|
Hazırlayan:Zınarin Nûpelda |
Yüce kadınlar
topluluğu anlamına gelen Koma Jinen Bilind bildiğimiz gibi 20
Nisan 2005 tarihinde kuruluşunu ilan etti. Koma Jinen Bilind
kökenini “Kom” yani neolitik dönemdeki toplumsal örgütlenme
tarzından alıyor. Neolitik dönem toplumsal yaşam tarzının kadın
eksenli güncelleştirilmesini de ifade ediyor. Bu konuya dönük
PAJK koordinasyon üyesi Emek Adır KJB örgütlenmesinin sadece bir
isim değişikliğinin olmadığını, paradigmatik bir yenilenmeyi ve
buna bağlı olarak yapısal bir değişimi ifade ettiğini söyledi.
Bu örgütlenme modelini bir ihtiyaç olarak ortaya koyarken beş
bin yıllık ataerkil-devletçi sistemin üzerinde yükseldiği temel
çelişkiler, bu çelişkilerin kapitalist sistem kaosunda dışa
vurumu ve çözümü konusunda yaşadıkları değişim-dönüşüm süreci,
geçmiş pratiklerden çıkardıkları dersler ve güncel ihtiyaçlar
gibi çok yönlü etkenler KJB adı altında örgütlenmesinde etkili
oluyor.
Ataerkil-devletçi sistem paradigmasına dayalı tüm ideolojik
kimlik ve örgütsel yapıların devletçi sistem içinde erimekten,
baskı ve sömürü düzeninin giderek daha da yetkinleşerek
varlığını sürdürmesine objektif olarak katkıda bulunmaktan
kurtulamadıkları tarihsel deneyimlerin kanıtladığı en önemli
sonuçlardan biri olduğunu dile getirirken, Kapitalist sistem
kaosunda açığa çıkan çelişkiler bütünlüklü ele alındığında
aslında yaşananın bir sistem kaosu olduğunun altını çizdi. Yine
hiyerarşik-devletçi sistem sınırlarını aşamayan çözüm arayışları
ve örgütsel yapılar yaşanan sorunların derinleşmesine objektif
ya da subjektif olarak katkı sunarken çözümün tamamen
ataerkil-devletçi yapıların dışında oluşturulması gerektiği her
gün önemini artıran bir gerçeklik olarak ortaya çıktığını
belirtiyor. Mücadelelerinin yükselişini neolitik topluma duyulan
özlemin büyük bir rol oynadığını -ki bunlar eşitlik, özgürlük,
kardeşlik gibi olguların bu toplumsal sistemin ürünü olarak
ortaya koyuyor- ancak bu gerçekliğin yeterince açığa çıkmadığını
söyledi.
Paradigmatik Yenilenme
Kapitalist sistem çelişkilerinin kapsamı ve derinliği
düşünüldüğünde bu durum dünyamızın varlık sorunları gibi çok
yakıcı, tüm insanlığı ilgilendiren sorunlara yol açıyor. Bu
nedenle insanlık tarihinin ortaya çıkardığı sonuçları doğru
okuyamamak her hangi bir çağda olduğundan çok daha derin
sonuçlara yol açacak nitelikte. Demokratik Konfederalizm
Önderliği Abdullah Öcalan bu konuda geliştirdiği paradigmatik
yenilenme, ideolojik-teorik ve örgütsel yapılanma perspektifleri
bu gerçeğin köklü çözümünü içeriyor. Temelde bu paradigmanın
ışığında hareket etmeyi esas aldıklarını belirten Adır
“Hiyerarşik-devletçi sistem yapılarının dışına çıkabilmenin
temel yolunun demokratik-ekolojik-cinsiyet özgürlüklü toplum
paradigması doğrultusunda köklü yenilenmekten geçtiği ve bu
yenilenmenin temel kriterinin örgütsel yapılanmamızda,
işleyişimizde yarattığımız değişimler olduğunu çokça tartıştık.
Bir başka ifadeyle devletçi sistem dışında bir sistem
oluşturabilmek için öncelikle kendi zihniyetimizde ve örgütsel
sistemimizde köklü yenilenme yaratma ihtiyacını daha derin
hissettik. KJB ismi bu nedenle yalnızca bir örgütsel işleyiş
mekanizmasını yansıtmıyor.” diye konuştu.
Bu yeni kimlikleriyle çözümü devlet dışı bir çözüm olduğunu ise
önemle vurguluyor. Bu nedenle KJB tüm örgütlerin ortaklaştığı
bir kimlik. Yaşadıkları paradigmatik değişimi toplumsal
mücadelelerle pratikleştirmek gibi önemli bir işlevini de ifade
ediyor.
Çağın İhtiyaçları
Güncel gelişmeler ve sistemin yoğunlaşan çelişkileri temel
değişimlerin ne kadar yaşamsal anlam ifade ettiğini doğrular
nitelikte. Ortadoğu’da yaşanan kaos başta olmak üzere devlet,
iktidar ve şiddet olgularının günümüzün temel tartışma konusu
haline gelmiş olması aslında verili sisteme dayalı yapıların
artık çağ çelişkilerinin temel nedeni olduğu gerçeği kanıtlıyor.
Dolayısıyla halkların devlet dışı demokratik konfederalizme
dayalı çözüm olanaklarını geliştirmek küreselleşen sorunların
çözümünde temel koşul olarak öne çıkmış durumda. Buna dönük ise
Adır “Küresel demokrasi mücadelesinin bu kadar yakıcı bir
ihtiyaç haline gelmiş olması karşısında yönelmemiz gereken temel
yaklaşım halkların küresel çözüm olanaklarını güncelleştirmek
olmalıdır. Küresel çözümlerin üretilmesi tüm insanlığın ortak
yararını gerekli kılar. Bu nedenle küresel demokrasi
mücadelesinin yükseltilmesi devlet dışı kesimler olarak
tanımladığımız halka dayalı yapılanma ihtiyacını hem kapsam hem
derinlik açısından karşılamayı gerekli kılıyor.” dedi.
Adır Neolitik dönemin toplumsal örgütlenmelerine damgasını vuran
toplumun ortak yararı ilkesinin tarihsel birikimlerin ışığında
yeniden güncelleştirilmesi çok önemli bir ihtiyaç olarak ortaya
çıktığını ifade ederken “İdeolojik, siyasal, sosyal, askeri,
kültürel, sanatsal, ekonomik vs toplumsal sahanın tümünde bu
temel ilkenin yaşamsallaştırılması çağ gerçekliği açısından
oldukça önem taşıyor. KJB ismi bu açıdan da tarihsel bir anlam
ifade ediyor” dedi.
Örgüt Modeli
Örgüt modeli; ideolojik örgütlenme, kitle örgütlenmeleri ve
demokratik dönüşüm stratejisi ile birlikte meşru savunmadan
oluşuyor. Gerçekleştirilen 5. kadın kongresiyle birlikte bu
yönlü adımlarını biraz daha somutlaştırarak, özgünleştirilmesi
kararını almışlardı. Bu amaçla ideolojik alanda PAJK, kitlesel
alanda YJA(ÖKB-özgür kadın birlikleri) ve meşru savunma alanında
YJA-Star örgütlülüklerini kapsam ve derinlik açısından
geliştirmek üzere yeni yapılanma süreci hızlandı. Ancak çok
sayıda değişik örgütlülüğün tek başına yeterli olmadığı, ortak
amaçlar doğrultusunda mücadelede daha kolektif, iş ve rol
paylaşımı esaslarını daha yetkin yürütebilmede örgüt
mekanizmasında çeşitli boşlukların yarattığı zorlanmaları ortaya
çıkardığı, yeni paradigma doğrultusunda toplumsal alanın daha
kapsamlı ele alınması ihtiyacı kendisini dayattığını ifade eden
Adır “Bu noktalarda yaşanan boşluklar hareket olarak enerjiyi
daha verimli kullanabilmenin önünde engel teşkil ediyordu. Son
kurultayla pratik olarak bu yönlü ihtiyaçları gidermek üzere tüm
örgütlerde yer alan kadın bileşiminin bir araya gelip
çalışmalarını ortaklaştırabileceği bir çatı örgütlenmesine
gitmenin gerekliliği tartışıldı”
Adır mücadelelerinde işlevlerine göre kurulmuş çok sayıda
örgütün bu yolla yeni strateji doğrultusunda daha etkin bir
işleve kavuşturabileceklerini belirtti. Koma Jinen Bılınd’ın
çatı örgütü olarak tüm kadın örgütleri açısından bütünleyicilik
misyonu biçiminde tanımlanıyor. KJB sözleşmesi ise bu temel
konulara ilişkin hükümlerden oluşuyor.
KJB ile tamamen tabanın iradesini ortaya çıkarmayı ve savunmayı
başarabilen bir örgütlenmeye ulaşmak günümüz sorunlarının
aşılmasında çok önemli bir etken olma hedefleniyor. Bu nedenle
çatı örgütü mekanizması tanımlanmış olsa da KJB’ı ete kemiğe
büründürecek asıl gelişmenin tabana dayalı demokrasinin açığa
çıkarılmasında ulaşacakları örgütlenme kapsamı ve derinliğinin
olduğu ortaya koyuluyor. Yeni örgütlenme modellerinin tamamen
toplum merkezli siyaset anlayışıyla geliştirmeyi çok temel bir
nokta olduğunun altı çiziliyor.
Ana Halka
Örgüt modelinin ana halkası köy, mahalle ve semtlerde
oluşturulacak olan komün, ocak, meclis gibi örgütlenmeler. Çatı
örgütlenmesi, bu örgütlenme esaslarını yerine getirmede bir
ortak iradeleşme aygıtı olarak tanımlanıyor. “Kürdistan özgürlük
hareketi olarak benimsediğimiz örgüt modeli içinde kadının kendi
öz örgütlenmesini oluşturarak ortak iradesini açığa çıkarması
temel örgütsel yeniden yapılanma hedefimiz. Toplumsal
cinsiyetçiliğin aşılmasında bu örgütlenme tarzının çok stratejik
anlam taşıdığını düşünüyoruz. Bu nedenle örgüt modelinin en
temel yönü halka dayalı, üstte olmayan, toplumun içinde,
işlevsel örgütlenme anlayışına dayanmasıdır” diyen Adır yeni
örgüt modellerinde toplumun işlevsel, tarihsel gerçekliğine
uygun çözüm aracı olarak da geliştirmeyi esas aldıklarını ifade
etti. Bu da örgütlenmelerin toplumsal sorunların köklü çözüm
araçları olarak geliştirilmeleriyle yakından bağlantılıdır.
Toplumda kökleştirilmiş devlet karşıtlığına dayalı ve objektif
olarak toplumu devletin bir nevi eki kılan anlayışın aşılıp
kendi çözümünü üretmeye odaklanmış, devlet dışı yaşam alanını
geliştirmeyi stratejik ele alan, siyasetin öznesi olan bir
toplum yaratmaya dayalı. Adır “Bu nedenle karar mekanizması
tabana dayanan, yerel sorunlara yerelden çözüm geliştiren, bir
örgüt modelini oluşturmaya çalışıyoruz”
Yaşamın her alanında toplumun kendi öz demokrasisini
geliştirerek sorunların çözülmesi anlayışına dayalı, her tür
işlevsel örgütlenmeyi geliştirmeyi hedefleyen, bu anlamda esnek
ve üretken olabilen, ancak taban iradesine dayandığı için de
yaygın bir örgütlülüğü, toplumun ortak çıkarları doğrultusunda
çok temelli kuralları olan bir örgüt modeli olarak tanımlanıyor.
KJB, bu nedenle konfederalizme geçiş örgütlenmesi olarak ifade
ediliyor. Oluşum mantığının kendisi nedeniyle yapılanmanın
sürekli bir örgütlenme ve siyasal mücadeleyi gerekli kılması
gerçeği KJB’yi bu tarzda tanımlamanın önemli bir etken olduğu
vurgulanıyor.
Yöntem ve Araçları
Yine demokrasi mücadelesinde ve genel hareket olarak ya da kadın
olarak nasıl yer alacakları, cins mücadelelerini hangi yöntem ve
araçlarla yürütecekleri konusunda son yıllarda yürüttükleri
tartışmalar önem arz ediyor. Demokratik-ekolojik toplum
paradigması doğrultusunda yaşadıkları değişime paralel olarak
cins mücadelelerinin daha da anlam kazandığını ifade eden Adır
“iktidara dayalı yapılanmaların en temel yetersizliklerinden
birinin kadın özgürlüğüne yaklaşım sorunu olduğu genelde de
hareket olarak da çokça tartıştığımız konuların başında geliyor.
Bu sorunlar aynı zamanda temel değişim sorunlarımız olarak çokça
tartıştığımız sorunlardır. Bu nedenle KJB örgütlenmesi ile
kadının kendi sorunlarına çözüm üretebilecek bir zihniyet ve
örgütlenme düzeyine ulaşmasını hedefliyoruz. Paradigmatik
yenilenme ile birlikte siyaset tarzımızda da köklü değişimler
gerçekleştirmeyi ön görüyoruz. Örgütsel işleyişimizi bu
tartışmalara dayanarak belirledik” Çatı örgütü misyonunu bu
temel esaslarda gelişme sağlamak, programlarının temel esasları
karşılamak hedefiyle oluşturduklarının ifade etti.
Programı
KJB programı, kadın hareketinin geçmiş programlarına göre daha
derinlikli ve kapsamlı. Mücadele stratejisinde yaşadıkları
derinleşmeyle bağlantılı olarak toplumsal cinsiyetçilik ile
demokratik dönüşüm sorunları arasındaki diyalektik ilişkiyi daha
derinlikli ele alınmış. Bu konuda ise Adır “ Devlet ve demokrasi
arasındaki diyalektiği geçmiş programlarımıza oranla daha somut
ele aldık. Toplumsal cinsiyetçiliğin aşılması mücadelesinde
izleyeceğimiz doğrultu geçmişe oranla derinlik kazandı”
Yeni mücadele stratejisiyle birlikte sosyal alana ilişkin
çalışmalar daha stratejik ele alınıyor. Sosyal alanı siyasal
alanın baskısından çıkarmak düşüncesinden hareketle özgürleşmeyi
öncelikle bu alanda sağlayarak geri-geleneksel toplum
yapılanmasını aşmayı demokratik mücadelenin temel koşulu olarak
görülüyor.
Yine siyasal alanda kadının ve halkın kendi öz demokratik
sistemini oluşturmayı öncelikli ele alırken geçmişin eleştirisi
ile sınırlı siyaset yapma alışkanlığını aşarak yeni olanı
üretmeye dayalı bir siyasal yaklaşımı geliştirmeye çalışılıyor.
Sosyal alanın özgürleştirilmesi ve bu yolla halkın demokratik
yaşam alanının genişletilmesini esas alan, devleti bu yaşam
alanı karşısında duyarlı yaklaşmaya iten bir siyaset anlayışını
geliştirmenin önemini vurgulayan Adır “Devletin tekelinden
çıkardığı ataerkil-devletçi toplum yapılanması üzerinde kendi
iktidarını yükseltmek ya da iktidarı ele geçirerek topluma
üstten dönüşümü dayatmak yerine –ki bu hem demokrasinin tanımına
hem de toplumun varoluş yasasına aykırıdır- toplumsal
örgütlenmelerle toplumun iradesini açığa çıkararak özne olmasını
sağlamak yeni siyasetimizde öncülük olarak belirlediğimiz
misyonun en temel ilkesidir” Bu siyasal yaklaşımın ürünü olarak
programın gerek siyasal alana gerek diğer toplumsal alanlara
dönük bir yapılanma programı.
Küresel
Demokrasi
Yine küresel emperyalizm karşısında kadının ve halkların küresel
demokrasi mücadelesi yürütmesinde eskinin uluslar arası
anlayışını aşan, ulus üstü birlikler geliştirme hedeflerinin
programlarındaki önemli değişimler arasında yer alıyor. Bu yolla
modern paradigmaya dayalı düşünüş tarzı sınırlarının aşılamaması
nedeniyle objektif olarak parçalanan halkların ortak mücadele
dinamiklerini açığa çıkarmadaki misyonunu daha etkili yerine
getirebilecekler. Kadın özgürlük mücadelesinin küresel demokrasi
mücadelesindeki yerini alma daha somut ele alınıyor.
Tüm bunların dayandığı en temel noktalardan biri olarak tarihsel
perspektiflerinin toplumsal cinsiyetçiliğin çözümlenmesi
konusunda Demokratik Konfederalizm Önderliği Abdullah Öcalan’nın
perspektifleri ışığında kat ettikleri gelişmeler sonucunda daha
da derinleştiğini belirten Adır ekolojiye yaklaşımlarını ise “
çağın temel sorunlarından biri olarak öne çıkan çevre
sorunlarına ekolojik toplum perspektifimize bağlı olarak daha
geniş yer verdik. Bu yolla programımızı çağın temel çelişkileri
olan cins çelişkisi ve ataerkil-devletçi sistemle doğal toplum
arasındaki çelişkinin çözümü doğrultusunda oluşturmaya
çalıştık.”
Program kısacası sistemin eleştirisi ile yetinmeyen, kadının
yaşadığı sorunları çözme gücü olan bir sistem yaratmaya dayalı.
Tüzük
Değil Sözleşme
KJB çatısı altında birçok değişik işleve sahip örgütler yer
alıyor. Sosyal alandan meşru savunma alanına kadar uzanan geniş
bir yelpazede çok sayıda değişik işleve sahip örgütlenmeler
arasındaki işleyişi sözleşme ile oluşturma hedefleniyor. Çünkü
her örgütün işlevine göre tüzüksel işleyişi de değişkenlik
gösteriyor. Meşru savunma alanındaki örgütlenmeler ile sosyal,
siyasal alanlara dönük örgütlenmeler bir birinden oldukça
farklı. Tüm örgütler KJB ile tüzel kimliklerini koruyor. Ancak
çatı örgütlenmesi olarak oluşturulan mekanizma ile kadın
hareketinin tümünü ilgilendiren konularda ortak irade oluşturma
önem arz etmekte. Bu nedenle sözleşme ile örgütler arası hukuku
ve tüm örgütlerin dayandığı işleyiş esaslarını tanımlamakta.
Adır “örgütlerimiz KJB’ye tüzel kimlikleri ile katıldı. Bu
anlamda geçmişte PJA ile oluşturduğumuz çatı örgütlenmesinden
farklı bir işleyişi var. Her örgüt kendi çalışma sahasında
faaliyet yürütmek ve derinleştirmek üzere programını ve örgütsel
işleyişini belirliyor, kararlarını alıyor. KJB Yürütme Konseyi
olarak tanımladığımız, örgüt temsillerinden oluşan organ ise
Kadın Özgürlük Hareketinin tümünü ilgilendiren konularda irade
sahibi kılındı. Bu yolla geçmişteki merkeziyetçi yaklaşımlar ile
aynı yaklaşımlardan kaynaklı benmerkezci, parçalı duruşu aşmayı
hedefledik”
Bir de bu sözleşme ile örgütler açısından doğrudan demokrasiyi
azami uygulama hedefini de belirleyerek tabana dayalı
demokrasiyi geliştirmeye dönük bağlayıcı kararlara sahip. Adır
“KJB yürütme konseyinin işlevinin bir anlamda tüm sahalarımızda
demokratik konfederalizm işleyişinin yerine getirilmesini,
geliştirilmesini gözetmek, bu konuda ideolojik, siyasal ve meşru
savunma alanındaki çalışmalarımızın her birinin açığa çıkardığı
birikimi diğer çalışma alanlarına kanalize etmek olarak da
değerlendirebiliriz”
Konfederalizm ya da Konfederal Sistem
Konfederal sistem; güncel sorunların taşıdığı tarihsel karakteri
karşılayacak kapsam ve derinlikte, ataerkil-devletçi sistem
karşısında halkların varoluş tarzının yaşam sahasını genişletme
işlevini yerine getirmek üzere ön gördükleri bir çözüm sistemi
olarak tanımlanıyor. Verili sisteme bir alternatif sistem olarak
ifade ediliyor. Bu nedenle herşeyden önce demokratik-ekolojik-
cinsiyet özgürlüklü toplum paradigması ile tanımladıklarından,
onun politik aracı, toplumsal örgütlenme sistemi olarak
yorumlanarak içeriğinin tanımlandığı bir sistem. Bu nedenle
toplumsal ekoloji, toplumsal cinsiyet, özgür yurttaşlık, yerel
yönetim, demokrasi, demokratik-ekolojik toplum felsefesi, birey
olma ve toplumsal varlık gibi olguların yetkin kavranılmasını da
gerektiren bir sistem. Toplumsal varoluş yasalarına uygun yeni
bir toplumsal sistem geliştirilmesini içeriyor.
Demokratik Konfederalizm Önderliği Abdullah Öcalan’ın “ Bir
Halkı Savunmak” eserinde ataerkil tarih boyunca devlet ve
demokrasi arasındaki çelişkiyi aydınlatmaya dayalı geliştirdiği
perspektifler bu konuyu tarihsel olarak da aydınlatıyor. Doğal
toplumda topluluğun ortak çıkarlarını korumak söz konusu
olduğundan baskı ve sömürü olarak adlandırılan bir sistemin söz
konusu olmadığının vurgusunu yapan Adır “ataerkil ve devletçi
sistemle birlikte ldatmaya ve aldatılmaya hazır hale getirmeye
dayalı bir anlayış siyasetin adeta temel ilkesi haline
getirildi. Devlete dayalı siyaset her türlü baskı ve sömürüyü
gizleme aracı olmaktan öteye rol oynamadı. Dolayısıyla toplumsal
varoluş yasalarını çiğneyen bir siyaset mantığı şekillendi.
Kapitalist-devletçi toplum sisteminin vizyon geliştirme yeteneği
ve bilimsel-teknik gelişmelerden yararlanma olanağı da bu duruma
eklenince toplum daha fazla iradesizleştirildi, nesne haline
getirildi. Daha önceki toplumsal sistemlerde doğal toplumun
yaşam alanı bu kadar sınırlandırılmadığından, toplumsal
parçalanma bu denli yaşanmadığından toplum siyasette nispeten
daha fazla özne halindedir”
20. ve 21 yy da yaşana bu temel sorun karşılığında demokratik
konfederalizm tanımının en temel yönü toplumun siyasetin temel
öznesi haline getirilmesine dayanıyor. Bir diğer önemli tarihsel
neden ataerkil-devletçi sistemin dayandığı ideolojilerin ve
toplumsal yapıların çözümlenmesi, kadın ve halklar cephesinden
yorumlanması.
Sınıflı topluma dayalı ideolojiler çağımızda yaşanan sorunların
köklü çözümü için gerekli olan temel duruşu yeterince
aydınlatamadığından sosyalizm yerine otoriterizme kaydığını
belirten Adır “Oysa köleci toplumdan başlayarak toplum kendi
varoluşunu komünal ve demokratik değerlere bağlı kalarak
sürdürmüştür. Toplumsal yararı bu temel ilke ayakta tutmuştur.
Demokratik konfederalizm tanımımız bu temel ilkenin çağ
koşullarına uyarlanması, baskı ve sömürüyü besleyen
kurumlaşmalar yerine toplumun kendi işlevsel örgütlenmelerini
yaratması ve toplumsal sistemini yapılandırmasına
dayanmaktadır.”
Yerelden başlayan, üstte yerellerin iradelerinin
ortaklaştırılması, kolektivizm ilkesinin yerel örgütlenmelerin
birbirini karşılıklı beslemesi temelinde işletilmesi, bu anlamda
karşılıklı bağımlılık ve beslenme diyalektiğinin esas alınması
diğer önemli bir yön. Kültürel, dini, mesleki, ekonomik,
siyasal, sosyal her tür örgütlenmenin bu ilişki içinde
ortaklaştığı, bir birinin insiyatifini gözeten, ortak çıkarları
geliştirmeyle insiyatifli bir birini besleyen bir diyalektik
içinde gelişmesi de aynı temel ilke üzerinde tanımlanan bir
başka boyut.
Devlet gerçeğinin karşısında en etkili araç rolü oynayan kamusal
hizmet ve genel güvenlik aracı rolünü bu yolla toplumun kendi
demokratik sistemi oynayacak. Devletin bu sistem karşısında
duyarlı yaklaşmasını devletle ilişkilerde temel ilke olarak esas
alınıyor. “Demokrasi ancak devlet alanının daraltılması ile
yaşam bulabilir” ilkesinden hareketle Bilimsel –demokratik-
sosyalizmin gelişimi böyle bir mekanizma ile olanak dahiline
girebilir. Toplumun kendi öz sistemini yapılandırarak değişik
kültürler, yerelle bütün, yaş, sınıf, cinsiyet gibi değişik
toplumsal kategoriler ve toplumla doğa arasında karşılıklı
beslenme diyalektiğini geliştirme yaklaşımına dayanıyor.
Kadın
Konfederalizmi
Kadın Konfederalizmi toplumsal cinsiyetçiliğin aşılması
mücadelesi doğrultusunda belirlenen bir kavram. Kadın olarak
genel demokrasi mücadelesinde yer edinmenin toplumsal cinsiyetçi
yapıların varlığı nedeniyle yeterli olmadığı, kendi öz
demokratik örgütlülük ve eylemimizi geliştirme gerekliliğimizle
bağlantılı olarak kullanılan bir kavramlaştırma. Demokratik
Konfederalizm Önderliği Abdullah Öcalan, kadın özgürlük
mücadelesini ilkesel düzeyde ele alarak Reel sosyalizmin
yaşadığı tıkanıklığın aşılmasında tarihsel gelişmeler açığa
çıkardığının vurgusunu yapan Adır “yeni paradigmamızın ve
örgütsel sistemimizin gelişmesinde bu diyalektik belirleyici
öneme sahiptir. Güncel olarak yaşanan cins sömürüsünün
Önderliğimizde yarattığı arayış, demokratik-ekolojik-cinsiyet
özgürlüklü toplum paradigmasının da temel dinamiğini oluşturdu”
Hem örgüt içi demokratik dönüşüm sorunlarını hem de toplumsal
dönüşüm sorunların temelinde cins mücadelesi stratejisini
yaşamsallaştırmada yaşanan yetersizlikleri son iki yıldır
oldukça yoğun tartıştıkları noktalar. Cins mücadelesini
yükseltmede yeterli politik mücadele aracı oluşturulamadığı
taktirde, hem genel demokrasi mücadelesinde hem de kadın
özgürlüğünü sağlamada yetersiz kalacağını, bu nedenle genel
toplumsal mücadele örgütleri içinde yer alışları kendi öz
iradelerini güçlendirerek kapsam ve derinlik açısından
güçlendirmeyi hedefliyorlar. Kadın hareketi olarak oluşum
ilkeleri olduğunu belirten Adır “ Kadın konfederalizmi ile genel
konfederal örgütlenme içinde kadın hareketi olarak ortak iradeye
ve eşgüdümlü çalışmaya dayalı, kendi karar mekanizmamızı daha
fazla geliştirerek yer alışımızı ifade ediyoruz. Yine değişik
örgütlenmelerimiz arasındaki işleyiş açısından geliştirdiğimiz
değişimi vurguluyoruz.”
Ortak
Mücadele Zemini
Daha genel planda ise kadın konfederalizmi vurgusu çağın temel
çelişkisi olarak öne çıkan cins çelişkisinin çözümünü tüm
kadınların ortaklaşan iradesi ile gerçekleştire bilebilmesi
inancından kaynaklanıyor. Feminizmi ele alış tarzında yeni
paradigmada yaşadıkları derinleşmeyi toplumsal alana yansıtmayı
hedefleyen, bu nedenle cins mücadelesinin ifade ettiği stratejik
öneme denk bir kadın ortaklaşmasını açığa çıkaracak bir yol
olarak görülüyor. Değişik kadın örgütlenmeleri arasında
geliştirecekleri konfederal örgütlenmelerin demokratikleşmenin
temel ölçütü olan kadın özgürlüğü açısından vazgeçilmez olduğunu
düşünülüyor.
Yine genel yapıların toplumsal cinsiyetçi karakterleri nedeniyle
özgün örgütlülük ve eylemlilikleri geliştirmeden mevcut
toplumsal gerçeği aşamayacakları gerçeğinden hareketle
demokratik konfederal sistemin varlık koşulunun da kadın
arasındaki ortaklaşmanın sağlanması önemli.
Bir de konfederal sistem kadın eksenli sistemi güncelleştirme
ilkesine dayandığı, tüm bunların dışında, halk mücadelesinden
kopuk örgütlenmelerle, genel demokratikleşme sorunlarından
bağımsız yaklaşılarak kadın özgürlük sorunu aşılamayacağı gibi
kadın özgürlük sorununun çözümüne ilkesel yaklaşmadan
demokratikleşme sorunlarını aşamayacağı vurgusu çarpıcı
yapılmakta. Adır “kadın özgürlüğünün geliştirilmesi için
demokrasi mücadelesinde de öncü rol oynama misyonuna sahibiz.
Genel yapılar toplumsal cinsiyetçilik nedeniyle cins özgürlüğünü
tali planda ele aldıklarından demokratikleşmede radikal
değişimleri gerçekleştirmeleri tamamen kadının kendi öz
örgütlülüğünü yaratarak iradesini açığa çıkarmasıyla
bağlantılıdır.” Tabandan en üst örgütsel mekanizmaya kadar
kadının özgün örgütlenme mekanizmasını geliştirmek kadın
konfederalizmi ile ifade edilen örgütlenme sistemi temel hareket
noktası.
Üçayak
İdeolojik ayak olarak PAJK ve PKK içinde yer alan kadın örgütü.
Fiili olarak kendi özgün işleyişi olsa da henüz konferansını
gerçekleştirmediğinden böyle tanımlanıyor. Toplumsal alanda ÖKB
(YJA), ve meşru savunma alanında YJA Star örgütlenmeleri KJB’ın
temel ayakları. Ancak yapılanma sürecinin henüz
tamamlanmadığından Kongra-Gel içinde yer alan kadın bileşimini
kendi özgün örgütlülüğü içinde bir işleyiş mekanizması
oluşturmak ve çalışma alanlarına göre diğer örgütlenmelerle
ilişkilerini sağlamak üzere ayrıca tanımlanıyor. Gençlik, kadın
gibi ayrıca bir toplumsal kategoriye işaret ettiğinden, gençlik
içindeki kadın yapısı özgün örgütlenmesini geliştirmek üzere
yeniden yapılanma sürecini tamamlaması, bu nedenle genç kadın
kimliği ile KJB çatısı altında ifadesini bulmasını pratik
uygulama açısından bir ihtiyaç olarak dile geliyor. Adır “Tüm
kadın örgütlerimiz farklı isimler altında olsa da ideolojik,
toplumsal ya da askeri çalışmalarla ilgili olduğundan esas
olarak üç temel ayak üzerinde yükselen, örgütlenmelerin biçimi,
pratik işlerlik ve yapılanma sorunları nedeniyle altı temel
bileşen olarak tanımladık.” Ayrıca KJB kuruluş sözleşmesinde söz
konusu örgütlenmeler bileşenler olarak tanımlanıyor.
Hedefleri
Demokratik konfederal sistemi geliştirerek
demokratik-ekolojik-cinsiyet özgürlüklü toplumu inşa etmek temel
program hedefleri. Yine kısacası kadın olarak ikinci bir
neolitik devrimi geliştirme misyonuyla karşı karşıya oldukları
belirtiliyor. Adır “bu nedenle öncelikli hedefimiz kadının
küresel sorunların çözümünde temel iradi güç olduğuna dair
duyduğumuz inançla yaşanılabilir bir dünya yaratmada tarihin
bize yüklediği misyonu yerine getirebilmek, kadının varolan
komünal-demokratik özünü potansiyel olmaktan çıkarıp
aktifleştirmektir ” diye ifadelendiriyor. Dünyamızı kadın
eksenli ikinci bir toplumsallaşma hamlesi olarak da
değerlendirdikleri mücadeleyle yeniden yaşanılır kılmak.
Projeleri
Kalıcı kurumlaşmalar ve örgütlenmelere dönük programlarının
kendisi bir proje niteliği taşıyor. Bu program bir yapılanma,
toplum inşa etme programı. Bu doğrultuda bir projeler programı
biçiminde oluşturulmuş. Sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel vs.
tüm mücadele alanlarına yaklaşımları projeler üzerinden
gelişiyor.
İttifakları
Diğer kadın örgütleriyle ilişkilenmeleri eylem birliğini de
kapsayarak aşan stratejik ilişkilenmeler geliştirme ve
ortaklaşmada adım atma. Ortak projeler geliştirme ve destekleme,
bölgesel ve uluslar arası çapta kadın platformlarında yerini
alma, kadının ulus-üstü dayanışmasını geliştirmede aktif rol
oynamak gibi temel ilişkilenme esasları da söz konusu. Bu konuda
geçmişe oranla daha aktif bir duruş izlemek önemli bir olgu.
SONUÇ
Bölgede yaşanan sorunlar son gelişmelerle birlikte daha da
yakıcı sonuçlar ortaya çıkardığından hareketle güncel olarak
karşılaştığından sorunlar düşünüldüğünde demokratik
konfederalizm seçeneğinin yaşamsal önemi ortaya koyulmakta.
Kadının demokratik konfederal sistemini geliştirmede atacakları
adımlar bu nedenle çok tarihsel bir öneme sahip. Adır “kadın
olarak kendi öz gücümüzle yaratacağımız örgütlenmelerimizle,
ortaklaşan iradelerimizin ranta ve savaşa dayalı varlık kazanan
toplumsal cinsiyetçi yapıların ve giderek derinleşen savaş ve
çatışma ortamının aşılmasında hayati rol oynadığını, bu tarihsel
misyonumuzu yerine getirmede yaşadığımız her yetmezliğin özgür
yarınlarımızı daha büyük riskler altında bıraktığını
düşünüyorum” diye ifade etti.
Beş bin yıllık hakim sistemin kadın kimliği üzerinde yarattığı
parçalanmayı aşmanın önemine vurgu yapan Adır “küresel
sorunların çözümü kadın olarak bizlerin aktifleşmesi ve kendi
seçeneklerimizi kendi irademizle yaşamsal kılmamız, kendi
sesimizi yükseltmemizle çok yakından bağlantılı bir konum
kazandı. Kadın olarak hem kendimizi yeniden yaratmaya çok
yaklaştığımız hem de bunun mücadelesinde zorlukların
zirveleştiği bir tarihsel zamanda yaşıyoruz. Bu nedenle kimlik
mücadelemiz her zamankinden daha anlamlı bir boyut kazanıyor.”
Geri Dön
|