|
İletişim |
|
Site
hakkında Görüş ve Önerileriniz İçin |
|
|
|
|
ÖNDERLİKTEN PERSPEKTİFLER
|
MESELE ÖZGÜR YAŞAMDIR, ÖZGÜR KADIN OLMADIR...
|
Önderliğin Çözümlemelerinden
Derlenmiştir |
Kod adı: Şervin Derik Hakkari
Adı Soyadı: Neceh İbrahim
Doğum Yeri ve Tarihi: Batı Kürdistan- Derik/Tılxenzir köyü-1970
Mücadeleye Katılım Tarihi: 1990
Şahadet Tarihi ve Yeri: 15 Eylül 1998-Kato Marinos/Botan
Görevi: YAJK Merkez Üyesi
Yaşam zordur, benim işim özgürlük imkanlarını ortaya koymaktır.
Bunun dışında ben herhangi bir şeye ne alet olurum, ne ortak
olurum. Bizi de başka türlü değerlendirmek açık ki suçtur ve
kendini kandırmadır. Erkekliğinden bile bu kadar nefret eden bir
kişi olarak basit kadınlığa hiç alet olabilir miyim? Aklınızı
başınıza almalısınız, hem de çok. Özgürlük imkanını buna
bağlıyorum. Anlıyorum, kadının yaşadığı iğrenç baskı ve onun
yaşam tarzından dolayı böylesiniz. Fakat unutmayın ki buna alet
olan kendinizsiniz ve bundan çıkmayı da esas olarak kendi
kişiliğinizin pek saygınlıklı ifadesi olarak bileceksiniz. Başka
hiçbir şey bundan daha önemli, değerli olamaz.
Yaşam çok zor. Unutmayın ki en değme erkeğimiz yaşamın basit
maddi gereksinimlerini bile kurtaramıyor. Size başka ne
verebilir ki? O açıdan aklınızı şiddetle başınıza almanız lazım.
En ince zekayı, en ince örgütsel tavrı, kişiliği mutlaka
yakalamalısınız. Başka hiçbir şey sizi kurtaramaz. En iyi
örgütsellik, en iyi dil, en iyi karar, akıllı iş yapma imkanınız
olmazsa sizin için hiçbir gelecek, hiçbir kurtuluş şansı yoktur
ve bu konuda kesinlikle bana, partiye, erkeğe güvenmeyin. Bunu
ikaz etmek için buraya geldim.
Ucuz duygularla, hayallerle yaşamı kurtarmak mümkün değil. Bu
basit duyguları atın, yaşam çok farklı. Sizde en büyük özellik
yalan hayallerle kendini kandırmaktır. Ama bu da yaşam boyunca
sürekli ağlatır ve perişan eder. Ve ne kadar ağladığınızı da
kendiniz biliyorsunuz. Bu duygusal durumunuza da bakın, bunun
altında yatan, gerçeklerden kopuştur ve ben de bundan nefret
ediyorum. Bununla bırak partiden, önderlikten bir şey anlamayı,
bir şey koparmayı, ancak kötü bir karşı savaşçı olduğunuz ortaya
çıkar. Yanlış büyütmüşler. Genelde insanı nasıl yanlış
büyütmüşlerse, hele siz kızları çok daha yanlış büyütmüşler.
Kölelik gerçeğimiz ne kadar bir gerçekse bundan kurtulma,
özgürlük gerçeğimiz de bir o kadar gerçektir. İkisi doğru
anlaşılıp birisinin terki, diğerinin ise yaratılması gerekir.
Siz kızlar duygusallığa tapınmaya iyice alıştırılmışsınız. Eğer
bir duygusallık, tapınılacak bir değer varsa bu özgürlük gerçeği
ve onun her türlü gereklerine olmalıdır.
Yaşam konusunda önyargıları kırmak ve çok ciddi bir hazırlanmayı
becermeniz gerekiyor. Aklınız biraz çalışmaya başlamışsa
kendinize soru sormayı ve işlerin gidişatı hakkında bir hükme
varmayı bilmeniz lazım.
Benim bu devre süresince sadece size değil, kendime dâhil hep
sorduğum soru; keşke böyle yaşanılmasaydı. Hep anama söylediğim
o ilk söz aklıma geliyor. Sen misin beni doğuran, sen suçlusun
dedim. Bütün doğuşunuzu suç olarak görüyorum. Aslında bu haliniz
suç kişiliğidir. Fakat ben dersimi almıştım ve kendimi müthiş
eğittim. Düşünüyorum, benim eğitilecek hiçbir imkânım yoktu.
Sömürgeci okullar insanı zaten yaşam konusunda, gerçekler
konusunda sürekli baştan çıkarıyordu. Bu yaşam şansını
kaybetmemek veya yaşayacaksam doğru yaşayabilmek için bana yön
verebilecek doğruları tek başıma bulmaya çalışıyordum.
Dolayısıyla sizden hep önemli başarılar beklemek doğru bir
anlayıştır, doğru bir tutumdur. Sözü bu çerçevede veriyorsunuz.
Bu bile sağlam yürümek ve sürekli başarmak için yeterlidir. Kim
söz vermek istiyor?
Şer: Adım Necah İbrahim. Partideki ismim Şervin. 1970 Derik
doğumluyum. Partiye 1990’da katıldım. Son olarak 1994’te ülkeye
geçişim oldu. Bu sahaya suçlu olarak, Ana karargah tasfiyesinin
davası için geldim. On aydan fazladır buradayım Başkanım.
- Üçüncü kezdir gitmek istiyorsun?
Şer: Üçüncü kezdir Başkanım.
- Üçüncü kezdir tabii. İlk olarak hangi tarihte gitmiştin?
Şer: 1992’de.
- ‘92’de gittin, ne zaman geldin, ‘94’te mi?
Şer: ‘93’te Başkanım.
- ‘95’te mi tekrar gittin?
Şer: ‘93’ün sonlarında geldik, ‘94’te gittik.
- Gittiniz, ‘96 sonlarında da geldiniz?
Şer: Doğrudur Başkanım.
- Şimdi bu yaşamdan ne anladın, korkmadan söyle?
Şer: Başkanım, buraya geldiğimiz süreç her yönüyle çok sancılı
geçti. Büyük bir sarsılma da geçirdim. Ama Parti Önderliği’nin
çözümlemeleriyle biraz değişimler de oldu. Hem parti
sorunlarında bir netleşme oldu hem de Önderliğin yaşamımız
hakkındaki anlayışı doğrusu çekiciydi. İnsana yaklaşım ve insanı
kazanma konularında bir zorlanmam oldu. Bu zorlanmayla
diyebilirim ki hem netleşmem hem de kararlaşmam oldu. Burada da
kendimi görüyorum. Bu seferki ülkeye geçişim daha gerçekçi, daha
yenileyici bir şekilde olacaktır. Bunları daha iyi temsil
edeceğim.
- Yani sen çok derinliğine aldın?
Şer: Doğrudur Başkanım.
- İnsan gerçekliğinin çok yönlü çerçevesini anladın?
Şer: Doğrudur Başkanım.
- Tahmin ediyorum ki örgüt tarzını iyi anladın?
Şer: Burada daha çok örgüt yönünde, Önderlik tarzında...
- Resmiyetin ve yönetimin ciddiyetini tahmin ediyorum ki iyi
aldın?
Şer: Doğrudur Başkanım.
- Hatta kadın özgürlüğü konusunda da yani nedir, ne değildir,
kendi üzerinde nasıl yoğunlaşmalı, bunu pratikleştirmeli bunları
da derinliğine anladın?
Şer: Doğrudur Başkanım.
- Devrimde, halk ordusunda da, değil mi?
Şer: Başkanım hemen hemen bütün temel konularda, yaklaşım,
ilişki yönünde, anlayış düzeyinde daha kapsamlı bir derinliği
kazanmam oldu.
- Mühim olan, aldıklarını bütün yönleriyle, tecrübeyle büyük bir
çerçeveyle oturtmaktır.
Şer: O inançtayım Başkanım.
- Epey siyasi birikim ve bilinç aldın. Eğer dürüstsen, çabanla,
emeğinle büyük yüklenirsen, başarmayacağın bir şey yoktur. Yok
eğer tembellik yaparsan, yine ucuz bir uzlaşmaya girersen zaten
hiçbir yararın olmaz.
Şer: Birçok eksikliğimi bilince çıkardım Başkanım. Tahmin
ediyorum ki onu çözme düzeyi de içimde olmuş. İnanmıyorum bu
kadar..
- Tabii yazıktır sana. Yani mesela usulün üzerinde o kadar
durduk. Usulün biraz -çok kötü demeyelim- ciddiyetimize göre,
ideolojimize göre, siyasetimize göre değil. Eski toplumdan
aldığın çok şey var. Tarzın, edebin bunun üzerinedir. Bu da seni
geriye çekti, militanlaşmadan biraz uzak tuttu. Bu noktayı da
iyi anlaman lazım.
Şer: Bilince çıkardım Başkanım.
- Tabi yani, toplumdan aldıklarını sürekli partide yürütmek
istedin, bu olmaz. Burada çok kaybettin veya imkânlarını iyi
kullanmadın. Bunlar da halloldu. Yani eski yaşama operasyon
yapıldı. Tahmin ediyorum ki kesilecek yerler kesildi.
Şer: Doğrudur Başkanım.
- Eski toplumda, ailede kalan şeyler insanı fazla iflah etmez.
Şer: Önderlik çözümlemeleri bunun üzerine oldu Başkanım.
- Bu anlamda seni biraz verem hastalığı gibi yapıyor, seni böyle
halsiz düşürüyor, yazık değil mi? Bu nokta da önemliydi. Senin
bilincin de az değil. Hangi meselenin üzerinde durursan onu
anlayabilirsin. Sorun, yapma tarzındadır, meselelerin üzerine
gitmendedir. Doğru kararı ver ve sonuna kadar bu karar üzerinde
dur. Bu işin böyle olması lazım, böyle olmazsa sonuna kadar
üzerindeyim, inatla takip ediyorum. Yönetim tarzında da kendini
iflas ettirdin, burada da kendini düzeltmen gerekiyor.
Şer: Başkanım böyle bir çaba...
- Yönetim tarzıyla da oynadın. Senin tarzın biraz yarı
feodalizmdi. Uzun bir süre yarı feodal, yarı küçük burjuvaydı.
Aslında kötü bir niyet değildi, fakat bu da insanı felç ediyor.
Bunun için rolünü oynayamıyordun. Yönetim meselesinin nasıl rol
oynadığını çok iyi görmüşsün, değil mi?
Şer: Doğrudur Başkanım.
- Sen de öyle yapsaydın, bunun için birçok imkan önündeydi.
Önemli olan çok geç kalmamaktır. Bundan sonra da insan rolünü
çok büyük oynayabilir. Sanıyorum kendini eskisinden çok daha
güçlü görüyorsun ve hazır da hissediyorsun?
Şer: Doğrudur Başkanım.
- Evde kalmak istiyor musun?
Şer: Hayır Başkanım.
- Hiç değil mi? Bunu şunun için söylüyorum: Eski kişiliğin için
sorun, fiziki olarak eve gitme değil. Eski tarza dayanarak insan
kendisini bırakmamalı. Tam bir militan şeklini almak gerekiyor.
Bu devreye göre, sizin için büyük olan çözümlemelere göre anlı
şanlı bir rol oynayacaksın.
Şer: Doğrudur Başkanım.
- Çok istiyor musun?
Şer: Doğrudur Başkanım. Bu seferki ülkeye gidişim inanıyorum
ki...
- Her yönüyle özgür bir insan yaratılacaktır diyorsun?
Şer: Kendime güveniyorum Başkanım.
- Unutma, yine söylüyorum; sorun git gel değil. Yani siz
Kürdistan içindesiniz. Mesele özgür yaşamdır, özgür kadın
olmadır. Militan özgür yaşamı ne kadar kurar, özgür kişiliği ne
kadar temsil ederse o kadar kendini büyütür. Bir de kendinize
güvenin, yaşam sizden uzak değil veya siz tamamen kabul edilir
bir yaşama sahipsiniz. Bu da bu sahada daha çok oluyor ve
yükseliyor. Bu kişiliği yakaladın. İnanıyorum ki artık
büyüyeceksin. Eski kadınlık başınıza ne kadar bela oluyor, bunu
fark ettiniz tahmin ediyorum. Bundan önceki kadınlık Botan
kadınlığıydı, değil mi? Bunun üzerinde umarım yazıyı
güçlendireceksin. Bir bayan ne durumda yaşıyor, toplumda ne
durumda? Bunlar büyük bir acıdır. İşiniz bir yandan çalışma ve
savaşken, diğer yandan yazmak olsun. Özgür yaşam nasıl
kuruluyor, eski toplumdan çıkış, örgüt hangi yönden
düzenleniyor, bu sizin işiniz. Yönetim budur, YAJK budur. Burada
kendinizi kaybetmeyin. Kimse sizinle oynamasın, kendi kendinizle
de oynamayın. Bunlar da önemlidir, değil mi?
Şer: Doğrudur Başkanım
- Bir halk için yapılmıştır bunlar, babam için değil. Bir halk
için, bir ulus için bir şeyler yapıldığında, bizim ona çok değer
vermemiz gerekir. Derinlik verelim, ciddiyet verelim, değil mi?
Bir halka göre ciddi olmazsan, çok derin ve geniş olmazsan sen
sahtekârsın, sen oportünistsin, saygı ve değerimiz kalmaz.
Şer: Doğrudur Başkanım.
- Tabii, önemli olan -çok geç de olsa- büyük bir çerçeve
alınmıştır. Biraz şansın da var.
Şer: Bu yönlü büyük bir şans aldım.
- Bundan sonra kendini koruyacaksın. Pratik olacaksın, örgütlü
olacaksın, kurtarıcı olacaksın. Sadece kendin için değil, bütün
arkadaşların için günbegün başarılı olacaksın.
Şer: Önderliğin koymuş olduğu çerçeveye sonuna kadar ulaşmaya
çalışacağım.
- Sonuna kadar sözünün sahibi olacak ve iyi haberleri
göndereceksin.
Şer: Bu yönlü çabamı göstereceğim.
- Başarı imkânları önünüzdedir. Bu kadar çözümleme, bu kadar
çerçeve, hangi adımı atarsa başarıdır. Bunu söylerken de içinde
imkân var, değil mi?
Şer: Doğrudur Başkanım.
- Bu temelde üçüncü kezdir gidiyorsun. Unutma üçüncüsünde
başarmayan asla iflah olmaz. İnsan birincisinde düşüyor,
ikincisinde düşüyor, üçüncüsünde ille de kalkıyor.
Şer: Son şans, yani içinden kalkacağımız şanstır.
- Bunun için de büyük başarılar gerekiyor. Bunu istiyoruz ve
bekliyoruz.
Çok önemli bir grubun birey anlamında da söz çerçevesini iyi
çizmeye çalıştık. Bundan çıkarılması gereken sonuç, insanlar hep
önemli bir adıma yol aldıklarında sözün ne anlama geldiğini veya
onun sözünün ne anlama geldiğini iyi bilmelidir. Bu çok
önemlidir. İster dile getirilsin, ister içinizde kalsın, onun
derinliğiyle, onun ağır sorumluluğuyla hareket ettiğinizde
uçarcasına gidersiniz, tüm engeller de kalkmış olur. Ayrıca çok
değerli adımlar olduğu için, onun en sıradan imkânlarını başarı
tarzında mutlaka kullanırsınız. Bunu bekliyorum.
8 Eylül 1997
Geri Dön
|