|
PKK KÜRTLERİN KENDİSİNİ YAŞAMIN HER ALANINDA
ANLAMLANDIRMA VE YENİDEN YARATMA HAREKETİDİR...
|
Kürtler halk olarak kendi varlıklarını bu günlere
direnişleri ile getirmiş ve koruya bilmişlerdir. Geçmiş
Kürt direnişleri her ne kadar eksik ve yetersizlikleri
kendi içinde barındırsa da canlı kalmanın ve sistemin
yok etme politikalarının geri püskürtülmesi anlamını
taşıyordu. PKK çıkışıyla, önderliksel hareketin gelişimi
ile daha bilinçli, daha örgütlü, ortak iradeyi açığa
çıkaran bir gerçeklik yaratmıştır. Kürt varlığının
teminatını bilincinden, örgütlülüğünden, açığa çıkardığı
iradeden ve yaratılan iradeyi toplumsallaştırmaktan
geçeceği anlamını güçlendirmiştir. Toplumsallık PKK
hareketinin özüdür. Komünal yaşam ve toplumsallığın bu
esas üzerinden geliştirilmesi PKK’nin temel felsefik
yaklaşımı olmaktadır. Gücünü, örgütlülüğünü bu temel
ilkelerden almaktadır. PKK’ de toplumsallık, maneviyat
bir bütün değerler olarak görülür. Toplumsal değer
kültürleşmekle gerçekleştiğinden gelenekler önemsenir ve
geliştirilmesi için mücadele yürütülür. Aslında şunu da
diyebiliriz PKK Kürt kültürünün, geleneğinin topluma mal
edilmesi ve toplumsal alanı bu anlamda geliştirilmesi
için başından beri çalışmıştır.
Toplumsal alan olarak tanımlayacağımız alanlar geniş
olmakla beraber toplumu canlı tutan, varlığını koruyan,
bağımsız ve özgür gelişimini sağlayan temel alanlardır.
Bu nedenle sosyal alan çalışmalarının inşa sürecindeki
önemini ve oynayacağı rolü önemlidir ve üzerinde
durulmalıdır. Dil ve eğitimden tutalım sağlık
politikalarına, kadın ve gençlikten emek hareketine,
spor çalışmalarından tutalım da toplumu ilgilendiren
bütün yaşam alanları PKK hareketiyle yeniden
anlamlandırma gelişti diyebiliriz. Var olan sistemsel
gerçeklik bu yaşam alanlarını felçleştirip kendi
çıkarları hizmetinde kullanmaktadır. Adeta sermaye
alanları olarak örgütleyip sistem çarkını döndürmeye
hizmete koşturulmuştur.
Toplumun kendi değerlerine, geleneğine yabancılaşma
durumu kapitalist tekelci kültürün kendisini toplumun
tüm gözeneklerine yerleştirmesi ve bu anlamda toplumu
esir almasıyla gerçekleşti. Kapitalist kültür ve yaşam
biçimi manevi değerleri tüketip, ahlaki ve politik
toplum izlerini tümden silme ve toplumu felsefesiz,
ideolojisiz, geleceksiz bu anlamda ütopyasız bırakmayı
amaçladı. Özellikle spor alanı toplumun can damarı
diyebileceğimiz bir alandır. Sistem kendi hesaplarını
hayata geçirmek üzere bu yaşamsal alana ahtapot misali
sarıldı. Toplumsal yaşamın inşasından günümüze kadar
spor kültürü geliştirilerek farklı yaşamsal anlamlar
yüklenmiştir elbette. Barışı, huzuru, sevgiyi,
dayanışmayı geliştirmenin tarihte simgesi olmuştur.
Zamanı geldiğinde dayanışmayı, kolektif ruhu yaratarak,
sevgi ve dostluk ilişkileri geliştirerek, barış ve
sükûneti yaşatma aracı olmuş, insanlığa bu anlamda
hizmet etmiştir. Özellikle insanın düşünce ve bedensel
gelişiminde, sağlıklı toplumsal yapıya spor yoluyla
ulaşılmıştır. Sağlık, yararı olması bir yana insanın
kişilik yapılanmasını da belirleyen temel etkenlerden
biridir. Kişilik oluşumunda paylaşıma, ekip çalışmasına,
kolektif ruh yaratmaya hizmet etmektedir. Tarihsel
olarak bakıldığında bu biçimiyle sporun ana özü açığa
çıkmış durumdadır. Genelde uygarlık tarihi, özelde ise
kapitalizm ile sosyal ilişkiler yoğunluğunu ifade eden
sporun tarihsel özü her açıdan saptırılmıştır
diyebiliriz. Kapitalizm baştan itibaren sporu iktidarla
bütünleştirip, amatör özünü yıkarak spor alanında
endüstrileşmeyi geliştirmiştir. Metalaştırılan, kâr elde
etmek amaçlı geliştirilen, yaşanan sistemsel sorunlar
karşısında duyarsızlaştıran bir yozlaştırma alanına
dönüştürülmüştür. Topluma sağlıklı, moralli ve fiziki
dayanıklılık temelinde katılım yerine; para kazanma,
bunun için rekabeti çılgınca körükleme, toplumu pasif
seyirciye dönüştürme amacı esas alınmıştır. Kapitalist
iktidar yapısının geliştirdiği kurumsal nitelik derinden
incelendiğinde ve toplumsal sorunlar tespit edildiğinde
bu tür yaşamsal etkinlikleri toplumu toplum olmaktan
çıkaran ve bireyciliği en uç noktada dayatan boyutlara
ulaştığını görebiliyoruz. Bugün oynadığı rol sisteme
sıcak para kazandırmak dışında toplumsal hiçbir değer
taşımayan, iktidarların sermaye alanına dönüşme rolüdür.
Toplumsal ihtiyaçları karşılamaktan, sağlık ve huzur
veren bir alan olmaktan çıkartılmış, toplumsal
yozlaşmayı, çöküşü geliştiren, çürüten role
büründürülmüştür. Gençlikte bireyciliği geliştirmiş,
hırsın şekillendirdiği insan tipleri yaratmıştır. Bu
toplumun birbirine ulaşmasının önünde en büyük engel
olmuş, insan yaşamında büyük kopukluklar, boşluklar
yaratmıştır. Birey ve toplum ilişkilerinin güçlü
bağlarını oluşturan bu alan toplumdan tamamen kopmuş bir
pozisyondadır. Kirli siyasete alet edilen spor bu
anlamda fiziksel, ruhsal, psikolojik olarak toplumun
gerilemesine ve Komünal kültürel değerlerinden
uzaklaşmasına neden olmuştur.
Spor alanı günümüzde iliklerine kadar şiddeti
içselleştirmiş, yaşam alanından çok yaşamı yıpratma
yozlaştırma alanına dönüşmüştür. Rekabet ve kâr hırsını
ve korkunç bir öl, öldür mantığını derinleştiren
zihniyeti günümüzde de görebiliriz. “Arena” kültürü
hâkim kılınmış ve bundan zevk alan, kapitalizmin özürlü
çocukları olarak da ifadelendirilebilecek sağlıksız,
hastalıklı hatta ucube bir toplum gerçeği yaratılmıştır.
Kısaca baktığımızda bu yaşamsal alan üzerinden toplumun
politik ahlaki dokusu paramparça edilmeye çalışılmış,
böylece kendisi olmaktan çıkan, toplumsal refleksleri
duyarsızlaşmış yığınlar topluluğu oluşturulmaya
çalışılmıştır. Bugün baktığımızda sporun ne kadar
zengin, farklı ve değişken bir alan olduğunu
görebiliyoruz. Şimdiye kadar egemen zihniyete bırakılan,
kapitalist tekelci sistemin insafına terk edilen bu
alana bütün yaşamsal alanlarda olduğu gibi PKK ile spor
alanına kendi özüne kavuşma zemini açılmıştır. Şiddetten
arınmış, halkların demokratik Komünal değerlerini temsil
eden, insani değerleri ve paylaşımı geliştiren,
toplumsal alan olarak yaşamsal etkinliğine kavuşmayı PKK
ile başaracaktır.
PKK sistem karşıtı hareket olma özelliği taşıdığından
alternatif yaşam ve toplum oluşturma iddiasındadır. Bu
büyük ve kutsallık derecesindeki iddia ideolojik,
felsefik ve yaşam alanlarında hayat bulmuş ve halkımızın
da yoğun ilgi ve desteğini kazanmıştır. Demokratik özerk
sistemin yoğunlaştığı bu süreçte ve halk olarak her
alanda olduğu gibi spor alanında da kendimizi örgütlemek
istediğimiz ve esas olarak yeni bir zihniyet, yaklaşım,
anlam katarak geliştirmek istediğimiz bu çalışmayı
toplumsal inşanın temel çalışması olarak görmemiz
bundandır. Tarihsel ve toplumsal olarak taşıdığı
karakterinden dolayı spor alanını demokratik özle
buluşturan, şiddetten arındırılmış, toplumun barış,
huzur ve sağlığına hizmeti amaç edinen bir sisteme
kavuşturmak demokratik görevlerimizin başında
gelmektedir. Bu anlamda yeniden inşa çalışmalarında
toplumun yabancılaştırıldığı, sadece bir kesim insanın
uğraşı olarak görülen spor tarihsel özle buluşacak ve
insanlığa hizmet amaçlı geliştirilecektir. Spor alanını
toplumsal hizmet, barış ve refah alanı olarak ele almak
ve zihniyet dönüşümünü bu anlamda gerçekleştirmek,
paradigmasal anlamda demokratik, ahlaki bir yapısallığı
bu alanda oturtmak ve yaşamsallaştırmak aciliyet arz
etmektedir. Özgür, demokratik özerk toplumda Kürt
toplumunun ve bireylerinin geliştirdiği spor anlayışı
demokrasiyi, eşitliği, estetiği, komünalizmi temsil
edecek ve demokratik ekolojik cinsiyet özgürlükçü
paradigmayla sporu geliştirecektir. Bu anlamda partimiz
PKK’nin 34’cu kuruluş yıldönümünde toplumsal alanı daha
da güçlendireceğimiz, spor alanını yaşamsal alanla
buluşturacağımız sözünü veriyor, partinin kuruluş yıl
dönümünü bütün özgürlüğe inananlara ve yüreği özgürlük
için atanlara kutluyorum. Nice özgür yıllara diyorum.