|
Sosyal ilişki ve yaşamınıza fazla değinme gereği
duymuyorum. Eksik ve uygulamasız olacağından
çekiniyorum. Kadın somutunda çözmek istiyordum,
yarım kaldı. Çok üzülsem de bunu tamamlamak güç ve
imkanını şimdilik göremiyorum. Ama öze zarar
vermeyecek, yarım da kalsa anlamını bozmayacak
ilişki ve yaşam tarzının gelişim gereği açıktır. Bu
artık bireyin biraz da sanatçı yaratıcılığında
ifadesini bulacaktır. YAJK'ın partileştiğini duydum.
Özgür kadına başarı getirmesini dilemekle ancak çok
yönlü, derinlikli gelişmesini sınırsız saygı ve
sevgimi, özlemimi belirtebilirim.
Çocuklara çok iyi bakılması, kültürel çalışmaların
özellikle kanallara yansıtılması önemlidir. Halka
sıra gelince, gerçekten nefesim zorlanıyor. Hele
kayıp yakınları için, onların barışı için ayakta
durduğumu belirtebilirim....
Ferhan’a ilişkin “Herkes benim yeğenim bilir.
Aslında Cibin köyündendir. Avrupa için faydalı
oluyor mu? Sanırım Hürriyet Gazetesi’nde çıkan haber
vardı ‘aşk yuvası filan’ dikkat edilmeli. Bizim
ortamımızda böyle şeyler olmadığı biliniyor.
Dünyada ilk kadın partisi herhalde ileri bir adım.
Güçlenmeye çalışıyorlar. Herhalde Güney’de de
konumları çok gelişkindir. Sanat okulları var. Ona
kaydolsunlar. Politik eğitim çok gerekli. Nucan’ın
grubu eğer kolej’i bitirmişlerse, üniversiteye
gitsinler...
İngilizler, en çok kadını özgürleştirdiğimi iyi
biliyor. Kadının fiziki özgürleşmesinden tutalım,
ruhi şekillenmesine kadar bizde müthiş bir eğitim
vardı. Benim yatak odamda da diğer yaşam alanlarında
da kadını müthiş özgürleştirdim. Saptırıyorlar...
Sağlığı biraz kurtarıyorum. Barışın gelişmesiyle
bağlantılıdır. Tüm cezaevlerine, özelde bayanlara
selam söyleyin. İlerde çok güzel yaşam metinleri
-bazıları yaşam ayetleri diye çarpıtıyor- yazacağım.
Korkunç duygularım var. (Kızlar) Sivas Cezaevi
korkunç güzel yazmışlardı. Güzellik üst boyutta en
büyük sıkıntım, paylaşamamaktır. Barışın gelişmesi
de buna bağlı. Çünkü kadın demek barış demektir..
Kadın özgürlük partisinin mesajını aldım. Derin,
anlamlı ve yüce duygu yüklenimle bağlılıklarına
değer biçmek zordur. Benim için son yılların en zor
çalışmasıydı. Konu hassastı. Ağır duygu yüklüydü.
Bin yıllık sorunların, kördüğüm olunmuş, acımasız
savaş kurallarından, derslerden tutalım güzellik,
eşitlik, emek yüklü yeni yaklaşım ve yaşama tarzını
açıklığa kavuşturmak, bunu da öz güçlerine dayalı
kılmak biçiminde bir yol tuttum. Çok az cesaret
edilen ama klasik olmayan, üstünlük ve hakimiyete
yer vermeyen bir yaklaşım olacaksa böyle olmalıydı.
Cins, sosyal ve siyaset arasındaki bağ doğru
kavranılmalıydı. Ayrıca kadınla ancak güzel
yaşanılabilinirdi. Bunun öz ve biçim sorunlarına
cevap gereklidir. Önemli aşamalar katledilmesine
rağmen, bana göre eksik kalmıştı. Ayrıca benim
etrafımda kendini aşırı feda edecek, patlatacak bir
duygu atmosferi çok zorlayıcıydı. Son dönemde bu
daha da artmıştı. Dolayısıyla bu kazanılan
derinlikli duygu ve düşünce güçlerini dünyada da
kendini gösteren, kadını obje olmaktan çıkarıp
subje, öz kimliklerine dayalı bilinç ve irade
güçleri haline gelmeleri somut gerçekliğimizde büyük
önem taşıyor. Partileşme bunun iddialı bir adımıdır.
Bununla şüphesiz bin yılların erkek egemenlikli
toplum dünyası yerine, kadının özgün ve özgür irade
ve bilincine, doğru bir toplum paylaşımına, bu
temelde alt ve üst yapıyı yeniden şekillendirmede
yerlerini belirlemeye sahip çıkmaya çağıracaktır.
Program, örgüt, yaşam tarzıyla kendilerini yeniden
gerçekleştirmeye bu temelde ilkeli yürüyeceklerdir.
Gereğine derinden inanıyorum. Buna yaşamlarını
adamalarına büyük saygı gösteriyorum. Onların daha
doğmadan erkeklerin karıları olmak yerine, halkın,
sevginin, güzelliğin kadını olmaları gerekir
öncelikle. Barış dönemlerinde bu soylu erdemleri
daha çok geliştireceklerine, kölece bağımlı değil,
özgürlüğün güzelce sürükleyici gücü olmalarına,
bunun belki de 21. yüzyılın en sürükleyici bir
devrimci çalışması olacağına ve başaracaklarına çok
değer vermek kadar, başarılı olacaklarına
inanıyorum. Büyük fedakarlık, cesaret güçlerini yeni
dönemin her çalışma alanında istedikleri,
inandıkları ve başardıkları oranda kullanmalarını
diliyorum. Hepsine büyük özlem, saygı ve sevgilerimi
belirtiyorum....
Sağlığımı zor da olsa koruyorum. Duyguların
dayanılmaz gücüne dengeliyorum. Büyük özgürlük
kişiliğinin, özleminin sonuçlarının ne olduğu müthiş
bir şey. Mezopotamya kökenli bilinen bilenmeyen
mitoloji, din, siyaset, felsefe, hukuk, askerlik
halen çok etkileyici. Orada halk sanatının doğuşu
büyülüdür. Bunu duyumsuyorum. Özgür yaşamın doğuşu
kutsal bir ürperti ve heyecanı sürekli veriyor.
Savaşınızın yanlışlık ve doğru yanının çözümünü,
bundan gerekli sanatsal ürün çıkarmanızı, yeni bir
felsefi, ahlaki yaşamın gereğini daha vazgeçilmez
görüyorum. Yaşanılan trajediye daha fazla girmek
istemiyorum. Kayıp yakınlarının çocuklarına, genelde
kadın ve ihtiyarlara, tüm yoksullara ve yardıma
muhtaç olanlara, acı çekenlere, özlü ve haklı
isteyenlere, güzelliklere benden yana istemlerine
yanıt olursanız, çok memnun olmak kadar, hepinizi
tarif edilmez özlem ve sevgilerimle kucaklıyorum.
Sonuna kadar hepinizin, herkesin istedikleri kadar
onların olduğumu belirterek selamlıyorum....
Kadın partileşmesine ilişkin bilgi verildi. Darlık
eleştirisi ve derinlik sorunu aktarıldı. "Darlık
olarak değerlendirmemek gerekir. Kadın şeyinde biraz
daha derinleşin. Tanıdığım kadın grubu biraz
inatçıdır. Erken iktidar olmasınlar. Yetki delisi de
olmasınlar. Asırlık şeyi olabilecek bir çalışmadır.
Benim bazı pratik önerilerim olacak. Örneğin,
Hırıstiyanlık'ta aziz, azizeler var. Ben bunu da
önermiyorum. Günümüzde feminist hareketler var.
Onlar da kopuyor. Bu daha özgün, daha radikal bir
oluşumdur. Aynı parti birliği içinde yer almalarını
da zorlar. Kadın çalışmaları barış döneminin
çalışmalarına yansır. Kadının gösterdiği korkunç
bağlılık, barış etkinliğine dönüşürse muazzam
infilak olur.
Erkek tarafının özgür kadın partisinin özgünlüğünü,
farkını görmesi gerekir. Erkek gittikçe tepki
gösterecek. Egemenliklerinden kolayca
vazgeçmeyeceklerdir. Kendilerini yere atacaklardır.
Erkek tarafının hiç konuşmaması lazım. Yapacağı bir
yardım varsa pratikte yapsınlar. Kadın için emniyet
tedbirlerini alabilirler. Ama beyinsel tedbirler
olmaz. Güçleri varsa kendilerini değiştirip,
dönüştürmeye uğraşsınlar. Bu böyle gelişecektir. Ben
olsam hiç konuşmam. Dinlerlerse dinlerler. Erkek
ağırlıklı bir biçim vermek, tepki, öfke yaratır.
Serbest bırakılmalı. Eleştiriler yapılabilir.
Yoksa reel sosyalizm gibi bir şey olur. Dağlar da
daha iyi tedbir alınmalı. Bu biraz benim yürüttüğüm
çalışmaydı. Tümüyle red biçiminde gelişecek. Erkeğin
kurallarına tepki olarak patlamadır. Bin yıllık
erkeğin eliyle gelişmiş yaşam tarzına tepkidir. Uzun
sürebilir. Bu çalışma bazı kadın ve erkekler için
zor olabilir.
Normal sosyal düzene geçebilirler. Eskiden de
söylüyordum. Ama kural haline getirmesinler. Erkek
kadın birlikte yaşabilirler. Diğer tarafta ayrı
yaşamı dayatmasınlar. İki tarafın dayatması olmasın.
Erkeğin fazla müdahaleci olmaması gerekir. Normal
düzende yaşam isteyenler evlenebilir. Bir arada
yaşama, parti ilkesidir diye değil bunu normal
yaşam, doğal süreç olarak yaşasınlar. Bu tip kural
dayatmaları, kimse evlenemez kuralı henüz erkendir.
Derinleşmek isteyeni de rahat bıraksınlar.
Bu işin özünde cins çelişkisi var. Cins, kinini
öfkesini ortaya çıkarır. Çelişkiyi tanımak gerekir.
Onun kuvvetini tanımak gerekir. Ne sanıyorlar
çelişkiyi? 21. yy boydan boya... çelişkisi gibi
değil. Konu hayli karmaşık. Ne de olsa devrimci
arkadaştır. Cins şeyi o kadar önemli değil demek
doğru değildir. O kadar basit değil. Bu savaşın cins
savaşımı, özgünlüğü var.
Konunun muazzam karmaşıklığı var. Kişisel tatmine,
cinselliğe indirgememek gerekir. Cinsellik bambaşka
bir tahlili gerektirir. Muazzam çözmüştüm.
Çözümlemelerimi iyi okumuyorlar mı?"
Kadın hareketinin doğuş sancısı çektiği söylendi.
"Ben 40 yıldır bu sancıyla yaşıyorum. Kadının
kendini değiştirmesi gerekir. Çok derin açmaları
gerekir. Tanrıçalar, özel gücü çok iyi
örgütleyenlerdir. Alanın derinleşmeye ihtiyacı var.
Bunun özgünlüğü var. Karşılıklı dayatmalara gerek
yok. Bizim projenin özgünlüğü var. Özgür düşünce,
özgür beyin, büyük bir düşünceye, yaşamaya ihtiyaç
var. Reel sosyalizm gibi olmamalı. Kadınlı, erkekli
birlikte yaşayabilirler. Herkeste yürütemez. Normal
yaşamı yaşamak isteyenler bunu yaşayabilirler.
Kaybedecekleri de var. Özgürlük arayışlarını
yitirirler. Büyük özgürlükçü olamazlar. Ancak
rahatlayabilirler. Rahatlamak istiyorlarsa
rahatlasınlar. Hiç bu konuda kendinizi kandırmayın.
Ödenmesi gereken bedel var. Kargaşa ve saptırma
olmamalı. Acele etmesinler.
Demokratik tartışma olsun. Demokrasi gücünü
getirecektir. Çok zorlanan bazı kadın ve erkeği
tanıyorum. Onlarda normal aşiret ilkelerine göre
aile kurabilirler. Ama bunu parti ilkesi haline de
getiremezler. Devrimci usül olarak dayatmasınlar. Bu
aşamada buna engel olunmaması gerekiyor."...
Aysel, kadın hareketini derinleştirmesi gerekir.
Sizin HADEP'e girmeniz önemli. Devlet buna dikkat
edecek. Bir yerde bir sözcüm gibi olacaksınız.
Dikkat edin. Üzerine yatmayın. Ucuza da ele almayın.
Böylece belki kendinizi de kurtarırsınız. Eskiden de
uyardım anlaşılamadı. Bu konuda büyük çaba
harcamanız gerekir. Eğitim yapmalısınız. Düzen zaten
kişilere kul, padişah sistemini getirmiştir.
Doğu'daki şeyhler hepsi felçlidir. İradeniz
gelişsin. Kadın şeyini de bu yüzden açığa çıkarttım.
Bu dönem yeni bir dönemdir. Sonuçta bu yeni dönemde
demokrasi de, yaşam da, kadın da kazanabilir." ...
Jiyan Deniz ile, Özgür Politika’da yapılan söyleşi
aktarıldı, ilgiyle dinledi. “ Burada cins sorununun
diğer sorunlarda olduğu gibi demokrasi içinde çözüm
bulacağı tespiti, çok güçlü bir tespit. Hem ulusal
sorunun, hem de kadın-erkek sorununun demokrasi
modeli içerisinde çözümlenebileceği yaklaşımı doğru
bir yaklaşımdır, derinleştirilmelidir. Jiyan
arkadaşın rolümüzün ağırlığını biliyoruz. Buna uygun
davranacağız söylemi de, önemine uygun olarak
pratikleştirilmelidir. Sizler de YAJK’ın son
mektubunu iyi okumalısınız. Orda da güçlü
değerlendirmeler vardı. Televizyon programları
yapıyorlar mı? Döneme uygun güçlü ve yeni programlar
yapsınlar. Dışarı da benden ne isteniyor? “...
Katıldığımız panellerde en çok kadınlar sizin
sağlığınızı merak ediyor. “Kadınların bağlılığı
ilginçtir, derin ve farklıdır. DBP’in etkinlikleri
engellendi. Bu ilginç değil mi? Devlet eskiden bize
yöneliyordu, onlara hiç yönelmiyordu. Devlet onlara
fazla güvenmiyor. Onları biraz köksüz ve dışa bağlı
buluyor. Devlet köksüz hareketleri sevmez, bizim
şuandaki çalışmalarımızı reddeden geçmiş
çalışmalardır. Bu görülmek zorundadır. Barış için
çalışmak önemli, siz buraya ilk gelişlerinizde panik
içindeydiniz. En zor durumda olan bendim. Cumhuriyet
tarihinin en ağır mahkumu ben iken, iğne ucu kadar
da olsa barış ve demokrasi için bazı çalışmaları
değerli olduğunu, yargılamamın kaderinin de buna
bağlı olacağını söylemiştim. Siz karamsardınız, en
zor durumda olan bendim. Ben daha umutluydum. Benim
etrafımdaki şey kırıldı. Biraz daha
derinleştirebilirsek bir daha adıma daha ihtiyaç
var....
Özgür Bakış’ta yayınlanan ve Özgür Politika
aracılığıyla bizlerle ilişki kuran, Almanya’da
yaşayan Türk kökenli İnci Jann’ın kendisine
gönderdiği mektuptan bahsedildi. Doğan, bu kadın
hakkında net bir bilgimizin olmadığını ayrıca
mektubundaki dilin çok duygusal olmasının yeterince
anlaşılamadığını bu nedenle bazı şüpheleri olduğunu
söyledi. “Olabilir, araştırabilirsiniz. Ancak çokta
şüpheci olmayın. Almanlarla bir ilişkisi olabilir
mi? Almanlarla girdiği ilişkilerden ötürü böyle bir
etkilenme yaşamış olabilir mi?” Ayrıca İnci Jann’ın
son olarak kendi mektuplarının verilmemesi
nedeniyle Avrupa’da bazı protestolar
geliştireceğini ama zarar vermesin diye Öcalan’ın
bilgisini beklediği yönündeki notu aktarıldı.
“Yapabilir, sakıncası yok. Sizlerde
duyurabilirsiniz. Doğru, mektup alamıyorum.
Kendisine mektup verilmiyor diyebilirsiniz. Sivas
Cezaevinden bayanlardan bir kart aldım. (İnci
Jann’ın mektubu okundu) İnci Jann Özgür Politika’ya
yazı yazsın. Hatta mümkünse Türk basınına da yazı
yazarsa iyi olur. Milliyet, Radikal de olabilir.
Büyük ihtimalle İnci Jann’ın düşünceleri Almanya’nın
Kürt-Türk ilişkilerine ilişkin düşünceleri
olabilir. Bunun bireysel olacağını zannetmiyorum.”
Basında yer almak üzere İnci Jann’a hitaben cevabi
bir mektup yazdırdı. “Sevgili İnci Jann mesajınızı
aldım. Derinliği olan ve doğru bulduğum
yaklaşımlardır. Burada Kürdü anlamaktan çok Türkü
böyle anlamaya değer biçiyorum. Hakiki Türk’e layik
olmak budur. Hakiki ve beklenen Türk aslında budur.
Kürdün olduğu gibi böyle bir Türk’ün doğuşunda da
tespit ettiğiniz rolümü anlıyorum. Gerçek
Atatürkçülük buna aykırı değildir. Cumhuriyetin
kuruluşunda bu temel taş atılmış ancak eksik
kalmıştır. Demokratik Türkü yaratmak Atatürk’ün
hedefiydi. Ne kadar acımasız, zor bir süreç içinden
geçsem de Atatürk’ün hedefine ulaşmada rolümün
farkındayım. Ve gereklerini büyük bir duyarlılıkla
yerine getiriyorum. Bu benim dar yaklaştığım
şeklinde veya kendimi kamuoyuna göstermem şeklinde
anlaşılmasın. Türkiye Cumhuriyeti’nde toplumun,
bireyin demokratikleşmesi benim için de önemlidir.
Bunu daha önce yazdığım kitaplarımda görebilirsiniz.
Benim bakışım tamamen Anadolu’ya, Ortadoğu’ya ve
Mezopotamya’ya bakışımın bir sonucudur. Bu yönlü
çabalarım yeni değildir eskiye dayanmaktadır. Daha
önceki kitaplarım, konuşmalarım buna ilişkindir.
Aslında bunu daha özgür koşullarda yapmak
istiyordum. Ama şuandaki koşullarda elimden geleni
yapacağım. En büyük sıkıntım pratikleşmemdir. Biraz
da peygamberce bu mesajlar tarihte yerini
bulacaktır. Sizin başka gazetelerde de yazmanızı
istiyorum. Politik adımlar atmak isterseniz bunu
destekleyeceğim. Tarihi, önemli bir sürecin
içindeyiz. Size ve sizin gibi olanlara büyük özlemle
bu mutlak başarılması gereken duygu ve düşünceler
ışığında esenlikler diliyorum. Sizin için de olmaya
ve daha başarılı olma sözünü veriyorum selamlar.
(Doğan’a) Bu kadınla görüşün. Mektuplarını Almanca
olarak kitaplaştırabilir. Benim adıma ona mesajlar
verebilirsiniz. Bu mektubu da biraz daha
genişletebilirsiniz. Başka mektuplardan da
gelişlerinizde bana bahsedersiniz. Çalışmalara devam
etsin. Bu duygularını kitaba dönüştürsün. Bunlar
demokrat düşüncelerdir. En iyi Türk budur.
Mesajlarını getirin. Ben de cevap veririm. (İnci’nin
kendini yakanlarla ilgili değerlendirmesi
aktarıldığında) Kendini yakanların değerini
biliyorum. Çok değerlidirler. En son Moskova’daki
Ahmet’ten bahsetmiştiniz. O zamanda söylemiştim.
Bunlar kutsal şehitlerimizdir. Olanak bulursam
her birisi için bir kitap yazmayı düşünüyorum...
Özgür kadın iradesi doğru. Erkek fazla karışmamalı.
Anlaşmak için özgür olmak gerekir. Benim felsefeme
göre özgür kadın yaratılmalıdır. Özgür iradeye
saygılı olmak gerekir. Başarılı olursa yücedir,
selamlarız. Ben bir erkek olarak harem kurabilirdim,
çoluk çocuk sahibi olabilirdim. Ancak ben özgür
kadın çalışmasını yaptım. PJKK var....
Basın aktarımı bittikten sonra, kendisiyle kadın
sorunu üzerine sohbet etmek istediğimizi söyledik.
“Keşke bu konuları Yargıtay süreci sonrasına
bıraksaydık. Bırakmak istiyorum, daha rahat sohbet
ederdik. Fakat bu kişilik düzeylerinizle
anlayamazsınız. Anlayabilir misiniz? Dışarıda
yüzlerce sayfa konuştum, bunları inceleyin,
yeterince değerlendirmiyorsunuz. Bu konuyu daha
sonra da tartışırız, fırsatım olursa.
Daha önce gönderdiğim metinde kadına yönelik bir
sayfalık çerçeve çizdim. Kadına şunu öneriyorum;
kendini mal olmaktan çıkarsın. Bütün pozisyonumda bu
benim için felsefik özgürlük yaklaşımıdır. Bu
yaklaşımı halen de sürdürüyorum. En derin, en etkin,
ince, kapsamlı, insanın egemenlik konusu olmuş, mal
olmuştur. En eski sınıf, en eski metalaşma ögesi
olmuş. Duygularının kölesi kadın öyle bir olay ki,
para gibi bir şey, mal ve kadın, para ve kadın
arasında sıkı bir ilişki var. Kadın ile barış
arasında, özgürlük arasında sıkı bir ilişki var.
Ticaret ve devlet daha çok erkek işi, kadının
toplumdan dıştalanmasını getirir. Bu erkeğin işine
geliyor. Biraz klasik anlamda erkeğin öldürülüşü ile
anlaşılabilinir. Ben biraz aştım, iddia ettim. Buna
gücünüz var mı? Özgürlük ne kadar istiyorsunuz? Ne
kadar gücünüz var? Özgürlük istiyor musunuz? Bir çok
kızımız kendini yaktı. Çok üzüldüm. Bu yaklaşım
özgürlükle ilgili, bu yüzden oldu. Yine de bana göre
bu özgürlüğe saygı duymak gerek. Özgürlük aktüalite
haline gelmiştir.
Yaşamınızdaki küçük bir şeyi dahi oturup düşünün.
Yaşamda en basit maddi bir ihtiyacı giderdikten
sonra oturup nasıl bir kimlik sahibi olacağınızı
düşünün. Kendinizi nasıl kimlik sahibi kılacağınızı
düşünün. Kimlik sahibi olmak gerek ama ilgi
duyulmuyor. Güç meselesidir. Süren yaşam ilişkinizin
dışına çıkarsanız yalnız kalırsınız.
Özgürlük demek; ruhun ve aklın gıdasıdır. Özgürlük
gıdası ile insan insan olur. Ama cefası çoktur.
Tarihte değişik biçimlerde gelişir. Bu yüzyılda da
böyle oldu. Sizler konferanslarda, panellerde
tartışabilirsiniz. Kadınla benim kurduğum arkadaşlık
güzel bir şey. Çok iyi bir diyalog kurmuştum ama
yarım kaldı. Zeki olan devam ettirebilir. Ne demek
istediğimi anlayabilirsiniz. Cins çok
çirkinleştirildi. Kadınlık manevi işkence haline
getirildi. Bu konudaki yanlış yaklaşımlar, yani
sadece cinsi yaklaşım çok çirkin. Bu konu ile
mücadele ettik, aşmak istedik. Aşmak çok önemli.
Klasik evlilik ve aile üzerinde durduk. Bu dipsiz
kuyu gibi çözülmeden sorun çözülmez. Ekmekten, sudan
daha çok özgürlüğe ihtiyaç var. Kadın erkeksiz
olmaz, erkek kadınsız olmaz. Benim için ise olur.
Kendi kendinizle mücadele etmeniz gerekir. Kendinizi
tepeden tırnağa yenileyeceksiniz. Fiziki olarak bunu
söylemiyorum. Kadının bu düzeyde erkekle olması
cinayettir. Cinselliği ve namus kavramını derinden
işlersen ‘başkasına yar etmem, başkası göz koyarsa
ezerim, malımdır, namusumdur’ bunun altını
eşelerseniz sınırsız egemenlik ve mallaşma düzeyi
ortaya çıkar. Kendisinin değil, birileri ona sonsuz
sahip, aşkını yerle bir eder, bir çocuk bile
annesine bunu yapar. İki yüzlülük etmemek lazım.
Kadınsılığınızı yenmelisiniz. Erkekleşmiş kadınların
durumunu da değerlendirmek lazım. Kendi kimliğinizi
yenmelisiniz. Kendi kendinizi yenmeniz gerek. Erkek
kadına karşı acımasız, kadın kendine karşı daha
acımasız.
Erkek ve kadına karşı nasıl savaş vereceksiniz?
Uyanık, akıllı, dikkatli ve büyük bir mücadele
gerekir. Bu tamamen demokratik bir mücadeledir.
Düşünce eylemidir. Özgürlük, barış militanlığı
gerekir. Ama zorbalığa karşı kendilerini donatmalı,
güçsüzlüğünü aşmaya çalışmalıdır. Güçsüzlüğünden
ötürü bu anlayışı ortadan kaldıramıyor. Kızlar bunu
fark ettiler, ama güçsüzlüklerinden vazgeçmiyorlar.
Herhalde özgürlük kocadan daha değerli ve iyidir.
Çocuklardan da daha iyi ve önemlidir.
Özgürlük olmadan her şey haramdır. Namusu burada
doğru bir anlayışa oturtmak gerekir. Asıl namus
burada başlar. Benim için namus özgürlüktür. Erkek
çok kurnaz, kadın da bu süreç içerisinde
kurnazlaşmıştır ama erkek hakim. Bunu aşmak irade ve
güç ister. Bunun için demokratik çalışma
yapılabilinir. Siyasi partilerde vb. platformlarda
çalışmak ve mücadele etmek gerekir. Demokratik savaş
vermek gerekir. Önce kendiniz olmalısınız. Bunu
mektup haline getirin, cezaevlerine kadınlara ve
dergiye gönderin. Onlara karşı olan duygularımı
sözlerle ifade edemem, hem kafamda hem de yaşamda
bir arkadaş olmaya çalıştım. Düşüncemle, irademle
arkadaş olmayı doğru ortaya koydum. Benimki, ancak
arkadaşlık olur. Bu konumda başka bir şey olmaz.
Gelen mektuplar değerli ve anlamlıdır. Bu koşullarda
ancak bir selam olabilir. Bu çektikleri acılar en
güzel yaşamı hak ettiriyor. Barış çabalarım onların
özlemlerine yanıttır, onların özlemlerine cevap
vermek için çalışıyorum.”
NAVEND’de yer alan bazı kişilere ilişkin, “Bunlar
feodal ve gericidirler. Korkunç çirkin adamlar.
Günay Aslan’ın işi gücü kadın kaldırmak, Selahattin
Çelik’te öyle. Eğer dürüst iseler yakın ilişkilerine
bakın, çirkincedir. Ne vermişler çevrelerine? Kürt
gericiliğini epeyce değerlendirdim, çok zalimler,
hala velihat yetiştiriyorlar. Bunlara anladıkları
dilden cevap verdim.
Kadın için bir takım düşüncelerim var, yapılacak çok
şey var. İlerde mektup ve kitap yazabilir ve bu
konuda çalışabilirim. Gençsiniz, insanlık için,
kendi cinsinizin kurtuluşu için çalışın ve savaşın.
Yalnız kendi sorunlarınızı değil, başkalarının
sorunlarına da cevap ve çözüm gücü olun. İsa
zamanında da Aziz ve Azizeler gibi Müslümanlıkta da
Müminler vardır. Bunların durumu çarpıtılmıştır.
İnsanlığın kurtuluşunu hedefleyenlerdir, bunun
anlamı budur. Sizlerin buraya gelmesi anlamlıdır.
Aslında epey özgürlük mücadelesi verildi, yetiştiler
herhalde. Umarım daha çok gelişirler, çok sayıda
yetiştiler. Onların içinde ihanet edenler olmadı.
Analar ve kadınlar daha çok barış insanıdır. Zaten
savaş önce kadına karşı geliştirilmiştir ve erkek
işidir. Kadınlar barış insanıdır ve sosyal insandır.
Kadının doğası, savaşı ve sınıflaşmayı kabul etmez,
doğallığı gereği sosyalist bir kişiliği vardır.
Sosyalist yaşama yatkınlığı vardır. Erkeğin yaşam
ilişkisi ise zorbalıktır. Erkeğin egemen kimliği ile
ilgisi var. Barış kadının en çok serpileceği bir
dönemdir. Savaşsa erkek geliştirir. Sürekli yoğun
barış militanlığı yapılmalı. Kadının barış
hareketine militan düzeyde katılması önemlidir.
Barış ve demokrasi hareketlerine ilgi gösterin,
öncülük edin, barış kadın işidir. Barış ve
demokrasiye öncülük ederseniz militan bir kişilik
yaratırsınız.”
Nasıl bir yöntem gerekir diye soruldu. “Kadının
amacı güneş kadar net ise yöntemini bulur. Özgürlük
tutkusu güçlü ise, her yol ve yöntem bulunur.
Özgürlük konusunda lafazancı olmamak lazım.
Kafanızın içinde erkek egemen düşünceler varsa
şeytan olursunuz. Nasıl yapacağız, önümüzü
tıkıyorlar yakınmasına çok kızıyorum. Önümü açın
diyenlerden nefret ediyorum. Bunu diyerek erkekten
yardım istiyorsunuz. Kocasına sığınan kadından ne
farkın kaldı. Başkalarından yardım istemeyin. Önce
sen Kaf dağını aş, beynini, yüreğini geliştir. En
büyük yoldaşın özgürlük tutkusudur. Beyin ve
yüreğini çalıştır ama iyi yoldaşlar gerek. Çocuklar
ağlar. Çocuklar gibi ağlamayın. Akılla kendinizi
yaşatın, geliştirin. Unutmayın benden daha tehlikeli
bir çarmıhtasınız. Kendisini özgür sananlar hiç bir
şey olamaz. Çarmıhta olduğunuzu anlarsanız,
özgürlüğün iğne ucu kadar da olsa değerini
bilirsiniz. Devlet, baba, koca, bana bir şeyler
versin bu çaresizliğin ifadesidir. Özgürlüğü çok
istiyorsan kendini yetiştir. Gücün varsa bunun
gereklerini yerine getir. Gücün sınırlıysa bu güç
kadar sınırlı çalış. Gücün kadar iş yap. O zaman
iddialı olmayın. Bu konuda açık olun. Tabii ki gücün
oranında kaldır, şunu bunu her şeyi yap, haddini,
ölçünü iyi bileceksin. Kendi kaderinizi, durumunuzu
tartışın, kendi kendini iyi kullanmayı bileceksin,
iyi kullanmazsan bitersin. Benim beş yüze yakın
kitabım var, ben zaten bir yazarım.”
Kürt Aşkı adlı kitaptan bahsedildi. “İçeriği güçlü
mü? Özgürlük üzerine yazmıştım. Liberal özgürlük
düşünceleri gelişiyor. Günümüz Türkiye’sinde de bu
işleniyor. Basında bu konuda güzel yazılar var
okuyorum. Gülay Göktürk iyi yazıyor, bizden
etkilenme var. Kadın hareketi barış için rolünü
oynayabilir. Çok düşünürseniz kalan eksikliği görüp
tamamlayabilirsiniz. Bu insanlık kavgasıdır. Biz
insanlık savaşı veriyoruz. Bu kadını daha çok
ilgilendiriyor. İşin özünden ileri geliyor. Ezilen
halklar ve insanlarla özdeşleşmişlerdir.
Kadınlar iyi insanlardır. Kadınla yoldaş olmak güzel
bir şey. Kadın düşünce açısından erkekten geri
değildir. Hiç bir kadın beni klasik hale getiremez.
Bunu deneyenler oldu. İyi koca veya aşık gibi olmak,
bundan nefret ediyorum. Ben buna asla gelmem.
Kendimi köle kadına bulaştırmam. Kişiliğimin en
çarpıcı yönü budur. Önemlidir. Benim kişiliğimi ve
düşüncelerimi iyi işleyin. Yazıları toplayın.”
Barış Anaları hatırlatıldı. “Analar için biraz daha
yazabilirdim. Analar için konuşmak istemiyorum.
Onlar için çok üzülüyorum. Ucuz ve basit laf
söylemek kolay. Yaptıklarımla bilinmek istiyorum.
Kadınlar için yaptıklarım onlara da atıftır. Kadın
erkek ilişkisini yerle bir ettim, bu iki yüzyıllık
kirliliği yıkamıştım. Sınırsız kadın özgürlüğü
yaratmaya çalıştım. Bunu daha da geliştirmek
mümkündü. Kadınla çok doğru temelde arkadaşlık
yaptım. Erkekler tehlikelidir, ikiyüzlüdür, aldatır.
Kadın kadınsılaştırılmıştır. Bu konuda çarpıcı
sonuçlara vardım. Bekledikleri ve istedikleri kadar
onların olduğumu söylüyor, selamlarımı iletiyorum.
İnsanlık bunlarla olacak, aşk, arkadaşlık, yoldaşlık
bunlarla olacaktır. Anlattıklarımı bana tekrar
ettirmeyin, her şey orada var. Kendini yakanlar,
büyük kopuşun bu şekilde gerçekleşeceğini
düşündüler. Onlar özgürlüğü yakalamışlardı.
Kendilerini ifadenin yolu olarak bunu gördüler. Ben
öyle kendilerini yakmalarını istemiyorum. Kendini
yakmalar, sabırsızlığı, güç getirememeyi ifade eder.
Korkunç acılar içerisinde kendinizi bitireceğinize
barış militanı kılın. Barış ve demokrasi savaşını
kazanın, barış için, demokrasi için cayır cayır
kendinizi yakın. Kendinizi militan kılın, onda
kendinizi eritin. Haksızlık yapmayın, örnek olun.
Çıkarılacak sonuç budur, bu da kendini yakmanın bir
başka ifadesidir. Bunların sayısı onlarcadır. Bunlar
büyük kişiliklerdir. Büyük kişilikler, değer haline
gelin, bu durumda dinlenir kişilikler olursunuz.
Yakanların anısına bağlılığınız, demokrasi ve
barışın kazanmasını sağlayacaktır. Bu düşüncelerimi
herkese ulaştırın, onlar için en güzelini
düşünüyorum. Mani kişiliği ve İsa kişiliği ile
benzerlikler kurulmalı ama kendime özgün yanlarım da
var. Mani de ‘resme bakın her şeyi anlarsınız, bir
duruma bakın her şeyi anlarsınız’. Benim de bir
anıma bakarsanız herşey yeterince anlaşılır.
Yaşamıma, bir özgürlük anıma bakın her şeyi
anlarsınız. Ölmem ya da kalmam sorun değil. Böyle
bir kişilik yaşadı demeniz en doğrusu olur. Anama
hiç bir şey veremedim, bir ara benden pazen
istemişti, almadım. Ama önemli değil. O’na büyük bir
saygı ve sevgi duyuyorum. Önemli olan insanlık için
bir şey yapmak.
Ben kendim ucuz yaşamak istemem. Ucuz yaşamak
alçaklıktır. Her türlü ölüme hazırım demek bana
fazla ucuz geliyor. Yaşamayı da fazla şey
bulmuyorum. Koskoca sınırsız gelecek, bir ana
gizlidir. Koskocaman bir yaşam ve o anı yaşadım. Bu
anı korudum, kimseye teslim etmedim. Kimseye ihanet
ettirmedim. Ölüm de, infaz da gelse umurumda değil.
İdam, infaz beni korkutmuyor. Barış için bir şeyler
yapmak lazımdı, barış için yaşamak bana doğru geldi.
Barış için, kardeşlik için konuştum. Barış bana
doğru geldi, kaba bir direnme anlamlı değil. Bu
teslimiyet değildir. İnfaz da edilsem, Türk
düşmanlığı yapın demem. Bu taktik değil. Kötüler
var, halk için mücadele ediyorum.
Mücadele de bir eksiklik vardı, Parti çok aşırı bir
uca kaymıştı, savaş zarar veriyor, sağa kayıyordu.
Kendimi kurtarmamla alakası yok. PKK içerisinde de
eksiklikler oldu. Her gün öl, öldür yerine, kendin
yaşa yaşat ilkesi daha doğru geldi. Buna dönüş
yapın. Ölüme de gitsem bu ilke eksikti, bu eksiklik
giderildi. İnfaza da hazırım, yaşamaya da. Sürekli
bir savaşla her iki tarafı da zora sokan durumu
aşacağıma inanıyorum. Attığım adımla her iki tarafı
da zor durumdan kurtardığımı düşünüyorum...
Kürt Aşkı'nı okudunuz mu?" Okuduk. "Nasıl buldunuz?"
Kadın üzerine çözümlemelerin derin ve etkileyici
olduğu ancak Türk kadınını etki alanına alamadığı
ifade edildi. Oraya taşırılması üzerinde duruldu.
"Kadının özgürlüğü ile ilgili Kürt Aşkı kitabındaki
değerlendirmeler çok kapsayıcı ve anlamlıdır. Yeni
toplumun oluşumunda bu düşüncenin taşırılması
gerekir. Barış ve Demokrasi Konuşmaları kitabında da
Kürt-Türk ilişkileri gözden geçiriliyor. Kitaplarımı
partilere, gazetecilere, aydınlara hediye biçiminde
gönderin."...
Kendisinden mesaj beklendiğinin söylenmesi üzerine,
“Kadınlara ilişkin yarım kalan yaşam projem vardı.
Onun içeriği doldurulabilir. Çünkü özü verilmiştir.
Özgürleşme mücadeleleri devam etmeli ve sonuna kadar
gitmelidir. Özgür kadın yürüyüşü bana göre halen en
haklı ve sonuna kadar gidebilir. Yaşam ve barış
üzerindeki etkisi düşünülmeli. Yenisi yaratılmalı.
Özgür kadın benim için idealdi. O davam sonuca
gidebilmeli. Özgürleşen kadın nasıl istiyorsa,
kendileri kendi kararını verebilirler. Üzerine
yoğunlaşmak çok heyecan verici. Korkum yanlış
anlayacaklar.
Cezaevlerinin kavranma düzeyi yüksek, yazışabilirim.
pratikler ….. onun sonuçları barış götürmelidir. Bu
bir sanattır. Fırsatım olursa yazarım. Buna
gidilebilmeli. Kendileri kendi kararlarını
verebilirler. Ben empoze edemem. Kesin yaşam ve
erkekle ilgili olarak özgürleşen kadın nasıl
istiyorsa öyle davranmalı. Dayanışma ve
mücadelelerini geliştirebilirler.İdam konusunda
güçlü bir kampanya başlatılabilinir.“..
Özgür kadın hareketine ilişkin de özgür yaşam
konusunda sınırsız saygı, sevgilerimi belirtiyorum.
Yarım kalan özgür yaşam projesini sürdürsünler,
geliştirsinler.”...
Hafta sonu İstanbul’da yapılan HADEP Kadın
Konferansı’ndan söz edilerek, özellikle bölgeden
gelen kadınların, parti ile çalışmalarına erkeklerin
engel olduğu yönündeki tespitleri ve ayrıca HADEP
Kadın Komisyonu’nun yeni bir yayın çıkarmak istediği
aktarıldı.
“Sizlerden katılan oldu mu? Kim katıldı?”
Aysel’in katıldığı, önümüzdeki görüşmeye gelerek
daha ayrıntılı bilgi ve gözlemlerini doğrudan
anlatacağı belirtildi.
“Aysel geldiğinde ben de daha ayrıntılı
değerlendirmeler yaparım ama şimdi de bazı konuları
belirteyim. Özgür Kadın Dergisi, HADEP Kadın
Komisyonu’nun yayını olabilir. Faaliyetlerini
birleştirebilirler. Erkekler için bilinen klasik
anlayıştan uzaklaşsınlar. Hiçbir ilişki, himaye
temelleri üzerinden olmasın. Şikayet yerine kadınlar
hak almasını bilmeliler. Sızlanmasınlar. Fakat
erkekler babalık yapmasın. Kadınları himaye etmesin.
Erkek bir sistemdir. Sen de özgürlük mücadeleni
vereceksin. Kendilerine yüklensinler. Kimseden de
yardım beklemesinler. Sosyalizm gelir, devlet kurar
gibi dini anlayışlar yanlıştır.”...
“HADEP Kadın Konferansı nasıl geçti? Sonuçları
aldınız mı? Bu konuda yoğunlaşmak istiyordum. 2000
yılı için Kadın Özgürlük Projesi geliştirilmelidir.
Bunun için ülke adını yetersiz buldum. Dünya Özgür
Kadın Vakfı’nın kurulması gerektiğini düşünüyorum. 4
bin yılın yeni bir doğuşudur. Tüm dünyada olacak.”
Merkezi neresi olabilir?
“(Gülerek) Nedense aklıma Roma geliyor. Roma’da bir
merkezi olabilir. Bana ilticayı tanıdığı için.
Hukuki açıdan da daha olumlu olur. Kadının kaybolan
doğasını yeniden keşfetmek, tanımlamak, doğaya ve
topluma bakış açısını oluşturmak, kendilerini
yakından ilgilendirdiğinden erkek ve erkek
egemenlikli toplumsal yaklaşıma karşı kadının kendi
özgür yaklaşımını geliştirmek, doğru anlamak,
giderek örgütlemeye taşırmak. Hem toplumsal ve hem
doğa yaklaşımında erkek egemenliğine karşı kadın,
eşit ve özgür yaklaşımını hedef almalı.
“Bu proje, ciddi bir inceleme, araştırma ister. Bu
inceleme ile elde edilen sonuçları somuta
uyarlarlar. Kadın şehitler, kendini yakanlar ve
anaların anısına kendimce vermek istediğim
katkımdır. Herkes girsin demiyorum, ama bazıları
için çok gerekli. Vakfa maddi imkan, Ortadoğu,
Avrupa ve Türkiye’de partinin evleri olabilir. Bazı
evler vardı, bu evler ihtiyaçları kadar bu vakfa
bağışlanabilir, önerimdir. Bunun için şimdiden bazı
merkezler olabilir. Avrupa’da elleri kesik olan
Zelal vardı, bir de Roma’da her gün kanı temizlenen
arkadaş vardı, Hevi arkadaş. Bunlar çalışmaları
biliyor, onların ikisi de temsilcilik yapabilirler.
Avrupa’da, Ortadoğu’da ve ülkede de varlar.
Diyarbakır’da bir yer bulmaları gerekir. Kadını
ideolojik, moral, fiziki gözden geçirmeye, korumaya
almak gerekecek. Evler bunun için gerekli. Maddi
zeminini bulurlar. Çatışmalardan çok zarar gördüler.
Bunların korumasını sağlamak hedeftir. Eğitim
temeldir. Çocukları ve kendilerini eğitmeleri
gerekecek. Anadilde eğitim uygulanabilir. 4 bin
yıllık erkek egemenliği var. Bunun için rahibe olun
demiyorum ama onu da aşan bir yaşam tarzı olmalı.
Erkeğin insafına bırakılacak kadın, kaybetmeye
mahkumdur. Bunun için maddi imkanlar gerekli. Başka
türlü erkek ve erkek egemen toplumu çözemezler.
Çözemeyince yenilmek kaçınılmazdır. Yenilmekten
kurtulamayınca da özgürleşemezler. Baştan
kaybederler. Zaten partilerini kurmuşlar, giderek
gelişebilirler, uluslar arasılaştırabilirler. Ortada
kalan kızlar, analar, çocuklar var, bunlara sahip
çıkılmalı. Bunlara ana dilde eğitim verilmeli.
Yakınlarını kaybeden kadınlara sahip çıkılmalı. Bu,
bütün görevlerin önünde bir görevdir. Barış için
önemli görevlerdir. Kısıtlı imkanlar veriyoruz, iyi
kullanılsın. Anamdan tutun kendini yakanlara kadar
mücadele içinde şehit düşenler ve özellikle analara
ben hepsine böyle genel bir cevap veriyorum.
Arkadaşça vereceğim anlamlı bir yanıt için, bu
projeyi öneriyorum. İyi bir proje gerekli, şiddetli
bir ihtiyaç var. Feminist veya dar dernek hareketi
değil. Bunu güzel bir çerçevede çizin. Kadınlara iki
bin yılında vereceğim son hediye budur. Böyle olursa
gelecek vaat eder.
“Mani’nin o şiiri televizyonda okundu mu? Bizim
yaptıklarımızı 1700 yıl önceden yapmış. Mardin’den
çıkmış, İsa ayarında. Bugünkü sürece çok benziyor. O
şiir, çok iyi veriyordu. Güneş doğarken ve batarken
öyle iyi veriyor, yararlanın. Tarihi bilmeden
kendinizi tanımlayamazsınız. O tarihi okudukça bu
dünya benim gözümde beş para etmiyor. Suriye’de
Palmyra diye bir kent var, dünyanın yedinci harikası
gibi. Mutlaka görün. Ben birkaç kez gittim. Tarih ve
bugün kopuk değildir. Ama tarih unutulmuştur.
Söylenenlerin bazıları hiç değilse derinliğine
kavranılsın. Anlamı hayli derin, kadın için çok
önemli. Acıların giderilmesi, anlamı olan bir
hayatın gerçekleşmesi için çalışıyorum.
Konuşmalarınızda, panellerinizde beni olduğum gibi
yansıtın. Beni ne kadar yansıtıyorsanız, fiziki
koşullarımı da, davranışlarımı da anlatın. Halen
herkesin beni bir güç kaynağı olarak görmesi, beni
zorluyor. Koşullar nedeniyle yeterince güç
veremiyorum. Halen de doğru güç alamıyorlar. Mesela
KDP’lilerce vurulanlar. Bunu kabul edemem, ben böyle
bir güç vermem. Güç kaynağı olmanın yanında ben bir
insanım. Benden bir insan olarak yararlanın. Tamam
güç kaynağı olarak yararlanın ama bir insan olarak
da yararlanın, sadece güç kaynağı olarak değil,
insan olarak da önemlidir. Mani ile birebir
benzerlikler var. Mani’yle gezen kadının ilişkilenme
biçimi benimki ile yakın. Biraz bizim durumumuza
benziyor. ...
Kendini örgütle, enerjini örgütle ve yeni enerjilere
dönüştür. Jinerji diyorlar ya kadınlar için çok
önemli. O enerjiyi ortaya çıkarmak çok önemli.
Toplumun kalkınmasında, çürümesinde de kadının rolü
önemli. Kadının müthiş örgütlenmesi gerekir. Kadın
enerjisi üretimden uzak kalırsa, yutar. Erkeği de
yutar, çocuğu da yutar ve toplumu bitirir. Devletten
her şeyi beklemekle olmaz. Bütün bunları özgücünle
yapacaksın. Avukatlar, doktorlar, sermaye çevreleri,
belediyeler, sivil toplum örgütleri böyle bir
açılımı yapabilirler. Türkiye'nin demokrasisi böyle
gelişecektir. Devlet bize izin versin değil de,
anayasal vatandaşlık tartışmasını doğru yaparak
çözüm bulabilirsiniz. Tıkanıyorsunuz, sonra da bana
gelip yardım istiyorsunuz. Başkalarının yardımının
önemi yoktur. Başkalarından beklemek dilenciliktir.
Dilenci toplum olmaktan çıkmak gerekir. ...
“Kadın Özgürlük Vakfı önerim vardı. Bu konuda ne
yapılıyor? Kadının çok köklü eğitim sorunu var.
Norveç başbakanının bir sözü var; en iyi yatırım
kadının eğitimine yapılan yatırımdır diyor.
Doğrudur, kadına yapılacak yatırım önemlidir. Özgün,
yaratıcı bir kadın eğitimi gereklidir. On beş
yaşındaki bir kız çocuğunun müthiş ağır erkek
egemenlikli toplum yapısı içine alınışı kadının,
ailenin, erkeğin ve toplumun bitirilişidir.
Kadınların gücü varsa yemeden, içmeden kendilerini
eğitmeleri gereklidir. Yirmi Beş yaşındaki bir
kadının on çocuk sahibi olması korkunç bir ceza.
Biraz inançlı olmalısınız. Eğitiminizi
derinleştirin. Erkek zorlar, fakat sizin elinizde
bir örgütlenme imkanı var. Vakıf olursa bazı binalar
var, onları kendi mülkiyetinize alabilirsiniz. Yarın
sizi kabul etmeyebilirler. Oralarda kendinizi
eğitin. Eğitiminizi ibadet gibi yapmalısınız.
Duygusallığa kapılıp kendinizi yakmayın. Ağlamayın,
sokaklarda zor duruma düşülmesin. Benim kadınlara
ilişkin çabalarım vardı. Yalnız tamamlayamadım.
Kadınlar, çocukları eğitsinler. Okuma yazmayı,
kendi dillerini, Kürtçeyi öğretsinler. Her biri
yirmi otuz çocuk eğitsin. İlla kendi çocuğu da
olması gerekli değil, tüm çocuklar bizim
çocuklarımızdır. İşte sosyalizm, demokrasi budur.
Vahşi kapitalizm toplumu, bunları mahvetmiş. Bunlar
en doğrusudur. Birbirlerine yardımcı olsunlar. Sivil
kuruluşlar, uluslararası kuruluşlar var. İsterseniz
sınırsız yardım alabilirsiniz. Selamlarımı iletin.
Benim selamlarım gerçekçidir. Hizmetimdir, somuttur.
İradelerini böyle işlere sevk etsinler. Mümkünse bu
temelde çalışsınlar. Acıları eğitime, örgüte,
faydalı çalışmalara dönüştürmek gerekiyor. Bu
çabalar uzun sürelidir. Sabırlı olsunlar, anlayışlı
olmak gerekiyor. Böyle hizmetlerle kurtulurlar.
Birikmiş binyılların sorunları var. Böyle örgütlenme
ile ancak aşılır. Ben aileye karşı değilim.
Bilinçli, sağlıklı evlilikler kurulabilir.
Bilinçsiz, cahil bir kadınla veya erkekle evlilik
haramdır diyorum. Bağlılık bilinç temelinde olmalı,
faydalı işler temelinde olmalı. Duygusal bağlılığın
benim için çok fazla bir anlamı yoktur. Bu konularda
çok çaba harcadık, ancak bitiremedik.”...
Gebze cezaevinde kendini yakan Bedriye Yıldız’ın
sağlık durumu hakkında bilgi verildi.
“Bu konuda daha önce de söylemiştim, kendilerini
yakmalarını doğru bulmuyorum. Büyük gerçeğe değer
verirlerse bu kendini yakmadan daha değerlidir.
Benim kadına verdiğim en büyük değer buradadır.
Aldatan ve aldatılan olmadım. Daha önce aktarmıştım
anamla olan konuşmayı. Onu tartışın kendi aranızda,
derinleştirin. Bu adam neden anasıyla böyle bir
tartışmaya girdi. Bunu açmalısınız. Bunları derli
toplu aktardım, bunları iyi değerlendirin. 50
yaşında ben bunu boşuna konuşmadım. Benim bir
ilkemdir. Ben çağın erkeği olmayacağım dedim. Bu
kadınlar için önemli. Beni anlamayacaksanız benden
vazgeçin, yoksa cayır cayır yanarsınız dedim. Bu da
bunun sonucudur. Bunun kadının özgürleşme isteğiyle
yakından ilgisi var. Bu adam deli midir, niye böyle
davranıyor, deli değilse niye anlamıyorsunuz?
Anlamanız gerekli. Anlamıyorsanız benden vazgeçin.
Ben bu vakfı da onun için istedim. Vakfı erkeklerin
ellerinden alıp size veriyoruz. Daha önce de
söylemiştim, eğer hala duruyorsa, el konulmadıysa,
bazı evleri hem Güney’de hem de diğer yerlerde
değerlendirin dedim. Bol bol okuyun. Büyük eğitim
gerekiyor. Kendinizi ve çocuklarınızı eğitin.
Keyfinize göre giderseniz ikiyüzlü olursunuz. Erkek
için de öyle. Mahir Sayın’la röportajımda var. Ben
bu çağın erkeği olmayacağım diyorum. Ben bunun için
de kendime büyük eziyet ediyorum. Tek iyi tarafım
bu. Ben dağdakilere söylüyordum, benim yanımda olan,
beni anlayan kızlarla kolay başa çıkamazsınız. Beni
anlayan kızları kandıramazsınız. Eğer benden bir şey
anlamışlarsa sıradan yaklaşamazsınız. Onun dışında
köle kadındır, mevcut kadını veri alır. Kabul
edersen, ilkesiz ilişkiye girersen bu erkeği de
yüzde doksan bitirir. Anama beş metre bez alamadım,
size ancak bu kadar veriyorum. Ekmek ve yer
verebilirim. Bunu alıp değerlendirin. Bununla
yetinemiyorsanız, emperyalist devletler orada
gidersiniz, dilediğiniz gibi vücudunuzu
kullandırabilirsiniz. Sizin bileceğiniz bir şeydir.
Gelen mektuplara toplu bir cevap olarak belli bir
metin çıkarıp iletin görüşmeleri, buradaki
konuşmaları da iletebilirsiniz....
Dürüst insanların görevi gerçekleri dobra dobra
anlatmaktır. Bana göre anlama sınırlı, yetersiz.
Yanlış ama benden yetki istiyorlar. Ben büyük şef
değilim, ağa değilim. Emek insanıyım. Mevki
dağıtmam. Herkese hizmet ettim. Halka hizmet ederim.
Ayıp değil. Mesela ben kadınlara sizin gibi
yaklaşmıyorum. Daha önce de söyledim; ben kadınlara
hizmet ettim. Özgürlük gerekli dedim. İnandım,
savaştım. Bütün bunları idam kararı aldıktan sonra
söyledim. Çarpıtmasınlar, söyleyin. Talabani,
Barzani, Burkay’a bunları iyi anlatın. Sizin de
varsa insanlığınız bu boynunuzun borcu olsun. Halka
doğru açıklayın. O çocuğu söylemiştim. Benim için
kendisini yakacağını söyleyen Türk çocuğu kadar
duyarlılığınız yoksa ben size nasıl duyarlıdır
diyebilirim. Mümkünse bunun romanını yazın.
Yazmazsanız ne yapayım? Halka ihanet etmem.
Bağlılığımı sürdüreceğim. Ama yine de halk bana
bağlı. Ben de bağlı kalacağım. Ama politika
yapıyorum. Devlete karşı savaştım. Barıştım da. Şu
düzeyde savaştım, bu düzeyde savaştım. Savaşla barış
ikiz kardeş gibidirler. Barışı bilmeyenlerin savaşı
çok kötüdür. Tehlikelidir. Savaş onurlu barış
içindir. Hani ünlü bir söz vardır; savaşmasını
bilmeyenler barışmasını da bilmezler. Barışın
biçimleri ve dengeleri vardır. Türkiye’nin somutunda
barış nasıl olur dedim. Proje koydum, emek
veriyorum. Fakat dağdaki diyor ki, dağın özgürlük
havası hoşuma gidiyor. Ama sen cinayet işliyorsun.
Avrupa’daki yiyip içip yatıyor. Buradakiler de öyle.
Aydınlar da öyle. Ama ben burada pilav ekmek
yiyorum. Burada çok şükür diyorum. Burada kendimle
konuşarak politika yapıyorum. Ben kendi cephemden
daha fazla emek vereceğim. Barış projesini daha
fazla açmaya çalışacağım.”...
“Birkaç gün önce bana yüzlerce kart verildi. Bunlara
tek tek cevap verme imkanım yok. Tümüne birden bir
şiirle cevap veriyorum. Kartlara yazın, çoğaltın.
Karlı dağlar olabilir, kadınlar da önde olur. Hatta
bir ressama çizdirilebilinir. Benim adıma
gönderirsiniz. Şair değilim, ilk kez yazıyorum.
8 MART 2000
KADININA
Seninle
yaşamak için
Aramızda
Adem’le Havva’dan beri
Ekilen
karaçalıların sökülmesi,
Yükseltilen
duvarların kaldırılması gerekir.
Bunun için;
İlk sınıf,
ilk hakim,
Yalancı ve
zalim erkekliğin yenilmesi
ve uygarlığın
çaldığı ateşin alınması gerekir.
Bunun için;
Tüm
Prometeus’lara bedel bir kavgayı göze aldım.
Dünyayı
karşımda buldum.
Ve
Promete’nin memleketinde haince esir düşürüldüm.
Ey kutsal ana
Ve sevda
kadını.
“Gazetelerde Pınar Selek ile ilgili yazılar vardı.
Okudum. Pınar Selek’in durumu tartışılmalı. Bir
sempatizan bile değil. Gerekirse selam söyleyin.
Gerçekten PKK ile ilişkisi yok. Bir roman yazacaktı.
Benimle görüşmek istiyordu. Ben kabul ettim. Ama
olmadı. Tarih okuyormuş, dinler tarihi, Ortadoğu
genel tarihi okuyabilir. Kendini üzmesin. Babasına
da söyleyin, şahitlik gerekirse yaparım.
“Bir de Alman Eva vardı. İki aydır açlık
grevindeymiş öyle mi? Bence bıraksın.”
Açlık grevinin bittiği söylendi.
“Selamımı söyleyin, Türkçe-Kürtçe öğrensin.
Sağlığına dikkat etsin. 8 Mart dolayısıyla bunları
söyleyebilirim.
“Her hafta bir şiir yazmayı düşünüyorum. Bundan
sonra halk için bir şiir yazabilirim. Edebiyat
alanında çok iş yapılabilinirdi, ama maalesef
cezaevleri tembel. Yaratıcı olmalılar.
“Kültür çalışmalarına ilişkin önerilerim var.
Edebiyat üzerine bir grup okul çalışması
yürütebilir. Okul haline getirebilirler. Bir dönemin
edebiyatını, kültürünü yaratmak gerekir. PEN gibi.
Başkanı yazar Haydar Işık’a selam söyleyin. Bir
arada olsunlar. Aydınlar, yazarlar orada
çalışabilir.
Kadınlar için;
“Herhalde kendi kendilerini örgütlüyorlar. Daha önce
Özgür Kadın Vakfı’nı söylemiştim. Demokrasinin
zaferini kadın getirecektir. Bu bir slogan olabilir.
Barış çalışmaları savaştan daha önemli. Barış
analarına, şehit analarına selam söyleyin. Barış
çalışmalarına tüm güçleriyle katılsınlar. Gün
dolayısıyla onlara bunu söyleyebilirim....
Yeni sürece, yeni sloganlar gerekir. Kadınların
katılımını tahmin ediyorum. Bunun nedenini de iyi
biliyorum. Çünkü biz bunun temelini iyi attık,
bunlar onun üzerinde gelişiyor. Anlıyorum. Bir
düşünürün sözü vardı, tarihte kadının içinde yer
aldığı bir hareket asla yenilmez biçimindeydi. Tam
hatırlayamadım ama herhalde böyleydi. Evet, Newroz’u
yeterince konuşuruz daha sonra, başka
aktaracaklarınız var mı?”..
“Newroz nedeni ile kısa bir şiir söyleyeceğim size.
Ben size okuyayım, siz düzenlersiniz.
2000’in
Newroz’unda Doğuş
Kutsal ana
hakkın geçmişi ise,
Çocuk bugünü
ve geleceğidir
Sevda kadını
özgürlük çağrısıysa,
Kabul
edilecek yaşam
Ya özgürce
olacak
Ya hiç
olmayacaktır.
Her taraf
karanlık ve zorda ise
İsyan ve
savaş ne kadar gerekli
Ve kaçınılmaz
ise
Özgürlüğün
şafak vaktinde
Aydınlık ufku
sarmışsa
Barış eylemi
daha yüce ve gereklidir
Bütün bu
zamanlarda
İlk dinimizin
buyurduğu gibi
Bilimin
aydınlığında doğru düşüneceksin
Hitabetin
inceliğiyle yetkin konuşacaksın
Hakkın
yolunda emeğinle çabanla
Kendini özgür
gerçekleştireceksin.
...
“Sadece Kürtlere değil, tüm halklara gidilmeli. Türk
halkı ile orada kardeşçe bir model oluşturmak
gerekiyor. Tüm azınlıklarla Avrupa kriterlerini
görüşmek gerekiyor. Oradaki Kürtlere de gidilmeli.
Barışı, kardeşliği en çok kadınlar ister. Dar Kürt
anlayışını aşıp kitleselleşmeli. İspanya’da,
Yunanistan, Portekiz, Latin Amerika’da
diktatörlükler aşılırken en çok kadınlar öncülük
etti. Avrupa’da çalışmalarda solculara, Türk-Kürt
hepsine gitmek gerek. AB’ye Türkiye sanki girmiş
gibi, kardeşlik ve çözüm sürecinin seçkin bir
kitlesi olmalı. Siyaset, basın, kültür ve sanat ve
din alanına ilişkin de daha önce söylemiştim, çok
kapsamlı çalışma sergilemeleri gerekir.
“İsim olarak başka kimleri gördünüz? Sakine dediniz.
Bunun dışında kimler vardı?”
Avukat arkadaş Sakine’den tekrar söz ederek aynı
isimli başka arkadaşlarla karıştırılmaması için,
uzun yüzlü olan arkadaştan söz ettiğini ve Cafer’i
gördüğünü söyledi.
“Kişiliklerini kadın boyutunda eski dünya anlayışını
köklü aşarak ve verdiğimiz perspektifler
doğrultusunda köklü değişerek kendilerini ortaya
koymaları gerekiyor. Son şiir beğenildi mi?
Kürtçe’ye çevrildi mi? Aslında Aram o şiirleri
şarkı haline getirebilirdi. Bunun üzerinde çalışmak
gerekiyordu.”....
“Kadınlara da şunu söylüyorum; bunu bir mesaj haline
getirerek cezaevlerine, Avrupa’ya, tüm kadınlara
iletebilirsiniz. Bugüne kadar yazdıklarına cevaben
teşekkür niteliğinde gönderebilirsiniz. Kadın
bağımsız yürüme gücünü gösteriyorsa iyidir. Köle
kadından nefret ediyorum. Özgürlüğü kendileri tayin
eder. Sınırı kendileri tayin eder. Ama özgürlük
güçtür, risklidir. Bana göre özgürlük her şeyden
daha onurludur. Özgürlüğe tutkulu olduğumu
söylüyorum. Kadın mücadelesinde sürekli olarak
derinleşiyorum ve bu mücadeleyi seviyorum.
Almanya’da bir kadın vardı okuyan. İnci Jann.
Kendilerine selamlarımı söyleyebilirsiniz. Pınar da
daha önceki süreçte bir kitap yazmak için benimle
görüşecekti. Ona da selamımı söyleyin....
Kongrede kadın yapısı açısından belli bir netleşme
düzeyinin bulunuşundan ötürü daha ziyade teknik
hususların ele alındığı, kadın kongresinin
önümüzdeki süreçte toplanacağı, dünya özgür kadın
vakfının yanı sıra bazı dernekleşme faaliyetlerinin
de bulunduğu, herhangi bir engellemenin söz konusu
olmadığı, çalışmaların biraz ağır ilerlemesinin
bürokrasiden kaynaklandığı aktarıldı.
“Kadın yapısına yönelik olarak şunları
söyleyebilirim. Özgürlük hamleleri geliştirilmeli.
Açabilirim. Buna ilişkin yoğunlaşmam var. Bana göre
doğru kişilik düzeyinde köklü değişimler
yaşayacaklar. Korkmasınlar, edebiyat süreci
gelişecektir. Ruhi, fiziki, ideolojik eğitimlerini,
dönüşümlerini, gelişimlerini sürdürmelerini
diliyorum. Kadınlara selam ve saygılarımı
sunuyorum.”..
“Anneler gününü saygıyla selamlıyorum. Kadın
partisi, özgür kadın akademisidir. Yoğun
çalışmalarını istiyorum. Hazırlık sınıfıdır henüz.
Kendilerini çok bilmiş saymasınlar. Büyük çabalarda
bulunurlarsa büyük başarırlar. Bu temelde
saygılarımı sunuyorum.”..
İnsanlık gerçeğinin tarih boyunca ideolojik ve maddi
temelde gözden geçirilerek, ideolojik ve duygusal
bağını doğru yakalayarak, günümüzün bilimsel ve
teknik temeli ile de bütünleştirerek ele almak büyük
önem taşımaktadır.
“Sosyalizm insanlık tarihi kadar eskidir. Reel
sosyalizm onun son bir aşamasıdır. Reel sosyalizm,
bilimsel sosyalizmin şafak vaktini, yani ilkel
dönemini temsil eder. Sorunları içten çözememesi
nedeniyle başarısızlığa uğramıştır. Bunun esas
nedeni, kendi öz demokrasisini geliştirememesidir.
Reel sosyalist dönem, şiddet dönemi, şiddet yanı
ağır basan dönemi ifade eder ve tarihe böyle mal
olmuştur. Bu şiddet anlayışı egemen sınıflardan
kalma birçok kalıntıyı da, egemenliği de bağrında
taşır.
“Yeni dönem sosyalizmi, olgunluk dönemi sosyalizmi
olacaktır. Yeni dönem kanlı değil, şiddet ve kızıl
yanıyla değil, şiddet yönünü aşmak zorundadır.
Olgunluk dönemi sosyalizmi barışçıl yan ağır basarak
ve öz demokrasisini
geliştirerek kendini inşa edecektir. İnsanlığın
tarihi kazanımlarına doğru sahip çıkmak kadar,
günümüzün iç toplumsal çelişkileriyle doğayla
çelişkilerini çözmeyi esas alacaktır.
“Sınıfsal anlamda demokrasiyi inşa ederken hiçbir
toplumsal tabakayı, grubu, sınıfı ve kesimi tasfiye
edemez. Kendi öz demokrasisinin birinci ilkesi
budur. Siyaset, barış içinde yürütülür. Barış
temelinde inşa edilecektir. Her türlü sorun
demokratik siyaset yöntemleriyle çözüme
kavuşacaktır. Çeşitli kesimlerin sorunları ön plana
çıkarken, bu bilimsel ve teknik temel esas alınarak
sorunlar çözülecektir.
“Kızıl renk artık sarı ve yeşile dönecektir. Sarı
renk, gün, ışık ve başağı temsil eder. Yeşil ise
doğa, çevre ve kadın özgürlüğüyle kucaklaşma
anlamına gelir. Dolayısıyla yalnız bir renk
olmayacak, birçok rengi içinde barındırarak çok
renklilik temelinde yeni dönem sosyalizmi böyle
gelişecektir.
“Türkiye için de şu söylenebilir: Artık ortak vatan
ve emekçinin en geniş katılımlı, başta emek cephesi
olmak üzere toplumun en geniş katılımlı demokratik
koalisyonu ile sorunlarına barış içinde çözüm
getireceğine inanıyorum.
“Özgürlük, iş, ekmek sorunlarının çözümleri de bu
koalisyonun gelişmesiyle mümkün olacaktır. Başından
beri anlayışımız bu olmuştur. Her türlü sorunun
böylesi ittifaklar etrafında geniş demokrasi
koalisyonunu birlikte inşa ederek başarılı
olunacağına inanıyorum. Bu temelde herkesin üzerine
düşeni büyük bir sorumluluk bilinciyle yerine
getirmesi gerekir.
“PKK'nin de bunu en iyi şekilde getireceğine
inanıyorum. Bu duygularla 1 Mayıs’ı selamlıyorum. 1
Mayıs’ın barış, kardeşlik ve özgürlüğü sağlayacak
demokratik koalisyonu gerçekleştirmesine vesile
olmasını diliyorum.”
Kadınlara yönelik bir değerlendirmeniz olabilir mi?
Bu konuda beklenti de var.
“Kadın sorununu kısa değerlendirmelerle ele almak
aslında hatalı olur. Zaman sınırlı, fakat yine de
kısa bir mesaj iletelim. Kadınların örgütlenmesi en
büyük umutlarımdan birisini oluşturmaktadır. Bu
coğrafyadaki tarih ve toplumun gerçeğinde aslında
başlangıçta bir tanrıça kadar ileri olan, günümüzde
ise tamamen unutulması, mezara gömülmekten beter bir
duruma getirilmesi benim için her zaman temel bir
sorun olmuştur. Bunun için büyük bir özgürlük
mücadelesini giriştim. Bu temelde kadınla buluşma
sağlanmıştır. Duygusal olmak kadar, iradesel
birliktelik yakalanmıştır.
“Düşüncede, duyguda, fiziksel gelişmelerini
derinleştirerek sürdürülmesi inancımı koruyorum. Bu
her şeyden daha değerlidir. Yeni örgütlenmelerini
bir Kadın Özgürlük Akademisi olarak görüyorum. İçine
girenleri hazırlık sınıfının öğrencileri olarak
tanımlıyorum. Ve sınıf atlamaya büyük çaba
göstermelerini bekliyorum. En soylu çabaları ile
demokrasi mücadelesi temelinde yer alacaklar ve
başarıyı büyük çaba belirleyecektir. Kızlarımızın ve
analarımızın çabaları başarıda kesin rol
oynayacaktır. Anaları ve kızları saygı ve sevgi
temelinde selamlıyorum. Daha önce verdiğim şiir
aslında bir denklemdi. O denklemi tüm kadınların,
anaların çözmesi gerekir…
(Kadın yapısından bir mesaj geldi onu aktarmak
istiyoruz. Ayrıca sizden bazı görevlendirmeler ve
mücadele yöntemleri konusunda perspektif istiyorlar)
Süremiz azaldı, bu konuda kısa bir taslak
hazırlıyorum zaten. Fakat şimdi yetişmedi. Haftaya
bu konuyu ele alalım. Bir iki cümle söyleyeyim.
Radikalliği sürdürme yanlısıyım. Bazı
yoğunlaşmalarım var. Kendilerine çok dikkat
etsinler, eğitimlerine ve yeniliklerine devam
etsinler. Ama şunu da söyleyeyim, özgür kadının
yaratılması bir ülkeden ve bağımsızlıktan daha
önemlidir benim için...
(Bir avukat kadın yapısının perspektif istediğini
belirtti)
Evet ben de bu yönlü değerlendirmelerde bulunmak
istiyorum. Geçen hafta süre kalmamıştı. Parti ismi,
birlik ismi hangisi uygun olursa olur, ona kendileri
karar versinler. Önemli olan reel sosyalizmin kadın
eleştirisi, liberal kapitalist sistemde kadın
eleştirisi iyi konulmalıdır. Kadının kölelik tarihi,
erkek egemenlikli toplumun gelişimi işlenmeli. Kısa
bir tarihi ve gelişim incelenmelidir. Aynı şey kadın
hareketi için de olur. Kadın hareketinin tarihi de
incelenmelidir. Bunun toplumsal gerçeklerle ilişkisi
incelenmelidir. Toplumsal gerçekliğimizde kadının
yeri nedir, kadına yaklaşım daha derinlikli olmalı.
Kadının objektif gerçekliği dile getirilmelidir. Bir
kadın hareketi niye var? Bir cinsiyet hareketi değil
ancak cinse dayalı baskı, sınıflaşma, ayrımcılık
nasıl ve neden gelişiyor? Bunlar objektif olarak
incelenmeli. Bu sorun sadece kadın sorunu değil,
erkek sorunudur da. Ardından da bir kadının
özgürlüğü veya kadının kurtuluşu programı
çıkarılmalı. “Kadının özgürlük problemi nasıl
çözümlenebilir” denilebilir adına. Kadının
özgürlüğünü çok önemsiyorum. Bu konuda eskisi gibi
düşünüyorum. Bu program ve hareket tarzı önemlidir.
Kadınların horlanması, sömürülmesine karşı
geliştirilmesi gereken bir harekettir. Demokratik
hareket sorunudur. Bunun demokratik hareketin
(hukukun) içinde duruşuyla bağlantılıdır. Kadının
önümüzdeki dönemde Kadın Kurtuluş Programı ve
örgütlenme hareket tarzı önemli. Bu ise demokratik
hareket tarzıdır. Kadının demokratik hareketi barış
hareketidir. Çocuklar bağrından çıkar. Çocuklara,
ihtiyarlara zor durumdaki kimsesizlere sahip
çıksınlar. Demokratik Cumhuriyetin kadın hareketi
yaratılmalı. Demokratik toplum, demokratik anayasa,
demokratik yaşam için özgürlük, örgütlülük ve eylem
önemlidir. “Özgürlük hareketinin teminatı biziz”
derler bu eylemleriyle. Şiddet ortamından mümkün
olduğunca uzaklaşmaları gerekir. İntihar eylemleri
olmamalıdır, acıdır, çok acı çektik. Bu tarz
eylemleri artık hem ahlaki hem siyasi açıdan doğru
bulmuyorum. Bunun yerine demokratik hak arama
eylemleri geliştirilmelidir. Demokratik hareketin
gelişmesi ve kalıcılığı için kendilerini demokratik
ve legal bir tarzda geliştirmeleri ve yetiştirmeleri
gerekir. Dil, kültür, sanat, konusunda, demokrasi
konusunda kendilerini müthiş derecede eğitmeleri
gerekir. Bütün bunlar erkeklerle nasıl bir ilişki,
nasıl bir dünya, nasıl bir toplum, nasıl bir çevre,
nasıl bir ekonomi, nasıl bir aile yapısı, nasıl bir
kadın istiyoruz sorularına cevap olmak için
yapılmalıdır. Söylediklerim bu şekilde verilebilir.
Daha önce söylediklerim de vardı burada. Onlar da
bir araya getirilir, genel bir değerlendirme olarak
hazırlanabilir sanıyorum. Bütün bu çalışmalar için
Türkiye’deki ortamın bir İran veya Suriye’den daha
uygun olduğunu da ayrıca belirtmek istiyorum. Bu
temelde başarılarını diliyorum, sevgi ve saygılarımı
sunuyorum...
Geçen hafta kadın üzerine yaptığım konuşmaya ek
olarak şunları söylemek istiyorum. Cinsel tercihler
meselesi sonuna kadar netleştirilmeli,
dönüştürülmeli. Köleliğe değil, özgürleşmeye hizmet
edecek şekilde kurumlaştırılmalı, saflara yayılmalı.
Çözüm dilini hakim kılma, ihanete bulaşan boyutları
ortadan kaldırma. (Son kaçanlar olayında bayanların
da çekilmesine gönderme yaparak) ..
Aslında kadınlarla ilgili birkaç şey söylemek
istiyorum. Sanırım bu aralar onların toplantıları
var. Neolitik devrim dediğimiz kadın devrimidir.
Bordon Childe'da da bu var. Sınıflı tarih,
uygarlaşma ve uygarlık devrimi de erkek devrimidir.
Erkek egemenlikli toplum, baskıcıdır, kavgacıdır.
Neolitik devrim kadın devrimidir. Bunu
incelemeliler. Bu temelde eğitimlerini
derinleştirmeliler. Edebi olan kadın yaşamlarını
okusunlar. Kleopatra ve Safiye Sultan gibi kitaplar
var. Devlet ve kadın denen olayı anlamak için
günümüz kadın hareketini incelesinler. Kadının
gözüyle nasıl bir toplumsal yaşam sorusuna cevap
olabilmelidirler. Bu çalışma sonucunda kadının
kölelik ve özgürlük tarihi ortaya çıkar. Ben de
yoğunlaşıyorum. Bu alanda çalışmayı çok tarihi ve
önemli buluyorum...
Neolitik çağda o bölgede yoğun olarak yaşanan
devrim, ilk kez o topraklarda özgür kadının çabaları
ile başarıya gitti. O çağda gelişen devrimin bugünkü
derin kadın özgürlük anlayışı ile bağlantısı vardır.
Kadın kendi özgürlük devrimini kendi özgür gücü ve
iradesiyle sonuna kadar geliştirmeye çalışmalıdır.
Kadının özgürlük temelinde kurtuluşu için o
topraklar tarihsel anlam ifade etmektedir.
Sümerlerden bu yana başlayan sınıflı toplumu ve
kadının köleleştirilmesini aşmak kadar, halkların
bin yıllık özlemi olan barış ve demokratikleşmeyi
sağlamak en kutsal görevdir. Bunun için bölge
devrimci güçlerinin bu sahada rol almaları,
Mezopotamya'da kadın özgürlüğünü tam sağlamak ve
demokrasiye tam ulaşmak gerekir. Güney Kürdistan’da
demokrasinin zaferi, Irak'ta ve tüm Ortadoğu'da
demokrasinin zaferi olacaktır. Bu temelde tüm
devrimci güçleri ve Kürt halkının dostlarını
devrimin, demokrasinin ve barışın zaferini yürütmeye
çağırıyorum..
Kızlar önerdiğim kitapları okuyormuş. Neolitik
devrimden beri her dönemin önemli kadın kişilikleri
var. Safiye Sultanı okusunlar derken, ona özensinler
diye söylemedim. Her çağda özgün kadın yaşamlarını
okumalılar; okusunlar derken bunun için söyledim.
Neolitik devrim bir Kürdistan devrimidir, bir
Mezopotamya devrimi, bir kadın devrimidir. Sonraki
tarih önemlidir, çok iyi değerlendirsinler...
Kadın yoldaşlara;
Kongrenizi sevgi ve saygı ile kutlarım. Kadın konusu
sınıf ve ulus gerçekliğinden daha önemlidir. Hem
tarihi hem de sosyal bakımdan kapsamlıdır.
Sınıfsallık ve ulusallık adına yapılan
politikacılıktan daha değerlidir. Bunun için kadının
bu konuda en alttaki ve tümüyle toplumdan
dıştalanmış sınıf olduğu gerçeğinin görülmesi ve bu
tarihin doğru çözümlenmesi gerekiyor. Günümüze kadar
kadının tarih ve toplum gerçeğinin açığa çıkarılması
gerekiyor. Bunun için derinliğine araştırma ve
eğitim gerekir. Kendilerini örgüt olarak
görüyorlarsa program olarak önlerine koymaları
gerekir. Umarım bu konuda bazı gelişmeler
sağlanmıştır.
Neolitik toplumdan sonra gelişen sınıflı toplumdan
bu yana erkek egemenliği, erkeğe dayalı olarak
sürekli geliştirilen erkek egemenliğine dayalı
iktidarlaşma, sınıflaşma, askerleşme ve dinleşme
olgularının geliştiği, bunların hepsinin içinde
baskı-sömürünün gizlendiği uygarlık vahşet halini
almıştır. Burada cins egemenliğinin payı büyüktür.
20. yüzyıl bu anlamda en vahşi geçen bir yüzyıl
olmuştur.
Fazla tarihe girmeyeceğim, ama 19. yüzyıl nasıl
burjuva partilerinin, 20. yüzyıl emeğe dayalı
partilerin yüzyılı olmuşsa, 21. yüzyıl da kadına
dayalı partileşmenin yüzyılı olacaktır. Kadının
kendine dayalı politika sürecine girmesiyle insan
hakları, toplum ve kültürel hakları, doğa ve çevre
sorunlarına duyarlılık, çocuk hakları, sağlık ve
eğitim sorunlarında derinliğine açılımlar sağlanması
beklenilmelidir.
Kadın partisi her düzeyde meşru savunma çizgisini
esas almak, düşünce ve duygularında fiziki ve bedeni
varlığı ile yaşamı konusunda askeri gücü değil,
sonsuzluğunu esas alarak doğru bir meşru savunma
çizgisini hayata geçirmek zorundadır. Kadın barış ve
demokrasiyi en çok gündeme getirmesi gereken bir güç
olarak kendini geliştirmelidir. Kadın kültür ve
sanat alanında en iddialı bir güç olmak
konumundadır. Bu konularda bir anlayışın ve
politikleşmenin sahibi olduğunuza inanıyorum.
Bütün bu konuların sizleri zorluklarla karşı karşıya
bıraktığını biliyorum. Bunu aşmanız için muazzam
kişilik dönüşümleri, muazzam bir örgütlülük,
derinliğine araştırma ve inceleme çabalarına ihtiyaç
vardır. Ben dışarıdayken sizlere yönelik
yaklaşımların tümü eğitimseldi. Bütün gücümle böyle
çalıştım. Hiç kimsenin cesaret edemediği kadar erkek
iktidarlaşmasını yıkmaya çalıştım. İmralı’dan da
zaman zaman kısa mektuplarla size seslenmek istedim.
Kuşkusuz daha kapsamlı ve derinliğine size ulaşmak
isterdim.
Attığınız bu adımın tarihi bir adım olduğuna
inanıyor, bunun yalnız bir cins adımı olduğunu
düşünmüyorum. Neolitik Devrim kadın tarihinin
yaratıcılığının gerçekleştiği o coğrafya –(ki buraya
verimli hilal), Toroslar ve Zagros arası, “altın
hilal” denir- kadın devriminin beşiğidir. Kadın
devrimi Sümer ve Mısır uygarlığının yaratılmasına ve
kadının Neolitik Devrimde yarattığı tanrıça
kültürüne bağlıdır. Bu coğrafya tanrıça İsis ve
İştar’ın yeridir. Kadın burada aslında görkemli bir
tarihe sahiptir.
Sümerlerde kent devletiyle başlayan sınıflı
toplumdan sonra kadın bu şansını günümüze kadar
yitirdi. Sizler bu şansı tekrardan elde
edebilirsiniz. Attığınız adımın, yaşadığınız bölgede
neolitik devrimin çağdaş anlamda yeniden
gerçekleşmesi anlamına geldiğini düşünüyorum. Yalnız
Kürt kadınları olarak değil, Türk, Fars, Arap ve
Avrupalı kadınlarla birlikte bu devrimi tüm dünyaya
yayabilirsiniz. Bunu da Özgür Kadın Vakfı ile
yapabilirsiniz. Bu bir din değil, bir kültür, bir
düşüncedir. Ordulaşmadan başlayarak dalga dalga
yayılacağınıza inanıyorum. Değişik ülkelerin yasa ve
kültürlerine uygun bir örgütlenmeyi yaratmalısınız.
PKK içinde birliğe dikkat etmelisiniz. Erkek
egemenliğine de dikkat ederek kendinizi çok iyi
korumalısınız. Sağlık, güvenlik ve yaşamınıza dikkat
edin. Göreviniz daha çok yaşamak ve yaşatmaktır.
Kendinizi büyütme temelinde saflarda birliğin,
özgürlüğün ve cesaretin en güçlü sesi olacağınıza
inanıyorum.
Şahsımda klasik erkeği öldürmeye çalıştım.
Devriminizin başarısı için her şeyi ortaya koymanızı
ve özgürleşmenizi diliyorum. Sevgi ve
selamlarımla....
(PJA’nın mektubunda küçük burjuva örgüt ve özgürlük
anlayışlarının 6. Kongremden sonra yer yer
geliştiği, Parti’den kopma mantığı ve kadın
yapısının Parti üst yönetimini reddine götürme
durumunun olduğu, örgüte karşı güvensizlik,
inançsızlık ve moralsizlik yaşandığı, 3. Olağanüstü
Kongre ile bunların mahkum edildiği, netleşmenin
sağlandığı, ayrıca kongre delegasyonunun Önderliğe
mesaj gönderdiği aktarıldı.)
Geçen haftaki mektubumu aktardınız mı? Tarihi
mektuptur. Çok önemliydi. Onlara derinlikli bir
mektup yazmıştım. Eski fitne-fesat şeylerle
uğraşmasınlar, yakıştıramıyorum. İdeolojik özümseme
olmalı. O mektubun üzerine bir iki gün değil,
aylarca yoğunlaşmaları gerekir. ...
Kadına ilişkin de bir mesaj da vermek isterim. Şöyle
olabilir;
Özgürlük Partisi Yoldaşlarıma ve Dostlara!
Kadın özgürlüğü konusunda gittikçe yoğunlaşıyorum.
Bu konu üzerinde yoğun duruyorum. Vardığım
sonuçların tarihi temelinin olduğu bana göre
kanıtlanmıştır. Kadın savaşımı, aslında tarihi bir
sorundur. Neolitik devrim, bir kadın devrimidir; bu
coğrafyada oluşmuş ve Fırat, Dicle ve Zap’ın doğduğu
yerde gelişmiştir. Buralarda başlar ve Çatalhöyük’e
kadar gider. İlk tarımı ve hayvancılığı kadın
geliştirir. Örneğin iki leoparla tek başına
kendisini korur. Oralarda yapılan kazılarda hep
kadın heykelcikleri çıkar, çünkü orada kadın
egemendir. Kadın egemen bir toplum vardı.
Ama daha sonra kadın egemenliğini adım adım
yitirmeye başladı. Sümer’in çıkışıyla devletin din,
siyaset, rahiplik gibi üst kurumları da oluşunca,
kadın adım adım kendi egemen konumundan
uzaklaşmıştır. Fakat o zamanlarda dahi İştar gibi
kadın tanrıçalar var. M.Ö. 2500 yılına kadar
hakimler. Babil’in doğuşu ile birlikte, kadının
iktidardaki birincilik sırasından uzaklaşması
kesinleşir. Alt olur; hem cins hem de sınıf
hakimiyeti kurulur. Babil bu çerçevede gelişen bir
devlettir. Babil efsanesini iyi okuyun. Sonra bunu
Yehuda, İranlılar alıp uygular. Grekler, Hintler
alıp uygularlar. Kadın adım adım kaybeder. Eskiden
kadına ait olan her şey silinmeye başlar.
Mesela Kuran’da dahi erkeğin kaburgasından
yaratılmıştır deniyor. Tam bir çarpıtma. Erkek
çarpıtmasıdır. Tarımı, ekin ekmeği vb. kadın
başlatmıştır. Örneğin bizim orada teşi vb. var.
Bunlar hep kadın icadıdır. Kadın başlattı ama, sonuç
unutuldu gitti. Ama erkek hem devletleşmiştir, hem
de kültürünü egemen kılmıştır. Sınıfsal baskı ile
cinsel baskı iç içe gelişir. Bu kapsamlı
incelenebilir. Erkeklik egemen cins, egemen sınıf,
egemen devlet oluşturmuştur. Ben erkeği bu konuda
çözdüm. Kendi şahsımda çözdüm. Çözmekle de kalmayıp,
daha önce de söylemiştim, bu erkeği öldürdüm. Erkeği
çözmek, erkeği öldürmek, ki bu egemen erkektir; bunu
kapsamlı açabilirler. Mitoloji üzerine, kadın tarihi
üzerine yoğunlaşmayı kadın yoldaşlarım ve dostlar da
yapabilir.
Erkek arkadaşlara da şunu söylüyorum. Özgür Kadın
Partisi bir devrimin ifadesidir. Buna saygılı olmak
gerekir. Dar cinsellik temelindeki yaklaşım doğru
değildir. Saygılı olunmalı, dostça ve yoldaşça bir
yaklaşım hakim olmalıdır. Kendilerini dönüştürme
kararlılığını korumalılar. Partileşme adımı
tarihidir; mahkum edilen kadından özgür kadına büyük
yürüyüştür. Özgür kadına ulaşmak onurdur. Buna
yanlış yaklaşmak onursuzluktur. Parti adına atılan
adım, onurun kazandırılması adımıdır. Dünyada
ilktir. Bu bilinçle ortaya koymak gerekir. Çok
tarihi bir görevdir. Ben de kendi adıma yardımcı
olmaya çalıştım. Bu hususta kişiliğimi sonuna kadar
değerlendirebilirler.
Toplumu demokrasi ve eşitliğe götürmede en
belirleyici ve en büyük çabayı öz güçlerine
dayanarak yapabileceklerine inanıyorum.
Başaracaklar. Bu temelde selam ve saygılarımı
sunuyorum.
Bunu uygun bir mesaj şeklinde düzenleyip tüm cezaevi
bayan yapısına da gönderebilirsiniz. Ayrıca Sivas
Cezaevi’ndeki Fatma ve Ayşe gibilerini mümkünse
ziyaret edebilirsiniz. Giderseniz elden
ulaştırırsınız....
Kuzey’deki güçler demokrasi ve barışın dilini
yakalamalı, demokratik siyaset yapmalı. Çok zorunlu
olmadıkça savaştan kaçınsınlar. Bunlar çok güçlü
kadrolardan olmalı. Demokrasinin ve barışın dilini
iyi kavramış olmalı. Kuzey’de kadınlar yasal güç
olmalı. Dağda fazla kadın gücüne ihtiyaç olmaz. ..
Kadınlarla ilgili mektup yazmıştım, ikinci ya da
üçüncü mektup mu oluyor? Aslına önemliydi.
Devletleşme başladığında ilk Sümer ve Mısır kralları
kadınları toplu olarak mezarlara gömüyorlardı,
Tanrıçalar dahil. Kadınları diri diri gömdüler.
Kadın köleliğinin başlangıcı oradadır. 500 kadını
ölüme gönderme var. Krallarla birlikte öbür hayata
hazırlık için dense de, özünde cins ve sınıf temeli
var. Erkeğe dayalı zor, yalan var. Kadının
yitirilmesi var.
Neolitik Çağ Toros ve Zagroslar’da başlar. Kadın
kültürü ve halk kültürü oralardan başlar. Mısır,
Sümer ve Babil gibi devletlerin kurulmasından sonra
kadınların özgürlüğü ile birlikte halkların
kültürleri de bastırılmış, altta kalmıştır. Halk
kültürü de devlet işleyişinin baskısıyla kadın
kimliği vb. altta kalmış, kendini özgürce var
edememiştir. Kadınların özgürlüğü, mücadelesi halk
kültürünün de açığa çıkmasını sağlayacaktır. Erkeğin
kadını öldürmesi kadar, erkeğin öldürülmesini
anlatmıştım. Bu zor bir mücadeledir. Yalnız
kalabilirler. Yalnızlaşmaktan korkmasınlar. Ucuz
sevgilerin peşinde koşmasınlar. Biraz Budacılık
diyeceğim, ama tam öyle de değil; kendi kimliklerine
ve erdemlerine düşkünlük göstermeleri en güzelidir.
İletirsiniz. ...
(HADEP Merkezi kadın kollarının genel kongresi
yapıldı. 6 bin civarında katılım vardı. Bölgeden
gelen kadınlar çoğunluktaydı. Coşkulu bir kongre
idi, size selam, saygı ve bağlılıklarını ilettiler.)
Bu çok önemli. Sanırım son zamanlarda Türkiye’de de
kadın örgütlenmesinde bir hareketlilik var. Bunlarda
benim tutumumun etkisi vardır. İleride daha iyi
anlaşılır. Kadın sorunu demokratikleşmenin en önemli
sorunudur. Kadın demokratikleşmeden toplum
demokratikleşemez. Ekmek, su, onur, yaşam bununla
bağlantılı. Bu konuda yaşanan bir çok acı var. Kürt
kadınları tarafından kurulan bir çok dernek var. Her
gün yeni bir tanesi kuruluyor. Buralarda eğitim
verilmelidir. Türkiye’de eğitim olanakları çok
fazla. Kendinizi eğitin. Herkesin demokratik eğitime
ihtiyacı var. Bir çatı örgütünüzün olması gerekir.
Bu pek çok derneği bir çatı altında da
birleştirebilirler. Kadın demokratikleşmesi aynı
zamanda partiyi de demokratikleştirir. Bölgesel
merkezler oluşturun. Bağımsız yerleriniz olsun.
Kadın zora karşıdır. Bölgenin de buna şiddetle
ihtiyacı var. Bu çerçevede kısa değerlendirmeyi
düzenleyin ve sunun. Enerjilerini doğru çalışmaya
verirlerse, derinliğine bir eğitim derinliğine bir
örgütlenme yaratılırsa, bu her tarafı
geliştirecektir. Derinliğine bir anlayış
gerektiriyor. Sosyal bir olgudur. Yeni yeni
anlaşılıyor. Giderek öne çıkacak. Çok emek verdiler.
Tutuklanan Barış Analarına selamlarımı söyleyin.
Şehit analarına da selamlarımı söyleyin. Hepsine
sahip çıkmaya çalışın. Bir çok çevreyle, kadın
yapılarıyla ortak platformlar oluşturun. Aranızda
işbölümü yaparak cezaevlerine de gidebilirsiniz...
Bağlılık güçlü temellere kavuşmalı. Bir çok il
merkezinde kadın evleri demiyorum ama kadın
derneklerinin ve eğiticilerin olması gerekir. Daha
sonra kapsamlı bir değerlendirme sunabilirim. Varmış
olduğum derinlik önemlidir. Bu sorunun ulusallık ve
sınıfsallıktan daha zor olduğunu gördüm, öyle
eğildim. İmkanlarım sınırlı. Çözülmesi için ciddi
bir felsefi ve teorik yaklaşım gerekli. Çözümün
hangi yaklaşım tarzıyla olacağını düşünmek gerekir.
Kendileri de yoğunlaşabilirler. Neolitik devrimden
buyana bir yoğunlaşma sonucu değerlendirme
yapılmalı. Büyük bir çabayı göze almalılar. Emek ve
çaba sahibi olarak çok acele etmeden sabır ve inatla
biraz sonuç alınabilir. Onlara sunduğum eğitim
düzeyini takip ederlerse onlar da aynı sonuçlara ..
Kadına dayalı aydınlık bütün aydınlıklardan daha
değerlidir. Kadın ve kadın aydınlığı konusunda
buluşmak, bir olmayı isterim. Sevgim herkesedir.
Büyük direnişçileri bekliyorum.
(Mardin’de tutuklu bulunan Barış Anaları’nın hukuki
durumları aktarıldı. Dosyalarının henüz açılmadığı
aktarıldı.)
Barış Anaları’na selamlarımı söyleyin. İlginçtir,
biraz kadın üzerinde oynayacaklar. İçinizdeki,
dışınızdaki erkek oynayacaktır. Dikkatli olun. Sınıf
ve ulus baskısından daha zordur. Erkekler üzerinde
ileride duracağım.
(İnsan Hakları Koordinasyon Üst Kurulu’nun 27
Ekim’de Diyarbakır’da toplanacağı aktarıldı.)
Özellikle kadın boyutunu işleyin. Diyarbakır
demokrasi tarihindeki rolünü oynayacak. Demokrasi
mücadelesi ile birlikte onurunu mutlaka
kazanacaktır...
Köylüler ve köylülük bizde ciddi bir meseledir. Hem
örgütü, hem komisyonu kurulmalı. Yoğun göçler var.
On binlerce köylünün köye dönüş projeleri kurulmalı.
Son dönemlerde Diyarbakır ve Batman’daki kadını
işliyorlar. Kadının çok ağır sorunları var. Kadın
gidecek yer bulamıyor, intihar ediyor. Bunlara
dünya el atıyor. New York Times bile bunu işliyor.
Sizde büyük vicdansızlık var. Bunlar bizim
insanlarımız, çoğu da bizim dostlarımız. Bunlara el
atmalıydınız. Aileler öldürüyor; dolaylı ya da
direkt. Bunları alacak merkezler kurmalıydınız.
Çağrı yapmalıydınız, bu kadınları çağırmalıydınız.
Devletten beklenmemeli, devlet yapmaz, siyasal
olarak açık değil. Bu intiharlar bizimle yakından
ilgili. İntiharları önleyebilirdiniz. Kadın birliği
buna el atabilirdi. Bunlar sosyal sorunlardır.
Onların ekonomik, hukuki ihtiyaçları var. Binlerce
aç susuz insanımız var, köylülerimiz var. Binlerce
köylünün geleceği merkezler kurulmalıydı...
(Gönderilen notta PJA’nın çalışmalarını Kongre
kararları doğrultusunda yapılan planlama
çerçevesinde yürüttüğü, PJA’nın her sahada Parti
Meclisi düzeyinde temsilini bulduğu, Vakıf çalışması
konusunda girişimlerin olduğu, ancak henüz sonuç
alınmadığı, bürokratik engellerin bulunduğu ve
aşmaya yönelik girişimlerin olduğu aktarıldı.)
Bağımsızlıklarını koruyorlar mı? Demokratik
faaliyetlere ağırlık vermeleri gerekiyor. Eğitim
durumlarını geliştirsinler. Her tarafta toplu
mekanlar okul sistemleri geliştirsinler, bunda
ısrarlı olsunlar. Akademi kursunlar. Kendi
kurtuluşlarını, sanat ve öz yaşam anlayışlarını
kurdukları akademi ile geliştirmeliler. Bir nevi
kendi eğitimlerini kendilerinin yapmaları lazım.
Kendi ideolojik eğitimlerini kuracakları okullarda,
akademide yapmalıdırlar. Kadın boyutu ile ilgili
ileri düzeyde katkıda bulunmak isterim. Bu konuda
bir kitap yazmak isterdim. En fazla yoğunlaştığım
alandır bu. Bu konuda sınırlı kaynaklarla önemli
tespitlere ulaştım. Ulaştığım bu düzeydeki fikirler
beni tatmin etti.
Kendileri kadının toplumsal sözleşmesini 21. yüzyıl
kadın özgürlük manifestosu niteliğinde
oluşturmalılar. Nasıl ki J. J Rousseau’nun Toplumsal
Sözleşmesi varsa, kadının da özgür toplumsal
sözleşmesi ya da kadının toplumsal sözleşmesi
şeklinde bir kitabını oluşturmalıdırlar. Bu konu
sadece Kürt ve Türk kadınları için değil, bütün
dünya kadınları içindir. Kadın özgür toplum
sözleşmesi geniş bir çalışmanın ürünü olmalıdır. Bu,
evrensel ve uluslararası bir öze sahiptir. Kadın
hareketi çevre hareketi ile birleşmelidir. Çocuk ve
çevre sözleşmesi BM tarafından yayınlandı. Kadın
hareketi bunlarla birleşmelidir. Özellikle neolitik
toplumdan itibaren dokumayı, tarımı, bitkiyi ve
köyleşmeyi kadın geliştirmiştir. Sınıflı toplum
uygarlığının gelişimiyle bunlar kadının elinden
alınmıştır. Rahip devlet anlayışından kadınlar
üzerinde tanrıların egemenliği adı altında kral
rahiplerin ince tahakkümü kurulmuştur. Bir
tanrı-kral, kadınlardan yüz tanesini hizmetine
alıyor. Öldüğü zaman canlı canlı cennete götürüyorum
diye bunları toprağa gömüyor. Kadınları böyle büyük
tahakküm altına alıyor.
Pınar Selek çıktı, geçmiş olsun dersiniz. İnci ve
Pınar bu çalışmalara katılabilir. İştar ve İnanna
kültürünün ne demek olduğunu bilsinler. Bunu
incelemeleri gerekir. Bu İştar bir tanrıcaydı,
biliyorsunuz. Mısır’da da vardır. Yüzlerce kadın
toprağa atılıyor. Kadın böyle tahakküm altına
alınıyor. Babil’de de Marduk egemen olurken böyle
yapmıştır. Sami kökenlidir. Babilliler biliyorsunuz
Samidirler, kadını tarihten silmişlerdir. Daha sonra
hiçbir kadın tanrıça olamıyor. Fırsatım olsaydı
yazardım.
Aram’ın söylediği ve benim en çok sevdiğim türkünün
kaynağını buldum. MÖ. 2000 yıl öncesi Sümerlerden
geliyor. O sanat anadan geliyormuş. Bizimkiler
kültürle uğraşıyorlar, ama tarihle bağlarını
kuramıyorlar. Keşke inceleyebilselerdi. O türkünün
beni bu kadar niye etkilediğini şimdi burada daha
iyi anladım. 4000 yıl önce o sanat oradan geliyor.
Ortadoğu’nun bir motifidir. Aram Dervişi Evde’yi
söyleyebilir. Selamlarımı söyleyin.
Mahmut Baksi ile yaptığım sohbette de Dervişi Evdê
üzerine konuşmuştuk. Tevrat olayında kadını yok etme
vardır. Babil darbe vuruyor zaten. Yahudi, kadını
yok ediyor. İsa biraz kadını katmak istiyor.
Yunanlılarda bu kültür biraz karışık. Afrodit’te
kadın temsili biraz var. Ama Zeus kadın üzerinde
egemenlik sistemini tam kurar. Ezra Arat’ın Mitoloji
Sözlüğü kitabını okuyabilirler. İlyada ve Homerus’u
da okuyabilirler. 20. yüzyılı, kapitalizme dayalı
köleliği, kaynakları var; kendileri
inceleyebilirler. Özgür toplum sözleşmesini
yapabilirler. Beş on yıl böyle yaşayabilirler. Bir
şey olmaz. Bu süre içerisinde ideolojik politik
çalışmalarını yürütürler. Toplum özgürlük
sözleşmesini yakalayana kadar bu devam eder.
Benim okuduğum 4 ciltlik Mitoloji kitabını, Gordon
Childe’i okuyabilirler. 2000 yılları kadının
özgürleşme yılları olacaktır. Neolitik çağ ile
ilgili kitapları okumalılar. Çocukluğumdan beri
aradığımı neolitik çağda buldum diyebilirim. Hem
kadın hem de halklar neolitik çağda çakılı
kalmıştır. Sadece kadının ilerleyişi değil,
halkların ilerleyişi de o çağdan sonra fazla
gelişmemiştir. Yazarsam eğer, bu temelde bir şeyler
yazarım. O sevdiğim türkünün Sümerlerde 4000 yıllık
geleneği var. Bunun kaynağını bulduğum için
sevinçliyim. Bunu Aram’a söyleyebilirsiniz.
Bayan arkadaşlar kendi aralarında işbölümü
yapabilirler. Başkanlık Konseyinde yer alan
bayanlardan biri Avrupa’ya giderse ne olur? İyi
olabilir mi? Avrupa’daki çalışmaları düzenleyebilir.
(Yezidilerin 3. Kongrelerini yaptıkları,
bağlılıklarını belirttikleri aktarıldı.)
Zerdüşt de tarımın, yeşilin ve ziraatın
peygamberidir. Zerdüştlük bunu temsil ediyor. Bunu
iyi anlasınlar. Onların dinine de birçok safsata
girmiş. Zerdüşt’ü görkemli buluyorum. Selamlarımı
söylüyorum. Komşu halklar, Asuriler için de aynı
şeyi söylüyorum.
(Kürt Ekonomi Kongresinin yapılacağı aktarıldı.)
Rantçılıktan üretime dayalı ekonomiye geçişin
nüvelerini yaratabilirler. Mümkünse Ortadoğu Barış
Merkezi diye bir merkez kurulabilir.
(Türkiye’de Ortadoğu Dergisini çıkarma çalışmaları
yapılıyor.)
Türkiye’de olması daha iyi. Dil Tarih Kurumu çok
önemli. Yeni bir barış örgütü bu merkez etrafında
yürütülebilir. Şimon Perez’in bir merkezi var. O
paralelde bir merkez olabilir. Ortadoğu’ya yönelik
bunlar ileride lazım olabilir. İran, Irak ve
Suriye’de yeni gelişmeler olabilir. Azami düzeyde
bunlardan yararlanmaları gerekir. Bunlar yeni yıl
perspektifleridir. Barışı ve demokratik birliği
derinliğine yeniden örgütlemelerini diliyorum. Layık
olmak ancak böyle bir çalışmayla olabilir. PKK için
de mektuplarımın ruhuna uygun bir pratik diliyorum.
Uygulamalarını derinleştirsinler. Cezaevlerine
ilişkin diğerlerine destek vermelerini uygun
buluyorum.
Dışarıya çıkanların da derinleşmeleri iyi olur.
Çocuklara, hepsine şunu söylüyorum: Onlardan birisi
olmayı isterdim. Elli yaşındayım, ama çocuklar
gibiyim. Onlara büyük sevgilerimi iletirsiniz. Hem
kadınlar hem de çocuklar için, halkımız için özgür
bir birey olarak kalmayı onur verici buluyorum.
Pangalos ve Bush’ un ileride değerlendirmesini
yaparız. Mahmut için candan sevgimi iletirsiniz.
Kendisi ile görüşmemiz anlamlıydı. Anısına bağlılık
temelinde mesaj gönderirsiniz. Türkiye halkına
barış, kardeşlik ve demokratik birilik temelinde
2001 yılını değerlendirelim denilebilir. Layık olmak
en iyi selamdır. Ruhta, düşüncede ve pratikte layık
olmak en iyi selamdır. Her şeylerini ortaya
koysunlar, özgür gelecek onlarındır...
Kadın sorunu üzerine tezler olarak düşünüyorum. Bu
çerçevede Neolitik toplumdan günümüze kapsamlı bir
çalışmam var. Kürt kadınını küçük görmekten, hor
görmekten ziyade, başta analar olmak üzere tüm
talihsiz kadınları yüceltmeyi esas aldım. Bilimsel
yaklaşmaya büyük özen gösterdim. Kadının özgürlük
tezlerini toplumsal sözleşmeye vardırmaya kadar
mücadele gerekiyor. Ben buna bilimsel, siyasal
perspektif getirmeye çalışıyorum. Kadın tarihi dört
ciltlik mitoloji kitabının içerisinde vardır. Orada
incelenebilir. Kadın mitolojide gömülmüştür; daha
sonrasında da zaten siyasette yeri yoktur. Neolitik
tarih Zağroslarda, Kürdistan dağlarında doğdu.
Neolitiğin doğduğu bu topraklar aslında tarım, köy
ve kadın devrimidir. Bu topraklar halen bu devrimden
besleniyor. Kadının kaybetmesi sosyalizmdeki
toplumun, eşitliğin, özgürlüğün kaybedilmesidir.
Sömürünün ve eşitsizliğin gelişmesidir.
Daha sonra Yunan tanrıları ortaya çıkar. Buna
Ortadoğu’daki peygamber kültü de eklenir. Kadın yok
gibi bir durum gelişir. Günümüzde yeni bir toplumsal
sözleşmeye dönüştürmek gerekir. Canlı bir sorundur.
Zaman zaman nasıl yaşamalı sorusunu gündeme
getiriyorum. Fransız Le Figaro gazetesi saçmalıyor.
Sınıfsal ve ulusal sorunların çözümünde kadın
mücadelesi temel rol oynar. Kadın sorununa dar
ekonomik bakmıyorum. Duyguyu ucuz ele almıyorum.
Daha çok Ahlaki ve felsefik yaklaşıyorum. Ne dini
yargılarla, ne de günümüz -işte Televole kültürü
diyorlar- kültürüyle yaklaşmıyorum. Böyle değil,
felsefi ele alıyorum. İmkan olursa bunu ortaya
çıkarmaya çalışırım. Geleneksel güncel ahlakı
ciddiye almıyorum. Kabul etmiyorum. Kendime göre bir
anlayışım var. İmkan olursa bunu kitabımda tezler
biçiminde sunmak isterim. Önerdiğim kitapları
okuyabilirler.
Ben bir tarih çizgisi vermek istiyorum. Ama zamanım
yok, gelecek hafta vermeye çalışırım. Mitoloji
okunabilir. Tercümeli bir Kuran getirebilirsiniz.
Tevrat da getirebilirsiniz. İncil’le beraber, üçü
birden okunmalı. Aydınlara öneriyorum, üçünü birden
okusunlar. Avrupa’nın tarihe hakim bakış açısı
Ortadoğu’yu göz ardı etmiştir. Son elli yıldır
farkına varılmış, ama yansıtılması eksiktir. Tarihe
yansıtılmalı, bu konuda tarih düzeltilmelidir. Tarih
kurumunu o nedenle geliştirmek gerekir. Ben bu
konuda incelemelerimi sunacağım. Gücü ve vakti olan
aydınları bu temelde araştırma yapmaya davet
ediyorum. Onları selamlıyorum...
Milliyet gazetesinde bir haber vardı. PKK’li
kadınların hasta olduğunu söylüyor. Bunu
özgürleşmenin belirtisi sayıyorum. Kadın filozofu
iyi bir belirleme, olumlu buldum...
Gerçeğin, Adaletin ve Sevginin Arayıcılarına,
2000 yılının 8 Martının selamından beri ortaya çıkan
gelişmeler, yaşadığım yoğunluk temelinde ve bana
gönderdiğiniz mektupların hepsine vereceğim cevap
şudur: Derinleşmenizi diliyorum. Her biriniz
kendinizi bir dergah kılabilir, bir ana kaynak
haline getirebilirsiniz.
Kadının tarihi araştırılırken, bu tarih üç döneme
ayrılmalıdır. Birinci Dönem İlkel Kömünal Çağdır;
buna kadının çağı da diyebiliriz. Mitolojik olarak
Tanrıçalar çağıdır. M.Ö. 10 000-4000 yıllarına denk
gelen bu döneme neolitik çağ da denilir. Kadının
hakim olduğu bir çağdır. Kadın ekseni etrafında
gelişir; tarımın geliştirildiği, hayvanın
evcilleştirildiği, insanın özüne yakın olduğu bir
dönemi ifade ediyor.
İkinci dönem M.Ö. 4000- 2000 yılları arasına denk
gelir. Büyük bir boğuşmanın yaşandığı bu dönem,
ataerkil aileye geçiş dönemidir. Mitolojide Tanrıça
İnanna ve Tanrı Enki simgelerinde, Sümer
mitolojisinde karşılığını bulur. Bu dönemi
derinliğine çözmek için, mitolojiyi ve Sümer
Devletinin yapısını iyi incelemelisiniz. Kadının
köleleşmesi büyük bir boğuşma altında gerçekleşti.
Kurnaz Tanrı Enki ve Babil Yaratılış Destanını,
diğer mitolojileri, Hint ve Avrupa mitolojilerini de
bu temelde derinliğine anlamalısınız.
Üçüncü dönem son aşamadır; M.Ö. 2000 yıllarından
başlayarak günümüze kadar gelir. Erkek egemenliği
ekseninde gelişen, ekonomik, kültürel, siyasal tüm
alanlarda erkeğin büyük zorba gücünün yarattığı 4000
yıllık bir dönemdir. Alt ve üst tüm toplumsal
yapıları kendisine göre düzenleyen bu büyük sömürü,
Babil egemenliğinden başlayarak, Asur’la pekişerek
günümüze kadar geliyor. Bu dönemi derinliğine
çözümlemek için, M.Ö. 2000 yıllarından, Babil ve
Asur’dan alıp günümüze kadar gelişimini incelemek
gerekir. Üç tek tanrılı dini ve 4 kutsal kitabı ve
bunlarla bağlantılı olan kitapları
inceleyebilirsiniz. Tanrı kavramının ortaya çıkışını
ve tanrıça kavramının ortadan kalkışını, Yunan
teolojisini, Hint Mitolojisini ve Kitab-ı Mukkadesi
incelemeli, aralarında bağ kurmalısınız.
Bu Mezopotamya kökenli bir gelişmedir. Tanrıça İştar,
Sümerlerde İnanna, Mısırda İssis, Yunanlarda Afrodit
olarak karşımıza çıkar. Tanrıca İştar’ın erkek
karşılığı Dumuzi, Tammuz’dur. Mısırda İsis ve Osiris,
Yunanda Afrodit-Adonis olur. Bunlardan alıp Avrupa
mitolojisini, -ki bireysel bir mitolojidir-
mitolojiden dine ve bilimsel kitaplara
geçebilirsiniz. Kronolojisi böyle olabilir.
Siyaset ve sömürüye dayalı sistemleri, kadının
köleleşme süreci incelenerek derinleşmenizi,
kendinizi adeta yeniden yaratmanızı diliyor,
yalnızlığa dair yazdıklarınıza da şöyle diyorum:
Yalnızlık güç ve kudret kaynağına dönüştürülmelidir.
8 Mart’ı bu temelde kutluyorum.
Newroz için şu mesajı veriyorum: Güneş baharla
birlikte her zamankinden daha fazla ısıtıyor.
Halklar her zamankinden daha fazla özgürlüğe
yaklaşıyor. Oligarşi aşılıyor; demokratik, laik
temelde Mezopotamya, Anadolu ve tüm Ortadoğu
halklarına barış ve kardeşlik getirmesini diliyorum.
Kurban bayramı için her ne kadar bayram geçmiş de
olsa, bir şeyler söylemek istiyorum. Hz. İbrahim
insanı kurbanlıktan kurtardı. Zerdüşt ise hayvanın
dahi kurban edilmesini yasakladı. Hz. İbrahim ve
Zerdüşt’ün düşüncelerini önemsiyorum. Bundan böyle
et yemeye karşı bireysel bir tavır aldım.
Vejeteryanlığa başladım. Bu ilkel avcılık
kültüründen gelen geleneğin kalkmasını diliyorum.
Kurban bayramını kurbanın kaldırılması temelinde
kutluyorum. Bu barışı getirir. Bizim de insan kanını
akıtmama yaklaşımımız var. Şekerle, tatlılıkla
kutlayabilirler.
Üç mesajımı aldınız. Kadınlara ilişkin olanı tek tek
kendilerine gönderebilirsiniz...
Kadının 8 Mart ve Newrozlarını selamlıyorum. Güçlü
katılmışlardı. Özgürlük ve özgür yaşamın büyük
gelişimine ilişkin tarihsel gelişimini üç bölüm
halinde sunmuştum. 4000 yılına kadar ana tanrıça,
Sümer ve Mezopotamya ekseninde kadın-erkek
kültürünün boğuştuğu Star/İştar kültürü, İştar-Enki
çatışması var. Çöl-Arap kültürü ile dağ-Kürt kültürü
arasında 5 bin yıl öncesinden başlayan bir çatışma
var. Asurlar, Babiller bunu özümsüyorlar. Sümerler
MÖ. 3000 yıl önce dağa Kurti diyorlar. İbrahim
zamanında Urfa’ya Ur diyorlar. Yüksek yerlerdeki yer
anlamındadır. Urfa’nın MÖ. 2000 yıla varan tarihi
var. Uygarlık tarihi buradan başlıyor; Yunanlılara,
oradan Roma’ya, Avrupa’ya geçiyor; şimdi de Amerika
aldı. Biz posa olarak kaldık. Kadın orada İştar,
Artemis, Afrodit, Kudüs’te Meryem olarak karşımıza
çıkıyor. Bu bir destan olarak sürer gider. Bir ırmak
gibi. Zağros-Toros eteklerinden, Fırat-Dicle’den
başlayarak günümüze kadar gelen bir ırmak. Bu ırmağı
yazmak isterdim. Tarihi okuyorum. Altındal ve
Thespis’i, 4 ciltlik Mitolojiyi okudum. Yüksek
düzeyi olanlar okuyabilir. Kutsal kitaplar
okunabilir.
Bugün anamın ölüm yıldönümü, Urfa’nın kurtuluş
yıldönümü. Anaların anısı için, sadece anamın değil,
bu mesajı veriyorum. Mektuplar anlamlı, derinlik
ifade ediyor. İştar-Star-Sterk oradan geliyor. Sterk
olarak doğuşunuzu selamlıyorum. Mektuplara yanıt
olarak bunu söylüyorum...
Dört kitap önerisi önemli. Ahmet Kahraman’ın böyle
bir çalışması vardı. Devam ettirebilir. Apo Klanı
dönemini yazabilir. Cezaevindekiler de gelişkin
insanlar bunu yazabilirler. Sait Üçlü benzeri
kabiliyeti olanlar var, bunlar yazabilirler. Aile
içi olayları Mehmet bilir, köydekiler de bilir,
onlarla görüşülebilir. Apo klanını, kardeşlik,
dindarlık safhası, kadının durumunu da annemin
yaşamından ele alabilirler. Hamza ile aile
düşmanlığı ve bizim ilişkilerimizi ele alabilirler.
O bölgede 4 Türk köyü var. Burada aslında Kürt ve
Türk aileleri karışık. Bunların ilişkisi var, bu
ilk kitapta işlenebilir. Çok ilginç bir kitap
olabilir. İkinci kitap, Ankara Yollarında olabilir.
Cumhuriyeti tanımama ve Cumhuriyetin kendisini
tanıtamaması; biz Cumhuriyeti tanımıyoruz, o da bize
kendini tanıtamıyor. Ortaokulu Nizip‘te okumuştum.
Nizip’ten Ankara ve İstanbul’a gidişle devam ediyor.
Cumhuriyeti tanıyamadık, onlar da tanıtamadı. Bu
kitabın ismi İnkarcı Cumhuriyet veya Ankara
Yollarında olabilir. O dönemi bilen okul
arkadaşlarım var, hala yaşıyorlar. İsmet başta olmak
üzere bir sürü Türkiye’de yaşayanlar var, onlardan
yararlanılabilir.
Üçüncü kitap: Hazret-i İbrahim gibi Kenan yollarında
.Yürüdüğümüz noktalar da benziyor. Ben de Urfa dan
çıktım Suruç yollarına doğru. Musa gibi buyurmak,
Cebel-i Şeyh eteklerinde Musa emirleri gibi laneti
çözmek, bilinci çözmek. Cezaevlerinden gelen
mektuplarda kendi kendilerine acılar içindeyiz
diyorlar, layık olamadık diyorlar. Acıyı gidermenin
yolu o süreci derinliğine anlamaktır. Cezaevindeki
arkadaşlara iki ciltlik Musa kitabını öneriyorum.
İbrahim’in geleneğini de araştırsınlar. Muazzez
İlmiye Çığ’ın İbrahim kitabı ve On Emrini
okuyabilirler. Bu laneti çözmek gerekir. Musa gibi,
İbrahim gibi . Bu laneti çözmek için binlerce sayfa
çözümlemelerim ve bir o kadar kaset var. Tarih ile
kıyaslamak için bunları söylüyorum.
Dördüncü kitap, İsa gibi Çarmıha Gerilmek. İncil bu
konuda çok önemli, okuyun. Tevrat, Kuran ve İncil‘in
iyi okunması gerekir. Roma ilginçtir, Roma imparator
kültüdür. İsa’yı Yahuda ihbar ediyor. Aynen bizim
olayımızdaki gibi. Tarihin tekrarıdır. Çarmıha
gerilmedir. İmralı’da da ne olup olmayacağı belli
değil.Gazete kapanmış galiba. ...
Vakfının yasal olarak Hollanda da kurulduğu ve
Hollandalı, Alman ve Kürt bayanların kurucu olduğu,
Başkanlığa Zelal, sekreterliği Alman bayan Şervin‘in
düşünüldüğü, ancak diğer eksikliklerin tamamlanacağı
aktarıldı. Yine Avrupa’daki kadın derneğinin en
büyük kadın örgütüne FDEF’e üye olduğu aktarıldı.
Avrupa’daki gözlemlerimizde kadında ve halkta
kendisine büyük sevgi ve bağlılığın olduğu
belirtildi.)
Vakfı açtığınız için tebrik ediyorum, sizleri
kutluyorum deyin. Güzel bir adım. Bu vakıf sadece
Kürtlerin değil, Türk, Kürt, Avrupa ve tüm dünyadaki
kadınların yeri haline gelmeli. Burayı Özgürlük
Akademisi olarak değerlendirmek gerekir. Bana daha
önceden kadınların yazdığı raporları vardı,
mektupları vardı. Kasetler, yaptığım diyalogları,
yine burada yaptığım diyalogları onlara hediye
ediyorum. Özgürlük okulu olarak kullansınlar. Buraya
kirli erkek eli, kirli kadın eli değmemeli. 10 bin
yıllık tarih çizgisini temsilini yapacaklar. Çok
sevdiğim bazı çocuklar, kimsesiz çocuklar vardı.
Yine Türkiye‘de, İran‘da kendilerini yakan çocuklar
vardı. 40ar, 50er kişilik gruplar halinde erkek kız
ayrımı yapmadan bu çocukları alıp eğitsinler. Okul
barış ve yeni yaşam için eğitim yeri olmalı, analar
içinde eğitim yeri olmalı. Bir okul gibi; Kürtçe
dilini, tarihini öğreten bir okul. Özgür yaşam
projesini burada hayata geçirin. Kadın tapınağı
demeyeceğim. Nasıl ki genelevde ve özel evde kadını
mahvettilerse; kadını orada görkemli tanrıça kültürü
ile diriltmeli ve kadını tanrıçalar düzeyine
ulaştırmalılar. Yaşamda güç sahibi olarak kendi
topraklarında kendi ayakları üzerinde dursunlar.
Kendilerini yalnız hissetmesinler. Tarihteki İnanna,
İştar tanrıçalarını onları derinliğine okusunlar.
(Mısırlı yazar Nevval El Seddavi’nin kendisinin
kadına ilişkin bakışını desteklediği aktarıldı.)
Onun kendi başkanı lanetlidir. İlk önce kendi
ülkesinde bunu çözmeye çalışsın.Emin Malouf vardı.
Fransa‘da yaşıyor herhalde. Bizimkiler onunla
görüşüyor mu? Şimon Peres‘in barış çizgisini olumlu
buluyorum. Onunla diyalog olmalı, ilişki
kurulabilir, İsraile düşman değilim.
(Vakfın başkanlığına Zelal‘in düşünüldüğü söylendi.)
Sakat olan Zelal mi? Ona söyleyin, çok bireycilik
yapmasın. Kadınları ve başka halklardan da kadınları
bu projenin içine alabilirler. Bu soylu bir
projedir. Karl Marx’ın Komünist Manifesto‘da kadına
ilişkin belirlemelerinden daha değerlidir benim
değerlendirmelerim. Kadının özgür yaşam
manifestosudur. Göreviniz kutsaldır büyük
düşünmelisiniz. Yalnızlıktan da korkmayın, yalnızlık
tanrısaldır, onunla kendi gerçeğinizi bulacaksınız.
Kadın özgürlük mücadelesi sınıf mücadelesinden daha
değerlidir. Demokrasiyi kadınlar getirecektir...
Kadınlara ilişkin olarak da sizin aracılığınızla
şunu söylemek isterim: Kadın hareketi tamamen
demokratik yasal tarzı esas alarak gelişmeli. Ben
kadın hareketinin savaşçısıyım. Binlerce ananın
acısı, can feryadı var. Batman’da intiharlar var.
Vahşi bir şeydir. Ben bunları çok iyi inceledim.
Gazetede Batman Barosunun açıklamasını okumuştum.
Baba evinde de, koca evinde de aynı baskılar var.
Kadın konusunda aslında doyurucu bir mektup
yazamadım. Ancak bu görüşmelerde kısaca belirtmekle
yetindim. Bu konuda yazmak istiyorum. Legal ve
demokratik biçimi esas almak lazım.
(Bu konuda sizi sevindirecek bir şey belirtmek
istiyorum. Urfa Barosu Kadın Hakları Komisyonu ile
AB ortaklaşa bir proje geliştiriyorlar.)
Urfa’da kadın için özgür kurumlar yaratılmalıdır.
Böyle evler açılabilir. Medeniyetlerin uygarlık
düzeyi kadının özgürlüğü ile doğrudan bağlantılıdır.
Medeniyetin ölçüsü kadına saygı ile ölçülür. Bu
ilkeyi hayata geçirme savaşı veriyorum. Kadınlardan
çok değerli mektuplar geliyor. Onların katılım
düzeylerine, düşünce düzeylerine büyük önem
veriyorum. Hepsine saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Yasal olarak hakları uğruna demokratik yasal
mücadeleyi sunmalarını söylüyorum. ..
Vakit kalmadı. Şiirimsi bir iki şey yazmak
istiyorum. Gelecekte onlar için düşüncelerimde
önemli şeyler var. Bu süreçte bütünüyle kendilerini
pratikleştirsinler. Entelektüel güçlerini hayata
geçirmeleri lazım. Bütün cezaevlerine bunu yaymaları
lazım. Bu tip gelişmeler önemli. Onlara güç vermek
benim için görev. Büyük bir yoğunlaşma ve gelişme
yaşanıyor.
Kadına dikkat etmek lazım. Kadın insan haklarının ve
demokratikleşmenin teminatıdır. Kadın eksenli
olmayan gelişmeler başaramaz. Kürt kadınında değil,
Ortadoğu’da da Kadın Rönesansı diyorum. Büyük
dogmalara, gericiliğe ve erkek egemenliğine dayalı
kirlenmeye karşı yoğunlaşıyorum. Kadın Rönesansı ile
ancak bunlar aşılabilir...
Aram’a söyleyin; Adule klip biçiminde yapılabilir
demiştim; geride dağların görüntüsüyle falan
olabilir. Aram’ın sesi ve dağlarla birlikte iyi
olur. Sesi iyi olan bir kadın ve Aram birlikte
olabilir. Bir de Halep türküsü vardı. Onun müziği, o
makam iyiydi. Benim Ortadoğu’daki yaşamımı anlatan
bir şeye dönüştürülebilir.
Akademiler demiştim; sanat, ilahiyat, dil, tarih,
kadın özgürlük akademileri. Kürtler bununla kendini
bulacak; beynini, özünü, özgürlüğünü ve
bilimselliğini bulacak. Bu konuda kitaplar olabilir.
Benim açılarım ve öfkelerim. Benimle 24 saat
yaşayın, yoğunlaşın demiştim. Benimle ilgili Apo’nun
acıları ve öfkeleri; yoğunlaşsınlar, bunu çözerlerse
çok iyi olur. Ben iyi eserler olursa
değerlendirebilirim.
Bu kendim için değil; halk var, acıları,
güzellikleri ve tarihi var. Akademi çalışmaları için
başarılar diliyorum...
Kadınlar için de şunu söyleyeceğim. Son
mektuplarınızı alamadım. Gönderdiğiniz mektuplar,
felsefi ve edebi yönü yüksek mektuplardı. Sadece
duygu değil, bilinç yönü yüksek mektuplardı. Bunlara
çok yüksek değer biçiyorum. Daha önce de
söylemiştim. İleride daha uzun ve çarpıcı bir mektup
yazmak istiyorum. Şimdilik şu kısa mesajımı vermek
istiyorum: Ben kadın konusunda uygarlığın dayattığı
ihanete ve inkara dayalı kültürü yıktığıma
inanıyorum. Size saygımın ifadesi budur. Bunu ne
şairane duygularla ne de felsefi metinlerle ifade
edemem. Ama erkek egemenliğine, zora ve baskıya
karşı olan yanım görkemlidir. Tarih bilinci yüksek
bir çözümleme ortaya koydum. Lanetliliğe ve
çirkinliğe alet olmadan, saygı ile yaşamalarını ve
kendilerini bu temelde güçlendirmelerini diliyorum.
Ortadoğu’da Rönesans kadının çıkışı temelinde
olabilir. Kendinize inanın, kimliğinize sahip çıkın.
Özgürlük olayında kendinizi koruyun. Sevgilerimi ve
saygılarımı iletin.
Kadının özgürlük düzeyi toplumun düzeyini gösterir.
Benim için nirengi noktasıdır. Ne olup bitiyor?
Birkaç kadının şahsında toplumun ilişkilerini
çözebiliriz. Sonuç çıkarmak için önemli. Ben
savunmamda kadına çok yüksek yer açmış bulunuyorum.
Kadın için de önemli bir metindir. Özünü yakalayıp
çok iyi aydınlatmaları gerekiyor. Kadının zihinsel
devrimde yerini bulması gerekir. Özgürlük, kadın
için her şeyden daha değerlidir. Bunun için
fedakarlık yapmaları gerekir. Başarı diliyorum. Bana
bilgi getirirseniz onlara bir mektupla cevap
verebilirim...
Doğru, ben felsefeden uzak biri değilim. İlahiyat
yönüm var, geliştirdiğim tanrı yorumu çok
çarpıcıdır, geliştirdiğim tanrıça kadın kavramı
önemlidir. Size kişilik kazandıracak, bir tür
tarihte kadına yapılan haksızlıkların giderilmesinin
yolunu açacaktır. Kadınlar bu belirlemelerin
kıymetinin bilsin. Sizin bütün onurunuzu ve
kimliğinizi size kazandıracaktır.
Size yapacağım tarihi en büyük iyilik budur. Kadın
emeğine, kişiliğine ve anaya saygıyı içeren güzel
şeyler var. Fırsat olsaydı ayrı bir kitap olarak
yazılabilirdi. Böyle olması iyi oldu. Bütünlüklü
olarak tarihi görecekler, iyi değerlendirirlerse
kendilerini ayna gibi orada görebilirler.
Savunmaları iyi inceleyin. Ben beğendim,
beğenemezsem yazamam, öyle bir yapım var...
Kadın şahsında toplum özgürleşecek. Kendilerini
yaptıkları konferanslarından ötürü kutluyorum. Son
savunmalarımın içeriğinde bu yönlü kapsamlı
değerlendirmem var. Zorlanma ve zorlamaları
doğaldır. Kesinlikle küçümsenecek bir mesele
değildir. Halka karşı saygı ne ise, kadına karşı
saygı da aynı anlamdadır. Hata ve eksiklikler
elbette olabilir. Ama bu, kadının özgürlüğü önünde
engel olmamalı. Önlerini açmaya çalıştım. Sınıflı
toplumun dayattığı şeyler umurlarında olmamalı. 2-3
bin yıllık uygarlık tarihi ne diyor, erkek ne diyor,
umurlarında olmamalı. En büyük direnme özgür kadın
kişiliğinde ısrardır. Geçmişte kendilerini acılardan
ötürü yaktılar. Özgür kişiliğinizde ısrar, bana
bağlılığın en büyük ifadesidir. Bu temelde
kendilerini selamlıyorum.
Zor aşamayı atlattınız. Bundan sonrası demokratik
çalışmaya önem vermek gerekir. Üçüncü Alan projesi
biraz da kadın mücadelesiyle açılacaktır. Hepsinin
birleşmesi gerekiyor. Birlik olmaları önemlidir.
Birbirlerine acımasız ve küfürlü yaklaşılmamalı. Bu
dönem aşılmalı. Kadın kendi üzerinde yoğunlaşmalı.
Sağduyuyla kendi kişiliklerinde ve vicdanlarında
derinliğe ulaşsınlar. Özgür kişiliklerini
geliştirsinler. Tanrıça ana kişiliğini kendi
kişiliklerine yedirsinler. Son savunmalar üzerine
yoğunlaşırlarsa birçok şeyi bulabilirler.
(İmralı’daki perspektiflerin kadın mücadelesinin
önünü açtığını belirttikleri aktarıldı.)
Biz burada çok ciddi bir pozisyon içerisindeyiz.
Aslında hepsi bizim perspektiflerimize bağlı. Devlet
adım atıyor, biz de adım atıyoruz. Birbirine tamamen
bağlı. Bu perspektifler olmazsa anlayamazlar. Devlet
amansız bir şekilde buradaki şeyleri takip ediyor.
Yiğitlik anlamak, kavramak ve özgürce hareket
etmektir. Yiğitlik; özgürlük ve eşitlik için hayırlı
işler yapmaktır. Sorun olanlar kimler?
(Geçen hafta aktarılanlarla beraber Peyman, Sakine
Batman varmış.)
Diğerleri kimlerdi?
(Sevra, Dılar, J. Deniz, Helin.)
Dılar hangisi?
(Diyarbakırlı Profesörün kızı.)
Onun kardeşi de yanımızdaydı. Bunların çoğunu
eğitmeye de çalıştım. Çok uyardım onları.
Sanmıyorum, fazla sorun olmazlar. Ama bazıları çok
geriymiş. Aslında sadece o da değil, bin yıllık
kölelik şeyini atmak öyle kolay değil. Öyle ayrı
durmasınlar, birleşsinler. Görev de verilebilir.
Kadınlara ilişkin mektup detaylı olsun. Ama kadın
için kısa bir şeyler daha söyleyeyim. Kadın olayını
büyük çözümledim. Köklü çözümledim. Tarih boyutunu,
mitoloji boyutunu iyi açımladım. Ahmet Altan, kadına
ilişkin şeylerde beni takip ediyor. Ahmet
eğilimlerimi biliyor, biraz da izliyor. Kürt
dediğinde beni kastediyor. Tabii ben onun gibi aşk
ve kadın profesörü olma iddiasından öte, bu
çalışmayı önemli buluyorum. Ahmet’in şeylerini de
takdir ediyorum. Bizimkilerin derinleştiğini
cezaevinden gelen mektuplardan anlayabiliyorum.
Anlamlı buluyorum. Derinleşmeleri gerekiyor, biraz
gelişme var. Savunmalarımda kendilerinde biriken
birçok soruya cevap bulabilecekler. Kadının sorunu
eğer eşitlik ve özgürlükse, savunmaları esas almadan
çıkış bulamazlar. Biz buna çok ilkeli yaklaştık.
4000 yıldan beri düşürülen kadın olayını
kaldırıyoruz. Sosyalist olmanın da ilk şartı eşitlik
ve özgürlüğün ne demek olduğunu kavramaktır;
sosyalist olmak anaya, kadına gösterilecek saygıyla
olur. Tarihi sorumluluk ister. Aileye de büyük
saygıyı böyle gösterebiliriz.
Kadınların da kendilerini buna layık görmeleri
gerekiyor. Aşk ve tanrıçalık olayı benim için
ciddidir. Bunun dindeki biçimleri de çok sahtekarca,
bunlar anlamsız. Aşkın da bunun dışında bir yolu
yok.
Gerçek bağlılık, gerçek emek, gerçek direniş böyle
sağlanacaktır. Gerekirse yıllarca düşünsünler.
Bazıları yoğunlaşsın. Sorunları vardır, kendi
sorunlarını çözmek için çalışsınlar. Ben hiçbir kıza
yakıştıramıyorum. Bu, kendilerine değer vermemedir.
Siyaset, örgüt yetkisi adına kadınları
kullanıyorlar. Saygı şart. Anlayış, eşitlik
anlayışı, yaşamın bütünlüğüyle gerçekleşmeli.
Mektubu derleyin. Gerekirse yazıdan da
alabilirsiniz. Bazılarının isimlerini sormamın
nedeni, acaba işbirliği içinde olabilirler mi
diyedir. Mektupta da kısmen vardı. Onları okudum.
Benim için soru işareti olanlar vardı. Kimler en çok
bağlıyız diyorlar?
(Sorun yaşayanlar da dahil, bağlılık sorunlarının
fazla olmadığı; erkek eşittir örgüt biçiminde
değerlendirmeler olduğu, bunun sıkıntılarının
yaşandığı aktarıldı.)
Çok ilginç kadın-erkek savaşı olmuş. Şiddetle
uyarıyorum, diğer mektubu da okudum. Daha önceki
şeyleri de aldım. Birleşmeye ihtiyaçları var.
Tanrıça kültürünü geliştirmeleri gerekiyor. Benim
adıma kendilerine Altın Dal kitabını verirsiniz.
Campell’in 4 ciltlik mitolojisini, Yunan
mitolojisini, Kuran’ı, Kitabı Mukaddesi verirsiniz,
hediyem olsun. Sümerler ile ilgili kitabı verdiniz
mi? Tarih Sümerde Başlar, Kurnaz Tanrı Enki kitabını
verebilirsiniz. Bunlar korkunç kitaplardır. “Ya
Star” siz de denilmiyor mu? Bu tanrıça İştar’dır.
Bunları bilmeden olmaz; acayip kitaplardır. Belki
tümünü anlamayabilirler, ama onları geliştirir. Bu
konuda derinleşmelerinde fayda var. Onlar çok tarihi
mücadele içindedirler. Zağros’ta Mitolojiyi
işlesinler. Özgür Akademileri de varmış zaten.
Birbirleriyle çelişmeye değil. Özümsemeleri
işletmeleri gerekir. Kendi aralarında da çelişmeye
değil, bütünleşmeye ihtiyaçları var. Kendilerini
pazarlamaya çalışırsalar da, onu bilemem.
Erkekler içinde şunu söylüyorum: Kadın deyip
geçmesinler, yeni kadını anlasınlar. Yeni kadın,
vatan ve toplum özgürlüğünden de önceliklidir. Bizim
için özgür toplumu yaratmada birinci derece
önemlidir. Biz neden kadını inceliyoruz? Sümerlerden
beri kadın düşürülmüş, piyasalık yapmışlar. Kim
yapmış ? Sınıflı toplum bunu yaratmış. Biz kadını
kaldırmaya ve yeniden yaratmaya çalıştık. Erkeklerin
de kıskançlıktan ziyade kadını yüceltmeleri gerekir.
Kadın yücelecek, yaşam da onunla güzelleşecek,
erkeklerin bunu gururla taşımaları gerekir. Benim
senin olduğundan ziyade, toplumun oldu demek. Bana
bağlılık demek, bunları kavramak demektir. Ahmet
Altan’dan öte, buna inanmış büyük bir ahlakın
sahibiyim, ciddiyim. Bu konuda Önderlik kadını cins
lanetinden kurtaracaktır. Bağlılığımı istismar
edemem. Kadını cinselliğin bu basitliğinden
arındıracak ve bu bağlığı büyük özgürlük
mücadelesiyle cevaplayacağım. Bol bol tartışsınlar.
Ama birbirlerini yüceltsinler. Bu tartışmadan çok
büyük bir birlik doğar.
Erkeklere de söylediğim budur. Beni incelemeleri
gerekiyor. Bana inanan onlarca kız çıktı. ağabey,
kardeş gibi ucuzca değerlendiremem. Ağabey, kardeş,
abla, kardeş gibi olsunlar demiyorum. En çok
eleştirilerimi yaptığımı da aynı zamanda severim.
Sabırlı olsunlar. ..
Ben renkleri vermiştim, Sümer Rahip geleneğine siyah
ve beyaz yakışır. İkinci kitap halkın renkleri
olsun, sarı-kırmız-yeşil olur. Sarı; neolitik
dönemin, kadının, tarımın ekin devriminin rengidir.
Kırmızı; kanlı devrim sürecini –ki, bu yoğun
yaşandı- temsil eder. Yeşil de; barışı ve halk
cumhuriyetini temsil eder. İki Kitap olsun. Bir
sayfalık kısa bir önsöz yazılabilir, iddialı olan,
kendisini güçlü hisseden biri yazabilir...
Cezaevindeki kadınlardan mektup alıyorum. Onları
görün, bol bol konuşun, kısa bir mektup verin.
Gelişmelerini önemli buluyorum. Yetkindirler. Devlet
çözümlemesi kadar kadın çözümlemesini önemli
buluyorum. Kızlarla bunu bol bol tartışın.
Savunmamda kadını epeyce açtım. Erkeğe de şunu
söylüyorum: Kadınla yaşam yurtseverlik duyguları
gibi ele alınmalı. Özgürleşen kadınla yaşam gurur
vermelidir. Benim kadınla yaşamam, bakışım bir cins
yaşamı değil, kadınını etrafındaki kültürel yaşam,
kadının etrafında oluşan kültürü yaşamak önemli.
Kadın etrafındaki yaşam çöle çevrildi, kadın
etrafındaki yaşam anlamlı kılınmalı, yaşam
çizgisinde iddialı kalın. İlişkiler çok basit, öyle
bir ayran içmek gibi ilişki kuruyorlar, olmaz. Onur
meselesi farklı, direnmeleri güzel, bunda
derinleşsinler, dayanabilirler. Yalnızlığa, acıya
dayanıyorlar, buna da dayanabilirler. Bir erkeğe
elinizi verirseniz, çiçekte olsanız sizi çiğner
atar. Kadının bana bağlılığı farklıdır. Ben kadına
ilişkin her şeyi sonuna kadar sorumluluk temelinde
yaptım. Sizin adamlarınız güçsüzse, kötü, zorba,
yalancı ise, buna sonuna kadar karşı çıkın. Erkek
korkunç bir çirkinlik. Bu nasıl bir kültürdür, onu
da sonuna kadar verdim. Kadın öyle değildi, bu
kültürler sonradan icat oldu, ana tanrıça kültürünü
yaratmalıyız. Kesire ile ilgili konuyu da açtım.
Kendi kendimize sevmeyiz, savaş gibi aşkın da
kanunları vardır. Kendi anlayışına göre öyle
sevemeyiz. Çok çok önemli buluyorum, seninleyiz
diyenler çok.
(Genelde kadına biçimsel bir yaklaşım hakim, kadını
güç olarak görmeme durumu var. Bu her alanda
yaşanıyor. 15 Şubat sonrası, zor koşullardan
geçilmesi nedeniyle cins sorunu genel soruna feda
edilmeli mi? Zorlayıcı bir yaklaşım içine
girilmemeli mi yönünde tartışmalar da yürütülmüş. Bu
temelde tartışmalar yoğun yaşanmış. Bu nedenle,
kadının sürece girişinin Mart 2001’de
gerçekleşebildiği belirtiliyor. Sorunların aşıldığı,
çizginin tutturulduğu, yöntem ve pratik sorunlarının
olduğu belirtiliyor.) Bu yazılı savunma onların da
önünü açar. İkiye bölünüp karşı karşıya gelmesinler,
bazı ayrılan isimler var, çok şaşırmadım, Avrupa’da
ayrılanlar, bunlar aykırı şeyler değil. Ben burada
tekim, ama kadınla güzel bir dünyayı yaşıyorum.
Genelin özele ağırlığı yok. Olmaz böyle şey, bu
nasıl bir mantık? İkisi iç içe bir şeydir.
Birbirinden ayırmak mümkün değil. Bunlar yöntem
hatası yapıyorlar. Bu rahip mantığı, feda edilecek
bir mantık değil; birlik olmaları önemli, tek başına
da olsa, özgür kadının büyük bir olay olduğunu
görür, ona değer veririz...
Özgürlük, güzel yaşam, onurun kurtarılması çok
önemli. Onur yoksa, seni alır bir özel ya da genel
eve kapatırlar. Kürdün namusu ne hale düşürülmüş?
Namus o değil. Namus kendi kimliğini, öz varlığını
korumaktır, sevgi de oradan doğar. Sevgi denen olay
da buradan doğar. Ben bireysel anlamda Kürt nasıl
yaşamalı diyorum. Sevgi, namus, bireysel olarak
namuslu bir Kürt nasıl yaşamalı, bunun peşine
düşmüşüm. Kızlara da bunu anlatmaya çalışıyorum. Ben
niye sevgi, kadın diyorum? Aşk, sevgi olmalı. Biz az
sevmiyoruz, biz büyük seviyoruz. Aşk uğruna
savaşıyoruz.
Ferhan Güllü kızları düşürüyor, zaten o güvenilir
biri değildi. Bakırköy’deki kızlar da onun oyununa
geliyorlar. Ama yine de onları bırakmayın. Ben
burada yalnız devleti suçlamıyorum. Bunlar ne
diyorlar? Mektupları geliyor; “Başkana bağlıyız”
diyorlar. Öyleyse bağlılıklarını sürdürsünler.
(Söylemlerinde zaten kendilerinin size bağlı
olduklarını söylüyorlar, “Başkanı en iyi biz
anlıyoruz” diyorlar.)
İsterlerse PKK’ye de bağlı olmasınlar, ama saygı,
sevgi gerekli. Bu da emekle yaratılır. Oyuna
düşmesinler, emekle sevgiyle bağlılıklarını
kurtarsınlar. Gidin onlarla konuşun, bunları
anlatın. Kendilerini bu biçimde bir tuzağın içine
düşürmesinler. Cezaevine düşmüşsünüz, bir çok bedel
ödemişsiniz. Sabri onlar ne diyor?
(Kendisi de gidip onlarla görüşmemizi istiyorlar.)
Doğrudur.
Özgür Kadın Vakfı 1 Eylülde acılıyor galiba, resmi
bir açılış olacak galiba.
(Evet.)
Ben onlara ilişkin mesaj verecektim, ancak yeterli
süre kalmadı. Bu söyleyeceklerimi öncekilerle
birleştirip, ortak bir metin haline dönüştürüp
gönderebilirsiniz. Ben kadın için beş yıllık tarihi
çözümlüyorum, en eski ulus, en eski sınıf diyorum.
Ben kendim de onların büyük bir işçiyim, emekçiyim.
Onların özgürlükleri için, sevgi için beni bir işçi
olarak tanımlayabilirler, görebilirler. Ben kendimi
sevginin işçisi olarak tanımlıyorum. Büyümelerini
istiyorum. Bu temelde kadınlar tanrıça kültürüne
ulaşsınlar. Erkek dinine, erkek tanrısına hayır
desinler. Biz o tanrıları açığa çıkardık,
zayıflattık. Kadın çıksın ortaya, kendi özgürlüğünü
kimliğini kazansın, o kadını da sevelim. Biz tanrıça
ana, tanrıca aşk coğrafyasını yarattık. Biz o
kültürü yaratacağız, direnin, dayanın, kendinize de
güvenin. Kızlar cayır cayır kendilerini yaktı,
korkunç bir şey, ben tüm bunları onların anısına
söylüyorum...
Devleti yakından anlamanız için benim eğilimimi
tespit etmeniz gerekir. Buradaki bu statüm az çok bu
yaklaşımlarla bağlantılıdır. İngiltere “APO
İmralı’da boğuşuyor” diyor. Onlar biliyorlar tabii.
Zihinsel ve ruhsal olarak dışarının on katı bir çaba
var. Şimdi daha zekice, daha gerçekçi, daha insancıl
bir yaklaşımım var. Savaş şeyimizde biraz körceydi.
Şemdin’i gördünüz, eline bombayı veriyordu, “patlat”
diyordu. Korkunç bir olay. Bu feodal kafalılar
kadınları böyle kullanmak istediler.
Daha önce Batman’daki kadın intiharlarını da size
söylemiştim. Oradaki memurlar kullanıyorlar, sonucu
da ölüm oluyor. Benim yüzümden olduğu için bu konuya
eğildim. Özgürlük mekanları yaratın dedim. Ama
sanırım PKK de bu konularda biraz yüzeysel kalıyor.
Devlet daha tecrübeli olduğu için daha iyi sonuçlar
çıkarıyor. Sıkıntılarım birazda bu yönlerdendir.
Burada söylüyorum, ama yerine getirilemiyor...
(Kadın boyutuyla özellikle 2000 yılına kadar yoğun
tartışmaların yaşandığı belirtiliyor. İdeolojik
yetmezlikler, yanlış eğilimlerin, yine yanılgılı
yaklaşımların kadının sürece aktif girişini
engellediği, erkek bakış açısından kaynaklı
zorlanmaların da olduğu, erkeğin kadını temel bir
güç olarak görmeme durumunun olduğu, hatta Konseyi
reddetmeye kadar varan ve böylece komploya zemin
olma durumunun da yaşandığı, ancak bu sürecin
aşıldığı, ruh ve moral açıdan sürece girişinin iyi
olduğu belirtiliyor. Kongreden güçlenerek çıkıldığı,
ancak ideolojik yetmezliklerin olduğu, örgüt ve
yönetim sorunların bulunduğu belirtiliyor.)
“Görevsiz bıraktık” dediklerini karma olarak
alabilirler. Bunlar yetkin kişilerdi. Kutuplaşmayı
beklemiyorum. Tabii eleştiri, özeleştiri sürekli
olmalı, bunlar öğreticidir. Yoğunlaşmaya ihtiyaçları
var. Savunmalarımı alıp değerlendirebilirler.
Birbirinizi artık suçlamayın. Kürtlerde biraz bu
var. Zaten yeterince lanetlenmişsiniz. Dağlar kadar
uzlaşma noktalarınız var. Barış kültürünü,
kardeşliği derinliğine ele almalısınız. Barışçı
olmak zayıf olmak değildir. Barışı güçlü ele alan
kişi, aslında en güçlü kişidir. Zihinsel devrim
yaşanmalı. Eleştiriler olacak tabii. Beş bin yıllık
kadının kölelik tarihi doğru çözümlenip, özgürlük
temelleri doğru ortaya konmuştur. Yoğunlaşma ve
eğitimlerini derinleştirmeliler. Kendi kaderlerini
tayin ederek bunu yapabilirler. Tarihte de bunun
örnekleri vardır. Orda da vakıf ve diğer
örgütlenmelere ihtiyaç duyulmuştur. Özgür Kadın
Vakfı böyle bir gelişmeye yol açabilir. Duygusal
ayrılıklara girmesinler, dostça, kardeşçe kazanmayı
esas alsınlar. Selam ve saygılarımı iletin. Başka
bir şey var mıydı?...
Nasıllar?
(Belli sorunlar yaşanmış, fakat aşılmış. Ama hala
bazı sıkıntılar sürüyor. Erkek arkadaşlar bayan
arkadaşların özeleştiri sürecini kendi çizgilerine
gelmek olarak değerlendirme durumu söz konusu. Fakat
arkadaşlar sorunlara olumlu ve yapıcı
yaklaştıklarını, sizin tavrınızı ve tarzınızı esas
almaya çalıştıklarını; pratik değil, ama iradeleşme
ve ideoloji boyutunda eksiklikler olduğunu,
soruşturma süreci dahil bayan yapısının genelde
bağlılık sorununu olmadığını, ayrılanların geçmişte
de benzer sorunları olanlar olduğu aktarıldı.)
Bu tavır doğru değil, ısrarla niye kendi çizgilerini
dayatıyorlar? Benim çabalarım olmuştu. Mesele kadını
kendi çizgimize getirmek değil, karşıt konuma
getirmektir. Mesele bizim şahsi isteklerimiz, kendi
kadınını yaratma değildir. Kapitalizmin kadını bir
sermaye durumuna getirmesi var, bunu çözümlüyoruz.
Bu anlamda kadını çözümlemek gerekiyor. Nasıl
Kapital’de sermaye çözümlendi ve sosyalizm ortaya
çıktıysa, kadının 5000 yıllık kölelik tarihi var,
bunun çözümlenmesine ihtiyaç var. Sizin bu
ilişkilerden kurtulmanız için zihniyet devrimine
ihtiyacınız var. Benim çözümlemelerim ve
savunmalarım etkili oldu sanırım. Türkiye’de kadın
yönünden bazı gelişmeler var. Din konusunda bizim
söylediklerimiz doğrultusunda adımlar atılıyor.
Laikliği, dini, özgürlüğü kavramak için kadını
kavramak gerekir. Özgürlüğü çok iyi kavramak için
kadını iyi çözümlemek gerekir. Mesele “kadın bana
bağlanacak” meselesi değildir. Kadına yönelik onunla
yaşayamama durumu var. Bununla biz yaşama sorununu
da çözeceğiz. Bazıları açısından bu sorun kadınla
yaşama sorunudur. Sadece evlenmek için kaçanlar var;
bunlar zarar verilmeden çözülmeli. Sadece evlenmek
için kaçıyorlarsa, bunlar zarar vermeden
evlensinler; ama bu insanı özgürlükten büyük
düşürür. Kadınlar vardı, özgürlüğü arıyorlardı,
acıya da dayanıklılar. Kendilerini yakanlar vardı.
Onlar tanrıça kültürünü aramalı. İşte
Hıristiyanlıkta adanmışlar var, Saint Paul gibi
kendini adayanları zoru devreye sokmadan özgür
bıraksınlar. Katolik kilisesinin şeyi gibi olmaz.
Kendini özgürlüğe adayanları da özgür bırakmak
gerekir. Biraz özgürleşmeyi yaşayan kadınlar vardı;
onlar özgürlüğü aramalı, bunun ideolojisinde
derinleşmeliler. Aşk, sevgi şeyine biz de karşı
değiliz, ama aşkın bu toplumda ne hale getirildiği
ortada. Türkiye’de bir günde, işte bilmem ne kadar
aşk diyorlar, televole kültürü dedikleri şey budur
işte. Bu kültürde insanlar felç edilmiş...
(Genel olarak yapı iyi, eğitimler başlamış. Kadın ve
çocuklara yönelik eğitimler olmuş, bunu
sürdürecekler. Ancak kadın yapısında, özelikle genç
bayanların yapıdan kopması sorunu var, orta yaş
gurubunda ilişkilenme sorunu yok, fakat genç
bayanlarla bu yönlü sorunlar yaşanıyor.)
Orada bu sorunun çözülmesi zor, göndersinler.
(Sanırım buna pek hazırlıklı olan bireyler
değiller.)
O zaman biraz zor tabii. Düzen onları kolay
kazanıyor, onların da kişiliğinde bu yönlü
eksiklikler var. Onları çok farklı bir eğitime tabi
tutmalılar. Çok özel, güçlü bazı arkadaşlar
yanlarında tutarak eğitebilirler. Genel yüzeysel
eğitimlerle tutulamazlar, sizin yöntemlerinizde
eksiklikler var.
(Kadın yapısı pratik anlamda değil, ama ideolojik
anlamda, örgütsel anlamda güç olamama sorununu
yaşıyor. Bunu aşmanın yöntemlerini geliştirmeye
çalışıyorlar, zorlanmalar yaşanıyor.)
Savunmalarımı çok iyi okusunlar. İyi kavrarlarsa
olağanüstü bir kadın doğuşuna çağrı var. Bizimkiler
kavrayamıyor, kadını kavrayamıyorlar. Sevgiyi
büyütme tamamen felsefi, siyasal temelde bir iştir.
Aslında Ahmet Altan biraz bizi anlamış sanırım,
kadına ilişkin yazıyor. Kitabı 150 binin üzerinde
sattı. Ahmet bizim çözümlemelerimizin basit bir
yansımasıdır. Biz bunun felsefi ve siyasal temelini
koymuşuz. Bunu iyi incelesinler ve büyük bir anlam
gücüne dönüştürsünler. Sevgi yeni büyük gücün
yaratılması demektir. Bunu çok kapsamlı açsınlar.
Erkekler buna saygı duyacaklar, başka yolu yok.
Bizim kızlar biraz acele etmiyor mu? Yaşlandım mı?
Biraz dayanma güçleri olmalı. Ben bu yaşıma, 55
yaşına geldim, bıkmış mıyım? Anamı çözdüm, kadın
konusunda hala aynı heyecanla yeni şeyler
öğreniyorum. Avrupa’da yaşanan aşkı biraz çözdüm,
Ortadoğu’da aşkın yıkılışını derin çözdüm. İştar,
Promete, Gılgameş, (Yanında getirdiği Muazzez İlmiye
Çığ’ın kitapların göstererek) bunları iyi çözdüm.
İştar bizim Sterk, Star yani yıldız dediğimiz
olaydır. Star ilk tanrıçadır. İlk tanrı Star adıyla
simgeleştirildi ki, bizim dilimizde hala vardır.
(Avukatlara yönelik) Sizde de ‘ya star’ demezler mi?
(Tanrıya seslenmek anlamında, evet.)
Oradan Sümer’e İştar olarak geçti, onun için tarihin
beşiğidir diyorum. Kürtlerin Zagroslardan nasıl
indiklerini, neolitiği işledim. Bunları
tiyatrolaştırabilirler. Kızlara söyleyin; eğer
sanatsal güçleri varsa, (MKM’yi kast ederek)
-tiyatro gurubu olabilir- Avrupa’nın Shakespeare’de
yakaladığı çizgiyi Gılgameş’te yakalayabilirler.
Bunun için de ideolojik derinlik, tarih bilinci
gerekir. Savunmalarım tarih ufkunu açıyor. Sanat,
ilk müzik, dinler oradan (Mezopotamya’yı kast
ederek) çıkmış. Bunları doğru kavrarsanız aydın
olursunuz, iyi bir tarih bilinciniz olur, güzel bir
yurtsever olursunuz.
Türkiyelileşme üzerinde dursunlar. Bazı Türk
arkadaşlar vardı; Pınar’dan tutalım İnci’ye kadar,
hala yazıyor değil mi?
(Evet)
Avrupa’da onu gördünüz mü?
(Hayır, tanışmadık.)
Hepsiyle ilişkilensinler, derinleşsinler. Kıbrıs
Gurubu vardı, sanırım onlar dağıldı.
(Kesin bir bilgim yok.)
Belli başlı tipler vardı, Asyagilden önce o sahada
olanlar, Ortadoğu’da kalanlar vardı, biraz daha
ayrıntılı bilgi gerekli. Sanırım biraz yardımcı
olmam gerekir. Onlara söyleyin, sizi yalnız
bırakmıyor, buna layık olmak gerekiyor, biraz
özgürsünüz ve bunu yarattığınıza inanıyorum,
sevgilerimi bu temelde iletin....
Savunmamın hukuk bölümü de çok çarpıcı. Kesire’ye
ilişkin bölüm çok çarpıcı oldu. Kesire’nin hala çok
anlaşıldığını sanmıyorum. Onunla genelde kadın,
özelde işbirlikçi aile pratiğini açıyorum. Ailesi
eskiden Kürt isyanlarına karşıysa da kendisi solcu,
Alevi, Kürt ve Dersimli olduğundan dönüşeceğine
inanıyordum. Bu bir özlemi dile getiriyordu. Onun
etkisi halen gitmemiştir. Nerede olduğu halen belli
değil. Gelen İsveç heyetine de söyledim. Palme’yi
anlamak istiyorsanız, Fatma’yı anlamanız gerekir
dedim. PKK içinde acımasızlığın ilk tohumlarını
attı. PKK’liler “Fatma’yı hemen öldürelim” dediler.
Ben buna müsaade etmedim. On yıl tahammül ettim.
Neden? Size kalsa dakikada döversiniz, bilmem ne
yaparsınız, ama ben tahammül ettim. Öğretmenlik
sadece olumlu şeylerle olmaz, acımasız şeyler de
eğitime yol açar. İntikam alayım diye değil, onun
bana dayattığı akıl almaz şeylere karşı ben de büyük
kadın özgürlük hareketini geliştirdim. Bunların
romanlaştırılması gerekir. Eyüp belki yazabilir.
Burada lise öğretmeniydi. Akıllı birisi, bunu
edebiyatlaştırabilir. Savunmam olağanüstü roman
taslağıdır. ‘APO Klanından Halk Olmaya Doğru’; dört
ciltlik ya da bir ciltlik roman ile Nobel’e kadar
gider. Aydınları biraz edebiyata çağırdım.
Mezopotamya kültürünü açacak, kadın kültürünü açacak
sevgiyi, onuru ve gururu geliştirmek istiyorsanız,
ben bunun için kırk yıl uğraştım. Hala buradayım,
idam sehpası altında kaldım. Gücünüz varsa
okuyacaksınız. Sevgiyi, hırsı, yaratmayı, umudu,
acıyı, kendini yeniden yaratmayı böylece insan
olmayı, özgür halk olmayı başaracaksınız. O zaman
kendinizi tanıyacaksınız. Bir genç kızın bir erkekle
olması ürkütücü, erkeğin de köle kadınla
birlikteliğini iğrenç buluyorum. Zerdüşt
felsefesinin özünde Semitik köle olgusuna karşı bir
direnme var. Ailelerimizde biraz olumlu bir şey
varsa, Zerdüşt geleneğidir. Nietzsche, ‘Böyle
Buyurdu Zerdüşt’ adlı kitabında Zerdüşt’ü özgür
iradenin ilk temsilcisi olarak görüyor. Zerdüşt,
köleci ve feodal ruha ilk başkaldırıdır. Dinler
tarihini çok iyi çözümlemelisiniz, dinlerin ruhunu
iyi okuyacaksınız...
Savunmamda kadının köleleştirilmesini açtım. İştar,
İnanna Zagros’tan, dağ yöresinden gelen özgür
kadındır. Çatışma başlıyor. İnanna’ya baş fahişe
diyorlar. Bu, doğru değil. İlk genelev olan
Musakattim, Nippur’da açılıyor. Hollywood kültürü
kaynağını buradan alıyor. İnanna romanı iyi
yazılmamış, biz daha iyi anladık. Görünüşte tanrı ve
tanrıça arasında çatışma gibi görünüyor. Önce kadın
köleleştiriliyor, sonra toplum. Bunu topluma kabul
ettirmek için Zigguratlar oluşturuluyor. O dönemin
Zigguratlarında şimdiki üniversitelerden daha fazla
beyinler yıkanıyor. İlk edebiyat akademisi Nippur’da
Edduba adında açılıyor. Hakim sınıf temelinde
gelişiyor.
Neolitik toplum Verimli Hilal denilen bugünkü
Kürdistan coğrafyasında oluşuyor. Sümerlerin kurnaz
tanrısı Enki, tam despot değil, yarı bilgi ve yarım
kurucu atayı temsil ediyor. Bugünkü nine, ana
isimleri Ninhursag ve İnanna’dan geliyor. Fırsatım
olsaydı “Tanrı ve tanrıçanın başına neler geldi”
diye yazmak isterdim. Tanrı ve tanrıçanın başına
neler geldiğini kızlar yazabilirler. Kızlara bunları
verebilirsiniz. Toprak kültürünü yaratan kadındır.
Kadın, olağanüstü bir güçtür. Ana kültürünün bu
kadar güçlü olmasının nedeni buradan gelir.
Rahiplerin romanını yazmak çok ilginç. Bugünkü üç
kutsal kitap mitolojinin kötü bir taklidi ve
versiyonudur. İyi çözmek gerekiyor. Bizimle yakından
ilgilidir. İlmiye Çığ fazla anlamamıştır. Üç din
üzerinde Sümerlerin etkisi üzerine adlı kitabında
yazdığı şeyler doğrudur, ama biz Sümer mitolojisini
daha iyi çözümledik....
(Kadın yapısının da benzer bir açıklama yaptığı,
kadın sorununun ortaya konuluş biçimi ve çözüme
ilişkin perspektiflerin kendilerine büyük bir güç
kattığını belirttikleri aktarıldı.)
Heyecanlanmışlardır, sarsılmışlardır. Arkadaşların
ne kadar kavradıklarını, sarsıldıklarını merak
ediyorum. Beş bin yıllık kadının hem sınıfsal hem de
cins düşürülüşü anlatılıyor. Hem edebi hem siyasi
yönleri olan klasik bir kitaptır. Uzun yıllar geçse
de değerinden bir şey yitirmez. Yer yer destansı
anlatımlar da var.
(Büyük bir pratiğin süzgecinden geçirildiği de
anlaşılıyor.)
Ortadoğu’nun kördüğümünü çözüyorum. Savunmalar
herkese çok öğretici olabilir. Temel bir başvuru
kitabıdır. Profesörler ve akademisyenler okusunlar
kırk kat yararlanacaklar. Bir hazineye benziyor. Ben
de burada bunları nasıl yazabildim diye hayret
ediyorum. Sizin için bayram edilecek yanları,
zihniyet devrimine yol açacak olmasıdır. Zihniyet
devrimi deyip geçmeyin. Gerçek yaşam kendini
çözebildiğin, gerçekleştirebildiğin kadardır. Bu,
Spinoza’da da vardır. İki kule vurmakla
özgürleşemezsin, kendini gerçekleştirmiş
sayılmazsın. Özgürlüğü de böyle getiremezsin. Mesele
bombalarla halledilemez. Beyinsel patlama gerekir.
En büyük intikamını düşünce ile, beynini
geliştirerek alacaksın. Ortadoğu insanına gerekli
olan da budur...
Cezaevinden gelen mektuplara ilişkin olarak şunu
söyleyeyim: Kızlar, tanrıça belirlememi yanlış
anlamasınlar; bu, kültürel bir olaydır. Bizim
toprakların böyle bir kültürü vardır. İnanna
kültürü, Kibele kültürü diyorum. Yeni erkek de
yaratılma sürecine girmiştir. Eski tip kadın
yıkılsın gitsin, eski tip erkekte öyle, yıkılsın
gitsin. Lanetli bir şeydir. Özgürlüklerini
planlamaları gerekiyor. Biz kadında sınırsız
kişilikler yaratmaya çalıştık. Güçlü kadını, saygı
duyulacak kadını yaratmaya çalıştık. Küçük sevgiler
gitsin, sınırsız kişilikler yaratılsın. Bu, büyük
sevgiyi yaratır.
Hidayet Kut’un mektubunu aldım. “Size artık
yazmayacağım” diyor. (Gülerek) Yazıp yazmamak önemli
değil, tanrısallaştırma var. Güzel bir yoldalar.
Büyük saygı duyulacak kadın kadar, büyük saygı
duyulacak erkeği yaratmak da gerekiyor. Sınırsız
kişilikler yaratmalılar. 2002’nin kadın mesajını bu
temelde vermek gerekiyor. Acılar karşısında hiç
yıkılmaya gerek yok, saygıyı, sevgiyi büyütmeye
ihtiyaçları var...
Onlara mesaj vereceğim. Kendi yapılarında erkeği
eğitiyorlar, öyle mi? Derinleşme durumları gelişmiş
galiba. Akademi çalışmalarının derinleştiğini
belirtiyorlar, sivil toplum örgütlenmelerine ağırlık
vermişler. Aslında Türkiye’de de Özgürlük Akademisi
olabilir. Son dönemlerde herkes aşk şairi kesilmiş.
Bu konulara kalem atmayan yazar kalmamış gibi.
Bazıları bu süreci saptırmaya çalışıyor. Kadın
olayının demokratik hamlesi çok saptırılıyor, aşk
adı altında düşürülüyor. Bizim kadın hareketinin
binlerce kadrosu var. Bunun önünü almak için aşk
şairliği türetildi.
(Erkeklerin eğitimi üzerine) Erkek üzerine bu
çalışmanın yapılması anlamlıdır. Birlik önemli, eski
yapay ayrılıklar aşılmış mı?
(Daha önce ayrılanları tekrar göreve almışlar.)
Başkanları kimdir, öne çıkan kim? Kimler daha çok
gelişiyor?
(Gülizar Tural, Mizgin Şen televizyon programlarına
katıldılar, Savunmalar temelinde yoğunlaşmalarının
olduğunu söyleyebiliriz.)
Avrupa’ya giden bayan arkadaş nasıl oldu?
(Göz hapsinde tutuluyor.)
Başkanlık Konseyi adına değil de sıradan biri olarak
gidebilirdi. Savunmalarımı kendi problemlerine
olduğu gibi uygulamalılar. Savunmamın tarih, felsefe
ve yöntem anlayışını kendi gerçekliklerine
uyarlasınlar. Kadın tarihini yazsınlar.
Savunmalarımda kadın boyutuyla büyük bir derinlik
var. Savunmaları en iyi kadınlar değerlendiriyor.
Kadın sorunu yalnız Kürt kadınında değil, Avrupa’da
da var. Bu boyut evrenseldir. İnanna olgusu
Kürdistan gerçekliğidir. Mitolojik yeri vardır.
Kutsal kitapta yerlerini bulurlar. Size de okumanızı
tavsiye ederim. İnanna kültürü Zagros’tan
Mezopotamya’ya inmiştir. Kırk yıllık birikimimle
bunları söylüyorum. On bin yıllık kadın egemenliği;
tahılı bulan, öğüten, evi kuran, meyve ağaçlarını
yetiştiren, evcilleştirme kadın emeğinin sonucudur.
Erkekler sağda solda isimsiz avcılar gibi
tutuluyorlardı. Arkadaşlar arkeolojiye, mitolojiye
ilişkin bol bol kitap okumalılar. Babil Marduk
tanrısı erkek egemenliğinin ilk temsilcisidir. Babil
kültürü daha sonra İbrahim yoluyla Yahudilere
geçiyor. Kitabı Mukaddesi okumanızı tavsiye
ediyorum. Burada kadının düşürülüşü çok ilginçtir.
Babil destanındaki erkek egemenliğini de
okuyabilirsiniz. Kadın 4. buzul çağının sona
ermesiyle neolitik toplumun doğuşuna dayanır.
Neolitik toplum birikimleri Sümere yansır.
Eğitimlerini mitoloji, felsefe, bilim ve sanat
tarihi alanında yapmalı, bu bilinçle günümüzde sivil
toplum örgütlerini yaratmalılar...
Kadın yapısı ayrıntılı mektup yazmış. Onlara şunu
söyleyebilirim: Size yüksek değer biçiyorum. Güzel,
doğru bir yoldalar. Açılıp kendilerini egemen
kılmalarını istiyorum. Soylu bir yoldasınız.
Kendilerine güvensinler, kaygılanmaya, ne olacağız
demeye gerek yok. Eski dünya anlayışlarını
bitirsinler. Bana ilişkin çok güzel tanımlamaları
var. Benim onlara bağlılığım şöyledir: Bu, benim beş
bin yıllık kirli tarihe rağmen giderek daha iyi
erkeğin kararttığı dünyaya karşı arınarak kendi
gerçekliklerinizi yaratmanızı diliyorum. Bunu hem
ana saygısı hem de aşka dair söyleyeceğim. Çünkü
kadın, sürecin en büyük teminatı ve değeridir.
Görünüşte herkes aşık oluyor, anasını seviyor
görünüyor. Bunu ikiyüzlü buluyorum, benim için
hiçbir önemi yok. “Seni çok seviyorum” diyor,
hançeri vuruyor. Gazetelerden okuyorum,
fotoğraflarını görüyorum, o kadar güzel insanlar aşk
adına katliama uğratılıyor. Kadın katliamı, kültür
katliamından, halk katliamından daha tehlikelidir.
Kadında namus olmalı, ama bu bıçakla, öldürmekle
olmaz. Böyle yaşanılmaz. Ben ahım şahım bir erkek
değilim. Annem bana “sen aile reisi olamazsın”
diyordu. Bu, benim umurumda değildi. Başka bir erkek
olmam çok önemli. Erkeği öldürmek derken bunları
belirtiyorum. Bu konuda cesaretli olmak en büyük
cesarettir.
Kadın yaşamın, toprakların sahibi. Aşk adına kadının
ruhu ve fiziğinin katliamını önlemeliyiz. Bir erkek
olarak kendimdeki erkeği iyi öldürdüm. Bu,
cesaretlerin en büyüğüdür. Türkiye’de kadın sorunu
iyi bir noktaya geliyor. Örneğin Nazım Hikmet
deniyor, küçümsemiyorum, ama kadın sorununu çok
derinden ele almamıştır. Saygılıyım, ama yetmiyor.
Reel sosyalizm bakışı egemen erkek bakışıdır.
Eşitliği, özgürlüğü, saygıyı ifade etmez. Bunu ben
yaptım. Bu eksikliğin giderilmesini önemli
buluyorum. Aslında kadın konusunda bir roman yazmak
istiyorum. Fırsat bulursam yazacağım. Onlarla en
güçlü arkadaşlık olacak istemim de vardır...
Vakit kalmadı, ama 8 Marta ilişkin bazı şeyleri
vermek istiyorum. Uygarlığın karanlık çağlarında
kadın derin bir yokluğu yaşamıştır. Aslında ben bu
uygarlığı karanlık, buzlu, karlı bir çağ olarak
görüyorum. Fakat 2000’li yılların başından itibaren
kadın baharlaşması başlamıştır. Uygarlık tarihi
boyunca kadın cinsine yönelik yalancılığa ve
zorbalığa dayalı egemenliğe, sert kışına ve sert
karına karşı karı ve buzu delen kardelenler gibi
kadın özgürleşmeleri gerçekleşmektedir. Bunu kadın
baharlaşması, kadın baharına doğru, sert kışa ve
kara karşı çiçeklenme, kadının özgürlük hareketinin
çiçeklenmesi olarak görüyorum.
Ben kadınla yüreğim ve aklımla ilişkilendim. Kadınla
benim bütünlüğüm alnımdan, beynimden bir
bütünlüktür. Hani alnımdan yaratılmak denir ya!
2000’li yıllarda kadının baharlaşma ve özgürlük
çiçekleşmesine bin selam diyorum. Kimliğim budur,
formasyonum budur, kadına bakışım budur...
*****
Parti önderliğinin 3. Kadın kongresinden sonraki
görüşme notlarından derlemedir.
Kadın yoldaşlarımı, 15 Ağustos’un yeni
anlamında ve sıcaklığında hepsini saygıyla ve
sevgiyle selamlıyorum.
Kızlara ilişkin, kadın yoldaşlara ve dostlara
ilişkin kısaca şunları söyleyebilirim;
Gerek bana yolladığınız, gerekse bana yollamak
isteyip de yollayamadığınız duygu ve düşüncelerinizi
aldım. Her satırı anlamlı geldi. Oldukça
derinlikliydi. Olumlu buldum. Gerçekten de tarih
boyunca kaybettirilen kadının şu anki düzeyi
kurtuluş umudu veriyor. Gelişmenizi, derinleşmenizi,
pratikleşmenizi diliyorum. Benimle ilgili dolu dolu
yaklaşımlarınız var. Benim için bu cümleler değer
ifade ediyor. Uygarlık tarihinin geliştirdiği erkek
egemen toplumunda, şımarıklaşan, zalimleşen ve
sömürücüleşen erkeği iyi yakaladım. Benim kadının
özgürlük arayışına verebileceğim en iyi cevap bu
erkeği yakalamak, onu çözmek ve bu erkeği
öldürmektir. (Gülerek) Yani önce yakalama sonra da
öldürme. Yapmak istediğim buydu.
Bunu daha da derinliğine götürmek istiyorum. Buna
cesaret edebilmek büyük bir iştir. Barış kişiliği
temelinde erkeği yeniden ortaya koymaya cesaret
edilmiştir. Yani eski erkek çözülecek,
öldürülecektir. Bu temelde aşkın, sevginin ve
barışın önü açılacaktır. Sizin bunu kavramanız
önemli. Kendimin de bu temelde tamamen sizin
olduğunu söylüyorum. Kendimi kırk yıl buna
hazırladım. Bunun için istediğiniz gibi beni
kullanın, değerlendirin. Mutlu olmanızı,
başarılarınızı diliyorum.
Bunların çözümü ne? Otonomi mi, federasyon mu
diyorlar. Samimi değiller, halkı aldatıyorlar.
Federasyona gerek yok; federasyon Türkiye’de mümkün
değil. HADEP hiç çekinmeden toplumu bu feodallerin,
korucuların, tarikatların, Hizbullah'ın elinden
kurtarmalıdır, her köye kadar girip örgütlenmelidir.
Kadın özgürlük hareketi içinde aynı şey geçerlidir.
Özgür Kadın Hareketi üç-dört bin yıl sonra ilk kez
böylesi bir fırsat yakalamıştır. Bu büyük bir
fırsattır. Bu kendini, toplumu demokratikleştirme
meselesidir.
+++Neolitik çağda o bölgede yoğun olarak yaşanan
devrim, ilk kez o topraklarda özgür kadının çabaları
ile başarıya gitti. O çağda gelişen devrimin bugünkü
derin kadın özgürlük anlayışı ile bağlantısı vardır.
Kadın kendi özgürlük devrimini kendi özgür gücü ve
iradesiyle sonuna kadar geliştirmeye çalışmalıdır.
Kadının özgürlük temelinde kurtuluşu için o
topraklar tarihsel anlam ifade etmektedir.
Sümerlerden bu yana başlayan sınıflı toplumu ve
kadının köleleştirilmesini aşmak kadar, halkların
bin yıllık özlemi olan barış ve demokratikleşmeyi
sağlamak en kutsal görevdir. Bunun için bölge
devrimci güçlerinin bu sahada rol almaları,
Mezopotamya'da kadın özgürlüğünü tam sağlamak ve
demokrasiye tam ulaşmak gerekir. Güney Kürdistan’da
demokrasinin zaferi, Irak'ta ve tüm Ortadoğu'da
demokrasinin zaferi olacaktır. Bu temelde tüm
devrimci güçleri ve Kürt halkının dostlarını
devrimin, demokrasinin ve barışın zaferini yürütmeye
çağırıyorum.
Kızlar önerdiğim kitapları okuyormuş. Neolitik
devrimden beri her dönemin önemli kadın kişilikleri
var. Safiye Sultanı okusunlar derken, ona özensinler
diye söylemedim. Her çağda özgün kadın yaşamlarını
okumalılar; okusunlar derken bunun için söyledim.
*****
Neolitik devrim bir Kürdistan devrimidir, bir
Mezopotamya devrimi, bir kadın devrimidir. Sonraki
tarih önemlidir, çok iyi değerlendirsinler.
(PJA son kongresinde basında yer alan sayının 160
delege ve 40 dinleyici katılımla gerçekleştiğinin
yer aldığı, kongreye Türk, Arap, Avrupalı pratik
kadın hareketinde yer alan temsilcilerin ilgi
gösterdiği ve bir kadın mozaiği oluştuğu, kongre
gündeminde Parti Önderliğinin politik raporu, PKK 7.
Olağanüstü Kogresi’nde Meclis adaylığından toplu
olarak çekilen bir grup arkadaş şahsında yürütülen
parti soruşturma sonuç raporu, Tüzük ve Program
bulunduğu aktarıldı. Kongrenin başarılı geçtiği, bu
temelde sizin onayınıza sunduklarını ilettikleri
aktarıldı.)
Anlamlıdır. İranlılardan alınabilir, Iraklılardan
alınabilir. Onaya ilişkin bir şey yapacak durumda
değilim. Zaten kadına ilişkin bir mektup vereceğim.
(Üzerinde çalıştığımız kitap büyük oranda
şekillendi. Daha çok sizin buradaki yaşantınızı
gözlemlerimizle belirtmeye çalıştık. Çok yönlü
trajedinizi vermeye çalıştık.)
Kadın Yoldaşlara;
Kongrenizi sevgi ve saygıyla kutlarım. Kadın konusu
sınıf ve ulus gerçeğinden daha önemlidir; hem tarihi
hem de sosyal bakımdan kapsamlıdır. Sınıfsallık ve
ulusallık adına yapılan politikacılıktan daha
değerlidir. Bunun için kadının bu konuda en alttaki
ve tümüyle toplumdan dışlanmış sınıf olduğu
gerçeğinin görülmesi ve bu tarihin doğru
çözümlenmesi gerekiyor. Günümüze kadar kadının tarih
ve toplum gerçeğinin açığa çıkarılması gerekir.
Bunun için derinliğine araştırma ve eğitim gerekir.
Kendilerini örgüt olarak görüyorlarsa, program
olarak önlerine koymaları gerekir. Umarım bu konuda
bazı gelişmeler sağlanmıştır.
Neolitik toplumdan sonra gelişen sınıflı toplumdan
bu yana, erkek egemenliği, erkeğe dayalı olarak
sürekli geliştirilen erkek egemenliğine dayalı
iktidarlaşma, sınıfsallaşma, askerileşme ve dinleşme
olgularının geliştiği, bunların hepsinin içinde
baskı sömürünün gizlendiği uygarlık, vahşet halini
almıştır. Bunda cins egemenliğinin payı büyüktür.
20. yüzyıl bu anlamda en vahşi geçen bir yüzyıl
olmuştur.
Fazla tarihe girmeyeceğim, ama 19. yüzyıl nasıl
burjuva partilerinin, 20. yüzyıl emeğe dayalı
partilerin yüzyılı olmuşsa, 21. yüzyıl da kadına
dayalı partileşmenin yüzyılı olacaktır. Kadının
kendine dayalı politika sürecine girmesiyle insan
hakları, toplum ve kültürlerin hakları, doğa ve
çevre sorunlarına duyarlılık, çocuk hakları, sağlık
ve eğitim sorunlarında derinliğine açılımlar
sağlanması beklenmelidir.
Kadın partisi her düzeyde meşru savunma çizgisini
esas almak, düşünce ve duygularında, fiziki ve
bedeni varlığı ile yaşamı konusunda, askeri gücü de
dahil diğer toplumsal konularda bağımsızlığını esas
alarak, doğru bir meşru savunma çizgisini hayata
geçirmek zorundadır. Kadın, barış ve demokrasiyi en
çok gündeme getirmesi gereken bir güç olarak kendini
geliştirmelidir. Kadın kültür ve sanat alanında en
iddialı bir güç olma konumundadır. Bu konularda bir
anlayışın ve politikleşmenin sahibi olduğunuza
inanıyorum.
Bütün bu konuların sizleri zorluklarla karşı karşıya
bıraktığını biliyorum. Bunu aşmanız için muazzam
kişilik dönüşümleri, muazzam bir örgütlülük,
derinliğine araştırma ve inceleme çabalarına ihtiyaç
vardır. Ben dışarıdayken, sizlere yönelik
yaklaşımlarımın tümü eğitimseldi, bütün gücümle
böyle yaklaştım. Hiç kimsenin cesaret edemediği
kadar erkek iktidarlaşmasını yıkmaya çalıştım.
İmralı’dan da zaman zaman kısa mektuplarla size
seslenmek istedim. Kuşkusuz daha kapsamlı ve
derinliğine size ulaşmak isterdim.
Attığınız bu adımın tarihi bir adım olduğuna
inanıyor, bunun yalnız bir cins adımı olduğunu
düşünmüyorum. Neolitik devrim, kadın tarihinin
yaratıcılığının gerçekleştiği o coğrafya (ki, buraya
Verimli Hilal, Toroslar ve Zağroslar arası Altın
Hilal denir), kadın devriminin beşiğidir. Kadın
devrimi, Sümer ve Mısır uygarlığının yaratılmasına
ve kadının Neolitik devrimde yarattığı tanrıça
kültürüne bağlıdır. Bu coğrafya Tanrıça İsis ve
İştar’ın yeridir. Kadın burada aslında görkemli bir
tarihe sahiptir.
Sümerlerde kent devletiyle başlayan sınıflı
toplumdan sonra, kadın bu şansını günümüze kadar
yitirdi. Sizler bu şansı tekrar elde edebilirsiniz.
Attığınız adımın yaşadığınız bölgede Neolitik
devrimin çağdaş anlamda yeniden gerçekleşmesi
anlamına geldiğini düşünüyorum. Yalnız Kürt
kadınları olarak değil, Türk, Fars, Arap ve Avrupalı
kadınlarla birlikte bu devrimi tüm dünyaya
yayılabilirsiniz. Bunu da Özgür Kadın Vakfıyla
yapabilirsiniz. Bu bir din değil, bir kültür, bir
düşüncedir. Ordulaşmadan başlayarak dalga dalga
yayılacağınıza inanıyorum. Değişik ülkelerin yasa ve
kültürlerine de uygun bir örgütlenmeyi
yaratmalısınız.
PKK içinde birliğe dikkat etmelisiniz. Erkek
egemenliğine de dikkat ederek, kendinizi çok iyi
korumalısınız. Sağlık, güvenlik ve yaşamınıza dikkat
edin. Göreviniz daha çok yaşamak ve yaşatmaktır.
Kendinizi büyütme temelinde saflarda birliğin,
özgürlüğün ve cesaretin en güçlü sesi olacağınıza
inanıyorum.
Şahsımda klasik erkeği öldürmeye çalıştım.
Devriminizin başarısı için her şeyi ortaya koymanızı
ve özgürleşmenizi diliyorum.
Sevgi ve selamlarımla!
Geçen haftaki mektubumu aktardınız mı? Tarihi
mektuptur. Çok önemliydi. Onlara derinlikli bir
mektup yazmıştım. Eski Fitne fesat şeylerle
uğraşmasınlar, yakıştıramıyorum. İdeolojik özümseme
olmalı. O mektubun üzerinde bir iki gün değil,
aylarca yoğunlaşmaları gerekir.
Kadına ilişkin de bir mesaj vermek isterim. Şöyle
olabilir:
Özgürlük Partisi Yoldaşlarıma ve Dostlara!
Kadının özgürlüğü konusunda gittikçe yoğunlaşıyorum.
Bu konu üzerinde yoğun duruyorum. Vardığım
sonuçların tarihi temelinin olduğu bana göre
kanıtlanmıştır. Kadın savaşımı, aslında tarihi bir
sorundur. Neolitik devrim, bir kadın devrimidir; bu
coğrafyada oluşmuş ve Fırat, Dicle ve Zap'ın doğduğu
yerde gelişmiştir. Buralarda başlar ve Çatalhöyük'e
kadar gider. İlk tarımı ve hayvancılığı kadın
geliştirir. Örneğin iki leoparla tek başına
kendisini korur. Oralarda yapılan kazılarda hep
kadın heykelcikleri çıkar, çünkü orada kadın
egemendir. Kadın egemen bir toplum vardır.
Ama daha sonra kadın egemenliğini adım adım
yitirmeye başladı. Sümer’in çıkışıyla devletin din,
siyaset, rahiplik gibi üst kurumları da oluşunca,
kadın adım adım kendi egemen konumundan
uzaklaşmıştır. Fakat o zamanlarda dahi İştar gibi
kadın tanrıçalar var. M.Ö 2500 yılına kadar
hakimler. Babil’in doğuşuyla birlikte, kadının
iktidardaki birincilik sırasından uzaklaşması
kesinleşir. Alt olur; hem cins hem de sınıf
hakimiyeti kurulur. Babil bu çerçevede gelişen bir
devlettir. Babil Efsanesini iyi okuyun. Sonra bunu
Yehuda, İranlılar alıp uygular. Grekler, Hintliler
alıp uygularlar. Kadın adım adım kaybeder. Eskiden
kadına ait olan her şey silinmeye başlar.
Mesela Kuran'da dahi erkeğin kaburgasından
yaratılmıştır deniyor. Tam bir çarpıtma. Erkek
çarpıtmasıdır. Tarımı, ekin ekmeyi vb. kadın
başlatmıştır. Örneğin bizim orada teşi vb. var.
Bunlar hep kadın icadıdır. Kadın başlattı ama, sonuç
unutuldu gitti. Ama erkek hem devletleşmiştir, hem
de kültürünü egemen kılmıştır. Sınıfsal baskıyla,
cinsel baskı iç içe gelişir. Bu kapsamlı
incelenebilir. Erkeklik egemen cins, egemen sınıf,
egemen devlet oluşturmuştur. Ben erkeği bu konuda
çözdüm. Kendi şahsımda çözdüm. Çözmekle de kalmayıp,
daha önce de söylemiştim, bu erkeği öldürdüm. Erkeği
çözmek, erkeği öldürmek, ki bu egemen erkektir; bunu
kapsamlı açabilirler. Mitoloji üzerine, kadın tarihi
üzerine yoğunlaşmayı kadın yoldaşlarım ve dostlar da
yapabilir.
Erkek arkadaşlara da şunu söylüyorum. Özgür Kadın
Partisi bir devrimin ifadesidir. Buna saygılı olmak
gerekir. Dar cinsellik temelindeki yaklaşım doğru
değildir. Saygılı olunmalı, dostça ve yoldaşça bir
yaklaşım hakim olmalıdır. Kendilerini dönüştürme
kararlılığını korumalılar. Partileşme adımı
tarihidir; mahkum edilen kadından özgür kadına büyük
yürüyüştür. Özgür kadına ulaşmak onurdur. Buna
yanlış yaklaşmak onursuzluktur. Parti adına atılan
adım, onurun kazandırılması adımıdır. Dünyada
ilktir. Bu bilinçle ortaya koymak gerekir. Çok
tarihi bir görevdir. Ben de kendi adıma yardımcı
olmaya çalıştım. Bu hususta kişiliğimi sonuna kadar
değerlendirebilirler.
Toplumu demokrasi ve eşitliğe götürmede en
belirleyici ve en büyük çabayı öz güçlerine
dayanarak yapabileceklerine inanıyorum.
Başaracaklar. Bu temelde selam ve saygılarımı
sunuyorum.
Ben burada çok derin okuyorum. Neolitik toplumdan
beri demokrasi üzerinde yoğunlaşıyorum. Sağlıklı bir
demokratik yapılanma oluşturmak istiyorum.
Kadın üzerine söylediklerim çok önemli. Dört ciltlik
mitolojiyi öneririm. Gordon Childe'ın kitaplarını
öneririm. Bol bol okuyun. Eğitimle ilgili çalışmalar
yapın. Kadının demokrasiye katılımı çok çok
önemlidir, demokrasi sahnesine çekilmesi önemlidir.
Ortadoğu'da dini gericilik ve feodalizm büyük
kaybettirdi. Demokratik Ortadoğu toplumunun
gelişmesi, sosyalist demokrasisiz olmaz. Ama
sosyalizm de demokrasisiz olmaz. Kim buna karşı
çıkıyorsa, kendi toplumunu bir burjuva toplumu
düzeyine dahi çıkaramaz. Reel sosyalizmin
çözülüşünün nedeni, demokrasisin gelişmemesidir.
Demokrasi taktik mesele değildir, halkın rejimidir.
Kuzey’deki güçler demokrasi ve barışın dilini
yakalamalı. Demokratik siyaset yapmalı. Çok zorunlu
olmadıkça savaştan kaçınsınlar. Bunlar çok güçlü
kadrolardan olmalı, demokrasinin ve barışın dilini
iyi kavramış olmalı. Kuzeyde kadınlar yasal güç
olmalı. Dağda fazla kadın gücüne ihtiyaç olmaz.
Çapulculuk tarzı aşılmalı. “Aç kaldım, köye indim”
denilmemeli. Çok zorunlu olmadıkça köye iniş
olmamalı. Doğru bir meşru savunma çizgisi
yakalanmalı; çok zorunlu olmadıkça ordu ile de
çatışmaya girilmemeli.
Kadınlarla ilgili mektup yazmıştım. İkinci yada
üçüncü mektup mu oluyor? Aslında önemliydi.
Devletleşme başladığında, ilk Sümer ve Mısır
kralları kadınları toplu olarak mezara gömüyorlardı.
Tanrıçalar dahil, kadınları diri diri gömdüler.
Kadın köleliğinin başlangıcı oradadır. Beş yüz
kadını ölüme gönderme var. Krallarla birlikte öbür
hayata hazırlık için dense de, özünde cins ve sınıf
temeli var. Erkeğe dayalı zor, yalan var. Kadının
yitirilmesi var.
Neolitik çağ Toros ve Zagroslarda başlar. Kadın
kültürü ve halk kültürü oradan başlar. Mısır, Sümer
ve Babil gibi devletlerin kurulmasından sonra,
kadınların özgürlüğüyle birlikte halkların
kültürleri de bastırılmış, altta kalmıştır. Halk
kültürü de devlet işleyişinin baskısıyla kadın
kimliği benzeri altta kalmış, kendini özgürce var
edememiştir. Kadınların özgürlüğü mücadelesi halk
kültürünün de açığa çıkmasını sağlayacaktır.
Erkeğin kadını öldürmesi kadar erkeğin
öldürülmesini anlatmıştım. Bu zor bir mücadeledir.
Yalnız kalabilirler, yalnızlaşmaktan korkmasınlar,
ucuz sevgilerin peşinden koşmasınlar. Biraz
Budacılık diyeceğim, ama tam öyle de değil; kendi
kimliklerine ve erdemlerine düşkünlük göstermeleri
en güzelidir. İletirsiniz.
(HADEP Merkezi Kadın Kollarının Genel Kongresi
yapıldı. 6 bin civarında katılım vardı. Bölgeden
gelen kadınlar çoğunluktaydı. Coşkulu bir kongreydi.
Size selam, saygı ve bağlılıklarını ilettiler).
Bu çok önemli. Sanırım son zamanlarda Türkiye’de
kadın örgütlenmesinde bir hareketlilik var. Bunlar
da benim tutumumun etkisi vardır. İleride daha iyi
anlaşılır. Kadın sorunu demokratikleşmenin en önemli
sorunudur. Kadın demokratikleşmeden, toplum
demokratikleşemez. Ekmek, su, onur, yaşam bununla
bağlantılı. Bu konuda yaşanan bir çok acı var. Kürt
kadınları tarafından kurulan birçok dernek var. Her
gün yeni bir tanesi kuruluyor. Buralarda eğitim
verilmelidir. Türkiye’de eğitim olanakları çok
fazla. Kendinizi eğitin. Herkesin demokratik eğitime
ihtiyacı var. Bir çatı örgütünüzün olması gerekir.
Bu pek çok derneği bir çatı altında da
birleştirebilirler. Kadının demokratikleşmesi aynı
zamanda partiyi de demokratikleştirir. Bölgesel
merkezler oluşturun. Bağımsız yerleriniz olsun.
Kadın zora karşıdır. Bölgenin de buna şiddetle
ihtiyacı var. Bu çerçevede kısa değerlendirmeyi
düzenleyin ve sunun. Enerjilerini doğru çalışmaya
verirlerse, derinliğine bir eğitim, derinliğine bir
örgütlenme yaratırlarsa, bu her tarafı
geliştirecektir. Derinliğine bir anlayış
gerektiriyor. Sosyal bir olgudur. Yeni yeni
anlaşılıyor. Giderek öne çıkacak. Çok emek
verdiler.
Tutuklanan Barış Analarına selamlarımı söyleyin.
Şehit analarına da selamlarımı söyleyin. Hepsine
sahip çıkmaya çalışın. Birçok çevreyle, kadın
yapılarıyla ortak platformlar oluşturun. Aranızda
işbölümü yaparak cezaevlerine de gidebilirsiniz.
Bağlılık güçlü temellere kavuşmalı. Birçok il
merkezinde kadın evleri demiyorum ama, kadın
derneklerinin ve eğiticilerin olması gerekir. Daha
sonra kapsamlı bir değerlendirme sunabilirim. Varmış
olduğum derinlik önemlidir. Bu sorunun ulusallık ve
sınıfsallıktan daha zor olduğunu gördüm. Öyle
eğildim. İmkanlarım sınırlı. Çözülmesi için ciddi
bir felsefi ve teorik yaklaşım gerekli. Çözümün
hangi yaklaşım tarzıyla olacağını düşünmek gerekir.
Kendileri de yoğunlaşabilirler. Neolitik devrimden
bu yana bir yoğunlaşma sonucu, değerlendirme
yapılmalı. Büyük bir çabayı göze almalılar. Emek ve
çaba sahibi olarak, çok acele etmeden, sabır ve
inatla biraz sonuç alınabilir. Onlara sunduğum
eğitim düzeyini takip ederlerse, onlar da aynı
sonuçlara ulaşırlar. Kadın çözümlendi mi, dünya
bambaşka güzelleşir. Şimdi kadın için yaşam
kapkaradır. Kadına dayalı aydınlık bütün
aydınlıklardan daha değerlidir. Kadın ve kadın
aydınlığı konusunda buluşmak, bir olmayı isterim.
Sevgim herkesedir. Büyük direnişçileri bekliyorum.
(Mardin 'de tutuklu bulunan Barış Analarının hukuki
durumları anlatıldı, dosyalarının henüz açılmadığı
aktarıldı.)
Barış Analarına selamlarımı söyleyin. İlginçtir,
biraz kadın üzerinde oynayacaklar. İçinizdeki,
dışınızdaki erkek oynayacaktır. Dikkatli olun, sınıf
ve ulus baskısından daha zordur. Erkekler üzerinde
ileride duracağım.
Köylüler ve köylülük bizde ciddi bir meseledir. Hem
örgütü, hem komisyonu kurulmalı. Yoğun göçler var.
On binlerce köylünün köye dönüş projeleri kurulmalı.
Son dönemlerde Diyarbakır ve Batman’daki kadını
işliyorlar. Kadının çok ağır sorunları var. Kadın
gidecek yer bulamıyor, intihar ediyor. Bunlara
dünya el atıyor. New York Times bile bunu işliyor.
Sizde büyük vicdansızlık var. Bunlar bizim
insanlarımız, çoğu da bizim dostlarımız. Bunlara el
atmalıydınız. Aileler öldürüyor; dolaylı ya da
direkt. Bunları alacak merkezler kurmalıydınız.
Çağrı yapmalıydınız, bu kadınları çağırmalıydınız.
Devletten beklenmemeli, devlet yapmaz, siyasal
olarak açık değil. Bu intiharlar bizimle yakından
ilgili. İntiharları önleyebilirdiniz. Kadın birliği
buna el atabilirdi. Bunlar sosyal sorunlardır.
Onların ekonomik, hukuki ihtiyaçları var. Binlerce
aç susuz insanımız var, köylülerimiz var. Binlerce
köylünün geleceği merkezler kurulmalıydı.
(Gönderilen notta PJA’nın çalışmalarını Kongre
kararları doğrultusunda yapılan planlama
çerçevesinde yürüttüğü, PJA’nın her sahada Parti
Meclisi düzeyinde temsilini bulduğu, Vakıf çalışması
konusunda girişimlerin olduğu, ancak henüz sonuç
alınmadığı, bürokratik engellerin bulunduğu ve
aşmaya yönelik girişimlerin olduğu aktarıldı.)
Bağımsızlıklarını koruyorlar mı? Demokratik
faaliyetlere ağırlık vermeleri gerekiyor. Eğitim
durumlarını geliştirsinler. Her tarafta toplu
mekanlar okul sistemleri geliştirsinler, bunda
ısrarlı olsunlar. Akademi kursunlar. Kendi
kurtuluşlarını, sanat ve öz yaşam anlayışlarını
kurdukları akademi ile geliştirmeliler. Bir nevi
kendi eğitimlerini kendilerinin yapmaları lazım.
Kendi ideolojik eğitimlerini kuracakları okullarda,
akademide yapmalıdırlar. Kadın boyutu ile ilgili
ileri düzeyde katkıda bulunmak isterim. Bu konuda
bir kitap yazmak isterdim. En fazla yoğunlaştığım
alandır bu. Bu konuda sınırlı kaynaklarla önemli
tespitlere ulaştım. Ulaştığım bu düzeydeki fikirler
beni tatmin etti.
Kendileri kadının toplumsal sözleşmesini 21. yüzyıl
kadın özgürlük manifestosu niteliğinde
oluşturmalılar. Nasıl ki J.J Rousseau’nun Toplumsal
Sözleşmesi varsa, kadının da özgür toplumsal
sözleşmesi ya da kadının toplumsal sözleşmesi
şeklinde bir kitabını oluşturmalıdırlar. Bu konu
sadece Kürt ve Türk kadınları için değil, bütün
dünya kadınları içindir. Kadın özgür toplum
sözleşmesi geniş bir çalışmanın ürünü olmalıdır. Bu,
evrensel ve uluslararası bir öze sahiptir. Kadın
hareketi çevre hareketi ile birleşmelidir. Çocuk ve
çevre sözleşmesi BM tarafından yayınlandı. Kadın
hareketi bunlarla birleşmelidir. Özellikle neolitik
toplumdan itibaren dokumayı, tarımı, bitkiyi ve
köyleşmeyi kadın geliştirmiştir. Sınıflı toplum
uygarlığının gelişimiyle bunlar kadının elinden
alınmıştır. Rahip devlet anlayışından kadınlar
üzerinde tanrıların egemenliği adı altında kral
rahiplerin ince tahakkümü kurulmuştur. Bir
tanrı-kral, kadınlardan yüz tanesini hizmetine
alıyor. Öldüğü zaman canlı canlı cennete götürüyorum
diye bunları toprağa gömüyor. Kadınları böyle büyük
tahakküm altına alıyor.
Pınar Selek çıktı, geçmiş olsun dersiniz. İnci ve
Pınar bu çalışmalara katılabilir. İştar ve İnanna
kültürünün ne demek olduğunu bilsinler. Bunu
incelemeleri gerekir. Bu İştar bir tanrıcaydı,
biliyorsunuz. Mısır’da da vardır. Yüzlerce kadın
toprağa atılıyor. Kadın böyle tahakküm altına
alınıyor. Babil’de de Marduk egemen olurken böyle
yapmıştır. Sami kökenlidir. Babilliler biliyorsunuz
Samidirler, kadını tarihten silmişlerdir. Daha sonra
hiçbir kadın tanrıça olamıyor. Fırsatım olsaydı
yazardım. Mahmut Baksi ile yaptığım sohbette de
Dervişi Evdê üzerine konuşmuştuk. Tevrat olayında
kadını yok etme vardır. Babil darbe vuruyor zaten.
Yahudi, kadını yok ediyor. İsa biraz kadını katmak
istiyor. Yunanlılarda bu kültür biraz karışık.
Afrodit’te kadın temsili biraz var. Ama Zeus kadın
üzerinde egemenlik sistemini tam kurar. Ezra Arat’ın
Mitoloji Sözlüğü kitabını okuyabilirler. İlyada ve
Homerus’u da okuyabilirler. 20. yüzyılı, kapitalizme
dayalı köleliği, kaynakları var; kendileri
inceleyebilirler. Özgür toplum sözleşmesini
yapabilirler. Beş on yıl böyle yaşayabilirler. Bir
şey olmaz. Bu süre içerisinde ideolojik politik
çalışmalarını yürütürler. Toplum özgürlük
sözleşmesini yakalayana kadar bu devam eder.
Benim okuduğum 4 ciltlik Mitoloji kitabını, Gordon
Childe’i okuyabilirler. 2000 yılları kadının
özgürleşme yılları olacaktır. Neolitik çağ ile
ilgili kitapları okumalılar. Çocukluğumdan beri
aradığımı neolitik çağda buldum diyebilirim. Hem
kadın hem de halklar neolitik çağda çakılı
kalmıştır. Sadece kadının ilerleyişi değil,
halkların ilerleyişi de o çağdan sonra fazla
gelişmemiştir. Yazarsam eğer, bu temelde bir şeyler
yazarım. O sevdiğim türkünün Sümerlerde 4000 yıllık
geleneği var. Bunun kaynağını bulduğum için
sevinçliyim. Bunu Aram’a söyleyebilirsiniz.
Bayan arkadaşlar kendi aralarında işbölümü
yapabilirler. Başkanlık Konseyinde yer alan
bayanlardan biri Avrupa’ya giderse ne olur? İyi
olabilir mi? Avrupa’daki çalışmaları düzenleyebilir.
Dışarıya çıkanların da derinleşmeleri iyi olur.
Çocuklara, hepsine şunu söylüyorum: Onlardan birisi
olmayı isterdim. Elli yaşındayım, ama çocuklar
gibiyim. Onlara büyük sevgilerimi iletirsiniz. Hem
kadınlar hem de çocuklar için, halkımız için özgür
bir birey olarak kalmayı onur verici
buluyorum.
8 Marta ilişkin şu mesajı veriyorum.
Başlık şöyle olabilir.
Gerçeğin, Adaletin ve Sevginin
Arayıcılarına,
2000 yılının 8 Mart’ının selamından beri ortaya
çıkan gelişmeler, yaşadığım yoğunluk temelinde ve
bana gönderdiğiniz mektupların hepsine vereceğim
cevap şudur: Derinleşmenizi diliyorum. Her biriniz
kendinizi bir dergah kılabilir, bir ana kaynak
haline getirebilirsiniz.
Kadının tarihi araştırılırken, bu tarih üç döneme
ayrılmalıdır.
Birinci Dönem; İlkel Kömünal Çağdır; buna kadının
çağı da diyebiliriz. Mitolojik olarak Tanrıçalar
çağıdır. M.Ö. 10 000-4000 yıllarına denk gelen bu
döneme neolitik çağ da denilir. Kadının hakim olduğu
bir çağdır. Kadın ekseni etrafında gelişir; tarımın
geliştirildiği, hayvanın evcilleştirildiği, insanın
özüne yakın olduğu bir dönemi ifade ediyor.
İkinci dönem; M.Ö. 4000- 2000 yılları arasına denk
gelir. Büyük bir boğuşmanın yaşandığı bu dönem,
ataerkil aileye geçiş dönemidir. Mitolojide Tanrıça
İnanna ve Tanrı Enki simgelerinde, Sümer
mitolojisinde karşılığını bulur. Bu dönemi
derinliğine çözmek için, mitolojiyi ve Sümer
Devletinin yapısını iyi incelemelisiniz. Kadının
köleleşmesi büyük bir boğuşma altında gerçekleşti.
Kurnaz Tanrı Enki ve Babil Yaratılış Destanını,
diğer mitolojileri, Hint ve Avrupa mitolojilerini de
bu temelde derinliğine anlamalısınız.
Üçüncü dönem; Son aşamadır; M.Ö. 2000 yıllarından
başlayarak günümüze kadar gelir. Erkek egemenliği
ekseninde gelişen, ekonomik, kültürel, siyasal tüm
alanlarda erkeğin büyük zorba gücünün yarattığı 4000
yıllık bir dönemdir. Alt ve üst tüm toplumsal
yapıları kendisine göre düzenleyen bu büyük sömürü,
Babil egemenliğinden başlayarak, Asur’la pekişerek
günümüze kadar geliyor. Bu dönemi derinliğine
çözümlemek için, M.Ö. 2000 yıllarından, Babil ve
Asur’dan alıp günümüze kadar gelişimini incelemek
gerekir. Üç tek tanrılı dini ve 4 kutsal kitabı ve
bunlarla bağlantılı olan kitapları
inceleyebilirsiniz. Tanrı kavramının ortaya çıkışını
ve tanrıça kavramının ortadan kalkışını, Yunan
telolojisini, Hint Mitolojisini ve Kitab-ı Mukkadesi
incelemeli, aralarında bağ kurmalısınız.
Bu Mezopotamya kökenli bir gelişmedir. Tanrıça İştar,
Sümerlerde İnanna, Mısırda İssis, Yunanlarda Afrodit
olarak karşımıza çıkar. Tanrıça İştar’ın erkek
karşılığı Dumuzi, Tammuz’dur. Mısırda İsis ve Osiris,
Yunanda Afrodit-Adonis olur. Bunlardan alıp Avrupa
mitolojisini, -ki bireysel bir mitolojidir-
mitolojiden dine ve bilimsel kitaplara
geçebilirsiniz. Kronolojisi böyle olabilir.
Siyaset ve sömürüye dayalı sistemleri, kadının
köleleşme süreci incelenerek derinleşmenizi,
kendinizi adeta yeniden yaratmanızı diliyor,
yalnızlığa dair yazdıklarınıza da şöyle diyorum:
Yalnızlık güç ve kudret kaynağına dönüştürülmelidir.
8 Mart’ı bu temelde kutluyorum.
Kadın hareketi 21.yüzyıl hareketidir. 19.yüzyıl
nasıl işçi hareketi damgalıysa, 21. yüzyıl da kadın
hareketi için öyle olacaktır.
Cezaevi mektuplarına genel bir yanıt vermek
istiyorum.
Mektubu ister ulaşanlara, ister ulaşmayanlara!
Mektuplarını candan buldum, zengin buldum.
Derinleşmelerini gördüm. Hem barış, hem sevgi, hem
de demokratik çözümde derinleşmelerini gördüm.
Kendimi eğittiğim konular vardı, onlar üzerinde
durulmalı. Cezaevinde gelişme-büyüme,
gelişme-taşırma imkanları vardır. Yakaladığım
özgürlük düzeyine ulaşmanızı diliyorum. Bu sevginin
ta kendisidir.
Kadının 8 Mart ve Newrozlarını selamlıyorum. Güçlü
katılmışlardı. Özgürlük ve özgür yaşamın büyük
gelişimine ilişkin tarihsel gelişimini üç bölüm
halinde sunmuştum. 4000 yılına kadar ana tanrıça,
Sümer ve Mezopotamya ekseninde kadın-erkek
kültürünün boğuştuğu Star/İştar kültürü, İştar-Enki
çatışması var. Çöl-Arap kültürü ile dağ-Kürt kültürü
arasında 5 bin yıl öncesinden başlayan bir çatışma
var. Asurlar, Babiller bunu özümsüyorlar. Sümerler
MÖ. 3000 yıl önce dağa Kurti diyorlar. İbrahim
zamanında Urfa’ya Ur diyorlar. Yüksek yerlerdeki yer
anlamındadır. Urfa’nın MÖ. 2000 yıla varan tarihi
var. Uygarlık tarihi buradan başlıyor; Yunanlılara,
oradan Roma’ya, Avrupa’ya geçiyor; şimdi de Amerika
aldı. Biz posa olarak kaldık. Kadın orada İştar,
Artemis, Afrodit, Kudüs’te Meryem olarak karşımıza
çıkıyor. Bu bir destan olarak sürer gider. Bir ırmak
gibi. Zağros-Toros eteklerinden, Fırat-Dicle’den
başlayarak günümüze kadar gelen bir ırmak. Bu ırmağı
yazmak isterdim. Tarihi okuyorum. Altındal ve
Thespis’i, 4 ciltlik Mitolojiyi okudum. Yüksek
düzeyi olanlar okuyabilir. Kutsal kitaplar
okunabilir.
Bugün anamın ölüm yıldönümü, Urfa’nın kurtuluş
yıldönümü. Anaların anısı için, sadece anamın değil,
bu mesajı veriyorum. Mektuplar anlamlı, derinlik
ifade ediyor. İştar-Star-Sterk oradan geliyor. Sterk
olarak doğuşunuzu selamlıyorum. Mektuplara yanıt
olarak bunu söylüyorum.
Vakfı açtığınız için tebrik ediyorum, sizleri
kutluyorum deyin. Güzel bir adım. Bu vakıf sadece
Kürtlerin değil, Türk, Kürt, Avrupa ve tüm dünyadaki
kadınların yeri haline gelmeli. Burayı Özgürlük
Akademisi olarak değerlendirmek gerekir. Bana daha
önceden kadınların yazdığı raporları vardı,
mektupları vardı. Kasetler, yaptığım diyalogları,
yine burada yaptığım diyalogları onlara hediye
ediyorum. Özgürlük okulu olarak kullansınlar. Buraya
kirli erkek eli, kirli kadın eli değmemeli. 10 bin
yıllık tarih çizgisini temsilini yapacaklar. Çok
sevdiğim bazı çocuklar, kimsesiz çocuklar vardı.
Yine Türkiye‘de, İran‘da kendilerini yakan çocuklar
vardı. 40ar, 50er kişilik gruplar halinde erkek kız
ayrımı yapmadan bu çocukları alıp eğitsinler. Okul
barış ve yeni yaşam için eğitim yeri olmalı, analar
içinde eğitim yeri olmalı. Bir okul gibi; Kürtçe
dilini, tarihini öğreten bir okul. Özgür yaşam
projesini burada hayata geçirin. Kadın tapınağı
demeyeceğim. Nasıl ki genelevde ve özel evde kadını
mahvettilerse; kadını orada görkemli tanrıça kültürü
ile diriltmeli ve kadını tanrıçalar düzeyine
ulaştırmalılar. Yaşamda güç sahibi olarak kendi
topraklarında kendi ayakları üzerinde dursunlar.
Kendilerini yalnız hissetmesinler. Tarihteki İnanna,
İştar tanrıçalarını onları derinliğine okusunlar.
(Vakfın başkanlığına Zelal‘in düşünüldüğü
söylendi.) Sakat olan Zelal mi? Ona söyleyin, çok
bireycilik yapmasın. Kadınları ve başka halklardan
da kadınları bu projenin içine alabilirler. Bu soylu
bir projedir. Karl Marx’ın Komünist Manifesto‘da
kadına ilişkin belirlemelerinden daha değerlidir
benim değerlendirmelerim. Kadının özgür yaşam
manifestosudur. Göreviniz kutsaldır büyük
düşünmelisiniz. Yalnızlıktan da korkmayın, yalnızlık
tanrısaldır, onunla kendi gerçeğinizi bulacaksınız.
Kadın özgürlük mücadelesi sınıf mücadelesinden daha
değerlidir. Demokrasiyi kadınlar getirecektir.
Kadınlara ilişkin uzun bir mektup gelecek hafta
yazabilirim. Ben kadınlarla ilgili,kadın özgürlüğüne
ilişkin bilimsel kurumlar önermiştim. Vakıf, dernek
şeklinde olabilir. Türkiye’de de olabilir. Bu
kurumların oluşmasını bekliyorum. Bunlar oluşursa,
onlara bilimsel temelde yazılar göndereceğim. Böyle
bir hakkım var.
Vakıf kurulmuştu, okul kısmı ne oldu? (Bayanları
kast ederek) Onlara akedemikleşmelerini önermiştim.
Tarih ve dil konusunda yasal temelde bilimsel olarak
bazı görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Ama öyle saz
akademisi değil, felsefesini yapacakları sanat
akademisi lazım, bunun yürütülmesi lazım. Öyle kimse
kendi sığlıklarını dayatmasın. Suriye’ye gidin
demiştim. Orada dostlarım, kişisel eşyalarım var,
kasetler var, benim için onlara hepsini verin.
Kasetlerde pek çok konuşma var. Külliyatım gibidir,
kadın konusuyla ilgili kısımların hepsini verin,
faydalı olur. Komisyon kursunlar. Bunun
araştırılması lazım. AHİM konusunda soruları
bekliyorum. Açılması lazım. İmralı bir sonuçtur,
neden değil.
(Güneyde Kadın Akademisinin kurulduğu aktarıldı).
Bilgisi olmayanlar tehlikelidirler. Bilgi için de
akademik düzey gereklidir. Bilgisi olmayanın
mücadelesi tehlikelidir. Akademik bilimsel
kurumlaşmadır, siyasi değil.
Kadın mektubunu vermek istiyordum. Okuyan çocuklar
vardı. Okuyorlar mı? Alıp okutabilirler. İ. Betil’in
yaptığı gibi, Pınar’ın da sokak çocukları için
yaptığı gibi, sokak çocukları ve Kürt çocukları için
okuma okulları yapabilirler; okuma kampanyaları
başlatabilirler. Kürtçe’yi de yavaş yavaş
öğretebilirler.
Kadın için, gerçeğin ve adaletin arayışçıları
demiştim. Sizin göndermiş olduğunuz mektupları
edebi, felsefi, içerik olarak zengin buldum. Genel
yanıt olarak şöyle diyorum: Apo ile 24 saat yaşama.
Bu aynı zamanda bir bilmecedir. PKK içinde ve
dışındakiler ve dostlar katılabilir. 300-400
sayfalık bir yarış mektubu olabilir. Ben de yarışa
birinci olanı onaylayarak katılıyorum. Bu bir kitap
yazma yarışıdır. Selamlar, saygılar.
Kadın için daha öncede söylemiştim. Kadın
demokrasinin teminatıdır. Daha önce adaletin,
sevginin ve gerçeğin arayıcıları demiştim. Sizlerin
özlemlerinize göre yaşamaya çalışıyorum. İradenizin
felsefi ve edebi olarak gelişmiş olması beni mutlu
kılıyor. Benimle yirmi dört saat yaşamak demiştim.
Üç yüz, dört yüz sayfalık felsefi edebi romana
dönüştürülebilir. İnceleme ve araştırma için
mitoloji , tanrıça kültü, Altın Dal’ı okuyabilirler.
Diyonisos kültürü , Hintlerde Krişna ve Kopi
kültürü, Balkanlarda Orfi kültürü, Adonis, Kibele,
Mezopotamya’da İnanna, İştar, Hz Meryem üzerinde
yoğunlaşılabilir. Bakhalar Alayını inceleyebilirler.
Bilimsel eğitim amacıyla bunları söylüyorum. Gençlik
için de daha önce belirtmiştim. Demokratik
seferberlik ruhu ile çalışmalılar.
Kadına dikkat etmek lazım. Kadın insan haklarının ve
demokratikleşmenin teminatıdır. Kadın eksenli
olmayan gelişmeler başaramaz. Kürt kadınında değil,
Ortadoğu’da da Kadın Rönesansı diyorum. Büyük
dogmalara, gericiliğe ve erkek egemenliğine dayalı
kirlenmeye karşı yoğunlaşıyorum. Kadın Rönesansı ile
ancak bunlar aşılabilir.
Kadınlar için de şunu söyleyeceğim. Son
mektuplarınızı alamadım. Gönderdiğiniz mektuplar,
felsefi ve edebi yönü yüksek mektuplardı. Sadece
duygu değil, bilinç yönü yüksek mektuplardı. Bunlara
çok yüksek değer biçiyorum. Daha önce de
söylemiştim. İleride daha uzun ve çarpıcı bir mektup
yazmak istiyorum. Şimdilik şu kısa mesajımı vermek
istiyorum: Ben kadın konusunda uygarlığın dayattığı
ihanete ve inkara dayalı kültürü yıktığıma
inanıyorum. Size saygımın ifadesi budur. Bunu ne
şairane duygularla ne de felsefi metinlerle ifade
edemem. Ama erkek egemenliğine, zora ve baskıya
karşı olan yanım görkemlidir. Tarih bilinci yüksek
bir çözümleme ortaya koydum. Lanetliliğe ve
çirkinliğe alet olmadan, saygı ile yaşamalarını ve
kendilerini bu temelde güçlendirmelerini diliyorum.
Ortadoğu’da Rönesans kadının çıkışı temelinde
olabilir. Kendinize inanın, kimliğinize sahip çıkın.
Özgürlük olayında kendinizi koruyun. Sevgilerimi ve
saygılarımı iletin.
Kızların mektupları vardı. Ayrıntılı bilgi
istiyorum. Sorunları, meclisleri, önderleri,
tanıdıklarım vardı. Neler yapıyorlar? Geçen hafta
diğer arkadaşınızdan bilgi istemiştim, haftaya
getirir tartışırız.
Önderliğin 11 Temmuz notlarından
Kadının özgürlük düzeyi toplumun düzeyini gösterir.
Benim için nirengi noktasıdır. Ne olup bitiyor?
Birkaç kadının şahsında toplumun ilişkilerini
çözebiliriz. Sonuç çıkarmak için önemli. Ben
savunmamda kadına çok yüksek yer açmış bulunuyorum.
Kadın için de önemli bir metindir. Özünü yakalayıp
çok iyi aydınlatmaları gerekiyor. Kadının zihinsel
devrimde yerini bulması gerekir. Özgürlük, kadın
için her şeyden daha değerlidir. Bunun için
fedakarlık yapmaları gerekir. Başarı diliyorum. Bana
bilgi getirirseniz onlara bir mektupla cevap
verebilirim
PARTİ ÖNDERLİĞİNİN 25 TEMMUZ GÖRÜŞME NOTUNDAN
Başka aktaracaklarınızı alayım.
(PJA 3. Konferansını yaptı. Bir toplumsal sözleşme
hazırlandı. Baharda bir akademi oluşturuldu. Orada
tüm kadroları iki aylık eğitim sürecinden geçirme
durumu var. Neolitik süreçten başlayarak toplum ve
kadın, din ve kadın, Önderliğin kadın yaklaşımını
alıp günümüze kadar getirme durumu var. Akademide
eğitim devrelerinde zaman zaman erkek arkadaşları da
eğitimden geçirilecekler. Doğudan okuyan nitelikli
bayan katılımlar fazla. Özgür Kadın Vakfı 1 Eylülde
bir resepsiyonla açılıyor. İlk projeleri Maxmur
kampına yönelik olacak.)
Bu vakıf nerede?
(Merkezi Hollanda’da.)
İlerleme var mı? Mesele yalnızca cins meselesi
değil.
(Sizden sonra büyük bir boşluk, zorlama ve
zorlanmayı yaşadılar. 15 Şubattan sonra bir buçuk
yıl boyunca iç çatışmayı yaşamışlar. Ama 3.
Kongrelerinden sonra düzelme yaşanmış. Avrupa’dan
Azime, Melsa ve Saadet’in örgütten ayrıldıkları
aktarıldı.)
Hangi Saadet?
(Küçük Güneyli olan Jiyan Deniz, Dilar, Peyman,
Sevra, Helin bunlar şu an görevsizler) Kim görevden
almış onları? Erkekler mi?
( Kendi iç düzenlemeleridir.) Bence onlar da
görevlendirilebilirler. Dışarıda kalmasınlar.
Merkezlerinde kimler var?
(Konseyde Sozdar ve Pelşin var.)
Bunlar hangileri?
(Sozdar Batmanlı Yezidi olandır. Pelşin de
Malatyalı, ODTÜ’den katılmadır.)
Kadın şahsında toplum özgürleşecek. Kendilerini
yaptıkları konferanslarından ötürü kutluyorum. Son
savunmalarımın içeriğinde bu yönlü kapsamlı
değerlendirmem var. Zorlanma ve zorlamaları
doğaldır. Kesinlikle küçümsenecek bir mesele
değildir. Halka karşı saygı ne ise, kadına karşı
saygı da aynı anlamdadır. Hata ve eksiklikler
elbette olabilir. Ama bu, kadının özgürlüğü önünde
engel olmamalı. Önlerini açmaya çalıştım. Sınıflı
toplumun dayattığı şeyler umurlarında olmamalı. 2-3
bin yıllık uygarlık tarihi ne diyor, erkek ne diyor,
umurlarında olmamalı. En büyük direnme özgür kadın
kişiliğinde ısrardır. Geçmişte kendilerini acılardan
ötürü yaktılar. Özgür kişiliğinizde ısrar, bana
bağlılığın en büyük ifadesidir. Bu temelde
kendilerini selamlıyorum.
Zor aşamayı atlattınız. Bundan sonrası demokratik
çalışmaya önem vermek gerekir. Üçüncü Alan projesi
biraz da kadın mücadelesiyle açılacaktır. Hepsinin
birleşmesi gerekiyor. Birlik olmaları önemlidir.
Birbirlerine acımasız ve küfürlü yaklaşılmamalı. Bu
dönem aşılmalı. Kadın kendi üzerinde yoğunlaşmalı.
Sağduyuyla kendi kişiliklerinde ve vicdanlarında
derinliğe ulaşsınlar. Özgür kişiliklerini
geliştirsinler. Tanrıça ana kişiliğini kendi
kişiliklerine yedirsinler. Son savunmalar üzerine
yoğunlaşırlarsa birçok şeyi bulabilirler.
Cezaevlerinden gelen mektuplara da, PJA’ya da bu
temelde bir yanıt veriyorum.
8 Ağustos Tarihli Görüşme Notu
Mektuplardan anladığım kadarıyla kızlarda gelişmeler
olmuş. Bir buçuk yıl çatışmışlar, öyle mi? Ben sizi
sık sık uyardım. Aydınlar bile farkında değil.
Birlik olsunlar, bu konuya değineceğim. Aldığınız
cevap bu nitelikte diyorsunuz.
(İmralı’daki perspektiflerin kadın mücadelesinin
önünü açtığını belirttikleri aktarıldı.)
Biz burada çok ciddi bir pozisyon içerisindeyiz.
Aslında hepsi bizim perspektiflerimize bağlı. Devlet
adım atıyor, biz de adım atıyoruz. Birbirine tamamen
bağlı. Bu perspektifler olmazsa anlayamazlar. Devlet
amansız bir şekilde buradaki şeyleri takip ediyor.
Yiğitlik anlamak, kavramak ve özgürce hareket
etmektir. Yiğitlik; özgürlük ve eşitlik için hayırlı
işler yapmaktır. Sorun olanlar kimler?
(Geçen hafta aktarılanlarla beraber Peyman, Sakine
Batman varmış.)
Diğerleri kimlerdi?
(Sevra, Dılar, J. Deniz, Helin.)
Dılar hangisi?
(Diyarbakırlı Profesörün kızı.)
Onun kardeşi de yanımızdaydı. Bunların çoğunu
eğitmeye de çalıştım. Çok uyardım onları.
Sanmıyorum, fazla sorun olmazlar. Ama bazıları çok
geriymiş. Aslında sadece o da değil, bin yıllık
kölelik şeyini atmak öyle kolay değil. Öyle ayrı
mayrı durmasınlar, birleşsinler. Görev de
verilebilir. Kadınlara ilişkin mektup detaylı olsun.
Ama kadın için kısa bir şeyler daha söyleyeyim.
Kadın olayını büyük çözümledim. Köklü çözümledim.
Tarih boyutunu, mitoloji boyutunu iyi açımladım.
Ahmet Altan, kadına ilişkin şeylerde beni takip
ediyor. Ahmet eğilimlerimi biliyor, biraz da
izliyor. Kürt dediğinde beni kastediyor. Tabii ben
onun gibi aşk ve kadın profösörü olma iddiasından
öte, bu çalışmayı önemli buluyorum. Ahmet’in
şeylerini de takdir ediyorum. Bizimkilerin
derinleştiğini cezaevinden gelen mektuplardan
anlayabiliyorum. Anlamlı buluyorum. Derinleşmeleri
gerekiyor, biraz gelişme var. Savunmalarımda
kendilerinde biriken birçok soruya cevap
bulabilecekler. Kadının sorunu eğer eşitlik ve
özgürlükse, savunmaları esas almadan çıkış
bulamazlar. Biz buna çok ilkeli yaklaştık. 4000
yıldan beri düşürülen kadın olayını kaldırıyoruz.
Sosyalist olmanın da ilk şartı eşitlik ve özgürlüğün
ne demek olduğunu kavramaktır; sosyalist olmak
anaya, kadına gösterilecek saygıyla olur. Tarihi
sorumluluk ister. Aileye de büyük saygıyı böyle
gösterebiliriz.
Kadınların da kendilerini buna layık görmeleri
gerekiyor. Aşk ve tanrıçalık olayı benim için
ciddidir. Bunun dindeki biçimleri de çok sahtekarca,
bunlar anlamsız. Aşkın da bunun dışında bir yolu
yok.
Gerçek bağlılık, gerçek emek, gerçek direniş böyle
sağlanacaktır. Gerekirse yıllarca düşünsünsünler.
Bazıları yoğunlaşsın. Sorunları vardır, kendi
sorunlarını çözmek için çalışsınlar. Ben hiçbir kıza
yakıştıramıyorum. Bu, kendilerine değer vermemedir.
Siyaset, örgüt yetkisi adına kadınları
kullanıyorlar. Saygı şart. Anlayış, eşitlik
anlayışı, yaşamın bütünlüğüyle gerçekleşmeli.
Mektubu derleyin. Gerekirse yazıdan da
alabilirsiniz. Bazılarının isimlerini sormamın
nedeni, acaba işbirliği içinde olabilirler mi
diyedir. Mektupta da kısmen vardı. Onları okudum.
Benim için soru işareti olanlar vardı. Kimler en çok
bağlıyız diyorlar?
(Sorun yaşayanlar da dahil, bağlılık sorunlarının
fazla olmadığı; erkek eşittir örgüt biçiminde
değerlendirmeler olduğu, bunun sıkıntılarının
yaşandığı aktarıldı.)
Çok ilginç kadın-erkek savaşı olmuş. Şiddetle
uyarıyorum, diğer mektubu da okudum. Daha önceki
şeyleri de aldım. Birleşmeye ihtiyaçları var.
Tanrıça kültürünü geliştirmeleri gerekiyor. Benim
adıma kendilerine Altındal kitabını verirsiniz.
Campel’in 4 ciltlik mitolojisini, Yunan
mitolojisini, Kuran’ı, Kitabı Mukaddesi verirsiniz,
hediyem olsun. Sümerler ile ilgili kitabı verdiniz
mi? Tarih Sümerde Başlar, Kurnaz Tanrı Enki kitabını
verebilirsiniz. Bunlar korkunç kitaplardır. “Ya
Star” siz de denilmiyor mu? Bu tanrıça İştar’dır.
Bunları bilmeden olmaz; acayip kitaplardır. Belki
tümünü anlamayabilirler, ama onları geliştirir. Bu
konuda derinleşmelerinde fayda var. Onlar çok tarihi
mücadele içindedirler. Zağrosta Mitolojiyi
işlesinler. Özgür Akademileri de varmış zaten.
Birbirleriyle çelişmeye değil. Özümsemeleri
işletmeleri gerekir. Kendi aralarında da çelişmeye
değil, bütünleşmeye ihtiyaçları var. Kendilerini
pazarlamaya çalışırsalar da, onu bilemem.
Erkekler içinde şunu söylüyorum: Kadın deyip
geçmesinler, yeni kadını anlasınlar. Yeni kadın,
vatan ve toplum özgürlüğünden de önceliklidir. Bizim
için özgür toplumu yaratmada birinci derece
önemlidir. Biz neden kadını inceliyoruz? Sümerlerden
beri kadın düşürülmüş, piyasalık yapmışlar. Kim
yapmış ? Sınıflı toplum bunu yaratmış. Biz kadını
kaldırmaya ve yeniden yaratmaya çalıştık. Erkeklerin
de kıskançlıktan ziyade kadını yüceltmeleri gerekir.
Kadın yücelecek, yaşam da onunla güzelleşecek,
erkeklerin bunu gururla taşımaları gerekir. Benim
senin olduğundan ziyade, toplumun oldu demek. Bana
bağlılık demek, bunları kavramak demektir. Ahmet
Altan’dan öte, buna inanmış büyük bir ahlakın
sahibiyim, ciddiyim. Bu konuda Önderlik kadını cins
lanetinden kurtaracaktır. Bağlılığımı istismar
edemem. Kadını cinselliğin bu basitliğinden
arındıracak ve bu bağlığı büyük özgürlük
mücadelesiyle cevaplayacağım. Bol bol tartışsınlar.
Ama birbirlerini yüceltsinler. Bu tartışmadan çok
büyük bir birlik doğar.
Erkeklere de söylediğim budur. Beni incelemeleri
gerekiyor. Bana inanan onlarca kız çıktı. ağabey,
kardeş gibi ucuzca değerlendiremem. Ağabey, kardeş,
abla, kardeş gibi olsunlar demiyorum. En çok
eleştirilerimi yaptığımı da aynı zamanda severim.
Sabırlı olsunlar.
15 Ağustos Tarihli Görüşme Notundan
Cezaevindeki kadınlardan mektup alıyorum. Onları
görün, bol bol konuşun, kısa bir mektup verin.
Gelişmelerini önemli buluyorum. Yetkindirler. Devlet
çözümlemesi kadar kadın çözümlemesini önemli
buluyorum. Kızlarla bunu bol bol tartışın.
Savunmamda kadını epeyce açtım. Erkeğe de şunu
söylüyorum: Kadınla yaşam yurtseverlik duyguları
gibi ele alınmalı. Özgürleşen kadınla yaşam gurur
vermelidir. Benim kadınla yaşamam, bakışım bir cins
yaşamı değil, kadınını etrafındaki kültürel yaşam,
kadının etrafında oluşan kültürü yaşamak önemli.
Kadın etrafındaki yaşam çöle çevrildi, kadın
etrafındaki yaşam anlamlı kılınmalı, yaşam
çizgisinde iddialı kalın. İlişkiler çok basit, öyle
bir ayran içmek gibi ilişki kuruyorlar, olmaz. Onur
meselesi farklı, direnmeleri güzel, bunda
derinleşsinler, dayanabilirler. Yalnızlığa, acıya
dayanıyorlar, buna da dayanabilirler. Bir erkeğe
elinizi verirseniz, çiçekte olsanız sizi çiğner
atar. Kadının bana bağlılığı farklıdır. Ben kadına
ilişkin her şeyi sonuna kadar sorumluluk temelinde
yaptım. Sizin adamlarınız güçsüzse, kötü, zorba,
yalancı ise, buna sonuna kadar karşı çıkın. Erkek
korkunç bir çirkinlik. Bu nasıl bir kültürdür, onu
da sonuna kadar verdim. Kadın öyle değildi, bu
kültürler sonradan icat oldu, ana tanrıça kültürünü
yaratmalıyız. Kesire ile ilgili konuyu da açtım.
Kendi kendimize sevmeyiz, savaş gibi aşkın da
kanunları vardır. Kendi anlayışına göre öyle
sevemeyiz. Çok çok önemli buluyorum, seninleyiz
diyenler çok.
(Genelde kadına biçimsel bir yaklaşım hakim, kadını
güç olarak görmeme durumu var. Bu her alanda
yaşanıyor. 15 Şubat sonrası, zor koşullardan
geçilmesi nedeniyle cins sorunu genel soruna feda
edilmeli mi? Zorlayıcı bir yaklaşım içine
girilmemeli mi yönünde tartışmalar da yürütülmüş. Bu
temelde tartışmalar yoğun yaşanmış. Bu nedenle,
kadının sürece girişinin Mart 2001’de
gerçekleşebildiği belirtiliyor. Sorunların aşıldığı,
çizginin tutturulduğu, yöntem ve pratik sorunlarının
olduğu belirtiliyor.)
Bu yazılı savunma onların da önünü açar. İkiye
bölünüp karşı karşıya gelmesinler, bazı ayrılan
isimler var, çok şaşırmadım, Avrupa’da ayrılanlar,
bunlar aykırı şeyler değil. Ben burada tekim, ama
kadınla güzel bir dünyayı yaşıyorum. Genelin özele
ağırlığı yok. Olmaz böyle şey, bu nasıl bir mantık?
İkisi iç içe bir şeydir. Birbirinden ayırmak mümkün
değil. Bunlar yöntem hatası yapıyorlar. Bu rahip
mantığı, feda edilecek bir mantık değil; birlik
olmaları önemli, tek başına da olsa, özgür kadının
büyük bir olay olduğunu görür, ona değer veririz.
22 Ağustos Tarihli Görüşme Notlarından
Özgürlük, güzel yaşam, onurun kurtarılması çok
önemli. Onur yoksa, seni alır bir özel ya da
geneleve kapatırlar. Kürdün namusu ne hale
düşürülmüş? Namus o değil. Namus kendi kimliğini, öz
varlığını korumaktır, sevgi de oradan doğar. Sevgi
denen olay da buradan doğar. Ben bireysel anlamda
Kürt nasıl yaşamalı diyorum. Sevgi, namus, bireysel
olarak namuslu bir Kürt nasıl yaşamalı, bunun peşine
düşmüşüm. Kızlara da bunu anlatmaya çalışıyorum. Ben
niye sevgi, kadın diyorum? Aşk, sevgi olmalı. Biz az
sevmiyoruz, biz büyük seviyoruz. Aşk uğruna
savaşıyoruz.
Ferhan Güllü kızları düşürüyor, zaten o güvenilir
biri değildi. Bakırköy’deki kızlar da onun oyununa
geliyorlar. Ama yine de onları bırakmayın. Ben
burada yalnız devleti suçlamıyorum. Bunlar ne
diyorlar? Mektupları geliyor; “Başkana bağlıyız”
diyorlar. Öyleyse bağlılıklarını sürdürsünler.
(Söylemlerinde zaten kendilerinin size bağlı
olduklarını söylüyorlar, “Başkanı en iyi biz
anlıyoruz” diyorlar.)
İsterlerse PKK’ye de bağlı olmasınlar, ama saygı,
sevgi gerekli. Bu da emekle yaratılır. Oyuna
düşmesinler, emekle sevgiyle bağlılıklarını
kurtarsınlar. Gidin onlarla konuşun, bunları
anlatın. Kendilerini bu biçimde bir tuzağın içine
düşürmesinler. Cezaevine düşmüşsünüz, bir çok bedel
ödemişsiniz. Sabri onlar ne diyor?
(Kendisi de gidip onlarla görüşmemizi istiyorlar.)
Doğrudur.
Özgür Kadın Vakfı 1 Eylülde acılıyor galiba, resmi
bir açılış olacak galiba.
(Evet.)
Ben onlara ilişkin mesaj verecektim, ancak yeterli
süre kalmadı. Bu söyleyeceklerimi öncekilerle
birleştirip, ortak bir metin haline dönüştürüp
gönderebilirsiniz. Ben burada tekim, ama kadınla
güzel bir dünyayı yaşıyorum. Ben kadın için beş bin
yıllık tarihi çözümlüyorum, en eski ulus, en eski
sınıf diyorum. Ben kendim de onların büyük bir
işçiyim, emekçiyim. Onların özgürlükleri için, sevgi
için beni bir işçi olarak tanımlayabilirler,
görebilirler. Ben kendimi sevginin işçisi olarak
tanımlıyorum. Büyümelerini istiyorum. Bu temelde
kadınlar tanrıça kültürüne ulaşsınlar. Erkek dinine,
erkek tanrısına hayır desinler. Biz o tanrıları
açığa çıkardık, zayıflattık. Kadın çıksın ortaya,
kendi özgürlüğünü kimliğini kazansın, o kadını da
sevelim. Biz tanrıça ana, tanrıca aşk coğrafyasını
yarattık. Biz o kültürü yaratacağız. Direnin,
dayanın, kendinize de güvenin. Kızlar cayır cayır
kendilerini yaktı, korkunç bir şey; ben tüm bunları
onların anısına söylüyorum.
15 Ağustos büyük savaşımının büyük barışına doğru 1
Eylülün ikinci yıldönümünde tarafları, devleti ve
PKK’yi, daha anlayışla diyaloga gelmeye çağırıyorum.
Barış deklârasyonunun ikinci yıldönümüdür. Halkımızı
da büyük bir barış gücü ile barış ve demokrasi için
ayağa kalkmış bir halk olmaya çağırıyorum. “Barışın
Zaferine Kadar Yürüyüş.” Daha güçlü bir ülke, daha
güçlü bir yaşam için eğer bu adımlar atılmazsa;
büyük bir meşru savaş verilir. Barış eli havada
kalırsa, 2002 yılı savaş yılı olur. Hiç istemem, ama
böyle olur.
Bunları birleştirin, daha önce söylediklerim de var,
vakıf içinde söylediklerimi birleştirin. Başarılar
selam saygılar diye bitirin.
Kazanılacak özgür dünya var.
Kazanılacak özgür yaşam var.
Kadınlara ilişkin olarak (bayan avukata) haftaya siz
yine gelirsiniz. Daha ayrıntılı isimler
getirirseniz, daha özlü ve daha özel yazabilirim.
Biz kadını bırakmayacağız, kadın çalışması en az PKK
çalışması kadar önemlidir, barış için çalışsınlar.
Ben sizin için yaşıyorum.
29 Ağustos Tarihli Görüşme Notlarından
Devleti yakından anlamanız için benim eğilimimi
tespit etmeniz gerekir. Buradaki bu statüm az çok bu
yaklaşımlarla bağlantılıdır. İngiltere “APO
İmralı’da boğuşuyor” diyor. Onlar biliyorlar tabii.
Zihinsel ve ruhsal olarak dışarının on katı bir çaba
var. Şimdi daha zekice, daha gerçekçi, daha insancıl
bir yaklaşımım var. Savaş şeyimizde biraz körceydi.
Şemdin’i gördünüz, eline bombayı veriyordu, “patlat”
diyordu. Korkunç bir olay. Bu feodal kafalılar
kadınları böyle kullanmak istediler.
Daha önce Batman’daki kadın intiharlarını da size
söylemiştim. Oradaki memurlar kullanıyorlar, sonucu
da ölüm oluyor. Benim yüzümden olduğu için bu konuya
eğildim. Özgürlük mekanları yaratın dedim. Ama
sanırım PKK de bu konularda biraz yüzeysel kalıyor.
Devlet daha tecrübeli olduğu için daha iyi sonuçlar
çıkarıyor. Sıkıntılarım birazda bu yönlerdendir.
Burada söylüyorum, ama yerine getirilemiyor.
(Kadın boyutuyla özellikle 2000 yılına kadar yoğun
tartışmaların yaşandığı belirtiliyor. İdeolojik
yetmezlikler, yanlış eğilimlerin, yine yanılgılı
yaklaşımların kadının sürece aktif girişini
engellediği, erkek bakış açısından kaynaklı
zorlanmaların da olduğu, erkeğin kadını temel bir
güç olarak görmeme durumunun olduğu, hatta Konseyi
reddetmeye kadar varan ve böylece komploya zemin
olma durumunun da yaşandığı, ancak bu sürecin
aşıldığı, ruh ve moral açıdan sürece girişinin iyi
olduğu belirtiliyor. Kongreden güçlenerek çıkıldığı,
ancak ideolojik yetmezliklerin olduğu, örgüt ve
yönetim sorunların bulunduğu belirtiliyor.)
“Görevsiz bıraktık” dediklerini karma olarak
alabilirler. Bunlar yetkin kişilerdi. Kutuplaşmayı
beklemiyorum. Tabii eleştiri, özeleştiri sürekli
olmalı, bunlar öğreticidir. Yoğunlaşmaya ihtiyaçları
var. Savunmalarımı alıp değerlendirebilirler.
Birbirinizi artık suçlamayın. Kürtlerde biraz bu
var. Zaten yeterince lanetlenmişsiniz. Dağlar kadar
uzlaşma noktalarınız var. Barış kültürünü,
kardeşliği derinliğine ele almalısınız. Barışçı
olmak zayıf olmak değildir. Barışı güçlü ele alan
kişi, aslında en güçlü kişidir. Zihinsel devrim
yaşanmalı. Eleştiriler olacak tabii. Beş bin yıllık
kadının kölelik tarihi doğru çözümlenip, özgürlük
temelleri doğru ortaya konmuştur. Yoğunlaşma ve
eğitimlerini derinleştirmeliler. Kendi kaderlerini
tayin ederek bunu yapabilirler. Tarihte de bunun
örnekleri vardır. Orda da vakıf ve diğer
örgütlenmelere ihtiyaç duyulmuştur. Özgür Kadın
Vakfı böyle bir gelişmeye yol açabilir. Duygusal
ayrılıklara girmesinler, dostça, kardeşçe kazanmayı
esas alsınlar. Selam ve saygılarımı iletin. Başka
bir şey var mıydı?
Kadın, halk içindeki çalışmalarda, demokrasi
mücadelesindeki çalışmalarda öncülük yapabilir.
Konseyden bir bayanın Avrupa’ya gitmesi iyi olurdu.
Orada yanlış eğilimler olabilir. Yezidi olan arkadaş
gidebilir. Daha önce oradan gelmişti, değil mi?
(Doğrudur.)
Avrupa’da demokratik sürecin gelişmesi açısından bu
gerekli. Sıkı bir eğitimle yanlış eğilimlerin
aşılması gerekir. Sümer rahipleri nasıl bin yılları
yaratacak zihinsel devrimi yarattılarsa, bizde de
böyle zihniyet ve kültür devrimine kendisini adamış
kişiliklere ihtiyaç var.
5 Eylül Tarihli Görüşme Notlarından
(Bayan arkadaşlarla görüştüm, Asya arkadaş genel
koordinasyonda.)
Türkiyeli olan arkadaş mı?
(Evet.)
Gelişkindir, becerikli olması gerekir. Türkiye’ye
yönelik, Türk halkı ile barış ve kardeşlik
doğrultusunda çalışmalar yapamaz mı? Türkiyeli
tanıdıkları var, ilişkiler geliştirebilir.
(Zelal PJA ve Vakfa bakıyor, Sakine Kültür Sanat
alanında çalışıyor.)
Nasıllar?
(Belli sorunlar yaşanmış, fakat aşılmış. Ama hala
bazı sıkıntılar sürüyor. Erkek arkadaşlar bayan
arkadaşların özeleştiri sürecini kendi çizgilerine
gelmek olarak değerlendirme durumu söz konusu. Fakat
arkadaşlar sorunlara olumlu ve yapıcı
yaklaştıklarını, sizin tavrınızı ve tarzınızı esas
almaya çalıştıklarını; pratik değil, ama iradeleşme
ve ideoloji boyutunda eksiklikler olduğunu,
soruşturma süreci dahil bayan yapısının genelde
bağlılık sorununu olmadığını, ayrılanların geçmişte
de benzer sorunları olanlar olduğu aktarıldı.)
Bu tavır doğru değil, ısrarla niye kendi çizgilerini
dayatıyorlar? Benim çabalarım olmuştu, mesele kadını
kendi çizgimize getirmek değil, karşıt konuma
getirmektir. Mesele bizim şahsi isteklerimiz, kendi
kadınını yaratma değildir. Kapitalizmin kadını bir
sermaye durumuna getirmesi var, bunu çözümlüyoruz.
Bu anlamda kadını çözümlemek gerekiyor. Nasıl
Kapital’de sermaye çözümlendi sosyalizm ortaya
çıktıysa, kadının 5000 yıllık kölelik tarihi var,
bunun çözümlenmesine ihtiyaç var. Sizin bu
ilişkilerden kurtulmanız için zihniyet devrimine
ihtiyacınız var. Benim çözümlemelerim ve
savunmalarım etkili oldu sanırım. Türkiye’de kadın
yönünden bazı gelişmeler var. Din konusunda bizim
söylediklerimiz doğrultusunda adımlar atılıyor.
Laikliği, dini, özgürlüğü kavramak için kadını
kavramak gerekir. Özgürlüğü çok iyi kavramak için
kadını iyi çözümlemek gerekir. Mesele “kadın bana
bağlanacak” meselesi değildir. Kadına yönelik onunla
yaşayamama durumu var. Bununla biz yaşama sorununu
da çözeceğiz. Bazıları açısından bu sorun kadınla
yaşama sorunudur. Sadece evlenmek için kaçanlar var;
bunlar zarar verilmeden çözülmeli. Sadece evlenmek
için kaçıyorlarsa, bunlar zarar vermeden
evlensinler; ama bu insanı özgürlükten büyük
düşürür. Kadınlar vardı, özgürlüğü arıyorlardı,
acıya da dayanıklılar. Kendilerini yakanlar vardı.
Onlar tanrıça kültürünü aramalı. İşte
Hıristiyanlıkta adanmışlar var, Saint Paul gibi
kendini adayanları zoru devreye sokmadan özgür
bıraksınlar. Katolik kilisesinin şeyi gibi olmaz.
Kendini özgürlüğe adayanları da özgür bırakmak
gerekir. Biraz özgürleşmeyi yaşayan kadınlar vardı,
onlar özgürlüğü aramalı, bunun ideolojisinde
derinleşmeliler. Aşk, sevgi şeyine biz de karşı
değiliz, ama aşkın bu toplumda ne hale getirildiği
ortada. Türkiye’de bir günde, işte bilmem ne kadar
aşk diyorlar, televole kültürü dedikleri şey budur
işte. Bu kültürde insanlar felç edilmiş.
(Bayan yapısını kast ederek)
Başka ne aktarabilirsiniz?
(Genel olarak yapı iyi, eğitimler başlamış. Kadın ve
çocuklara yönelik eğitimler olmuş, bunu
sürdürecekler. Ancak kadın yapısında, özelikle genç
bayanların yapıdan kopması sorunu var, orta yaş
gurubunda ilişkilenme sorunu yok, fakat genç
bayanlarla bu yönlü sorunlar yaşanıyor.)
Orada bu sorunun çözülmesi zor, göndersinler.
(Sanırım buna pek hazırlıklı olan bireyler
değiller.)
O zaman biraz zor tabii. Düzen onları kolay
kazanıyor, onların da kişiliğinde bu yönlü
eksiklikler var. Onları çok farklı bir eğitime tabii
tutmalılar, çok özel, güçlü bazı arkadaşlar
yanlarında tutarak eğitebilirler. Genel yüzeysel
eğitimlerle tutulamazlar, sizin yöntemlerinizde
eksiklikler var.
(Kadın yapısı pratik anlamda değil, ama ideolojik
anlamda, örgütsel anlamda güç olamama sorununu
yaşıyor, bunu aşmanın yöntemlerini geliştirmeye
çalışıyorlar, zorlanmalar yaşanıyor.)
Savunmalarımı çok iyi okusunlar. İyi kavrarlarsa
olağanüstü bir kadın doğuşuna çağrı var. Bizimkiler
kavrayamıyor, kadını kavrayamıyorlar. Sevgiyi
büyütme; tamamen felsefi, siyasal temelde bir iştir.
Aslında Ahmet Altan biraz bizi anlamış sanırım,
kadına ilişkin yazıyor. Kitabı 150 binin üzerinde
sattı. Ahmet bizim çözümlemelerimizin basit bir
yansımasıdır. Biz bunun felsefi ve siyasal temelini
koymuşuz. Bunu iyi incelesinler ve büyük bir anlam
gücüne dönüştürsünler. Sevgi yeni büyük gücün
yaratılması demektir. Bunu çok kapsamlı açsınlar.
Erkekler buna saygı duyacaklar, başka yolu yok.
Bizim kızlar biraz acele etmiyor mu? yaşlandım mı.
Biraz dayanma güçleri olmalı. Ben bu yaşıma, 55
yaşına geldim, bıkmış mıyım? Anamı çözdüm, kadın
konusunda hala aynı heyecanla yeni şeyler
öğreniyorum. Avrupa’da yaşanan aşkı biraz çözdüm,
Ortadoğu’da aşkın yıkılışını derin çözdüm. İştar,
Promete, Gılgameş, (Yanında getirdiği Muazzez İlmiye
Çığ’ın kitapların göstererek) bunları iyi çözdüm.
İştar bizim Sterk, Star yani yıldız dediğimiz
olaydır. Star ilk tanrıçadır. İlk tanrı Star adıyla
simgeleştirildi ki, bizim dilimizde hala vardır.
(Avukatlara yönelik) Sizde de ‘ya star’ demezler mi?
(Tanrıya seslenmek anlamında, evet.)
Oradan Sümer’e İştar olarak geçti, onun için tarihin
beşiğidir diyorum. Kürtlerin Zagroslardan nasıl
indiklerini, neolitiği işledim. Bunları
tiyatrolaştırabilirler, kızlara söyleyin; eğer
sanatsal güçleri varsa, (MKM’yi kast ederek)
-tiyatro gurubu olabilir- Avrupanın Şekspir’de
yakaladığı çizgiyi Gılgameşte yakalayabilirler.
Bunun için de ideolojik derinlik, tarih bilinci
gerekir. Savunmalarım tarih ufkunu açıyor. Sanat,
ilk müzik, dinler oradan (Mezopotamya’yı kast
ederek) çıkmış. Bunları doğru kavrarsanız aydın
olursunuz, iyi bir tarih bilinciniz olur, güzel bir
yurtsever olursunuz.
Türkiyelileşme üzerinde dursunlar. Bazı Türk
arkadaşlar vardı; Pınar’dan tutalım İnci’ye kadar,
hala yazıyor değil mi?
(Evet)
Avrupa’da onu gördünüz mü?
(Hayır, tanışmadık.)
Hepsiyle ilişkilensinler, derinleşsinler, Kıbrıs
Gurubu vardı, sanırım onlar dağıldı.
(Kesin bir bilgim yok.)
Belli başlı tipler vardı, Asyagil’den önce o sahada
olanlar, Ortadoğu’da kalanlar vardı, biraz daha
ayrıntlı bilgi gerekli. Sanırım biraz yardımcı olmam
gerekir. Onlara söyleyin, sizi yalnız bırakmıyor,
buna layık olmak gerekiyor, biraz özgürsünüz ve bunu
yarattığınıza inanıyorum, sevgilerimi bu temelde
iletin.
(Avrupa’da halkın fiziki ve moral durumunuza ilişkin
yoğun soruları oldu, koşullarınızı merak ediyorlar,
koşulların daha ne kadar böyle süreceğini
soruyorlar.)
Burada sağlık, fiziki bünye çok zorlanır, bunu
mesele yapmıyorum. Halk üzülmesin diye bunları fazla
açmıyorum. Ben soğukkanlılığımı koruyorum,
Sokratvari duruş dediğim bu. Bunu son nefesime kadar
koruyacağım, burada infazıma 5 dakika kalsa
soğukkanlı ve Sokratvari bir şekilde giderim.
Sorun yaratmak istemiyorum, komplo mantığı
açısından sert devlet karşıtı konumda olmam iyi
olamaz. Devletin uzlaşma durumu olsaydı iyi olurdu,
devlet bizimle uzlaşsa iyi bir şey olur. Ben isyan
edin de demem, ama kimliklerine sonuna kadar sahip
çıksınlar. Bu olmazsa, koca karısının, karı
kocasının, çocuk ana ve babasının yüzüne bakamaz.
Onurlarına ancak böyle sahip çıkabilirler. Bunu
yapamıyorlarsa, hiçbir şey yapamıyorlarsa
otursunlar, evlerinde hüngür hüngür ağlasınlar.
Kadınlar güçsüz olduklarında ağlarlar, kimse onların
onuruna sahip çıkmaz. Hiçbir şey yapamıyorlarsa
ağlasınlar, ama şarlatanlık yapmasınlar. Onura sahip
çıkmak, kimliğe sahip çıkmaktır.
4 ekim Tarihli Görüşme Notlarından
Savunmamın hukuk bölümü de çok çarpıcı. Kesire’ye
ilişkin bölüm çok çarpıcı oldu. Onura sahip çıkmak,
kimliğe sahip çıkmaktır.
Kesire’nin hala çok anlaşıldığını sanmıyorum. Onunla
genelde kadın, özelde işbirlikçi aile pratiğini
açıyorum. Ailesi eskiden Kürt isyanlarına karşıysa
da kendisi solcu, Alevi, Kürt ve Dersimli olduğundan
dönüşeceğine inanıyordum. Bu bir özlemi dile
getiriyordu. Onun etkisi halen gitmemiştir. Nerede
olduğu halen belli değil. Gelen İsveç heyetine de
söyledim. Palme’yi anlamak istiyorsanız, Fatma’yı
anlamanız gerekir dedim. PKK içinde acımasızlığın
ilk tohumlarını attı. PKK’liler “Fatma’yı hemen
öldürelim” dediler. Ben buna müsaade etmedim. On yıl
tahammül ettim. Neden? Size kalsa dakikada
döversiniz, bilmem ne yaparsınız, ama ben tahammül
ettim. Öğretmenlik sadece olumlu şeylerle olmaz,
acımasız şeyler de eğitime yol açar. İntikam alayım
diye değil, onun bana dayattığı akıl almaz şeylere
karşı ben de büyük kadın özgürlük hareketini
geliştirdim. Bunların romanlaştırılması gerekir.
Eyüp belki yazabilir. Burada lise öğretmeniydi.
Akıllı birisi, bunu edebiyatlaştırabilir. Savunmam
olağanüstü roman taslağıdır. ‘APO Klanından Halk
Olmaya Doğru’; dört ciltlik ya da bir ciltlik roman
ile Nobel’e kadar gider. Aydınları biraz edebiyata
çağırdım.
Mezopotamya kültürünü açacak, kadın kültürünü açacak
sevgiyi, onuru ve gururu geliştirmek istiyorsanız,
ben bunun için kırk yıl uğraştım. Hala buradayım,
idam sehpası altında kaldım. Gücünüz varsa
okuyacaksınız. Sevgiyi, hırsı, yaratmayı, umudu,
acıyı, kendini yeniden yaratmayı böylece insan
olmayı, özgür halk olmayı başaracaksınız. O zaman
kendinizi tanıyacaksınız. Bir genç kızın bir erkekle
olması ürkütücü, erkeğin de köle kadınla
birlikteliğini iğrenç buluyorum. Zerdüşt
felsefesinin özünde Semitik köle olgusuna karşı bir
direnme var. Ailelerimizde biraz olumlu bir şey
varsa, Zerdüşt geleneğidir. Nietzsche, ‘Böyle
Buyurdu Zerdüşt’ adlı kitabında Zerdüşt’ü özgür
iradenin ilk temsilcisi olarak görüyor. Zerdüşt,
köleci ve feodal ruha ilk başkaldırıdır. Dinler
tarihini çok iyi çözümlemelisiniz, dinlerin ruhunu
iyi okuyacaksınız.
Savunmamda kadının köleleştirilmesini açtım. İştar,
İnanna Zagros’tan, dağ yöresinden gelen özgür
kadındır. Çatışma başlıyor. İnanna’ya baş fahişe
diyorlar. Bu, doğru değil. İlk genelev olan
Musakattin, Nippur’da açılıyor. Hollywood kültürü
kaynağını buradan alıyor. İnanna romanı iyi
yazılmamış, biz daha iyi anladık. Görünüşte tanrı ve
tanrıça arasında çatışma gibi görünüyor. Önce kadın
köleleştiriliyor, sonra toplum. Bunu topluma kabul
ettirmek için Zigguratlar oluşturuluyor. O dönemin
Zigguratlarında şimdiki üniversitelerden daha fazla
beyinler yıkanıyor. İlk edebiyat akademisi Nippur’da
Eduba adında açılıyor. Hakim sınıf temelinde
gelişiyor.
Neolitik toplum Verimli Hilal denilen bugünkü
Kürdistan coğrafyasında oluşuyor. Sümerlerin kurnaz
tanrısı Enki, tam despot değil, yarı bilgi ve yarım
kurucu atayı temsil ediyor. Bugünkü nine, ana
isimleri Ninhursag ve İnanna’dan geliyor. Fırsatım
olsaydı “Tanrı ve tanrıçanın başına neler geldi”
diye yazmak isterdim. Tanrı ve tanrıçanın başına
neler geldiğini kızlar yazabilirler. Kızlara bunları
verebilirsiniz. Toprak kültürünü yaratan kadındır.
Kadın, olağanüstü bir güçtür. Ana kültürünün bu
kadar güçlü olmasının nedeni buradan gelir.
Rahiplerin romanını yazmak çok ilginç. Bugünkü üç
kutsal kitap mitolojinin kötü bir taklidi ve
versiyonudur. İyi çözmek gerekiyor. Bizimle yakından
ilgilidir. İlmiye Çığ fazla anlamamıştır. Üç din
üzerinde Sümerlerin etkisi üzerine adlı kitabında
yazdığı şeyler doğrudur, ama biz Sümer mitolojisini
daha iyi çözümledik.
24 Ekim Tarihli Görüşme Notlarından
Lenin’in öngördüğü proletarya diktatörlüğü,
Avrupa’nın denediği burjuva demokrasiciliği değil,
onu da aşıyor. Çin’in Halk Cumhuriyeti deneyimi de
değil. Bunlar aşılmıştır. Nedir bunun özü? Bunun
içinde, halk kültürlerinin uyandığı, kadın
özgürlüğünün tamamen devreye girdiği, politik olarak
klasik devlet anlayışından uzaklaşıldığı, ideolojik
devlet anlayışının aşıldığı, devletin toplum ne
kadar istiyorsa o kadar bir koordinasyon aracı,
teknik bir araç olarak kalacağı bir sistem
denebilir. Sınıfsız topluma ulaşmak belki beş yüz
yıl sürebilir. Çelişkiler var, ama bu çelişkilerin
karakteri kökünden değişmiştir, kanlı devrimlerle
çözülmez. Bu dönemin siyasi çatısı; kültürlerin,
kadınların, çevrenin, sivil toplumun alabildiğine
geliştiği, klasik anlamda devletin anlayışının
aşıldığı, hatta devletin klasik olarak aşıldığı,
devletin teknik, koordinasyon aracı olarak tutan bir
sistemdir. Bilim-teknik halkların lehine
kullanılırsa sorunlar çözümlenir. Kültür özgürlüğü
olursa bir dünya devletine doğru gider. Dünya
devleti özlemi, bazı bilim adamları tarafından da
dile getirilmişti. Eienstein’in böyle bir özlemi
vardı. Bilim adamları neden bir dünya devleti
anlayışı geliştiremediler. BM bir taslaktır. Onu da
aşan bir dünya organizasyonu, bu organizasyonun
altında örgütlenen bölgesel örgütlenmeler
kurulabilir. Avrupa Birliği var, Afrika Birliği var,
Ortadoğu birliğine doğru da gidilebilir. Bu aşamaya
giriliyor, kaçınılmaz bir biçimde buna doğru
gidiliyor. Bu birlikler gevşek. halkların çıkarına
uygun olacak. Gökdelen vurmak, Arap İsrail
çatışmalarıyla sorunlar nasıl çözülebilir!
Kültürlerin, sınıfların, cinslerin harmanlandığı bir
demokratik uygarlık sistemine, Ortadoğu’yu
demokratik uygarlığa nasıl götürebiliriz dedik ve
Kürt çözümünü diğer halklarla kardeşlik temelinde
ele aldık. Sevgiye, diyaloga dayalı olarak
savunmalarımı değerlendirin. Bazı fanatikler
saldırabilir. Bunlar olacak. Bunlar Marks’ı,
Lenin’i, Stalin’i bilmezler, bunların sosyalizmle de
alakaları yok. Bunlar tarikatçı ve gericidir.
Örümcek kafalılar nasıl sağda varsa, solda da var.
Gençlik kafasını açmalı, gençliğin uyanmasını
istiyoruz. Gençlik beynini bilime açmalı. Savunmam
epey bir çerçeve ve yöntem veriyor. Savunmalarım
salt yayın organlarında yayınlanıyor. Sadece
gazetede yayınlanması yeterli değil, tartışılması
gerekiyor. Bilim çevrelerinden, gazetecilerden,
cezaevinden çıkanlardan ve sizlerden biri savunmamı
bölüm bölüm tartışmaya açabilir. Öcalan’ın
savunmasının bu bölümünü tartışmaya açıyoruz denir.
Her gün fazla olabilir, ama her hafta bir bölüm
üzerinde tartışılabilir. Bu olmazsa, savunmalar
rolünü oynamamış olur.
Savunmam siz kadınlar içinde bir çıkış şansı oluyor.
Vurdum duymazlığa gidebilir. Sol lafazanlık bizde de
çok güçlüdür. Basit lafazanlıklarla geçiştirilemez.
Buna engel olun ve tartışmayı derinleştirin. Bu
tartışmalar en az iki yıl sürmelidir. Savunmalarıma
yasaklama gelmez, sanmam. Gelse de önemli değil.
1 Kasım Tarihli Görüşme Notlarından
Türk arkadaşların da içinde yer alabileceği;
demokrasiden, hukuktan anlayan bir özgürlük partisi
kurulabilir. Eğer kendilerinin demokratikliğine
güveniyorlarsa demokratik organizasyonu, hukuktan
anlayanlar bir özgürlük partisini tartışmaya
başlayabilirler. Savunmam bunlar için bir temel
olsun. Kürt ve Türk arkadaşlar var, diğer
kültürlerden, bir de kadın var. Kendine çok güvenen
bayan arkadaşlar varsa, hatta başkan da olabilir.
Kadının kendini oldukça konuşturduğu bir parti
olmalı. Kadının inisiyatifi varsa, Selek benzeri
kişilikler olabilir, sizler de varsınız, sizlerin de
bilinci hayli yüksek. Milli bir parti olmamalı,
kültürlerin, kadının kendilerini ifade edebileceği
bir parti olmalı. Kadın özgürlüğünün önü açılmıştır.
Şunu hemen belirteyim; bu parti kitle partisi
olmayacak. Bu parti, ideolojik, siyasi bir parti
olacak. Biçimsel olarak Doğu Perinçek’in parti
modeli olabilir. İçerik olarak değil, ama biçim
olarak yararlanabilirsiniz. Kürt ağırlıklı olmamalı,
demokratik, hukuka bağlı, kadının ön planda olacağı
bir parti olmalı. Özgürlüğün önü açılmıştır. 30-40
kişilik bir ekiple gerçek ideolojik bir parti
kurulabilir. Bu parti HADEP’e de, sosyal
demokratlara da yol gösterebilir. Sinema filmi
vardı; Büyük Adam Küçük Aşk filmi. Aslında devletin
yeni bir eğilimi gibi.
Özgürlük partisi demiştim daha önce. Onun ismi
Özgürlük ve Adalet Partisi olabilir. Gençlik ve
kadın ağırlıklı olur. Bir Kürt Partisi değil,
Kürtlerin ve Türklerin ortak partisi olur. Kadının
önde olacağı bir Parti olmalı. Gençlik konferansta
bunu tartışabilir. Tartışmayı derinleştirebilirler.
Sonuçlarını bekliyorum. HADEP Kürt ağırlıklı
demokratik kitle partisi olur. Rollerini böyle
oynarlar. Tabii çok kolay değil, zorlu bir sürece
girilecektir.
16 Ocak 2002
Savunmalarımı kendi problemlerine olduğu gibi
uygulamadılar. Savunmamın tarih, felsefe ve yöntem
anlayışını kendi gerçekliklerine uyarlasınlar. Kadın
tarihini yazsınlar. Savunmalarımda kadın boyutuyla
büyük bir derinlik var. Savunmaların en iyi kadınlar
değerlendiriyor. Kadın sorunu Avrupa’da da var;
yalnız Kürt kadınında değil. Bu boyut evrenseldir. İnanna olgusu Kürdistan gerçekliğidir. Mitolojik
yeri vardır. Kutsal kitapta yerlerini bulurlar. Size
de okumanızı tavsiye ederim. İnanna kültürü
Zağros’tan Mezopotamya’ya inmiştir. Kırk yıllık
birikimle bunları söylüyorum. On bin yıllık kadın
egemenliği tahılı bulan, öğüten, evi kuran kadındır;
meyve ağaçları, evcilleştirme kadın emeğinin
sonucudur. Erkekler sağda solda isimsiz avcılar gibi
tutuluyorlardı. Arkadaşlar arkeolojiye, mitolojiye
ilişkin bol bol kitap okumalılar. Babil’in tanrısı
Marduk erkek egemenliğinin ilk temsilcisidir. Babil
kültürü daha sonra İbrahim yoluyla Yahudilere
geçiyor. Kitabı Mukkadesi okumanızı tavsiye
ediyorum. Burada kadının düşürülüşü çok ilginçtir.
Babil destanındaki erkek egemenliğini de
okuyabilirsiniz. Kadın dördüncü buzul çağının sona
ermesi ile Neolitik toplumun doğuşuna dayanır.
Neolitik toplum birikimleri Sümer’e yansır.
Eğitimlerini mitoloji, felsefe, bilim tarihi ve
sanat tarihi alanında yapmalı; bu bilinçle günümüzde
sivil toplum örgütlerini yaratmalılar.
... Kadın yapısı ayrıntılı mektup yazmış. Onlara
şunu söyleyebilirim; size yüksek değer biçiyorum.
Güzel doğru bir yoldalar. Açılıp kendilerini egemen
kılmalarını istiyorum. Soylu bir yoldasınız,
kendilerine güvensinler; kaygılanmaya, ne olacağız
demeye gerek yok. Eski dünya anlayışlarını
bitirsinler. Bana ilişkin çok güzel tanımlamaları
var. Benim onlara bağlılık şeyim şöyledir; 5000
yıllık kirli tarihe rağmen, giderek daha iyi
olmanızı, erkeğin kararttığı dünyaya karşı arınarak
kendi gerçekliklerinizi yaratmanızı diliyorum. Hem
ana saygısı, hem de aşka dair söyleyeceğim bunu.
Çünkü kadın sürecin en büyük teminatı, değeridir.
Görünüşte herkes aşık oluyor, anasını seviyor
görünüyor. Bunu ikiyüzlü buluyorum; benim için
hiçbir önemi yok. Seni çok seviyorum diyor, hançeri
vuruyor. Gazetelerden okuyorum, fotoğraflarını
görüyorum, o kadar güzel insanlar aşk adına katliama
uğratılıyor. Kültür katliamından, halk katliamından
daha tehlikelidir kadın katliamı. Kadında namus
olmalı; ama bu bıçakla öldürmekle olmaz. Böyle
yaşanılmaz. Ben ahım şahım bir erkek değilim. Annem
bana sen aile reisi bile olamazsın diyordu. Bu benim
umurumda değil. Başka bir erkek olmam çok önemli.
Erkeği öldürmek derken bunları belirtiyorum. Bu
konuda cesaretli olmak en büyük cesarettir. Kadın
yaşamın, toprakların sahibi. Aşk adına kadının
ruhunun, fiziğinin katliamını önlemeliyiz. Bir erkek
olarak kendimdeki erkeği iyi öldürdüm; bu
cesaretlerin en büyüğüdür. Türkiye’de kadın şeyi iyi
bir noktaya geliyor. Mesela Nazım Hikmet deniyor;
küçümsemiyorum ama kadın sorununu çok derinden ele
almamıştır. Saygılıyım ama yetmiyor. Reel
sosyalizmin kadına bakışı, egemen erkek bakışıdır.
Eşitliği, özgürlüğü ve saygıyı ifade etmez. Bunu ben
yaptım. Bu eksikliğin giderilmesini önemli
buluyorum.
15 mayıs 2002
Oradan başka kimler var. Kadın için gelecek hafta
daha ayrıntılı bir mesaj vermeyi düşünüyorum,
kadında biraz uyanma var değil mi, kadın
özgürleşmesinde ben ısrarlıyım, bilim adamları bile
söylüyor 21. yüzyıl için kadın yüzyılı olacak
diyorlar, kadın meselesi sosyal bir meseledir.
Sadece cins meselesi değil bana göre de bir erkek
meselesidir. Uygarlık 5 bin yılık erkek
yaratmasıdır, kirlidir, erkek bu kirlilikte parça
parça dökülüyor, buna yoğunlaşacağım, şimdi erkek
meselesi üzerindeyim bunu açacağım heyecanla
beklesinler. Kadın biraz özgürlük düzeyi yakaladı,
kadınla onurlu bir yaşam, kadın onurlu yaşamı
yakalamalı. Bana nasıl yaşıyorsun diyorlar.
................ bende kudretliyim, peygamberlerin
bir dili vardır bende peygamberlerin diliyle
konuşuyorum, dindar değilim ama tanrı diliyle
konuşur öyle yaşarım, ........ tanrıların diliyle
konuşmak öyle kolay değil. Kadın meselesini de iyi
kavramak lazım, kadını biz insan yerine koyacağız,
onurlu bir biçimde yaşanacak, o zaman kadınla
onurlu yaşanacak, ben tüm gücümü nereden alıyorum
............... gelecek hafta ilkeleştireceğim.
Böyle büyük kadının ortaya çıkarılabilmesi, dünyayı
ve toplumu kurtarır. Bu temelde ben güçlüyüm
onlarda güçlü olsunlar. Ben ne genel nede özel ev
peşinde koşmasınlar diyorum, daha öncede özgür
evlerden demiştim, özgür evlerden Sümer devleti
döneminde genel eve geldi. Musakkadim gelişti, özgür
evlerde buluşsunlar. Başlangıçta aile iyi bir
kurumdu sonra köleleştirildi, kadın tarihi, kadın
özgür toplum sözleşmesi bunlar ile kongreye
gitsinler. Biraz paraları da evleri de olmalı. Ben
demiyorum rahip yada rahibe olsunlar, rahiplerin
nasıl yaşadığını anlasınlar, tanrıça kültürü
Stardan, İştar’a, İnana’ya, Afrodit’e kadar gelir
bu kültürünü yaşatmaya çalışacağız, bu bizim
kültürümüzdür, selamlarımı söylersiniz. Avrupa’da
kadın çalışması konusunda kim öne çıkmak istiyor,
ben bunları öğrenmek istiyorum bu isimleri
getirirseniz değerlendireceğim.
22 Mayıs 2002
. Zamanı iyi değerlendirmek önemli bundan sonra
zamanı iyi değerlendiren kazanır. Zaman da tıpkı
atom gibi tıpkı enerji gibi bir değer üretir.
Maddeye dönüştürülebilir. Bir yanlış işlerle zaman
geçiriliyor birde başkalarının zamanını yaşamak.
Yani kendisi için iş yapmamak anlamında
kullanıyorum. Bizim şuan yaşadığımız başkalarının
zamanıdır. Zamanı iyi kullanmak doğrudan bilinçle
ilgilidir. Bilinci olmayanlar zamanı iyi
kullanamazlar ve tehlikelidirler, dogmatizme
götürürler. Bizimkilere anlatmaya çalıştım ama
anlamadılar. Zamanı iyi kullanamadılar.
Son günlerde felsefe ile ilgili bir yoğunlaşmam var
daha da derinleştirmek istiyorum. Bazı tespitlere
ulaştım bunları kısaca vermek istiyorum. Yaşam
felsefesini yaratmak gerekiyor. Felsefesiz ideoloji,
felsefesiz örgüt, felsefesiz siyaset olmaz.
Geçmişten devrimci teori olmadan devrimci eylem
olamaz, deniliyordu. Ona aslında doğru bir felsefe
olmadan doğru bir pratik olmaz, diyebiliriz. Felsefe
bizimkilerin sandığı gibi bir sözcük oyunu değil bir
zihinsel donanım meselesidir. Evrende ve doğada
kesin bir mutlaklık yok. mutlak doğru yok. her şey
bir tür denge üzerinde yürür. İtme ve çekme
kuvvetleri birbirini karşılıklı dengeler. Ve
birbiriyle karşılıklı bağımlılık vardır. Bu kuanton
ve doğa fiziğinde de benzer durum söz konusudur.
Evrende de birbirine bağımlılık ve özgünlük vardır.
Bunlar genel felsefe doğrularıdır. Fakat ben bunu
topluma ve siyasete uyarlıyorum, daha da
derinleşeceğim. Çıkardığım bazı sonuçlar var. Doğada
olduğu gibi toplumların illişkilenmesinde de bir tür
karşılıklı bağımlılık vardır. Tam bağımsızlık, tam
özgürlük yada tam kölelik diye bir şey yoktur.
Karşılıklı bağımlılık vardır ama özgünlüklerde
vardır. Her çağın ve her toplumun felsefesi vardır.
Savunmalardan açmıştım. Sümer devletin de mitoloji,
Ortadoğu’da da dine dönüşmüştür. Romalılarda felsefe
,yunan uygarlığında bilimsel felsefenin izleri
görülür. 20 yüzyılın bu kadar kanlı ve bu kadar
ilkesiz geçmesinin nedeni de kendine özgü bir
felsefeyi yaratamamış olmasındandır. 20 yüzyılda bir
zihniyet dönüşümü yaşanamamıştır. İşte Türkiye’nin
yaşadığı sorun budur. Tamam ekonomik siyasal kriz
var ama bunların hepsinin temelinde de zihniyet
krizi yatmaktadır. Zihniyet dönüşümü
gerçekleştirilmeden ekonomi düzelmez kriz devam
eder. ABD’nin bu kadar güçlü olmasında karşılıklı
bağımlılığı iyi uygulamasındadır. Başka halklara
bunu uygulamamıştır ama kendi içinde bunu esas
almıştır. Bunu Kürtlere uyguladığımızda şunu
görüyoruz ne tam bağımsızlık ne tam bağımlılık ikisi
de doğru değil. Tam bağımsızlığın pratik hayata
karşılığı yoktur. Kürt olmadan Türk olmaz, Türk
olmadan Kürt olmaz. Yani tam bir karşılıklı
bağımlılık ama Kürt toplumu açısından da bir iç
özerklik tıpkı evrende ve doğada olduğu gibi. Ak ve
kara yaklaşımı geçersizdir. Sadece benim görüşüm
doğrudur demek dogmatizmdir. Başarıya götürmez.
Eskiden Türk solcuları da tam bağımsız Türkiye
diyorlardı, işte Türkiye’nin geldiği yer ortada tam
bağımlı bir ilişki içerisinde. Günümüzde eksik olan
zihniyet devrimini gerçekleştirmek gerekiyor, ben bu
nedenle bunun üzerinde duruyorum. Doğa ve evrendeki
bu ilişkiyi devlet, toplum ve siyasete uyarlıyorum.
Devlet kendiliğinden demokratik olmaz, demokrasiye
duyarlı hale getirilebilir. Yani devleti yıkmak ve
ortadan kaldırmak değil. Demokratik siyaset
dediğimiz mücadele ile siyasi partilerin toplumdan
güç alarak, devleti demokrasiye duyarlı hale
getirmesi gerekir. Ben daha öncede söyledim,
demokratik siyaset meselesini açın derinliğine
tartışın demiştim. Siyasi partiler hem devletin
işleyişini bilecek hem de toplumun sorunlarını ve
ihtiyaçlarını bilecek. Bunu programlaştıracak ve bin
kayış rolü oynayarak, devleti demokrasiye duyarlı
hale getirecek. Toplumu duyarlı hale getirmek için
her alanda ekonomiden, spora kadar sivil toplum
örgütleri kurulmalıdır. Türk emekçilerine yönelik
olarak ta işsizlik ve pahalılıkla mücadele
derneklerinden tutalım, demokratik köylü
birliklerini oluşturmak gerekiyor. Demokratik köylü
birlikleri bir model olabilir.
Felsefeye ilişkin söylediklerimi aynen meşru
savunmaya da uyarlıyorum. Üç aşaması var. Birincisi
ateşkes döneminde güçler kendilerini korurlar,
savunma pozisyonuna geçerler, imha olmaya karşı
gerekli önlemleri alırlar. Şuan bizim içinde
bulunduğumuz meşru savunma durumunu ifade ediyor.
İkinci aşama saldırılması halinde, imha amaçlı
saldırılması halinde meşru savunma savaşı
başlatılır. Bunu halk savunma güçleri için
söylüyorum. Üçüncü aşamada topyekün saldırıya karşı
topyekün savunma; yani saldırı ve imha halka
yönelik ve genel olursa halkında içinde yer aldığı
topyekün savunma yapılır. Bu bir tür meşru
müdafaadır ve evrensel düzeyde anayasal bir haktır.
Bunlar teorik olarak böyledir. Tabi bu ilkeler somut
pratik duruma göre uyarlanır. Bu savunma
pozisyonlarına hazırlıklı olmalılar. Bunları aslında
hiç belirtmemem gerekiyordu. Ama kısaca belirttim
burada bitirelim.
...
. Kadın mücadelesi çok önemli bir mücadeledir. Ben
boşuna 21. yüzyıl kadın yüzyılı olacak dememiştim.
Kadının dönüştürülmesi yalnız yetmez erkeğin
dönüştürme sorunlarını ele almalılar. Partilerine
erkekte üye alma da olabilir, ancak bazı ölçüleri
olmalı ve onu kendileri koymalı. Onlarında kendi öz
güçlerine dayalı meşru savunma güçleri olmalı. Onlar
için üç temel çalışma öneriyorum; birincisi kadın
tarihi, ikincisi kadın devrimi, yani özgürleşmesi,
üçüncü kadının toplumsal sözleşmesi
5 Haziran 2002
Onlara üç temel kitap önermiştim. Tamamı içerik ve
kapsam açısında irdelenmeli. Önemli buluyorum.
İlkesel bir çalışmadır. Demokratik bir biçimde
özgürlüklerini belirlemelidirler. Belirli zorluklar
olabilir, ama zorluklar ne olursa olsun bu benim
için bir ilkesel tutumdur. Benim için ilkesel ve
demokrasinin özünü belirleyen bir çalışmadır. Hayati
buluyorum. Ortadoğu’nun en temel bir çalışmasıdır.
Ortadoğu’da gelişmenin, Rönesansı olmayışı,
demokrasinin gelişmemesi bu sorundan kaynaklıdır.
Ortadoğu’nun bu en önemli sorunun çözüme
götürmelerinin kendi adıma sonuna kadar kararlı
savunucusuyum. Önerdiğim üç kitabın derinliğine
irdeleyerek bende de bol bol alıntı yaparak
kongrelerini yapabilirler. Çalışmalarını
götürebilirler. Halklar nasıl kendi kaderlerini
belirliyorsa kadınlarda kendi kaderlerini
belirlemelidir. Tutarlı olmanın ilk kuralıdır bu.
Demokratik siyasal çalışmalarda pratikleşmelidirler.
Pratik çalışmalarının Ortadoğu çapında inançlı bir
şekilde sürdürmelidirler. Yapay ayrımlara
gidilmemesi gerekir. Ne basit kadınsılığı nede erkek
egemenliğine boyun eğmemeliler. Bendeki bazı şeyleri
de zaman zaman mektuplarla ulaştırmak istedim. Ancak
biliyorsunuz fazla açmadım. Uluslar sorunu
uluslararası sorunu ekonomik, siyaseten önce kadın
ve onun etrafındaki sorunları çözümlemek lazım.
Kadının özgürleşmesi önceliklidir. Zorluklar
olabilir. Kadın ve erkekten kaynaklı zaaflarda
olabilir. Bu tür zaaflar buna engel oluyor, ama ilke
ilkedir. Kolay değil tabi, 5 bin yılık kölelik
tarihi uygarlığı ne hale getirdiği ortadadır. Ne
kadar kirlilik yaratığı, Ortadoğu’yu ne kadar
etkilediği ortadadır, başka türlü namus korunamaz.
Kimlik olmaz, halk olmaz, anlamlı bir yaşam olmaz.
Bu temelde kendilerine başarılar diliyorum. Savunma
ve önerdiğim kitaplardan bol bol yaralanabilirler.
Bunlardan esinlenebilirler. Savunmamda bunun
üzerinde uzun uzun durmuştum. Sizde ayrıca önceki
söylediklerimle kapsamlı bir mektup haline
dönüştürün. Söylediklerimi, kaç sayfa gönderdiğinizi
size daha sonra soracağım. Savunmamda uzun uzun
üzerinde durmuştum.
Zamanı ve mekanı çok iyi kullanmak gerekiyor.
Doğru kullanmayanlar tarihi ve güncel olarak
gerçeğin özüne varamazlar. Yaşamı yaşayamazlar.
Zaman ve mekan birbirine bağlı. Einstein gerçeği
biraz yakalamış. Newton ve Aristo felsefesi aşıldı,
her ne kadar bilim diye ortaya çıkmışsa da aslında
Sümer kadar dogmatiktir. Bilimdeki dogmatizmi de
Einstein biraz doğrultuyor ama tümüyle de
aşılamadı. Halen ciddi felsefi problemler var.
Aslında 20. yüzyılın çelişkileri bununla bağlantılı,
20. yüzyıl bu açıdan değerlendirilemedi. Hunttington’un medeniyetler çatışmasını okuyorum. O
da biraz yakalamış ama tam ifade edemiyor. Ben bu
konuları burada iyi çözümledim. Bilim felsefesine
yaklaşımımı ortaya koydum. Aslında bu konuları bir
kitap biçiminde hazırlamak istiyorum. Bunları
bilmezsek aşama yapamayız. Yaşamı yaşayamayız,
Yaşamı koruyamayız. Bu nedenle önemli buluyorum.
Felsefi temelden yoksunluk her şeyi boşa götürür,
bütün emekler boşa gider, sizin buraya geliş
gidişiniz de, her şey de boşa gider.
12 Haziran 2002
Fakat savunmamda da bazı tespitler yapmıştım.
Savunmamın felsefi yönü önemliydi ve hala
güncelliğini koruyor, benim tespitlerim daha
kapsamlıydı. Tartışılıyor mu bilemiyorum?
Brzezinski’yi okuyorum. “Önce Rusya kültürü çöktü
şimdi de ABD kültürü kofluk nedeni ile yıkılacak”
diyor. Doğru bir tespit. İşte bu yüzden Bush
kendisine düşman yaratma politikası güdüyor. ABD’ye
bir düşman lazım diyor. İşte El Kaide ve Saddam bu
tip arayışların sonucunda gündeme geldi. Saddam’ın
iki kitap yazdığını biliyorsunuz. Okumanızı
öneririm. ABD’yi tanımak açısından bu kitapları
okumalısınız.
Bu girişi şunun için yaptım. Benim diyalektiğimi iyi
anlamanız gerekiyor. Felsefi terimlerle ifade etmek
yerine halk diliyle ifade etmek istiyorum.
Bizimkiler maalesef felsefi dili fazla
anlamıyorlar, o yüzden konuşma diliyle anlatmaya
çalışacağım. Bize oynanan oyun şu; Kürt toplumu,
halkı ve Kürdistan anamızdır diyelim. Komplocular,
bunların içinde ABD, Batı, Ortadoğu despotları,
hatta Kürt işbirlikçileri de var. Bunlar zorla
entrika ile kendi malı gördükleri anamızın bizim
tarafımızdan özgürleştirilme istemini
hazmedemediler. Çünkü bunlara göre anamız hepsi
tarafından ortaklaşa kullanılan bir maldı. Benim bu
kafa tutan yanımı daha öncede anlatmıştım anam
keşfetmişti. Benim böyle bir yanım hep oldu. Anam
benim özgürlük arayışıma katı kurallar getirmek
istedi, bendeki özellikleri gördü, kendince
tedbirlerini alıyordu. Kendi arkadaşlarımı kendim
seçiyordum. Hem kız hem erkek. Hasan Bindal
meselesini çok anlattım, değinmeyeceğim. Köyün
içinde böyleyim, onların kurallarına göre, yedi
yaşında arkadaşını seçemezsin. Ama ben dost-düşman
ayrımı yapmadan, istediğim gibi arkadaşımı
seçebilmeliydim. Oysa o, düşmanla arkadaşlık
istemiyordu. İlk çatışmamız böyle başladı. Birincisi
bu, ikincisi ise; onların istediği gibi değil,
kendi istediğim gibi dolaşmak istiyordum. Dağlara,
bayırlara çıkıyordum. Bana “istediğin gibi
dolaşamazsın” diyordu, ben de yok diyordum. Evimiz
tek katlıydı, karanlık bir yeri vardı, ahırdı, beni
oraya götürüp idam eder gibi adeta nefessiz
bırakacak şekilde üç defa boğazımı sıkıp sıkıp
bırakmıştı. “Bir daha yapmazsın değil mi?” diyordu.
Ama bende bir yolunu bulup fişek gibi elinden
kaçıyordum. İlk idam hikayem böyle başladı. 45
yıllık bir idam öyküsüdür. Sonradan da bana, “sen
çok çalışıyorsun çevrendekiler senden yararlanır
sonuçta sen yalnız kalırsın” diyordu.
Şimdi örneğimize devam edelim ana oldu Kürt,
genelleşti, fenomen bir olgu durumuna geldi. Benim
konumum anayı özgürleştirmekti, ne oldu? Komplo
oldu. Biz anayla, kadınla değiştirmek istedik. Erkek
yabancılaşmış ihanet etmiş -hem politik hem
kültürel açıdan- ana ise ne kadar yetersiz olsa da
kültürü korumuş, kültürü temsil ediyor. Bağı daha
güçlü. Benim özgürlük arayışımı önce Kürt
feodalleri fark etti. Sonra dış güçler yani Batı,
ABD ve en son Clinton fark etti, el attı. Sıradan
bir yakalama olayı değil bu, ABD politikasının
90’dan sonraki en önemli olayıdır. Tarık Ali biraz
kavramış yeni sol kavramıyla. Bu yakalamanın yalnız
Türkiye’nin hatırı için yapılmadığını görmek
gerekir, ABD açısından çok çok önemli bir olay. Bu
durum kapsamlı bir edebi, siyasi roman konusu olur.
Kürt trajedisinin anlatılması gerekir. Aydınlarımız,
sanatçılarımız bunu görmüyorlar. Yahudi kültürü
böyle gelişti. Son 5 bin yıllık hatta 15 bin yıllık
tarihin trajik öyküsüdür. İş bu kadar basit. 15 bin
yıllık kültürün yarı edebiyatla, yarı tarihle ve
kültürle geliştirmek zorundayız. En son olay,
emperyalizm uyandı ve bizi dizginledi. Diyorlar ki
“bu bizim fahişemiz, sen kim oluyorsun da bizim
elimizden almak istiyorsun”. Enkidu örneğini boşuna
vermedim. Talabani-Şemdin ikilisi budur. Enkidu da
bir Kürt işbirlikçisini temsil eder. Klasik Kürt
feodalleri, Ortadoğu despotları ve ABD kendi
işbirlikçileri ile bizim şahsımızda özgür Kürdü
boğmak istediler. Benden biraz çekiniyorlardı, bana
belli bir saygıları da vardı. Bilemem taktik de
olabilir. Askeri yetkili Barzani-Talabani
istediğimiz her şeyi bize sunuyorlar dedi. İşte
Barzani, Burkay Kürtlüğü böyledir. Bunların Kürtlüğü
böyledir. Kürtler aklını başına almak zorunda.
Suriye’deyken, Türkiye’deki bazı yetkililerle
geliştirmeye çalıştığım ilişkiler vardı. Yeni
Kemalistler Neokemalistler diyebiliriz bunlara.
Haftaya bu konuda önemli açıklamalar yapacağım.
Ayrıca Nakşilik üzerinde duracağım, yeni gelişmeler
var, yeni tespitlerim var. Bu iki konu önemli. Onlar
biraz yoğunlaşmışlar. Ne olup bittiğinin
farkındalar. Tartışmalar çok yoğun, artık anlamak
zorundayız, benim olayı çözmek istiyorsanız. “Kürt
zaten beş bin yıldır kölemizdi, sen kim oluyorsun,
sen bunları özgürleştiremezsin” diyorlar. Öldürücü
darbeyi böyle vurdular. Öldürücü darbeyi kim vurdu;
ABD, İsrail, Arap ayağı var, Avrupa ayağı var.
Bunların romanda çok iyi açılması lazım. Bu bir iki
kitap haline getirilmeli. Asıl öldürücü darbeyi de
Yunanlılar vurdu. Türk öldürebilirdi barbar geleneği
gereği ama devreye Kemalizm girdi. Dikkate değer bir
yaklaşımda bulundular. Biraz akıllı davrandılar,
taktikte olabilir bilemeyeceğim. Taktik olup
olmadığı ileride anlaşılabilir. Tam çözemediler ama
öldürme Yunanlıların işine gelebilir diye
düşündüler, ordu böyle yaklaştı. Diğerleri kan
içicililiği yaptılar, MHP-Çiller ve benzerleri.
Kıvrıkoğlu ordunun bu çizgisinin temsilcisi gibi
duruyor. Aslında bunu Mustafa Kemal’e kadar
götürebiliriz. Ölümünden sonra ona ihanet ettiler
“Ata ata” diyorlar ya, atanın iyi bir evladı
çıkmadı. Onun yerine Oligarşinin çeşitli türleri
ortaya çıktı onlarda ihanet etti. Bazı yazarlar,
aydınlar çıktı ama onlar da öldürüldü.
Ordu Kemalizm’e bağlı ama politika yapamadı,
Kemalizm çağdaşlaşamadı, güncelleşemedi. Kemalizm
1920’lerde kaldı. Kürtler de o dönemde oyuna geldi.
Kürt işbirlikçileri kullanıldı, bu oyuna geldiler.
Bedirhan beyin kazanma ihtimali vardı ama İngiliz
oyununa geldi. İngilizlerin birinci darbesi
1845’lerde böyle geldi. İkinci darbe Şeyh Sait
olayı, fazla açmayacağım. Üçüncü darbe de bize karşı
geliştirilen oyun oluyor. 200 yılda üç büyük oyun
böyle gelişiyor. İngilizlerin üç büyük oyunu var.
Korkunç bir oyun. Ben onun için Kemalistleri
uyardım. Neo Kemalizm konusuna değineceğim. ABD,
İngiltere’nin Atatürk’e oynadıkları oyunu günümüz
Türkiye’si üzerinde uygulamak istiyorlar. Gelecek
hafta mesaj vereceğim, çağrılarda bulunacağım. Bazı
önemli gelişmelere yol açabilir. Kerkük tartışmaları
önemli, büyük oyun var. Biz Kürt halkına biraz kan
ve can vermek istedik ama neyle karşılaştığımız
ortada. Bana burada söylenenler önemliydi. “Senin
direnişini izliyoruz” dediler. Bilemiyorum taktikte
olabilir ama mücadele böyledir. Mücadele ve yaşam
zordur, devam ediyor.
...
Bir İngiliz yazarın ilginç bir tespiti vardı.
Sanıyorum zor durumda kalıyor, yanındaki Kürt kızı
imkansız durumdan sıçrayıp atlıyor ve onu zor
durumdan kurtarıyor. Yazar bunun üzerine şöyle diyor
“ben Kürt kadının bu hareketini gördükten sonra,
Kürt kadının her şeyi yapabileceğine inandım”.
İngilizler akıllı insanlardır, öyle boşuna
söylemezler. Ben de Kürt kadınının onurlarını,
özgürlüklerini kazanacaklarına inanıyorum. Kürt
kadınının elinden her şeyin geleceğine inanıyorum.
Tanrıçalar yurdunda yaşıyorsunuz size inanıyorum
yanılmayın ... selam ve sevgilerimle başarılar
diliyorum. Bana bağlı olduklarını söylüyorlar, öyle
kolay değil. Yanılmasınlar, namusu ve özgürlüğü
geliştirmek öyle kolay değil. Zorlu bir mücadele,
işler o kadar kolay değil. Zoru başaracaklarına
inanıyorum. Aslında sizler kadın yapısının hem nitel
hem nicel durumunu öğrenip bana getirebilirsiniz.
Kongre sonrası gelişmeleri, bağlı olanlarla hatta
karşıt olanları isim düzeyinde bana getirirseniz,
bunun üzerinden bir değerlendirme yaparım. Kongreye
bunları iletebilirsiniz. Biz kadının önünü açtık.
Özgürleşme imkanını yarattık, bunu
değerlendirmeliler. Başka türlü namus ve yaşam
olmaz. Hep söylüyorum; sizin ağabeyiniz size sahip
çıktı, değerli bir arkadaştı. Şimdi biz size güç
veriyoruz, siz de bize yardımcı oluyorsunuz. Bundan
sonra özgürlüğü korumak, namusunuza sahip çıkmak
sizin elinizde. Sizin ağabeyinizi öldürenler, sizi
koruyabilir mi? Bunu genel için de söylüyorum,
oynanan büyük oyunu iyi çözmeliyiz. Bütün hikaye
şu; anamın tecavüzcüleri, anamın dostu kesiliyor.
Barzani-Talabani ile görüşüyorlar, Avrupa’ya
kaçanlar var, onları kullanıyorlar.
3 Temmuz 2002
Bir kız vardı. Beritan, Kürt gericiliğine teslim
olmamak için kendini kayalardan attı. Karakoçan’a
yakın bir köydeydi. Peşmergeler yalvarıyorlar,
teslim ol bir şey yapmayacağız diye. İşte esas
aldığım özgürlük çizgisi budur. Ama o Kürt
gericiliğine teslim olmam diyor, özgürlüğü esas
alıyor. O kızın özgürlük onurunu korumak boynumuzun
borcudur. Bu benim ilkemdir. Ben Beritan’ı böyle
değerlendiriyorum. Bunu iyi aktarın bu belirlemeyi
ilk kez yapıyorum daha sonra yine mektup benzeri
kısa bir şeylerle açarız. Ben kadınları üç guruba
ayırıyorum.
- Özgürlük seçeneğinden yana olanlar, onları tanrıça İştar’ın torunları olarak değerlendiriyorum. Tanrıca
İştar aslında Kürt’tür işte ya star deyimi oradan
geliyor. Hitit kralları bile ona bağlıydı, onun
adına krallık yapıyorlardı. Sümerlerde zigurratlar
var her ne kadar kadın orada düşürülmüşse de diğer
kadınlara göre daha ayrıcalıklı daha özgür
konumdalar. Ben elbette bunu önermiyorum ama kadının
oradaki özgürlüğünü iyi görmek gerekiyor onlar
tanrıçanın kadınlarıdır. Bir özgürlük olgusu da var,
biliyorsunuz özel ev genelev oradan gelmektedir.
Birde Hıristiyanlıkta rahibeler örgütü var.
Rahibelik olayını iyi değerlendirmek gerekir, bugün
Avrupa toplumlarının gelişmesinde kadının bu rolü
önemlidir, İslam toplumlarında kadının bu biçimde
aydınlanması yaşanmadığından çok geri bir
konumdalar. Ben rahip ya da rahibe olsunlar
demiyorum, onlara rahibe yaşamını da dayatmıyorum.
Burada önemli olan tanrıçalaşmayı rahibeliği kadının
mutlak özgürlüğünü anlamak. İsteyenler özgür
iradeleriyle bunu yapabilirler. Buna mutlak
özgürlükten yana olanlar girebilirler. Mutlak
özgürlüğü esas alırlar. Bunlar kendi özgür
iradeleriyle geliyorlar. Mutlak özgürlükten yana
olanlarıdır. Kendi özgür iradeleri ve özgür
seçimleriyle çalışacaklar. Bu büyük irade, bilinç,
güç gerektirir. Bunlar İştar’ın torunlarıdır.
- Eğitimci gruptur. Bunların işi sadece eğitim
vermektir. Okuyacaklar araştıracaklar eğitim
verecekler. Teorik pratik olarak gelişecekler buna
talip da diyebiliriz. Öğrenci demektir.
- Üçüncü grup Zerdüşt mirasına göre evlenebilirler.
Biliyorsunuz, Zerdüşt geleneğinde özgür iradeye
dayalı evlilik vardır. Zerdüşt iyi bir eş olmayı
kadın içinde erkek içinde koyuyor. Zerdüşt peygamber
tarzını esas almalılar karışlıklı sevgiyi saygıyı.
Şimdi yapılan evliliklere karşıyım onlar Arap tarzı,
Arap tarzı evliliğine karşıyım. Ama zerdüşt
geleneğindeki özgür evliliğe karşı değilim. Bu
karşılıklı özgürlük anlayışıyla olur. Evlilik
olacaksa özgürlük temelinde olur. Şimdilik bunları
belirtiyorum. Hepsine bol bol selamlarımı söyleyin.
17 Temmuz 2002
Özgür kadın evleri özgür kadın tapınakları demiştim
bu kavramlar üzerinde yoğunlaşmaları gerekiyor.
Zerdüşti evlilik demiştim. Bunun üzerine beş on
kitap incelenmesi lazım. Zerdüşt’ün evlilik üzerine
düşünceleri aslında kitaplaştırılmalı. Sınırlıda
olsa kadının köleliğine karşı çıkış var. Sami
kökenli evlilik tipi kadını tamamen köleleştirdi.
Ben savunmalarımda da açmıştım aslında kadının
özgürleşmesi sınıflardan bile daha eskidir, ilk
sınıf kadındır. Samiler biliyorsunuz Araplar ve
Yahudiler de içindedir. İsa’da biraz kadına değer
verme var. Rahibeler demiştim. Onlar iki bin yıldır
kendilerini eğitmek için çalışıyorlar, kadınları
eğitiyorlar. Beş bin yıllık kadının kölelik tarihini
açtım, bizimkilerin kendilerini muazzam eğitmesi
gerekiyor, tepeden tırnağa yeniden eğitim diyorum.
5000 yıllık tarihte erkeği açamıyorum bile, dinazor
gibi olmuşlar. Daha sonra bu kavramları açarız,
tartışırız bu temelde selam ve saygılarımı söyleyin.
18 Eylül 2002
. Kadının kimlik savaşında bir gelişme her yerde var
sanırım. Kadın olayı çok önemlidir. Artık kadın gün
yüzüne çıkabilir. Belli bir iradeleşme yaşandı. Bunu
demokratik temellerde açığa çıkarsınlar. Bahsettiğim
Özgürlüğün Ekolojisi kitabında benzer tezler var
ancak bir yönüyle verilmiş, ben daha tarihsel ve
sosyal bir bakış açısıyla koydum. Çevre hareketi,
kadın hareketi dünyada da güçleniyor. Bizim
öngördüğümüz şekilde gidiyor. Genel anlamdaki teorik
gelişmeler bizim ortaya koyduğumuz düşüncelerin
doğruluğunu kanıtlıyor.
...
Avrupa’dakiler, dağdakiler, cezaevlerindekiler,
kendilerine güvenenler, üniversite eğitimini aşan
bir birikime sahip olanlar, benim şimdi okuduğum
Özgürlüğün Ekolojisi kitabını okuyabilirler.
Aslında çevre, ekolojik toplum ve kadın üzerine
belli tezler sunulmuş, bunu incelesinler. Bu tür
kitapları incelesinler, Ayrıntı yayınlarını takip
edin, bana da Ayrıntı yayınlarından kitaplar
getirebilirsiniz.
16 Ocak 2002
. Savunmalarımı kendi problemlerine olduğu gibi
uygulamadılar. Savunmamın tarih, felsefe ve yöntem
anlayışını kendi gerçekliklerine uyarlasınlar. Kadın
tarihini yazsınlar. Savunmalarımda kadın boyutuyla
büyük bir derinlik var. Savunmaların en iyi kadınlar
değerlendiriyor. Kadın sorunu Avrupa’da da var;
yalnız Kürt kadınında değil. Bu boyut evrenseldir.
İnanna olgusu Kürdistan gerçekliğidir. Mitolojik
yeri vardır. Kutsal kitapta yerlerini bulurlar. Size
de okumanızı tavsiye ederim. İnanna kültürü
Zağros’tan Mezopotamya’ya inmiştir. Kırk yıllık
birikimle bunları söylüyorum. On bin yıllık kadın
egemenliği tahılı bulan, öğüten, evi kuran kadındır;
meyve ağaçları, evcilleştirme kadın emeğinin
sonucudur. Erkekler sağda solda isimsiz avcılar gibi
tutuluyorlardı. Arkadaşlar arkeolojiye, mitolojiye
ilişkin bol bol kitap okumalılar. Babil’in tanrısı
Marduk erkek egemenliğinin ilk temsilcisidir. Babil
kültürü daha sonra İbrahim yoluyla Yahudilere
geçiyor. Kitabı Mukkadesi okumanızı tavsiye
ediyorum. Burada kadının düşürülüşü çok ilginçtir.
Babil destanındaki erkek egemenliğini de
okuyabilirsiniz. Kadın dördüncü buzul çağının sona
ermesi ile Neolitik toplumun doğuşuna dayanır.
Neolitik toplum birikimleri Sümer’e yansır.
Eğitimlerini mitoloji, felsefe, bilim tarihi ve
sanat tarihi alanında yapmalı; bu bilinçle günümüzde
sivil toplum örgütlerini yaratmalılar.
12 Mart 2003
Gerçek kahramanlık özgürlükte derinleşmedir.
26 Mart 2003
. Hektor – APO
Roman çalışmasını önermiştim. Bu üç bin yıllık doğu-
batı çatışmasıdır özünde. Senin yazmanı önermiştim
ama kapasiteni aşıyor galiba. Heredot tarihini,
İlyada’yı, Sümerlerin kurnaz tanrısı Enki’yi bol,
bol okuyun. Atena kurnazlığı Hektor’u gönderiyor.
Ona cesaret veriyor, ölüme gönderiyor. Bana da öyle
yaptılar, ama ben ölümün üzerine atlamadım. Nasıl
Hektor olmadın, bende yeni, yeni çözüyorum. Doğu-
batı kültür çatışmasında benim rolüm neydi? yeni,
yeni fark ediyorum.
Zamanım kalmadı ama kadına da mesaj vermek
istiyorum. bir roman çalışması olarak öneriyorum.
Şimdilik cezaevlerindekiler bunu yapsın Medya figürü
etrafında bir incelime yapabilirler. İnanna’da beri
alınır, İsa’da Meryem, Muhammet’te Ayşe – Fatma
kültürüne getirilir. Bize kadar gelinir. Özgür
Kadın tarihte alınarak çatıştıra, çatıştıra ortaya
çıkarabilir. Özgür Kadın çalışması korkunç bir
durumdur. Kürt kadınlarının saraylarda içine
düşürüldüğü durumu medya temsil ediyor. Kesire başta
olmak üzere bizde de Medyalar var. Harpagos romanı
da incelenir. Ünlü bir komutandır, Harpagos Med
imparatorunu Kilyos’a teslim ediyor. Günümüzde
Şemdin onu temsil ediyor. Şudur, budur Harpagos,
Berzani, Talabani ....
29 Mayıs 2003
Güneyde’ki çalışmalarda PJA tarihi rol oynayabilir.
PJA buradaki demokratik çözüm sürecine öncülük
edebilir. Orada Saddam diktatörlüğü yerine, feodal
aşiretler düzeni yerleşmemeli. Bunu önleyecek temel
güç PJAdır. PJA Irak’ta, demokratik dönüşümün
öncülüğünü yapmalıdır. Irak’ın demokratikleşme
sürecine yoğun katılmalılar. PJA nın Türkiye’ye
girişten çok, Irak’taki demokratik dönüşümü, siyasal
çalışmalara ağırlık vermeliler. Ortadoğu devrimi
kadın devrimi olacaktır. Irak’ta ekonomik ve sosyal
alanda öncülük yapabilirler.
18 Haziran 2003
Roman çalışmalarını önemsiyorum. Arpagos romanı
önemli bir çalışmadır. 2500 yıllık ihanet tarihini
günümüze kadar getirebilirler. Medya romanı da
önemli. Beş altı bin yıllık kadının nereden nereye
geldiğini sorgulayacak, İnanna ve İştar’ dan
günümüze kadar getirebilirler. İnanna romanını yazan
batılı yazar iyi yazamamış. Bizimkiler daha iyi
yazabilir. Dokümanlarını hazırlasınlar. Cezaevindeki
bayanlar da bunu yazabilir. Bu Selek çalışıyor değil
mi ?
( Evet çalışmalarda yer alıyor )
İki şey öneriyorum. Birincisi ‘’Ortadoğu kültüründe
büyük cinsel kırılmalar’’ bunu Pınar yazabilir.
Diğeri sosyal bilim merkezleri. Benim adıma
herhalde vakıf filan açıyorlarmış. Apo ya da Öcalan
sosyal bilim vakfı biçimine dönüştürülebilir. Vakıf
ya da merkez biçiminde yapabilirler. Avrupa da,
Ortadoğu da bu yapılabilir.
6 Ağustos 2003
Çocukluğumdan gelen bir özgürlük arayışım vardı.
Bunu felsefi ve bilimsel temeline kavuşturdum. Benim
demokrasi anlayışım aslında kendimin özetidir.
Çocukluğumdan beri yaptığım yürüyüşü projelendirdim.
Demokrasi formülasyonumun geliştirilmesinde ekoloji
ve cinsiyet sorununu önemsiyorum. Uygarlık eşittir,
doğayla çelişkidir. Doğayla çelişkiyi çözmek
uygarlıktır. ABD’li bir düşünür, “İnsanlık felakete
doğru gidiyor” diyordu. “Bütün bunlar sınıflaşmayla
mı oldu?” diye soruyordu? Doğrudur. Sınıflı
uygarlıkla birlikte insanlık gerilemiştir. Bunu
aşmak için Ekolojik Devrim gerekiyor. Ekolojik
Devrim, insanın doğayla çelişkisini çözmektir.
Devrimsel bir olaydır. Bu, Türkiye’deki çevrecilerin
yaptığı gibi çer-çöp toplamakla değil, Ekolojik
Devrimle olur. Bu bir devrimsel yaklaşımla çözülür.
Bunun için yeni bir ahlak, yeni bir barış kültürü
gerekiyor. Ben, yeni uygarlık projemi iki temel ayak
üzerine oturtuyorum. Ekolojik ve cinsiyet devrimi.
Ekolojinin sonuçları ile cinsiyetin sonuçları
aynıdır. Cinsiyet problemini kapsamlı ele almaya
ihtiyaç var. Cinsiyet devrimini önemsiyorum.
Gazetelerde okuyorum evliliklerin üçte biri mi, üçte
ikisi mi diyorlar iflasa gidiyor. Böyle olur tabii,
günümüz evlilikleri iki körün yüz yüze gelip,
çarpışması anlamına geliyor. Günümüz evliliğinde
büyük bir cehalet, büyük bir iki yüzlülük,
saygısızlık, sömürü, büyük bir baskı, otorite, zulüm
ve hatta katliam gizlidir
Benim farkım şu, bu ilişkilere karşı çocukluktan
itibaren kuşkuyla yaklaştım, irkildim. Anamın dediği
gibi oldu. Anam, “Sen bu halinle hiçbir kızla
evlenemezsin” demişti. Bu benim yaşam tarzım haline
geldi. Sonra bunun teorik temelini de buldum.
Karılık-kocalık kültürüne hiç inanmadım.
Kocalık-karılık kültürü çok tehlikelidir. Büyük
aşklar böyle yutar mı? öldürür mü? Madem kutsal
aile, neden dövülüyor, neden biri birini
boğazlıyorlar? Aslında en kutsal şey neden böyle bir
zulüm ve katliama yol açıyor. İşte gelişmeler bunu
doğruluyor. Sorun ideolojik. Cinsiyet ilişkilerinin
5 bin yıllık kötü bir tarihi vardır. İşte
sosyologlar var incelesinler, söylemiştim size,
ilettiniz mi? Kadınlar da mektup yazıyorlar, çok
derilikli, bu sorunlardan bahsediyorlar, onlar da bu
konularda yazmalılar. Cinsiyet ilişkilerinin tarihi
Sümerlerden başlar , İnanna’nın Me’leri var, 104
tane işte bunun içinde her şey var. Tarım,
hayvancılık, çocuk yetiştirme yani bir çok yaşam
ilkesi, anaerkilliğe dayanıyor. İnanna, Enki’ye “Sen
bunları benden çaldın, bütün değerlerimi aldın”
diyor. Burada ikisinin çatışması önemli. Sonuçta
kadın tümüyle kaybediyor. Cinsiyet olayı çekilmez
hale geliyor, saygı ve sevgi öyle kolay oluşmaz,
devrim gerekiyor. Bunlara kavuşmayınca yaşamın zevki
ve mutluluğu olmaz. Mesele sadece fiziki değil,
güzellik meselesi değil, açıklık-kapalılık meselesi
değil; ikisinin birbirinden farkı yok, ikisi
birbirinin tekrarıdır, ikisinde de sahtekarlık var.
Cinsiyet meselesinin ideolojik, felsefi, siyasi
boyutları var. Kızlarımız bütün bunları
araştırsınlar. Bağlı olanların anısına saygı adına
bunları bir kez daha belirtiyorum. Aslında ben bu
konuda çok derinleştim. Birkaç kitap yazabilirim.
Benim bazı hayallerim var ama söylemek istemiyorum
yanlış anlaşılabilir, yazmayabilirsiniz. Benim
kadınla buluşmam tanrısal boyuttadır. Ben buna
“Tanrısal Buluşma” diyorum. Büyük hayallerim var.
Ben Nazım gibi olamam. Cezaevinden yazdığı aşk
şiirlerini basit ve alçaltıcı buluyorum. Ortadoğu
kültüründe kutsal evlilik türevleri var. İsa ve Musa
da kadını düşürüyor. Meryem de silik bir tanrıçalık
var. Biz Ortadoğulular kadını Ayşe, Fatma olarak,
Batı Meryem olarak görüyor. Meryem kültürü,
Ayşe-Fatma kültüründen ileridir. Batı kültürünün
üstünlüğü de buradadır. Ayşe’nin bir sözü var
“Tanrım beni bir kadın olarak doğuracağına bir taş
olarak doğursaydın” diyor bu söz önemlidir. Ne kadar
bir zulüm altında ki, bunu söylüyor. Bir kadın
olmanın zorluğunu o kadar fark etmiş ki, peygamber
eşi olmasına rağmen söylüyor. Buna karşı
Ayşe-Fatma’nın yapabileceği bir şey de yok. İşte
bunun için cinsiyet devrimi zorunludur. Kızlar bunu
geliştirsinler, derinleştirsinler. Aslında bu konuda
söyleyeceğim çok şeyler var ama zaman sınırlı. Bu
temelde kızlara selamlarımı iletirsiniz.
13 Ağustos 2003
Cinsiyet, ekolojik ve demokratik devrim diyorum.
Sadece sınıf siyasetine dayalı devrim dardır benim
için. Kadın için çok büyük bir cinsiyet devrimi
düşünmüştüm. Bunlar asıldır. Benim getirdiğime ne
diyorsanız deyin, devrim olayına böyle bakıyorum.
( YK toplantısında Leninist parti modelinin örgüt
üzerindeki yansımalarını ortadan kaldıracak yeni
demokratik açılımlar öngörülüyor. Ayrıca sosyal
reforma gidileceği bilgisi aktarıldı)
Ben ne Leninistim ne de anti Leninist. Bunlar aşılan
kategorilerdir. Ben yetkin toplum anlayışını
önemsiyorum. Çevre ve kadının kurtuluşu önemli.
Kadın kurtuluşunda ortaya koyduğum hususların
felsefi, bilimsel temeli vardır. Daha önce sosyal
bilim vakfı demiştim. Benim adıma kurulacak vakıf,
burada da olabilir Avrupa’da da olabilir. Bu vakfa
bağlı olarak sosyal bilim akademisi kurulabilir.
Benim bilimsel mirasım, bu akademinin kuruluşu için
uygundur. Özgün bir ekip bu işle uğraşabilir.
27 Ağustos 2003
Kadını doğru buluyorum, kadının yalanı yoktur. Tabi
bilinci olan kadının, bilinçli değilse her türlü
yalana bulaşır. Daha önceki değerlendirmelerimde
cinsiyet devrimi gerekli demiştim. Cinsiyet devrimi
sadece kadını ilgilendirmiyor. Son 5000 yıllık
sınıflı toplum uygarlığının sorunudur. Erkek
kadından da daha batmış bir durumdadır. Bu cinsiyet
devrimi aynı zamanda erkeğinde kurtuluşudur. Kadının
doğruluğunu gördüm. Kadın düşürülmüş. Üç büyük din,
kölelik, feodalizm ve en çok da kapitalizm kadını
metalaştırdı. Kapitalizm kadını istismar etmiş,
metalaştırmış. Dolayısıyla bir cinsiyet devrimi
gerekli. Kadın-erkek ilişkisi beyin ile yürütülmeli.
Duygularla değil. Cinsel dürtülerle olmaz. Bilimsel
temele oturtulmalı. Bu ilişkilerde bilim
dışlanamaz.. Duygularla ele alınamaz. Bilim
dıştalanamaz. Ben bunu bilimsel temele oturttum.
Kadın-çocuk ilişkisi de böyle olmalı. Çocuğa
yaklaşımda bu temelde olmalı. Bu aile ve cinsi
kurtarmaktan öte toplumu kurtarmaktır. O yüzden
duygularla ele alınamaz.. Kadın devrimi insanlık
için parlak bir ışık olacaktır. Bizim en büyük
başarımız, kadın mücadelesinde oldu. Leyla Atabay
isimli birinden mektup aldım. Kimdir nerede yatıyor?
(Muş cezaevindedir. Van Çaldıranlıdır.)
İlginç mektubunda “ne mutlu kadın olarak
doğdum” diyor. Ben geçenlerde Hz. Ayişe’ nin “kadın
doğacağıma taş olarak doğsaydım” sözünü size
söylemiştim. Hz Ayişe bunu yalnız erkek zulmüne
karşı değil, siyasi oyunlara karşı söylüyor. Eğer
Leyla Atabay bunu söylüyorsa bu çok önemli bir
gelişmeyi gösteriyor. Bu kadının geldiği düzeyi
gösteriyor.
(Bir aşamayı gösteriyor.)
Evet, tabi ki önemli bir aşamayı
gösteriyor. Biyolojik olarak da çıkarmamız gereken
erkek, kadın sonrası bir olayıdır. Bu bilimsel bir
tariftir. Bilimsel bir makaleye göre 132 bin yıl
sonra erkek cinsi ortadan kalkacak. Zaten Y
kromozomu sonradan bulunmuş bir kromozomdur. Kadın
da özerkleşmeyi sağlamalı
(Özerkleşmeyi tartıştıklarını belirtiyorlar, kadın
mücadelesinin geldiği düzey açısından partinin dar
kaldığı, bağımsız kadın hareketi olarak örgütlenmeyi
tartıştıklarını belirtiyorlar.)
HPG nasıl özerkleşiyorsa bu kadın içinde
olmalı. Tartışsınlar
24 Eylül 2003
Kızlar için de bir şeyler söylemek istiyorum.
(konferanslarını yapıyorlar şu anda)
Beş bin yıllık sınıflı toplumun pislik kültürünü
kaldırmak içindir. Bunun mücadelesini verdim.
Bununla da gurur duyuyorum. Kızlar bunu devam
ettirip geliştirebilir. Kendileri de bundan gurur
duysunlar. Şunu da söylemek istiyorum. Bir vakıf
kurabilirler. Abdullah ÖCALAN sosyal bilimler vakfı,
akademisi olabilir. (elindeki kır çiçeğini bayan
arkadaşa atarak) bunu da hepinize veriyorum. (çiçek
yere düştü. Küçük sarı bir kır çiçeği. Yere düştü
masaya koyduk.)
21 Ocak 2004
PJA’ya ilişkin şunları söylüyorum; PJA konusunda
Şehit Beritan çizgisi benim için çok önemli.
Beritan’ın anısı ve çizgisi diyorum. Şehit
Beritan’ın yaşamını çizgileştirmeliyiz. Bana bir
mektubu vardı, yanılmıyorsam tek mektubudur. Derin,
entelektüel gücü olan bir arkadaştı. Teslim olmuyor,
ilkel milliyetçilere teslim olmadı. Ferhat onlar
teslim oluyor. Bu bir çizgidir. Kendini kayadan
atıyor. Bu bir intihar değil, bir özgürlük
çizgisidir. Sosyal reform çizgisi falan değil.
Sosyal reformcular bunu anlamazlar. Bu kadının büyük
onuru, büyük direnişidir. Bu, önemlidir.
Ortadoğu’nun kördüğümünün çözülmesini, kadın
Özgürlüğü sağlayacaktır. Benim beş bin yıllık bir
formülüm vardı. Neolitikten günümüze, tanrıça
kültürünü gündemleştiriyoruz. Buna cinsiyet devrimi
diyorum. Kadının büyük özgürlük hareketini
yaşamsallaştırsınlar. Kadınlar sağlam dursunlar.
Hiçbir endişeleri olmasın. Sonuna kadar kendilerine
güvensinler. Ortadoğu’yu bu çözecek. İleride bir
görüşmeyi buna hasredeceğim.
18 Şubat 2004
Ben kızları eğitmeye çalıştım Bilinçlerini
geliştirmeye çalıştım. Radyoda az önce Fatmagül
Berktay’ı dinledim Kadın üzerine heyecanlı
konuşuyordu. Biraz özünü anlamış gibi “Mücadele
ediyoruz ama henüz özgürleşemiyoruz” diyor. Alın
okuyun Fatmagül Berktay’ın Tarihin cinselliği
kitabını. Mutlaka değerli kızlar var. Cezaevlerinden
de mektuplar geliyor. Nicel ve nitel olarak iyi
görüyorum onları. Sosyal reformların özü şu.
Evlenmek istiyorsanız köleci evlilik yapabilirsiniz.
Bunlar ne sosyalliği ne reformu anlarlar, kelime
olarak dahi bunu çözemezler. Geçmişte de bu tip
şeyleri tartıştık. Fuat, Seher olayı vardı. Fuat
kıyameti kopardı. Ben karşı değilim bunlar
birbirlerine doğru karı kocalık bile yapamıyorlar.
Halen bunu mesele yapıyorlar. Kendini kontrol
edememenin kılıfıdır.
(Örgütsel yenilme ve çağdaşlaşma olarak
belirtiliyor. Bu konudaki tartışmalar olumsuz
yansıdı.)
Ne çağı. Kölelik dolu bir çağ bu. Biz çağı
aşacağız. Biz yeni bir yaşam tarzı nasıl
doğuracağız diyoruz. 5 Mayıs savunmamda bunları
açacağım bazı gereklilikleri orada geliştireceğim.
Şimdi mesajım olarak bunları belirtin. Hala kadın
özgürlüğünü anlamamışlar. Beritan çizgisini boşuna
söylemedim. Beritan direnişi bir tarzdır bizde.
Arkadaş teslim olmadı kendini uçurumdan attı. 9 tane
kız vardı, bir govend bağlayıp bombayla şehit
oldular. Sırf ele geçmemek için bunları yaptılar.
Bunların hepsi bizim için kahramanlardır. Bizim çok
soylu direnişçi kadınlarımız var. Kendi yakanları da
ayrıca anıyorum buradan. Çağdaş olmak isteyenler
gitsin çağdaş olsun. Avrupa’ya mı bilmem nereye
gidiyorlarsa gitsinler. Bu tanrıça şeyini bir kültür
olarak söylüyorum. Magazin diliyle söylemiyorum. Bu
kültür canlandırılacak. Erkek anlamak bile
istemiyor. Başka türlü özgür yaşam olmaz. O radyoda
konuşan Fatmagül Berktay’ı beğeniyorum. O kadının
geçmişinde devrimci şeyler varmış. Benden etkilenmiş
olabilir. Karşılıklı etkilenme olabilir, doğaldır.
Onun kitaplarını bana da getirebilirsiniz. Gidip
kendisi ile görüşebilirsiniz. Sizler de okuyun bu
kitapları. Kadın üzerine teori, kadın üzerine
felsefe yeni gelişiyor. Kadın özgürlüğü yeni yeni
gelişme halinde bunun kanunları var. Evlenilebilir,
aşık olunabilir bir şey demiyorum. Evcilik karı-koca
kültürü özgürlüğü her gün öldürür. Dışarıdaki genel
evin içerdeki özel eve dönüşümüdür. Neden
özgürleşemiyorlar. Evcilik genlerine işlemiş.
Fırsatım olsaydı oradan alıp günümüze kadar getirir,
kitaplaştırabilirim. Berktay, “Bilinç toplantıları
yapılmalı” diyor ama sadece o da yetmez. Aşkın
tanımını yapacağım, bir kadına ya da erkeğe kara
sevdalı yaklaşmamak, bir insan olarak yaklaşmak,
güçlendirmek aşktır. Güçlü bir erkek için benim
örneğim alınabilir. Kadına güç vermek gerekir. Öyle
senin kocaya cinselliğe ihtiyacın var demek çok
ilkel bir şey. Ama bu arkadaşlar çok ilkel bir şeyi
tartışıyorlar. Bu tartışmalar Türkiye’deki Yeşilçam
kültürüne götürür. Hele bu koşullarda bunu tartışmak
sahtekarlıktır. Gelecekte kadın sorunu, ulusal
siyasal meseleden daha çok ortaya çıkacak PJA iyi
bir başlangıçtır geliştirmeleri gerekiyor.
Afganistan’da olduğu gibi Amerika’nın Hollywood
kültürüne yenilmeden biz özgürlük anlayışımızı
Türkiye’deki ortamda uygun, hareketi geliştireceğiz.
Onlara düşen bu erkeklere boyun eğmemektir. Beni
bile eleştirebilirler. Bazı imha süreçlerinden
onları kurtaramadım. Ama özgürlükleri için önemli
çabalarım olmuştur. Buna aşk devrimci evlilik gibi
isimler konulmasın. Evlenmek isteyenler
evlenebilirler. O zaman herkesin yaptığı işi siz de
yapmış olabilirsiniz. Bunu siyasal bir mesele gibi
örgütün gündemine almamaları gerekiyor. Bunu
siyasallaştırmayın. Ciddi bir meseleymiş gibi de
ortaya koymayın. Özgürlük iddiası olanların önüne de
kimse geçemez. Bir kadını kendime bağlamayı
istemedim, ahlakıma yediremezdim. O zaman özgürlük
ölüyor, büyük amaç ölüyor. Ben ne kendimi kimseye
bağladım, ne de kimseyi kendime bağlamadım. En büyük
ahlak budur. Bu büyük ahlak devrimidir. Tüm
kadınları eşit seviyorum. Bu söylediğim yanlış
anlaşılmasın. Ben rahip, rahibelik edebiyatı
yapmıyorum. Bazıları köylü-küçük burjuva tarzı mı
desem evlilik yapabilirler. Kaçmasınlar. Maxmur
kampına gidip oradaki aileler gibi olabilirler.
(Bayan arkadaşların mesajı var, Kongre Gel ‘in ben
merkezci, hiyerarşik ve bunun siyasal
örgütlenmesine bir darbe olduğunu , Kongre
bünyesinde gelişen sorunların ben merkezci,
hiyerarşik yapıların direnmesi olarak
nitelendirdiklerini, kadın yapısının çekirdek
kadrosunun önderlik çizgisine bağlı olduğunu, Kongre
bünyesindeki sorunlara yaklaşımlarının çözümleyici
ve kongre çizgisi temelinde belli bir güç birliği
yaratma temelinde olduğunu, 5 yıldır ciddi
zorlanmalar yaşadıklarını ancak Savunmalarınız
temelinde bir netleşmeyi yakaladıklarını
belirtiyorlar.)
Kadın çekirdeği önemli. İdeolojik derinliği, özgür
kadın kimliğini kendi şahıslarına yedirecekler. Bu
güç yetenek meselesi.
(Örgütsel model tartışmaları yürüttüklerini,
Bağımsız kadın hareketi olarak mı yoksa Kongre
Gel de sosyal komite içerisinde mi yer alacakları
konusunda bir netleşmenin yaşanmadığını, Bağımsız
kadın hareketi olarak örgütlenmenin tecridi ve
parçalılığı getirebileceği, sadece Kongre Gel
bünyesinde örgütlenmenin ise merkeziyetçi ve
hiyerarşik yapılanma nedeni ile pratikleşme de
sorunlar doğurabileceği belirtiliyor. Bu konuları
yoğun tartıştıklarını belirtiyorlar )
Pratikleşme sorunları var. Kendilerini
geliştirecekler. Eğer zaafları olanlar varsa
çekilebilirler. Ama bağlı olanlar da var onlar
çizgilerinde yoğunlaşırlar. Tabii hiyerarşik merkezi
yapı bunlara engel. Sen 5000 yıllık erkek
egemenliğini yıkmaya çalışıyorsun. Her gün erkeğin
yeni bir canavarımsı yönü ortaya çıkıyor. O yüzden
erkeği her gün yeniden yeniden öldürmeleri
gerekiyor. Parti şeyleri zaten var. Kitle örgütleri
mutlaka olmalı. Hem komitelere girebilirler. Hem de
ayrı kitle örgütleri olur. Özgür kadınlar birliği
isminde. Bu kendi içinde merkezileşir. Kongre
içinde siyasal komite içinde olabilirler. Güçlü
kadınlar Kongra gel içinde bütün komitelerde yer
almalı. Zaten öz savunmaları olur. Eğitimi ele
alsınlar, demokratik, kültürel çalışmalara el
atsınlar. Sıkıntı çekmemeleri gerekir. Kadın
hareketi hatta cezaevindekilerde dahil kendilerine
bağlı sivil toplum örgütleri olmalı bunların
toplumun hizmetine sunmalıdırlar.
17 Mart 2004
. HPG kendi savunma eğitimi yapar, bunu için bir iki
ayları var. APOLLON’ nu önermiştim. Savunma
tanrısıdır. Didim’ de Apollon tapınağının kapısında
ne yazıyor biliyor musunuz? Oraya gittiniz mi?
( Hayır)
Tapınağın kapısında, KENDİNİ BİL yazıyor. Ortadoğu
kökenli tanrıdır.
Bizimkilerde akademinin girişine “kendini savunmayı
bil” diye yazarlar. Güzel bir yazı ile yazarlar.
İnanmayanlar halk savunma birliklerine giremez.
Birbirlerini alıp kaçacaklarına bayanlar ayrı
savunma şeylerini yaparlar. “Star ismi olabilir, Ş.
Beritan Özgür Kadın Savunma Akademisi” olabilir.
Kendi savunmalarını kendileri alır. Tehdit ve
saldırılar her taraftan gelebilir, kendi
tedbirlerini alsınlar. HPG nicel ve nitel olarak
kendilerini güçlendirsinler. Her alana girebilirler,
Botan’da yoğunlaşabilirler. Hareketli bir yıl
önümüzde durduğuna göre bunu yapabilirler. İşler
ciddidir. Çok inançlı kararlı olanlar içeriye
girmeli.
PJA içinde şunu belirtiyorum.
(Mesajlarını aktaramadık, haftaya aktarabiliriz)
Tabii haftaya o mesajı alabiliriz, gelebilirsiniz.
Ciddi bir proje geliştirmek istiyorum. Bir grup
kadın yoğunlaşabilir mi? Onları üçe ayırıyorum.
Mitolojik bir söylemle anlatacağım. Birincisi
tanrıçalık yolunda olan kadınlar. İkincisi
melekleşen ya da melek olma yolunda kadınlar.
Üçüncüsü baştan çıkarılması gereken kadınlar. Bunu
mitolojik söylemle belirtiyorum. Her gruptan on ile
yüz arası, toplam azami üç yüze yakın gruplar olur.
Bu gruplar oluşursa onlarla ilgilenirim. Her üç
grupta önemli. Birbirimizle uğraşırız. Onlar mı beni
yoldan çıkarır ben mi onları tanrıçalık yoluna
sokarım bakacağız. Herkes yerini burada görür,
melekleşme yoluna mı girerler, beni baştan
çıkarabilirler mi? Göreceğiz. Giden kızlar da şimdi
mahçuplardır herhalde. Savunmamda özgür kadını net
tanımlıyorum.
(Savunmanızda kadına ilişkin değerlendirmeleriniz
olacak mı?)
Tabii çok özel bir yer ayırdım. Özgür kadını geniş
açıyorum. Diğerleri köledir. Ferhat’ın yanındakiler
köledir. Köle bir kadınsanız burada ne işiniz
olabilir. Ben bunlarla uğraşmam
24 Mart 2004
Daha önce Diyarbakır için özgür kadın parkı
önermiştim. Bu her il için olmalıdır. Her ile bir
özgür kadın parkı, şehir ormanı, üçüncü önerim de
her köye bir köy ormanı olmalıdır. Seçilmek
isteyenler halkın önünde şimdiden bu vaatte
bulunmalıdır. Özgür kadın parkını biraz açmak
istiyorum. Aslında bu bir yaşam alanı, eğilim alanı
olmalıdır. Uygun adaylar alınır. Kimsesiz kadınlar
da alınır. Lokantasını da açabilirler. Muazzam bir
eğitim hizmet yeri olur. Aslında bir tür sevgi
aşılama merkezi olur. Ortadoğu’da kadın sorunu böyle
çözülür. İntiharların, cinayetlerin önüne de böyle
geçilir. Buna kadının modern tapınağı diyorum. Her
belediye özgür unu sunmalı.
Pelşin gelişmeleri kendisinde mi tıkamış, tahripkar
durum yaşanmış diyorlar öyle mi? Jiyan biraz toydur.
Ona şunu söylüyorum; atak, girişkensin, toparlayıcı
olabilirsin ama beyin gücünü geliştirmelisin. Teorik
entelektüel derinliğe ulaşmalısın. Kimseye de
yaslanmana gerek yok. Özeleştirini iyi
geliştirmelisin. Kadınlar etki altında kaldı. Yazık
size. Kadınlar gelişmeye adaydır. Bu durumunuza
inanmak istemiyorum. Basit kadın zaaflarınıza
düşeceğinizi sanmıyorum. Derinleşmeye ihtiyaç var.
Özeleştirinizi verin, bütünleşin, iki tarafa da alet
olmayın. Halkımıza, kimliğinize sahip çıkın. Geri
klasik anlayışlara prim vermeyin. Bunları
yazarsınız. Gerekirse arkadaş gönderirsiniz,
konuşturursunuz. Erkek dayatması onları boşa
çıkarmış. Bu konuda onurlu kimlikli olsunlar. Kadın
meselesi çok önemli. Kadın özgürlüğü önemli.
Ortadoğu’da da, Türkiye’de de önemini koruyor.
İzliyorsunuz türban neden bu kadar çok tartışılıyor
altında kadın sorunu var. Son söylediklerimle
bunları birleştirirsiniz. Bu arkadaşlara şunu
söylüyorum sizlerin özgürlüğe büyük ihtiyacınız var,
sizler zaten özgür için söz vermiştiniz.
Doğrultunuzu derinleştirin. Tanrıça yolunda olanlar,
büyük yaratmak isteyenler basit şeylerle
uğraşmazlar. Ben hiçbirinizin büyük bir günahı
olduğunu sanmıyorum. İnancımı koruyorum. Duygusal
analitik zekanıza halkın ve bölgenin ihtiyacı var.
Bunlara layık olmaya çalışın. Kendinize güvenin,
kusurlarınız olmakla birlikte aşacağınıza
inanıyorum. Selamlarımı yolluyorum. Mektup haline
getirip bunları özel olarak gönderin.
26 Mart 2004
Hektor – APO
Roman çalışmasını önermiştim. Bu üç bin yıllık doğu-
batı çatışmasıdır özünde. Senin yazmanı önermiştim
ama kapasiteni aşıyor galiba. Heredot tarihini,
İlyada’yı, Sümerlerin kurnaz tanrısı Enki’yi bol,
bol okuyun. Atena kurnazlığı Hektor’u gönderiyor.
Ona cesaret veriyor, ölüme gönderiyor. Bana da öyle
yaptılar, ama ben ölümün üzerine atlamadım. Nasıl
Hektor olmadın, bende yeni, yeni çözüyorum. Doğu-
batı kültür çatışmasında benim rolüm neydi? yeni,
yeni fark ediyorum.
Zamanım kalmadı ama kadına da mesaj vermek
istiyorum. bir roman çalışması olarak öneriyorum.
Şimdilik cezaevlerindekiler bunu yapsın Medya figürü
etrafında bir incelime yapabilirler. İnanna’da beri
alınır, İsa’da Meryem, Muhammet’te Ayşe – Fatma
kültürüne getirilir. Bize kadar gelinir. Özgür
Kadın tarihte alınarak çatıştıra, çatıştıra ortaya
çıkarabilir. Özgür Kadın çalışması korkunç bir
durumdur. Kürt kadınlarının saraylarda içine
düşürüldüğü durumu medya temsil ediyor. Kesire başta
olmak üzere bizde de Medyalar var. Harpagos romanı
da incelenir. Ünlü bir komutandır, Harpagos Med
imparatorunu Kilyos’a teslim ediyor. Günümüzde
Şemdin onu temsil ediyor. Şudur, budur Harpagos,
Berzani, Talabani ....
14 nisan 2004
Ben kuşlara bakar onların bile gönlünü almaya
çalışırım, onları bile etkilerim. Kürtlerle bu kadar
da mı oynanmış? İçlerinde yiğit bir komutan yok mu?
On bin kişinin içinde yok mu yiğit biri? Benim
sırtımdan ucuz yaşamanın ne olduğunu onlara
söyleyeceğim. Sen avrat için vakit bulabiliyorsun da
halkın ölüm kalım savaşı içinde halkın için mi zaman
bulamıyorsun? Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?
Ortadoğu sahasındayken yanımda birçok değerli kız
vardı. Ama ben bunların özgürlük yolunda
eğitimlerini esas aldım. Biliyorsunuz, Bedirhan
Beyin yüz yirmi torunu vardı. Barzani’nin de bir
sürü şeyi var. Ben Ortadoğu sahasında bir tanesini
bile yetiştirmek için korkunç çaba sarf ettim. Sonra
da “Apo orada harem kurmuş diye” bana bir yafta
astılar. Benim yanımda bulunan kızların çoğu
kahraman çıkmıştır. Savunmamda evlilik şeyini ortaya
koydum. Biliyorsunuz, bizim Kesire şeyi vardı. Onu
da savunmamda çözümledim. Yurtseverliği, özgürlüğü
ve savaşı çözümledim. Korkunç bir özgürlük,
yurtseverlik mücadelesi yaşanmadan aşk yaşanmaz.
Savaş yasalarına göre böylelerinin hepsi
cezalandırılır. Bunu da söylemiyorum.
Ulan alçak adam, sen elli yaşında komutansın. Bunu
nasıl yaparsın, zebelek adam. Kaldı ki, ben onlardan
görev filan da istemedim. Ben mi dağa çıkın, silah
alın dedim? Kendileri yanıma gelip siyaset yapmak
istiyoruz dediler. Şemdin kuru ekmeğe muhtaçtı,
geldi bizde kral oldu. Ben mi ona dağa çık dedim?
Oraya gideceksiniz, Öcalan basit adam değil
diyeceksiniz. Siz bunu söylemiyor musunuz? Siz
Öcalan’ı ne sanıyorsunuz deyin. Öcalan’ın karşısına
böyle çıkamazsınız diyeceksiniz. Siz
avukatlarımsınız, beni doğru anlatmalısınız. Bunlar
yanıma gelip siyaset yapmak istiyoruz, komutan olmak
istiyoruz dediler. Sen insanı vuruyorsun. İnsanı
vurmanın ne demek olduğunu biliyor musunuz? Botan
denen adama söyleyin: Sen on bin kişinin
öldürülmesinden sorumlusun. Sonra karı için bilmem
ne yapıyorsun. Şimdi karıyı alıp kaçıyorlar. Morali
bozukmuş bir de. Yarabbi ya. Bu benim için en büyük
işkencedir. Geceleri bunların yüzünden uyku
uyuyamıyorum. Burada hava alamıyorum. En güzel
havayı siz soluyorsunuz. Para deseniz paranız var,
imkan deseniz imkanınız var. Be adam, en güzel
hayatı sen yaşıyorsun. Kalkmışsınız, avrat üzerine
avrat alacağım diyorsunuz. Bu zihniyeti nasıl kabul
ediyorlar? Ben de evlenebilirdim. Ama ben tek bir
Kürt kızına gel evlenelim demedim. Ben de
evlenebilirdim. Ama niye yapmadım? Kürt halkının
işleri bozulur diye aklımdan bile geçirmedim. Buna
imkanım da vardı, ama düşüncesi bile aklımdan
geçmedi. Yoldaşlarım her gün kan ter içindeyken bunu
nasıl yapardım? Halkımın evlatlarını kızlarını
militan olsunlar diye yetiştirdim. Mücadeleyi,
sevgiyi, fiziki yapıya kadar her yönüyle onları
eğitmeye çalıştım. PJA’ya bunu söyleyin. Bunu,
özgürlüğü savunsunlar diye yaptım. Tanrı, tanrıçayı
bunun için çözümledim. Ben kadınlara yoldaş olarak
yaklaştım. Halk kendi çocuklarını onlara karılık
için değil militanlık için gönderiyor. Son
günlerdeki namus cinayetleri felaketinden de böyle
kurtarabilirler.
30 nisan
Ben Kürt halkını son nefesime kadar savunacağım.
Savunmamın adına da “Bir Halkı Savunmak” adını
verdim. Halk bana bağlı. Onlara kalsa, kim bilir
bana ne yapacaklardı. Savunmamda da belirtmiştim
Yahuda’da, Kitab-ı Mukaddes’te Tanrı, İsraillilere
sizi kendimle evlendirdim diyor. Ben de halkımla
evlendim. Bizim bu evliliğimizi savunacağım. Ben
namus savaşçısıyım. Kadının onuru basit cinsel şeye
indirgenemez. Kadın böyle kullanılamaz. Kadının
onuru başkadır. Savunmam dünya çapında kadın
savunmasıdır. Genelevden çıkan kadın da
özgürleşebilir. Diyarbakır’da altı bin kadın şey
olduğunu söylüyorlar. Bunların hepsini
kazanabiliriz. Doğru yola girerler. Çirkin kadın
yoktur. Güzelleştirilmesi gereken kadınlar vardır.
Savunmamda her şey var. Böyle bir evlilikte sevgi ve
saygı değer bulmaz. Kadınla böyle dost olunmaz.
Kandırsaydı Fatma beni kandırırdı. Ben Fatma’yı,
Ferhat’ı öldürseydim kendim yenilmiş olurdum.
Karısını, kardeşini öldürttü derlerdi. Ben yenik
düşmedim. Siyaset için de kadını öldürmem. Kadın
zaten köleleştirilmiştir; köle öldürülmez,
özgürleştirilir. İlişkini çok ciddi ayarlayacaksın.
Ben gel başkan yardımcısı ol demedim ki?
Suriye’de evlerim vardı. İsteseydim evlenebilirdim.
Ama buna cesaret edemedim. Onurumu korumak için
böyle yapmadım. Sevgi, aşk böyle yaşanmaz.
Yaşayabilmen için özgür alanı yaratmak gerekir.
Botan’da ya da başka yerde özgür alan yarat, aşkı
sevgiyi yaşa. Yoksa ihanetin dibine gidersin.
Savaşırken ciddi olacaksın
(PJA iki konuda sizin perspektiflerinize ihtiyaç
duydukların belirtiyor. Sizin söylediğiz tanrıçalar,
melekleşenler ve Afrodit’ler ayrımı ile ilgili
teorik olarak bir yoğunlaşma yaşadıklarını, ancak
bunun somut pratiğe uygulanması konusunda sizin
perspektiflerinize ihtiyaç duyduklarını
söylüyorlar.)
(Gülerek) Somutlaştırmamı mı istiyorlar? O zaman
İngiliz öğretmen gibi aydınlatıcı olmaya çalışayım.
Ben mitolojiyi çok severim. Ben dört dili
kullanıyorum. Mitoloji dili, felsefi dil, din ve
bilim. İki, kötü kadın Hera ve Athena’yı sevmiyorum.
Zeus’tan nefret ediyorum. Athena Zeus’un alnından
yaratılmıştır. Zeus, puşt tanrıdır. Yani erkeğin
beyninden yaratılmış. Hera, Zeus’un karısı. Ben
mitoloji dilini kullanıyorum. Hera ‘inek kadın’,
dırdırcı, fesat bir kadınmış. Yani erkeğin yarattığı
kadın. Benim mitolojim ve felsefemde bunlara yer
yok. Buna karşı ben Star diyorum. Star -Sami dilinde
İştar, Sümer dilinde İnanna denir, bizde de ‘ya
Star’ derler ya- neolitik dönemden kalmadır. Tanrı
anlamdadır. Mitolojide kadın ana tanrıçadır,
yaratıcı kadındır. Star da odur, yükseltilmiştir,
onu esas alıyorum. Afrodit güzelliği temsil eden
kadındır. İnek kadın değil, Athena değil yani. Melek
kadın, kirliliğe bulaşmamış temiz halk kadınıdır.
Savunmamda bunları derin açtım. Bunları güzel güzel
anlatırsın.
(PJA 5. Olağan Kongresi için dokuz kişiden olan bir
hazırlık komitesi oluşturulmuş. Kongrenin gündeminde
PJA’nın yeniden yapılanması, PKK’nin yeniden inşası,
sosyal yaşamın yeniden düzenlenmesi gibi konular
var. Sizden PJA’nın Kongra Gel ve PKK’nin yeniden
inşası ile olacak örgütsel ilişkisinin nasıl bir
modele dayanacağına dair perspektif istiyorlar.)
Tüm komitelerde yer alırlar. Kadının ayrı örgütü
olur. Her ülkede legal anlamda da özgür kadın
birlikleri olur. PJA ayrı, kadının kitle örgütü
ayrıdır. Yine temsilcileri Hazırlık Komitesinde
olur. Önerdiğim üç yüz kişi kendini sınırsız
eğitirler. Akıllı ve cesur olanlar burada olabilir.
Önerdiğim üç yüz kişi PJA olabilir. Diğerleri de yer
alabilirler. Bunları uzun uzun anlatırsınız. Beş
altı sayfalık bir yazı haline getirirsiniz. İlerde
daha uzun cevap yazacağım. Son savunmalarımı da
onlara rapor gibi sunuyorum. Özgürlük ekmek ve sudan
daha değerlidir. Kadın özgürleşmesini Ortadoğu’da
zeka, savunma, güzellik temelinde baharla birlikte
bir güneş gibi yaratacağınıza inanıyorum. Bu
heyecanla selam ve saygılarımı yolluyorum.
(Kongreyi genel kongreden sonra yapmayı
planlıyorlar.)
Olabilir.
19 Mayıs 2004
Dilek ilkesi diyorum buna. Dilek Kurt’tan bir mektup
geldi. Eski tarihli. 20 şubat tarihli. Evli bir
kadın. Sizin yaşınızda çoluk çocuğu var.
Dışarıdayken de tanıyorum onu. Bana son derece
bağlı. Çizgisini sürdürüyor ve şunu söylüyor. Aynen
yazın: “Tüm özlem ve arayışlarımın yanıtı, gerçek
sevgimin ve barışın teminatı; yokluğun acıtsa da,
kanatsa da yüreğimi, her sabah güneşten beslenerek
güne daha güçlü ve umutlu başlıyorum. Seni çok
özlüyorum. “ diyor. Bunun anlamı şu. Bu evli bir
arkadaşımız. 40 yaşlarında. Çocuklarını evini
Avrupa’daki yaşamını bırakmış. Biliyorsunuz barış
grubunun içinde yer alarak geldi. Şu anda
cezaevinde. Şimdi hangi cezaevinde. Sivas’ta galiba.
Buna Dilek İlkesi diyorum. Bu ilke uygulanacak. Bu
temelde bana bağlı olmayan zayıf kişilerin bizim
örgüt şeyinde yeri yok. Bu sevgide soylu bir insan
sevgisi var. Basit cinsellik şeyi yok. Görüyorsunuz
çocukları var. Çocuklarını bırakmış, Avrupa’yı
bırakmış şu an cezaevinde. Bu kadının ilkesi
değerlidir. Bu ilke esas alınacak. Binlerce mektup
var böyle. Onunkinden daha da iyileri var. ( Gelen
binlerce mektup var. Size vermiyorlar. Derlediğimiz
mektupları kitaplaştırdık.) Bu türden mektuplar
gazetede verilebilir. Pınar’a söylersiniz gazetenin
iki sayfası kadın, iki sayfası ekoloji, iki sayfası
demokrasi, iki sayfasını demokratik siyaset için
ayırmalı . Demokratik gazete nasıl olurmuş
göstereceğim. Gürül gürül demokrasi geliyor deyin.
Bu sevgi anlayışını komiteye yazarsınız. Bu temelde
bir sevgi Önderliğe sevgidir. Bu beni sevsinler
anlamına gelmiyor. Aslında bununla siz kendinizi
seviyorsunuz. Ülkenizi seviyorsunuz, halkınızı
seviyorsunuz. Özgürlüğü, kültürü, güzelliği temsil
ediyor Önderlik Kurumu. Bu kurumsal bir şeydir. Bu
canavarları durdurmak için bu iki ilkeyi
getiriyorum. Bu tür sevgileri olmayanları örgüte
almasınlar. Bir ihanet ilkesi bir de böyle sevgi
ilkesi. Şimdi eğitim şeyini vereceğim.
Eğitimsizlerin doğru sevgiye ulaşması için. . Buna Hermes eğitimi diyorum. Hermes Mısır’ın bir
bilgesidir, rahiptir. Hermes eğitimi müthiş bir
eğitim. Aynı zamanda korkunç bir eğitim. Eğitime
katılanlar mağarada aç bırakılıyor. Yanına yılanlar
bırakılıyor. Daha sonra dünya güzeli bir kız
getiriliyor yanına. En ufak bir zaafı olursa
rahiplik sınıfına giremiyor. Yani böyle eğitimden
geçilecek. Bu iki ilkeye uyulsun. Bu ilkeleri
yürütmekten siz sorumlusunuz.
26 Mayıs 2004
Kadınlar bu iktidarcılık şeyini daha özlü
anlıyorlar. Duygusal ve analitik zekalarını
birleştirdiklerinde daha doğru anlıyorlar. Kadınlar
için şunu söylüyorum: Olup bitenler karşısında
burada şaşkınlığa düştüm. Nasıl oluyor bu dedim. Biz
acılı bir halkız. Bütün bu olup bitenler size tuhaf
gelmiyor mu? Kadına diyorum, siz kendi statünüzü
doğru anlayın. Sevgi ve aşk birbirinizin keyfi
cinsel güdülerinizin tatmini değil, sevgi ve aşk
zaferle olur.
Bizimkilere yazdım. Bir kadınla el ele tutuşmak,
sevmek özgürlük olmadan olmaz. Özgürlük problemini
tarihsel, toplumsal temeliyle doğru çözmek
gerekiyor. Özgürlük olmadan insanca birleşmek olmaz.
Bu benim felsefemdir. Ama benim önüme şu bununla, bu
bununla kaçtı şeylerini getirdiniz. Bunlar beni
çılgına çevirdi. Bunlar benim felsefeme aykırıdır.
Böyle olacaklarsa beni bıraksınlar. Geçen hafta
Dilek Kurt’un yazdıklarını söylemiştim. 40 yaşında,
çocukları var, ama en iyi duruşu sergiledi. Doğru
bir sevgi anlayışı var. Onurlu ve gururlu bir sevgi
anlayışı bu. Ben de koca olabilirdim. Ben de onurlu,
gururlu sevgi anlayışını geliştirdim. Buna karşı
değilim dedim. Sevgi anlaşımı böyle geliştirdim.
Bizimkiler de otoriteyi, parayı, kızı ele geçirelim
kültürü var. Bu Pazar kültürü değil mi? Bu bizde
olmaz? Biz özgürlük hareketiyiz. Artık sonuca gitmek
gerekiyor. Benden yana olanlar artık netleşmeli.
Benden yana olanlar hesabını buna göre yapacak.
Devlet bile anlamış. Devlet yoğun düşünüyor, yoğun
tartışıyor. Ordu düşünüyor, nasıl yöneteceğini
tartışıyor. Derin derin tartışıyor. Eski paradigma
aşılıyor. Ama yeni paradigma henüz oluşmadı.
Gelişmeler bunu gösteriyor. Bu yüzden yoğun düşünme
ve tartışma var. Devlet savunmalarımı inceliyor.
İşin tehlikesini yeni kavrıyor. Yeni gelişmeler
olabilir.
Kadın özgürlüğünü örgütleyeceğim. Kadını eğiteceğim.
Bunun da çok pratik anlamı var. Özgür kadın
evlerinde çok görkemli kadınlar yetiştireceğim.
Sığınma evleri demiyorum, özgürlük evleri diyorum.
Bu evdeki kadınlar herşeyi, toplumu, eğitimi,
sanatı, resmi öğrenir: sonra özgür insan olur.
Tanrıça temelinde görkemli kadınlar yaratalım.
Yüzlerce genç kızımız gelsin, yetişsin. Kadını
düşüreceğine kadını eğit ki, erkekle eşit özgür
insan olsun. Zavallı bir kızı alıyorsun, 70 yaşında
bir adama veriyorsun. Başlık alıyorsun, sonra
öldürüyorsun. Buna da töre diyorsun. En kötü şey
budur. Bu cahil kadın üzerinde koca kültürüdür. Ben
bu karılık kocalık kültüründen nefret ettim. Bu
kişiyi sahtekar yapar. Sokrates ile öğrencisi
Eflatun’un dediği şudur: “İnsanlar iki türlü üretim
yapar. Birinci üretim neslini sürdürme, yani
fiziksel üretimdir; bu basittir. Önemli olan felsefe
ile olan fikirsel üretimdir” diyorlar. Bu şekilde
önce felsefeyi oluşturuyorlar. Sonra görkemli Atina
uygarlığı doğuyor. Ben halk için bir şey
söylemiyorum. Zürriyetlerini tabi ki sürdürecekler
ama iddiası olanlar bunu böyle yapamaz. PKK
yönetimine felsefe, fikir üreteceksiniz demiştim.
Aydınlar, önderlik yapanlar için bunu söylüyorum.
Felsefi, fikirsel üretim yaparsanız, büyük kadro
olursunuz.
İskenderiye’de Hipatva var. Son Yunan felsefesini
temsil eden birisi. Sonra vahşice katledildi. O
erkeklere benim cinselliğime koşuyorsunuz. Lanet
olsun. Benim duyguma, onuruma, düşünceme
koşmuyorsunuz. Benim duygularımın, felsefemin
peşinde koşun diyordu. Kızlar bunu doğru anlamak
zorunda. Kadının onuru zekasıdır. Kadının zekası
görkemlidir. İşte kadına bu şansı vermeliyiz.
Hipatva usulü olmak zorunda. Yoksa bizim Mehmet gibi
basit bir köylü kalırsınız. Ben Hipatva usulünü
Mehmet’ten istemem. Ama Osman’dan, Ali Haydar’dan
isterim. Sen bu kadar basit olamazsın. Ali Haydar’ın
Seher ile ilişkisini biliyorsunuz. Evlendi, çocukta
istedi. Sonra anladı. Önderlikten başkasını
sevemeyiz dedi. Aslında Ali Haydar iyi anlayan
birisidir. Ama uygulaması eksik. Şimdi televizyonda
konuşuyordur herhalde. Umarım iyi konuşuyordur.
Felsefemin özü budur. Herkes bu temelde pratiğe
koşacak. Kabul eden bizden olur.
Dağdakilerine, PJA’ya da iletirsiniz.
Düşkünlüklerinden vazgeçmeyenler için c eza
öneriyorum. Yıllardır saflarımızda olanlar için ceza
olur. Yeni katılımlar için değil. Bir kadınlar için,
bir erkekler için iki ayrı mağara hazırlanır. Gün
ışığında sadece yemek verilir. Hermes eğitimini
bilen varsa uzun uzun anlatır. Bu yeniden doğuş
demektir. Çok dürüst olmayanlara silah verilmesin.
Karıncayı bile incitecek insanlara silah
verilmemeli.
9 Haziran 2004
Ben kadın özgürleşmedikçe çok tehlikelidir demiştim.
Kürt kişiliğinde daha çok tehlikelidir. Cuma’lar da
anlamadılar. Siz de takip edebilirdiniz. Kadın
çözümlemelerim çok önemli. Kadınla cesur
yaşanabilir, güzel yaşanabilir. Gazetelerde okudum.
Diyarbakır’da kadın düşürülmesi çok yaygınlaşmış.
Fuhuş merkezleri yaygınlaştırılmış. Diyarbakır’ın
içine bu kadar şeyi koy, hiç emniyet kuvvetlerine
bile gerek yok. Ben de dışarıdaydım, benim böyle
şeylerim olmadı. Hiç yanlış anlamayın, benim için
güzel olan doğadır, bilimdir, sanattır. Bunu
Cuma’lar da anlamadılar. Cuma’nın, Abbas’ın
bağlılıkları kuşku götürmez. Ama niye felsefi şeyimi
kavramıyorlar? Ben Ortadoğu toplumunun aydınlanması,
Rönesans’ı dedim. Benim felsefem sağlam temellere
oturmuş. Bunları bilim süzgecinden geçirdim. Bunları
anlamazsanız gelişemezsiniz, siyasileşemezsiniz.
Bilimin bütün verilerini gözden geçirdim. Felsefe
doğru temellere oturtulmuş. Bunlarınki zaafın
kurbanı olmadır. Böyle bir ilişki size zevk veriyor
mu? Hayır, bu zevk vermez. Onun estetik değeri yok.
Primatlar, maymunumsu gibidir bu ilişki.
Şaşırıyorum size. Bizim gibi insanlara yakışmaz.
Bizim özgürlük felsefemiz çok görkemliydi. Ben
kadını sevmeyin, doğayı sevmeyin demedim. Bunlarınki
köpek, kancık eşek meselesi. O sınıfa girer. Derweşê
Avdi örneğini boşuna vermedim. Bu destanı dinlediniz
mi? Onun kadar mücadele edersen sevme hakkın var.
Bunlar düşkün. Bunlar insanı satarlar. Bunlar
işbirlikçi. Bir çorba ver yeter, onursuz insanlar.
Benim tavrım şu: Özgürlük felsefesine yatmayan bir
insanı silahla yola getiremeyiz. Ama açıkça ihanet
eder, arkadan vurursa farklı. Özgürlük felsefemize
kalpten inanmayan insanın yararı olmaz. Bu iş
inanmakla olur.
9 Haziran 2004
PJA da kongresini yakında yapacak herhalde.
(Kısa bir sürede onların da kongreleri var.)
Savunmam genel olarak politik rapordur. Kadınlarla
ilgili kısım ayrı bir broşür olarak kongreye
sunulsun. Kızlara şunu söylüyorum: Bu ihanet, bu
aşağılık erkek şeyi sizin sırtınızdan geliştirilmeye
çalışılıyor. Yaptırmasınlar, bunun önüne
geçebilirsiniz.
Kendilerini savunma temelinde geliştirsinler. Bu
temelde kongreye katılabilirler. Kadınlar Cilo
dağının Irak tarafında meşru savunmalarını
alabilirler. Kendilerini savunma temelinde
geliştirsinler. Bu temelde kongreye katılabilirler.
Kadınlar Cilo dağının Irak tarafında meşru
savunmalarını alabilirler
21 Temmuz 2004
PAJK için şunu söylüyorum: Ölüm kalım günüdür. Beş
bin yıllık hiyerarşiye karşı amansız kadın
örgütlenmesini gerçekleştirsinler. İhanet,
işbirlikçi ihanete karşı örnek bir tavır bekliyorum.
Pelşin, Sozdar özeleştiri sürecinden sonra tekrar
görev alabilirler.
28 Temmuz 2004
(PJA’nın aktarımı var. PJA Kongresinin 17 Haziran
Sema Yüce’nin şahadet yıldönümünde başlayarak 2
Temmuzda sona erdiği belirtiliyor. Kongreye 240
delegenin katıldığı, 60 da dinleyicinin olduğu
belirtiliyor. Savunmanız referans alınarak PJA
ismini PAJK olarak değiştirdi. Parti Meclisi yerine
bir koordinasyon ile bir yıllık geçiş sürecini
götüreceklerini, yeni örgüt modeli olarak da üçlü
bir yapıyı benimsediklerini belirtiyorlar. Birincisi
ideolojik olarak PAJK Merkezi, ikincisi siyasal
çalışmalar için Kongra Gel içindeki örgütlenmeler ve
her parça için özgür kadın birlikleri, üçüncüsü de
askeri güçlerdeki YJA-STAR olacak.)
Merkezi koordine mi olacak?
(Tüm bu yapılar direkt PAJK’a örgütsel temelde
değil, ideolojik olarak bağlı olacaklar. PAJK onları
örgütsel temelde değil, ideolojik temelde
denetleyecek ve yönetecek.)
Model olarak uygundur. HPG’de olanlar onun
işleyişine tabiler, zaten HPG’nin merkezinde de
kadınlar var. Kadın özgürlüğü boyutunda da PAJK ile
birlikteler. Kendi ideolojik yansımalarını yaparlar.
Bu tip şeylerde şaşırmamaları gerekir, kendileri
yaratıcılıklarını geliştirmeleri gerekir. Bu konuda
hayatın öğrettikleri var. Benim fiilen örgüt
yönetmem mümkün değil. Onların yaratıcılıklarını
kullanmaları gerekiyor. Değil mi ki bu kadar kadın
emeği, onuru var. Kadının başının bağlandığı dönemde
biz özgürlük imkanı yaratmaya çalışıyoruz. Ama niye
bu süreçte güç getiremediler?
(İkinci kongrede dağınık kalmışlar ve yeterince
etkili olamamışlar.)
Neden böyle oluyor?
(Biraz geriye gitmek gerekiyor. Bazı şeyleri
anlatmak gerekli. Size hiç aktarılmayan bir olay
var. Gulan arkadaşın şahadetinden bahsetmek
gerekiyor.)
Gulan kim?
(Aslen Bitlisli. 93’te sizin yanınızda kalmış. Amed
ve Garzan’da çalışmış. Tanıyabileceğiniz
belirtiliyor.)
Tam çıkaramadım. Ne olmuş ona?
(Temmuz 2002’de PJA 4. Kongresinin yapıldığı sırada
rahatsızlığı nedeni ile dışarıda yalnız olduğu bir
sırada boğularak öldürülmüş. Bu olay kadın üzerinde
ürkeklik ve tedirginlik yarattı. Hem de bu, kadın
üzerinde siyaseten bir baskı aracı olarak
kullanılmaya başlanmış.)
Nasıl yani?
(Bu olay PJA’ya mal edildi. Kongra Gel Birinci
Kongresinde PJA’yı etkisizleştirmek amacıyla
kullanıldı. Ağırlıklı olarak Ferhatlar tarafından
kullanıldı. Bazı kadın arkadaşlar bu olaydan sorumlu
tutularak ilk kongreye alınmak istenmediler.)
Bu olay yaratılmış diyorsunuz. İsmini çok andığım
birisi vardı: Saime Aşkın. O da öldürülmüştü.
Bunların suçu açığa çıkmış mı? Bunlar kadınları
düşürmeye yönelik şeylerdir. Onları güçsüz bırakma,
elde tutmanın manevralarıdır. Ben onlara çok eğitici
yaklaştım. Özgürlük denilen olayı anlamaları
gerekir. Kadın özgürlüğünü iyi anlamak gerekir. NATO
bile Ortadoğu’da kadın özgürlüğünü gündemine almış.
Basit cinsellik olarak ele almıyorum. Hasta erkek,
hasta kadın; belki yüzde bir bile özgürlüğe
yaklaşmamışlar. Yüzde doksan dokuzunun hasta kadın
ve erkek olduklarını biliyorum. Ama özgürlükte ısrar
edeceğiz.
Ben üç büyük dinin kadına yönelik dogmatizmine karşı
savaş açtım, yıkmaya çalıştım. Sümer mitolojisinden
günümüze kadar kadın üzerinde yaratılan örtüyü
kaldırdık. Bana göre bunlar olumluydu. Özgür kadının
onurlu olduğuna inanıyorum. Yoksa dünya güzeli de
olsa, padişah kızı da olsa haramdır. Böyle kadına
tenezzül edilmez. Özgürlüğe hamle yapanlar var, ama
önü kapatılıyor. Ferhat alçağı da bu evliliği
dayatıyor. Onun yaptığı siyasi bir olaydır. Bu adam
‘80lerde de Fatma olayında onun tarafını tuttu. Güya
beni boşa çıkartıyor. Kesire ile böyle bir ilişkisi
vardı. Kendisine göre bir abi fobisi mi desem,
kardeş kıskançlığımı desem, bu çok ilginç bir
psikolojik bir durumdur. Ama siyasi nedenleri de
var. Talabani’nin kucağına atlaması beni boşa
çıkarma girişimidir.
Çağdaş yaşamdan bahsediyorlar. Bu tahrik edici bir
kavram; bana karşı geliştirilen bir kavram. Bunun
sosyal yaşamla bir alakası yok. Namus cinayetlerinin
tersyüz edilmiş bir biçimidir. Bu haydutluk gibi bir
şey. Feodal burjuva anlamda da olsa etik değeri yok.
Ya davulcuya, ya zurnacıya kaçma misalidir. Biz
özgürlükte ısrarlıyız. Kendine güvenen kadın
yürümeye devam eder. Piyasadaki kültürü aşan bir
olay. Ortadoğu toplumu beş bin yıldan sonra kadın
şeyini ön plana alacak. Emperyalizmin de böyle bir
yaklaşımı var. Kadın özgürlüğüne burjuva anlayış
dayatılıyor. Bu Hollywood kültürü ile dayatılıyor.
Bizim de kendimize göre özgürlük anlayışımız var.
PAJK Koordinesinde kimler var?
(Elif Pazarcık, Sevra.)
Malatyalı mı?
(Evet. Bahar Pazarcık, Feride, Ronahi Serhat,
Kavenda Silopi, Sülbüs Bingöl, Zılar Amed, Zaho
Dirbesi, Emek Erzincan. Tekoşin Mardin, Derya
Koçgiri.)
İnşa komitesindekiler girmedi, değil mi?
(Hayır, onlar girmedi. Yine tüm bu sorunlu dönemi
değerlendirdiklerini, tartışmalarının olumlu
sonuçlandığını belirtiyorlar.)
Şunu söylüyorum: Suçu ne olursa olsun saflarımızda
öldürmeye karşıyım. Fakat çok sıkı bir eğitim
gerekiyor. Birbirini kaçırma şeyi ihanettir. Kimin
kimi kaçırdığı fark etmez.
....
Kadınlara söylüyorum: Tehlike büyük, niye
görmüyorsunuz? Kadına yönelik bu şeyleri neden
göremediniz? Yüzeyden derini göremiyorsunuz. Mesele
sadece bir kocanın olup olmaması değil, mesele
özgürlük sahibi ve onurlu olmaktır. Gerisi önemli
değil. Şahsi şeyleri mesele yapmasınlar. Geneli
kurtarmak gerekir. Bunu kadın koordinasyonuna bir
mektup halinde gönderirsiniz. Fuat gile de ayrı bir
mektup biçiminde gönderirsiniz
22 eylül 2004
Beni takip eden kadınlar var. bu zihniyetin karısı,
kızları olmaktan daha rezil bir şey olamaz.
Yüzlercesinin anısına akıllı ve edepli bu
kızlarımızın siyasette kendilerini güçlendirmeleri,
karılaşmaya düşmemeleri, kişiliklerini korumaları
gerekir. karılaşan kadın karılaşan halktır,
karılaşan kadın karılaşan ülkedir. Karılaşan kadın
başkalarının kirli hanesi olur, bir değeri de
yoktur. tek başına yaşamayı göze almaları gerekir,
ölümü göze almaları gerekir. vasiyetim ve öğüdüm
budur. Beritan bize vasiyettir. Ben onu mu, Osman’ı
mı esas alacağım ? insan düşerse çok kötü düşer,
hayvandan da beter olur. o kızı unutabilir miyiz ? o
mesajdır. O bize çağrıdır. O bizim için bir Jeanne
D’Arc’tır. Onun gibi yüzlercesi var. onu esas
alacağız, onurumuzdur. Onun eylemi sevdanın, onurun
eylemidir. Biz onun olduğu yerdeyiz. Son ferde kadar
savaşacağız. Şeref ve özgürlük için onur için
savaşacağız.
28 Eylü 2004 PAJK içinde öne çıkan bayan
arkadaşlardan birisi de Cemal’in yardımcısı olur.
(Aslında PAJK’ın da model tartışması
çerçevesinde soruları vardı.)
Acele etmesinler. PAJK, özgür kadın
birlikleri şeklinde kendini örgütleyebilir. Bunu
sonra geniş açarım. Komiteler içinde yer alsınlar.
Zaman yok sonra tartışırız. Öne çıkan kim? Gülizar
ve Jiyan PAJK’talar, değil mi?
(PAJK Koordinasyonu var, koordinasyon içinde
dönem sözcülüğü var. şimdiki sözcü Zaxo’dur. Pelşin
PAJK yeniden yapılanma komisyonundadır,Jiyan da
başka bir komisyon da yer alıyor. Size selam
yollamışlar. )
Zaxo güneyli arkadaştır, değil mi?
(Evet)
Güvenliklerini alsınlar. Kendilerini
korusunlar. Avrupa’da kimler var?
(Her iki Sakine, Evindar.)
Kadınlara şunu söylüyorum: Özünüze
güveniyorum. Umarım pratik yetersizliklere
girmezler. Bu temelde hepsine selamlarımı
yolluyorum. Siirt’te biri intiharvari bir şey yapıp
şehit düşmüş. Bu tür şeyleri kabul etmiyorum.
20 Ekim 2004
(Bayanların mesajı vardı. Örgütsel model konusunda
tartışma yürütüyorlar. Pelşin ve Jiyan’ın mesajları
var. ) Ne söylüyorlar (Zorlu bir süreç
yaşadıklarını. Yaşadıkları yanılgıların kaynağında
yeni paradigmaya girememek olarak belirtiliyor.
Özeleştirisel yaklaşım içinde olduklarını,
çalışmalarda pratikleşerek sorumluluklarını yerine
getirmek istediklerini, bağılıklarını
belirtiyorlar.) Anlaşılan örgütsel model konusunda
sıkıntı yaşıyorlar. (İsterseniz aktarabiliriz. PAJK
ideolojik ve kadro oluşturma partisi olarak
öngörülmüş.) Hemen şunu söyleyeyim. Koma Jinê Bilind
adı altında hareket edebilirler. Yüce kadın
topluluğu oluyor. Bu ad altında hareket edebilirler.
Öneri olarak sunuyorum. Tartışmalarına devam
etsinler, ideolojik içerik ve yapılanma üzerine
tartışsınlar. Sanırım yalnız birlik ya da parti
olmuyor. Derinleşsinler. Özü çok önemli. Bu kızları
alıp kaçırma salt bir güdü tatmini değil. Cinsel
açlıkla açıklanamaz. Bu kadın özgürlüğünü yok eder.
Osman gibilerinin oyununa gelmeyin, sabrınızın,
fedakarlığınızın, cesaretinizin büyük olduğunu,
sonsuz olduğunu biliyorum. Ben bile olsam bunlara
kanmayın. Özgürlük sizin için ekmek ve sudan daha
önemlidir. İntihar eylemlerine girmemelidirler.
Siirt’te bir bayan eylem yaptı. Bunu doğru
bulmuyorum. Benzer olaylar olmasın. Güvenlikli
bölgelerde demokratik, kültürel çalışmalar
yapsınlar. Jiyan ve Pelşin’e de şunu söylüyorum;
yeni paradigmayı anlayamamaları, hemen
kavrayamamaları suç değil. Çokta büyük eksiklik
değil. Ben de ancak bunca şeyden sonra buna ulaştım.
Sizi akıllı, zeki kızlar olarak görüyorum. Hızlı bir
yoğunlaşma ile yeni paradigmaya girmenizi
bekliyorum. Şimdi kadınlar için I. Wallerstein’in
Tarihsel Kapitalizm adlı kitabının 83. Sayfasından
bir cümle okuyacağım. Önemlidir aynısını yazmanızı
istiyorum. “ Tarihsel bir sistem olarak kapitalizmin
yıktığı ya da dönüştürdüğü, önceki çeşitli tarihsel
sistemlere göre ilerlemeyi temsil ettiği düpedüz
doğru değildir. Bunu yazarken de ürperti
duyuyorum. Tüm benzerlerimle aynı dualara çıktığım
için üzülüyorum” birde aynı sayfada bir üstteki
paragrafta önemli. Okursunuz. Orada da tüm
benzerlerimle aynı düşünmenin gazabından korkuyorum
diyor. Ben daha bunları okumadan öncede Marksizm
kapitalizmin bir mezhebidir demiştim. Wlallerstein
gibi dünya çapında bir sosyal bilimci bunları
söylüyor. Bookchin, Wallerstein gibi düşünürler
önemlidir. Bunları okuyun. Cesursunuz, fedekarsınız,
şahsınızda tüm arkadaşlarınızı selamlıyorum. O
görkemli özgürlük dağlarında en güzeli
yaratacağınıza inanıyorum. Bunun dışındaki her
yaşam ölümden beterdir. Kendinize güvenin. Tüm
kadınlara sizin şahsınızda selam ve sevgilerimi
sunuyorum.Evet şimdi sizin demokratik çalışmanıza
gelelim. Program, tüzük çalışmalarına başladınız mı?
Geri Dön
|