ŞEHİT ARKADAŞLAR ANISINA YAZILAN MAKALE VE ŞİİRLER

KÜÇÜĞÜM SANA SON MEKTUBUMDUR

Derya Koçgiri

Küçüğüm, senin şahadet haberini ne zaman duyacağım diye bekliyordum. Şahadet beklenmez. Bizim yaşadığımız gerçeklikte ise her şey her zaman olabilir. Dersim’den geri dönmeni de bekledim. Gelmedin. Daha bir gün önce seninle ilgili anılarımızı anlatıyordum arkadaşlara, ertesi gün şahadet haberini aldım. Hatırlar mısın bilmiyorum, unuttuğunu ise hiç zannetmiyorum, yine de sana hatırlatmak istiyorum.
Birlikte bir göreve gitmiştik. Gittiğimiz yer çok saptı ve arazi kumluktu. Gerilla dilinde böyle arazilere sert, yani hızli arazi denir. Böyle bir araziden gediyorduk. Yolumuz çok uzun ve keşif sonrasi aynı yoldan geri dönmemiz gerekiyordu. Küçük grubumuz dört kişiydi. Bu araziden geçerken, şehit eylemin radyosunu düşürmüştün. (Şehit Eylem, Eylem arkadaşın amcasının kızıydı. Şehit düştükten sonra radyosu küçük Eylem’e verilmişti.) Sen bu radyoyu gözün gibi koruyordun. Hiçbirimize dinlemek için dahi vermiyordun. Maalesef o gün radyoyu düşürmüştün. Biz vadinin sonuna ulaştığımızda radyonun olmadığını fark etmiştin. “Radyom yok” diyerek ağlamaya başlamıştın. “Radyomu bulmadan bir yere gitmeyeceğim” demiştin. Geri dönüp radyoyu arasak zaman kaybı olacaktı. Ama senin ağlaman karşısında yolumuza da devam edemiyorduk. En son gruptan bir arkadaş “ben hızla gidip bir yere kadar bakayım” demişti. Gidip bakmıştı, fakat bulamamıştı. Yolumuza devam etmiştik. Sen artık yürüyemiyordun. O gün o göreve seninde gelmene çok kızmıştım. Çünkü çok değerli manevi hediyeyi kaybetmek bir yana, yaşadığın üzüntü karşısında ki moralsizliğin hepimizi çok etkilemişti. Emanete ihanet etmiş gibi hissediyordun kendini ve günlerce “radyoyu nasıl kaybettim” diyerek hayıflanmıştın. Söz vermiştim ve sana birgün bir radyo hediye edecektim. Radyoyu sana dört yıl sonra getirmiştim. Geri çekilmelerden sonra ayrılmıştık ve dört yıl sonra görüşmüştük. Kaybettiğin radyonun aynısıydı. Ş. Eylemin radyosunun yerini tutmasa da seni çok sevindirmişti.
Evet, küçüğüm radyoyu kaybettiğin zaman daha on yedi yaşındaydın. Fakat sen her zaman yaşını bize büyük söylerdin. Çünkü küçük olmayı kabul etmiyordun. Küçük olmak, görevlere en önde gitmeyi engelliyordu. Gerillada böyle bir kural vardı. Yaşı küçük arkadaşlar, hele bir kadın ise sınırlı ve tehlikesi olmayan görevlere gönderildi. Sen ise en tehlikeli görevlere gitmeyi çok isterdin. Birazda mecarayı ve çılgınlığı severdin. Heyecanlı ve riskleri içinde barındıran çalışmalar senin ruhuna hitap ediyordu. Yaşın büyük olursa ancak gidebilecektin. Bu yüzden sürekli yaşını üç dört yaş büyük söylerdin. Fakat, biz seni tanıyorduk, bu nedenle bizi ikna edemezdin, seni ikna etmek ise büyük tepeleri aşmaktan bin kat daha zordu. Kısa boyluydun ama çok atiktin, çoğu zaman büyümüşte küçülmüş diyerek sana takılırdık. Yaşın gibi boyunda küçüktü, kısa boyluydun. Yaşam tecrüben ise çok fazlaydı. Aile içinde de yaşama karşı sorumluluk alarak büyümüştün. Evdeyken de sürekli ailenin dışarıyla ilgili çalışmalarını yürütmüştün. Bu sende yaşının küçük olmasına rağmen, bir olgunluk oluşturmuştu. Bunun içinde hiçbir zaman çalışma dışında kalmayı kabul etmiyordun.
Eylem gülüm dört amca kızı ve bir amca oğlu birlikte katılmıştınız. Üç kişi şehitsiniz, biri ise size ihanet etti, kaçtı. Bir kişi ise hala devrim saflarında yaşıyor. İki Eylem ve Mazlum şehit. Küçük yaşta geldiniz ama hepiniz büyüyerek, devrimin militan kadınları olarak, mücadelenin en önünde yer aldınız. Hep hayalini kurduğun Amed ve Dersim’e gittin. Dersim senin için bir hayal ülkesi gibiydi. Bu hayalinden dolayı Dersim’li arkadaşları çok severdin, sürekli olarakta bu arkadaşlardan Dersim coğrafyasını sorarak öğrenirdin. Sorxwin’la yola çıkmıştın. 2003 Dersim yolculuğunuz yarım kalmıştı. Amed’e geri dönmek zorunda kalmıştınız. Sonra tekrar gitmek için ısrar ediyorsun ve gidiyorsun. Bu gidişinin arkasında, dönüş ihtimali zayıftı. Öylede oldu. Ve geri dönmedin. Geri dönmeyeceğini biliyordum. Nasıl denilir ya bazı şeyler hissedilir. Evet küçüğüm sen büyümüştün ama benim için hala küçüktün ve geri dönmedin. Büyümüş halini göremedim.
Bu yıl geri dönmen kararı çıkmıştı. Sordum, arkadaşlar “çağırdık gelecek” dediler. Fakat geri dönme ihtimalinin zayıf olmasından seni görebilir miyim kaygısı ile yaşıyordum. Savaş içinde her ihtimal vardı. Hele bir de senin gibi asi, kolay kolay kendi kararı ile olmayacak bir kararı kabul etmek zor olunca… operasyonlar da hiç durmadan devam ediyordu. Televizyona bazen bakmakta korkuyordum. Her an senin şahadet haberinin verilmesi ile karşılaşmaktan çekiniyordum.
Eylem, çıktığın güzel yolculukta doyasıya yaşadığına inanıyorum. Çünkü isteyerek ve severek gittin. Severek o güzel coğrafyada dolaştığına inanıyorum.
Küçük yaşta katıldığın devrimin zorluklarında hiç tereddüt etmeden, kaygılanmadan ve bir an dahi geri adım atmadan yürüme cesaretini gösterdin. Devrimle büyüdün, olgunlaştın, yaşamın gerçeğini anlamaya çalıştın. Üç amca kızı gelmeye sen öncülük etmiştin. Yani amca kızlarını sen getirmiştin. Devrime katılmanın ilk anından itibaren önde olmayı seçmiştin.
Küçük olmandan kaynaklı, seni zorlu görevlere göndermek istemezdik. Senin ise tepkin her zaman aynıydı. Ben büyüğüm ve gideceğim. Seni ikna etmek çok zordu. Birçok defa seni ikna etmede başarısız olurduk. Çünkü sen bildiğini yapmakta kararlı biriydin. Ve hep böyle oldun.
Geri çekilmede yani 99 sonunda Güney’e geldiğimizde zorlanmaların olmuştu. Kendi bildiğini yapmada özgür bir insan olduğundan, yıllardır kaldığın ortamlarda da kendini öyle kabul ettirmiştin. çok kalabalık arkadaş gruplarında fazla kalmamıştın. Sen küçük gruplar içinde birazda deyim yerindeyse nazının geçmesini isterdin. Öyle de olurdu. Geri çekilme ile büyük kamplar oluşturulmuş ve yüzlerce arkadaş bir arada kalıyordu. Sen de bu kampların birindeydin. Haberlerini sürekli alıyordum. Tanıdık arkadaşlar, başka bir ifadeyle birlikte kaldığın arkadaşlar azmış bu kamplarda. Birbirimize çok uzakta değildik, çok yakında değildik. Ben o zamanlar başka bir yere yolcuydum. Yol üzerindeyken, bir mektubun ulaştı. Güney’e alışamadığını en kısa zamanda tekrar Kuzey’e gideceğini yazmıştın. Biraz da sitem dolu bir mektuptu. Birlikte olacağımızı birbirimize söylemiştik, fakat ben senden ayrılmak zorunda kalmıştım. İşte gülüm, o sitem dolu mektuptan sonra üç yıl aradan sonra sadece birkaç saatlik bir görüşmemiz daha oldu. Son görüşmemizdi, o görüşme. Çünkü yine başka yere yolcuydum. Seni görmek için birkaç saatlik zaman ayarlamıştım. Seni gördüğümde gözlerinin içinin gülüşü, kahkanın yankısı hala kulaklarımdadır. Bir daha görüşme umuduyla yine ayrılmıştık. Fakat bu ayrılış sonsuz bir ayrılığa dönüştü. Çıktığın uzun yolculuktan, geri dönmeyi düşünmediğini biliyordum. Seni tanıyordum, aklına koyanı yapmakta kararlıydın. Kuzey dışında hiçbir yerde gerilla olmayı kabul etmemiştin. 99”da geri çekilmeyi gerilla olarak içine sindirmemiş arkadaşlardan biriydin. Gelirken geri dönmenin yeniden olacağı kararlılığıyla gelmiştin. Ve üç yıllık Güney yolculuğunda sürekli yüzün Kuzey’e dönük olmuştu. Gerillanın Kuzey’de yaşamasının Kürdistan devriminin ana rahmi olduğunu bilen, iliklerine kadar yaşayan biriydin. Yaşamın kaynağına dönüşün görkemli oldu, küçüğüm. Çünkü gerillacılıkta büyük bir tecrübe ve deneyimin oluşmuştu. Başarıya kilitlenmiştin. Bu gidiş daha görkemli ve büyük olacaktı. Öyle oldu gülüm, çünkü sen büyük yaşadın, büyük bir miras bıraktın. Sana gülüm diyorum, çünkü bu sözü çok seviyordun.
Küçüğüm, yokluğuna alışmak çok zor olacak. Seninle daha uzun yıllar birlikte olma hayalini yarım bıraktın. Sorxwin’la yola çıktınız ikinizde geri dönmediniz. İki sevgi dolu insan, iki sevda dolu yürek, iki can dost….sizlerin yokluğuna alışmak zor. Alışmayı ise hiç istemiyorum. Sorxwin’dan sonra seni kaybetmek çok ağırdı.
Küçüğüm, artık ikiniz için yaşamak var yaşamımda. Artık sizin için hayaller kuracağım, sizin için geleceğe bakacağım. Yüreğim bu acıları kaldırmakta zorlansa da, yokluğunuz büyük bir boşluk doldursa da, devrim çalışmayı istiyor. Düşman beklemiyor. Halkımız ve şehitlerimiz başarıya koşmamızı istiyor. Biliyorsun, APO’culuğa durmak yakışmak. Başarıya kilitlenmeden çalışma yapmak kabul edilmez. Evet, küçüğüm bunun için acılarınızı bir nebzede olsa unutabilmek için daha fazla çalışmak gerekecek. Ne olursa olsun alışığız buna. Yeter ki senin hayallerin gerçekleşsin. Bunun için yaşayacağım küçüğüm.

 

Geri Dön

 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır