ÖZGÜRLÜK ŞEHİTLERİ  

İDAM ANINDA YAŞAMIN TANIMI: DİRENİŞ...

Berfin Nurhaq

İdam anı...
Ve Kürt analarının yüreğinde hissedilenler…
Halkın vicdanında yaşanılanlar, halkın vicdanının sesi…
İdama yürüyen adımlar...
Özgürlük ve direniş anı...
Özgürlüğün ve direnişin tarih olduğu andır bu an.
Agit, Fesih, Ferzadların direnişiyle varoluşun gerçekleştiği andır bu an...
Ferhad, Şirin, Ali ve Hêmin yoldaşların, direnişi zafer kıldığı andır idam anı...
Hêmin’in idama yürüyen adımları, direnişi gözümüzde canlanır. Hêmin’in eylemi, direnişin resmidir. Bu resmin ifadesi, Hêmin yoldaş şahsında direnen Kürt halkının hakikatini anlatır. Hakikati şudur: “Halkımın ve insanlığın özgürlüğü için son dakikaya kadar direniyorum ve direnişi zafer kılan eylemi gerçekleştiriyorum, Ferhatların, Şirinlerin çizdiği özgürlük yolundayım” diyerek ve son sözleri rejim karşısında halkın dili ve hakikati olmuştur.

İdam olayı ve anı üzerine düşünüldüğünde yaşam ve ölüm üzerine yoğunlaşıyor insan. Yaşam ve ölüm, insan yaşamında normal olan sosyal olaylardır. İnsan yaşamında ölüm doğaldır, bununla birlikte insan ne zaman ve nerede öleceğini de bilmez. Bunun bilinmemesi de doğal bir durumdur. Bu yüzden İslamiyet inancı ‘Allah’ın verdiği canı ancak Allah alır’ diyerek bu doğal olan durumu böyle izah eder ve kurala bağlar. Dolayısıyla bu kuralla öldürme gerçeğine karşı çıkılır. Doğal olmayan bir şey varsa insan yaşamında o da ‘öldürmek’gerçeğidir. Öldürmek doğal bir olay değildir. Öldürmek olayında insan ne zaman ve nerede öleceğini bilir. İdam anında insan öleceği yeri ve zamanı bilir. İşte bu doğal bir durum değildir insan yaşamında. Bu doğal olmayan öldürme, idam etme, recm etme ve benzeri uygulamalarla insanın doğal toplumsal yaşamına saldırılmakta ve özgür yaşamına hakaret edilmektedir.
Yaşam ve ölüm arasındaki ilişki için Önder APO “Ölüm yaşamın doğal bir seyridir. Yaşamı mümkün kılandır.” demektedir. Bu tanımdan yola çıktığımızda yaşam ve ölüm karşıt şeyler olmadığını görürüz. Ama öldürme gerçeğinde karşımıza şu çıkmaktadır: Yaşam ve ölüm karşı karşıya getirilmektedir. Bu yüzden öldürme gerçeği karşısında direniş gelişir. Özgürlük militanları, özgürlük arayışı ve eylemleriyle düşmanın öldürme gerçeği karşısında ‘anlamsız ve teslim olmuş bir yaşam asla,
ama ölüm de değil, sürekli direniş halinde ve tarihe akan özgür bir yaşam gerçeğini yaratır.’ Yani yeni bir yaşam anlayışı. Direniş halinde özgür ve özgün yaşam gerçeğidir yaşanılan idam anında. Şirin, Hêmin, Ferzad idama giderken yaşamı bu şekilde tanımlamıştır. İnsan gerçeğinde yaşamı tanımlamak hep bir amaçtır ve özgürlük arayışıdır.
İşte İran rejimi kendi çıkarlarına göre yaşamın ve ölümün tanımını koymaktadır: Anlamsız yaşam ve ölüm gerçeği. Bu tanımlama, insan toplumsallığında doğal olan ve normal bir yaşam-ölüm seyrine, gerçeğine izin vermemektedir. İran rejiminin yarattığı toplumsal gerçeklik içerisinde yaşam alt üst olmuştur. Toplumda ortaya çıkan öldürülme korkusu ve gerçekliğidir. İnsanlar enselerinde cellât korkusunu yaşamaktadır. Bir toplum gerçeğinde öldürülme korkusunun bu düzeyde yaşanmasından sonra ne kadar anlamlı ve özgür yaşamdan bahsedilebilinir ki. İşte Ferhat, Agit, Ali ve Hêminlerin öfkesi, toplum gerçeğinde yaşatılmak istenen bu korkuya karşıdır, anlamsız yaşama karşıdır.
İdam anında söylenen sözler susanlara ve susturulanlaradır.
İdam anındaki direnişin resmi gözü kör edilmiş insan gerçeğinedir.
İşte İran rejimi insanlara yaşattığı bu korku ile teslim alıp iradeyi kırmayı amaçlamaktadır. Böylelikle kendi iktidarının ömrünü uzatmak istemektedir. Halklara yönelik özelde Kürt halkına yönelik ve her geçen gün gelişen özgürlük mücadelemize, mücadelemizin yarattığı değerlere karşı vahşice saldırmaktadır. İdam uygulamaları ve benzeri katletme politikalarıyla ölüm korkusu yaşatılıp özgür iradenin kırılması amaçlanmaktadır. İran rejimi Kürt halkına yönelik bu türden soykırım politikalarını gerçekleştirmektedir. Rejim, idam uygulamalarıyla ve böylelikle yaşatmak istediği korkularla hiçbir Kürt gencini, militanını esir alamamıştır. Her özgürlük militanının direnişi karşısında yenilmiştir. Özgürlük militanlarının, Agit, Fesih, Ferhatların bu direnişi halkın dirilişini ve direnişini daha da güçlendirmektedir. Özgürlük militanları şahsında Doğu Kürdistan’da yaşayan Kürt halkı, rejime “Bize sunduğunuz onursuz yaşama asla, öldürülme korkusu ile ölüme de asla!” diyerek “Şirinlerin direniş yolundayız ve böyle yaşayacağız” mesajını vermiştir.
Kürt halkı, idama götürülen yiğit çocuklarının her adımını ve her adımında hissedileni, yaşanılanı ve idam anında her olanı yüreğinde hisseder. Büyük bir öfke, kin, intikam ile lanetler cellâdı ve zalimi.
Direniş ile zulmün en çok çarpıştığı anlardan biridir bu an. Özgürlüğün zafer kazandığı bir andır. Öyle bir an ve zaman ki, özgürlük enerjisinin en yoğunlaştığı, özgürlüğün oluştuğu ve tüm Kürdistan’a aktığı bir andır bu an. Rejimin pes ettiği ve yenildiği andır bu an. Zalim, direnen özgürlük militanını en son ana kadar bile teslim almak ister. Ve zalim, özgürlük militanının direnişi karşısında pes eder. Zulmün, zalimin ve cellâdın yenildiği andır idam anı...
Direnişin çoğalıp, bir nehir gibi yüreklerimize aktığı zamandır bu an.
 

 Geri Dön

 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır