|
Zelal UMUT
Kürdistan Demokratik Konfederalizm Önderliği
Abdullah ÖCALAN’a uygulanan “Tecrit içinde tecrit”
koşullarını kadın gerillalar kendileri açısından
yaşadıkları ruhsal ve düşüncedeki kararlaşmayı
dillendirirken bağlılıklarını da yenilediklerini
söylediler.
Koma Jinen Bılınd-KJB karargahında kadınlar
Önderliklerinin tecrit koşullarının kabul
edilemeyeceğini, bunun için ne gerekiyorsa
yapacaklarını ve Abdullah Öcalan’ın koşulları savaş
ve barış gerekçeleri olacağını da belirttiler.
“TECRİT HALKLARIN İRADESİNE UYGULANAN İLKEL BİR
YÖNTEMDİR”
Uluslar arası komplo sürecinde gerilla saflarına
katılan Bermal devamla; Hiçbir canlı varlığın sosyal,
siyasal aktivitelerinden koparılıp
yalnızlaştırılmasını kabul etmiyorum. Kimsenin
böylesi bir şeye hakkı yoktur olamaz da. Ne tarihte
ne doğada ne de evrende böyle bir yasa-kanun yoktur.
Her insan özgür doğar. Ve her canlının özgür
yaşamaya hakkı vardır. Demokratik Konfederalizm
Önderi Başkan APO’ya uygulanan tecrit sadece ona has
değildir. Konfederalizm Önderini okuyan, tanıyan,
hisseden her insan bunun hukuksal bir karar
olmadığını aksine siyasi bir uygulama olduğunu
anlayabilecek düzeydedir. Bu tecrit düşünce
tecrididir. İnsan ufkunun daraltılması yok
edilmesidir. Çünkü Önderliğimizin düşünceleri salt
Kürt halkına değil tüm insanlığa mal olan bir
düşünce sistematiğine sahiptir. Bir halkın duygu ve
düşüncelerine saldırıdır. Duyguların ütopyaların
zayıfladığı bir yüzyılda insanlığın umudu olan
Önderlik görüşleri egemen zihniyete karşı baş
koyuştur. Böyle bir dönemde umutların, ütopyaların
canlılık bulması yüzyılın ihtiyaçlarına cevap
vermesi iktidarı oynayanlara karşı bir tehdittir. Bu
tehdit ve tehlike görüldüğü için egemen güçler çok
hoyratça, kayıtsızca yaklaşıp uygulamalara gidiyor.
Sadece, halklara karşı da değil, cinslere karşıda
uygulanan ilkel bir yöntemdir. Kürt halkı nefessiz
bırakılmaya çalışılıyor. Tecride karşı gelişen
reflekslerde de, halka karşı yoğun baskılar
uygulanıyor. Halk iradesi, gerilla mücadelesinin
azmi kırdırılmaya çalışılıyor. Ancak bilmelidirler
ki, Önderliksiz yaşamı ne halk ne de gerilla asla
kabul etmez. Bunun için her türlü yaşam mücadelesine
başvurulacaktır. Kadınlar olarak daha doğrusu “ben
insanım” diyen herkesin duyarlı, sağduyulu davranıp
mücadeleyi yükseltmesi gerektiğine inanıyorum”
diyerek tecrit karşısında tavırsız kalmayacaklarını
da belirtti.
“TECRİT KORKU VE PANİĞİN POLİTİKASIDIR”
Tecridi, aydınlanmaya, bilme gücüne karşı
geliştiğini dile getiren Sema devamla;
Tecrit politikası, insanlık açısından en büyük
kötülük yapma anlamına gelir. Tecrit insan etiği
açısından haklı bir uygulama olamaz. Hiçbir canlının
bünyesi bunu kabul etmez. İnsana yapılmış büyük bir
hakaret ve saygısızlık olarak nitelendirmek
gerekiyor. Beyni yüreği duysusu köhnemiş bir
zihniyetin uyguladığı politikadır. Neye karşı?
Aydınlanmaya, ışığa bilme gücüne, çağcıl ilerlemeye
ve bu zihniyetin mücadelesini veren duruşa uygulanan
karanlığın ışığa karşı verdiği mücadeledir. Tecrit
bütün bu mücadele azmine karşı uygulanan korku ve
panik politikası oluyor. Önderliğe tecrit yaptırımı
da bundan dolayı gelişiyor. Önderlik bir düşünce
suçlusu olarak görülmektedir. Düşünceleri karanlık
güçler tarafından tehlikeli görüldüğünden
sınırlandırılıyor. İnsanlığa ulaşması gereken
mesajları, bilinçli engelleniyor. Bu da insanlık
açısından büyük bir insan hakları ihlali anlamına
gelmektedir. Tecrit insanlığın, Kürt- Türk
toplumunun ve bütün ötekilerin kendi mesajlarına
sahip çıkararak ve onun mücadelesini aktifleştirerek
kırılacaktır. Yine bu çağcıl düşünceleri sürekli
tartışarak ve çözüme zorlayacak diyalog mücadelesini
gündemleştirilmesidir. Bir insan ve kadın olarak bu
tecridi kınıyor ve bir an önce kaldırılmasını
diliyorum. Çünkü özgürlüğe ve barışa dair düşünceler
her zaman kazanmıştır. Tecrit de bunun bedeli değil
mi? Ne yazık ki geç anlaşılma talihsizliğidir tecrit!”
diyerek bu durumun hızla aşılması gerektiğini de
vurguladı.
“TECRİT KÜRT HALKINA HAKARETTİR”
Tecrit karşısında yapılması gerekenlere değinen
Evindar devamla; Bir kadın gerilla olarak
Önderliğimiz üzerinden yürütülen tüm politikaları ve
tecrit kararını kınıyoruz. Kadınlar adına
lanetleyerek ret ediyoruz. Bu uygulama Kürt halkına
hakarettir. Saddam tüm insanlığın yaşamını etkileyen
suçlar işlemesine rağmen bu denli kayıtsız
koşullarda tutulmuyor. Ama bizim Önderimiz tecrit
içinde olduğu yetmiyormuş gibi bir de tecrit içinde
tecritlere konuluyor. Önderliğimizin özgürlüğü bizim
savaş ve barış gerekçemizdir. Halkların iradesine,
onuruna müdahale etmek hiçbir ahlaka, vicdana sığmaz.
Kınamak da yetmiyor. Bu açıdan gerilla kadar halk,
halklar kadar kadınların hepsi ayaklanmalı ve
mücadele azmini seferberlik tarzında yükseltmelidir
diyorum. Tecridi uygulayanlar irademizi kırıp bizi
Önderliğimizden ayıracaklarını düşünüyorlarsa
yanılıyorlar. Hiçbir güç bizi benliğimizden,
kimliğimizden ayıramaz. Önderliğimiz her şeyimizdir.
Bu açıdan diyorum ki demokrasi, barış ve özgürlük
ihtiyacını hisseden herkes sokaklara dökülmeli ve
kimliğine sahip çıkmalıdır” dedi.
“ BİR SAÇ TELLİMİZ KALINCAYA DEK MÜCADELE EDECEĞİZ”
Tecridin düşmanca bir yaklaşım olduğunu dile getiren
Helin devamla; 7 yıldır Önderliğimiz esaret altında
tutuluyor. Bu 7 yıllık süreç zarfında da dünyada
eşine rastlanmamış bir tarzda baskılar altındadır.
Bizi tarihimizle, kimliğimizle buluşturan
Önderliğimize sahip çıkmakta bizim temel
görevimizdir. Kadınlar olarak, bir saç telimiz dahi
kalsa Önderliğimiz için mücadele edeceğiz.
Önderliğimiz için ölür, yaşar ve yaşatırız. Tecridi
her açıdan boşa çıkartmalıyız. Bunu halk mücadelesi
kadar gerillanın da yürüttüğünü görüyoruz.
Birçoğumuz kendi kişiliklerimizdeki düşmanca
anlayışları param parça edip benliklerimizi
yarattıkça, tecridi boşa çıkartabiliriz. Yıllardır
bu mücadeleyi veriyoruz. Ancak bu dönemlerde
ideolojik açıdan yoğunluk kazandırıp yeni
başlangıçlar ile Önderliğimize cevap olmalıyız.
Önderliğimiz kadınlara, halklara oldukça değerli
emekler yarattırdı. Bunlara sahip çıkıp korumak da
gerilla gücüne aittir. İşte bütün bunlar için son
an’a dek mücadelemizi sürdüreceğiz. Bağlılıkta
pratiksel açıdan böyle gelişir. Bu yüzden Önderliğe
ve özgürlüğe bağlılığımız bu tarzda gelişir diyorum.
Tecrit de düşmanca yaklaşımları param parça etme ile
aşılır” diye konuştu.
“LANETLİLİKLERİ AŞARAK, ZAFERE ULAŞACAĞIZ”
Gerilla ortamda uzun yıllardır kalan Adar Mardin
Önderliksel bir hareket olduklarını ve hiçbir gücün
onları Önderliklerinden ayıramayacağını dile getirdi.
Mardin devamla; Önderliğimiz tüm insanlık için bir
güneştir. Işık ve ısı, verendir. Biz ve Önderliğimiz
arasında tarifi edilemeyecek bir bağ vardır. Bazen
Aşk bazen sevgi bazen mücadele ve bazen de tutku
olur. Aramızdaki bu bağ, egemen güçleri her zaman
çılgına çevirmiş ve pervazsız yöntemlere
yöneltmiştir. Bu anlamda son yaşanan tecrit durumu
da aslında pekte yeni bir durum değildir. 7 yıldır
tek başına bir adada, tek kişilik bir tutukevinde
tutmak yetmiyormuş gibi birde hücre cezasına
çarptırılıyor. Bu egemen güçlerin Önderliğimizin
karanlıkları, aydınlığa çevirme gücü karşısındaki
tahammülsüzlüğünün ifadesidir. Ama şunu iyi
bilmeliler ki bu aydınlığı karartma gücüne asla
sahip olamayacaklar. Özelliklede biz kadınlar
Önderliğimizden, tarihte saklı ve karanlıklarda
tutulmak istenen kimliğimizi kendimiz öğrendik. Bizi
tarihimizle, kendi kimliğimizle buluşturdu. Yaşama,
umuda, özgürlüğe doğru ufkumuz oldu. Önderliğimiz
güneş ve bizde onun ışığı ile aydınlanan ısısı ile
canlanan yıldızlar olduk. Önderliğimiz yaşam
gıdamızdır. Ondan kesildiğimiz an ölümdür karanlık
ve bitiştir. O yüzden “24 saat Önderlikle yaşama”
felsefesi ile daha güçlü örgütlenerek ve mücadele
ederek, bu tecrit zincirlerini kıracağız.
Güneşimizin çevresinde daha sıkı kenetlenerek bu
karanlık güçleri lanetleyerek zaferi kazanacağız”
dedi.
|