ÖZGÜRLÜK, HEP KIZIL KANI BEDEL İSTER...
Türkan Bal
Zin! Zini bilir misiniz acaba?
Aslında Zin, Meme Alana değil, Cizira Botana âşıktı.
Memde Cizira Botanı sevdi Zin.
Sevdiği için ölümü göze aldı, aşkta biraz bu değilmiydi; yani
sonsuzluk, ne bileyim ölümsüzlük. Eğer Zina Zeydan, Meme Alana
kavuşsaydı, ihanet hançeri hep Botan halkının omuzlarında soğuk
bir buz dağı gibi kalacaktı.
Kavuşsaydı eyer, tüm gelecekleri çocukların özgür adımlarında
değil, çift kişilik, ölümlü bir yatak yalnızlığı olacaktı.
Kavuşmadı Zina Zeydan Meme.
O, Cizira Botanın ceylan sekişli dağlarını, serçe akışlı
derelerini sevdi. En çokta Cudiyi, Gabbarı sevdi. Yüreğini
oraya, ürküntüyü büyüten kayalıklara bıraktı. Zin, kendisi gibi
Cizira Botanı sevecek bir kıza yadigâr bıraktı yüreğini. Kim
bilir kaç asır sonra gelecekti o, gelip yadigârını alacaktı.
Biliyordu bunu Zin…
…ve Sorxwin!
Kanı, yüreği kızıl bir kız.
Ve bir komutan.
Eyer Mirê Bedirxan, gün gelip başını kaldırırsa mezarından “işte
beni geçen bir komutan” der, selam verir hasetsiz. “Demek zaman
beni aşacakları da doğuracaktı.”
Heybetli olmayanlar sevemez heybetli dağları. Heybete heybetle
karşılık verir dağlar. Hele Nuh un kartal yuvası Cudi’yi, kim
öyle kolay sevebilir ki? Ancak, ancak kanını kızıl olduğunu
bilen bir kızdan başka…
…Nuh gözlerini açtığında huri kızlarının etekleri gibi inen bir
dağın zirvesindeydi. Gerisinde, tufanda yitmiş bir yaşam,
masmavi önünde ölü gibi yatıyordu. Bir kefen kadardı insanların
ömürleri ve bir kefene sarılmayacak kadar yitikti bedenleri. Bir
dünya, tüm coğrafyasıyla sulara kapılıp ölmüştü. Yalnızca
Mezopotamya da Cizira Botanın Cudisi kalmıştı.
Hep bittiği yerde başlardı yaşam.
Nuh bunu biliyordu.
Mezopotamya hep başlangıçtı.
Her bitişten sonra gelen başlangıç.
Nuh, çamurdan değil, ilk medeniyetten başlatacaktı yaşamı. Bir
yol çizecekti zirveye. Hele sular bir çekilsin, hele saldığı
dişil- eril çiftler bir türesin. İlk koşacakları yer Cudinin
zirvesi olacaktı. Nuh bunu biliyordu. Cudi hep ilklerin ismi
olacaktı.
Anneydi Cudi…
…Munzur’un eteklerinde bir kız doğdu.
Küçük gözleri, kıvırcık saçları olan.
Ama önce bir isim bulmalıydılar ona.
Ki en çok ismi gibi yaşasın.
Azat mı olsun, Amargi mi, yoksa Özgür?
Bir isim olmalı. Tenini yakacak kadar büyük olmalıydı ismi. Ki
hep kendi ateşinde doğabilsin. Beş kıtayı birleştirecek,
okyanusları damla damla taşıyacak kadar yanmalıydı teni. Munzur
da doğan her kızın adı büyüktü.
Ki Beşê’nin ahtı vardı ve kalmamalıydı yerde. Ahtı bir intihar
değildi, bir ateşti, bir hançerdi, halada bugünde iner zehirli
bedenlere. Sonra Zarife, göğsünde çapraz fişeklik takan o güzel
kadın. Ki, hala, özgür kızların göğsünde durur çapraz fişekliği.
Ya Zilan!
Zilan’ın hesabını kim tutabilir ki?
Hangi asır, hangi çağ, hangi zehir zemberek mevsim?
Yada kılıç kesiği yarasıyla hangi insan?
Munzur’un eteklerinde bir kız doğdu.
Rüzgârın sesiyle fısıldandı ismi kulağına
“Özgür…
Özgür…”
Ezan sesinde, Pir Sultan dergâhında semahlarla bağışlandı ismi.
Pir Sultan bile telin deyişinde ikrar etti ismi.
Özgür.
Bir küçük kız.
Bir küçük çocuk ve tüm çocuklar gibi ismine sevdalı. Yollara
düştü, bir kıtadan bir kıtaya yol alacak kadar büyüktü adımlar.
Kendini aradı ilkin, sonra ismini.
Büyüdükçe, adı da adımları da büyüdü, büyüdükçe isminin anlamı
da büyüdü. Artık hiçbir kentin düşkün gülüşlü ışıklarında
bulamayacaktı adının anlamını.
Biliyordu bunu.
Eyer Munzur da verilmişse ismi, o zaman Munzur gibi büyük bir
dağda gizli olmalıydı isminin anlamı. Düşleri genç kız, yüreği
çocuk, öyle ayakbastı dağlara.
İsmi ordaydı, hemen ayak bastığı yerde.
Daha da büyümeliydi anlam.
Emek dedi.
Aşk, sevgi, şiir dedi, silah dedi.
Artık bir genç komutandı.
Özgüre bir kan ekledi; Sorxwin di artık.
Şiirle düşlerini. Emekle ellerini büyüttü.
Öğrenmişti, iktidar ne kadar katliam istiyorsa, – ki Zilan
deresinden, 38’lerden biliyordu- özgürlük o kadar bedel.
“Sorxwin” dedi kendi kendine, “mademki Munzur Özgür demişti,
Cudi de Sorxwin olmalıdır.”
İşte bunu için, sadece bunun için, Zina Zeydan Meme Alana değil,
Cizira Botana âşıktı.
Aşk, kırık bir tetikten gelmiyordu sadece, şiirde vardı.
Deli dolu, dağ asmalı şiirler.
Sorxwin bir tetikte, birde şiirde büyüttü asma yapraklı
yüreğini. Kadın olmanın şiirsel hazzıyla. Kırık türküleri hiç
biriktirmedi heybesine. İşte bunun için anladı isminin anlamını.
Zinden yadigâr kalan bir aşktı adı.
Oda bundan olacak Cizira Botanı sevdi. Cizira Botanda Zini
sevdi. Cudi bunun için Nuh tan değil Zinden emanetti.
|