediği bu
evlatlarına kucak açtı. Bağrına bastı ve onları sarmaladı ana
sıcaklığıyla…
Zagrosun sarı nergisi
Çarçela’nın güzelliklerini anlatmaya ne kelimeler yeter ne de bu
aciz eller ancak bir kaçını dillendirmeye mecalimiz olur ki
bunlardan biride nergisleridir. Sapsarı nergisleriyle adeta
göreni büyüler… Sadece o yöreye özgü olan bir çiçektir sarı
nergis. Yüksek ve asi kayalıkları kendine mesken bilir. Yani
öyle herkesin kolay kolay ulaşamayacağı yerlerde barınır. Kokusu
ve narin duruşuyla göreni kendine hayran bırakır. Bugün Önder
Apo köleliğe mahkûm bırakılan kadından sarı nergisler yarattı.
Kendi rengini verdi onlara. Sarı ,güneşin rengi..
Avaşin yoldaşta bu narin çiçeklerden biriydi. Çakır gözlü,
mahzun bakışlı, sarışın, sakin yapısının yanında yer yer
çılgınlık yapmayı seven biriydi. Bu yapısının yanında gerilla
kıyafetleri ve dersim şelemesiyle çok sempatik görünürdü. Örgüte
ilk katıldığı dönemde Yunanistan ve Avrupa çalışmalarında yer
almış ancak yüreği her zaman gerilla da çarptığından ülke
hasretiyle yönünü dağlara vermişti. Çünkü biliyordu ki
özgürlüğün yolu dağlardan geçer. Kaybettiğini ancak kaybettiğin
yerde bulursun derler Avaşin yoldaş da bu temelde Kürdistan
dağlarında arayışlarını sürdürdü. Adeta bir Zagros hayranıydı.
Orda olduğu süre zarfında her gün yeni şeyler öğreniyordu. Ana
tanrıça Zagroslar’da nasıl ki bütün kâinatın yaratıcısı ve
bilgesi olmuş ise, Avaşin yoldaşta bilge kadının mekânında kendi
özünü özgürlüğünü buralarda tanımış ve bilge kadın bütün
emeklerini buralarda görmüştü. Yani Zagrosların eteğinde, kutsal
mekân ve ana tanrıçanın emeği karşısında Avaşin yoldaş aşk
düzeyinde Zagroslara bağlanmıştı. Zagrosların eteklerinde bu gün
bir çobanın yaptığı işlerden tutalım bir köylünün toprağı
ekimine bir filozofun eserleri yazmasından tutalım bir ideologun
yaratımlarından daha güçlüdür, PKK bilgelerinin yaşadıkları.
Avaşin yoldaş bütün bunları en güzel şekilde öğrenmiş çok
titizce yaşamsallaştırmıştır. Kendi eğitimini ihmal etmez
kendiyle birlikte çevresindekileri de eğitirdi. Gece yarılarına
kadar okur araştırı, gündüz eğitimlerine güçlü katılabilmek için
elinden gelen her şeyi yapmaya çalışırdı. Bir öğretmen kadar
disiplinli bir öğrenci kadar da çalışkandı. Arkadaşları eğitime
katmak için çeşitli yol ve yöntemleri denerdi. Onların düzeyine
göre yaklaşır, kim hangi yöntemle ve nasıl anlarsa öyle
anlatmaya çalışırdı. Yoldaşların görüşlerini önemser ve büyük
değer biçerdi. Ve rahat katılmalarını sağlayarak onları
cesaretlendirirdi. İnsanlarla ilgilenmekten zevk alırdı. Bunu
yaparken sıkılmaz son derecede sabırlı yaklaşırdı. Mesela saati
bilmeyen bir arkadaşa saat kullanmasını öğretmek için aylarca
uğraşmış o öğrenene kadar pes etmemişti. Çok mütevazı, alçak
gönüllü, hoş görülüydü. Avaşin yoldaş olduğu gibi görünen,
göründüğü gibi olandı. Her ne kadar fiziki olarak zorlansa da
Zagroslara olan sevgisinden bunu hiçbir zaman önüne engel olarak
görmezdi. Örgütün en hassas çalışmalından olan disiplin
kurulunda ve basın çalışmalarında yer almıştı bu nedenle de
ideolojik ve örgütsel boyutlarda da yetkindi. Örgütün maddi ve
manevi değerlerine hassas yaklaşırdı. Avaşin yoldaş inandığı
şeyler için sonuna kadar mücadele eder ve yanlış bulduklarına
karşı asla taviz vermezdi. Kendi de yaşam duruşuyla gerçek PKK
militanlığına ulaşamaya çalışırdı. Örgütsel konularda çok
ilkeliydi. Siyasi gelişmeleri takip eder sürecin hassasiyetleri
karşısında gerillanın nasıl bir duruş sergilemesi gerektiğini
sürekli dilendirirdi. Halkın ve Önderliğin üzerindeki
yönelimleri derinden hissederdi. Bu da onda düşmana karşı büyük
bir öfke uyandırırdı. Bu nedenle özelikle Önderlik üzerindeki
baskıların karşısında fedai eylem yapma önerisinde bulunmuştu.
Bu bilinç ve sorumlulukla yaklaştığı için fiziki zorlanmalarını
hiçbir zaman engel olarak görmezdi. Heval Avaşin kolay kolay
moralsiz düşmezdi. Sürekli gözlerinin içi gülerdi. Kızsa bile
kimse ondan rahatsız olmazdı. PKK de bazı kahramanlar vardır ki
yaşama yön veririler, doğrultu kazandırırlar, renk katar ve
yaşamın çekim merkezi olurlar. Avaşin yoldaşta yaşamdaki
katılımıyla çekim merkezi olur ve her yönüyle doğrultu
kazandırırdı. İşte Avaşin yoldaşın kısa yaşamını, karakterini
böyle anlatabiliriz. Yıllarca Zagroslar da mücadele etti ve dolu
dolu yaşadı. Öğrendi ve öğretti. Artık her yönüyle kendini cenk
için hazırlamıştı.
Cenge gitmeden öncede askeri malzemelerini büyük bir özenle
hazırlanmış ve düğüne gider gibi bir coşkuyla yolculuk
hazırlıklarını yapmıştı. Tabi yoldaşlarının hazırlıklarına da
yardım etmiş, yoldaşlarının saçlarını özenerek taramış en güzel
modeli vermişti. Narin beline 4 şarjörünü ve bombalarını
bağlamıştı. İşte böyle asi böyle güzelim demişti o heybetli
duruşuyla. İşte Zagrosların tanrıçaları böyle süslenirler.
Eyleme gitmeden önce her şeyi en titiz bir şekilde hazırlamış
hiçbir eksik kalmamıştı. O güzel ve büyüleyici sesiyle Melsa
arkadaş bir şarkı da söyleyince her şey artık tamamdı. Tecrübeli
olan eski arkadaşlardan perspektiflerini aldıktan sonra
vedalaşmaya sıra gelmişti yine. Çok içten bir şekilde “serkeftın
be heval” sözünden sonra yola koyulmuşlardı. Bayan arkadaşlar
yoldaş sıcaklığıyla sıkı sıkı sarılmışlardı son kez. Gecenin
karanlığıyla usul usul yol almışlardı. Artık Avaşin yoldaş derin
yoğunlaşmalara dalmıştı. Kameraların karşısında kolları kırılan
çocukların, gözü yaşlı anaların hesaplarını soracaktı. Anaların
o insanın tüylerini ürperten çığlıkları Avaşin yoldaşın
kulaklarında yankılanıyordu.
Çarçela’nın köpük köpük akan şelalelerinin yanından beyninde
alacakları intikamın planıyla ilerliyordu. Akan suyun sesi
gecenin sessizliğini yırtıyordu. Onun ilk savaş deneyimi
olacaktı bundan kaynaklı daha bir heyecanlı ve coşkuluydu. Geri
dönseydi neler hissettiğini belki daha iyi anlatacaktı…
Bütün bunları düşünürken düşmanla vuruşacakları düello noktasına
gelmişti. Gecenin zifirinde patlayan mermilerin sesi yankılandı.
Çılgına dönen düşman tüm tekniğini kullanmış, tanklar ve
kobralarını yoldaşlara çevirmişti. Avaşin yoldaşta dört kelebek
misali özgürlüğün sırrını çözdü ancak dönüp diğerlerine
anlatamadı. Özgürlüğe kanat çırpmıştı…
Reyhan Çiçeği Sarina Yoldaş
Biz çok uzaklardan gelen
Çok eski bir şarkının notalarıyız
Biz umudun sevginin ve özgürlüğün diğer adıyız
Dolu, dolu bir yaşamın emekçileriyiz
Irmaklardan, ormanlardan, yangınlardan, mevsimlerden geçiyoruz
Yürüyoruz, yürüyoruz
Durmadan yürüyoruz
Hakikatin ışığına doğru
Aşkımıza güneşimize doğru beş bin yıldır söylenen o şarkımızın
melodileri bu günde özgürlük dağlarında sevginin, aşkın,
özgürlüğün ve hakikatin savaşçıları tarafından, Apocu kız ve
erkek gerillalar tarafından sergilenmekte. Artık bu şarkının
notaları daha güzel ve daha canlıdır.
İşte bugün özgürlük şarkısının melodisine kulak vererek dağlara
gelen ve bu melodi de bir nota olmayı esas alanlardan biri de
Sarina yoldaştı. Sarina yoldaş uzun boyu esmer tenli ve kara
gözleriyle reyhan çiçeğini anımsatıyordu. Aldığı parti kültürü
ve fedakar yoldaşlık ruhuyla herkesin gönlünde yer edinmişti.
Dördüncü Hamle dönemine güçlü katılma ve cevap olma temelinde
Zagroslara gelmişti. Bu aynı zamanda Sarina yoldaşın ilk pratiği
olacaktı. Gördüğü ideolojik ve teknik eğitimlerden sonra bunları
yaşamsallaştırma zamanı gelmişti. Yıllardır örgütten aldığı
emekleri burada ürüne dönüştürecekti. Bunun büyük heyecanını
yaşıyordu. Daha önce eylemlere katılmamıştı. Herki’de 2 kez
suikast eylemi yaptı. Canından bir parça olarak gördüğü silahı
karnası gözü gibi koruyordu. Soğukkanlı, cesaretli ve işinde
titiz olduğundan ilk eyleminde bile çok başarılıydı. Bu da
kendisine daha fazla güvenmesini sağlamıştı. Kadın rengiyle,
bilinciyle ve kimliğiyle katılmayı esas alırdı. Bir yandan
ulusal kimliği ve özgürlüğü için savaşırken diğer yandan
önderliğin önümüze koyduğu kadın özgürlük mücadelesi temelinde
güçlü bir savaşçı olmayı esas alırdı.
Dünya tarihinde ulusal kurtuluş mücadelelerinde kadınlarda
savaşmış, büyük fedakarlıklar yapmış ama her zaman erkeğin
yedeğinde kalmıştır. Kadın özgürlük bilincinin yeterince
gelişmemesinden kaynaklı her defasında erkek egemen sistemin
sömürüsüne maruz kalmışlardır. Hiçbir devrim de kadınlar Apocu
hareketteki olan Kürt kadınları kadar güçlü irade açığa
çıkaramamıştır. Hem kendi ulusal kimliği hem cins kimliği için
bu düzeyde savaşılmamıştır. PKK’deki kadın savaş içinde savaş
vererek düşmanla verdiği savaşın 10 katı fazlasını hem kendiyle
hem erkek sistemine karşı güçlü savaşarak çelikleşen bir irade
ile yaratmıştır. Bu nedenle Kürt kadınlarının geldiği düzey
oluşturulana kadar çok büyük bedeller verildi. Bu gün her
yönüyle yaşamda öncülük yapan çok belirleyici bir konuma
gelmiştir.
Sarina ve son şehit düşen kadın yoldaşlarımız kahramanca bu
sisteme karşı savaşarak hem halkımız üzerindeki saldırılara hem
de kadın üzerindeki saldırılara güçlü cevap olmuşlardır.
Sarina yoldaş mütevazı, cana yakın, samimi ve fedakâr biriydi.
Zagros’a birlikte geldikleri grup arkadaşlarının hepsi uzun
boylu olduğundan “em koma jınen ser bilindın” diye espri
yaparlardı. PKK’de şahit düşenler geride kalanlara bir sürü
sorumluluk bırakırlar. Sarina yoldaş ve büyük devrim şehitleri
anısına yapmamız gereken o kadar çok şey birikti ki. Onlara
uğruna savaştıkları ülkenin gelecekteki teminatı olma sözümüz
var.
Geri Dön
|