|
İştar
Meclisine Bağlı Barış Anaları Kurumundan Barış Analarına İlişkin
Fatma Ana ve Gule ana ile yapılan röportaj
Barış Anaları çalışması Maxmur kampında, ilk ne zaman ve nasıl
oluşturuldu? Nasıl çalışmalar geliştirdiniz?
Fatma ana: 8 yıldır Barış Anaları kurumumuz oluşmuştur. ‘99’da
her mahalleden dört anne çıkıp bu çalışmayı başlattı. Bizim bu
kampa gelişimiz, Türkiye devletinin baskıları sonucu Türkiye’den
kaçış temelindedir. ’99’da Türkiye’de olduğu gibi, biz de
Maxmur’da oluşturmak istedik. Düşmanın tüm baskılarına karşı
böyle bir kuruma ihtiyaç duyduk. Kendi temsilimizi İştar
meclisinde buluyoruz. Ayrıca Halk meclisinde de yer alıyoruz. 4
kişilik sözcülük kurumumuzdan 1 sözcülük üyemiz İştar
meclisinde, 1’de Halk meclisinde yer alıyor. Güncel
planlamalarımızı gerçekleştirip meclis ile paralel
faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Bizim çalışma kapsamımız genelde
“Barışa dayalı” istem ve ihtiyaçlarımızı belirleyip hem siyasal
açıdan hem de toplumsal açıdan çalışmalar yürütüyoruz. Biz
genelde belirli yerlere gidip barış taleplerinde bulunuyoruz.
Ramadi kampına, Bağdat’a gittik. Dukan gölüne gül attık. Biz
anneler olarak barış ve özgürlük istiyoruz. Hepimiz Maxmur’daki
anneleriz. Bu kurum önceleri 50 kişiden oluşuyordu, şimdi 11
kişiden oluşmaktadır. Türkiye’deki annelerle ilişkide olmak
istedik, ama oradaki annelerle ilişkilenemedik. Ancak onlar
Maxmur’a geldiklerinde ilişkilenebiliyoruz. Gelen analar
aracılığı ile istenilen bağı oturtamadık ve onlardan isteğimiz
bizimle ilişkilenebilmeleri için onlar biraz daha koşulları
zorlayabilmelidirler.
Barış Anaları olarak nasıl çalışmalar yürüttünüz?
Gule Ana: Çalışmalarımızla ilgili olarak genelde barış ve
demokrasiye dönük faaliyetler yürütüyoruz. Kendimizi analar
olarak barış ve demokrasiye adadığımız için tüm koşulları
zorlayarak yürütüyoruz. Ramadi kampına gittik. 8 Martta Dünya
Kadınlar Gününde Bağdat’a gittik. Dukan gölüne gül attık. Yine
İbrahim Halil kapısına cenaze töreni için gittik. Böyle
çalışmalar yaptık. Bunların dışında kamp içinde ev
ziyaretlerinde, kurum-kuruluş ziyaretlerinde bulunuyoruz. Bizim
kurumumuz İştar Meclisine bağlıdır. Tüm çalışmalarımızı raporla
ilgili kurumlara aktarıyoruz.
Temsilcilerinizi seçiyor musunuz, yoksa farklı bir yöntemle mi
oluşturuyorsunuz?
Evet, temsilcilerimizi seçerek oluşturuyoruz. Ayrıca kurumumuz
gönüllülük temelinde oluşmuştur. Kendi içimizde eğitimimizi
yapıyor ve tekmillerimizi alıyoruz. Başlangıçta Kadın Vakfında
kalıyorduk, ancak daha sonra ayrı bir yere geçtik. Biz barış
için çeşitli faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Bir basın açıklaması
yapmak için veya bazı ziyaretler için diğer kurumlardan yardım
gerekiyor. Zaman, zaman ancak bu konuda bazen yetersizlikler
çıkabiliyor.
Kurumunuz resmiyet kazanmış mıdır?
Kamp içinde resmiyetimiz var, ancak dışarıda resmi değiliz. Bu
konuda çalışmalarımız var, ancak henüz sonuca ulaşmış değiliz.
Geleceğe ilişkin nasıl planlarınız var?
İnternet ve iletişim araçları ile tüm Kürdistan analarına ve
Ortadoğu’nun tüm barış sever anaları ile ilişkilenmek istiyoruz.
Kurumunuz genelde hangi kesimlerden oluşmaktadır?
Genelde şehit anaları ve şehit eşlerinden oluşmaktadır.
İştar
Meclisine yönelik Beritan Karakoçan ile yapılan röportaj
İştar Meclisinin oluşturulma nedenleri nelerdir?
Kadın çalışmaları uzun zamandır yürütülüyor. İştar Meclisi;
kadının çalışma yürüttüğü birçok alan var. Meclis çalışması ise
daha çok kadının kendi örgütlülüğünü geliştirmesi, güç
oluşturması ve kadının kendisiyle ilgili konularda karar sahibi
olması, bunun iradesini yaratması için geliştirilmiştir.
Bildiğimiz gibi kadının kendi iradesini ortaya çıkarma
mücadelesinde öne çıkan bazı yetmezlikler söz konusudur, bu
yetmezlikleri aşmak için eğitimsel tartışmalar yürütmekteyiz.
Kadının yazısız tarihinin günümüze kadar yaşattırdığı sorunları
giderme amaçlı kurulan bir çalışma alanıdır.Kadının yaşadığı
toplumsal ve siyasal sorunların ağırlığından kaynaklı. Kürt
kadınların yaşadığı sorunlar oldukça ağırdır. Yaşadığımız göç
olayı ve erkeğin yaşattırdığı zorlanmalar birbirini tamamladı.
Örf ve adetlerin kadını yaraladığını ve yüreklerimizde derin
izlere sebep olduğunu biliyoruz. Erken evlilik, başlık parası,
zorla evlendirme v.s bunların her biri bizim açımızdan bir
sorundur. Halk meclisinin oluşumundan sonra kadın olarak bizde
ihtiyaç duyduk. Kurumlar ihtiyaçlarımıza cevap olamadığı için
meclislere başvurduk. Maxmur kampında yaşayan kadınların
sorunları genelde eğitim ve bilinçlenme sorunlarıdır. Meclis
oluşumuna gitmek için gerekçelerimiz oldukça fazla olduğu için
bizlerde Maxmur kadınları olarak 2002 yılında meclis oluşumuna
gittik.
Meclisin adı neden İştar meclisi?
Bilindiği gibi, tarihte ana tanrıçamızın adıdır İştar! Kadının
yazısız tarihinin yarattığı yaralar büyüktür. Kendi özümüzü
kaybettiğimizden bu yana hep lanetlere, acılara, tahakkümlere ve
daha sayamadığım bir çok geriliğe maruz kalmışız. Kendi özümüze
ulaşmak için özde verdiğimiz mücadele kadar, pratiksel açıdan da
araçlarımızı demokrasi ölçülerine denk yaratmak istiyoruz. Yani
işleyiş kadar biçimde anlamlıdır bizim için. İşte bu yüzden
“İŞTAR MECLİSİ” dedik meclisimizin adına.
Örgütlenme tarzınız nasıldır? Çalışma kapsamınıza neler giriyor?
Çalışmalarımız genelde komisyonlar tarzı yürütülüyor. Ancak
kadın hareketinin yaratımları olarak kendisini örgütlemeye
çalışan ve sivil toplum kapsamına giren kurumlarımız söz
konusudur. Bunlar;
- Maxmur Kadın Vakfı
- Barış Anaları
- Şehit Aile Kurumu vs kurumlar ile paralel çalışırlar.
Meclis bünyesinde de oluşturulan komisyon çalışmaları var.
Komisyonlar, 3 komisyonda oluşur.
- Eğitim komisyonu; ( El sanatları çalışmaları, genç kızları
eğitip geliştirir.)
- Ekoloji komisyonu; ( Ekoloji komitesi, ekolojik bilinci
kazandırtıp kadın-doğa, kadın- toplum, kadın-birey,birey-toplum
bilincini kazandırtma amaçlıdır.)
- Hukuk komisyonu; ( Kadın haklarını geliştirme amaçlı, kadınlar
arası hukuk bilinci verilerek eğitilmeye çalışılıyor.)
Bu komisyonlarda genelde semtlerde yaratılan halk ve kadın
çalışmaları ile yürütülür.
Semtlerde 2 meclis üyesi yer alır semt çalışanları genelde kadın
ve çocukların sorunları ile ilgilenme çalışmalarını yürütür. Her
kurumda bir temsil düzeyi İştar meclisinde yer alır. İştar
meclis temsilcileri, halk meclisinde yer alır. Haftada bir
toplantı, planlama, ayda bir çalışma raporu çıkartılıp halk
meclisine sunulur. Ve bağlı olduğu YJA’ya sunar. 5 kişilik
sözcülük var. Bu sözcülükler 6 ayda bir değişir. YJA
koordinasyon üyesi de yer alır. Genel kamp koordinesi
üyelerinden 1 kişide yer alır bu sözcülükte. Halk toplantıları
yapılır. İştar meclisi aynı zamanda kadınların sığınma evleri
tarzında da kullanılır. Eşinden dayak yiyen kadınlar, evden
kovulan ve şiddete maruz bırakılan çocuk- kadınları koruma
mekanıdır.
Yılda bir kadın konferansı yapılır. Konferansta seçim komitesi
seçilir. Seçim komitesinin yaptığı 2-3 aylık çalışma sonucu
seçimlere gidilir. Kamp içerisindeki çalışmaların çoğu eğitimsel
faaliyetler olmaktadır. Daha çok semtlere yönelik seminerler,
meclis çalışanlarına yönelik seminerler düzenlemektedir.
Kurumlar daha çok ihtiyaçlar temelinde belirlenmektedir. Aynı
zamanda meclis 23 arkadaştan oluşmaktadır. Her semtin kendi
temsilcisi var. Düzenli tekmil-toplantılarımız var. Ortak bir
tutum belirleme açısından bu toplantılar yapılıyor.
Toplumsal açıdan yaşanan sosyolojik ve psikolojik sorunların
temelinde yatan gerçeklikler meclis yoluyla giderilebilme
gücüne, potansiyeline sahip midir?
Buradaki bileşen 8 yıldır yerleşime geçmiştir. Her ne kadar
eğitimsel çalışmalar yürütülmüşse de Maxmur kampı aşiret
düzeninin önemli etkileri altındadır. Bu da direkt kadın
kitlesine etki yapmaktadır. Şimdiye kadar kadının ortak bir
tutum belirlemesinde, bunları aşmasında önemli aşamalar
kaydedilmişse de, dediğimiz gibi hala aşiret düzeni en fazla yüz
yüze kaldığımız sorun halindedir. Küçük yaşta kızların
evlendirilmesi, çok eşlilik gibi sorunlar hala
yaşanabilmektedir. Mülteci konumunda olan halkımızın birçok
boyutta zorlanması vardır. Kadının özellikle ekonomik boyutta
özgürlüğü olmadan ‘ tüm toplumlarda olduğu gibi’ üzerindeki
baskının aşılması çok zordur. Ekonomik sorun, halkımız ve yine
kadınlarımız üzerinde bir baskı aracı olmaktadır. Bu yönlü
birçok sorunla yüz yüze gelmekteyiz. Birçok şey aşıldı
denilebilir, özellikle son süreçte küçük yaşta evliliklerin
önüne geçiliyor. Buna müdahale ediliyor. Ancak dediğimiz gibi
hala toplumsal sorunlarımız genel dünya ve Ortadoğu
gerçekliğinde yaşanan savaş, şiddet, egemenlikli yaklaşımlar
aşılmadığından dolayı, toplumun en alt kurumu olan aile, içinde
de bir çok sorun baş gösteriyor. Baskı, şiddet gibi sorunlar,
örf adetler doğrultusunda ele alındığı için yansıtılmaması
gerektiğine inanılır. Feodal kültün halkımızda yarattığı
dogmatik mantık yapısı insanların kendi sorunlarını aşıp
gidermesi konusunda da kapatmış durumdadır. Bu açıdan sorunlar
hemen çözülemiyor ve doğal olarak kadın üzerinde baskılar
artıyor. Tabii bunları daha çok eğitim yoluyla aşmaya
çalışıyoruz. Bilinçlendikçe insanlar kendi ihtiyaçlarını
belirleme konusunda da daha fazla girişken ve yapıcı oluyorlar.
Genelde sorunlar bu eksende boy gösteriyor. Ekonomik nedenlerle
erkeğe bağımlı olmanın zorladığı boyutlar var. Kadınların meclis
çalışmalarına ya da farklı çalışmalara katılımında, çoğu zaman
erkek belirleyici olabiliyor, hala kendi eşinden, kardeşinden,
babasından, kocasından izin alma sorununu yaşıyoruz.
Tüm bu sorunların hepsini Özgürlük mücadelesinin yaratıcısı
Başkan APO’nun bizlere kazandırttığı bilinç, mücadele azmi,
örgütlenme girişimi, çözüm arama tarzı-temposu sonucu belli bir
düzeye gelinmiştir. Bu konularda kadın hareketinin oldukça
yardımları oldu. Zaman ilerledikçe Ortadoğu halkları kendi
ihtiyaçlarını belirleme konusundan tutalım da bir çok konuda
kendilerine çözüm bulma arayışına yönelmektedir. Kürt halkı da
kendisinin yaşam normlarını yaratma amaçlı Demokratik
Konfederalizm ideolojisini yaratma mücadelesinde ve azmindeler.
Bu açıdan halkımızda oluşan bilinç yaygınlaşıp yaşamsal
kılındıkça ortaklaşma, yardımlaşma ve birbirini tamamlama
kültürü dogmatizmi delip aşıyor. Kendi öz iradesine,
dinamiklerine ve toplumsal yaratımlarına sahip çıkıp mücadele
yaygınlaştıkça başarı her zamankinden daha fazla Kürt halkının
yanında olacaktır. Ortadoğu da bin yıllardır yaşanan “imece”
kültürü ile meclisler geliştirilip yaygınlaştırılırsa bir çok
olumluluk yaratılır diye düşünüyorum.
Yeni dönemde projeleriniz ve hedefleriniz nelerdir?
Kısa vadede genelde yaşanan güncel sorunları çözüp aşma
mücadelesi veriliyor. 15 günlük toplantı ve planlamalar
aracılığı ile giderilmeye çalışılıyor. Güncel sorunlar
böylelikle gideriliyor.
Uzun vadede hedeflerimiz, İştar meclisini Irak devlet
resmiyetine girmesi, meclisin rolünün artırılması, sosyal
siyasal komisyonların genişletilip yaygınlaştırılması. Genç
kızların eğitimi, cins bilincinin gelişimi, meclis adına tüm
Kürdistan kadınlarına ulaşma mücadelesi, bilinçlenip cehaletin
bin yıllardır bizlere yaşattırdıklarından kurtulmak, Kadın ve
erkek arasında yaşanan kopuklukları ve sorunların toplumsallığı
ile ele alınıp giderilmesi konusunda eskiye oranla gelişmeler
yarattık ama yeterli değildir. Bilinçlilik ile toplumsallığı
yaygınlaştırıp meclis çalışmalarını oturtabiliriz. Dış
ülkelerden gelen kadın heyetleri ile ilişkiler geliştirip, kadın
çalışmalarını ortaklaştırmak, Irak bünyesinde olan kadın
örgütleri ile de ilişkilenip kendimizi daha çok tanıtmayı
hedefliyoruz.
Halk
Meclisine yönelik Beritan Karakoçan ile yapılan röportaj
Halk Meclisi ne zaman oluşturuldu? Meclis çalışmasına neden
ihtiyaç duyuldu?
Halk Meclisi 2002’de oluşturuldu. O süreçten bu yana çalışma
yürütüyoruz. Savaş koşullarının halkımız üzeremizde yarattığı
baskı, sömürü, evinden yurdundan koparma, inkar ve imhaya dayalı
yürütülen şiddet içerikli tüm yaklaşımlar bizleri daha fazla
mücadeleye özgürlüğe sürüklemektedir. Bu açıdan yılardır kamp
yaşamlarında oluşumuz ve halk olarak kendi ihtiyaçlarımızı
belirleyip mücadeleye katkıda bulunmak temel görevimizdir. Bu
açıdan var olan kurumlar yetmedi bizlerin ihtiyaçlarını
karşılamaya bizde halk meclisini oluşturmaya doğru evrildik.
Meclis çalışmalarını biraz açar mısınız?
Meclis karmadır ve sayı olarak kadınlar daha fazladır. Bu
nedenle kadınlar Meclis çalışmasında daha aktif ve rol sahibi
olmaktadır. Sorun yaşayan kadınlara ulaşmaya ve onlara yardımcı
olmaya çalışıyoruz. Ancak bu meclis halk meclisi olduğu için
genelde kadınların yaşadığı sorunların bir çoğu İştar meclisine
gider.
Maxmur’da yaşayan kadınların sorunları nelerdir?
Çok eşlilik, küçük yaşta evlendirme, başlık parası gibi
sorunlar, kadınları ezmektedir. Son süreçte yapılan Konferansta
bu sorunlar ele alınmaya ve çözüm üretilmeye çalışılmıştır.
Ancak feodalizmin ana yurdu olan aşiretçilik oldukça acımasız ve
derinlikli işliyor. Bizlerde pratik açıdan yaşadığımız
boşlukların verdiği dezavantajları yaşıyoruz. Sistemimiz dört
dörtlük oturtulamadığı için istenilen cevabı veremiyoruz. Bu
yönlü bir çok eksikliğimizde söz konusudur.
Halk Meclisinin ve İştar Meclisinin ilişkileri nasıldır?
Her iki Meclis yer, yer bir araya gelip kadın sorunlarını
tartışır. Bazı sorunları ortak tartışıp çözüm üretmeye
çalışırlar. Ancak genelde kadın sorunları İştar meclisinde
çözüme kavuşurken genelde yaşanan sorunlara ve İştar meclisinin
de aktif katılımı ile giderilmeye çalışılıyor. İlişkiler
toplantı sistemleri ile düzenlenir. Bir birini tamamla ilkesi
üzerinden şekillenir.
Değişik projeleriniz var mı?
Projemiz genelde halkın imkanlarını bir çok boyutta geliştirme
doğrultusundadır. Meclis halkı eğitme, zaman, zaman ziyaret
etme, toplantı yapma gibi çalışmaları gerçekleştirmektedir.
Halk Meclisinin dışarıdaki kurum ve kuruluşlarla ilişkisi var
mı?
Evet ilişkilerimiz var. Özellikle maddi ihtiyaçları –erzak, su,
elektrik gibi- karşılama amacıyla dışarıdaki kurumlarla ilişki
geliştirilmektedir. Maxmur kampında sadece belediye kendi
resmiyetini kazandığı için onlar aracılığı ile de çalışmalar
yürütüyoruz.
İştar
Meclisinin Çalışmalarına Bağlı Vakıf Çalışmalarına yönelik
Batufa Mardin ile yapılan röportaj
30. Temmuz.2006- İştar Meclisine bağlı Maxmur kampında 2002
yılında oluşuma giden Kadın Vakfının içeriğine dönük vakıf
koordine üyesi Batufa ile, yürüttüğümüz tartışmalarda Vakfın
Maxmur halkına olumlu açıdan etki düzeyini, YJA kadın
çalışmalarında yarattıkları ve kadın tarihine mal olmuş
gerçekliği değerlendirdi.
Kadın Vakfı ne zaman oluşturuldu? Çalışmalarınızın içeriği ve
gelmiş olduğu boyut hakkında bize bilgi verebilir misiniz?
2002’nin sonlarında Kadın Vakfı oluşturuldu. Yaklaşın 4 yıldır,
Maxmur Kadın Vakıf faaliyet yürütüyor. Göçmenlerin, yaşadığı
Maxmur kampında, Vakıf çalışması oldukça önem kazanmaktadır.
21.yüzyılda dünyada ve gelişkin ülkelerde toplumsal kurumların
oluşması esas alınır. Bu egemen sisteme alternatif oluşturma
boyutunda, sivil toplum örgütleri oldukça önem kazanır.
Vakıfların oluşması son yıllarda toplumsal gelişim anlamında
önemli bir model oluşturmaktadır. Böyle yoksul bir toplumda
Kadın Vakfının olması, hem kadınlar ve hem de çocuklar için
büyük bir yer teşkil etmektedir. Vakıf her ne kadar toplum için
oluşmuşsa da eğitim, kültür ve sosyal aktiviteler gibi
faaliyetler açısından yetersiz kalmaktadır. Maxmur kampının
kendine has bir yaşam tarzı, sistemi oluşturulmuş, toplumsal
açıdan belli oranlarda çalışmalar da söz konusu. Ancak,
kadınların tüm sorunlarına cevaplar oluşturmada bazı
yetersizlikler yaşanmaktadır. Bir toplumun gelişmişlik düzeyi
eğitimi ile anlaşılır. Eğitim kadar kültür vs bir çok çalışma da
önem kazanmaktadır. Eğitim çok önemlidir. İşte bizim kampta da
bunlara ihtiyaç duyulmaktadır. Kadınların toplum içerisinde
yaşadığı toplumsal sorunları güncel ve tarihsel açıdan hemen,
hemen her gün takip edebiliyor ve anlık karşılaştığımız sorunlar
oluyor. Kadın Vakfının oluşması, kadınların sadece siyasi değil
sosyal, kültürel vb. konularda da gelişim yaşaması ve söz sahibi
olabilmesi açısından bir ihtiyaçtır. Vakfın oluşumundan bu güne
en çok eğitim esas alınmaktadır. Bu vakıf, sadece Maxmur
kampında değil, Irak’ta da ilgi odağı olmaktadır. BM ve dış
çevrelerde çok önemli bir yer edinmiştir. Yine sağlık konusunda
kadın ve çocukların sağlığı için Vakıfa bağlı bir sağlık kurumu
açmış bulunmaktayız. Sadece ilaç değil, değişik boyutlarda
ilgilenme söz konusudur. Bazen dışarıdan doktorlar getiriyoruz.
Ama tekniki araştırma yetersizliği yaşandığından dolayı yeteri
kadar cevap olunamıyor. Yine resim çizme sanatı eğitim olarak
verilmektedir. On beş genci bu dalda eğitiyoruz. Çizdikleri
resimleri, Irak’ta sergiledik, halka sunduk. Ayrıca kültür
kurumumuz da mevcuttur. Müzik, folklor ve kültür konularında
yaşça küçük çocukları eğitiyoruz. Çocukları küçük yaşta eğitmek
çok önemlidir. Tiyatrolarda daha çok toplumu eleştiren ve aynı
zamanda demokratik kültür bakış açısını geliştirmeye dönük
oyunlar sergilemeye çalışıyoruz. Yine anaokulumuz var. 5-6
yaşındaki çocukları eğitiyoruz. Bu çalışma da birkaç yıldır
devam etmektedir. Şimdiye kadar (208) çocuk eğitilmiştir. Tabii
çoğunluk kalıyor, imkanlarımız sınırlı olduğu için hepsini
eğitemiyoruz. Okul başlamadan önce bir bütünen çocuklar eğitime
tabi tutulmaktadırlar. Özellikle çocuk psikolojisi, çocuk ve
aile ilişkisi üzerine eğitim verilmektedir. Çocukların
eğitimlerinin derinlikli olabilmesi açısından eğitim veren
öğretmenlerde eğitimlere tabi tutuluyor.
Ayrıca terzihane kurumumuz da bulunmaktadır. Burada da üretim
konusunda bir gelişmeyi sağlamak ve kadınlara çalışma yeri
sağlamak açısından önemlidir. Bu çalışmada da hedefimiz atölyeye
doğru gelişimi sağlamaktır. Yine, halı işleme gibi Kürt
kültürüne ait değerleri sürdürmek amaçlanmaktadır. Kuaför
kurumumuz da mevcuttur. Burada da kadınların ihtiyaçlarını
karşılamayı esas alıyoruz, ayrıca genç kızları bu konuda
eğitiyoruz. Bunun dışında dil kurumu var, Kürtçe, İngilizce ve
Arapça dil eğitimleri verilmektedir. Gençlerin gelişmesi
açısından böyle İngilizce öğrenme kursu açmayı uygun gördük.
Kürtçe kursu da veriyoruz. Bu eğitimlere genelde anneler
katıldı. Eğitimi iki aşamada verdik. Arapça kurs da mevcuttur.
Bu da ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yöneliktir. Yine
basın-yayın çalışmalarını da yürütüyoruz. Kadın vakfının
kendisine ait site çalışmaları yürütülüyor. Bununla birlikte
arşivleme çalışması da yürütülmektedir. Sitede Vakıf tanıtılmaya
çalışılmaktadır. Bunların dışında, Dış İlişkiler kurumumuz var,
bu kurum da hem internet yoluyla ve hem de farklı biçimlerle
çalışmalarını yürütmektedir. İnternet yoluyla farklı kadın
kurumlarıyla ilişkilenilmektedir. Dışarıda gelişen Kongre,
Konferans gibi çalışmalara internet yoluyla ulaşmaya
çalışıyoruz. Ayrıca halkla doğrudan, ilgilenen bir kurumumuz da
bulunmaktadır. Aile sorunları vb. çözme, bu konularda var olan
kadın enerjisini ortak potada biriktirme ve onların
ihtiyaçlarına cevap olma amaçlıdır. Gençlerin sorunları ile de
ilgilenilmektedir. Kadınları bu kurum yoluyla haklarının
bilincine ulaştırmaya çalışıyoruz. Ama toplumda şimdiye kadar
engelleyemediğimiz gerçeklikler var. Örneğin; başlık parası,
çocuk yaşta evlilik, berdel vb konular. Bu geri geleneklerin
kaldırılması için kurumun çalışmaları mevcuttur. Tüm kadın
kurumları ile kolektif bir çalışma ve bazı konularda ortak tavır
geliştirme söz konusudur. Dışarıda gelişen intiharlara ilişkin
çalışmalarımız da vardır. Kadınlar için imza topluyoruz,
protesto gösterileri, basın açıklamaları vs. çalışmalar ile
destek olmaya çalışıyoruz.
Kadın Vakfı Irak’ta resmi midir?
Vakfımız şimdilik Irak’ta resmi değildir. Kimlik sorunundan
kaynaklı olarak resmileşemedi. Kampta resmidir, ancak Irak
geneli açısından vatandaşlık statüsü olmadığı için Irak’ta
resmiyet kazanamadı. Resmi olması için bir çalışma yürütüyoruz,
fakat her seferinde önümüze kimlik sorunu çıkıyor. Bu nedenle de
Irak’taki diğer kadın kurumları ile ilişkilenemiyoruz.
Geleceğe dönük,Projeleriniz nelerdir?
Şimdiye kadar yürüttüğümüz çalışmaları daha da geliştirmek
istiyoruz. Özellikle her semtte anaokulları oluşturmayı
hedefliyoruz. Yine bilgisayar kursu açma, çocuk parkı yapma gibi
hedeflerimiz var. Gençlere yönelik sportif faaliyetler
geliştirme de hedeflerimiz arasındadır. Kadınları kapsamlı
eğitme en temel hedefimizdir. Çocuklar için aile içinde
anne-çocuk ilişkisi nasıl olmalı, çocukların kendi ilişkileri
nasıl yaratılmalı vs konularda eğitimi geliştirme, sorunları bu
kapsamda sosyolojik ele alma yaklaşımımız mevcuttur. 3-10 yaş
arası çocuklara görsel yolla eğitim vermeyi hedefliyoruz. Halk
meclisinde, İştar Meclisinde bizim temsilcilerimiz var. İşleyiş
olarak YJA- Yekitiya Jinen Azad çalışma kampsamına giriyor.
Vakıf koordinasyonunda yer alan çalışanlar da, vakfın çalışma
alanlarına giren kurumların temsili ile çalışmalarımızı
örgütlüyoruz.
Çalışanlarınızın sayısı ne kadar?
44 çalışanımız var. Her biri kendi dalında çalışma
yürütmektedir. Beş kişilik Yönetim Kurulu var. Yılda bir
seçimler ile değiştirilmektedir. Bu kurul Vakıf çalışanları
arasından seçilmektedir. 2 ayda bir yönetim kurulundan bir
arkadaş sözcülük yapmaktadır. Hem fiili çalışmalarda yer
alırlar, hem de bu yönetim çalışmasını yürütürler. 2 günde bir
planlama yapılır ve çalışma yürütülür. 2 ayda bir kurumlar
raporlarını sunarlar. 15 günde bir yapılan toplantılarda tüm
çalışanlar çalışma değerlendirmesinde bulunurlar.
Vakıf çalışmalarına katılmak veya ayrılmak isteyenlerin ne
yapmaları gerekir?
Sözleşmemiz var. Çalışmak isteyen, hangi dalda çalışmak
istiyorsa Yönetim Kuruluna başvuruda bulunur. Kurum kendi içinde
raporu değerlendirir ve ona göre karar verir. Çıkmak isteyen
yönetime raporunu yazar, gerekçelerini sunar. Bu rapor
değerlendirilir, ona göre karara gidilir. Ancak çalışanlarımızın
birçoğu gönüllü çalıştığı için oldukça elverişli üretimler açığa
çıkartıyoruz.
Geri Dön |