Özgürlük Kelebeği
Arya Andok
Kod adı ve soyadı: Zilan Pepule(özgürlük kelebeği)
Adı ve Soyadı: Letîfe Selamet
Anne Adı: Hanife
Baba Adı: Farıs
Doğum Yeri ve Tarihi: 1983-Urmiye
Katılım Tarihi ve Yeri: 1999-Şehidan
Şahadet Yeri ve Tarihi: Asos- Merivan Kırsalı- 30 Haziran 2006
Zilan Pepule özgürlüğe tutkuyla bağlanmış, Tanrıça Zilandan
aldığı özgürlük mirasına sahiplenmiş, bir Kürt genç kızıydı.
Özgürlük sevdalısı, tutkunu gerillaydı. O, soyadını verdiği bir
özgürlük kelebeği olmayı başarandı.
Tarih her zaman olduğu gibi yeniden çelişkilerin en yoğun
yaşandığı yerde çözülüşe doğru ilerliyordu. İran da kadın
karanlıkların içine gömülerek yok sayılıp, iliklerine kadar
kölelik ruhuyla ve düşüncesiyle yoğruluyordu. İran rejimi
toplumu ve özelde kadını çepeçevre sarıyor, zincirlere vuruyor,
özgürlük düşüncesinin zihinlerde yer bulmasına asla izin
vermiyordu. Kölelik en başta kadına içselleştirilmeye
çalışılıyordu. Çelişkilerin yoğunlaştığı yerde çatışmaların
gelişmesi ise bir kaçınılmazlık olarak kendisi dayatacaktır.
Köleliğin dayatıldığı, zulmün ve sömürünün hat safhaya ulaştığı
bu zeminde ve rejimde özgürlük istemine dayalı iradeli çıkışlar
gelişecektir. Sömürünün ve zulmün olduğu yerde özgürlük
filizleri boy vermeye devam edecektir.
Bu gerçekten yola çıkarak Apocu özgürlük düşüncesinin ve ruhunun
Doğu Kürdistan’da boy vermesiyle, giderek bir örgütlülüğe
dönüşen mücadele büyük bir direnç kazanacaktır.
Bilindiği üzere İran da, her yıl binlerce kadın kendisini
yakarak bu sisteme karşı tepkisini dillendirmektedir. Kadınlar
bu sistem içerisinde sömürülmekte ve yaşam kadın için bir
zindana dönüşmekle kalmayıp, küfür, dayak, işkence, tecavüz ve
katletme erkek için olumlu bir meziyet haline gelmektedir.
Özcesi İran’da kadın olmak en büyük günah olmuştur.
Evet, Zilan böylesi bir sistem ve toplumsal gerçeklik içerisinde
Doğu Kürdistan’ın Urmiye ilçesinde 1983’ de her şeyden habersiz
gülümseyerek gözlerini dünyaya açar.
Zilan yoldaş, büyüdükçe içinde yaşadığı çelişkilerin farkına
varmaya başlar, gülümseyişlerinden hiçbir şey kaybetmeden.
Böylesine ağır ve çekilmez baskı cenderesine rağmen o, bir
bebenin annesinin memelerine sarılması gibi yaşama büyük bir
coşku ve aşkla sarılır.
Yurtsever bir ailenin kızıdır. Oldukça kıvrak ve zeki bir yapıya
sahiptir. Kabına sığmaz, zapt edilmez, cıva gibi yapısıyla,
yaşam dolu coşkusuyla, bilmeye, öğrenmeye olan merakıyla tam da
bir özgürlük sevdalısıdır. Dıştan dayatılan geri kalıplara boyun
eğmeyen ve bunlara karşı öfke dolu mücadeleci yapısıyla çok
küçük yaşlarda dahi asi karakteri gözler önündedir. O bunu,
kendi oyunlarında ve arkadaşlık ilişkilerinde geliştirmeye
çalışır. O küçük yaşlarda özgürlük hayallerini ancak oyunlarında
ve kurduğu arkadaşlıklarda geliştirebiliyordu. Ama böylesine dar
ve sınırlı bir alanda olan özgürlük ona, okyanustan bir damla
gibi geliyor ve sınırsız özgürlük arayışlarına giriyordu.
İçinde şekillendiği aile, tüm baskı, sindirme ve asimilasyon
politikalarına rağmen derin yurtseverlik özlerini koruyor,
gelişen özgürlük mücadelesine güçlerince katkı sunmaya
çalışıyor. Dar, kapalı ve feodal bir yapıya sahip olsalar da,
neolitik özellikler ve Zerdüştlük kültürünün kısmen de olsa
izleri onları, diğer ailelerden farklı kılıyor. Babası Şikak
aşiretindendir. Hümanist ve duygusaldır. Babası ağa geleneğinden
gelir. Zilan yoldaş babasında var olan bu duygusal karakterin
zaman zaman ailenin gelişimini zorladığını vurgular. Annesi ise
Bradost aşiretindendir. Ailenin tek kızıdır. Zilan yoldaş “Annem
otoriter ve zeki bir kadındır. Okula gitmemesine rağmen tahlil
etme ve çözümlemede çok güçlüdür. Ailenin ve akrabaların
sorunlarına çözüm getirebiliyordu. Babasından özel eğitim
gördüğü için erkek karakterli bir kadındı. Bunun için hem ailede
hem de komşu ve akrabalar içerisinde farklı bir yeri vardı. Evin
maddi ve manevi değerlerinin hakimiyetini kendi etkisi altına
almıştır.”
Zilan yoldaşın şekillenmesinde önemli bir rol sahibi olan aile
fertlerinden biri de ablası olmaktadır. Zilan yoldaş ablası için
“Ablam hiç birimizin cesaret etmediği çıkışları yapıyordu.
İlkokulu okumasına rağmen kendisini farklı bir biçimde
yetiştirebilmişti. Hemşirelik yapmış, el sanatlarını
geliştirmişti. İran kadını üzerinde araştırmaları da vardı. Bu
vesile ile kadınları etrafında toplayıp örgütleyebiliyordu.”
Zilan yoldaş İran'da kadının özgürce yaşayamadığını, bir arayış
istemi olsa da elinden pek bir şey gelmediğini ve İranlı bir
genç kız için en azından tahsilin, bilinçlenmenin silah kadar
önemli olduğuna yer verir. Dünyada hakim olan mevcut sisteme
kadın olarak katlanmak zor olduğu gibi İran’da kadın olarak ve
de Kürt kadını olarak yaşamanın daha da zor olduğunun oldukça
bilincindedir. Zilan yoldaş ablasıyla yaptığı tartışmalarda
kadının içinde bulunduğu gerçeği anlamlandırmaya çalışıyor.
Ablasının kadın karşısındaki duyarlılığı Zilan yoldaşta önemli
bir oranda gelişim yaratıyor. Ablasıyla yaptığı tartışmalar bu
eksende zamanla gelişir. Bunu özgürlük arayışında olan her kadın
gibi Zilan yoldaşta artık farkındadır. Ancak bunu o gerçeklik
içinde yaşayan bir kadın olarak Zilan kendinde bir bilince
dönüştürür. Çünkü an be an, her gün, her saat, her dakika bütün
çıplaklığı yaşar bu gerçekliği. Ömrünün sonuna kadar yaşamaya
mahkum bırakıldığı boğucu gerçekliği kabul etmez ve arayışları
yoğunlaştıkça yoğunlaşır. Zilan bu gerçeğe başkaldırarak,
özgürlük dağlarında bunun mücadelesine tüm benliğiyle sarılır.
Zilan yoldaş “Okul sürecimi tahlil etmek ve göz önünden
geçirmeyi önemli buluyorum. Çünkü okul sistemi çocukluk ve
gençlik üzerinde çok büyük bir etki yaratıyor. Bu eğitim
sistemlerinde insanları iradesizleştiren ve dine bağımlılık
yaratan özel savaşla asimilasyona uğrayan insanlar yaratıyor.”
Sistem düşünüp sorgulayabilecek beyne, duyumsayabilecek yüreğe,
yine haykırabilecek dile pranga misali dolamıştır kara örtüleri.
Yaşamın her ayrıntısında, kara çarşaf zihniyetinin belirlediği
sınırları vardır kadının. Bu sınırlar belirlemiştir; kadının
nasıl yaşayacağını, nasıl düşüneceğini, nasıl soluyacağını,
nasıl oturup, nasıl kalkacağını, nasıl yiyip nasıl içeceğini,
nasıl giyineceğini. “Neden böyle yaşıyorum” sorusu
yasaklanmıştır kendisine yüz yıllardır. Sormaya kalktığında bu
soruyu, şeriat geleneklerinin keskin kılıcının narin boynunu
keseceğinin oldukça bilincindedir İran’da yaşayan kadın.
Geçmişte kabullenmiş gibi inanmış gibi görünürdü hep, ama içten
içe de büyük isyanlarla kaynardı beyni ve yüreği kadının. İşte
bu anlamda Zilan yoldaş bu isyanın somut ifadesi olmuştur. Zilan
yoldaş APO’cu felsefe ve kadın özgürlük ideolojisi ile tanışma
ve cesaretlenme sürecini yaşayarak bunu direnişini daha da
taçlandırmıştır.
Uyuşturulmuş bir toplumda soru sormaksızın yaşamaya mahkum olmuş
bir insan tiplemesidir yaratılmak istenen bu sistemde.
Özgürlüğün ilk adımı olan bilmeyi yasaklamıştır bu sistem. Ve
Zilan bunun farkındadır. Başkan Apo’nun belirttiği gibi “Bilmek
sorumluluk getirir” sözünü pratikleştirmeyi bilen yoldaş olur.
Bildiğini saklamak ve uygulamamak, insanın en büyük ihanetidir
kendi kendisine. Zilan bildikçe içi içine sığmaz bir yoldaş
olur. Bildiğinin, bilincine vardığı gerçeğin hakkını vererek
yaşamak isteyen bir yürüyüşün sahibi olma çabası içerisine
girer.
“Özgürlük bedelsiz olmaz” bilincinin verdiği büyük bir cesaretle
bir bir adımlar yaşamı. İşte Zilan özgürlüğe cesaretlenen
görkemli kadınların öncülüğüne soyunur. Sistemin okul
sıralarında verdikleriyle değil, özgür bir yaşam için karar
kılmayı, karar sahibi olmayı bilen olur Zilan…
“İlkokulu başarı ile bitirdim. Birinci olmak için çok çaba
veriyordum. Bu başarım öğretmenlerimin bana bir Kürt kızı olarak
yaklaşımlarını belirliyordu. Okulda arkadaşlarım ders yüzünden
dayak yedikleri zaman çok zoruma gidiyordu. Onların başarmaları
içinde çok çaba harcıyordum. Hiçbir zaman kendimi onlardan ayrı
görmedim. Bunu ne maddi anlamda nede okuldaki başarımla
yapmıyordum. Bütün çocuklar ile ilişki kurmaya çalışıyordum. Bu
nedenle öğretmenlerim beni örnek olarak gösteriyorlardı. Bu
süreçte devrimcilik ve yurt severlik duygularım gelişiyordu.”
Ailede var olan bu olumlu özellikler ve mücadele ile olan
ilişkileri, Zilan arkadaşın özgürlük istem ve taleplerine olumlu
katkılar anlamına geliyordu. Mevcut zeminde özgürlük hayal ve
özlemlerini gerçekleştirme imkanı bulamayacağının farkındaydı.
Bunun da ötesinde sorunun bireysel olmadığını, toplumsal ve
sistemsel olduğunu fark eder. Çözümün ise güçlü özgürlük
ideolojisiyle, güçlü bir toplumsal örgütlenmeden geçtiğini
kavrar. Toprağına ve halkına karşı duyduğu derin bağlılık ve
sevgi, kadın özgürlüğüne olan tutkusu onu özgürlük mekanları
olan dağlara yöneltmiş, özgürlük savaşçılarının saflarında yer
alma yönünde kararlaştırır. Köleleştiren mevcut sistemden kopma
istemi her an onu kamçılıyor ve özgürlük havasını solumak
istiyordu.
1997 yılında Xakurke’den partiye katılmak ister. Bu onun ilk
ciddi eylem yılı olarak tarihine geçmekteydi. Fakat dağlara
çıktığı zaman yaşının küçük olması ve ailesinin devletin yoğun
baskılarına maruz kalması nedeniyle geri eve gönderilmesi
özgürlük eylemini kesintiye uğratır. Özgürlük mekanlarından ve
mücadele etme imkanlarından uzak düşürülür. Ancak evde kaldığı
müddetçe özgürlük ateşi her an yüreğini yakmaya devam eder.
Fikir olarak büyümüş olsa bile, yaş olarak bir an evvel büyümek
için adeta halatlara asılmış çeker olur zamanı. 1999 yılında
uluslar arası komployla Özgürlük Önderinin esaret altına
alınmasıyla artık daha fazla evde kalamayacağına karar verir.
Zilan yoldaş katılım sürecine raporunda şu cümlelerle yer verir:
“Bu süreçte ya katılacaktım ya da kendimi öldürecektim. Kendimi
bu sistemden kurtarma arayışına girdim. Komplo ile beraber
Kürtler ve sistem için bir tarih açıldı. Grup grup gençler
katıldı. Bu benim için bir fırsat oldu ve tekrar katıldım. Artık
yaşam istemim ve umudum kalmamıştı. Yaşayacaksam Önderlik için
yaşayacağım. Öleceksem de Önderlik için ve özgürlük uğruna yol
alacaktım. Tekrardan partiye katıldığımda özgürlüğüme
kavuşmuştum. Bundan sonrada yaşam gerekçem Önderlik için
olacaktı.” Çünkü bundan sonra evde kalmak onun için ihanetle eş
anlama gelecekti. Hiçbir engel ve gerekçe artık onu sevdasından
alıkoyamayacaktı. Coşkun bir nehir gibi akarak var olan bentleri
bir bir aşacaktı. Bunda kararlıydı. Bu kararlılığını 1999
yılında evden, aileden ve sistemden koparak somutlaştırır ve
özlemini derinden çektiği dağlara Şehidan üzerinden çıkış yapar.
Gerilla saflarına katıldığı ilk süreçlerde bile hiç yabancılık
çekmez. Yaşam dolu coşkusuyla, azim dolu duruşuyla, durup
dinlenmeden sergilediği çabasıyla çevrenin dikkatlerini hep
üzerine çeker. Kendi bireysel gelişim ve eğitimine önem verdiği
kadar, yanında bulunan kadın arkadaşlarının da eğitimine önem
vermekte ve genel çalışmaların arasında her fırsat bulduğunda
onlarla ilgilenmeye çalışmaktadır. O, özgürleşmenin gelişkin
beyin ve yüreklerden geçtiğinin farkındadır. Apocu çağdaş
felsefe ve ideolojiye bunca önem vermesinin nedeni de budur.
Sürekli okuyor, araştırma ve incelemeler yaparak çağın bilgeliği
sınırlarına ulaşmak için özenle büyük bir çaba içerisinde olur.
Özgürlük kavramı üzerine hem kendi içinde, hem de fırsatını
buldukça arkadaş çevresiyle tartışıyor ve bunları
pratikleştirmenin yollarını arar. Özgürlük hayallerinin tacı,
her zaman özgür, iradeli, güzel ve estetik kadına ulaşmak
olmuştu onun için! Çünkü içinden geldiği Doğu Kürdistan
kadınının çektiği acıların sızısını çok derinden hissediyor ve
bu da onu özgürleşme için güçlü arayışlara yöneltir.
Gerillada Şehidan, Zagros, Gare ve Kandil alanlarında önce
askeri güçlerde daha sonrada fedai güçlerinde yer alır. Bir süre
bu alanlarda kaldıktan sonra kendisini Kadın Özgürlük
İdeolojisiyle güçlendirmek ve çözümü kendisinde gerçekleştirmek
ister. Bundan dolayı 2003 yılında PAJK eğitimi almak için
başvurusunu gerçekleştirir. Özgür yaşam felsefesinin büyük iddia
ve kararlılığıyla kendini aday gösterir. Katılımını Zeynep
Kınacı’larla, Sema’larla, Nucan’larla ve daha nice şehit
yoldaşlarıyla kesiştirmek ve ardılı olduğu yoldaşlarının
özgürlük mücadelesine sahip çıkma kararlılığını ortaya koyar.
Yolu özgürlük aşkından geçen her kadının bir gün bu kesişen
noktada mutlaka buluşacağını bilircesine…
PAJK eğitim şubesinde bir devrelik eğitime katılır. Özgürlük
arayışlarını ve çabalarını giderek derinleştirmeye ve somut
projelere dönüştürmeye büyük çaba ve özen gösterir. Dönem dönem
basın ve halk örgütlenmesi çalışmalarına katılır. Bu çalışmalar
içerisinde ek olarak kadına yönelik derinleşmelerini somut
projelere dönüştürmeye dönük bir uğraş içinde olur. Doğu
Kürdistan kadın tarihini tüm yönleriyle araştırıp kaleme alan
bir broşür çalışması yürütür. Yine Önderliğin kadın eksenli yeni
paradigması temelinde ‘‘Pepule’’ adında bir projeleştirme
çalışmasına büyük bir aşkla yönelir.
Pepule, Soranca da kelebek anlamına gelir. Kelebek, Zilan yoldaş
için özgürlüğün ifadesidir. Pepule çalışmasına aşk düzeyinde
sarılmış ve daha önce aldığı ‘‘Che Guevara’’ soyadından
vazgeçip, son yıllarda “Pepule” soyadını alır. Pepule için Zilan
arkadaşın şu sözleri, onun için pepulenin anlamını da ifade
eder. ‘‘Pepule eşqa azadiye yi. Agir, xweşikbuna weyi. Firina we
gerine mine. Şewitandına we ji azadiya mine.’’ Yani kelebek
özgürlük aşkıdır, ateşte yanması da benim özgürlüğümdür
demektedir. Yine kelebek kimseye ait değil, sınırsızca uçmak
demektedir. O, sınırsızlığı ve özgür iradeyi, güzellikle dansa
tutuşmayı sevmişti. Böylesi bir sevgi tercihi ile Zilan Pepule
yoldaş PAJK yeniden yapılanma aday üyelik başvurusunu yapar.
Raporunda ““Önderlik gerçeğiyle tanıştıkça, kişilik, sınıfsal ve
cins mücadelesinin bilincine varıyor, özgürlüğün ve kurtuluşun
sadece tek yoldan ve tek mücadeleden geçmediğini gördüm. Birçok
alanda ve hiçbirisini geri plana itmeden paralel olarak
yürütülmesi gerektiğini anladım. Bu ise derin bir ideoloji
birikime ve özgürlük çizgisinde ısrar etmeyi gerekli kılıyor.
Her şeyden önce yapılması gereken zihniyet, vicdan devrimini
gerçekleştirmek ve böylece Demokratik Ekolojik Bir Topluma
ulaşmak için, kişiliğimizden tutalım kullanacağımız yol ve
yöntemlere kadar kendimizi yeniden yapılandırmalıyız.” sözlerine
dikkat çeker.
Zilan yoldaş aynı zamanda Doğu Kürdistan’da ilk kadın
katılımları arasında yer alan kadın yoldaşlardandır. Bu anlamda
böyle bir özgünlüğü vardır. Kendisi de böyle bir özgünlüğün
farkında olup, bu temelde sorumlu yaklaşım sergiler. Kendi
katılımının anlamını zenginleştirir. Doğu Kürdistan’daki kadın
devrimi açısından katılımına çok güçlü bir misyon biçer. Halk
mücadelesinin militanlığında sonuna kadar iddia sahibi olan ve
ona göre hareket etmeye çalışan yoldaştı Zilan.
Zilan yoldaş, kadın özgürlük ideolojisi ve yaşam felsefesinin
bilincinde olmanın tadını da, zorluğunu da yaşama çabasıyla
pratiğe yönelir. Kadınların özgürlük etrafındaki birliğini
sağlama azmiyle, beş bin yıldır paramparça edilmiş kadın
gerçekliğini bütünleştirmek, birleştirmek ve bir adım daha
özgürlüğe yakınlaştırmak için İran parça örgütlemesinde yer
almak için öneride bulunur. Her gün katledilen kadınların,
canına kıyan kadınların, intihara sürüklenen kadınların
sorunlarına, dertlerine çözüm bulmak için yoğun bir pratik
çalışmaya yönelmek gerektiğini vurgular. Bu vahşete maruz kalan
kadınları kurtarmak, bir nebzede olsa destek olabilmek
istediğini her defasında dile getirerek büyük bir sorumlulukla
çalışmalara katılır. Böylesi bir sorumluluk bilinciyle Zilan
yoldaş Doğu Kürdistan’ın Asos bölgesinde bulunan Merivan
mıntıkası kırsalında silahlı propaganda çalışmalarına katılır.
Genel çalışmaların yanı sıra özelde kadına ulaşmak, özgürlük
bilincini geliştirmek için yoğun bir çaba içerinde olur. Doğu
Kürdistan kadınının özgürleştirilmesi onun için kutsal bir görev
olur. Çalışma alanına giderken sarf ettiği şu sözler bunun en
güzel ifadesidir. ‘‘O kadınları özgürleştirmek benim temel bir
görevimdir. Bunu yapamazsam volkan gibi patlarım.’’
Son olarak 30 Haziran günü bir grup, YJRK’li arkadaşların
öncülüğünde başlatılan, Zeynep Kınacı- Zilan yoldaşın eyleminin
yıl dönümü vesilesiyle anma etkinlikleri için köye kadınlara
Kuzey Kürdistan’da 30 Haziran 1996’da ilk fedai eylemiyle
Tanrıçalaşan Zilan Yoldaşı anma toplantısını yapmak için gider.
29 Haziran akşamıdır. Yani Tanrıça Zilan’ın görkemli eylemini
gerçekleştirme hazırlığında ve heyecanında olduğu 12 yıl
öncekiyle aynı akşam. 30 Haziran sabahında yani özgürlük piminin
çekildiği sabahı, Tanrıça Zilan’ın Tanrıçalık ruhunu anlatma
heyecanı içerisinde olur kadınlara…
Beş bin yıldır kadının özgürlük yoluna pusu kuranlar,
kurmuşlardı yine büyük bir acımasızlıkla ölüm tuzağını. Bu onun
yapmış olduğu son kutsal görevi olacaktı. Toplantı öncesinde
yerel ihanetçi grup tarafından İran istihbarat güçlerine ihbar
yapılmış ve köyün etrafına haince pusular atılmıştır. Toplantıyı
yapan grubun güvenliği için bir grup askeri güç takviye edilmiş
ancak, toplantının bitimi ardından köyden çıkarken YJRK’li
askeri güçleri, İran askeri güçleriyle çatışmaya girer.
Zeynep Kınacı- Zilan yoldaşın fedai eylemini anma etkinlikleri
İran devlet güçlerinin saldırısıyla, çatışma alanına dönüşür. Bu
çatışmada Zilan yoldaşla birlikte birkaç arkadaş yaralanır.
Yaralı arkadaşlar bir yere saklanır. Zilan arkadaş, saklandığı
yerde şehit düşer. 2 gün sonra, İran Devlet güçleri, Zilan
yoldaşın cenazesini arabanın arkasına bağlayıp, halkın içinde
dolaştırılır.
Bu olaya halk büyük bir tepki gösterir. Bu vahşet saldırının
insanlıkla alakası olmadığı gibi insanlık dışı bir yaklaşımdır.
Zilan yoldaşa kurulan ölüm tuzağı, mücadelenin azmini
yıldırmadı. Daha fazla kadınlara Zilanca yaşama aşkını doğurdu.
Yüzlerce, binlerce kadın artık Zilan arkadaşın şahadeti
sonrasında özgürlük aşkıyla bilinciyle yoğruluyor artık.
Zilan’ın gününde ikinci bir Zilan’ın toprak ananın kucağına
bırakmıştı Zilan kendini. Zilan’da saklı olan özgürlük ruhuna
olan tutkunsuydu, Zilan’ı böyle bir günde onunla buluşturan.
Çünkü o ruhunu, özgürlüğe olan bilinçli tutkusunu,
eylemciliğini, fedailik ve direnişçiliğini Zilan gerçeğinden
almıştı. Zilan kodunu almakla, Zilan kişiliğini almayı amaç
edinmişti. Zilanca yaşamaya aşkla sarılışını, coşkuyla
çalışmalara girişini, özgür ve iradeli kadın duruşunu hep örnek
alarak bunu kendisinde yaşamsallaştırarak Doğu Kürdistanlı
kadınlara öncülüğe soyunmuştu.
Özgürlük kelebeği Zilan Pepule yoldaş aynı zamanda PAJK yeniden
yapılanmanın ilk şehididir. Zilan'ı anma toplantısı için seçtiği
29 tarihide rast gele seçilmiş bir gün değildi. 29 Haziran’da
Özgürlük Önderliğine idam kararının alındığı biliniyor. Bunun
intikamını alabilmek için kendisini keskin bıçak gibi bilemişti
düşman, gerici güçler. Böylesi bir insanlık suçuna karşılık
olarak o, Zilan’ın intikamcılık ve fedailik ruhunu, yeni
mücadele tarzını Doğu Kürdistan’da en çok öldürülüp bitirilmek
istenen kadın ruhuna ve tüm düşünce ve duygusuna taşıyarak
karşılık vermek istedi. Zilan yoldaş, Doğu Kürdistan’ın Zilan’ı
oldu, tarihe damgasını vurdu. Böylesine kahramanca ilk olma
unvanını alarak Doğu Kürdistan tarihinde insanlık 30 Haziran
2006’da bir ilke daha tanıklık ediyordu.
Bu anlamda, Zilan arkadaşın şahadeti Doğu Kürdistan’daki Kadın
Devrimi açısından büyük bir açılım yarattı. Kürt özgürlük
mücadelesinde her militan, büyük kahramanlıklar sergileyerek
şehit düşen yoldaşlarından aldığı ismin anlamına göre yaşamak
ister. Zilan da kendisine Zilan ismini alarak, mücadele
içerisindeki yaşam ve özgürlük tercihini yaptı. Adının anlamına
göre yaşamak, eyleme geçmek ve militanca bir duruşa sahip olmak
için kendisine kadın devrimi içerisinde misyon ve rol biçti.
Özgürlük kelebeği Zilan, yüreğinde yanan özgürlük ateşiyle ışıl
ışıl parıldayan yıldız gözleriyle hep yüreğimizde olacak ve
bizlere yol gösterecektir.
|