|
Rojda Amanos/Helin
Murat
Kadın hareketinin
ideolojik öncü gücü olan PAJK 1.kuruluş kongresini
gerçekleşti. İdeolojik kadro espirisi ile örgütlenen
PAJK, toplumsal sorunları kadın ekseninde çözüm
arayan bir mücadeleyi esas aldığını kararlaştırdı.
Kongrede Özgür kadın kimliği üzerinden toplumu
özgürleştirmeye uzanan bir yelpazede önemli
tartışmalar yürütüldü. Kongre’nin içeriğine dönük,
kongre delegelerinden Bilim-Aydınlanma Komitesi
üyesi olan Roni Eylem ile yaptığımız röportajı
sunuyoruz.
-Yirmi birinci
yüzyılda kadın hareketi olarak, çağımızın
sorunlarına çözüm açısından kendinize nasıl bir rol
biçiyorsunuz?
Yüz yılımız,
cinsiyetçi toplumun kadın ve erkeğe biçtiği roller
arasındaki çelişkilerin yoğunlaştığı, verili
kalıpların aşıldığı, hatta bu alanda çözülmelerin
yaşandığı bir karakter taşıyor. Zamanımızda,
toplumsal sorunlar artık sadece ulus ve sınıf
çelişkileri üzerinden tanımlamaz. Tanımlansa bile
eski mekanik determinist bakış açısıyla
yorumlanamaz. Çünkü çağımızda sömürünün içeriğinde
ve uygulanış biçiminde çok ciddi farklıklar var.
Toplumun, tüm gözeneklerine sızmış, dokularına
yerleşmiş, cinsiyetçi iktidarcı bir yapılanmadan
bahsediyoruz. Kadın ve erkek, birey ve toplum,
halklar ve egemenler arasındaki eşitsizliğin
kaynağında yatan gerçeklik, iktidarın toplumu
atomize ederek kendini yerleştirme düzeyidir.
Dolayısıyla toplumsal bunalımın kaynağında yatan
gerçeklik ataerkil sistem yapılanmasıdır. Bilindiği
gibi eril sistem, dişil tüm öğeleri yok ederek
kendini yapılandırdı. Bu bağlamda toplum tek renkli,
tek sesli, tek cinsiyetli kılındı. Doğanın, insanın,
doğalitesini ters yüz eden bu gerçekliğin kendisi bu
sorunsallığın kaynağı…
Özün saptırılması
karşıtlaştırılması üzerinden geliştirilen bu
sistemin varlığı ve yarattıkları toplumsal bunalımı,
çöküşü oluşturuyor. Bu anlamda insanlığın bu gün
karşı karşıya kaldığı ekolojik, toplumsal, ruhsal,
ahlaki sorunların çözümü cinsiyetçi sistemin
aşılmasından geçiyor. Küresel ısınmanın,
imparatorluk savaşlarının, kadın intiharlarının,
toplumsal eşitsizliklerin v.b. çağsal sorunları bir
biriyle bağlantılı ve aynı kaynaktan gelen
çelişkiler olduğu bilinciyle hareket etmek önemli.
Sınıflı toplumun kategorileştiren, parçalayan
zihniyetinin etkileri bakış açılarımıza o kadar
oturmuş ki evrene, dünyaya, topluma bütünlüklü
bakamıyoruz. Organikliğin yerini mekanik düşünüş,
karmaşadaki güzelliğin ahengi yerini karşıtlaştırma
almış durumda. Dolayısıyla çözümde yol almak
istiyorsak dünyaya bakış açımızı değiştirmek
zorundayız. Erkek imgelerini, şifrelerini çözerek
kadının gözüyle, zihniyetiyle dünyaya bakmayı
öğrenmeliyiz. Toplumsal genlerimizde varlığını
sürdüren içimizdeki tanrıça erdemlerini
canlandırmalı, mentalitelerimize oturtmalıyız.
Çeşitliliğin uyumunu, çelişkinin dinamik dengesini
yakalamalı, insan merkezli bakış açısından
kurtulmalıyız. Evreni, doğayı, bir bütünüyle
hissetmek bizlerinde onun bir parçası olduğumuzun
bilincine varmak, bu çeşitlilik ve derinlik
içersinde sadeliğe ulaşmak kadıncılığın kendisi...
Dolayısıyla cinsiyetçi toplumun zihniyetinden
arınarak yaklaşım belirlemek çözümün özünü
oluşturuyor.
Çağın
kimliksizleştiren, anlamsızlaştıran, yaşamı tüketen
bir olguya dönüştüren gerçeği karşısında anlam ve
duygu derinliğini yakalayarak kadınca bir kimlik
oluşturmak önemli. Hareketimizin böyle bir
potansiyeli, mücadele mirası ve derinlikli bir
paradigması var. Toplumun doğalitesinden, demokratik
kominal değerlerinden, Orta doğunun mistik, felsefik,
derin tarihsel geleneğinden ve Kürt’ün neolitik
halkçı özü üzerinden, gelişen hareketimizin
toplumsal anlamda bir devrim yarattığı, kültürel bir
şekillenme oluşturduğu belirtilebilir. Binlerce
kahramanın özverisi ve soyluluğuyla yaratılanları,
çağın yükselen değeriyle(feminizm, ekoloji v.b.)
buluşturmak, ki - bunun felsefesini ve eylem
çizgisini Önderliğimiz genişçe formülasyona
kavuşturdu- bizleri zamanın ruhunu yakalamaya
götürecektir. Benmerkezci düşünüşten koparak dünya
kadın hareketleriyle, feminist örgütlerle, halklar
ve toplumda mücadele eden herkesle ideolojik
kimliğimizi koruyarak mücadelemizi birleştirmek,
Önderliğimizin kadın çizgisinin öncülüğünü yapmak ve
bunu evrensel bir perspektife dönüştürmekle karşı
karşıyayız. Mücadeleciliğimiz ve zihniyetimizin
aydınlığı bu toplumsal hareketliliğe ivme
kazandıracaktır. Bizi hisseden, bizi duyumsayan ve
yürekleri bizlerle atan binlerce kadın var.
İdeolojik bir
donanımla, geniş yatay bir örgütlenme ağıyla bu
mücadeleleri, reaksiyonları birleştirmek, kadınlar
ve halklar açısından bir çözüm yolu olacaktır.
Stresten, çevre kirliliğinden, sınıf uçurumlarından,
kültürlerin yok oluşundan, aynılaşmaktan ve bunların
tek sorumlusu erkek sisteminden herkes rahatsız.
Rahatsızlığın kendisi bir mücadele gerekçesi,
çelişkiyi doğuran bu hoşnutsuzluğun kendisi oluyor.
Dolayısıyla çağın sorunlarını sadece analiz etmek
yetmiyor. Analizin derinliği kadar, kendini toplumun
kuruluşuna, özgürlüğüne adayan, toplumsal
aydınlanmayı yaşama dönüştüren bir kadro yaratmaya
da çok ciddi ihtiyaç var. İlk etapta toplumun tümünü
özgürleştiremeyeceğimize göre, bunu bir çekirdek
oluşturma üzerinden başlatmak ve topluma dalga dalga
yaymak, toplumsal ve ideolojik öncülüğün kendisidir.
Toplumun ruhunu anlayan, onun içinde olan ama
geriliklerine teslim olmayan, özgürlükçü, iradeli,
mücadeleci bir kadro tipi üzerinden toplumu
yaratmak, toplumsal kuruluştaki esas rolümüzdür.
Yaşamıyla, düşüncesiyle kolektif olmak ve bunu bir
aşk, tutku düzeyinde gerçekleştirmek, çağın
sorunlarına cevap olma düzeyimizin göstergesidir.
-PAJK ideolojik bir
kadın örgütlenmesi olarak, YAJK adıyla PKK
çalışmaları içersinde nasıl misyona sahiptir?
PAJK’ı kadının
ideolojik kimliği olarak tanımladık. Nitekim PAJK’ta
PKK’nin yarattığı değerler üzerinden gelişen bir
harekettir. Kadın PKK’ye katılarak, onun içersinde
mücadele vererek, erkekle çarpışarak iradeleşti,
kimliğine kavuştu. Kaldı ki, PKK sadece ulusal
devrimi gerçekleştirmedi. Doğuşundan itibaren
çelişkileri bir birinden koparmayarak, yeni bir
toplumsallığı yaratma iddiasıyla yola çıktı. Kadın
ve erkek ilişkilerini çözümlemeyi, geleneksellikten
kopmayı, değişimin merkezine koydu.
Toplumsal dokunun kök
hücresi olan kadını, toplumsal kurtuluşun başat
üyesi kıldı. Bu anlam da PKK’nin toplumda yarattığı
devrim bir kadın devrimi olarak ta tanımlana bilir.
PKK, bilimsel sosyalizmi, felsefe, ahlak ve politika
üçle mi ekseninde derinleştirerek, kadrosal gücüyle
toplumu değiştirmeyi hedefler. PAJK ise, bu kökten
bağımsız olmayıp, daha çok bu ideolojinin kadın
rengiyle, zihniyetiyle derinleştirilmesidir. Yani
kadın kurtuluş ideolojisinde derinleşme ve bunun
kadrosal gücünü yaratmanın ifadesidir. Aynı
kaynaktan akan, farklı nehir kolları gibi de
tanımlanabilir.
Şüphesiz PAJK
bağımsız bir örgütlenmedir. YAJK onun bir parçası,
PKK içersinde ki örgütlenme biçimidir. PKK İçersinde
ki kadın niceliğinin örgütlenmeye kavuşturularak,
nitelik kazandırılması ve onun özgün özerk
örgütlenmesidir. Perspektifini PAJK’ tan alır, aynı
zamanda PKK’ ye karşıda sorumludur. Ve dolayısıyla
çift kimliklidir. PKK içersinde ki misyonu kadın
kurtuluş ideolojisini derinleştirmek, yansıtmak ve
yaşama indirgemektir. Bu yoğunluğun iradesel
duruşuyla egemenlikli zihniyetin dönüşümünü
gerçekleştirmektir. Aynı zamanda demokratik ekolojik
kültürün, bilincin yerleştirilmesinde aktif rol
oynamaktır. Duygu zenginliğiyle, analitik zekayı
törpüleyerek, düşünsel sentezi yaratmaktır. Aynı
zamanda paradigmanın özgürlükçü ruhuna denk,
ideolojik bir motivasyon yaratarak, güçlü bir
moralize eden kaynağa dönüşmektir. Bunun yanında
kadında ki ideolojik birlikteliği sağlamak
Ve bu uyumun
güzelliğini yansıtabilmektir. Güneşin ışınları her
tarafa yayılır, ama güneş tek enerji kaynağıdır. Bu
bilinçle hareket eden YAJK gücü, PAJK açısından da,
yapıcı, birleştirici bir güç olacaktır. Bu
ortaklaşmanın düzeyi, ( eğitim, kadro, akademik
çalışmalar v.b) özgürlük hareketimize ve kadın
hareketine büyük bir ivme kazandıracaktır.
|