ÖNDERLİKTEN PERSPEKTİFLER

MÜCADELESİ VERİLMEYEN YAŞAMIN BİR ANLAMI YOKTUR...

Reber APO'nun Çözümlemelerinden Derlenmiştir

Özgür ve savaşan kadının olduğu yerde güçlenme vardır, canlılık vardır, cesaret vardır. Ama bizde neredeyse kadın bela olarak görülüyor. Bu doğru değildir ve erkek yaklaşımının bir sonucudur. ‘Bir birliği ağırlaştırmak istiyorsan, kadını o birliğe vermek yeterlidir’ gibi çarpık bir anlayış var. Tam tersine, bir birliği daha iyi savaştırmak istiyorsan, bir kadın birliği de yanında olmalıdır görüşü doğruyken, bunu bir türlü kimse anlamak istemiyor. Aslında kadını özgür savaş birliklerinde görmemek, ona bu hakkı vermemek sınıf savaşı gibi bir şeydir. Tabii bu hak verilmedi mi, siyasal, askeri ve sosyal güç de verilmez. Onlara göre kadın, savaşı güçlendiren değil de, erkekliklerine tabi olmasını bilen varlıktır. Erkeğin bu beklentisi veya geleneksel yaklaşımı nedeniyle kadınlar öyle tutuluyorlar. Kadın birliğinizin adeta kendisi buna yol açıyor, erkeklerin bu iddiasına neredeyse geçerlilik kazandırıyor. “Biz yük olduk, ruh hastası olduk, başa bela olduk” diyorlar. Aslında bu, kadına hakarettir, saygısızlıktır.
Eğer birisi Önderliği esas almak istiyorsa, Önderliği kendi şahsında örnek alsın. Her kadın bir yaşam öznesidir; eğer entrikacı ve iflah olmazın teki değilse, çok güçlü bir yaşam gücüdür. Taklitçiler çıkmış, “Biz de Parti Önderliği gibi olacağız, kadınla yaşayacağız” diyorlar. Benim nasıl yaşadığımı biliyor musunuz, bunu hiç incelediniz mi? Ölçülerim nelerdir? Bir kadının kölece kendisini dayatmasını, çirkinliğini veya çekiciliğini sıkı sıkıya değerlendirmeden, kadınla hiç kolay yaşayabilir miyim? Benim ölçülerim var. Fakat bazıları fırsat bulur bulmaz, kölece birbirlerini kullanıp atıyorlar. Bu bizim en lanetli gerçeğimizdir. Birbirini hiç tanımadan, birbiriyle nasıl yürünüleceğini bilmeden, yıllardır sözüm ona birlikte yaşıyorlar. Bizim aileler böyle değil midir? Karı-koca ilişkisinde ilk evlilik günlerinde karasevdaları vardır, bir iki hafta sonra bu sevdanın hepsi tükenir. Biz bu yaşama isyan etmeliyiz. Bu en tehlikeli durumdur ve bunu yaşamayan aile yoktur.
Önderlik bu konuda inanılmaz bir mücadele yürütüyor. Bu mücadele nedir? En güzel ilişki gelişebilmeli veya insanlar son derece yaşamsal yaklaşmalılar. Nasıl bir yaşam gücü olabileceklerini iyi bilmeliler. Bu saha büyük bir önderlik mücadelesiyle yaratıldı. Diğer sahalarda neden fazla gelişemiyorsunuz? Otoritem ve olanaklarım çok büyüktür, neredeyse bir devlet gibiyim, bir sultan gibi de yaşayabilirim. Ama bu konuda büyük bir sosyalist mücadele veriyorum. Seçkin bir sosyalist örnek teşkil edilmesi için, bu işlerde çok sıkı eleyip sıkı dokuyorum. Erkekte de, kadında da müthiş ölçüler geliştiriyorum. Ucuz kadını da, basit erkeği de kabul etmem. Bu, örgüt anlayışımda açıktır. Önünüze ölçüler koyuyorum. Bu ölçüleri tutturamayanların yüzüne bile bakmayız. Fakat ölçüler geliştikçe, bir hoş gelişinden tutalım iyi bir yoldaşlık sevgisine kadar ilişkilerin en yücesini geliştiririz. Böyle ölçüler ve yaklaşımlar insanı kesinlikle geliştirir. Yoksa klasik tabirle “Nasıl karasevdayla bağlandık, fırsat bulduk, birbirimizi kullandık” demek seviyesizliktir.
Savaşı verilmeyen bir yaşamın anlamı yoktur. Hangi çabalar ve yaklaşımların ürünü olduğunuzu bile bilmiyorsunuz. O zaman aldatırsınız, aldatılırsınız. Sonuç, siyasette bir bitiştir, komplodur. Ayrıca hepinizin yaşamı geliştirme gibi çok ciddi bir sorunu vardır. Kendinizi bile unutmuşsunuz. PKK Önderliğinde benim gibi biri olmasa, kim bilir ne hallere düşürülürsünüz. Bunun birçok örneğini de gördük. İyi tanıdığım bazı provokatörler vardı, bütün ihtiyaçlarını ben karşılıyordum, onlar da “Bizi güzel yaşatabiliyor” diyorlardı. Ama örgütün dışına taşmışlar, savaşla ve bir halkın yaşamsal umuduyla oynamışlar, bunun farkında bile değiller. Ve böylece kaçan kaçana bir durum yaşanıyor. Bunlar önemlidir, bunları inceleyebilmelisiniz.
Herkesin gücü yetmeyebilir, ama iddialı olanlar bu konuda sorunun çözüm yolunu kendileri için gündemleştirilebilirler, hatalardan alıkoyabilmek için birbirlerini eğitebilirler. Benim de gücüm sınırlıdır, her şey benden beklenilemez. Benim sizin için yapacağım şey emniyetinizi sağlamaktır, yetişmeniz için ortam hazırlamaktır. Her şeyi benden beklemeniz abartmalı bir yaklaşımdır. Benim bir çocuk heyecanıyla halen sizlerle ilişkilerde nasıl yol aldığımı göz önüne getirirseniz, bu yaşlarda bu ortamların kıymetini iyi bilirsiniz.
Özgürlüğün gerekli olduğuna inanıyorum, ama sizin yaşadıklarınızı da yaşam olarak değerlendirmiyorum, hatta bundan sıkılıyorum. Bu, benim için bir işkencedir. Geleneksel olarak yaşanılan aile biçimi ve değer ilişkilerin hepsi böyledir. Hepinizin gelişmesi gerekir ki, bizden saygı ve sevgi bulabilesiniz. Ben zorla veya kendimi kandırarak sevmem; kendimi böyle sevdirtmeye de izin vermem. Ben derken, bir ulusu kastediyorum, ulusal ölçülerden bahsediyorum. Ulusal ölçü söz konusu olunca, bütün halk çapında sevgi kaynağı olmayı anlayacaksınız. Bu bizde olmadığı için, herkes bir sorumsuzluk deryasıdır. Herkeste ‘ailem, çocuğum, karım, kocam, varım yoğum’ felsefesi vardır. Ulusallıkla, halk iradesiyle veya özgür halkla bağdaştırılamayacak olan da budur. Herkes bu kadar bencil olursa ulus olunamaz, dolayısıyla halk da sizi sevemez. Halk sizi sevmezse, bir bireyin malısınız, onun kurbanısınız. Bunu da kimse inkâr edemez. Siz militanlar olarak bir ulusun göz bebeği olmak zorundasınız. Böyle bir göreviniz var. Sizler evde kalmış kızlar değilsiniz veya özgürlük adına kendini bilmezin teki de değilsiniz. Siz halkımıza özgürlüğü aşılayabilecek, onun savaşımını çok yönlü verebilecek görev militanlarısınız. Bu güzel bir çalışmadır. Gerekirse bütün ömrünüzü buna adayın. İnsan bundan sıkıntı duymaz, çünkü bunun dışında her şey aşağılık ve rezilcedir.
Bu yaşıma rağmen, halen bıkıp usanmadan özgür yaşamın tutkusuna kapılıyorum. Neden böyle yapmayayım, neden kendimi körelteyim? Unutmayın ki, çoğunuzun böyle çekici bir yanı yoktur. Aslında hepinize yüksek değer biçmek ve oldukça sevilir duruma getirmek istiyorum, ama siz bunu önlüyorsunuz. Sizin savaşınız silahı çok sıkmakla başarılmayacak; bu savaşınız yaşamın nasılına vereceğiniz karşılıkla kazanılacaktır. Elinizdeki gerçek silah böyle değerlendirilmelidir. Fakat bundan haberiniz bile yoktur. Ben bile kendimi evde kalan bir erkek olarak görmemek için büyük çaba yürütüyorum. Bu halk, bu kadınlar neden beni beğeniyor? Çünkü ölçülere çok dikkat ediyorum. Bütün hareketlerim ideolojik, siyasal, örgütsel ve eylemseldir. Bunların hepsi beğeni düzeyini yaratmak içindir. Halkın önderi olmak başka nasıl olabilir? Diken gibi kendimi batırarak, kokuşmuş bir tip ve bir despot gibi kendimi dayatarak önder olabilir miyim? Dikkat ederseniz, en güçlü özellikleri kendimde birleştirerek halkın içinde yürüyebiliyorum. Siz kadınlar için de etkileyici birisi olabilmek için nasıl hareket ediyorum? Kadınları etkileyebilmeliyim, çünkü insan başka türlü önder olamaz. Bastırarak ve köleliğiniz temelinde sizi kullanarak önder olmak ancak despotların, feodallerin ve ağaların yapacağı bir iştir.
Bazı erkek arkadaşlarımızın dayanılmaz ve katlanılmaz birçok özelliği var, ama siz bunun farkında bile değilsiniz. “Ben PKKli değil miyim? Beni herkes kabul etmek zorunda” diyorlar ve siz de kabul ediyorsunuz. Oysa beni bile kabul etmemeniz gerektiğini de belirttim, hatta bana eleştirisel yaklaşın dedim. Derin bir anlamı olduğu için bunu belirttim. Sınırlı bir çirkinliğimi bile kabul etseniz, bu ulusa ve devrime zarar verir. Ayrıca sizi de kolay beğenmem. Bu, yalvarmakla, ağlayıp sızlamakla olmaz. Bu bir ulusal sorundur. Ulusal ölçüleri tutturmayan, öyle kolay kabul görmez.
Yıllardır savaştığım bazı tipler var. Ben bu temelde önderlik olayını geliştirdim. Müthiş bir yaşam gücü haline gelmediğiniz müddetçe, kolay kolay benden sınıf geçemezsiniz. Belki siz bunları şimdiye kadar hiç bilmiyordunuz. Ama Önderlik budur. Önderlik böyle olduğuna göre, parti de böyle olacaktır. Eskiden kız ve erkek birbirlerini kabul ederken, hiçbir ulusal, hatta estetik ölçü yoktu. “Buldum parayı, aldım karıyı” yaklaşımı vardı. Yaşam burada nasıl kaydediliyor? O yaşantıda özgürlük yoktur; orada para pula satılma, güce ve puta tapınma vardır. Bu yaşantıdan her türlü çirkinlik çıkar. Siz düne kadar bunu kabul ediyordunuz. Hatta şimdi bile ölçülerinizin ne kadar sağlam geliştiğini bilemeyiz. İlişki ve sevgi deniliyor; oysa bunlar zor işlerdir. Keşke sevmesini bilen iki militanımız olsaydı diyorum.
Bunların ilişkiden kastettikleri, partiye arkadan hançeri vurmaktır; provokasyona getirmek, bozgunculuk yapmak, kaçmak, hastalığı geliştirmektir. Bu ilişki değil, en değme ajanın yapamayacağı olumsuzluktur. İlişki deyince hep bunu anlıyorlar. Neden ilişkileri yüceltmiyor, neden etrafını güçlendirmiyor, neden savaşın hizmetinde değil? Bunları soran bile yoktur. Kadın-erkek ilişkisi deyince akla ilk gelen, birbirini kullanmak ve partiye ihanet etmek oluyor. Ben hasretle, acaba nasıl bir ilişki tarzı gelişecek ve nasıl savaşın hizmetinde olacak diye bekliyorum. “Mutlaka birbirimizi kölece bağlayacağız” anlayışına karşı savaş yürütüyorum. Bence bu savaş yerindedir ve oldukça da gereklidir.

Ben Bir Savaşçıyım. Bu Ulus İçinde De Kolay İlişki, Kolay Kadın Ve Kolay Erkek Kabul Etmem.

Savaşı sürdüreceğim. Geçmişte en suçlu birisi bile olsanız, eğer dürüstçe bir başlangıç yapar ve son derece inandırıcı olmayı başarabilirseniz kazanırsınız. En kötü duruma bile düşmüş olsanız bile, yine de geçmişinizden korkmayın. Düzen duygularınız ve kişiliğinizle oynamıştır. Ama burası bir özgürlük alanıdır; insanımızı yeniden ve güzelce yaratma iddiasındadır. Bence doğru olan da budur. Zaten geçmişi temiz olan kadınımız ve erkeğimiz yok denecek kadar da azdır.
Erkekler sizden daha çok düşmüşlerdir, onların da fazla yetenekleri yoktur; onlar da kendilerini yeniden yaratmalıdırlar. Buna ihtiyaç var. Mevcut erkeklik düzeyini biliyoruz. Karının erkeği veya düşmanın doğru dürüst uşağı bile olamayacak bir erkek söz konusudur. Bu erkeği ne yapalım? Siz kadınlar bu tür erkekleri ne yapacaksınız? Erkekler şu avantajı yakalamışlar: “Bu zavallı kadınları bin bir minnetle kabul ediyoruz” diyorlar. Oysaki tersi doğrudur. Baskıcı, çözümsüz ve eziyet vermekten başka orijinalitesi olmayan Kürt erkeğini olduğu gibi nasıl kabul ediyorsunuz? Şu anda benim düşünebileceğim en zor şey, böyle bir ilişkinin olduğu gibi kabul edilmesidir. Belki işkencelere dayanılır, ama buna dayanılamaz. Ama siz bunu kabul ediyorsunuz, bu nedenle de kaybediyorsunuz. Bu erkeğin neyine güveniyorsunuz? Bu erkek size ne verebilir? Ne sevgisi, ne savaşı, ne de bir başarısı var, yani zavallının tekidir. O zaman bu erkeğe neden bu kadar bağlanıyorsunuz? Bana bile fazla bel bağlamayın diyorum. Benim bile sizi yaşatacak fazla gücüm yoktur. Sadece sınırlı yoldaşlık imkânlarım vardır. Durum buyken, sizi serbest bıraksak, kendi kendinizi nasıl kandıracağınızı kestirmek zordur. Özgürlük hayalleriniz, hesabı kitabı hiç belli olmayan nedenlerle biter.
Başarılarıma rağmen, ben hala tatmin olmuyorum. Bu iş insanı yaratma işidir. Bir erkeği de, bir kadın için belki sizden daha fazla uygunsuz buluyorum. Bu çok önemlidir. Bunu kabul etmek demek, bir ulusa en büyük belayı dayatmak demektir. Adam sizi parti adına kullanıyorsa ve siz de bunu kabul ediyorsanız, kendi kendinizi mahvettiniz demektir. Onun için ilişkilerde çok hassas olacağız. Burada gerçek bir savaş yaşanıyor. Savaşın en anlamlısını burada yürütüyorsunuz. Bunu hiç basite almamalısınız. Biz şerefi savaşla elde edeceğiz. Kadın onuru savaşla kazanılacaktır ve ben bunu çok değerli buluyorum. Hatta bu olgu temel savaş gerekçenizdir. Onursuz kişilik neye yarar? Ciddiye alınmayan kişilik hazin bir durumu yaşıyor. Kadınlar da, kızlar da bu konularda saygınlığı ve onuru yakalamalıdır. Bunun üzerinde büyük bir önemle duruyoruz. Kadının olduğu yerde daha güçlü gelişmeler olur, yaşam zenginleşir. Kadının olmadığı yerde, yaşam zenginliğini ve canlılığını kaybeder. Bu ilkeyi egemen kılacağız. Ayrıca kadının olduğu yerde parti güven kazanır ilkesine de işlerlik kazandıracağız. Zayıflığın değil soyluluğun geliştiği bir kadın birlikteliğinden bahsetmeliyiz.
 

Biz Olsak Da Olmasak Da, Yüksek Çabalarla Bu Kutsal Cevabı Vermelisiniz.
Nasıl yaşanması gerektiğinin en aktif bir tarafı olarak kadını sürekli dillendireceğiz. Sanıyorum çok güçlü bir yaşam niteliğine de ulaşacağız. Ulaştığımız mevcut düzeyi bile yeterli bulmuyoruz. Kendine oldukça güvenen, mücadele değeri yüksek kişilikler ve onların birlikleriyle ilişki toplamı olacağız. Ben hiçbir zaman bu çalışmalardan bıkmadım. Kadın çalışmalarından bıkılmaz. Bunun istismar edilmemesi ve bununla oynanmaması için de çok ilkeli olmalı ve pratikte uyanık hareket etmelisiniz. Biz olsak da olmasak da, yüksek çabalarla bu kutsal cevabı vermelisiniz.
Size ekmek ve sudan daha fazla gerekli olan, bu özgürlük mücadelesi, onun kutsal anlamı ve savaşçılığıdır. Gerisi bana fazla anlamlı gelmiyor. Sizi birey olarak mutlu edebiliriz; sizin için iyi giyecekler, iyi yataklar, iyi yiyecekler de hazırlayabiliriz. Ama bütün bunlar bana anlamlı gelmiyor. Oldum olası bunlara itibar etmedim. Benim itibar ettiğim, kölelik düzeyinin aşılarak özgürlük düzeyinin gelişmesidir. Bu bana altından daha değerli geldiği için, bu temelde bir uğraşıyı tutkuyla sürdürmeye devam ediyorum. Bana göre ihtiyacımız en çok da bunadır. Sıcağı veya soğuğu bile vız gelir, hatta bireysel endişelerin de hiçbir anlamı olamaz. Çünkü bu, savaşların en kutsalıdır. Mutlaka bir ütopyadan bahsedilecekse, bu en değerli ütopyadır. Buna neden bağlanmayalım? Şimdiye kadar bunun ortaya çıkardığı değerlerin herkes üzerindeki ezici etkisini gördük. Ne diye bunun daha fazlasını yapmayalım? Ben bile büyük çözümü buldum. Ne diye bunu daha da genelleştirip derinleştirmeyelim? Güzel insanlarımızı yaratıyoruz; daha fazla tutkuyla sarılıp neden zaferi kesinleştirmeyelim?
Sizi unuttuğumuzu veya size yetersiz yaklaştığımızı düşünmemelisiniz. Aynı biçimde sizler de bizi ne çok abartılı, ne de çok yüzeysel değerlendirmelisiniz. Bu çalışmaların değerli olması için oldukça özen gösteriyorum. “Bizi anlamadı, görmedi, değerlendirmedi” gibi bir yüzeyselliğe kapılmayın. Daha iyi bir ilerlemenin imkânlarını sürekli göz önüne getiriyorum. İşler zordur, bu konuda gelişmeler adeta iğneyle kuyu kazar gibi oluyor. Gençlik enerjinizi kesinlikle yerinde kullanın. Yalnız günlük yaşam için değil, yaşamın fethedici bir gücü olmak için, ömür boyunca ve tam özgürlüğe kadar hem kendinizi buna yetkili görün, hem de mutlak başarılması gereken görevlerin sahibi olarak değerlendirin.
Bu çalışmaları ortaya çıkarmakla halkımızın belki de en çok ihtiyaç duyduğu bir gelişmeyi ortaya çıkardım. Neden bundan vazgeçeyim? Sizler, çok köhnenmiş yaşam kurallarını yıkıyorsunuz. Tam bir özgürlük yaşamı yoktur, zaten birden bu yaşamın bulunacağını sanacak kadar gafil de olamayız. İntikam almamız gereken korkunç bir düşman, gerici bir dünyamız var. İntikamımızı almadan, nasıl severiz, savaşmadan da intikamımızı nasıl alırız? Düşmanını tanımadan, ona karşı savaşım vermeden, birbirinizin yüzüne bakmanız bile ayıptır. Savaştıkça sevme gücümün geliştiğini her zaman söyledim. Savaş vermeseydim, savaş verip de başarmasaydım, tek birinizin yüzüne bile bakacak halim olmazdı. Doğrusu da budur. Savaşı ve savaşta başarısı olmayanın yüzüne bile bakılmaz.
Savaşı kaba anlamda anlamayın. Bir kişinin kendini eğitmesi de, bir örgütsel ilişki de savaştır. Savaş yoğun olarak sosyal alanda verilir. Kadın konusunda bu böyledir. Bütün bu konulardaki gelişmeleriniz, bizi yaşama bağlayacak olan en özlü savaştır. Bu yaşıma kadar savaşmaktan bıkmadığıma göre, siz neden bıkacaksınız? Büyük bir dirayetle üzerinde durduğumuza göre, siz neden durmayacaksınız? Doğru olanın bu olduğu, gelişmenin de bu temelde sağlandığı anlaşılmıştır. Güzellikler bu temelde iyi ortaya çıkmaktadır. Biz yaşamı oldukça anlamlı kılıyoruz. Bunu zedeletmeyin. Hiç kimse, benim adıma, PKK adına ahkâm kesmesin; anlamadan kendi ön yargılarını konuşturmasın. Siz de her şeye bilinçli ve iradeli katılın. Örgüt disiplini, kişinin bilinç ve irade gerçeğinden vazgeçmesi anlamına gelmez. Tam tersine, güçlendirmesi anlamına gelir. Yaşam bizde yoğunlaşmış bir yaşamdır. Bu ortamların da en kapsamlı savaş ortamı olduğunu rahatlıkla belirtebilirim. Siz burada yaşamıyor, savaşıyorsunuz. Hem de en zor savaşı veriyorsunuz. Yüz yılların sizi yenilgiye götüren nesi varsa onunla hesaplaşıyor, yaşama doğru katabilecek nesi varsa onun gücünü de kazanıyorsunuz. Bu en belirleyici savaştır.
Bu temelde yaklaşırsak, aşamayacağımız bir zorluk yoktur. O zaman sıkıntılarımızı ve acılarımızı da kesin olarak güce dönüştürürüz. Böylesi bir yaşamı geliştirmekten gurur duyuyorum. Soylu ilişkiyi ortaya çıkarmak, onurlu bir yaşam düzeyi geliştirmek, kadın konusunda da yiğit ve değerli kadını ortaya çıkarmak: İşte benim için de sevda budur. Yine namuslu bir Kürt erkeği yaratabilmek bende bir tutkudur, bir sevdadır. Adeta bıkmadan, usanmadan, gece gündüz bunun için boğuşuyorum. Bu konuda mutlaka Önderliği anlayabilmelisiniz. Bütün bu savaş, bu eğitim, bu örgütlenme şerefli ve onurlu yaşamı kurtarmak içindir. Madem yaşam elimden alınmış, o zaman ben de onun kazanma savaşını vermeliyim; onun vatan, özgürlük, parti ve kişilik savaşımını vermeliyim. Bunu anlamayanlara öfkeleniyorum. Hele hele bu savaşımı düşürenleri, yozlaştıranları ve yenilgiye uğratanları hiç affedemiyorum. Bize neden daha büyük sevgiler gerekmesin, neden layık olmasın? Yüce yoldaşlığın gelişkin biçimleri neden olmasın? Çok bilinçli ve çelikten daha sağlam iradeler neden ortaya çıkmasın? Yaşamı bütün çarpıcılığıyla neden yansıtmayasınız? Engeller varsa, bunları aşmak için savaş ne güne duruyor?
Sevgiyi, hatta aşkı yaratın. Bunlar zor işlerdir, ama imkânsız işler değildir. Aşk bize bir efsane gibi gelmemelidir. Aşkı yaşamımızın ayrılmaz bir parçası haline getirmeliyiz. Ama soyluca, ama büyük bir gurur duyarak getirmeliyiz. Cinsimizden gurur duymalıyız, ama bu gurur duyma soylu değerlere bağlı olmayı bilerek olmalıdır.
Bizim sizlere sunabileceğimiz tek değerli çalışma özgürlük çalışmasıdır. Anam benden yıllarca birkaç metre bez istedi, ama ben almadım. Buna karşılık müthiş bir savaşımı sizin özgürlüğünüz için veriyorum. Çünkü bunu değerli buluyorum. Sizin de biraz bizi anlama ve takip etme gücünüz varsa, bu özgürlüğü değerlendirmelisiniz. Bağlılığınız ve duyarlılığınız özgürlük çalışmalarına olmalıdır. Başta değerli kadın şehitlerimizin yaşamlarının anlamını bu temelde daha da derinleştireceğiz ve bağlılığımızın gereklerini mutlaka yerine getireceğiz.

8 Aralık 1995

Geri Dön
 

 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır