Geri Dön

ÖZGÜRLÜK ŞEHİTLERİ  

İKİ ÇOCUKLU BİR ANANIN ÖZGÜRLÜK ARAYIŞI;NALİN

Derya Koçgiri


Mayıs ayı, mücadelemizde şehitler ayıdır. Tarihimizde olduğu gibi bu yıl da Mayıs ayı, şehitler ayı olduğunu bir kez daha bize gösterdi. Mayıs ayında yine çok değerli yoldaşları kaybettik. Geçen aylarda kaybettiğimiz güzel yoldaşların şahadet haberlerini aldık. Duygu yoğunluğu en üst sınırda olan bir ay geçirdik. Tüm yoldaşları anlatamayacağım. Ama Mayıs ayında kaybettiğimiz gerilla bir anayı yazacağım.
Kürdistan devrimi büyük acılar ve güzellikleri iç içe geçirerek gerçekleşiyor. Nice kadın yoldaşları kaybettik. Kaybediyoruz. Ama bir anayı kaybetmek daha acı geliyor, acı geldiği kadar, Kürt kadınlarının nelere, nasıl direndiğini görüyoruz. Nelere karşı nasıl, mücadele ettiğini de öğreniyoruz. Mayıs ayının son haftasında beş kadın yoldaşı daha kaybettik. Her biri diğerinden ayrı güzellikte olan, farklı biçimlerde de katılmışta olsalar aynı amaçta birleşen beş güzel yoldaş.
Nalin Şırnax; iki çocuklu bir anne, eşi de savaşta şehit düşmüş, Botan’ın Kürt direniş ruhuyla büyümüş bir kadın.
Jiyan Suruç; peygamberler diyarında, İslam dinini devrimci ruhla birleştiren Melle Abdurahmanın torunu olarak büyüyüp, dedesinden mücadeleyi tanıyarak mücadeleye katılan, Suruçlu bir yoldaş
Xane yezidi; yezidi halkının sürgünlük acısını iliklerine kadar yaşayarak, ana diyarlarına özlemin tutkusuyla Avrupa’yı terk ederek özgürlük dağlarına gelen yoldaş
Gülizar; Mardin’in yurtseverlik duygularını yaşamının her anında hissederek coşkuyla yaşayan yoldaş
Gülistan Koçer; gençliğin fırtınalı anları ile mücadelede yürüyen genç kadın yoldaşımız.
Her biri diğerinden farklı katılım biçimleriyle, kadın özgürlük mücadelesinde emek ve çaba sahibi olan kadın yoldaşlarımızdı. Her birinin yaşamında Kürt kadının özgürlük mücadelesindeki gelişimini görmek, örgütlüğü tanımak, özgürlük diyarlarında coşkuyla yürümek vardı.
Nalin Şırnax; biri kız biri erkek olan iki çocuk annesiydi. Botan’ın sürgün edilen halk kervanında, yollara düşüp ülke hasretiyle yanarken iki çocuğu oluyor. Çok genç yaşta evlendiriliyor. Aşiret geleneklerine göre dayısının oğlu ile evleniyor. Fakat her ikisi de daha çocuk yaştalar. Eşi zaten mücadele içerisindedir. Gerillaya milislik yapıyor. Sürgün yollara düşseler de milislik görevini sürdürüyor. Küçük oğlu daha üç aylıktır eşi şehit düştüğünde. Nalin ve iki çocuğu yalnız kalıyor. Sürgün memlekette çocuklarını büyütecek. Memleket hasretine bir de eşinin hasreti ekleniyor. Çocukları öksüzdür artık. Çocuklarını, babalarının davalarına layık biçimde büyütmek istiyor. Ne yazık ki, istemini hayata geçirme fırsatı verilmiyor. Sürgünde de hayalleri kursağında kalıyor. Şimdi onu başka bir gerçeklik bekliyor. O bundan habersiz, kendi deyimiyle aklına bile getirmiyor. Dul bir kadın nasıl tek başına kalabilir. Hem de iki çocuk sahibi, ele de gelin gidemez. Gelin dulda olsa ailenin gelini, malı, mülküdür. Artık büyüklerin bu işe çözüm bulmaları gerekiyor.
Töreler ne güne duruyor. Tabiî ki töreler uygulanacak.
Töre neyi gerektiriyor. Gelin aileye ait olduğu için, hele bir de çocuk da varsa aile içinde eşinin kardeşi ile yani kaynı ile evlenecek. Böylelikle hem çocukları öksüz büyümeyecekler, sahipsiz kalmayacaklar, hem de gelinin namusu korunmuş olacak.
İşte Nalin bu gerçek ile yüzleştiğinde inanmak istemiyor, inanamıyor. Bunu nasıl yapacak. Eşinin kardeşi onun da kardeşi, nasıl evlenebilir. Birde bu kadar düşmana karşı duran, direnen bir halkın insanı olurken… 93’lerde başlayan köy boşaltmaları ile sürgün yollara düşüyorlar. Düşman karşısında bu kadar direneceksin, töre adına ise bu kadar gericiliği kadına reva görüp uygulanması istenecek.
Nalin, bir Kürt kadını olarak yaşadığı bu iki gerçeklik karşısında tereddütler yaşasa da, çok da zorlansa bir karar vermek zorunda kalıyor. Kararı gericilikten yana olmayacak, o kesindir. Fakat iki çocuk var. Her ikisi de daha küçük ne yapmalı, nasıl bir çözüm bulmalıdır. Bulacağı çözüm onurlu olmalı, hayat arkadaşının davasına, inandıklarına, amaçlarına ters düşmemelidir. Karar vermek çok zor. Fakat bir yandan töre, namusu koruma adına dayatılanda çirkin gerçeklik, diğer yandan ise ne olursa olsun her şeyi göze alarak onurlu yaşamı tercih eden kavganın omzuna yüklediği görevler var artık.
Birçok Kürt kadını gibi yüreğine iki yavrusunun acısını da ekleyerek, gerillaya katılmaya karar veriyor. Töre adına dayatılan gericiliğe karşı mücadele etmekten başka çaresi yoktur. Sürgün ellerde, bir kampta hapis iken iki çocuğuna tek başına bakması da mümkün değil, buna zaten izin verilmiyor. Karar veriyor ve çıkıyor özgürlük dağlarına… daha sonradan birçok defa arkadaşlarının dayatması ile tekrardan dönüp çocuklarına bakması isteniyorsa da kabul etmiyor. 2003’de arkadaşlarının yeniden dayatmaları tekrarlanınca bir girişimde bulunuyor, gidiyor çocuklarının yanına, çocukları artık büyümüşler. Fakat gerici zihniyet, töre adına yine karşına çıkıyor. “çocuklarının anası olacaksan, dediğimizi yapacaksın” deniliyor. Tekrardan özgürlük dağlarının yolcusu oluyor.
Nalin, şehit düşene kadar da bu gericilik karşısında büyük bir öfke ve kin besledi. Çocuklarının da aynı akibeti yaşamaması için, mücadelesini sürdürdü. Kendi şahsında, Kürt kadınlarına töre adına dayatılanlarının kabul edilemeyeceğinin anlaşılmasını istedi.
İnsanlık tarihinde de çokça yaşanmış hikâyelerden biridir belki diyeceksiniz. Evet, kadınlar özgürlük için birçok zorluğu göğüslemiştir. Kürt kadınları için zorlukları göğüslemenin bedeli ise her zaman ağır olmuştur. Kürt olarak kabul edilmiyorsun, kadın olarak iraden tanınmıyor, yaşamın hakkında karar vermen zaten yoktur. Dayatılan iki gerici yaklaşım karşısında, Botan gibi direnişinde, feodalizminde kalesinde çıkış yapmak, kadın olarak yaşamım hakkında karar veriyorum diyebilmek, başlı başına büyük bir özgürlük ruhunu, cesareti ve kararlılığı gerektiriyor. İşte Nalin bu büyük ruhu göstererek, yüreğinde iki çocuğunun hasretiyle özgürlükten başka bir yaşamı kabul etmeyeceğini gösterdi. Çok anlatmaya gerek yok sanırsam. Nalin’ın hikayesinde inanıyorum birçok insan, Kürt kadınlarının nasıl bir mücadele verdiğini, özgürlüğü hangi bedellerle ördüklerini göreceklerdir. Çünkü özgürlük güzel söylenen sözlerde değil, yaşam içinde anı anına iradeli kişiliklerin yaratılmasıyla gerçekleşiyor. Evet, Kürt kadınları özgürleşiyor. Özgürleştikçe güzelleşiyor, kendi kadın tarihlerini yazıyorlar.




 

Geri Dön

 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır