ÖZGÜRLÜK ŞEHİTLERİ  

İNSANA GÖSTERİLEBİLECEK EN BÜYÜK SAYGI, TEMEL GERÇEKLER KONUSUNDA BİR ŞEYLER ÖĞRETEBİLMEKTİR...

Şehitlerle Diyalog

Kod Adı: Sosın
Adı Soyadı: İnayet Yatak
Doğum Tarihi ve Yeri: 1976 Şırnak
Mücadeleye Katılım Tarihi: 1989
Şahadet Tarihi ve Yeri: 9 Kasım 1999 Begova Ovası
Görevi: Takım Komutanı


Kürt’ün kitabı daha yazılmamış, özellikle romanı hiç yazılmamış. Bu önümüzdeki devrede fırsatım olsaydı, buna da biraz açıklık kazandırabilirdim. Fakat gerçekten ne boğaz kaldı, ne mide, ne göz. Dünyayla mı uğraşacağım, sizinle mi? TC gibi bir canavarla mı uğraşacağım, sizin gibi zavallılarla mı? Gel de altından çık. Dünyanın en vahim işi. Zaten dün çok ilginç bir cümle okudum. CIA ajanı, “Bu Apo, şaka gibi bir şey, garip bir şey” diyor. Tabii bunlar dünyayı ölçüp tartan adamlar. Benim durumumu izah etmek çok güç. “Çok acayip, ne biçim bir şey” diyorlar. Bu olayın özelliğinden ileri geliyor. Sizler, TC, dünya ve biz. Hainler ve biz. Sanırım içinden çıkılması en zor iş.
İşin en tuhaf tarafı; kadrolarımız, iki kelimeyi bir araya getiremeyecek olanların çoğu, komutanlık adı altında kendilerini kandırmışlar. Bu, durumu daha da ağırlaştırdı. “Yaşım ilerliyor” diyor. Bu sefer daha da korkunçlaşıyor. Olgunca yaklaşamıyor siyasete, kırk yaşında bebekleşiyor. Hepsi tuhaf durumlar. Kişilik yok. Yaşanmamış halk gerçekliği. Normal çağdaş insanla hiç ilişkisi yok, çağdaş insana özeniyor. Yani biçim olarak da kendini o insan yerine koyuyor. Aslında o çağdaşlık, kendisini yok eden çağdaşlıktır. Özeniyor, onu da beceremiyor. Ve böylece de kendini katmerli bir bitişe atıyor, zemin oluyor. Zaten maddi yoksunluk diz boyu. Maneviyatı hiç kalmamış. Bu yüzden TC, “Gel, teslim ol” diyor. Şu anda dört gözle onu bekliyorlar. Ateşkesi bile öyle yorumlamak istiyorlar. Sizi çözmüşler, “Mum gibi eriyorlar” diyor. Genelkurmay Başkanı’nın cümlesi aynen böyledir. “Apo da ya gelir teslim olur ya da adamları gelir, getirir.” Çok ilginç değil mi? Biliyor benim ne olduğumu, ama sizin için “Kalırlarsa mum gibi eriyecekler” diyor. Sizin için iyi bir tablo değil. Dışarıda da halinizi biliyorsunuz. Dışarıya sizi nereye götürelim? Ne içeride, ne dışarıda yapamayınca, ne yapıyorsunuz? Bu sefer kendi içinize büzülüyorsunuz. Kendi dünyanız, iç dünyanız korkunçlaşıyor. Tımarhanelik, hastanelik, hapishanelik kişilik ortaya çıkıyor. Korkunç!
Dediğim gibi, aydın olsaydı, çok iyi sonuç çıkarırdı. Gerilla da öğrenebilir, aslında iyi bir askeri sistem de var. Ama adaylarımızın kapasitesi uygun değil. Çalışacağım, başka çarem yok. Yine de çalışmak en iyisi. Ne gelirse, bu çalışmadan gelir. Aranızda yoğunlaşmayı tartışırken, bu yönlere dikkat edin. Basit grupçuklar oluşturmayın, vaktinizi kaybedersiniz. Unutmayın ki, benim karşımda kendinizi, örneğin söz düzeyinde bile savunamıyorsunuz. Bu, şunu gösterir: Siz savaşa göre, yaşama göre değilsiniz. O açıdan ciddiye alın. Hiç olmazsa bize karşı dayanabilecek kadar bir güç kazanın. Başka türlü kadro olamazsınız. Başka türlü aydın da olamazsınız. Bunu aşmak istiyoruz. Giden arkadaşlar da çok duyarlı olmalı. İğne ucu kadar ortam kazanma ruhunu değerlendirmeliler. Çok sıkı bir yaşam terbiyesini kişiliklerine oturtmalılar. Olmazsa ne olur? Olmazsa, kimse sizi ciddiye almaz. Olmazsa, peşinen yenilgiyi kabul etmiş olursunuz. Belki beş yıl, belki on yıl sonra kötü bir teslimiyetçi olursunuz veya ölüm gelir, yakanızı bulur. Bunu şimdiden eğitim çalışmalarıyla önlemek istiyoruz. Siz de akıllı olun.
Bu çerçevede devam ediyoruz. Küçük bir grubumuz vardı, bu da bir yoğunlaşma grubu sanıyorum. Çok derin sözler vermeyeceğiz, belki ülkeye giderken derinleştiririz. Beynini savaşa ve yaşama hazırlama sözü olabilir.
Sosın: Adım İnayet.
- Partideki adın nedir?
So.: Sosın.
- Sosın, söyle bakalım.
So.: Şırnaklıyım. 1989’da partiye katıldım. ’89’dan ’94’e kadar Botan’da kaldım. ’94’ten ’97’ye kadar hem kitlede, hem de savaşta kaldım. Bütün bu süreçlerde ideolojik, politik derinleşemedim.
- Okuman var mıydı?
So.: Yoktu, partide öğrendim.
- Öğrendin mi?
So.: Doğrudur Başkanım. Eğitim için bu sahaya geldim. İdeolojik, siyasi ve YAJK bilinci almak için bu sahaya geldim.
- Sen de ideolojiden bir şey anladın mı? Nedir bu ideoloji meselesi Sosın?
So.: Başkanım pratikte sorunlara çözüm bulmak, insanları kazanma...
- Bu ideolojidir diyorsun?
So.: Pratikte, savaş taktiğinde, insan kazanmada yani bu alanlarda dar yaklaşım oluyordu. Etrafa politik yaklaşılmıyordu. Bu durum eğitimde derin bir biçimde görüldü. Bu temelde biraz yoğunlaştım.
- Aslında buraya gelmişken silahla meşgul olmamalıydın. Bizi dinlemeliydin. Sizden şunu istiyoruz; bu işi anlayın!
So.: Doğrudur Başkanım.
- Silahı elinize almışsınız ama niçin? Cevabın yok. Bunun için mahvolmuşsun. Silah kötü değil, silah yiğitliktir, silah direniştir, silah cesarettir, silahın kendisi de aslında ideolojidir, fakat onun için yine de ideoloji gerekir.
So.: Doğrudur Başkanım. İdeoloji olmadan silah işlemez. Sadece bir araç olur.
- Tabii. Bir dost gelmişti. Barzani’ye sormuşlar, “Bıçak mı iyidir, insan mı?” O da “insan” demiş. Şimdi öyle değil. Şimdi her şeyi paraya bağlamış. Bıçak, kılıç, silah kendi başına bir şey değildir. Eğer insanın elindeyse bir anlamı vardır. Tamam mı?
So.: Doğrudur Başkanım.
- Neyse, Sosın yaşın kaçtı?
So.: Yirmi iki.
- Yani hemen hemen sen de on iki yaşında mı katılmıştın?
So.: On üç yaşında.
- Kim kattı seni?
So.: Ben kendim karar verdim Başkanım.
- On üç yaşında ne kararı?
So.: Berivan arkadaş Cizre’de şehit düşmüştü. Yine düşmanın baskıları vardı.
- Aileye mi?
So.: Aileye ve genel çevreye.
- Peki, daha önce Berivan’ı görmüş müydün?
So.: Hayır Başkanım.
- Ülke için değil, şimdi gideceğin yerler için okumayı seviyor musun?
So.: Doğrudur Başkanım.
- Günde kaç sayfa okuyabilirsin?
So.: 50 sayfa okuyabilirim Başkanım.
- 50 sayfa ise çok iyi, ihtiyacını görüyor mu?
So.: Doğrudur Başkanım.
- Disiplinlisin yani, okumaktan sıkılmasın?
So.: Sıkılmam Başkanım.
- Yani elindeki silah kitaptır. Oku, yüzlerce kitap oku. Bu silahı ideoloji için kullanabilirim diyene kadar oku. O zamana kadar okuyabilirsin. Tabii arkadaşlara da bir şeyler verebilirsin.
So.: Doğrudur Başkanım.
- Gideceğiniz yer, iyi bir yerdir. Yani keyfi yaşam alışkanlığı yok, sen de hep zorlu yaşam koşullarında büyümüşsün.
So.: Doğrudur Başkanım.
- Yani burası çok güzeldir, buradan çıkamam deme tamam mı?
So.: Demem Başkanım.
- PKK’nin evleri birer savaş karargahıdır.
So.: Doğrudur Başkanım.
- Yani yattığım yerde en büyük savaşı yürütüyorum.
So.: Doğrudur Başkanım.
- Bunun için sanırım bazı sonuçlar çıkarırsın değil mi?
So.: Doğrudur Başkanım.
- Programını kendin yapacaksın veya aranızda tartışırsınız. Tek tek programınızı kendiniz hazırlayacaksınız tamam mı?
So.: Doğrudur Başkanım.
- Kendi ihtiyacınıza göre, çözümlemeler ağırlıklı olur, edebi kitaplar da olabilir.
So.: Doğrudur Başkanım.
- Parti edebiyatı olur. Ayrıca iyi gördüğün bazı dünya klasiklerini de okuyabilirsin. Dilin açılır, zekan açılır.
So.: Doğrudur Başkanım.
- Sanırım daha çok gelişirsin değil mi?
So.: Doğrudur Başkanım.
- Peki, başka bir isteğin var mı?
So.: Hayır Başkanım.
- Kendine güvenin var sanırım?
So.: Var Başkanım.
- Ama değişeceksin. Köylü tarzını atacaksın.
So.: Doğrudur Başkanım, daha öncede bunu aşmak için yoğunlaştım.
- Üslubunu, hitabını düzelteceksin. Silahtan daha zordur, ama öğreneceksiniz.
So.: Doğrudur Başkanım.
- Ülkeye göre, savaşa göre nasıl bir kadro tipi gerekir, hatta bir kız nasıl olur? Zaten bunun üzerine de yoğunlaşacaksınız. Sonuç olarak, sanırım kendi başınıza hangi soruna el atarsanız rolünüzü başarıyla oynarsınız, ki amaç da budur.
So.: Doğrudur Başkanım.
- Peki bu çerçevede Sosın arkadaş da düşüncedeki derinleşmeyi sağlamalı. Bu da önemli bir iştir. Bir savaştır aslında. Dışarıya karşı savaştan önce iç savaşta başarılı olmalısın. Eğer dış savaşı kazanmak istiyorsan bundan önce iç savaşı kazanman lazım, tamam mı?
So.: Doğrudur Başkanım.
- Bunu kazanmazsan dış savaşı kazanamazsın.
So.: Mümkün değildir.
- Bu temelde asıl savaş iç savaştır. Başarılar diliyoruz.

2 Eylül 1998

                                                                                       Geri Dön
 

 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır