|
DEMOKRATİK KONFEDERALİZM DEVLET OLMAYAN, DEMOKRATİK
ULUS ÖRGÜTLENMESİDİR...-7-
|
|
RÊBER APO'NUN GÖRÜŞME NOTLARINDAN DERLENMİŞTİR |
Toplum özünde ekolojik bir olgudur
Toplumsal sistem krizi ile birlikte gittikçe derinleşen
ekolojik krizin kökenlerini uygarlığın başlangıcında
aramak en gerçekçi yoldur. Toplum içinde tahakkümden
kaynaklanan insana yabancılaşma geliştikçe, doğayla
yabancılaşmayı da beraberinde getirdiği, ikisinin bir iç
içeliği yaşadıkları bilinmelidir. Toplum özünde ekolojik
bir olgudur. Rönesans özünde doğayla kopan zihniyet
bağının yeniden kurulması çabasıdır. Demokratik-ekolojik
toplum sisteminde bilim ve tekniğin oynayacağı rol
ekolojiktir. Ekolojinin kendisi de bir bilimdir. Felsefe
de insanı ‘kendi farkına varan doğa’ olarak tanımlar.
İnsan özünde en gelişmiş doğa parçasıdır. Doğal çevreyle
bütünlük sadece ekonomik, sosyal içerikli değildir.
Felsefi olarak da doğa, kavranması vazgeçilmez bir
tutkudur. Aslında bu karşılıklıdır. Doğa insanlaşarak
büyük merakını, yaratım gücünü kanıtlarken, insan da
doğayı kavrayarak kendi farkına varmaktadır. Doğayla
bütünleştirmeyen hiçbir toplum sisteminin rasyonelliği,
ahlakiliği savunulamaz. Doğal çevreyle en çok çeliştiren
sistemin rasyonelite ve ahlaki olarak da aşılması bu
nedenledir. Kapitalist toplum sisteminin yaşadığı kaosla
çevre felaketi arasındaki ilişki diyalektiktir. Ancak
sistemden çıkış doğayla olan köklü çelişkileri
aştırabilir. Yalnız başına çevrecilik hareketleriyle
çözümleyici olunamayacağı çelişkinin karakterinden ileri
gelmektedir. Diğer yandan ekolojik bir toplum ahlaki
dönüşüm de gerektirir.
Kapitalizmin anti-ahlakiliği ancak ekolojik
yaklaşımla aşılabilir
Ahlak-vicdan ilişkisi empatik ve sempatik bir ruhsallığı
gerektirir. Bu ise yetkin bir ekolojik donanımla anlam
bulduğunda değer taşır. Ekoloji doğayla dostluktur,
doğal dine inanıştır. Bu yönüyle doğal, organik toplumla
yeniden ve uyanmış bilinçle bütünleşmeyi ifade eder.
Ekolojik bilinçten yoksun bir toplumsal bilinçlilik,
çözülmek ve yozlaşmaktan kurtulamaz. Ekolojik bilinç
temel ideolojik bir bilinçtir. Felsefeyle ahlakın
sınırları arasındaki köprü gibidir. Çağdaş krizden
kurtarıcı politika ancak ekolojik olduğunda doğru bir
toplumsal sistemliliğe götürebilir. Kadın özgürlük
probleminde olduğu gibi, ekolojik sorunların çözümünde
de bu denli gecikmiş ve yanlışlıklarla dolu yaşamın
altında ataerkil-devletçi iktidar anlayışının temel bir
rolü vardır. Ekolojiyi ve feminizmi geliştirdikçe,
ataerkil-devletçi sistemin tüm dengeleri bozulmaktadır.
Gerçek bir demokrasi ve sosyalizm mücadelesi ancak kadın
özgürlüğü ve çevrenin kurtuluşu amaçlandığında bütünlük
kazanabilir.
Halkların temel sloganları Özgür Ulus ve Vatan,
Demokrasinin En Kapsamlı Uygulanmasından Geçen Sosyalizm
-yani hukuki olmayan, eşitsizlerin eşitliğine dayanan
bir eşitlik anlayışı- Dinsel İnançlara Özgürlük ve
Devlet Olmayan Demokratik Kongreler olarak
sıralanabilir. Demokratik örgütlenmenin temel biçimleri
olarak en üst düzeyde bir kongreyle, tabanda yerel
komünler, kooperatifler, sivil toplum örgütleri, insan
hakları ve belediye örgütlenmeleri başta gelenler olarak
sıralanabilir. Halk kongrelerini ne devlete alternatif
ne de devletin bir kuruluşu gibi görmek gerekir. Yine
ağır ulusal sorunların yaşandığı ülkelerde kongre
modelleri tampon araçlar olarak hayatiyet kazanabilir.
Demokratik konfederalizm Avrupa’nın şu an içine
girdiği eğilimdir
Avrupa’da dört yüzyıl uluslar, mezhepler birbiriyle
boğazlaştı. 1649 Vestfalya, yine 1851 dönemi var; ondan
sonra birinci ve ikinci dünya savaşları yasandı, yüz
binler öldü. Dinler, mezhepler savaşı oldu. Bunların
hepsine yol açan milliyetçiliktir. Ama simdi bunlar
aşılıyor. Dün Erdoğan “Etnik, dinsel ve bölgesel
milliyetçiliğe karşıyım” diyordu. Bizi kast ederek
bunları söylüyordu. Bana cevap hakki doğdu. Cevap
veriyorum. Dinsel milliyetçiliğe dayanan AKP’dir. Hem
Türk, hem Kürt etnik milliyetçileri de en çok AKP’nin
içindedir. Şeyhler, ağalar takımı da kendi içlerindedir.
Suçlu insan telaşına girerek başkasını suçluyor. Bunu
AKP’ ye iade ediyorum. Çok net ortaya koyuyorum.
Türkiye’de dinsel milliyetçiliğe, etnik milliyetçiliğe
bulaşanlar çok. Demokratik konfederalizmin öncülüğünü
Avrupa’da bugün burjuvazi yapıyor. Ben halkın demokratik
konfederalizmi kavramını kullanıyorum. Devlet değil,
milliyete dayanmaz, siyasi sınırları esas almıyor; hangi
siyasi kültürden, hangi dinden olursa olsun hepsini
kapsıyor.
Devleti hedeflemiyor
Benim önerdiğim devleti hedeflemiyor. Bu nedenle
kavramı, kuramı, kurumu doğru tartışın demiştim.
Demokratik ulus devletçi ulustan farklıdır. Demokratik
konfederalizm eşittir, demokratik ulus; demokratik ulus
da eşittir halkın demokrasisi. Benim önerdiğimde devlet
ekseni yoktur, gevsek bir örgütlenmedir. Bu bizim ayni
zamanda eşitlik, özgürlük ve sosyalizm anlayışımızı da
dile getiriyor. Nasıl ki Avrupa konfederasyona
gidiyorsa, ileride Ortadoğu Konfederalizmi olabilir.
Zaten Ortadoğu tarihi konfederalizme uygundur. Bu günden
yarına hemen kurulacak anlamında söylemiyorum, ama çağın
gidisi o yöndedir. Milliyetçilik ideolojisi üç yüzyıl
Avrupa’yı, yüzyıldır da Ortadoğu’yu kasıp kavurdu.
Ortadoğu’da Yahudileri Siyonist milliyetçilik, Arapları
Baas milliyetçiliği, Türkleri de İttihat ve Terakki
milliyetçiliği batırdı. Ecevit de bir dönem Türkiye,
Azerbaycan, Kıbrıs federasyonu diyordu. Konfederalizm
şiddete, ayrımcılığa yer vermeyen gönüllü bir çözüm
modelidir. Benim çözüm tarzım, perspektifim budur. Bunun
karşıtı da milliyetçi yaklaşımdır. Milliyetçilik
boğazlaşmaları halkları tüketir.
Devlet olmayan, demokratik ulus örgütlenmesi
Geçende söyledim: Ortadoğu ve hatta bütün dünya halkları
için geçerli çözüm demokratik konfederalizmdir.
Demokratik konfederalizm devlet olmayan, demokratik ulus
örgütlenmesidir. Demokratik konfederasyon azınlık
örgütlenmesidir; kütür örgütlenmesi, dini örgütlenme,
hatta cins örgütlenmesi ve buna benzer örgütlenmelerdir.
Buna demokratik ulus ve kültür örgütlenmesi diyorum. Her
köyde demokratik bir komün çıkar. Her kültürel
örgütlemenin, bunların tümünün birleştirilmesi
konfederasyondur. Çizgi olarak yansıtılmalı. Buna devlet
olmayan demokratik konfederasyon diyorum. Bunun tarihi
örnekleri de var. Daha önce Atina demokrasisi vardı.
Sümerlerde de benzer bir örgütlenme vardı. Savunmamda
bunları açmıştım. Avrupa konfederalizmi doğuyor.
Ortadoğu konfederalizmi de olabilir. Kürtler için de
Ortadoğu’da Kürt konfederalizmi uygundur. İsrail ve
Filistin kendi aralarında demokratik konfederalizmi
oluşturabilirler. 22 Arap devleti, kendi arasında
demokrasiyi gözeten demokratik konfederalizm olabilir.
Türkler kendi aralarında Türk demokratik konfederalizmi
kurabilir. Bütün Türkleri tek devlet bayrağı altında
toplayamazsınız. Çünkü hepsi milli devletlerdir. Ancak
kendi aralarında demokratik konfederalizm olabilir.
Bölgemizde demokratik konfederalizmin kuruluş zemini
güçlüdür
Hukuk yerine ahlakın esasta rol oynadığı, yaratıcı bir
eğitimle yaşam tutkusu gelişkin olan, kendi içinde
savaşı tanımayan, kardeşçe ve dostça ilişkilerin egemen
olduğu bu toplum eşitlikle yüklü sosyalizme geçişin en
doğru yoludur. Ortadoğu halklarının tarihte uzun süre
yaşadıkları komünal toplum ve eşitliğe yakın etnik
düzenleri günümüzün bilim ve teknolojik olanaklarıyla
birleştirilirse, daha gelişkin demokratik, cinsiyet
özgürlükçü ve ekolojik toplumunu yaşamak en soylu değer
olarak anlam bulacaktır. Bölge tarihsel olarak federatif
bir karakter gösterir. Onlarca ulus-devleti kaldıramaz.
Mevcut devletlerin sayısı bile çözümsüzlük üretir.
Mezhep, etnik yapı, tarikatlar ve diğer cemaat türü
gruplar devleti kendilerine bağlayarak karşılıklı
beslenme sürecine girerler. Daha da çoğaltılacak
tarihsel ve toplumsal nedenlerle bölgede demokratik
konfederalizmin kuruluş zemini güçlüdür. Mevcut
teokratik, otokratik ve anti demokratik yapılarda çıkarı
olan egemen güçlerin aşılması, halkların demokratik
eylem gücüyle mümkündür. İç içe geçmiş olan diller,
inançlar ve aynı ölçüde kültürler mozaiğinde konfederal
demokratik örgütlenme en doğru çözüm olacaktır.
Demokratik konfederal çözüm, Kürdistan parçaları ve
yurtdışındaki Kürtler arasında bağlayıcı ilişki sistemi
yaratırken, bölge halkları arasında da karşılıklı yarara
ve ortaklaşmaya dayanan birlikteliğin zeminini
güçlendirecektir. Bu şekilde demokratik konfederal
Kürdistan, demokratik Ortadoğu konfederasyonunun
anahtarı olacaktır.
Kansız Kürt demokrasisi
Kürtler için de bu uygundur. Kürtler kendi içinde,
sınırlara dokunmadan, kendi aralarında Kürt demokratik
konfederalizmini kurabilirler. Bütün Kürdistan
parçaları, sınırlara dokunmadan, sınırları engel
yapmadan, sınırları bir köprü olarak görüp demokratik
konfederalizmi geliştirebilirler. Kürtler kendi
aralarında siyasi, kültürel ve politik ilişkiyi
sağlarlar. Sınırları yıkmak değil, köprü yapmaktır.
Bunun kimseye zararı yoktur. Bu yapılmazsa kan deryasına
döner. Kürtler kanlı bir süreçten ancak böyle
kurtulabilirler. Kansız Kürt demokrasisi böyle gelişir.
Aksi halde Filistin-İsrail benzeri kanlı süreç yaşanır.
Bu çözüm Kürt milli devleti etrafındaki boğazlaşmayı
önler. Bunun için ulus devletlerin demokrasiye açık
olmaları tek şarttır. Kürtlerin demokratik bir ulus
olmalarına karışmayacak, uzlaşacak. Bu muazzam
kazandırır. Türkiye, Iran, Suriye ve hatta Kürt
devletçiği de buna engel olmamalıdır. Türkiye demokratik
bir devletim diyor. Demokratik duyarlılık gösterirse
bütün problemler çözülür. Aksi halde “Demokratik ulus
şansını vermeyeceğiz, tasfiye edeceğiz, PKK’yi
boğacağız, Barzani ve Talabani yardımcı olacak, İran’la
anlaştık, şunun la bununla anlaştık, ortadan kaldırırız”
derlerse felaket olur. PKK boğulursa Kürt milliyetçiliği
mutlak hakim olur. Devlet kendini kandırıyor. “PKK zayıf
düştü, parçalandı, Kongra Gel bitti” diyorsa yanılıyor.
Öyle kolay kolay bitmez. PKK aşılırsa Kürt Hizbullahı
hortlar, Kürt milliyetçiliği egemen olur, Kürt dinciliği
ve Nakşibendîciliği gelişir. Bu ikisi birleşirse, asıl
felaket o zaman olur. Dışarıda Türklerin düşmanları var.
Hepsi Kürt milliyetçiliğinin arkasına sığınır, her şey
yapmak isterler.
ABD’nin Ortadoğu projesine karşı, Kürdistan
Demokratik Konfederasyonu
ABD’nin Ortadoğu projesini biliyorum. Kapitalizmi
krizden kurtarma operasyonudur. ABD’nin projesine karşı,
ilkel milliyetçilere karşı halkların yanıtı ne olmalıya
yanıtım şudur: ABD’nin Ortadoğu projesine karşı Kürtler
için önerdiğim projem, Kürdistan Demokratik
Konfederasyonudur. Ana projem budur. ABD’nin federatif
Kürt politikasına karşı Kürtlerin esas alması gereken
proje budur. Ulus devlet önermiyorum; federatif, merkezi
ulus devleti içermiyor. Önerdiğim devlet olmayan, ona
asla teslim de olmayan model. Bunu tüm Kürdistan
parçaları için öneriyorum. Kongra Gel bunun öncü temel
çekirdeğidir.
Örgüt çokluğu kadar örgüt içi demokrasi de en az genel
demokratik kriterler kadar vazgeçilmezdir.
Genel Halk Kongreleri özgünlüğü olan, her halkın temel
sorunlarına çözüm için vazgeçilmez bir örgütlenme
modelidir. Halk kongreleri olmadan halk
demokrasilerinden bahsedilemez. Partiler temel siyasal
örgütler olarak demokrasilerin vazgeçilmezidir. Sivil
toplum örgütlenmeleri sosyal alandaki başta gelen
örgütlenme biçimidir. Hukuksal alanda insan hakları,
barolar ve vakıflar önem taşır. Ekonomik alanın esas
örgütlenmesi ise kooperatifler, çalışma grupları ve
birçok kamusal amaçlı ulaşım, ticari, mali ve sinai
nitelikte olabilir. Sağlık ve eğitim halkın en çok
çözümlenmesi gereken kamusal kurumlarıdır. Sanat ve
sporun teşkilatlanması da halkın genel eğitimi açısından
vazgeçilmez alanlardır. Köy düzeyinde muhtarlık ve
ihtiyar heyetlerini devlet aracı olmaktan çok demokratik
araçlar olarak örgütlemek gerekir. Her köy için bir
‘Halk Kültür Evi’ zorunludur. Şehirlerde aynı
biçimlerden ayrı olarak komünler en taban örgütler
olarak anlam bulmalıdır. Yine şehir meclisleri
vazgeçilmez bir kurumdur. Şehirlerarası belediye
birlikleri bölgesel çaplı olarak anlamlıdır. Tüm bu
kurumlar ve örgütlenmeler kendilerini en yüksek karar
organı olarak ‘Genel Halk Kongresinde’ temsil
edebilmelidir. Halk Kongreleri, demokratik konfederal
sistemin yönetim modelini idare meclisleri aracılığıyla
uygularlar.
Demokratik konfederalizm, karar alma ve politika
belirleme mekanizması değil, idare meclislerinden oluşan
yönetim tarzıdır
Özü ademi merkezileşme, öz yeterlilik ve karşılıklı
bağımlılıktan oluşan bir yönetim sistemi olmasıdır. Bu
çerçevede konfederalizm yerleşimler ve bölgeler arasında
var olan karşılıklı bağımlığı süreklileştiren idare
meclisleri ağından oluşan bir sistemdir. Demokratik
konfederalizmin yürütücüsü olan idare meclisleri idare
kapsamına giren alana göre köy, kasaba ve büyük
şehirlerin mahallelerinde karşılıklı ilişki tabanına
dayanan meclisler tarafından demokratik yollarla
seçilirler ve bu meclislere karşı sorumludurlar. O
meclisler tarafından belirlenen politikaları uygulamak,
alınan kararları pratikleştirmekle görevlidirler.
Kendileri politika belirlemez, karar almazlar.
Kararların ve politikaların uygulanmasında
koordinasyonla yükümlüdürler. Bu meclislerin üyeleri
seçici meclisler tarafından görevden çekilebilirler.
Demokratik konfederalizm sistemi, politikaların
oluşturulması ile koordinasyonu ve uygulanması arasında
kesin bir ayırım yapmaktadır. Bu sistem yerel
demokrasinin gelişkinliği, ademi merkezileşmenin düzeyi
oranında uygulanabilir. Bir diğer uygulama zemini
ekonominin konfedere biçime gelmesidir. Konfederal
sistem, bir yerleşimde, bir kaç yerleşimi kapsayan bir
alanda, geniş bir bölgede uygulanabileceği gibi birkaç
bölgeyi ve ülkeyi kapsayan alanda da uygulanabilir bir
sistemdir. Konfedere sistem ile devletçi merkezi yönetim
anlayışı arasıda büyük farklılık bulunması demokratik
konfederal sistemin esprisidir
Demokrasiyi geliştirmeden sosyalizm olmaz
Benim bu söylediğim, Cumhuriyetin demokratikleşmesidir.
Reel sosyalizm dahil, devlete dayanan bir sosyalizm
anlayışını doğru bulmuyorum. Benim demokratik
konfederalist anlayışım budur. Demokrasiyi geliştirmeden
sosyalizm olmaz. Sovyet hegemonyacılığı ile tutmadı.
Sovyetler Sümer rahip devleti gibiydi. Çin de öyle. O
yüzden ABD karşısında tutunamıyorlar. Ortadoğu’nun
mevcut durumu ne üstten ABD’yi, ne de alttan halkı kabul
eder. Yönetimler bu arada sıkışmışlardır. Ya kendilerini
dönüştürürler, ya da ABD’nin baskısı karşısında
ezilirler. Yeni bir milliyetçi dalga nasıl geçmişi
kaybettirdiyse, bugünü de kaybettirir. Burada demokratik
konfederalizm ilaç gibidir. ABD milliyetçiliği kışkırtıp
bir yüzyılın kaybına yol açabilir. Milliyetçilik bir
yüzyılı kaybettirdi, bu yüzyılın da kaybolmaması için
demokratik konfederalizmi tabandan örgütlemek gerekir.
Bu ana çizgidir. Demokratçılığa dayanan sosyalizm
olmalı. Bunun özü daha önce program için açtığım altı
maddedir. AB demokratikleşiyor, Türkiye
demokratikleşiyor, Kürt Hareketi demokratikleşiyor.
Bunlar bir sentez oluşturmalı. Yanlış anlaşılmasın,
Türkiye konfederalizm olsun demiyorum. Üniter yapısını
koruyarak, ama demokratik bir cumhuriyet olsun diyorum.
Talabani-Barzani devleti yerine Kürdistan Demokratik
Konfederalizmi diyorum. Bu, Türkiye Cumhuriyeti ile dost
olmalı. Demokratik konfederalizm Kürt milliyetçisi
değildir. Milliyetçi devletçilikten uzak durulması,
demokratik ulusçuluğa önem verilmesi ve AB sürecinin bir
sentez olarak algılanması gerekir. Bu temelde halkın
seferber olmasını istiyorum.
Taban demokrasisi
Daha önce altı maddelik ilkeleri belirmiştim. Siyasi
içeriği budur. Taban demokrasisi kavramını kullanmıştım.
Bu kavrama uygun olarak özgür yurttaş meclislerinden
yukarıya doğru gelişir. Üstte gevsek bir koordinasyon
merkezi olur. Türkler, Kürtler, Araplar için de
öneriyorum. Arapların yirmi iki devleti var. Bu yirmi
iki devlet kendi içinde demokratik konfederalizm
oluşturabilir. Ama Arapların ve Türklerin devletleri
var. Devlet eğilimli düşünüyorlar, onların bu yaklaşıma
gelmesi zor. Geriye bunu gerçekleştirecek sadece Kürtler
kalıyor. Kürtler için demokratik konfederalizm olabilir.
Barzani ve Talabani’nin federesi var. Onlar devlet
hedefli oluşumlardır.
Farklılıklara evet, ayrılıkçılığa hayır
Türkiye’de biz eğer konfederalizmi başaramazsak, Barzani
ve Talabani tarzı federe burjuva milliyetçiliği gelişir.
Türklerde de milliyetçilik güçlüdür. ABD de Kürt
milliyetçiliğinin arkasındadır. Birbirini katletmenin
hiçbir anlamı yok. Ben her zaman katletmeye karsı
durdum. Burada da bunun için yasıyorum. Kürtlerde
demokratik bilincin gelişmesiyle bu isler çözülür.
Diyarbakır’daki mitingde atılan “farklılıklara evet,
ayrılıkçılığa hayır” sloganı güzel bir slogan.
Önemliydi, doğru bir slogandı. Suriye korkunç milliyetçi
bir devlettir. Iran da Şia milliyetçisidir. ABD, Türkiye
ve İsrail ittifakı da tehlikelidir. Ama Kürtlerin
konfederalizmi Ortadoğu’daki bu sorunları çözebilir.
Üniter devlet kalır, ama küçülür. Zaten zorunludur.
Böyle büyük devlet çökertir. Obez devlet diyorum. IMF
zaten küçültüyor, AB demokratikleştirir. Beş yüz milyar
Dolar borçla bir devlet ayakta kalamaz.
Kürtler için devlet değil, demokratik konfederalizm
Bunun içinde kadınlar birliği, belediyeler birliği,
mahalleler birliği, demokratik isçiler birliği, gençlik
birliği, öğrenciler birliği biçiminde halkı içine alır.
Demokratiktir, içinde halk vardır. Bu kavramları
yeniliyorum. Yanlış anlaşılmasın. Örneğin TÜRK-İŞ ve
DİSK de birer konfederasyondur. O anlamda hukuk dışı bir
şeyden bahsetmiyorum. Devlet dışı, bir devlet değil. Bu
kavrama yeni bir anlam yüklüyoruz. Diğer partiler de
değişmek zorunda. Yarından itibaren demokratik bir
dönemdir. Tek şef partileri, merkezi ve oligarşik parti
dönemi geçmiştir. Simdi demokratik dönemdir. Cumhuriyeti
üç dönemde ele alıyorum: Elliye kadar otoriter dönem,
elliden günümüze kadar oligarşik yozlaşma dönemi, simdi
de cumhuriyetin demokratikleşmesi dönemi yaşanıyor. AB
bunu gerektiriyor
Böylesi bir durumda demokratik özerklik de fiilen
zaten gelişir
Diyarbakır’daki sivil toplum örgütlerinin yaptığı
açıklamaya da belirttiğim paralelde sonuna kadar
katılıyorum. Ancak sadece bir açıklama yetmez ben buna
eylemsellik boyutuyla katılıyorum. Bu tarz kararların
eylemselliklerle desteklenmesi gerekiyor. İki taraflı
çatışmasızlık süreci geliştirilebilir. Böyle bir irade
ortaya çıkarsa KCK de buna uymalıdır. Ancak şunu
belirteyim, kimse kurbanlık koyun gibi de kafasını
uzatarak bekleyemez. Meşru müdafaa hakkı kullanılır, bu
evrensel bir haktır. Ayakta kalmak için her canlı
kendisini savunmak zorundadır. Bitki-hayvan bütün
canlılar için bu geçerlidir. PKK ve halkımız bu evrensel
hakkını doğal olarak kullanır. Ben daha önce de
belirtmiştim “Gül Teorisi” demiştim. Gül bile yaprakları
dökülürken dikenleriyle kendi öz savunmasını yapıyor,
kendisini koruyor. Bu böyle anlaşılmalıdır. Bu öz
savunma hukuki, ekonomik ve diplomatik çalışmalarla
güçlendiğinde kendiliğinden fiilen demokratik özerklik
ortaya çıkıyor. Böylesi bir durumda demokratik özerklik
de fiilen zaten gelişir. KCK dağda, BDP şehirde
demokratik özerkliği ilan eder. Dört temel alanda öz
savunma, hukuk, ekonomi, diplomasi olarak gelişir
demokratik özerklik. Bütün bu belirttiklerimi BDP Merkez
Yürütmesiyle de paylaşılmalı, bu konudaki düşüncelerim
aktarılmalı. Bir demokratik seferberlik başlatılmalıdır.
Bu yanlış anlaşılmamalıdır, savaş anlamında değil
seçimlere yönelik bir seferberliktir. Demokratik anayasa
zeminini hazırlamak için seçimlerde başarı
sağlanmalıdır. BDP’liler İçişleri Bakanı aracılığıyla
görüşmeye devam edebilirler ama onlar da daha önce
anlattığım demokratik özerklik çerçevesinde politik,
diplomatik, güvenlik, kültürel ve ekonomik boyut olarak
saydığım beş ilkeyi esas alarak görüşebilirler.
Görüşmeler ilkeler temelinde olur.
Benim demokratik özerklik projem
Benim demokratik özerklik projem bir yandan kendi içinde
sınırlarla çatışmayan bir çözüm öte yandan esasında
evrensel hegemonyayı reddeden ama çatışmayan, kendi
ilkelerini korumak şartıyla, bu “imparatorluk” da denen
Küresel hegomanyanın içinde erimeden varlığını
sürdürebilen bir çözümdür. Bu çözüm demokratik
konfederalizmin ilkelerini de ihtiva ediyor. Siyasal,
sosyal-kültürel, ekonomik, diplomatik, güvenlik beş ilke
demiştim, bunları ihtiva eder. Bu meselenin demokratik
özerklik temelinde çözümü bütün Ortadoğu’yu
aydınlatacak, İtalya için de İspanya için de bir model
olacaktır. Benim devlet ve iktidar konusundaki
görüşlerim Gramsci’nin görüşleriyle paraleldir. Marks
ulus-devleti kabul etmişken ben bunu kabul etmiyorum.
Avrupa’nın şu an yaşadığı krizin sebebi de yine bu
ulus-devlet yapılanması, anlayışıdır. Hazırlayacağınız
yazıda başlık şu olabilir; “Kürdistan yeni bir Devrimin
Eşiğinde mi?” Bu devrimde öyle çok fazla kan da
dökülmeyecektir. Bizim öngörümüz ve amacımız bu çözümü
barışçıl yollardan en az hasarla sağlamaktır. Bu temelde
ayrıntılı olarak hazırlayacağınız yazının orada da
Avrupa’da da yankı uyandıracağını düşünüyorum. Kürt
sorunu konusunda üç yol var. Birincisi 80-90 yıldır
devam eden inkâr-imha politikası, anlayışı. İkincisi
küçük Kürdistan kurup tüm Kürtleri oraya bağlamak. Yani
küçük Kürdistan’ı kurararak Büyük Kürdistan hayaliyle
Kürtleri bir yüz yıl daha oyalamak. Tıpkı Yunanlıların
megalo ideası gibi. Küçük Yunanistan’ı kurup, megalo
ideasını yaşatmak. Yine tıpkı küçük Ermenistan’ı
kurdurarak Büyük Ermenistan hayaliyle Ermenileri
oyalamak gibi. Burada da küçük Kürdistan’ı kurup Büyük
Kürdistan hayalini yaşatmak istiyorlar. Bu durumda
Kuzey’deki Kürtleri oraya bağlayacaklar, onu da küçük
Kürdistan’a bağlayacaklar. Her türlü bağlanımdır. Küçük
Kürdistan’ı kurup bütün Kürtleri ora üzerinden kontrol
edecekler. Bunu ortaya çıkarmak hayati önemdedir. On
yıldır bunu söylüyorum. Bizim alçakları da bu şekilde
oraya bağladılar. Orada her türlü imkân verdiler, para,
kadın, ev verdiler. Birçok kişiye de orada şirket
kurdurup kendilerine bağlıyorlar. Evet, ben de Zaman
gazetesinden öyle bir sonuç çıkardım, öyle bir izlenim
edindim. Geçmişte nasıl ki ülkü ocakları üzerinden Sol
pasifize edildiyse, bugün de bu cemaatler eliyle
hareketimiz pasifize edilmek isteniyor. Çok güçlü
ekonomik imkânları da var. Bunu da devreye sokuyorlar.
Bazı aileleri bu çerçevede kendilerine bağlıyorlar. İşte
o alçaklar, Osman onlar -bizim zavallı bacıyı Havva’yı
da kullandılar- Osman “benim önümü açın ben gidip
Muhafazakâr Kürtleri örgütleyeyim” diyordu. Küçük
Kürdistan’ı İsrail gibi şununla bununla savaştıracaklar,
bir gün Türklerle savaştıracaklar, bir gün Araplarla
savaştıracaklar, bir gün İran’la savaştıracaklar.
Herkesle savaştıracaklar. Yani filler çimende çarpışacak
ezilen, ölen biz olacağız. Üçüncü yol da bizim
savunduğumuz demokratik çözümdür. Biz burada demokratik
cumhuriyet, demokratik vatan, demokratik toplum diyoruz.
Bizimkiler gün gün muazzam politika yürütmelidirler. Kim
bu karmaşa halinde çok iyi örgütlenirse iyi ve doğru
politika yürütürse o kazançlı çıkar. Akademi kurun diye
o kadar çok söyledim, bugün akademi ihtiyacı nasıl
hissediliyor, ortadadır. Bu yaşananları süreci doğru
kavrarlarsa tutuklamaları da boşa çıkarırlar. Kendi
yerel demokratik önderliklerinizi ortaya çıkarmanız
gerekir. Bu tutuklamalar devletin bir taktiğidir. İyi
bir siyaset yürütümüyle bu tutuklamalar rahatlıkla boşa
çıkarılabilir. Ben siyaseti iyi yürütün derken size
illegal bir alanı işaret etmiyorum. Demokratik zeminde
yapılabilecek muazzam çalışmalar var, bunları yapın
diyorum. Ama çok iyi anlamıyorsunuz, çok hantal
çalışılıyor. Yerel demokratik önderlikler ortaya
çıkmadı. Teorik olarak da çok dogmatikler. PKK bir zaman
dogmatik kaldı, DTP dogmatikti. PKK kendini geliştirdi
ama BDP halen kendini geliştiremiyor, kısmen
dogmatiktir. DTK halen geliştiremiyor kendisini. DTK
Kürt toplumunun yasal demokratik örgütlenmesinin adıdır.
Yine DBP yasal ve Türkiye’nin tümünde çalışmalarını
yürüten bir siyasal partidir, Türkiye partisidir. Bunlar
KCK’dan ayrı çalışmalardır, birbirine
karıştırılmamalıdır. KCK adı üzerinde yasa dışıdır,
dağda silahlı bir örgüttür. Birçok yerde
örgütlenebiliyor. Örneğin Maxmur bir KCK birimidir. KCK
birçok yerde buna benzer birimler oluşturabilir, Dersim
KCK, Amed KCK, Avrupa KCK olabilir. KCK, BDP ve DTK üçü
de farklı örgütlenmelerdir. KCK, diğerlerinin
çalışmalarına zarar vermemelidir. KCK bunların içine
sızmamalıdır, sızarsa bu olmaz. Dil, bedendir. Coğrafya
bedendir. Kültür bedendir. Bedenlerinize sahip çıkın.
Öyle tek başına kuru bir dil bir anlam ifade etmez.
Bunlar hepsi bütünlüklüdür. Bir arada düşünülürse
demokratik bir toplulukla bunlar birlikte bir anlam
ifade eder. Dil, coğrafya, kültür, bunların hepsine ben
beden diyorum. Bedeninize sahip çıkmazsanız baş bir işe
yaramaz bir anlam ifade etmez. Bütün bunlar DTK’nın
çalışma alanlarıdır; dil, kültür, sanat, spor her alanda
toplum içinde çalışmalarını yürütürler.
PAJK Yayınları
Son