|
Özgürlük Savaşçısı Kadın Gerillalar ile 15
Şubat'a lİlişkin kısa kısa Röportajlar |
Hazırlayan: Nergiz Roj
Önderliğimize karşı gerçekleştirilen uluslar arası komplonun
dokuzuncu yılına girerken, komplonun gerçekleşmesinde payı olan
güçleri bir kez daha nefretle kınarken, komplo karşısında
yaşanan ilk tepkileri, yaşanan duygu ve düşünceleri özgürlük
savaşçıları kadın gerillalara sorduk
Berivan
Herekol: Her şeyden önce her yıl komployu aynı duygularla
karşılıyoruz. İnsanda çok farklı duygular yaratıyor. Bir duygu
fırtınasına yol açıyor Tüm PKK kadrolarında olduğu gibi bende de
bir sorgulamayı yaratıyor. Hep şunu düşünüyorum? Önderlik birçok
değer yarattı ama bizler neden Önderliğimiz için bir şeyler
yaratamadık sorusunu soruyorum. Sonuç itibariyle böyle bir
esaret gerçekleşti. Uluslar arası komplonun temel amacı
Önderliğimiz şahsında tüm insanlığı hedef almaktı. Özelde de
Ortadoğu insanını hedef almaktı. Bilindiği gibi insanlığın
çıkısı Ortadoğu’da Mezopotamya’da gerçekleşti. Başkan APO
Ortadoğu gerçekliğinden çıkmış bir önderdi. Tüm halkların
bileşkesiydi. Bu komployu kabullenmek bizler açısından çok
güçtür. Her şeyden önce bir insan olarak bunu kabul edemeyiz.
Aynı zamanda kendi açımızdan da neden böyle bir şeyin önünü
alamadık, neden güçlü bir duruş sergileyemedik sorularını da
sormadan geçemiyoruz. Bizim pasif ve yetersiz duruşlarımızdan
dolayı Önderliğimiz hedef alındı. Her 15 Şubat’ta bir sorgulama
içersine giriyoruz ve gireceğiz de. Komplo karşısında çok büyük
bir hayal kırıklığı yaşadık. Yapılmak istenen bir yıkımdı.
Önderliğimiz şahsında tüm umutları yok etmek, tüm geleceği yok
etmek, insanlıkta yaratılan umutları yerle bir etmek ve bir
kaosa sürüklemekti. Günümüz koşullarını değerlendirdiğimizde
bunu gerçekleştiremediler. Çünkü Önderliğin yarattığı bir
gerçeklik vardı, bir irade vardı. Uluslar arası komployu
gerçekleştiren güçler bunu tam hesaplayamamışlardı.
Önderliğimizin esaretiyle her şeyin biteceğini, tüm umutların
yıkılacağını, tüm değerlerin yok olacağını düşündüler. Bu yanlış
bir hesaptı.
Bizlerde Önderliğimizin yarattığı bu değerlere sahiplenerek,
bunları daha da yüceltme yolunda mücadele vererek bu komployu
biraz olsun boşa çıkarabiliriz.
Tarihe baktığımızda beli dönemlerde hep birileri çıkıp insanlığı
aydınlatmıştır. Bir şeyler vaat etmiştir, bir umut vermiştir,
insanlığı o ışığa doğru kanalize etmiştir, güç vermiştir, kendi
öz değerlerine dönüşü sağlamıştır. Önderliğimizde günümüzde
insanlığa umut, güç ve irade olabilme inancını aşılamıştır.
Bizlerde bugün bu azmi inancı gösterebilmeliyiz. Zaten yok
edilmek istenende bu değerlerdir. 15 Şubat’tan sonuç çıkarmak
gerekiyor. Bu vesileyle 15 Şubat’ı sadece sözle kınamakla,
nefret duymakla değil, bunun karşısında bilinçlenerek pratik
duruşu sağlamakla sonuca gidebiliriz.
Bir yandan yaratılan umutlar, bir yandan kırılan umutlar var ve
yine bunun karşısında insanın düştüğü çıkmaz. Bu çıkmazı
tekrardan aydınlığa doğru eviren Önderliğin kendisi oldu.
Bu temelde Önderliğimiz şahsında tüm insanlığa yapılan uluslar
arası komployu bir kez daha kınıyorum.
Çiğdem Ardıl: Komployu İlk duyduğumda kongre
ortamındaydık, önemli bir kadro topluluğu da orada hazırdı.
Ondan önce Önderliğimizin takip altında olma durumu vardı. Tam
olmasa da bu takibi yakından izliyorduk. Önderliğin
yakalanabileceğini düşünmemiştik. Çünkü bu konuda Önderliğimizin
duyarlılığına ve taktiklerine çok güveniyordum. Fakat
Önderliğimizin yakalanmasında acaba bizimde bir rolümüz olur mu,
ya da güvenliğinde bir rolümüz olur mu? Bunları çok hesaba
katmıyordum, Önderlik bizden de bağımsız kendi güvenliğini alır
diyordum. Böyle dogmatik bir bakış açım vardı. Düşmanın
taktiklerinden ve yönelimlerinden korkuyordum. Çünkü tarihe
baktığımızda birçok önder ya da önemli isimler yakalanmıştı.
Emperyalizm çok güçlü bir istihbarat ağına sahip ve bu yönlü tüm
teknik donanımda onların hizmetindeydi. Çok sistemli bir
işbirliği içinde çalışıyorlar. Kırmızı bülten, uluslar arası
polis sistemini de kurmuş bir örgütlülüğe sahipler. Ve
kendilerine düşman belirledikleri ve bitirmek istedikleri
önderlere karşı büyük bir işbirliği içersinde acımasızca
yaklaşıyorlar. Önderliğimizin yakalandığını ilk duyduğumda tabi
ki bende de herkes gibi duygusal bir etkilenme gelişti. Ama
işinde bilincindeydim. Bu olay karşısında içten yaşadığım korku
kadar bir ümidim de hep oldu. Önderliğin kendisini ayakta
tutabilme ve yaşamayı başarabilme güce sahip olduğuna da
inanıyordum. Çünkü o an bizim için önemli olan Önderliğimizin
yaşamasıydı. Fakat daha sonra ki süreçlerde komployu duygusal
ele almaktan çıkıp daha çok bilinçli yaklaşmaya çalıştım. Şimdi
bile tam olarak bu komployu bütün boyutlarıyla anlamış değiliz.
Emperyalizmin her bir yönelimi çıktığında; Ortadoğu’ya yönelik
ya da kendilerine karşıt gördükleri liderlere uygulamaları
siyasi gelişmelerle birlikte gördükçe biraz daha anlam
verebiliyoruz. Önderliğimizi neden bu kadar kendilerine düşman
olarak gördüler? Ya da neden bu kadar büyük bir komployla
yöneldiler? Her geçen gün bu komplonun bir yönünü daha
görebiliyoruz. Örgüt tarafından çok kapsamlı ele alındı ve
birçok yönü görüldü. Günlük olarak yaşadığım duygulardan biri
şu; Önderlik gerçekten yok edilmeye, bitirilmeye çalışılan,
hatta öldürülmüş toprağın altına gömülmüş kişiliğin
yaratıcısıdır. Bunu kendi şahsında ve mücadelesinde açığa
çıkarmıştır. Emperyalizm açısından aslında en büyük tehlike
olarak da bu görüldü. Önderlik her şeye rağmen bu özelliğini
koruyor ve geliştiriyor. Aslında emperyalizmin el atamadığı,
dokunamadığı da budur. Önderlik “doğal insan” dedi. Kendi
özünden tarihinden kopmayan onun özelliklerini inatla kendi
şahsında yaşatan bir Önder ve bunun örgütünü kurmuş ve
mücadelesini geliştiren bir Önder. Diğer Önderlerden daha farklı
ve beklide farlı olması nedeniyle bitirilmesi gerektiği
düşünüldü. Çağımız itibariyle yaşanan bazı sapmaları, Amerikanın
yönelimlerini gördükçe ya da halkların bir birlerine
kışkırtılmalarını, halkların nasıl kendi özünden boşaltılamaya
çalıştıklarını gördükçe Önderliğe biraz daha anlam vermeye
çalışıyorum. Önderlik gerçekten neyi ve ne kadar büyük bir
zorlukla savunmaya çalışıyor. Bir de komplocuların öfkesini daha
iyi görebiliyorum. Komployu boşa çıkarabilmek için; Önderliği
daha iyi anlama ve uygulama zorunluluğunu hissediyor, bunun
engellerini kendi şahsında aşma mücadelesini güçlendirme gereği
duyuyorum.
Bu yıl çok kritik bir süreçten geçiyoruz. Özelikle Türkiye’de ki
halklar, Ortadoğu’da ki halklar bir birlerine düşürülmeye
çalışılıyor. İşte Önderlikte her şey pahasına buna engel olmaya
çalışıyor. İki zıtlık var. Emperyalizm nasıl ki her şeyi göze
alıp yok etmek istiyorsa, Önderlikte her şey pahasına halkları
bir arada yaşatmanın, kararlılığını, mücadelesini temsil ediyor.
Bu nedenle hala komplo devam ediyor. Hala Önderliğimiz hedeftir,
Önderliğimizin yaratmak istediği yaşam ve kişilik hedeftir.
Önderliğimizin yarattığı umut hedeftir, inanç hedeftir, düşünce
hedeftir. Bu anlamda bizim için önemli olan 15 Şubat’larda daha
çok kararlı olmak, bu oyunları anlamak, bunun karşısında
kendimizi daha güçlü, daha inançlı, daha donanımlı bir hale
getirmektir.
Şerdem Edessa: Önderlik 1999 da yapılan uluslar arası
komployu boşa çıkardı. Bu komplonun ayağı hala da devam
etmektedir. Avrupa çalışmalarında yer alan arkadaşlar üzerine
geliştirilen tutuklamalar boyutunda görmek mümkün. Avrupa’daki
kurum ve kuruluşlarımıza yönelimler hala sürmektedir. Bu anlamda
komplonun ayağı çeşitli biçimlerde devam etmektedir.
Halkımız tüm bu yaklaşımlara karşı daha duyarlı olmalı,
yaratılan tüm değerlere bu temelde daha sıkı sarılarak korumayı
esas almalıdır. Kendisine kürdüm, yurtseverim ve aydınım diyen
tüm insanların bu yaklaşımlar karşısında tutum içerisinde olup,
eylemselliklerini daha aktif geliştirmeleri gerekir.
2007 yılında tüm Kürtlerin birlik olması gerekiyor. Ve bu konuda
daha duyarlı yaklaşım sergilemeleri gerekiyor. Kürdüm diyen bir
birey kendi kimliğine sahip çıkıp çalışmalara daha aktif katılım
sergilemelidir. Halkımız ne kadar aktif katılırsa bizde sonuna
kadar halkımızın yanındayız. Halkımız mücadelesini daha fazla
yükseltmelidir. Her zaman halkımıza destek olacağız ve bu
mücadeleyi tüm engellere rağmen yükselteceğiz.
Dersim Jiyan: 15 Şubat komplosu Önderlik şahsında tüm
Kürt halkına yapılan bir komplo olmaktadır. Bu yapılan komployu
büyük bir öfke ile lanetliyorum.
Komplonun 9. yıl dönümü oldu ve bu komployu asla unutmayacağız.
Kürt halkı için çok kirli bir süreç olarak tarihe geçmiştir.
Uluslar arası komplonun amacı var olan Kürt halkının iradesini
yok etmekti. Fakat bu komployla istediklerini çok fazla
yapamadılar. Kürt halkı, özgürlük savaşçıları ve Önderlik başta
olmak üzere aslında bu komplo boşa çıkarıldı.
Fakat birçok noktada komplo çeşitli şekillerde hala devam
etmektedir. Avrupa ikiyüzlülüğünü hala sürdürmektedir.
Bu komployu boşa çıkarmak için daha fazla ideolojik, siyasal,
kültürel anlamda kendimizi önderliğin ortaya koyduğu zihniyet
boyutunda geliştirmemiz gerekir. Bu sorumluluk herkesin
olmalıdır. Bu komployu boşa çıkarmak için dört parça
Kürdistan’daki Kürt halkının her zamankinden daha fazla birlik
olmaları gerekir. Bu komployu Kürt halkı güçlü bir birliktelik
ile boşa çıkarabilir. Komploda eli olan tüm güçleri kınıyoruz ve
lanetliyoruz.
Bu süreçte daha fazla birlik olarak bu yapılan komployu boşa
çıkarmalıyız. 2007 yılının Kürt halkı için başarı yılı olacağını
umut ediyorum.
Kürt halkı tüm süreçlere göre bu süreçte daha çok birlik olmakla
birlikte bu tam anlamıyla hala yeterli olduğu söylenemez. Bu
nedenle daha fazla birlik olarak ortak mücadeleyi
yükseltmeliyiz. Bu yılın daha güçlü geçmesi için halk ve gerilla
gücü olarak daha aktif bir katılım sergilemeliyiz. Ve komployu
bu temelde boşa çıkarmalıyız. Tüm halkımızı bu gerçekten yola
çıkarak daha duyarlı olmaya ve önderliğimizi daha güçlü
sahiplenmeye çağırıyorum. Tüm Kürt ve Türk aydınlarına aynı
zamanda seslenmek istiyorum. Bu yapılan komplo sadece Kürt halkı
için değil aynı zamanda Türk halkının da büyük zorluklar
içerisine girmesine neden olacaktır. Türk haklıda bu gerçeğe
tepki göstermelidir.
Bu yılın bir başarı yılı olmasını umut ediyorum. Son olarak
buradan İmralı'ya kadar Başkan Apo’ya sevgilerimi göndermek
istiyorum.
Sülbüs Peri: 15 Şubat komplosu hem genel örgüt açısından
hem de kadın örgütü açısından çok önemlidir. Komplonun amacı
örgütü zayıflatmak ve ideolojiyi anlamsızlaştırmaktır. Özgürlük
iddiasını ve umudu kırmak amaçlanmaktadır. Bu nedenle de bu
umudun yaratıcısı Başkan Apo'yu yok etmek istediler. Çünkü
önderlik Kürt halkının, kadın hareketinin öncüsü ve umudu
olmaktadır. Komplo ile esas alınmak istenen olgu daha çok Kürt
halkının umudunu önderliği esaret altına alarak yok etmek ve bu
düşüncenin yaratıcısını Başkan Apo ve Kürt halkının ortak
bağlarını yok etmekti.
Fakat önderliği esaret altına alırken, halkın önderliği bu kadar
sahipleneceğini hesaba katma noktasında yanıldılar. Önderliğin
yarattığı halk gücünü, ideolojik gücünü çok fazla göz önünde
bulundurmadılar. Önderliği esaret altına alarak hem genel
örgütü, hem de kadın hareketinin dağılacağını planladılar.
Önderlik kadın hareketi içerisinde ve kadro boyutunda oysaki çok
büyük bir irade ve güç yaratmıştı. Özgürlük arayışı noktasında
önderlik kadro başta olmak üzere kadında, Kürt halkında bir umut
yaratmıştı. Geliştirilen saldırı önderliğin şahsında özünde
kadın hareketine ve Kürt halkına yapılan bir saldırıydı.
Önderlik esaret altına alındığında birçok arkadaş kendisini
yaktı. Halkın ayaklanma durumu söz konusu oldu. Komplonun olduğu
süreçten bu güne kadar halkımız, kitlemiz hiçbir zaman bu
saldırıyı kabul etmedi. Bunun karşısında reflekslerini,
tepkilerini gün be gün çeşitli eylemsellikler biçiminde ve
serhildanlar da sürekli ortaya koydular. Bağlılıklarımız olduğu
kadarıyla aynı zamanda bizimde yetersizliklerimiz söz konusu
oldu. Ve önderlik bunun için yetersiz yoldaşlıktan bahsetti. Bu
nedenle daha bilinçli yaklaşmalı, ideolojik olarak kendimizi
daha fazla geliştirmeliyiz. Özgürlük arayışı olanların ortak
umuduydu. Kadın hareketi olarak bu noktada daha fazla bir
katılım ve ideolojik anlamda kendimizi geliştirmenin
sorumlulukları söz konusudur. Özgürlük arayışı olanlar önderlik
gerçeğinde buluşmak istiyordu. Bu harekete katılan insanlar salt
Kürt olgusu ve Kürdistan gerçeği üzerinden mücadeleye
katılmadılar. Özgürlük arayışı olan tüm kesimlerin umudu oldu
önderlik. Bu nedenle Kürt halk mücadelesine Alman, Türk, Çerkez
ve benzeri birçok kesimden insanlarda katıldılar. Yani önderlik
tüm ezilen kesimlerin, sömürülen insanların bir umudu haline
geldi. Özgürlük ile özdeşleştirilerek ele alındı.
Özellikle kadın bu noktada önderliğe daha fazla sahip
çıkmalıdır. Bu komplo sadece önderliğe değil, tüm özgürlük
arayışı olan insanlara yapılan bir saldırıdır. Kendisini
demokrat, aydın gören tüm insanlar bu komploya karşı
çıkmalıdırlar. Başta kadın olmak üzere bu komployu boşa çıkarmak
için arayış içerisinde olmalıdır. Avrupa kendisini çok
demokratik gösteriyor fakat böylesi bir yaklaşımı söz konusu
değildir. Egemen güçlerin çıkarlarını gözetmektedir. Bunu bizim
kabul etmemiz gerekir. Halkın değer yargılarını korumak için
buna karşı bir aktif mücadele içerisinde olmalıyız. Güçlü
arayışlarımız olmalıdır.
Bulunduğumuz tüm yerlerde buna karşı bir mücadele içerisinde
olmalıyız. Önderliğin özgürlüğünü bu temelde istemeliyiz. Bu
temelde kadınlara da başarılar diliyorum.
Şervin Ehrez: 15 Şubat başta Kürt halkı olmak üzere
Ortadoğu için çok lanetli ve kara bir gün olmaktadır. Bu nedenle
bu 115 Şubat saldırısını kınıyorum. Önderliğe yapılan komplo
özünde Kürt halkına yapılan bir saldırı ve iradesizleştirme
yaklaşımıdır. Komplo ile amaçlanan birçok yaklaşım söz
konusuydu. Egemen güçler bu komployla mücadeleyi pasifize etmek
ve yok etmeyi amaçlıyorlardı. Yaratılan değerleri ele almak
isteniyordu.
Önderliği kendilerine bir güç olarak gördüler. Bu gücü ortadan
kaldırmak istediler. Yapmak istedikleri gerçek karşında önderlik
bir engel teşkil ediyordu. Komplo bu temelde amacına
ulaşmamıştır. Çünkü Kürt halkı bu günü asla kabul etmedi ve
etmeyecektir. Ezilen tüm halklar için önderlik bir umuttu.
Önderlik yarattığı değer yargıları ile tüm bu amaçlanan
saldırıları boşa çıkardı. Önderlik ortaya koyduğu zihniyet
yapılanması ile orta doğuda bir aydınlanma yaratmıştır.
Yarattığı düşünce ve fikirleri halkımız açısından bir umut
olmaktadır. Yapılan uluslar arası komplo önderlik ve halkın
arasına giremez. Halk, kadın ve gerilla gücü olarak daha aktif
bir katılım sergileyerek bu yapılan komplo ile mücadele etmek
hepimizin en büyük sorumluluğu olarak ortaya çıkmaktadır.
Komployu boşa çıkarmanın tek yolu her zamankinden daha fazla
mücadele etmek ve bunu asla kabul etmemektir.
Geri Dön
|