ÇARÇELA’NIN GELİNCİK ÇİÇEĞİ MELSA...
Bahar Irmak
Gelincik kırlarda açan narin bir çiçektir. Baharın yağan ilk
yağmurla yeşerir. Başını güneşe doğru kaldırır.
Güzelliğiyle diğer çiçeklerin rengine renk katar. Güzel ve
narindir, zaferin rengini taşır.
Melsa yoldaşta buğday tenli kıvırcık saçlı, doğal ve içten bir
duruşu vardı. Bu duruşuyla doğal bir otorite sahibiydi. Mütevazı
ve hoşgörülü yanlarıyla yoldaşlarını etrafında toplardı.
Herkesle ilkeler temelinde yoldaşlık ederdi. Yoldaşlarına hem
bir şeyler verir hem de bir şeyler alırdı. Duruşuyla eski asil
Kürt kadınlarını anımsatırdı. Yani kendi tarihini yansıtırdı.
Melsa yoldaş gerçekten çok yönlüydü. Alışıla gelen basit klasik
geleneksel şeylerle asal taviz vermezdi. Çok güçlü arayışları
vardı. Bulunduğu ortama farklı şeyler katar, tek yönlü
yaklaşmazdı. Gerilla yaşamının vazgeçilmez yanı olan şiir yazmak
ve şarkı söylemeye özel bir ilgi duyar fırsatını buldu mu narin
bir kelebek gibi halay çeker, kültürel çalışmalarda hep önde
olurdu.
Çok güzel bir sesi vardı. Ses tonu öylesine tok ve derindi ki
insanı bir anda güzel hayallere daldırırdı. Özellikle Önderliğe
bağlılığını şarkılarla ifade eder, ona yönelik şarkılar
söylerdi. İçtenlikle söyleyişi yansırdı. “çawê Öcalan hêjaye”
şarkısını bir başka söylerdi. Zamanın akıp giderken ona rağmen
hızlı ve dolu dolu yaşamayı iyi bilirdi. En ufak bir zaman
dilimi buldu mu kitap ya da defterini eline alırdı. Bazen
okuduğu kitabı diğer arkadaşlara da okur onların görüşlerini de
alırdı.
Kimi karanlık gecelerde ateş yakıldı mı hemen başlardı halay
çekmeye ve bundan zevk alır, gözlerinin içi gülerdi. Güneybatı
Kürdistan’ın Kobani şehrinde doğup büyümüştü, oranın feodal
ölçülerine boyun eğmemiş, her zaman arayışlarının takipçisi
olmuştu. Partiye ilk katıldığı süreçte Suriye’de çalışma
yürütmüş, halk arasında çok sevilmişti. Sistemin kadına
dayattığı ölçüleri asla kabul etmemiş, ancak toplumun
geleneklerine de her zaman saygılı yaklaşmıştı. Halk
çalışmalarının yanı sıra kültür çalışmalarında da yer almış
yeteneklerini sergilemiştir. Yine Kürtçe okuma yazma noktasında
da kendini geliştirmişti. Çevresini de buna teşvik eder ve bunun
çabasını verirdi. Bundan dolayı ona mamoste derdik. O da bu
hitabı çok severdi. Çünkü Kürdistan da bir mamostenin ne kadar
kutsal bir şey olduğunun bilincindeydi. Bazen de şöyle derdi
“keşke PKK de güçlü bir eğitmenci olabilseydim.”. Bu yönlü
çabaları da vardı. O bir komutan olmayı bildiği gibi her şeyden
önemli olanın yoldaşlık olduğunun da bilincindeydi. Savaşta
kendini çok çabuk geliştirmiş, hemen adapte olmuştu. Hem gözü
pek hem de cesurdu. Melsa yoldaşın yanında insan çok rahat
olurdu. Gittiği her görevi başarıyla yerine getirir,
başarısızlığı kabul etmezdi.
Önder Apo’nun Kürt kadınında yaratmış olduğu güven, cesaret ve
iradeyle dağlarda eşi görülmemiş destanlar yazılmıştır. Melsa
yoldaşta bu destanlardan biriydi. Kimi bazı zorlanmalara rağmen
ciddi sorgulamalar yaparak ayakta durmayı ve iradeli bir duruş
sergilemeyi başardı. Bu yeni tecrübelerle Herkê alanında güçlü
katılım sergiledi, birçok eylemde yerini aldı. Bedewê eylemine
de çok güçlü hazırlandı, katılmak için kendini çok dayattı.
Eylem öncesi o duygu yüklü sesiyle yoldaşlara yine türküler
söyledi “serkeftin be” şiarıyla onları uğurladı.
“Kürt kızları ve oğulları ölümle alay ediyor” diyordu Viyan
yoldaş. Melsa yoldaş da bu ruhla son katıldığı eylemde saldırı
grubunda yer aldı.
Düşmana büyük darbelerin vurulduğu bu eylemde heval Melsa rolünü
oynamış ve çok güçlü bir katılım sergilemişti. Ancak geri
çekilme esnasında aldığı havan parçaları bir kolunu ve bir
bacağını almıştı ondan, ama yoldaşların onunla oyalanmasını
istemedi ve onu almaya gelen arkadaşlarla gitmedi. Heval Melsa
son nefesini verirken bile PKK asaletini onurlu bir şekilde
taşıdı ve ondan sonrakilere bu bayrağı devretti.
|