ANASAYFA

 
ÇAĞIN ANA ÇELİŞKİSİ, CİNS ÇELİŞKİSİDİR!

Ruşen/Helin Murat

5–11 Haziran tarihleri arasında, medya savunma alanlarında 138 delegenin katılımıyla gerçekleşen PAJK kongresinde, Kürt özgürlük hareketi içinde kadının oynadığı rol ve kendisine biçilen misyon bakımından önemli tartışmalar gerçekleşti.

PAJK I. Kongresinde siyasal, örgütsel, yeniden yapılanma konularında gerçekleşen önemli tartışmaların yanı sıra, çağın temel sorunu olarak kabul gören cins çelişkisi de tartışılarak önemli tespitlere ulaşıldı. Kürt kadınının cins çelişkisi ve mücadelesinde geldiği aşamayı ve kadın hareketinin yeniden yapılanma temelinde geliştirdiği alternatif çözüm yollarına ilişkin sorularımızı, PKK meclis üyesi ve PAJK koordinasyon üyesi Esma Semsur yanıtladı. 

-21. yy gerçekliğinde, bir kadın hareketi olarak çağın sorunlarına çözüm açısından kendinize nasıl bir rol biçiyorsunuz? 

Bütün çapraşık toplumsal-siyasal bağlamlarına ve tarihsel köklerine rağmen kadının özgürleşme sorunları, her çağın özgürlük sorunlarından kopuk ele alınmıştır. Her ne kadar 19. ve 20. yüzyıllarda, bu konuda bazı adımlar atılmış ve hatta “kadın özgürleşmeden toplumun özgürleşemeyeceği” söylenmişse de; özünde “kadın sorunu” olarak kalmış ve tarihsel-toplumsal çelişkilerin içerisine bir türlü tam olarak yedirilememiştir. Çelişkilerin kenarına veya yedeğine yerleştirilmiştir. Bunun sistem çözümlemesinin tam olarak yapılanmamasıyla, yine felsefenin temel çelişkisiyle değil de, kuşkusuz sistemin kendi iç çelişkileri üzerinden bir ikilik gelişme mantık yapısıyla alakası vardır. Gelişmenin ve tarihin, egemen-iktidarcı sistemin iç çelişkileriyle izah edilemeyeceği şimdi daha iyi anlaşılmaktadır. Bu anlamda felsefe, günümüz çağında ciddi mantık sorunlarıyla karşı karşıya gelmektedir.

20. yy’lın son çeyreğinde feminizm, kadının özgürleşme sorununun hiyerarşik-devletçi sistemle bağlarını irdelemiş, aslında sorunun bu bağlamda ortaya çıkarılmasında önemli bir rol oynamıştır.  Devlet olgusunun ve hiyerarşinin bu tarihten itibaren, bu denli tartışılır hale gelmesinde gençlik, barış ve çevre hareketleriyle birlikte feminizm belirleyici bir rol oynamıştır. Toplumsal hareketler, bu tarihten itibaren toplumun çelişkilerini sınıf ve ulus çelişkisinin dışına taşırmışlardır. Artık iki kutuplu sınıfçı-ulusçu bir dünya bakış açısının kendilerini ifade etmeye yetmediği, hatta bu bakış açısının kendileri için baskıcı, dıştalayıcı ve egemen bir bakış açısına dönüştüğünü ortaya koydular. Feminizmin bu anlamda oynadığı rol azımsanamayacak denli önemlidir. O dönem açısından feminizm anti-hiyerarşik hareketlerin gelişiminde oynadığı rol ile egemen sistemde, gedik açan bir hareket olmuştur. Bütün dünyanın ve toplum yaşamının salt ulus ve sınıf veya herhangi ikili bir çelişki eksenine oturtulamayacağı, bunun etrafında kurulamayacağı, gerçekliğin çoklu bir çelişkiler yumağı olduğu, içerisinde bulunduğumuz çağın, belki de en önemli değişim perspektifini ifade ediyor. Bu gerçeklik, Önderliğimizin ideolojik-felsefik açılımının temel perspektiflerinden biridir. 

-Bundan hareketle kadın hareketinin ideolojik öncülüğü olarak PAJK nasıl bir misyona sahip olacak? 

Önderlik, cins çelişkisini 21. yüzyılın temel yükselen çelişkisi olarak ifade ediyor. Bunun ne anlama geldiğini iyi ortaya koymak gerekiyor. Bu, her şeyden önce çağın ana-çelişkisinin cins çelişkisi olduğunu ifade ediyor. Ayrıca feminizmin günümüze kadarki anlamını ve içeriğini aştığını gösteriyor. İdeolojik-felsefik olarak, yine örgütsel perspektif olarak aynı zamanda kadına, çağın sorunlarının çözümünde yükledikleriyle de feminizmi aşıyor. Çok daha evrensel ve toplumsal bir öz kazandırıyor. Çağın bütün sorunlarına çok daha kapsamlı, toplumsal bütünlüğü ve toplum doğasını zedelemeyecek, onu kanserleştirmeyecek ama iç çelişkilerini de gözardı etmeyecek bir çözüm yaklaşımını ortaya koyuyor. Dolayısıyla kadının özgürleşme sorunlarını, toplumun özgürleşme sorunlarının tam ortasına yerleştiriyor. Kadın Özgürlük ideolojisiyle Önderlik toplumun özgürleşme ve çağın sorunlarını egemen-erkek, devletçi-iktidarcı sistemin dışına taşırıyor. Bununla cins çelişkisi tam bir toplumsal perspektife oturtuluyor. Bunun kadın özgürlük hareketi açısından çok daha kapsamlı görevler yüklediği ortada.

Çelişkilerin toplum doğasını ve gelişim diyalektiğini zedelemeyecek, toplum dokusunu parçalamayacak, toplumsal yaşamı yaşanılır kılacak, kadının, erkeğin, çocuğun, yaşlının, kısacası insan doğasını ve özgür gelişimini gözetecek, toplum-birey dengesini optimalleştirecek bir toplumsal perspektiftir bu. Demokratik-Ekolojik ve Cinsiyet Özgürlükçü Toplum paradigması, bu perspektif üzerine oturtulmuştur. Kadın gerçekliği, özgürlük felsefesi, tarihi, örgütlülüğü ve militanlığı burada çok merkezi bir rol oynuyor. Buna göre, bu kadar toplumsal bir perspektife oturan bir kadın özgürleşmesi asla cinsiyetçi olamaz. Kadının attığı her adımda, yürüteceği bütün çalışmalarda, yine sağlayacağı bütün örgütlülüklerde bir toplumsal perspektifi olmak durumundadır. Kendisini salt erkek egemenliğine karşıtlık pozisyonu içerisinde tutmak, klasik anlamda bir muhaliflik, bu perspektifin içerisini doldurmuyor, hatta kadın hareketini tekrardan egemen sistemin içerisine çekiyor. Eskiden bu yapılabiliyordu, bunun bir anlamı ve değeri de vardı. Kadının öz-iradeye kavuşması, özgücü ortaya çıkarması ve kopuşu gerçekleştirmesi anlamında bu çok önemliydi ve gerekliydi. Kadının kendine dönüşü diyebileceğimiz bir süreci ortaya çıkardı. Kadının hiçbir güce dayanmadan yaşayabileceği, kendisinin sahibi olduğu, özgür yaşam uğruna ateş topuna dönüşebileceği, bombayı kendi bedeninde patlatabileceği, yaşam iradesinin ve sevgisinin büyük olduğu otuz yılı aşkın geçmiş özgürlük mücadelemizde bu ispatlandı. Bu uğurda Beritan, Zilan, Sema gibi ve daha nice kadın yoldaş şehit düştü. Önderlik bunu bir tanrıçalaşma olarak tanımladı. Bu şahadetler, tanrıçalaşma, toplumsallaşma iradesidir.

Kadının bu yaşam gücüyle yeniden toplumsal kuruluşun anası, iradesi olabileceğinin ifadesidir. Bu özgür yaşam aşkı ve gücüyle yeniden bir toplum kurulabilirdi. Nitekim ilk toplumsal kuruluş kadın-ana etrafındadır.  Kadın olmaksızın, toplumsallığa dönülemeyecekti. Kadın Özgürlük tarihimizin bu anlamda çok iyi ve yeniden-yeniden irdelenmesi, ulaştığı dönüm noktasının anlaşılması açısından çok büyük bir öneme sahiptir. Şimdiye kadar bunu henüz kadın cephesinden güçlü bir şekilde analiz edemedik. Önümüzdeki süreçte en temel ideolojik çalışmalardan birisinin bu olması gerekiyor. Çünkü Önderliğimizin yeni ekolojik-demokratik ve cinsiyet özgürlükçü toplum paradigması bu tanrıçalaşma gerçekliğiyle, onun etrafındaki toplumsal kuruluşu ifade ediyor. Önderliğin bu anlamdaki paradigmasal gelişim diyalektiğini, gelişim tarihini iyi irdelemek gerekiyor. Şimdi ortaya çıkan bu gerçeklikler üzerinden yeniden toplumsallaşmanın; kadın örgütlenmesindeki mantığın, toplum perspektifinin, cins mücadelesindeki stratejinin bu perspektifle ele alınması ve geliştirilmesi en temel sorunumuz olmaktadır. Toplumsallıktan kopan kadın mekanizmaları bu süreci karşılayamayacaktır. Kısacası kadın özgürlük hareketine yüklenen misyon çok kapsamlı. Bunun bir kere güçlü ve yoğun tartışma mekanizmalarının, ideolojik merkezinin oluşturulması gerekiyor. Bu açıdan PAJK Kuruluş Kongresi çok tarihi bir öneme sahiptir. Stratejik bir adımı ifade ediyor.  

-PAJK ideolojik bir kadın örgütlenmesi olarak YAJK adı ile PKK çalışmaları içerisinde nasıl bir misyona sahiptir? 

PKK, Kadın Özgürlük İdeolojisi ekseninde demokratik, ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü bir toplum paradigmasıyla kendisini yeniden inşaa ediyor. Bu onun demokratik-sosyalizm özünü ifade ediyor. Önderlik PKK’yi toplumsal değişim ve dönüşümün kurmay örgütü olarak tanımladı. Yani demokratik sosyalist toplum örgütlenmesinin öncüsü ve aslında kendi içerisinde yarattığı özgür kadın ve özgür erkek etrafında gelişecek ideolojik, siyasal, örgütsel, sosyal-kültürel ilişki sistematiği, mekanizması ve mantığı ile öncü güçtür. Dolayısıyla kadın özgürlük hareketinin ideolojik kadro örgütlenmesinin önemli bir ayağıdır. Erkeğin dönüştürülmesinde, toplumsallığa çekilmesinde önemli bir misyona sahiptir. Özgür Kadın burada örgütlenemezse,  erkekle özgür tartışma, çalışma ve örgüt zeminlerini yaratamazsa, kısacası erkekle özgür-eşit bir ortaklaşmayı yaratamazsa, erkek kendisini dönüştüremezse, Kadın Özgürlük İdeolojisine özde ve güçlü bir katılımı sergileyemezse, kendisini sistemin sınırlarında tutarsa, PKK kendi anlam özüne kavuşamayacaktır. Böylesine iç içe geçen, birinin zayıflığının diğerini bağladığı, birinin değişim ve dönüşümünün diğerini etkileyeceği bir mücadele zemini ve özgür yaşam modelidir. Dolayısıyla yaşam duruşu, örgütsellik, özgür- yaratıcı düşünsel ve yaşamsal üretim, katılımcılık gibi çok kapsamlı ve derin bir ideolojik formasyon isteyen bir zemindir. Kurmay örgütü ancak böyle düşünebiliriz.

Kadının katılımı salt kadın özgürlük hareketi açısından değil, erkeğin kendi özgürleşmesi, kendi doğasına ve öz tanımına ulaşması ve yeni paradigmaya girişi anlamında da çok stratejik bir önemdedir. Sorun sadece örgütsel mekanizmaların yaratılması, örgütsel işleyişlerin geliştirilmesi, oturtulmasının çok çok ötesindedir. Bunların ötesine geçmeyi başarmak durumundayız. Burada asıl olan anlamlandırmadır. Zaten ideolojikleşmenin temel tanımlarından biridir. Erkeğin, kendisini kadının dışında, onsuz tanımlaması, kendisini toplumun ve doğanın karşısına yerleştirmesidir ve bu kendisinin de inkarıdır. Burada ortaya çıkacak olan, toplum karşıtlığıdır. Kadının özgürce ve güçlü bir katılımı sergilememesi, kendisini PKK’nin dışında ele alışı, salt bir karşıtlık üzerinden yaklaşımı da, aynı biçimde bir sistem içileşmeyi ifade eder. Oysa PKK yeniden ve özgür bir toplumsallaşmanın çekirdek öncü gücüdür. Dolayısıyla kadrolarca doğru ve çizgisel bir duruş olarak misyonu yüklenme, sahiplenme, çizgi mücadelesinin militan duruşunu sergilemek açısından yakıcı bir öneme sahiptir.

Kadın cephesinden PKK’nin yeniden inşaası zorlu ve biraz sancılı gelişiyor. İdeolojik-felsefik perspektifin tam oturtulmasında, bu perspektifin ortaya çıkardığı misyona denk bir yaklaşımın ve örgütlülüğün geliştirilmesinde ciddi zayıflıklar var. YAJK (yekitiya jina azad) kuruluş konferansını yaptı, kendisini özgün ve özerk temelde örgütlemeyi hedef olarak koydu. PAJK’la ortaklaşmanın gereklerini de burada güçlü bir biçimde ele aldı. PAJK Kuruluş Kongresiyle bu gerçekleştirildi.  Bundan sonraki süreçte hem YAJK’ın kendisini güçlü bir biçimde örgütleyebilmesi, hem de Önderliğin Kadın Özgürlük İdeolojisi ve Yeni paradigma ekseninde ideolojik perspektifi güçlü bir şekilde kendisine yedirmesi, bunun tartışma, yoğunlaşma ve taşırma mekanizmalarını iyi yaratması gerekiyor. Kısacası misyonunun içinin ideolojik-felsefik, örgütsel ve pratik olarak çok daha güçlü bir biçimde doldurulması gerekiyor. Önümüzdeki sürecin temel çalışması bu olacaktır. 

 

PAJK MENÜ

 


 


 


PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006. Tüm hakları saklıdır