ÖZGÜRLÜK ÖNDERLİĞİ
DOĞRU BİR KADIN ÖZGÜRLÜĞÜ GELİŞMİŞ BİR PARTİDİR,GELİŞMİŞ BİR TOPLUMDUR

Reber Apo’nun 1 Kasım 1993 Kadın Ordulaşmasına Doğru Kitabından Alınmıştır


Tüm Kadın Savaşçılarına ve Çalışanlarına!
Saflarımıza, sadece partiye, cepheye değil, gerillaya muazzam bir kadın akışı var. Kadın gerçeğine, kadın sorununa her zamankinden daha fazla bir ilgiyle ve çözüm gücüyle yaklaşalım. Bunun için şimdiye kadar parti tarihimizle bağlantılı doğru bir özgürlük anlayışıyla, çözümlemeler pratik yaşamla da birleştirilerek yol alınmaya çalışıldı. Bu doğru politikanın bir sonucu olarak kadın özgürlüğü anlayışta ve pratikte mesafe aldı. Öyle ki, günümüze doğru geldiğimizde, eşit ve özgür yaklaşımın bir sonucu olarak, neredeyse eğer önü kapatılmaz ve doğru yaklaşılırsa, yarı yarıya ulaşabileceği alanlar doğuyor.
Kadın sorununu biz doğal bir konum ve cins sorunu olarak da görmüyoruz; toplumsal, siyasal özgürlük sorunu olarak görüyoruz. Tarihi temeli vardır, çözümlenebilir. Özellikle Kürdistan’da aile ve kadın, düşürülmüşlüğün, dolayısıyla sömürgeciliğin en temel dayanağıdır. Aileyi, kadını çözümlemeden sömürgeciliği çözümleyemezsiniz ve yine aileyi, kadını devrimcileştiremeden Kürdistan’ı devrimcileştiremezsiniz. Bu formül doğrudur, dolayısıyla uygulaması parti içinde devrimci kadını, devrimci kadın örgütlenmesini yaratmak, Kürdistan’ı devrime kazandırmak, devrimde zaferi getirmek için temel şartlardan biridir. Bu gerçeğe bu anlayışla bakıyoruz ve zaten yürütülen çalışmalar bunu doğrulamıştır.
Kadın cinsinin veya Kürdistan’da aile, toplum içindeki konumunun genel evrensel sorunları kadar, bize özgü olan sorunları da vardır. Kadın en düşmüş, en geri, en duygusal, en çaresiz tiptir ve bu doğallıktan ziyade tarihi, toplumsal gelişmenin bir sonucudur. Kadının kurtuluşu hiç şüphesiz toplumun, ülkenin kurtuluşuna bağlıdır, ama özgünlükleri de vardır. Birçok doğal özelliği kadar yaşadığı toplumsal, tarihi nedenlerden ötürü kadın kurtuluşuna ihtiyaç vardır. Şunu unutmamak gerekir; toplumda kadın ne kadar özgürleşirse toplumun özgürlük düzeyi o kadar artar, yine ulusal özgürlük de bu düzeyle bağlantılıdır. Bir parti içinde kadın özgürlüğü ne kadar gelişmişse partinin de özgürlük, dolayısıyla sosyalist özelliği o kadar gelişmiş demektir. Hatta ikili ilişkilerde kadın ne kadar özgürse, o ilişkinin de o kadar özgürlüğünden bahsedilir. Dolayısıyla kadın özgürlüğünden çekinmemek gerekir. Gelişmiş, doğru bir kadın özgürlüğü, gelişmiş bir partidir, gelişmiş bir toplumdur, tam kurtulmuş bir ülkedir.
Çözümlemeler yetmiyor, günümüzde pratik çok daha büyük önem taşıyor. Kadın savaşçıların, çalışanların partide, cephede ve gerillada her düzeyde sorunları olmakla birlikte özverileri de vardır. Dayanma durumları, cesaretleri erkeğe göre aslında daha fazladır, fakat inisiyatifsiz, güçsüz, örgütsüz olmaları ve kendi kimlik, özgürlük sorunlarını tamamıyla halledememeleri, kişiliklerine tam güvenememeleri, kişilik bağımsızlığına tam ulaşamamaları onları atıl bırakıyor, hatta enerjilerini, çabalarını başıboş bırakıyor, çarçur ediyor. En önemlisi de, kendi emeklerine sahip çıkamama, dolayısıyla kendi kişiliklerine sahip çıkamama gibi bir durumla sonuçlanıyor.
Tarihi bir çalışma olarak kadın kurtuluş ordulaşmasına yöneliyoruz. Kadın kurtuluş ordusu, özgürlük savaşı yerinde bir adımdır. Binlerce kadının bir araya gelmesi potansiyel bir ordu gücüdür. Savaş istiyorlar, silahlıdırlar, o halde bu bir ordu içeriğinde ele alınmalıdır. Erkek yapısı içinde de ordulaşabilir, bunun üzerinde tartışılmıştır. Hem tarihi, hem toplumsal açıdan bunun yetmeyeceği giderek anlaşılıyor. Kadının tarihten, toplumdan kaynaklanan özgün sorunları var. Tıpkı Kürdistan halkı gibi kişilik, kimlik sorunları var. Tıpkı halkımız gibi özgüvene, öz kimliğe, cesarete, çözümlenmeye ve örgütlenmeye ihtiyacı var. Sadece bir kadın milletinden veya cins olarak örgütlenmesinden bahsedelim demiyorum, ama mevcut baskı, toplumsal koşullar bizi bu yönlü özgünlüklere, örgütlemede ve savaşımda biraz da özerk veya özgün yaklaşmaya zorluyor.
Sayılabilecek daha birçok nedenden ötürü, kadınların özgün bir ordulaşmasına gitmeliyiz diyoruz. Hiç şüphesiz erkek yapısıyla ilişkileri olacak, eşgüdüm olacak. Eşgüdüm komitesine, eşitlik ve özgürlük komitesi de diyebiliriz. Gerekli oldukça her düzeyde böyle komitelere başvurulabilir. Yani kadınla erkek yapısının örgütlenmede birleştiği nokta, eşitlik ve özgürlük komiteleridir. Bunlar, aralarındaki dayanışmayı, eşgüdümü, birbirleriyle alışverişleri örgütlü sürdürme durumunda olacaklardır. Dikkat ederseniz bir komitedir, özgürdür, eşittir dolayısıyla tartışmaları, kararları karşılıklıdır ve anlamlıdır. Bunun dışındaki genel yapı kendi ordusu içinde olmalı. Yani her bayanın, her erkeğin rasgele ilişkisi yerine, eşitlik ve özgürlük komitesinin kararına göre bir ilişki tarzı genel yapı arasında geliştirilebileceği gibi, en üst düzeyde de geliştirilebilir. Gerektiğinde ortak saldırı eylemi, ortak manevra, ortak eğitim de olabilir. Ama kendi özgünlükleri ve ordulaşmaları vardır. Eğitime, savaşa nasıl katılacaklarını kendileri kararlaştırır. Kendi birlikleri vardır, örgütlüdürler. Her kadın kendi örgütü içindedir, cephede de, orduda da öyledir. Bu anlamda kadın örgütlenmesi sadece genel bir örgütlenme değil, kendi özgün koşullarından ötürü bir kadın örgütlenmesidir. Kadın birlikleri olacak, kadın mangasından tutalım kadın taburu, alayına kadar gidebilir. Onların komutanlıkları yine kadınlardan olacak ve ihtiyaca göre çeşitli birimleri kendileri yaratabilecekler. Bunlar biraz önemli. Çünkü çok iyi biliyoruz ki, ezilen bir cins veya ezilen bir halk örgütlenmeden aslında ezilmişliğine cevap olamaz, kişilik kazanamaz.
Bazıları “aramızda zaten fazla baskı, eşitsizlik yok” diyebilir. Bu belki birçok arkadaş için doğru olabilir, ama toplumun genelini düşünmek zorundayız. Erkek egemenlikli özelliklerin saflarımızda da ne kadar etkin olduğunu görmek zorundayız. Kendiliğindenliğe bırakılırsa, erkek egemenliğinin en üst düzeydeki komutandan tutalım sıradan savaşçıya kadar dalga dalga yansıdığını görmek zorundayız. Dolayısıyla güç, yetki erkekte ise, erkek egemenliğinin doğal sonuçları eşitsizlik ve baskı biçiminde yansıyacaktır. Bunu önlemek için kadın gücünün özgürleşmesi, ordulaşması ve savaşması gerekiyor. Yani silahı, örgütü, yetkisi, sorumluluğu olacak, bununla tartışacaklar, kendilerini kararlaştıracaklar, savaştıracaklar ve özgürlüğü elde edecekler. Bu doğaldır ve kaçınılmazdır da. Nasıl ki biz halk olarak özgücümüze dayanarak kazanmak zorundaysak, bir anlamda kadın da özgücüne dayanarak kazanacaktır.
Kadınsız, erkeksiz veya bunların birlikteliği olmadan sosyal yaşam olmaz. Aile olmadan yaşam olmaz. Duygular olmadan yaşam fazla anlamlı olmaz. Bu konuda özgürlük var, ama özgürlüğü, tarihi koşulları ve savaş koşullarını düşünmek zorundayız. Bütün bunları elde etmek, daha yüce duygulara, eşitliğe, özgürlüğe, güce ve ordulaşmaya bağlı. İyi niyetle bile bakılırsa, hemen hemen bütün kocaların bir despot olduğu, kadının da çok kadınsı, yaramaz bir varlık olduğu görülecektir. İlişkilerin eşit ve özgür, duyguların yüce, hele hele aşkların hiç olmadığı biliniyor. Olanların da rezalet, ihanet olduğu, yaygın biçimde yaşananın da bu olduğu bellidir. Bu konuları çözümlemişiz, fazla açmak istemiyoruz.
Bazı bayan ve erkek arkadaşlar, “bu aşırı şematik bir yaklaşımdır” diyebilir. Belki de biraz böyle olabilir, ama tarihi, toplumsal açıdan biz bir ihtiyacı gidermek istiyoruz. Belki bu geçici olabilir, bazı yönleriyle de kalıcı olabilir. Kadın kurtuluşu, dolayısıyla ordulaşması basit bir sorun değildir. Köklü eşitlik ve özgürlük sorunları ile karşı karşıyayız. Diğer devrimlerin bunu yapmaması, bizim de yapmamamız gerektiği anlamına gelmez. Diğer devrimlerde bu planlanmadı diye, erkeğe bağlı yürütüldü diye, bizim de öyle yapmamız gerekmiyor. Daha fazla düşünce, tartışma ve özgür çaba gerektirebilir. Devrimciler de zaten bunun için vardır.
Dolayısıyla kadın kitlemizin yoğunlaşması, bunun için tartışması, giderek kendini karar ve örgütlülük düzenine çekmesi gerekiyor. Bu, biçim değişikliğine yol açacaktır. Gerillada kadın ordulaşmasına çok çeşitli düzeylerde başlanabilir; manga düzeyinden tabur düzeyine kadar ve gücü arttıkça da ihtiyaca göre bu biçimler geliştirilebilir. Komutanlıkları, yönetimleri en üstten en alta kadar oluşturulur. Bütün bunlar öncelikle kendi içlerinde özgürleştirmeyi yaşayacaklar. Kadın kimdir, nereden gelmiştir, kişiliği nasıl oluşmuştur? Kölelik nedir, düşkünlük nedir, düşürülmüşlük nedir? Tarihi, toplumsal bağlar nasıldır, kadın nasıl yitirildi, nasıl kazanılır? Örgütle nasıl kazanılır, eylemle nasıl kazanılır? Duygu nedir, doğru duygu nedir? Aile nedir, doğru aile nedir? Erkekle doğru ilişkilenme nedir, eşit ilişki nedir, özgür ilişki nedir? Kabul edilmesi gereken doğru yaklaşım, doğru duygular nedir, reddedilmesi gereken nelerdir? Buna benzer yüzlerce soruyu geliştirebiliriz.
Doğru bir cinsel yaklaşımdan, cinsiyet yaklaşımından ne sonuç çıkarılır? Cinsellik yaklaşımından tutalım, en büyük bir aşk yaklaşımına kadar nasıl olmalı? Yine kadın ordusunun teknik sorunlarından tutalım en yüce karar organına kadar hepsine kadının yaklaşımı nasıl olmalı, erkeğin kadın yaklaşımı nasıl olmalı? Kaybedilenin kazanılması güçle, savaşla, yoldaşlıkla nasıl olacak? Bütün bunlar tartışma, ordulaşma, biraz da çaba ve düşünce gerektirir. Bu görevlerden kaçarak özgürlük olmaz. Bu konuda, herkes üzerine düşeni özveriyle yapmadan kadın özgürlüğü, kişiliği kimliği, duygusallığı, eşliği, dostluğu ve aşkı hiç olmaz.
Mevcut bazı çözümlemelerle açıklık getirmek istiyoruz. Sanıyorum hemen hemen hepiniz buna ihtiyaç da duyuyorsunuz. Biz ana hatlarıyla çerçeveyi çiziyoruz. Sizler, hiç şüphesiz bu tartışmayı günlük gerilla görevlerinize, cephe çalışmalarınıza zarar vermeksizin daha da geliştirebilirsiniz. Bunlar, tam tersine ona daha da güç katacak, savaşta daha fazla cesaret, fedakârlık gösterecek, savaşa kadını daha fazla çekecek, daha cesur, üretken ve sonuç alıcı başarıların sahibi kılacak tutuma itmek için yapılıyor. Yoksa kargaşalığa, geriliğe, lafazanlığa yol açmak için yapılmıyor. Bu yapılırsa suçtur. Kadın-erkek ayırımı yapılmadan karşı durulur ve buna fırsat verilmez. Bu anlamda zaten ortak komiteler var, her düzeyde ortak tartışmalar yapılıyor.
Görülüyor ki, tüm kadın yoldaşlar ve savaşçılar kendi örgütleşmenizi, ordulaşmanızı, görevlerinizi, sorumluluklarınızı ve yetkilerinizi netleştirmeyle karşı karşıyasınız. Biz sizi erkek egemenlikli yaklaşımlar karşısında, olduğu gibi bırakmak istemiyoruz. Daha fazla istediğiniz eşitliğe, özgürlüğe, gerçekçi ve öz kimliğinize, özgücünüze, öz ordunuza kavuşarak yürümeniz gerektiğini vurguluyorum.
Düşünmesi gereken sizsiniz, ordulaşması gereken sizsiniz, karar sahibi olması gereken sizsiniz. Her konuda kendinize, bedeninize, ruhunuza, bilincinize nasıl özgürce yaklaşmak istiyorsanız, onun özgür tartışması, özgür kararlaştırması da sizindir. Silahlarınız da yanı başınızdadır. O açıdan “beni yanılttılar, bizi bastırdılar” diyemezsiniz. Bunu söylerseniz alçaksınız. Çünkü parti size bu konuda silah vermiştir; örgüt silahı, askeri silah kısaca her şey var. Kullanmak sizin görevinizdir. Şimdiye kadar yapıldığı gibi, “şu bana şöyle yaklaştı, duygusallığı, köleliği dayattı, benimle oynadı” diyemezsiniz. En doğrusunu siz dayatacaksınız. Gerekirse silahla, dilinizle, beyninizle her türlü yaklaşımın özgür sahibi olmayı bileceksiniz.
Erkekten ne istiyorsunuz, kendinizden ne istiyorsunuz, toplumdan ne istiyorsunuz, hatta insanlıktan ne istiyorsunuz? Bunun çözüm gücü kendiniz olacaksınız. Bizden yoldaşça destek, dayanışma, partinin ilkelerine bağlılık sonuna kadar var. Bu konuda Önderlik, görevlerine sonuna kadar sahip çıkar. Dolayısıyla daha özgün, daha sonuç alıcı bir çalışmanın içindesiniz. Biz, kadının özgürleştiği düzey kadar toplumun, bireyin, ulusun özgürleşmesine ve ülkenin kurtuluşuna bağlı kaldık. Daha ileri adımların sahibi olmak size düşer. Cesur davranın, bu bir utangaçlık, bir duygusallık sorunu değildir. Her şeyi öncelikle kendinize layık görmelisiniz, kendinize güvenmelisiniz.
İnanıyorum ki, istediğiniz kadar tartışma, kararlaşma, güç sahibi olma doğrudur, hatta gereklidir de. Toplumsal gelenek, tarih bu konuda tersini söylüyorsa, suç biraz da bu baskıcı tarihindir, sınıflı ve kirli toplumundur. Kadın cinsinin eşit ve özgür yaklaşımları, topluma girişi, girmemesinden daha değerlidir. Savaşa girişi girmemesinden daha değerlidir. Dolayısıyla görevlerinize sahip çıkacağınıza ve oldukça ileri gelişmelere yol açacağınıza, kendi kaderinizi özgürce tayin edeceğinize inanıyorum. Savaş, ordu, parti gerçeğimize zarar verme, zora sokma şurada kalsın; tam tersine, alabildiğine güç verme, hatta ona öncülük, önder kişilikler düzeyinde açıklık getirme, önderlik etme ve böylece gerçek öncüye yaraşır bir tavırla sahip çıkmaya çaba göstereceksiniz. Bu temelde kendinizi kazanacaksınız.
                                                                                                    Geri Dön

 

 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır