|
Rojda Amanos/Arya
Amed
PAJK birinci kongresi
5-11 haziran tarihleri arasında kadının
özgürleşmesinden, mekan tuttuğu medya savunma
alanlarında gerçekleşti. Yapılan kongre, kadının
kadınca kendi sistemini yeniden oluşturma
kongresiydi. Kongrede yapılan tartışmalar, yeniden
yapılanma temelinde ideolojik perspektiflerle
gerçekleşti. PAJK melekleşme, tanrıçalaşma ve
afroditleşme kavramlarını, geçmiş iki yıllık süreçte
yoğun tartışılmıştı. PAJK kongresinde de bu
mitolojik kavramlar olan; melekleşme, tanrıçalaşma
ve afroditleşmeye yeni anlamlar yüklenerek, geçmiş
günümüz ve gelecek ortaklaştırılarak bu üç kavram
kadının yeni kimliğini oluşturmadaki esaslar olarak
belirlendi. PAJK kongresinde sonuç olarak ortaya
çıkan Melekleşme, Tanrıçalaşma ve Afroditleşmeye
yönelik sorularımızı PAJK Koordinasyon üyesi
Zılar Sterk’e sorduk.
-PAJK oluşum sürecine
kadar yürüttüğünüz çalışmalar nelerdi?
PAJK’ın oluşum süreci
yaklaşık iki yıldır sürüyor. Bu sürece PAJK’ın
oluşum gerekçelerini tanımlayarak başladık.
Birincisi; modernist paradigmanın, ideolojiler
çağının kapandığını iddia ederek, insan yaşamını
anlamsızlaştıran, ütopyasız ve amaçsız bırakan
teoriler üreterek, mücadelesiz, kişiliksiz,
çelişkisiz, her türlü yozlaşmaya ve iradesizleşmeye
açık bir toplum yaratma stratejisini ve bunun
karşısında insanı ve kadını yeniden demokratik,
özgür ve katılımcı bir yaşama taşıyacak olan
ideolojik yapılanmalara gitmek gerektiğini ve bu
temelde PAJK’ı oluşturmamız gerektiğini tartıştık.
İkincisi; erkek
egemenlikli modernist paradigmanın toplumda
yarattığı bu karamsar ve anlamsız yaşam felsefesi
karşısında demokratik ekolojik ve cinslerin
özgürlüğüne dayalı yeni bir yaşam ve mücadele
felsefesini topluma nasıl taşırabileceğimizi
tartıştık. Bu temelde mücadele yöntemlerimizi amaç
ve hedeflerimizi geniş bir programda somutlaştırdık.
Üçüncüsü; kadın
özgürlük ideolojisi çerçevesinde örgütlenmiş bir
ideolojik kadın partisi olarak, dünya kadın
hareketlerini bir başka tanımlamayla dünya feminist
hareketlerini ve açığa çıkardıkları mücadele
mirasının temel yetersizliklerini ve kadın özgürlük
yolundaki kazanımlarını yeniden değerlendirdik. Bu
temel yetersizliklerin başında; bazı feminist
hareketlerin kendilerini salt kadını erkekle eşit
haklara kavuşturmayla sınırlamaları, çağımızın diğer
temel toplumsal, ulusal, sınıfsal, ekolojik
sorunlarına karşı duyarsız kalmaları, Ortadoğu
doğmatizmi içerisinde kadının mahkum kaldığı
boğuntulu yaşam gerçekliğine karşı ve ulusal,
sınıfsal mücadeleler içerisinde özgürlük arayışında
olan kadına karşı yeterli duyarlılığı
gösterememeleri, her birinin birbirinden farklı
duyarlılıklar etrafında farklı formlar biçiminde
örgütlenmeleri ve farklılıkların birliktenliği
ilkesini esas alamamaları, yani birbirini tamamlayan
güçlü bir örgütlülüğe kavuşamamaları ve kadın
özgürlük mücadelesinin güçlü yürütülmesi açısından
kadın özgürlük militanını ya da kadrosunu
yaratamamaları gibi yetersizliklerini tartıştık.
Tüm bu
yetersizlikleriyle beraber, kadının toplumsal
cinsiyetçilikten kaynaklı olarak yaşadığı sorunlara
dikkat çekmek açısından belli bir duyarlılığı ve
belli bir birikimi de açığa çıkardıklarını
tartıştık. Bu yetersizliklerin giderilmesi açısından
PAJK olarak yapabileceklerimizi de tartıştık.
Bunların dışında kadın eksenli toplumsal sistemin
temel mitolojik kavramları olan tanrıça, melek,
Afrodit tanımlamalarını da tartışarak belli bir
çerçeveye ulaştık.
-PAJK yeniden
yapılanmasında temel çalışmanız üç kategorileşme
üzerinden, melekleşme, Afroditleşme ve tanrıçalaşma
olarak tanımladınız. Bu kavramlara yüklediğiniz
misyon nedir ve bununla neyi amaçlıyorsunuz?
Bu üç kavramı,
yaklaşık beş bin yıllık erkek egemenlikli uygarlık
öncesi, yaşanmış olan kadın eksenli toplumsal
sistemin mitolojik simgeleri olarak tanıyoruz.
Anaerkil toplumsal düzen, insanlığın ilk
toplumsallaşma sürecine tekabül etmektedir.
Dolayısıyla kadın öncülüğünde gelişen ilk
toplumsallaşma insanlığın uygarlaşmaya attığı ilk
adımların ifadesi olmaktadır. Toplumsallaşmanın
temel yapı taşlarının ve değerlerinin ilk oluşum
süreci olarak da tanımlanabilir. Bu ilk
toplumsallaşma, tanrıça ananın bilgeliğine ve
erdemliliğine, kadının saflık ve temizliğine,
dürüstlüğüne, Afrodit’in güzellik, estetik ve
çekiciliğine dayalı olarak gelişmiştir. Barış,
güven, adalet, ortaklaşmacılık, sevgi, şevkat,
saflık, dürüstlük, güzellik ve estetizm, bu sürecin
temel değer yargılarıdır. Yaşam kadının duygusal
zekasıyla şekillenen bu değerler etrafında
örülmüştür. Toplumsal ilişkiler analık hukuku
çerçevesinde şekillenmiştir. Erkek akıl, yaşama
henüz hakim olmadığından egemenlik ve iktidar
ilişkileri, tanrı-kul ilişkisi, efendi-köle ilişkisi
henüz yaşama nüfuz etmemiştir. Erkek aklın hakim
olduğu beş bin yıllık uygarlık tarihine baktığımızda
ise kadının o dönemler yarattığı bu etik değerlerden
önemli bir yabancılaşmanın yaşandığını görüyoruz.
Günümüz dünyasına ve
topluma hakim olan tahakkümcü ilişkiler, devlet
iktidar ve savaş üçlüsü erkek aklın yaratmış olduğu
beş bin yıllık kültürünü ifade etmektedir. PAJK
olarak; tanrıça, melek, Afrodit kavramlarını yeniden
güncelleştirme ve çağımızın toplumsal yaşam dokusuna
yansıtmak için mücadele yürütme hedefine bundan
dolayı ihtiyaç duyduk. Yani tarihin derinliklerinde
kaybolmuş kadının yaşam kültürünü ve bu kültür
etrafında şekillenen, demokratik, ekolojik ve
cinslerin özgürlüğüne dayalı bir toplumsal yaşamı
yeniden yaratma temelindedir. Bunu hedeflemek büyük
bir iddia ve kararlılık düzeyini gerektirmektedir.
Bu iddia ve kararlılık düzeyini ise hemen ilk etapta
toplumdaki bütün kadınlarda oluşturamayacağımızı da
bilerek, çekirdek kadro çalışması yürütmemiz
gerektiği sonucuna ulaştık. PAJK’ın bu amaç ve hedef
doğrultusunda eğitip, yoğunlaştırıp yetiştireceği
çekirdek kadro çalışmasının temel özellikleri oluyor
tanrıça, melek ve Afrodit kavramları.
Tanrıça kavramı
etrafında yürüttüğümüz tartışmalarla, kadının
duygusal zekasında ve analık kültüründe saklı olan
kapsayıcılık, bilgelik ve erdemlilik özelliklerini
açığa çıkarmayı hedefliyoruz. Afrodit
tartışmalarımızda ise kadının güzellik, estetik ve
çekicilik ölçülerini yeniden gündemleştirmeyi
hedefliyoruz. Bu yeni güzellik ve estetik ölçülerini
yarattıkça yeni bir aşk anlayışı da açığa
çıkacaktır. Erkeğin beş bin yıldır kadına dayattığı
mülkiyetçi ve cinselliğe dayalı, kadını salt cinsel
bir obje konumuna getiren ve erkeklik değerlerinin
hakim olduğu günümüz aşk anlayışının aşılması ve
yeni özgür bir ilişki anlayışının ilke ve
prensiplerinin oluşturulması hedeflenmektedir. Tıpkı
Tanrıça İnanna’nın 104 “M”si gibi. Bir anlamda
kadının erkekle ve toplumla yeniden kendi değerleri
etrafında yaşayabilmesi için yeni bir toplumsal
sözleşmenin oluşturulması hedeflenmektedir.
PAJK’ın hedeflediği
yeni demokratik ekolojik ve cinslerin özgürlüğüne
dayalı bu toplumsal projenin gerçekleşmesi ise bu
çerçevede mücadele yürütmeye kendisini gönüllü
olarak adayacak kadroların yaratılmasına bağlı
kalmaktadır. Melekleşme çerçevesinde yürüttüğümüz
tartışmalarımızı bu gönüllü ve iradeli hizmet
anlayışına oturtmaya çalışıyoruz. Melekleşme
tartışmaları ile melek saflığını, temizliğini,
dürüstlüğünü ve gönüllü hizmet anlayışını kadın
kişiliğinde yeniden oluşturmayı hedefliyoruz.
Melekleşme kavramını tek tanrılı dinlerin ve
ideolojilerin ele aldığı gibi, tanrının
hizmetkarları biçiminde ele almıyoruz. Melekleşmeye
yeni bir yorum getirmeye çalışıyoruz. Tanrının
emirlerini yerine getirmeye hazır hizmetkarlar ya da
kutsal memurlar biçiminde yorumlamıyoruz.
Demokratik, barışçıl, adaletli, ekolojik bir
toplumun yaratılması ve bu yeni toplumda her iki
cinsin de özgür yaşam koşullarını yaratmak için
gönüllü mücadele yürütme konusunda kararlı ve
iddialı, kendi karar ve iddiasını kattığı oranda da
iradeli ve katılımcı bir hizmet anlayışını
hedeflemekteyiz.
-Bu kavramların her
birini, birer kategori olarak mı ele alıyorsunuz..
Kısaca bunları anlatabilir misiniz?
Başta şunu belirtmek
isterim; biz bu kavramları tartışırken her birini
birbirinden kopuk birer kategori olarak ele
almıyoruz. Kadın doğasında, izler biçiminde kalmış,
erkek egemen uygarlığın pervasızlığı karşısında
gizlenmiş ve dibe vurmuş olan dişil değerleri
yeniden canlandırmak istiyoruz. Her kadının
doğasında tanrıça bilgeliğinden ve erdemliliğinden,
melek saflığı ve dürüstlüğünden, Afrodit güzelliği
ve çekiciliğinden çeşitli izler kalmıştır. Ancak her
kadında ağır basan yönler daha farklı olabiliyor. Bu
izleri yeniden diriltmek, etkin ve aktif pozisyona
getirmek büyük bir emek ve çaba gerektiriyor
elbette. En önemlisi de bu özellikleri yeniden
diriltmek ve birbirini tamamlayan özellikler olarak
tanımlamak, kadının kendi kişiliğini erkek egemen
sistemin etkilerinden ve yarattığı değer
yargılarından arındırmasına ve bağımsız bir gelişim
aşamasına giriş yapmasına bağlıdır.
Tanrıça, melek,
Afrodit özelliklerinin toplamı özgür kadın
militanının ya da kadrosunun yeni kişiliğini
oluşturuyor. Bir sentez kişiliği olarak
tanımlayabiliriz. Birbirinden ayrı, birbirinin
dışında birbirinden kopuk olgular değildir. Kadının
kendi görkemli tarihinde yarattığı, kadın eksenli
toplumun belirleyici kültürü ve bu kültürü oluşturan
özgür kadın kişiliğinin toplam özellikleridir.
Şimdiye kadar yürüttüğümüz tartışmalarda,
ulaştığımız sonuçlardır bunlar. Biliyorsunuz PAJK’ı
daha yeni oluşturduk ve bu tartışmalarımız henüz
sonlanmış değildir. Tartışmalarımızı ileriki süreçte
daha da derinleştireceğiz. Bunlar şimdilik
ulaştığımız sonuçlardır. Derinleşen
tartışmalarımızda daha farklı sonuçlara da
ulaşabiliriz. Bu aşamayı PAJK açısından bir
başlangıç aşaması olarak tanımlıyoruz.
|