Ya Soyunu Siyasi Olarak Sürdüreceksin, Ya Son
Bedirhani de Ölecek
Kod Adı: Çekdar
Adı Soyadı: Lokman Bedirhanoğlu
Doğum Tarihi ve Yeri: 1977 Cizre
Öğrenim Durumu: Lise
Mücadeleye Katılım Tarihi: 1994
Şahadet Tarihi ve Yeri: 29 Kasım 1999 Gare
Görevi: Bölge Komutanı
Çekdar: Kod adım Çekdar. Diğer ismim Lokman Bedirhanoğlu,
1977’de Cizre’nin Şax köyünde doğdum. Ailemin geleneksel
milliyetçi özellikleri var, siyasi ortamın yoğun olduğu bir
ortamdan geliyorum. 1991’de Cizre’de okul komiteleri düzeyinde
faaliyet yürüttük. 1994’e kadar okul faaliyetleri sürdü, 94’te
katılımım gerçekleşti. Dört yıl Botan’da kaldım. 98’in başında
bu sahaya geldim. Bu sahada özellikle eğitim devresinde birçok
şeyi bilince çıkardığımı ve bir derinleşmeyi yaşadığımı
belirtebilirim. Özellikle yoğunlaşma devresinde, bu derinleşmeyi
Önderlik gerçeğinin yaşam ve çalışma tarzıyla birleştirerek, bir
karşılaştırmasını yaparak ve ayrıca aradaki derin uçurumun da
farkına vararak kişiliğimi oluşturma sürecine girdiğimi
belirtebilirim. Bu yönlü büyük bir iddia ve karar sahibiyim.
Özellikle Önderlik gerçeğinden uzaklığımız bariz bir şekilde
görüldü. Büyük düşünememe, büyük başaramama ve bu yönlü
iddiamızın zayıflığı ortaya çıkıyor. Bu süreçte böyle bir
kişiliğin de yaşamasının bir anlamı olmadığı ortaya çıkıyor. Bu
süreçte vasat, büyümekten korkan kişiliğime de bir tepki
gelişti. Bu beraberinde kendime yönelmeme ve belli bir düzeyi
yakalamama neden oldu. Bu düzeyi büyük başarı tutkusuna
dönüştürebileceğimi düşünüyorum. Son kayıplarda görüldüğü üzere
parti içerisinde doğru bir yürüyüşün sahibi olmadıkça ne örgüt
bizi kabul eder, ne de düşman. Bu yönüyle eski klasik Kürt
kişiliğinin basit yaşamına, basit ölümüne gelmemek önemlidir.
Önderlik gerçeği bu açıdan da ön açıdır. Bunu her anlamda, her
düzeyde gösterebileceğime inanıyorum Başkanım.
- Bedirhanoğlu. Senin soyadın Bedirhanlılar’dan mı geliyor?
Çek. : Doğrudur Başkanım.
- Köken oraya kadar gidiyor mu?
Çek. : Doğrudur Başkanım.
- Bedirhan’ın kendisi kaçıncı dereceden akrabanız olabilir?
Çek. : ...
- Çok ilginç! İlk defa bir Bedirhani ile karşılaşıyorum, yani
klasik feodal dönem gitti, şimdi gençlik, yurtseverlik döneminde
seninle tanıştık.
Çek. : Doğrudur Başkanım.
- Büyük Bedirhaniler isim düzeyinde bile unutulup gittiler. Ama
ben zavallı bir köylü çocuğuydum, benim için soyu sopu belli
olmayan biri diyorlardı. Soy sop beni fazla ilgilendirmiyor, ama
hatırlayabildiğim kadarıyla ciddi bir soy. Bir arkadaş da
mektubunda yazmış, “Önderlik soydan gelme genlerle bu duruma
gelmiş” diyor. Çok ilginç! Sanmıyorum genlerle ilgili olsun, ama
tabii dedemin dedesinin de bir dönemlerin etkili ve akıllı bir
insanı olduğu söyleniyor. Özellikle dedemin oldukça akıllı biri
olduğu kesin, bilge ve evliya gibi bir adam. Ata iyi bindiğini
de söylüyorlardı, iyi bir süvariymiş. İsmet İmset de yazmış, bir
kitapta öyle değerlendiriyor. Bu soy sop işi mühim değil,
Bedirhanilerden bahsettin onun için aklıma geldi. Fakat maalesef
onlardan pek kimse kalmadı.
Çek. : İki kaleleri var.
- Onlar yaklaşık yüz elli sene önce güzel bir dönem yaşıyorlar.
Yarı devlet gibi biri, fakat ilkel bir ideolojisi var, feodal
bir otorite olmak istiyor. Avrupa Osmanlı’ya yardım etmeseydi
devlet de olabilirdi. Mehmet Ali Paşa’nın Mısır’da yaptığını
Kürdistan’da yapabilirdi, ama sanırım Avrupa’nın desteği ve
ayrıca o feodal kişiliği aşamaması bunu engelliyor. Feodal
kişilikle devlet kurulamaz zaten.
Çek. : Başkanım uluslaşmada zayıflık var.
- Tabii, uluslaşmada zayıflık var, modern bir ordu kuramıyor,
çok örgütsüz. Feodal kişilik soluksuzdur. Bir burjuva
milliyetçisi olsaydı, belki daha fazla direnebilirdi. Ama
Eruh’taki kalede üç gün direniyor, ondan sonra teslim oluyor.
Çek. : Teslim oluyor, evet.
- Eruh yakınlarındaki o kale hala duruyor mu?
Çek. : Başkanım Osyan taraflarında.
- Hakiki kale midir?
Çek. : Doğrudur Başkanım.
- Neyse, bir şey olmaz. Keşke onun yerine sen kazanabilsen.
Çek. : Başkanım eski Kürt tarzıyla kazanılamayacağını biliyorum.
Özellikle Önderlik ve parti gerçekliği karşısındaki
gerçeklikleri açığa çıkınca farklı bir anlam ifade...
- Yani oranın kültürü o kadar. Ama şu anda Botan’daki tarz da o
kültürle bağlantılı değil mi? Örgütlenmeye, sisteme, derinliğe
gelmeyen Bedirhan Bey gibi olur. O büyük beydi, diğerleri bey de
olmaz. Metin vardı, onun gibi teslim olur, itirafçı olur.
Bedirhan Bey’i İstanbul’a aldılar, orada bir kral gibi
yaşattılar. Girit adasına, sonra başka bir ülkeye ve Mısır’a
gönderdiler. Abdülhamit politikası gereğince paşalık verdiler ve
sonunda işbirlikçilik temelinde neredeyse yüz yıl kadar
kullandılar. Sanırım bir tanesini de Atatürk kullandı, büyük
tarihçi Cemal Kutay, o da Bedirhanilerdendir. Atatürk’ün üzerine
en kapsamlı yazıları yazdı, yani Kemalizmin ideologluğunu bile
yaptılar. Osmanlı veya Türkiye Cumhuriyeti geleneğinde
Bedirhanilerin böyle ilginç bir hikayesi var. Bir de onların çok
ilginç bir yanı soy sürdürme olayıdır. Siyasette kendini
sürdüremeyen sülalede kendini sürdürmek ister. Kendisinin yüz
yirmiye yakın çocuğu varmış.
Çek. : Doğrudur Başkanım.
- Adam iktidar olmak istiyor, iktidar olamayınca, daha doğrusu
siyasi olarak sonuç alamayınca tüm işi gücü karıları oluyor. Yüz
yirmi çocuk! Belki bu rekordur. Belki Afrika’da böyleleri
yoktur. Tabii siyasi olarak kendilerini üretemeyince, cinsi
olarak üretmek zorunda kalıyorlar.
Çek. : Başkanım feodal kişilikte genelde görülen bir durumdur.
- Barzaniler de öyle.
Çek. : Doğrudur Başkanım.
- Tabii, işi gücü sülaleyi çoğaltmak. F. da öyle yapmak
istiyordu, biz önledik. Sonra çok üzüldü F. soy sürdürmeden
bahsetti. Benim tarzım ne kadar ilginç, değil mi? Bu temelde
soyu kurutuyorum. Çok vahşi bir durum mu sence? Mesela seni de
öyle yapacağım. Ya soyunu siyasi olarak sürdüreceksin, ya son
Bedirhani de ölecek.
Çek. : Başkanım Bedirhanilerin kişiliği...
- Yenilen cinsiyetini konuşturuyor.
Çek. : ...
- Zaten bunun için iflas etmiş birçok komutan kızı alıp kaçıyor.
İçinizde de bunu dört gözle bekleyenler olabilir. Onlara durumu
açıklıyorum: Bu yenilgi psikolojisinin sonucudur. Çok açık!
Siyasette iflas eden “haydi kız, haydi zürriyet” diyor.
Tehlikeli bir soy sürdürmedir. O çocukların hepsi Kürdistan’ın
başına bela oldular.
Çek. : O şekilde soy da sürdürülemiyor.
- Yalnız onları beslemek için bütün Kürdistan’ı satmak
gerekiyordu. Kürdistan’da bir etkinliğin varsa, o çocukları
beslemek için onu da satacaksın. Başka nasıl besleyeceksin? TC
nasıl besler? Bir de paşa yaşamı çok masraflı, her konağa bir
sürü hademe, yeme içme gerekiyor. Bu müthiş bir masrafa yol
açar. O masraf nedeniyle 19. yüzyılın sonlarından itibaren
işbirlikçi sınıf Hamidiye Alayları’nı ortaya çıkardı. Şimdiki
Barzaniler de bir nevi onların devamı gibi. Barzaniler daha
alçak, onlar biraz daha olumlu. Mesela o günkü Kürdistan
Gazetesi’ni Bedirhanlılar çıkardı, alfabeyi de onlar çıkardı,
yani ideolojik çalışmaları da olmadı değil, ama umutsuz.
Çek. : Çünkü kendilerini tam anlamıyla büyük yaşamaya
adamadılar.
- İşte feodal sülale öyle bitiyor.
Çek. : Bu gün de varlıkları fazla belli değil.
- Tabii bitti.
Çek. : Asimile oldular.
- Hayır hiçbir şeyleri kalmadı. Bu ideoloji, bu yaşam felsefesi
bitişe götürdü. Mesela ben Almanlardan örnek verebilirim, Alman
ideologları bunun tersidir. Onlar büyük bir Alman ulusu
yarattılar. Siyasi, ideolojik, felsefik olarak, devlet olarak da
büyük düşündüler. Sonuçta büyük ve dünyaya hükmetmek isteyen
Alman ulusu ortaya çıktı. Ama bizim gibi...
Çek. : Onların büyük ilkeleri, büyük hedefleri vardı.
- Tamam. Mesela Nietzche Alman milliyetçiliğinin babası, adam
kadın konusunda çok farklı bir adam, çok tehlikeli düşünceleri
de var. Köle kadın için bir şeyler söylüyor, böyle daha farklı
düşünceleri de var. Tek kaldı, deli durumuna da düştü, fakat
Alman milliyetçiliğinin en büyük ideologu. Böyle Buyurdu Zerdüşt
adlı kitabında da iyi inceliyor onu. Şunu demek istiyorum:
Bizimki bunun tam tersi; ideoloji, örgüt, siyaset yok. Sülale
diye diye, sülale sonuçta bir halkın başına bela oluyor. Barzani
sülalesi korkunç bir bela. Beş, on bin veledi var, Kürdistan
bunları nasıl besleyecek? Bir iki yıldır TC’den besleniyorlar,
binlerce arkadaşımızın şehit düşmesine yol açtılar. Beş bin
Barzani’yi besleyebilmek için İran Kürtlerini, Güney Kürtlerini
kırdılar. Vahim bir durum. Bunu şunun için çözümlüyorum: Bunlar
bizim içimizde de yenik düşüyorlar, akıllarına cinsi olarak soy
sürdürme geliyor. Sence ben bu konuda ne yapayım?
Çek. : Başkanım kesinlikle güçten düşürücü bir yaklaşımdır.
- Aldığım tedbir sence doğru mu?
Çek. : Kesinlikle doğru Başkanım.
- İdeolojiye zorluyor.
Çek. : İdeolojiye zorlamadır.
- Büyük amaca, siyasete zorluyor. Dayanabilecek misin?
Çek. : Dayanırım Başkanım.
- Gençsin, biraz daha dayanman gerekiyor.
Çek. : Dayanabilirim Başkanım.
- İnsan cinsi olarak soy sürdürme yerine; ideolojik, örgütsel
soy sürdürmeyi sağlamalı. Çok önemli değil mi? Burada bir
teoriyi uyguluyorum, çok zordur ama herhalde tek çare. Yani
cinsel anlamda soyunuz kurusa bile ideolojik, siyasi olarak soy
sürdürme gelişiyor. İdeolojik, siyasi, örgütsel, hatta askeri
olarak soy büyüdü mü, yani ulusal kurtuluş sağlandı mı ancak o
veletlerin bir kıymeti olabilir, değil mi?
Bunu tersine çevirmeye çalışıyorum. sence doğru değil mi?
Bulduğum çare şuydu: İdeolojik, siyasi olarak dayanmayanı kampa
alıp basit yaşamın içine sokalım, dedik. Güdülerine hakim
olamıyorlar, sorun yaratıyorlar, kaçıyorlar. Dikkat edin sırf bu
yüzden safları dağıtanlar, küsenler var. En eski arkadaşımın
başına gelenleri biliyorsun, halen kendine gelemiyor. Siyasette
kaybedenin sonu budur, Afrika’da da böyle değil mi? Bilemiyorum,
sen gençsin. Son Bedirhani olarak bu anlamda sende hem
felsefeyi, hem pratiği değiştirelim. İddian var sanıyorum.
Çek. : Belli bir değişim ve dönüşüme uğradım Başkanım.
- Evet. Herhalde büyük dönüşüm için yaşın henüz genç, ama
büyümüşsün. On üçünde mi katılmıştın?
Çek. : Başkanım biraz parti ortamında büyüdüm, yalnız saflara
katılırken on altı yaşındaydım.
- Fena sayılmaz. Şu anda delikanlısın, rahatlıkla kendini ayakta
tutabilirsin.
Çek. : Kendi ayaklarım üzerinde yürüyebilirim.
- Savaştan kaçmayalım.
Çek. : Başkanım bizi asıl dönüşüme uğratacak en önemli silah
savaştır.
- Size verdiğimiz dersler yeter mi?
Çek. : Başkanım gereğinden fazla verilmiştir. Biz hep partiden
isteme durumunu yaşıyoruz.
- Doğru da verecek gücünüz yok.
Çek. : Verme olayı olmadı mı örgütten uzaklaşma gerçekleşiyor.
Kendini örgütleyememe, taktik doğrulara sahip çıkamama
gerçekleşiyor. Bu yönlü bir iddia sahibiyim, kendimi
paylaşabilirim.
- Hepsi doğru da o gücü oluşturacak mısın? Gençsin
oluşturabilirsin. Pratikte kendini biraz korumayı becerebilirsin
herhalde. Örneğin bir Cudi dağında herhalde kolay ölmezsin.
Çek. : Ölmem Başkanım.
- Cudi gibi Cudi dağında bitmeyesin.
Çek. : Olmaz Başkanım. Kolay ölmemeye kararlıyım.
- Becerilerin var değil mi?
Çek. : Doğrudur Başkanım.
- Dağda kendini iyi hareketlendirebiliyorsun. Bunlar ön
tedbirlerdir, çünkü bunlar olmadan, yaşamı bu anlamda
sürdürmeden olmaz. Ailenin tek erkek çocuğu muydun?
Çek. : Doğrudur.
- O da çok kötü! Buraya gelen senin anan mıydı?
Çek. : Ninemdi Başkanım.
- Ninendi. Soy kuruyacak ne yapalım?
Çek. : Başkanım çok daha önemli şeyler varken, aile ve soy
sürdürme meselesi çok basit geliyor.
- Basit geliyor da sen git onlara sor. Onları da biraz
düşünmemiz lazım. Neden baban birkaç kişiyle evlenmedi?
Çek. : Başkanım biraz devrimci görüşleri vardı.
- Nerede şimdi?
Çek. : Urfa’dadır Başkanım.
- Aydınmış yani.
Çek. : Aydındır Başkanım, eski komünistlerden.
- Komünistliği de var.
Çek. : Eskiden komünistti, sonra Müslümanlaşmaya başladı. Parti
ile 12 Eylül’den sonra cezaevindeki arkadaşlarla ilişki kurarak
tanışıyor, ondan sonra partiye sempati duyuyor.
- Sempatizan yani.
Çek. : Sempatizandır.
- Güzel! Seni partiye gönülden mi verdi?
Çek. : Habersiz geldim Başkanım.
- Sonra nasıl haber yolladın? Nine yoluyla gelsin mi diyor?
Senin için ne yapsın demiş?
Çek. : Konuştuk fakat bir şey demediler.
- Neyse, sülaleyi düşüneceğimize Kürdistan’ı düşünelim.
Bedirhanilerin o kadar çocuğu oldu da ne oldu, değil mi? Kendine
amansız dikkat et, son Bedirhani düşmeden önce Kürdistan’ı
kurtaralım.
Çek. : Ölümü de daha büyük olur, yaşamı da daha büyük olur.
- Olabilir. Bu açıdan kendine çok dikkat etmen gerekiyor.
Gençsin, her iki ihtimal de mümkündür. Ölürsen biz ne yapalım?
Talihsizlikler olabilir, Cudi de öyleydi. Kendini çok iyi
hazırladığını sanıyordu, saçını da aynı senin gibi tarıyordu.
Çocuk yeni yeni yaşamla tanışıyordu, nasıl gittiği bile belli
olmadı. Tabii bunda yönetimlerin de suçu var, bu tip genç
arkadaşlarımızı koruyabilirlerdi, kendisi de kendini
koruyabilirdi. Sanırım aldıkları ile pratiği birleştiremedi. Bir
de çağırmışlardı, o operasyona rast geldi herhalde. Bütün
bunlarda çok planlı hareket etmek gerekiyor, akıl dolu, plan
dolu...
Çek. : Bir ölüm olacaksa da bunu düşmana çok pahalıya ödetmeli.
- Ölüm en son düşünülür. O dağlarda kendiliğinden ölüm olmaz; ya
bir ahmaklığın, ya bir kahramanlığın, ya bir direnişin sonucu
olabilir. Ahmakça ölmek de, kahramanca ölmek de senin elinde.
Çek. : Onun için her şeyi ortaya koymak gerekiyor.
- Evet, her şeyini ortaya koyman gerekiyor, buna kuşku yok.
Çekdar arkadaşımızın tarihle sözleşmesi gerçekçidir, aynı
zamanda ütopiktir, ama oldukça anlamlıdır. Onun ilk yapacağı
kolay ölmeme olacak. Gılgamış kadar ölümden kaçacaksın, Önderlik
tarzı biliyorsun ona benziyor.
Çek. : Ölümsüzlük yürüyüşü.
- Evet, ölümsüzlük yürüyüşü, bu doğru. Bu duygu şiddetli olsun.
Aslanı tutup boğduğuna göre nasıl bir savaşçı olduğun ortaya
çıkıyor. Bu duygu da sende güçlü olsun. Aşk, duygu söz konusu
olduğunda da Bedirhaniler gibi yapma, bir tanrıça ara!
Çek. : ...
- Yani önemli değil, olabilir de. O süreçte bir tanrıça da
gelişebilir. Şimdiki kızlarımızın durumunda aşık olunacak yanlar
çok sınırlı.
Çek. : Başarıya götürmezse...
- Tabii bravo! Anlamışsın, ama gelişebilirler, dikkatli
olacaksın. Bedirhanilerden ters bir durumun var sanıyorum.
Çek. : Başkanım beni ters konuma getiren parti oldu. Parti
ortamıyla tanışma...
- Trajik bir dönüşüm gerçekleştiriyoruz sende ve oldukça da
çarpıcı! Umutlu ol. Keşke Bedirhaniler gibi olsa ama zafer
temelinde. Ben de tüm gücümle destek oluyorum zaten.
Çek. : Doğru savaş tarzıyla.
- Evet. Botan’daki gençler bu temelde kolay ölmemeli. Yeni
temeller dirilmeli, büyümeli ve o zaman geriliklerinden,
ilkelliklerinden kurtulmalılar. Bu şans halen var ve çok
şiddetli değerlendirmelisin. Şu anda Botan yıkık dökük,
çocukları da çok cüce, bakımsız. Geçen gün televizyonda gördüm,
Şırnak kömür ocaklarında “Biz bir parça ekmek için on sekiz saat
çalışıyoruz” diyorlar. Hepsi de çocuk, hepsi kömür içinde
boğulmuş.
Çek. : Yaşam koşulları zordur.
- Tabii o çocuklar gelişemez. Diğer kısımlarını da kızlarla
doldurmuşlar. Gitti Botan çocukları! Bu açıdan dört elle
sarılın, acele edin ki bu çocukları da kurtaralım. Mühim olan
bizim çocuklar değil, mühim olan Botan’ın çocukları. Mühim olan
Bedirhanilerin çocukları değil, mühim olan Botan’ın
çocuklarıdır, mühim olan Barzani çocukları değil, Behdinan
çocuklarıdır.
Evet, Çekdar tüm bunlarla hem tarihi, hem siyasi ve hem de
çerçevesi güçlü olan bir sözleşme geliştirdik seninle. Gençsin,
aslında ben de zalim bir adama benziyorum, genç çocuk bu
anlaşmayı nasıl uygulayacak? Zalim değilim de sırtınıza ağır
görev bindiriyorum. Çok rahat konuşuyorsun, ben bile ürküyorum
bu işlere baktığımda, çok ciddi işlerdir bunlar. Biz tüm
gücümüzle destekleriz de yalnız bizim destekle olmaz. İnşallah
şans da yaver gider.
Çek. : Başkanım önemli olan bizim çabamızdır.
- O nenenin de son hatırasısın. Umarım onları erkenden gözyaşına
boğmazsın. Ailenin son erkek çocuğu olarak da inşallah soyu
kurutmazsın. Her şey seni Kürdistan’la birlikte kendini yeniden
yaratmaya zorluyor, aksi halde hiç yaşamamış olacaksın. Genç de
olsa Çekdar arkadaşımıza güvenmek ve ağır bir görevi önüne
koymak zorundayız. Başka türlü ne namus olur, ne soy olur, ne
yaşam olur. Şansını deneyecek, sürekli öğrenecek. Gerektiğinde
kendi karargâhını da kurabilir. O şansı da vereceğiz. Ama
kendine müthiş yüklenecek. Başarabilirse zaten zaferini
gerçekleştirecek, başaramazsa da tarihe şerefli bir şahadet
olarak geçerek yaşamı noktalanacaktır. Bu da değerlidir.
Bu çerçevede genç Çekdar arkadaşımızın göreviyle orantılı,
oldukça akıllı, planlı, her adımını hesaplayan ve ölümü adeta
sıfırlayan, başarıyı da sınırsızlaştıran bir tarzın sahibi
olmasını dileyeceğiz. Bu temelde candan onaylamakla birlikte,
işlerinin çok zor olduğunu, ama imkansız olmadığını ve en
değerlisinin de bu olduğunu vurguluyoruz, sürekli başarı
diliyor, selamlıyoruz.
28 Ağustos 1998
Geri Dön
|