ÖZGÜRLÜK ÖNDERLİĞİ
Başkalarını Savunmak İsteyenler Önce Kendilerini Savunmayı Bilmelidir

Türkiye Cumhuriyet Tarihinde Çeteleşme

PAJK Önderlik Komitesi

( Bu derleme Önderliğin Bir Halkı Savunmak Savunmasından alınmıştır.)

İmralı yargılanma sürecini çok elverişsiz koşullarda da olsa bir demokratik barış arayışı ve çağrısı olarak değerlendirmemi doğru buluyorum. Bu aşamanın niteliksel bir dönüşüm değeri vardı. Hiyerarşik ve devletçi toplum arayışlarını ilkesel olarak terk etme gereğinin hem bilinç hem de çabada yoğunlaştığı bir süreçti. Zor dönemlerin öğretici dersini edindiğim kanısındayım. Devamı...

Reber Apo’nun Çeteleşmeye Karşı Mücadele Kitabından Alınmıştır

Diğer sınıfların ahlak ve yaklaşım tarzını mümkün kılacak aşma hareketinde bulunmak, cepheden savaşmaktan daha uğursuz bir harekettir.
Türkiye Cumhuriyeti, gerek kuruluşunda ve gerekse günümüzde yaşadığı önemli çözülüş sürecinde, çeteleşme biçiminde kuruluşlara gitmekte ve içindeki engelleri olduğu kadar karşısındaki hedeflerini de düşürmek düşürmek için bu ...
Devamı...

15 Ağustos Atılımı'nın Barışını Gündemleştirmek Gerekli Ve Gerçekçidir 14 Temmuz Direnişçilerinin Tümüyle Kanıtlamak İstedikleri, PKK Kimliğiyle Yaşamaktır!

Reber Apo

15 Ağustos eylemliliğinin tümüyle boğdurulmak istenen halk gerçekliğinin öz savunması olarak tanımlanması en doğru ifadedir. Bu bir saldırı gibi gözükse de, özünde, “Ben halkım, beni imha etme” uyarısıdır. Özellikle Diyarbakır zindan vahşetine duyulan tepki ve “Varlığımızdan vazgeçmeyiz” çığlığına verilen yanıttır; Mazlum Doğan’ın “Sesimiz dünyaya duyurulmalıdır” sözü kadar, Mehmet Hayri Durmuş’un...Devamı...  

PAJK Önderlik Komitesi

14 Temmuz, Parti tarihimizde Parti kimliği uğruna, denilebilinir ki en kahredici işkenceli bir ortamda varlığını adama ve bu temelde ülkesine, halkına, insanlığına sahip çıkma adına, en büyük direniş kararının verildiği bir gündür. Partimizde şimdi de en çok ihtiyaç duyulan, Parti kimliği ile insan olmak, Parti kimliği ile ordulaşmak, Parti kimliği ile yaşamsal olmak. Belki de sadece başarıların değil, onun olumlu bütün adımlarının,...Devamı...

 
Barışı Stratejik Yapmayan Yarın Olayları Anlamaz ÖZGÜRLÜK BAHÇESİ
Reber Apo

Türkiye’de devlet odaklı toplumsal bakış açısı kendisini her kurumda hissettirir. Yükselmenin, gelişmenin tüm yolunun devletten, özellikle askeriyeden geçtiği varsayılır. Devlet kurumlarında olmak hem onur, hem en güvenceli hayat kazanım yoludur. Bu kadar devlet odaklı toplumun kendisine özgüveni ve yaratıcılığının gelişemeyeceği açıktır. Devlet adına adeta kendisini unutan,... Devamı...

Reber Apo

“Her Doğuş Acılar İçerisinde Olur”
Özgür Yaşam Ve Yaradılış Mekânı
Yaratma bir anlamda özgün olanı, tarihsel dönemi ve toplumsal ihtiyacı karşılamada temel olanı gerçekleştirme eylemidir. Onun ardında çok yönlü bir zihniyet, ruhsal, sınıfsal mücadele yatmaktadır.
Yaradılış destanı yeniden doğmayı şart kılar.
Kadının özgürce yeniden doğuşu, toplumun tüm alt ve üst kurumlarında genel bir özgürleşmeyi...
Devamı..

 
Zilan Ve Sema Tarihin Ve Kadının Dirilişidir
Sıcaklığını Hissetmek
Reber Apo

Zilan, önünde eğilmesi gereken bir tanrıçadır. Tarihte biliyorsunuz kıblegahlar var, kutsal mabedler var. Onların içinde kutsal tanrı veya tanrıçalar vardır. Ve onların ardılları, onların mensupları uygun günlerde gidip, o mabedlere kapanırlar. Affet bizi diye secde ederler, yalvarırlar yakarırlar. Bu yoldaşlar öyle yoldaşlardır. Bir mabede gider gibi huzurlarında eğileceksiniz... Devamı...

Zınarin Nupelda

Güneş, zifiri karanlığı parçalarcasına doğu yamaçlarında yükseliyordu. Akşamdan kalan yorgunlukla yeni bir güne subayın “ rojbaş” sesiyle başlıyorduk. İrkilerek uyanıp, beyaz su matarasını alarak, aşağıya doğru koşarak inmeye başladım. Ve bu yoğun günde ben mutfakçıyım. Kalabalık eğitim grubumuza sessizce sabah kahvaltısını hazırlanmaya koyuldum. Kampımızın aşağısında ve hemen mutfağımızın yanı...Devamı...

 
PKK’lileşmek Demek, Önderlikleşmek Demektir
Beritan Çizgisini Takip Edin!
Reber Apo

Parti tarihi bütün konularda büyük bir savaşım tarihidir. Hepsinde de gelişme vardır ve bütün bunlar et ile tırnak gibi birbirine bağlıdır. Bu çalışmaların hepsi büyük bir ideolojik savaş ve bu savaşın dolaylı yansımaları olarak da değerlendirilebilir. Parti tarihini inceliyorsanız, bu yönlerini ana başlıklar altında kalın kırmızı çizgilerle beyninize kazımanız gerekiyor ki, sağlam bir tarih bilincine ulaşasınız.Devamı...

Reber Apo

PKK tarihinde de büyük zihniyet ve ilkesel bağlılık abideleri vardır. Haki, Mazlum, Kemal, Mehmet Hayri, Ferhat, Mahsum, Taylan Özgür, Berzan Öztürk, Zilan, Beritan, Bermal ve adlarını yazamayacağımız kadar uzun listeler halinde büyük partili olmayı başarmış yoldaşlık örnekleri vardır. Bunların hepsi okunması gereken bir kitap kadar anlam ifade ederler. Buna karşılık hain, dönek, yoz, gevşek, sefil, ufuksuz, günübirlikçi birçok öğeye de rastlamak mümkündür. Devamı...

 
Yaşamak Olacaksa Barış İçin Olacaktır
Che, Yeni İnsanın Temsilidir
Reber Apo

Hepinizi, halkı, toprağı, insanı özlemek en büyük duygusallığım, acımdır. Milyonların iddiasını gözlerinde ve yüreğinde barındıran ve en büyük diyaloglardan sonra bu şüphesiz en zorudur. Ama bu da böylesine uluslararası komplodan, hem de en dost geçinenin en affedilmez ihanetinden sonra anlaşılırdır.Devamı...

Reber Apo

Geçenlerde biraz inceleme de değil, anlamaya çalıştım. Che Guevera’nın 30. ölüm yıldönümü dolayısıyla biraz kişiliği tanıtılmaya çalışılıyor. Sanırım tam istediğimize yakın bir yaşam, yeni insan anlayışı varmış. Bizden üstün yanları da olabilir, ama birleştiren yanı çok çarpıcıdır.Devamı...

 
Zamanın Durduğu Anlarda, Ruhunu Özgür Kılabilen İnsan

Önderliğe Mektup

Tekoşin Ozan

Düşük yoğunluklu savaşın dozunun hiç de düşük sürmediği dağlarda, yüzlerce genç bedenin toprağa düştüğü 98 yılında, Ortadoğu’nun siyasal atmosferinde de şiddetli çalkalanmalar başlamıştı. Önderliğin Suriye’ de olması gerekçesiyle Türkiyeli yetkililerin sözlü saldırıları tehditlere, kısa süre içerisinde de tehditler somut adımlara dönüşmeye başladı.Devamı...

Şilan

Sizlere olan özlemimi, sevgimi anlatmak için sözcük aradım ama bulamadım. Gökyüzünün uçsuz bucaksızlığını anlatmaya hiç bir kalemin gücü yetmemişti şimdiye kadar. Evet Başkanım, bende sana olan özlemimi, sevgimi anlatmaya sözcük bulamıyorum. Bugün benim için çok anlamlı bir gün. Sizlerle son sözleşmemi yaptığım gün.Devamı...

 
Dünyayı Yenecek Gücümüz Bile Olsa Saldırmayacağız

14 Temmuz Direnişçilerinin Kanıtlamak İstedikleri, PKK Kimliğiyle Yaşamaktır

Reber Apo

15 Ağustos Atılımı ¬denen olay belli bir tarihi sonuca ulaşmıştır. Eyaletlerden gelen mesajlara teşekkür ediyorum. Kutlamalara katılan halkımıza da teşekkür ediyorum. Bundan sonra 15 Ağustosun meşru savunma anlayışının derinliğini daha çok doğru kavrayıp barışın hizmetine sunarak dünyanın her yerinde, dostların olduğu her yerde, başarıyla yürütmeli ve hayata geçirilmelidir. Bu yenilik ve fark iyi anlaşılmalıdır. Devamı...

Reber Apo

14 Temmuz, parti tarihimizde parti kimliği uğruna, denilebilir ki; en kahredici işkenceli bir ortamda varlığını adama ve bu temelde ülkesine, halkına, insanlığa sahip çıkma adına, en büyük direniş kararının verildiği bir gündür. Partimiz de şimdi en çok ihtiyaç duyulan, parti kimliği ile insan olmak, parti kimliği ordulaşmak, parti kimliği ile yaşamsal olmak.Devamı...

 
Ateşten Bir Koşucu: Zilan

Üveyş Ana; Bilinçsiz Bir İsyan Doğurucusu

Abdullah Öcalan

Zilan yoldaşın manifesto niteliğindeki mektuplarına ve sözlerine bir şeyler eklemek haddimize olmasa gerek. Ama bıraktığı mektuplara karşılık vermek, benim açımdan manevi bir sorumluluk taşımaktadır. İdeolojik, siyasi ve askeri alanlarda da bu mesajların halka, partiye ve bana yüklediği sorumlulukları ortaya koymak önemlidir. Zilan’ın eylemi sanıldığı gibi bir intihar eylemi değildir, tamamen dönemsel, tarihi, planlı, cesur, fedakar ve soğukkanlı bir eylemdir.Devamı...

Abdullah Öcalan

Olumlu veya olumsuz yönleriyle özgür kadın hareketi üzerinde etkide bulunan bir kadın da benim anamdır. Bugün anamın ölümünün birinci yıldönümü oluyor. Şimdi bu kadın için de birkaç cümle ile değerlendirmede bulunmam yararlı olabilir. Bu kış değerlendirmelerinde ana gerçeği üzerine bir takım değerlendirmeler yaptım. Kürdistan’da üzerinde durmamız gereken bir gerçeklik de ana gerçeğidir. Analık genellikle bir doğuş ifadesidir.Devamı...

 

Özgürlük Çocukta Başlar

Doğuş Kavmi

Abdullah Öcalan 

Hala hatırlıyorum. Caminin gölgesindeydik. Anlattım, anlattım... İhtiyar başını çeviriyordu. “Oğlum” diyordu.“Biz kurumuş tahtalar gibiyiz. Sen şimdi bunu yeşertebilecek misin?”
Hatırladığım ilk anım oluyor ve hala unutamıyorum. 1994’lerde bir şair gelmişti yanıma, bir sözümü hatırlattı. “Taşta gül olmak” dedi.“Senin böyle bir sözün vardı.” Yani ben taşta ekilmiş bir gül gibiyim veya öyle olmayı başaracağım.
Kuru tahtayı yeşertmek, kaya parçasında gül olup bitmek...
Devamı...

Çarçel Engizek 

Hayatın çarkı vuruyordu
Unutulan genç kavmin
Tam orta yerine
Dem, dem gözler
Amed surlarında bir bağ yaşlı tütün
Uçuşulan dağlarda
Mor turuncu geceler de
Çarçella da fosili kurtlanmış karlar
Kandil ışığında isyana duran
İsyancılar renginde
Kavimleri yolla koyulmuştu
Bütün ruhları
Peygamberleri aşıp geliyorlardı ....
Devamı...

 

4 Nisan Çığlığı

Yaşam İksirimize
Şinda Erzurum

Dinle yüreğim dinle! Dinle ki duyasın, anlayasın. Bir başka yılın, bir başka baharın ana toprağın bağrında güneşin kucağındayız. Saklama öyle derin, öyle içkin, ele avuca sığmayan, kabuk tutmayan yarayı. Bırak, bırak ki kanasın, kanasın ki yeni umutlara, özlemlere gebe kalsın. Yoksa nasıl anlarsın doğumun sancısını, serin ve ıslak esen rüzgarı, çiçeğin kokusunu, suyun akışını, güneşin doğuşunu, baharın havasını! Bırak bir başka bahara kalmasın... Kalırsa eğer tıkanır damarlar, kanı kurur, hücreler ölür, çürür beden. O zaman çirkinliğe, karanlığa dair ne varsa bir, bir boy verir, ütopya yıkılır, kuşlar ötmez, kelebek uçmaz, yağmur yağmaz. Çoraklaşır toprak, gözenekler kapanır, yaşam son bulur.Devamı...

Mine Rojvan Serhat

Nisanlardan yine bir nisan günüydü Ruha’da. Kara kışı geride bırakan tabiat ana yeni yaşamı müjdelerken yeşil rengiyle tarih büyük bir çekişme içindeydi MEZOPOTAMYA da. Bu kez başarmak azmindeydi. Başarmak azmindeydi. Başarmak kirletilen tarihi. Nisanın coşkun yağmurlarıyla yıkamak temizlemekti. O gün güneşin eteklerinden bir ateş topu düşmüştü tanrılar dünyasına, çığlıkları bahar marşına karıştı. Günümüzde zeus oğullarının karattığı evren, birdenbire kulak kesti Özgürlüğün büyüleyici çığlığına.Devamı...

 
 
ÖNDERLİKLE ANILAR

GELECEKTEN BİR AN...

Eylem Deniz

Kafamızda önderler için belirlenmiş sınırlar vardır. Uzak, soğuk, dokunulmaz, ulaşılmazdırlar; onlarla hep resmi olunur. Bizim Önderliğimiz de tanınıp anlaşılmadığında da böyle kalıplara sokulur. Önderliği anlatan bazı anılara anlam verememe, kafamızdaki kalıplarla çarpışınca farklı tepkiler ortaya çıkabiliyor. Oysa bizim Önderliğimizi diğer önderlerden ayırıp çağın önderliği yapan belirlenmiş sınırlara sığdırılamama özelliğidir. Bir insanın doğallığını abartısız yaşadığı için Önderlik gerçekten farklıdır. Öyle bir konumda olmasına karşın bir çocukla dahi ciddi bir diyalog içerisine girer. Bir çocukla onun düzeyinde alıp vermesi her şeye değer verme ve ciddiye alma ilkesindendir. Ve her duyguyu gem vurmadan, resmiyetlerle boğmadan, içinden geldiği gibi yaşamasındandır. Biz kendimizi kalıplara resmiyetlere, ayıplara hapsederken O, her şeyi olması gerektiği gibi yaşar ve bizi hep şaşırtırdı.

Örneğin bir gün yine voleybol oynayacaktık. Bulunduğumuz evde ancak iki voleybol takımı çıkarabilecek sayımız vardı. O nedenle takımlar sabitti. Hangi takımda isek her gün o takımda oynamak zorunda kalıyorduk. Ben Önderliğin bulunduğu takımdaydım. Karşı takımda oynamak daha rahattı. Çünkü Önderliğin takımında olunca insan kendisini ister istemez belli kalıplara sokuyordu. Biraz daha kendimizi sınırlıyor, her şeye dikkat etmek zorunda kalıyorduk. Önderlik, takımda çok hareketliydi. Karşı takım öne geçince hareketleniyor, hem pasör oluyordu hem de gelip benim yerime servis kullanıyordu. Önderlik servis kullanınca arkamı ona dönemiyordum. Yan dönüp bekliyor, Önderlik tekrar yerini alıncaya kadar o halde kalıyordum. Bir defasında Önderliğin sinirli bir şekilde bana baktığını gördüm. Fakat bir şey anlamadım. Ondan sonra Önderliğin bulunduğu yere bakmadan her seferinde aynı şeyi tekrarladım. Önderlik yerini almaya giderken ben de tekrar oyuna dönüyordum. Tabii bu atik olmamı, gelen topları karşılamamı engelliyordu. Bazı topları kaçırıyor, dışarı çıkmasına neden oluyordum; bazı topları ise yere düşürüyordum. İlk set bitti ama ikinci sette de aynı şeyler tekrarlandı. Önderliğin servis kullandığı bir anda yine arkamı dönmemiştim. Önderlik bana “önüne bak” dedi. Fakat ben yapamadım; Önderlik yerine geçene kadar tekrar yan döndüm. ­Ters bakışın ne anlama geldiğini anlamıştım. Ama kendime göre saygı anlayışım ağır basıyor, arkamı Önderliğe dönemiyordum. O anda Önderlik durdu ve çözümleme yapmaya başladı. “ Sen bir oyuncusun” dedi, “ bir oyuncu oyun oynarken hakkını vermek için her şeyi ile oyuna kilitlenir. Sizde bu böyle olmuyor. Kendiniz üzerinde hakimiyet sahibi olamıyorsunuz. Kendiniz üzerinde hakimiyet kurmaya çalışırken oyunu bırakıyorsunuz. Nasıl oynadığınızı bilmiyor, ne hareket yapıyor, ne ses çıkarıyor farkında olmuyorsunuz. Oysa yaşamın her alanına, bir oyununa dahi ciddi yaklaşmasını bilen insan hem kendi üzerinde hem de yaptığı iş üzerinde hakimiyet sahibi olur. Ve başarılı olur. Saygı da böyle gelişir “ diye başlayan uzun bir çözümlemeye devam etti.

Önderliğin bu özelliğini yaşamının her dakikasında görmek mümkündü. Hiçbir işi küçümsemez, hafife almazdı. Her şeye aynı ciddiyetle yaklaşırdı. Önderlik için her şey kişinin kendini terbiye etmesi ve eğitmesi için bir malzeme olarak kullanılabilirdi. İnsanın bir hareketi, bir mimiği bile boş olmamalı, bir amaca hizmet etmeliydi. Her şeyin emekle geliştiğini belirtir; emek harcamadan elde edilenlerin değerini bilmeyeceğimizi söylerdi. Bunun için her şeyi sıfırdan ele alıp emekle büyütmemizin sevgiyi geliştireceğini her cümlesinde vurgulardı. El emeği, beyin emeği, duygu emeğinin sevgiyi, değeri yarattığını evin her köşesinde açığa çıkan izlerden görebiliyorduk, hissediyorduk. Her birimize ayrılan küçük bahçelerimizde gördüğümüz, tanık olduğumuz bu izleri uygulamaya çalışıyorduk. Büyük dikkatle otlarını ayıklıyor, kazıyor, suluyorduk. Evin, bahçenin her tarafı her gün temizleniyor, pırıl pırıl oluyordu. Çevremizden her zaman için hoş kokular yayılıyordu. Güzel insanın kokusu sinmişti her tarafa.
O bir çocuk, o kendini emekle yaratan sevgiydi. O büyük bir bilgeydi.

Geri Dön

 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır